Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeniden Yapılanma

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Yeniden Yapılanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeniden Yapılanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt Haber

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yeni partinin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerine sert sözlerle karşılık verdi. Uçum’un yaşanan siyasi gelişmeleri “siyasi magazin” olarak nitelendirmesine tepki gösteren Emir, açıklamalarını “atanmışlığın kibri” olarak değerlendirdi ve tartışmanın asıl adresinin seçim sandığı olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, YENİ Parti’nin kuruluş sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu oluşumun CHP içerisindeki ayrışmanın bir sonucu olduğunu savunmuştu. Uçum, söz konusu gelişmenin Türkiye siyaseti açısından önemli bir dönüşüm anlamına gelmediğini ileri sürerek, yaşananları “kişisel veya grupsal ajandalar üzerinden gelişen bir ayrışma” olarak yorumlamıştı. Uçum ayrıca CHP’nin bu süreçle birlikte kendi içinde bir “temizlenme sürecine” girdiğini ifade etmiş ve yeni partinin özgün bir siyasi perspektif oluşturamayacağını iddia etmişti. Murat Emir’den Sandık Vurgusu YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Uçum’un sözlerine tepki gösterdi. Emir, yeni partiye yönelik küçümseyici ifadelerin siyasi kaygının göstergesi olduğunu savundu. Emir açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. ‘Siyasi magazin’ diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa, bekleriz.” Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. “Siyasi magazin" diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa,… https://t.co/cwYxFqdHU0 — Murat Emir (@muratemir_dr) July 26, 2026 Emir’in açıklamasında özellikle seçim vurgusu dikkat çekerken, siyasi partilerin ve aktörlerin gerçek karşılığının halkın oyuyla belirleneceğini ifade ettiği görüldü. Uçum: “Yeni Parti Özgün Bir Politika Üretemez” Mehmet Uçum ise değerlendirmesinde YENİ Parti’nin kuruluşunu CHP’den ayrılan yeni bir siyasi yapı olarak ele aldı. Türkiye siyasetinde geçmişte yaşanan parti ayrışmalarına değinen Uçum, bazı istisnalar dışında bu tür bölünmelerin kalıcı siyasi etkiler oluşturmadığını savundu. Uçum, yeni oluşumun bir dünya görüşü veya ideolojik farklılık üzerinden ortaya çıkmadığını, daha çok kişisel ve grupsal nedenlerle şekillendiğini öne sürdü. Açıklamasında CHP içindeki kongre süreçleri ve yerel yönetimlere ilişkin tartışmalara da değinen Uçum, ayrışmanın temelinde siyasi bir perspektif farkı olmadığını iddia etti. Yeni Parti Tartışması Siyasetin Gündeminde YENİ Parti’nin kuruluşu, muhalefet içerisindeki dengeler ve Türkiye siyasetinin geleceği açısından tartışılmaya devam ediyor. Parti temsilcileri yeni oluşumun farklı bir siyasi anlayışı temsil ettiğini savunurken, eleştiren kesimler ise partinin CHP’den ayrılan bir yapı olduğu görüşünü dile getiriyor. Siyasi çevrelerde başlayan tartışma, yalnızca yeni partinin politik çizgisi üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye’de muhalefet alanındaki yeniden yapılanma süreci üzerinden de değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde YENİ Parti’nin teşkilatlanma çalışmaları, kamuoyu desteği ve seçim performansı, partiye yönelik değerlendirmelerin en önemli belirleyicileri olacak. Türkiye siyasetinde partilerin kalıcı etkisi ise geçmiş örneklerde olduğu gibi sandıktaki karşılığıyla ölçülecek.

