Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yıldırım'da Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Haber

Yıldırım'da Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.

Bursa'nın Yıldırım ilçesinii geleceğe hazırlayan yatırımlara imza atan Yıldırım Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Yıldırım Belediyesi’nin, Ulus Mahallesi’nde 12 bin 584 metrekarelik alanda gerçekleştirdiği Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından riskli alan ilan edilen bölgedeki mülkiyeti Yıldırım Belediyesi’ne ait kentsel dönüşüm projesi 4 blok, 284 konut ve 28 işyeri olmak üzere 312 bağımsız bölümden oluşacak. 291 araçlık otoparka sahip Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi, sosyal donatı alanları ve yeşil alanları ile örnek bir yaşam alanı oluşturacak. YÜZDE 78’İ TAMAMLANDI Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde incelemelerde bulundu. Daireleri gezen Başkan Yılmaz, “Buradaki projemizin sonuna yaklaştık. 312 bağımsız bölümden oluşan Ulus Kentsel Dönüşüm Projemiz yakın zamanda hak sahipleri ile buluşacak. Projemizde ortak alanların aydınlatılmasını güneş enerjisi ile temin edeceğiz. Bu alanlardaki sulama için yağmur sularının toplanıp depolanacağı bir sistem geliştireceğiz. Ayrıca elektrikli araç kullanımını teşvik etmek için şarj istasyonları de yer alacak. ‘Yeşil Dönüşüm’ olarak nitelendirdiğimiz projemiz, bundan sonraki çalışmalarımız için de örnek olacak. Ulus Kentsel Dönüşüm Projemizde inşa çalışmalarımız yüzde 78 oranında tamamlandı. Buradaki çalışmalar bittiğinde Yıldırım çevre dostu yeni bir yaşam alanına daha kavuşmuş olacak” dedi. YILDIRIM TÜRKİYE’YE ÖRNEK Başkan Oktay Yılmaz, Yıldırım Belediyesi’nin kentsel dönüşüm konusunda Bursa’nın en tecrübeli kurumu olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Yıldırım’ın dört bir yanında yürüttüğümüz dönüşüm çalışmalarıyla riskli yapılar daha modern ve güvenli yaşam alanlarına dönüşüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı, sadece binaları yenilemekten ibaret görmüyoruz. Yeni ulaşım arterleri, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar ve çevreci uygulamalarla bütüncül yaşam alanları oluşturuyoruz. Ulus Kentsel Dönüşüm Projemiz de bu anlayışımızın en güzel örneklerinden biri. Yıldırım’daki dönüşüm çalışmalarımız hem Bursa’ya hem de Türkiye’ye öncü olacak nitelikte” ifadelerini kullandı.

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD), BTSO ev sahipliğinde Bursa iş dünyasını “Bursa İş Dünyası Buluşması”nda bir araya getirdi. Haber

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD), BTSO ev sahipliğinde Bursa iş dünyasını “Bursa İş Dünyası Buluşması”nda bir araya getirdi.