BM Genel Sekreteri Guterres Suriye'de: Şam Yönetimiyle Yeni Dönem Diplomasi Trafiği Haber

BM Genel Sekreteri Guterres Suriye'de: Şam Yönetimiyle Yeni Dönem Diplomasi Trafiği

Ziyaret, Suriye'de 14 yıl süren iç savaşın ardından başlayan yeni siyasi süreç açısından önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendiriliyor. Guterres'in temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa ile bir araya gelmesi beklenirken, görüşmelerde ülkenin geleceği, siyasi geçiş süreci ve uluslararası ilişkiler ele alınacak. Guterres'in Suriye Ziyareti Tarihi Bir Anlam Taşıyor António Guterres'in Suriye ziyareti, Birleşmiş Milletler açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bu ziyaretin, 2009 yılından bu yana bir BM Genel Sekreteri'nin Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğu belirtiliyor. 14 yıllık savaş sürecinde büyük yıkım yaşayan Suriye'de yeni yönetimin uluslararası toplumla ilişkileri geliştirme çabaları sürerken, BM Genel Sekreteri'nin Şam ziyareti diplomatik temasların yeniden şekillendiği bir döneme denk geldi. Uzmanlar, ziyaretin yalnızca siyasi mesajlar açısından değil, insani yardım, yeniden yapılanma ve bölgesel güvenlik konularında da önemli sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor. Şam Yönetimiyle Kritik Görüşmeler Yapılacak Guterres'in ziyaret programında Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa ile görüşmenin yanı sıra Suriye Dışişleri Bakanı Asaad el-Şaibani, hükümet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle temaslar bulunuyor. Görüşmelerde Suriye'nin siyasi geleceği, devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, insani yardım çalışmalarının devamı ve uluslararası toplumla ilişkilerin geliştirilmesi başlıklarının gündeme gelmesi bekleniyor. Şam yönetimi, Beşar Esad'ın iktidardan ayrılmasının ardından uluslararası alanda daha fazla diplomatik temas kurmak ve ülkenin yeniden entegrasyonunu sağlamak için girişimlerde bulunuyor. BM'nin Öncelikli Gündemi: İstikrar ve İnsani Yardım Suriye'de uzun süren savaş nedeniyle milyonlarca insan yerinden edilirken, ülkenin altyapısı da büyük zarar gördü. BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar, insani yardım faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve kalıcı siyasi çözüm bulunabilmesi için çalışmalar yürütüyor. BM'nin Suriye dosyasındaki temel başlıklar arasında sivillerin korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, güvenliğin sağlanması ve siyasi istikrarın oluşturulması bulunuyor. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Guterres'in ziyaret sırasında Suriye'nin yalnızca çatışma döneminden çıkmakla kalmayıp, tüm Suriyeliler için daha istikrarlı, kapsayıcı ve ekonomik açıdan güçlü bir gelecek oluşturma fırsatına sahip olduğunu vurgulayacağını ifade etti. Guterres UNDOF Misyonunu Ziyaret Edecek BM Genel Sekreteri'nin Suriye temasları kapsamında Golan Tepeleri bölgesinde görev yapan Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Gözlem Gücü'nü (UNDOF) ziyaret etmesi planlanıyor. UNDOF'un temel görevi, Suriye ile İsrail arasında 1974 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasının uygulanmasını izlemek ve bölgede güvenliğin korunmasına katkı sağlamak. Bu ziyaretin, bölgesel güvenlik açısından da önemli mesajlar içermesi bekleniyor. Yeni Parlamento Ziyareti Bekleniyor Guterres'in Şam'daki temaslarının birkaç gün sürmesi beklenirken, ayrıntılı ziyaret programının tamamı henüz açıklanmadı. BM Genel Sekreteri'nin 27 Temmuz'da Suriye'nin yeni parlamentosuna hitap etmesinin de planlandığı bildiriliyor. Bu konuşmanın, Suriye'nin siyasi geleceği ve uluslararası toplumla ilişkileri açısından önemli mesajlar içerebileceği belirtiliyor. Diplomatik Süreç Yakından İzleniyor Guterres'in ziyareti, Suriye'deki yeni yönetim ile uluslararası kuruluşlar arasındaki ilişkilerin geleceği açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ziyaret, Avrupa Birliği ülkelerinden bir liderin Esad yönetiminin devrilmesinden sonra gerçekleştirdiği ilk Suriye ziyareti sırasında yaşanan ve Şam'da bir otel yakınında meydana gelen çifte bombalı saldırının ardından gerçekleşmesi nedeniyle de dikkat çekiyor. Bölgesel gelişmeler ve güvenlik endişeleri devam ederken, BM Genel Sekreteri'nin Şam temaslarının Suriye'nin gelecekteki siyasi yönü üzerinde etkili olması bekleniyor. Uluslararası kamuoyu, Guterres'in Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa ve diğer yetkililerle yapacağı görüşmelerden çıkacak mesajları yakından takip ediyor.

Volkswagen'de Kâr Kaybı ve Büyük Yeniden Yapılanma Planı: 100 Bin Kişilik işten çıkarma gündemde Haber

Volkswagen'de Kâr Kaybı ve Büyük Yeniden Yapılanma Planı: 100 Bin Kişilik işten çıkarma gündemde

Almanya'nın en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen Group, ikinci çeyrek finansal sonuçlarında kârlılığında önemli bir düşüş yaşandığını açıkladı. Şirketin operasyonel kârı geçen yılın aynı dönemine göre gerilerken, yönetim 2025 yılına ilişkin ciro beklentisini de aşağı yönlü revize etti. Otomotiv sektöründeki küresel rekabet, Çinli elektrikli araç üreticilerinin yükselişi, artan maliyetler ve uluslararası ticaret gerilimleri Volkswagen üzerindeki baskıyı artırıyor. Şirket, maliyetleri düşürmek amacıyla kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine hazırlanırken, dünya genelinde 100 bine kadar istihdam kaybı ihtimali gündeme geldi. Volkswagen'in Kârı Geriledi CNN International'ın aktardığı bilgilere göre Volkswagen'in operasyonel kârı, haziran ayı sonunda tamamlanan üç aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 10 azaldı. Şirketin operasyonel kârı 3,5 milyar euro seviyesine gerilerken, finansal sonuçlar yatırımcılar tarafından olumsuz karşılandı. Açıklamaların ardından Volkswagen hisseleri cuma günü yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti. Şirket hisselerindeki düşüş son 12 aylık dönemde yüzde 30'u aşarken, yatırımcıların Volkswagen'in gelecekteki büyüme kapasitesine ilişkin endişelerinin arttığı belirtildi. Ciro Beklentisi Aşağı Yönlü Revize Edildi Volkswagen yönetimi, yıl sonu gelir beklentisinde de değişikliğe gitti. Daha önce yaklaşık yüzde 3 büyüme öngören şirket, yeni tahmininde cironun yaklaşık yüzde 3 küçülebileceğini açıkladı. Yönetim, küresel otomotiv pazarındaki zorlu koşullar, elektrikli araç dönüşümünün maliyetleri ve rekabet baskısının beklentiler üzerinde etkili olduğunu ifade etti. 100 Bin Kişilik İşten Çıkarma Gündemde Dünya genelinde yaklaşık 650 bin kişiye istihdam sağlayan Volkswagen, daha önce Almanya'daki operasyonlarında küçülmeye gideceğini açıklamıştı. Şirket, 2030 yılına kadar Almanya'da yaklaşık 50 bin kişinin işten çıkarılabileceğini duyurmuştu. Ancak CEO Oliver Blume tarafından çalışanlara gönderilen bilgilendirme notu, yeniden yapılanmanın daha geniş kapsamlı olabileceğini ortaya koydu. Blume, dünya genelinde ilave 50 bin çalışanın daha etkilenebileceğini ve Almanya'da dört fabrikanın kapatılmasının değerlendirildiğini açıkladı. Planların uygulanması halinde Volkswagen Grubu'ndaki toplam istihdam kaybının 100 bin kişiye ulaşabileceği belirtiliyor. "Mevcut Ölçek Sürdürülebilir Değil" Volkswagen CEO'su Oliver Blume, şirketin mevcut çalışan sayısının uzun yıllar içinde sürdürülebilir olmayan bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Blume, otomotiv sektöründeki dönüşümün şirketleri daha verimli üretim modellerine yönelmeye zorladığını belirterek, maliyet yapısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Volkswagen yönetimi, özellikle elektrikli araç pazarındaki rekabet nedeniyle üretim süreçlerinde daha esnek ve düşük maliyetli bir yapıya geçmeyi hedefliyor. Çinli Üreticiler Baskıyı Artırıyor Volkswagen'in karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri Çin merkezli elektrikli araç üreticilerinin hızlı yükselişi olarak gösteriliyor. Daha düşük üretim maliyetleriyle faaliyet gösteren Çinli şirketler, Avrupa pazarında daha uygun fiyatlı elektrikli araç modelleriyle Volkswagen gibi geleneksel üreticilere karşı güçlü bir rekabet oluşturuyor. Sektör analistleri, Volkswagen'in rekabet gücünü koruyabilmek için maliyet azaltıcı adımlar atmasının kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyor. GlobalData Kıdemli Analisti Mark Hogan, Çinli yeni üreticilerin pazara daha hızlı şekilde yeni modeller sunduğunu belirterek otomotiv sektöründeki dengelerin değiştiğine dikkat çekti. Hogan, "Çok çalkantılı bir dönemdeyiz. Artık otomotivde 'yıkılamayacak kadar büyük' diye bir şey kalmadı" değerlendirmesinde bulundu. ABD Vergileri Milyarlarca Euro Maliyet Getirdi Volkswagen CEO'su Blume, şirketin karşı karşıya kaldığı dış baskılara da dikkat çekti. Özellikle ABD'nin ihracata uyguladığı ek gümrük vergilerinin şirket üzerinde önemli bir mali yük oluşturduğunu söyledi. Blume, söz konusu vergilerin Volkswagen'e yıllık yaklaşık 5 milyar euro maliyet oluşturduğunu ifade etti. Ticaret savaşları, jeopolitik belirsizlikler ve küresel tedarik zincirindeki sorunlar, otomotiv üreticilerinin maliyetlerini artıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor. Volkswagen İçin Kritik Dönem Başlıyor Volkswagen'in aldığı küçülme ve yeniden yapılanma kararları, yalnızca şirket çalışanları açısından değil, Almanya otomotiv sanayisi açısından da büyük önem taşıyor. Yüzyılı aşkın süredir ülkenin sanayi gücünün simgelerinden biri olan Volkswagen'in dönüşüm süreci, Avrupa otomotiv sektörünün geleceği açısından da yakından takip ediliyor. Şirketin önümüzdeki dönemde maliyetleri azaltma, elektrikli araç yatırımlarını sürdürme ve Çinli rakiplerle rekabet edebilme konusunda atacağı adımlar, Volkswagen'in küresel pazardaki konumunu belirleyecek.