TÜGİAD’ın düzenlediği, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bursa İş Dünyası Buluşması”nda küresel ekonomi, girişimciliğin geleceği ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. TÜGİAD Bursa Şubesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, TÜGİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Kahveci açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Posta Gazetesi Ekonomi Müdürü Bilal Emin Turan moderatörlüğünde TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım ile BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay değerlendirmelerde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa Bursa iş dünyasının yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ve temsilcisi, iş insanı, girişimci ve sektör temsilcisi katıldı. BAŞKAN BURKAY’DAN YAPAY ZEKA, DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise küresel ekonomide yeni nesil teknolojilerin payının her geçen yıl hızla arttığına dikkat çekerek, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesinin köklü üretim kültüründen ve yıllardır sürdürülen sanayi dönüşümünden beslendiğini belirten Burkay, pandemi sonrasında özellikle küresel rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Bu zorlukların aşılması ve şirketlerin üretim gücünün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Burkay, mevcut üretim kapasitesinin korunmasının yanı sıra yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeni nesil teknolojiler alanlarında güçlü bir dönüşüm gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı. TÜGİAD’ın G20 Genç Girişimciler İttifakı kapsamında Viyana’da gerçekleştireceği zirvenin de bu dönüşüm açısından son derece değerli olduğunu belirten Burkay, genç girişimcilerin küresel ekonomi içerisindeki rolünün giderek güçlendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin genç girişimcilik potansiyelinin uluslararası platformlarda temsil edilmesinin yeni iş bağlantıları, yatırım fırsatları ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Burkay, TÜGİAD’ı bu önemli organizasyonu Bursa ve Türkiye’nin genç iş dünyasının gündemine taşıdığı için tebrik etti. Bursa’nın güçlü üretim altyapısı ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının bir araya gelmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Burkay, G20 Genç Girişimciler İttifakı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin daha güçlü şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. “BURSA’DAN VİYANA’YA GÜÇLÜ BİR VİZYONLA İLERLİYORUZ” Programın açılışında konuşan TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’ne uzanan süreçte Bursa’nın üretim gücünü küresel fırsatlarla buluşturmayı, genç girişimcilerin önünü açmayı ve yeni iş birliklerinin temellerini atmayı hedeflediklerini söyledi. TÜGİAD’ın 40 yıllık birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda güçlü şekilde temsil edilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kahveci, “Bursa’dan Viyana’ya” ifadesinin yalnızca iki şehir arasındaki bir yolculuğu değil, Bursa’nın üretim gücünü, girişimcilik kültürünü, sanayi tecrübesini ve ihracat kabiliyetini küresel platformlara taşıyan bir vizyonu ifade ettiğini vurguladı. Dünyada yapay zekâ, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel ticaretteki değişimlerle birlikte iş yapma biçimlerinin hızla dönüştüğüne dikkat çeken Kahveci, genç girişimcilerin bu dönüşümün önemli aktörleri olduğunu ifade etti. Genç girişimcilerin finansmana, bilgiye, teknolojiye ve uluslararası pazarlara erişebileceği güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğini belirten Kahveci, kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. “BURSA’NIN ÜRETİM GÜCÜNÜ DÜNYAYA TAŞIYACAĞIZ” Panelde konuşan TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kültürü ve girişimcilik kapasitesiyle Türkiye’nin dünyaya açılan önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TÜGİAD’ın Bursa Şubesi ile kurduğu güçlü iş birliğinin, kentin üretim kapasitesinin ulusal ve uluslararası ağlarla buluşturulması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yıldırım, Bursa’yı TÜGİAD’ın önemli yapı taşlarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün üretim modellerini değiştirdiği, yeşil dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin rekabet koşullarını yeniden belirlediği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye’nin yalnızca daha fazla üretmeye değil; daha yüksek katma değer üretmeye, teknoloji geliştirmeye, markalaşmaya ve küresel karar mekanizmalarında daha güçlü yer almaya odaklanması gerektiğini vurguladı. TÜGİAD’ın 40 yılı aşkın birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesi için çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Yıldırım, 16-18 Eylül tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’nin Türk girişimciliğinin küresel ölçekte tanıtılması ve yeni uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Zirvenin dünyanın farklı ülkelerinden girişimcileri, iş dünyası liderlerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getireceğini ifade eden Yıldırım, organizasyonu yalnızca bir zirve olarak değil, Türkiye’nin girişimcilik gücünü dünyaya taşıyacak önemli bir platform olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bursa’nın üretim gücü ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının birleşmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Yıldırım, Bursa’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya ve Avrupa’dan dünyaya uzanan daha güçlü bir girişimcilik hikâyesinin birlikte yazılabileceğini vurguladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinde itici güç olduğunu belirterek, kentin önümüzdeki dönemde daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını ifade etti. “ENERJİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat arttığını, buna karşın Bursa’daki artışın 5 kat olduğunu vurguladı. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir” dedi. Türkiye’nin kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini belirten Bayraktar, hedeflerinin ülkeyi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı konuma taşımak olduğunu kaydetti. AKKUYU VURGUSU Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Türkiye’nin nükleer enerji üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Santralde Bursa sanayisinin ürettiği ekipmanların da kullanıldığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünde yerli ekipman üretiminin önemine dikkat çekti. SANAYİCİDEN KESİNTİSİZ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR ENERJİ TALEBİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli ve öngörülebilir maliyetli enerji olduğunu söyledi. Burkay, enerji altyapısının güçlendirilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin önemine işaret etti. Burkay ayrıca, BTSO’nun dijital dönüşüm projesi kapsamında geliştirilen KOBİ Diyalog uygulamasıyla 60 bin üyeye daha güçlü katılım imkânı sunulacağını belirtti. Burkay, sanayi alanlarına duyulan ihtiyacı karşılamak için geliştirilen KOBİ OSB projesine kısa sürede 2 bin 500’ün üzerinde başvuru yapıldığını açıkladı. Bursa’nın üretim gücünü destekleyecek yeni sanayi alanlarının önemine dikkat çekti. Toplantıda iş dünyası temsilcileri de enerji alanındaki talep ve önerilerini Bakan Bayraktar’a iletti. Program, hediye takdimiyle sona erdi.