Alman Pil Devi Varta İflas Başvurusunda Bulundu: Apple Kaybı Krizi Derinleştirdi Haber

Alman Pil Devi Varta İflas Başvurusunda Bulundu: Apple Kaybı Krizi Derinleştirdi

Almanya'nın en köklü pil üreticilerinden biri olan Varta, artan mali sorunlar nedeniyle dört ayrı iflas başvurusunda bulundu. 139 yıllık şirketin yaşadığı finansal krizlerde, önemli müşterilerinden Apple'ı kaybetmesi, yeni finansman kaynaklarına ulaşamaması ve küresel rekabet baskısının etkili olduğu belirtildi. Stuttgart Bölge Mahkemesi Sözcüsü, Varta tarafından yapılan iflas başvurularını doğrularken, gelişmenin şirketin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Şirketin son dönemde yaşadığı finansal sıkıntılar, özellikle yüksek borç yükü ve nakit akışı sorunları nedeniyle derinleşti. Varta'nın yeniden yapılanma süreci kapsamında faaliyetlerinin bölünmesi ve bazı bölümlerinin farklı yatırımcılara devredilmesi gündeme geldi. Finansman Desteği Gelmeyince İflas Süreci Başladı Reuters'ın daha önce aktardığı bilgilere göre Varta, en büyük hissedarları arasında bulunan Porsche AG ile Avusturyalı yatırımcı Michael Tojner'den ek finansman desteği bekliyordu. Ancak söz konusu yatırımcıların ilave kaynak sağlamayı reddetmesi üzerine şirketin iflas başvurusu hazırlıklarına başladığı bildirildi. Finansal darboğazdan çıkmak için çeşitli seçenekleri değerlendiren Varta, borç yapılandırma ve yeni yatırım arayışlarından beklediği sonucu alamayınca hukuki süreci başlatmak zorunda kaldı. Şirketin Bölünmesi Gündemde İflas süreci kapsamında Varta'nın bazı faaliyet alanlarının ayrılması değerlendiriliyor. Şirketin kârlı bölümlerinin farklı yatırımcılar tarafından satın alınabileceği belirtiliyor. Alman finans kuruluşlarından Deutsche Bank'ın, Varta'nın ev tipi pil bölümünü devralmayı planladığı iddia edilirken, şirketin büyük hissedarlarından Michael Tojner'in ise mikro pil bölümüne ilgi gösterdiği öne sürüldü. Uzmanlar, olası bir yeniden yapılanma sürecinin Varta'nın bazı bölümlerinin korunmasını sağlayabileceğini ancak şirketin mevcut yapısının önemli ölçüde değişebileceğini belirtiyor. Apple'ın Tedarik Kararı Gelirleri Sarstı Varta'nın mali krizinde en önemli gelişmelerden biri, teknoloji devi Apple'ın tedarik zincirinde yaptığı değişiklik oldu. Uzun yıllar boyunca Varta'nın önemli müşterileri arasında yer alan Apple'ın, AirPods kablosuz kulaklıklarda kullanılan CoinPower isimli şarj edilebilir düğme tipi pilleri Çinli üreticilerden almaya yöneldiği belirtildi. Apple gibi yüksek hacimli bir müşterinin kaybedilmesi, Varta'nın özellikle yüksek katma değerli mikro pil segmentindeki gelirlerini ciddi şekilde etkiledi. Şirketin küçük boyutlu, yüksek performanslı bataryalar konusunda önemli üreticilerden biri olduğu ancak Asyalı rakiplerin artan üretim kapasitesi nedeniyle rekabet baskısının giderek yükseldiği ifade edildi. 1887'den Bu Yana Faaliyet Gösteriyor 1887 yılında Almanya'da kurulan Varta, Avrupa'nın en eski pil üreticileri arasında yer alıyor. Şirket, kuruluşundan bu yana enerji depolama teknolojileri alanında faaliyet göstererek küresel ölçekte tanınan markalardan biri haline geldi. Varta'nın ürün portföyünde ev tipi alkalin piller, şarj edilebilir bataryalar, işitme cihazı pilleri, endüstriyel enerji çözümleri ve mikro bataryalar bulunuyor. Şirket ayrıca elektrikli araçlar, tüketici elektroniği ürünleri ve giyilebilir teknolojiler için lityum-iyon hücreler geliştiren firmalar arasında yer alıyor. Rekabet ve Maliyet Baskısı Krizi Büyüttü Varta'nın finansal sorunlarının yalnızca tek bir nedene bağlı olmadığı belirtiliyor. Son yıllarda Asyalı üreticilerin küresel pazardaki etkisinin artması, enerji maliyetlerindeki yükseliş, tüketici talebindeki zayıflama ve önemli müşterilerden gelen sipariş kayıpları şirket üzerindeki baskıyı artırdı. Özellikle Çin merkezli üreticilerin daha düşük maliyetlerle üretim yapabilmesi, Avrupa merkezli batarya şirketlerinin rekabet gücünü zorlayan faktörler arasında gösteriliyor. Varta, yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle 2024 yılında da borçlarını yeniden yapılandırma sürecine gitmişti. Ancak alınan önlemler şirketin finansal sorunlarını tamamen çözmeye yetmedi. Varta'nın Geleceği Belirsizliğini Koruyor İflas başvurularının ardından gözler şirketin yeniden yapılanma planına çevrildi. Varta'nın hangi bölümlerinin faaliyetlerine devam edeceği, hangi birimlerin yatırımcılara devredileceği ve şirketin gelecekteki yapısının nasıl şekilleneceği önümüzdeki süreçte netlik kazanacak. Almanya'nın teknoloji ve sanayi tarihinde önemli bir yere sahip olan Varta'nın yaşadığı kriz, Avrupa batarya sektörünün karşı karşıya olduğu rekabet ve maliyet sorunlarını da yeniden gündeme getirdi.

Burçelik’ten 10 Milyon Dolarlık Satış Hamlesi: BURVA Payları İçin Anlaşma Sağlandı Haber

Burçelik’ten 10 Milyon Dolarlık Satış Hamlesi: BURVA Payları İçin Anlaşma Sağlandı

Burçelik Bursa Çelik Döküm Sanayii A.Ş. (BURCE), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada, bağlı ortaklığı Burçelik Vana Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BURVA) paylarının satışına ilişkin önemli bir gelişmeyi duyurdu. Şirket, 17 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuna açıkladığı satış görüşmeleri kapsamında, BURVA paylarının devri için Ümit Gümüş ile anlaşmaya varıldığını bildirdi. BURVA’nın Yüzde 40,22’lik Payı Satılıyor Açıklamaya göre, BURVA’nın yüzde 100 şirket değeri 25 milyon ABD doları olarak belirlendi. Bu değerleme kapsamında Burçelik’in mülkiyetinde bulunan yüzde 40,22 oranındaki payın devri konusunda mutabakat sağlandı. Satışa konu olan 2.955.042,07 adet pay, pay başına 3,40 ABD doları fiyatla devredilecek. İşlemin toplam bedeli ise 10 milyon 55 bin ABD doları olacak. Satış Bedeli Bağımsız Değerleme Raporlarıyla Uyumlu Burçelik, satış bedeli ve işlem koşullarının iki ayrı SPK lisanslı değerleme kuruluşu tarafından hazırlanan bağımsız değerleme raporlarıyla uyumlu olduğunu açıkladı. Şirket, ilgili değerleme çalışmalarının işlem fiyatının belirlenmesinde dikkate alındığını belirtti. BURVA’nın Finansallardaki Payı Açıklandı BURVA’nın Burçelik’in konsolide finansalları içerisindeki payına ilişkin bilgiler de kamuoyu ile paylaşıldı. Aktif toplamı içindeki oranı: %9,58 Hasılat içindeki oranı: %20,96 Bu oranlar, BURVA’nın özellikle şirket cirosu içindeki önemli katkısını ortaya koyuyor. Ödeme Planı Belli Oldu Taraflar arasında varılan anlaşmaya göre satış bedeli iki aşamalı olarak ödenecek. 4 milyon ABD doları peşin olarak ödenecek. 6 milyon 55 bin ABD doları ise devir tarihinden itibaren 5 ay vadeli şekilde ödenecek. Satış Geliri Yeni Yatırımlarda Değerlendirilecek Burçelik, 7 Nisan 2026 tarihinde duyurduğu yeniden yapılanma planları çerçevesinde, söz konusu satıştan elde edilmesi planlanan nakit kaynağın yeni yatırım alanlarında kullanılacağını açıkladı. Şirket, bu kaynağın stratejik dönüşüm hedefleri doğrultusunda değerlendirileceğini bildirdi. Süreç Kamuoyu ile Paylaşılacak Burçelik, satış sürecine ilişkin gelişmelerin Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri ve Borsa İstanbul A.Ş. kuralları çerçevesinde kamuoyu ile paylaşılmaya devam edeceğini belirtti. Genel Değerlendirme Burçelik’in BURVA’daki yüzde 40,22 oranındaki payını 10 milyon 55 bin ABD doları bedelle devretmeye yönelik anlaşması, şirketin yeniden yapılanma ve stratejik dönüşüm sürecinde dikkat çeken bir adım olarak öne çıkıyor. Satıştan elde edilecek kaynağın yeni yatırım alanlarında değerlendirilmesi, Burçelik’in gelecek dönem büyüme stratejisi açısından yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.

Almanya Başbakanı, Suriyeli göçmenlerin %80'inin ülkelerine geri dönmesini istiyor. Haber

Almanya Başbakanı, Suriyeli göçmenlerin %80'inin ülkelerine geri dönmesini istiyor.