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde Haber

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen Ekonomi İstişare Toplantısı’nda küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin görünümü, enflasyonla mücadele, cari açık ve özel sektörün finansmana erişimi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir programı kapsamında gerçekleştirilen **“Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı”**nda iş dünyası ve ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin de ekonomilerin geleceğini şekillendiren temel başlıklar arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin bu değişim sürecinde ekonomi politikalarını kararlı biçimde uygulamasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bütçe ve cari açığı yönetilebilir seviyede Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cevdet Yılmaz, bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu ifade etti. Deprem nedeniyle gerçekleştirilen yüksek harcamalara rağmen 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, cari açığın ise yüzde 1,9 seviyesine gerilediğini aktardı. Birkaç yıl önce yüzde 5-6 seviyelerinde bulunan cari açığın önemli ölçüde azaltıldığını belirten Yılmaz, savaşlar ve enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle bu yıl cari açıkta bir miktar artış yaşanabileceğini, ancak açığın yönetilebilir düzeylerde kalmasının beklendiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise yüzde 35 olduğunu belirtti. Yılmaz ayrıca temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 278 milyar dolara, hizmet ihracatı da dahil toplam ihracatın ise 401 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Enflasyonla mücadelede yeni hedefler güncellenecek Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de enflasyon oldu. Enflasyonun ekonomi politikalarının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, 2024 yılında yüzde 75'in üzerinde seyreden enflasyonda başlayan düşüş eğiliminin devam ettiğini ifade etti. Temel mallardaki yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 16,8 seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonunda da aşağı yönlü hareketin başladığını ve hizmet enflasyonunun ilk kez yüzde 40'ın altına indiğini söyledi. Ekonomi politikalarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, arz yönlü tedbirlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti. Bu kapsamda Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerin güncelleneceğiniaçıkladı. Gıda arzı için yeni adımlar geliyor Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle gıda, sosyal konut, enerji ve lojistik alanlarının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Gıda üretiminin ve arzının artırılmasının hem vatandaşların refahı hem de fiyat istikrarı açısından kritik olduğunu ifade eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını söyledi. Gıda Komitesi'nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, fiyat hareketlerinin daha yakından izleneceğini ve gıda piyasasındaki gelişmelerin haftalık olarak takip edileceğini belirtti. Arz ve talep koşullarının erken uyarı mekanizmalarıyla izleneceğini aktaran Yılmaz, gerekli durumlarda hızlı şekilde tedbir alınacağını ve gıda alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılacağını kaydetti. Enerjide yerli üretimin artırılması, Türkiye'nin enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması da Yılmaz'ın işaret ettiği diğer arz yönlü politikalar arasında yer aldı. Sanayici ve KOBİ'ler için yeni finansman paketleri hazırlanıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özel sektörün finansmana erişiminin de ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının sağlanması ve ekonomik risklerin azaltılmasıyla birlikte finansman maliyetlerinin zaman içinde düşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, çiftçi ve esnafa yönelik sübvansiyonlu kredi imkanlarının sürdüğünü ifade etti. Reeskont kredilerinde finansman maliyetlerinin daha uygun seviyelere çekilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Yılmaz, sanayiciler ve KOBİ'ler için yeni finansal paketler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, seçici destek mekanizmaları ve hedef odaklı ekonomi politikalarıyla Türkiye ekonomisinin dengeli büyümesinin desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

AK Parti, kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla hazırladığı vizyon belgesini kamuoyuyla paylaştı. Haber

AK Parti, kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla hazırladığı vizyon belgesini kamuoyuyla paylaştı.