Şaraa'nın Almanya'ya yaptığı ilk resmi ziyaret sırasında, iki lider Suriyeli göçmenlerin büyük çoğunluğunun önümüzdeki üç yıl içinde ülkelerine geri dönmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Almanya şu anda Avrupa Birliği'ndeki en büyük Suriyeli denizaşırı topluluğa ev sahipliği yapıyor; bu topluluk bir milyondan fazla kişiden oluşuyor ve bunların çoğu 2015-2016 göç dalgasının zirve noktasında geldi. Başbakan Friedrich Merz, Cumhurbaşkanı Şaraa ile Almanya'daki Suriyelilerin %80'inin ülkelerine dönmesi hedefi konusunda anlaştıklarını söyledi. Görüşmenin ardından Merz, her iki tarafın da "giderek daha fazla Suriyelinin evlerine dönebilmesini sağlamak için birlikte çalıştığını" teyit etti. Suriye tarafında ise Cumhurbaşkanı Şaraa, bu süreci kolaylaştırmak için Almanya ile işbirliği yapma sözü verdi. Suriye'nin "Alman hükümetindeki dostlarıyla döngüsel bir göç modeli kurmak için çalıştığını" söyledi. Ayrıca bu modelin, "Suriye halkının, burada kurdukları istikrarı ve yaşamlarını kaybetmeden, kalmak isteyenler için vatanlarının yeniden inşasına katkıda bulunmalarına olanak sağlayacağını" açıkladı. 14 yıllık kanlı iç savaştan sonra Suriye'nin toparlanmasını desteklemek amacıyla birçok uluslararası yaptırım kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Şaraa, enerji, ulaşım ve turizm sektörlerindeki yatırım fırsatlarına dikkat çekerken, ülkesini "bol insan kaynağına" sahip, çeşitlilik gösteren bir ülke olarak tanımladı. Şansölye Merz, Almanya'nın Suriye'nin yeniden yapılanma çabalarını destekleme arzusunu teyit etti ve önümüzdeki günlerde bir hükümet heyetinin Orta Doğu ülkesine gideceğini duyurdu. Bununla birlikte, "gelecekteki birçok ortak projenin, hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet bulmaya bağlı olacağını" da vurguladı.