AK Parti, kuruluşunun 25. yılı kapsamında hazırladığı 25. Yıl Vizyon Belgesi’ni açıkladı. Belgenin önsözünü Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kaleme aldı. Erdoğan, önsözde ilk çeyrek asırda Türkiye’nin kendi yolunu çizerek önemli bir kapasite inşa ettiğini belirterek, önümüzdeki 25 yıllık dönemin bu kapasitenin “kurucu bir etkiye” dönüşeceği bir dönem olacağını ifade etti. VİZYONUN ÖNE ÇIKAN BAŞLIĞI: TERÖRSÜZ TÜRKİYE Belgede “Terörsüz Türkiye” hedefi önemli bir başlık olarak yer aldı. Terörün sona ermesinin toplumsal alanda kardeşlik hukukunu güçlendireceği, Türkiye’nin huzurunu ve ekonomik kapasitesini artıracağı savunuldu. Terör nedeniyle güvenlik harcamalarından tasarruf edilecek kaynakların eğitim, sağlık, tarım, turizm ve sanayiye yönlendirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Vizyon belgesinde Terörsüz Türkiye hedefinin ülke sınırlarıyla sınırlı olmadığı, Suriye ve Irak başta olmak üzere komşu coğrafyalarda bölgesel istikrarın sağlanmasının da amaçlandığı ifade edildi. DİJİTAL EGEMENLİK VE YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRETİM Belgede Türkiye’nin değişime uyum sağlayan değil, değişime yön veren bir ülke olması hedefi ortaya konuldu. Bu kapsamda güçlü devlet kapasitesi, bütünleşik millî güç, düzen kurucu dış politika, dijital egemenlik, öngörülebilir hukuk, güçlü aile, yüksek katma değerli üretim ve yeşil dönüşüm başlıkları öne çıktı. Belgede, ilk 25 yılın Türkiye’nin kapasitesini inşa ettiği dönem olduğu, ikinci 25 yılın ise bu kapasitenin küresel ölçekte kurucu bir etkiye dönüştürüleceği vurgulandı. “86 MİLYON ORTAK GELECEĞİN SAHİBİ” Toplumsal birlik ve kardeşlik vurgusunun da öne çıktığı belgede, kökeni, inancı, dili ve yaşam tarzı ne olursa olsun 86 milyon vatandaşın ortak geleceğin sahibi ve kurucusu olduğu ifade edildi. Belgede Türkiye’nin gelecekte daha güçlü, güvenli ve müreffeh bir ülke olması hedeflenirken, küresel düzende Türkiye’nin etkisinin artırılması mesajı verildi. Erdoğan, vizyon belgesindeki mesajını “Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz birdir” ifadeleriyle tamamlayarak hedefin köklerinden aldığı güçle geleceğe yön veren, üreten, yöneten ve kuran “Büyük ve Güçlü Türkiye” olduğunu belirtti.

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek Haber

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek

Allianz Trade, metal sektörüne yönelik hazırladığı yeni araştırmasında küresel üretim görünümünü, yatırım eğilimlerini ve Türkiye'nin sektördeki stratejik konumunu mercek altına aldı. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörü küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaştı ve 2026 yılında da büyümesini sürdürecek. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir.

ULUTEK firması Zamia Kompozit'e inovasyon ve yeşil dönüşüm programında birincilik ödülü Haber

ULUTEK firması Zamia Kompozit'e inovasyon ve yeşil dönüşüm programında birincilik ödülü