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı Haber

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu bünyesinde 2024 yılından bu yana Lufthansa Airlines’ın Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve Münih Merkezi Başkan Vekili görevini yürütüyor. Schnabel’in liderliğinde, Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkez’de operasyonel mükemmelliği ve müşteri memnuniyetini artırmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm programı başarıyla tamamlandı. SunExpress Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, konuyla ilgili şunları söyledi: “COVID-19 krizinin başında görevi devralan Max Kownatzki, sektörümüzün karşılaştığı en zorlu dönemlerden birinde SunExpress’i büyük bir başarıyla yönetti. Onun liderliğinde SunExpress, güçlü bir finansal performansla, yoğun rekabet ortamına rağmen sürdürülebilir bir büyüme yakaladı. Yönetim Kurulu adına, vizyoner liderliği ve SunExpress’i bugün bulunduğu güçlü konuma taşıyan değerli katkıları için Max Kownatzki’ye en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Marcus Schnabel’in SunExpress CEO’su olarak görevi üstlenecek olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Güçlü liderlik geçmişi ve SunExpress’in hedeflerine hâkimiyetiyle Schnabel, hava yolunu yeni büyüme dönemine başarıyla taşıyacak niteliklere sahip. Schnabel’in liderliğinde SunExpress’in güçlü performansını sürdürerek tatil hava yolu pazarındaki öncü konumunu daha da pekiştireceğine yürekten inanıyorum.” SunExpress Yönetim Kurulu Başkan Vekili Jens Bischof ise şu ifadeleri kullandı: “Max Kownatzki’ye güçlü, içten ve kararlı liderliği için yürekten teşekkür ediyorum. Son altı yılda SunExpress’in pek çok zorlu sürecin başarıyla üstesinden gelmesini sağladı ve şirketi sürdürülebilir, kârlı ve rekorlarla dolu bir büyüme yolculuğuna taşıdı. Max Kownatzki’in liderliğinde SunExpress filosu iki katına çıkarken, şirket tarihinde rekor yolcu sayılarına ulaşıldı. Sağlam bir finansal temel üzerinde yakalanan büyüme ivmesiyle şirket, “Dünyanın En İyi Tatil Hava Yolu” unvanıyla küresel ölçekte takdir kazandı. Önümüzdeki dönemde, Marcus Schnabel’in SunExpress ekibine katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. SunExpress Yönetim Kurulu olarak, sektör deneyimi ve stratejik vizyonu ile SunExpress’in önümüzdeki yıllardaki büyümesine başarıyla liderlik edeceğine inancımız tam. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.” Yeni görevine ilişkin açıklamada bulunan Marcus Schnabel ise şöyle konuştu: “SunExpress, son yıllarda sergilediği sürdürülebilir büyüme performansı ile dinamik ve güçlü bir hava yolu olduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu güçlü ekibe katılmaktan ve SunExpress’in başarı yolculuğunun yeni dönemine birlikte yön verecek olmaktan büyük heyecan duyuyorum. Operasyonel mükemmeliyet odağıyla havacılık ve turizmin geleceğine yön vererek, yolcularımız ve iş ortaklarımız için değer yaratmaya ve SunExpress’in bu dinamik sektördeki konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz.” Görevini devretmeye hazırlanan Max Kownatzki, “Bu değerli görevi devralan Marcus Schnabel’i içtenlikle tebrik ediyorum. Bu olağanüstü ekibe liderlik etmek benim için büyük bir onurdu. Birlikte başardıklarımızdan sonsuz gurur duyuyorum. SunExpress ailesinin her bir üyesiyle pek çok zorluğun üstesinden geldik, tarihi başarılara imza attık ve SunExpress için parlak bir geleceğin temellerini birlikte attık. Marcus Schnabel’in liderliği ile SunExpress’i daha da ileriye taşıyacağına olan güvenim tam. Tüm ekibe, SunExpress’in tutkusunu, özverisini ve aile ruhunu yansıtan fırsatlarla ve yeni başarılarla dolu bir gelecek diliyorum” dedi. Marcus Schnabel Hakkında Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu’nda yer hizmetleri, uçuş operasyonları, emniyet ve güvenlik ile stratejik planlama alanlarında yirmi yıllık bir liderlik deneyimine sahiptir. Nisan 2024’ten bu yana Lufthansa Airlines Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve aynı zamanda Münih Merkezi Başkan Vekilliği görevlerini yürütüyor. Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkezi’nde, operasyonel ve ticari performanstan sorumlu olup operasyonel mükemmellik ve müşteri memnuniyetini güçlendirmeyi amaçlayan dönüşüm programına liderlik etti. Schnabel, kariyerine 2000 yılında Lufthansa Grubu’nda ticari pilot olarak başladı. Frankfurt’ta Uçuş ve Yer İşletme Standartları & Güvenlik Kıdemli Başkan Yardımcılığı, Zürih’te Swiss International Air Lines Operasyon Planlama ve Yönetimi Başkan Yardımcılığı, Münih’te ise Ekip Kapasite Planlama & Operasyon Destek Kıdemli Direktörlüğü gibi görevler üstlendi. Mevcut görevi öncesinde dünya genelinde 250 istasyonda grubun ticari ve operasyonel standartlarından sorumlu olan Schnabel, aynı dönemde Lufthansa Services Tayland ve Portekiz ile Global Load Control Cape Town’un ticari faaliyetlerine liderlik etti. Schnabel, Lufthansa Airlines’ın 2013’teki “Score” adlı yeniden yapılanma programında önemli bir rol üstlenirken; Swiss International Air Lines’ın operasyonel performansının ve müşteri hizmetlerinin iyileştirilmesine katkı sağladı. Schnabel, aynı zamanda, Lufthansa, Alman Hava Trafik Kontrolü ve Münih Havalimanı ile birlikte inovasyon projeleri yönetmiştir. Marcus Schnabel, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi ve FernUniversität Hagen İşletme Bölümü mezunudur. Bununla birlikte, Operasyon Araştırması ve Kontrol alanında akademik eğitim almıştır. Ticari pilot lisansına sahip olan Schnabel, üst düzey yöneticilik deneyimini Kaptan olarak aktif uçuş görevleriyle birleştirerek, sektöre stratejik bakış açısı ve operasyonel deneyimi ile katkı sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.