Tarımsal atıkları yüksek katma değerli biyokompozit materyallere dönüştüren şirket, iklim kriziyle mücadeleyi hedefleyen ve sürdürülebilir teknolojiler üreten girişimleri destekleyen İnovasyon ve Yeşil Dönüşüm Programı (Innovation and Green Transformation - IGT) Finali’nde birincilik ödülüne layık görüldü. Tarımsal atıklar aracılığıyla çevre dostu, hafif ve yüksek performanslı hammaddeler üreten Zamia Kompozit; otomotiv, ambalaj, yapı malzemeleri ve 3D baskı teknolojileri gibi pek çok farklı sektöre sürdürülebilir alternatifler sunuyor. “TARIMSAL ATIKLARI ÖNEMLİ BİR KAYNAK OLARAK GÖRÜYORUZ” Zamia Kompozit Kurucusu Doç. Dr. İdris Karagöz, firmanın temel vizyonunun tarımsal atıkları yeniden ekonomiye kazandırmak olduğunu ifade etti. Fındık, ceviz, yer fıstığı, kestane ve pirinç kabuğu gibi atıkları yenilikçi metodlarla işlediklerini kaydeden Karagöz, “Biz tarımsal atıkları bir çevre problemi olarak değil, kıymetli bir kaynak olarak değerlendiriyoruz. Bu atıkları otomotiv, ambalaj, yapı malzemeleri ve eklemeli imalat gibi alanlarda değerlendirilebilecek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürme hedefiyle biyokompozit granül ve 3D baskı hammaddeleri geliştiriyor; tarımsal atıkları polimer sistemlerle birleştirerek çevre dostu, hafif ve dayanıklı materyaller üretiyoruz.” dedi. Zamia Kompozit’in Ar-Ge, girişimcilik ve sürdürülebilir malzeme teknolojileri alanında aldığı destekler ve elde ettiği ödüllerle büyüme ivmesini artırdığını belirten Doç Dr. Karagöz, “TÜBİTAK BİGG Programı desteğiyle şirketimizi kurduk ve geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde Küresel Temiz Teknoloji İnovasyon Türkiye Programı (GCIP) kapsamında ek yatırım desteği almaya hak kazandık. IGT Programı Finali’nde ise birincilik ödülü alarak çalışmalarımızı ulusal düzeyde taçlandırdık. Teknogirişim Rozeti almamız, marka tescil işlemlerimizi tamamlamamız ve TİM-TEB girişimcilik ekosistemine kabul edilmemiz büyüme yolculuğumuzda kritik adımlar oldu.” dedi. ‘ULUTEK EKOSİSTEMİ GELİŞİM SÜRECİNE KATKI SAĞLIYOR’ Akademik bilgi birikimini sanayinin gereksinimleriyle harmanlayarak Ar-Ge, ürün geliştirme ve ticarileşme süreçlerini tek çatı altında yürüttüklerini belirten Karagöz, ULUTEK Teknopark’ın sunduğu altyapı, mentorluk hizmetleri, yatırımcı ve sanayi ağlarının firma için değerli fırsatlar yarattığını vurguladı. Karagöz, “ULUTEK bünyesinde bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Teknopark ortamı sayesinde farklı sektörlerden girişimlerle iletişim kurma, stratejik iş birlikleri geliştirme ve yenilikçi projeler hayata geçirme şansı yakalıyoruz. ULUTEK’in girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıların, şirketimizin gelişiminde ve kazandığımız bu ödülde önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Güncellenen sistem çerçevesinde Türkiye genelinde ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı konuşmada, 7 yıldızlı akreditasyon belgesi almaktan dolayı büyük bir gurur duyduklarını dile getirdi. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir neticesi olduğunu belirten Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi'nde en üst mertebe olan 7 yıldızlı akreditasyona hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Söz konusu başarı; 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm sürecinin, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin güçlü bir yansımasıdır.” Burkay, ulaşılan bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ile Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye'deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya kavuşmasında Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende hitap ederek, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir rol oynadığını belirten Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne dek 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, 30'dan fazla ülkedeki muadilleriyle ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası arenadaki yarışmalarda ödüller kazandığına değinerek şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi ile oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüp geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışı pazarlarına açılıyor ve şehirlerine kaynak sağlıyor. Yürüttükleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların yer aldığı yarışmalardan ödüllerle dönerek dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline gelmiştir.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsalara önemli misyonlar düştüğünü hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka haline getirmek adına liderliği sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” şeklinde konuştu. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik konjonktür ve ticari şartlara uyum sağlamak amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının yenilendiğini açıkladı. Yeni sistemde; e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE çalışmaları, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kriterlerine eklendiğini bildiren Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon faaliyetlerinin, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini yükseltmeyi amaçladığını söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini artırdığını vurgulayan Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını ifade etti. Küresel ekonomideki korumacı eğilimlerin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet şartlarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat potansiyelinin korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi hamleleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör temsilcileriyle yakın koordinasyon içinde yürüttüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar haline gelmesinin Türk ekonomisine ciddi katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin kurumsal kapasiteye katkılarına dair değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst basamak olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini bir kez daha ulusal düzeyde tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun somut bir göstergesi olarak kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.