SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yaşam Tarzı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Yaşam Tarzı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Tarzı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabahları Yorgun Kalkmanın Şaşırtıcı Nedeni: “Sahte Dinlenme” Haber

Sabahları Yorgun Kalkmanın Şaşırtıcı Nedeni: “Sahte Dinlenme”

Modern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen kronik yorgunluğun nedenleri arasında yalnızca yoğun çalışma temposu yok. Dinlenme biçimimiz de bu sorunun bir nedeni. Yoğun bir iş haftasının ardından hafta sonunu televizyon karşısında dizi izleyerek veya sosyal medyada gezinerek değerlendiren pek çok kişi, yeni haftaya hâlâ yorgun başlayabiliyor. Bunun nedenlerinden biri, dinleniyor gibi görünürken sinir sisteminin gerçek anlamda gevşememesi. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp Kliniğinde görevli, Yaşam Tarzı Tıbbı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, “Yaşam Tarzı Tıbbı yaklaşımında ‘Sahte Dinlenme (Just Rest)’ olarak tanımlanan bu durum, tıpkı besleyici olmayan ‘abur cubur’ yiyeceklerin hücreleri yeterince beslememesi gibi” diyor ve ekliyor: “Ekran karşısında geçirilen saatler kişiye zaman zaman ‘hiçbir şey yapmıyorum’ hissi verse de zihinsel ve biyolojik açıdan beyin, sürekli yeni uyaranlarla karşılaşmaya devam ediyor. Sosyal medya akışı, kısa videolar ve aralıksız dizi izleme alışkanlıkları; beynin sürekli yeni bilgi işlemesine, sık dopamin uyarılarına ve mavi ışığa maruziyete yol açıyor. Bu süreç, vücudun stres anlarında devreye giren sempatik sinir sisteminin aktif kalmasını ve ‘savaş ya da kaç’ tepkisinin devam etmesini beraberinde getiriyor.” “Dinlenmek, sadece bedeni hareketsiz bırakmak değil” Ekran kaydırmak veya aralıksız bir şeyler izlemek fiziksel olarak pasif bir eylem olabilir. Ancak zihinsel ve biyolojik olarak tam bir fırtınadır. Beynimiz saniyeler içinde değişen yüzlerce yeni uyaranla karşılaşır, bitmek bilmeyen küçük dopamin patlamaları yaşar ve mavi ışığın bombardımanına tutulur. Bu durum, sinir sistemimizi sürekli sempatik modda, yani "savaş veya kaç" alarmında tutar. Gerçek dinlenme pasif değil, aktiftir. Sinir sistemine bilinçli bir "güvendeyiz" sinyali göndermeyi gerektirir. Bilimsel çalışmalar da, kaliteli dinlenmenin yalnızca fiziksel aktivitenin durdurulması anlamına gelmediğini ortaya koyuyor. Sinir sisteminin “dinlen ve sindir” olarak tanımlanan parasempatik moda geçebilmesi için güven hissi oluşturan ve yoğun uyaranlardan uzaklaşmayı sağlayan aktivitelere ihtiyaç var. Bu nedenle gerçek dinlenme; yalnızca koltuğa uzanmak veya ekrana bakmak yerine, sinir sisteminin gevşemesini destekleyen bir yaşam biçimi yaklaşımı olarak değerlendiriliyor. Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, özellikle ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin bedeni hareketsiz bırakmasına rağmen sinir sisteminin yeterince toparlanmasını engelleyebileceğine dikkat çekiyor: “Dinlenmek yalnızca bedeni hareketsiz bırakmak değil, sinir sistemine de toparlanma fırsatı vermek. Gerçek dinlenme; stresin azalmasına, zihinsel berraklığın artmasına, uyku kalitesinin iyileşmesine ve yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlayabilir.” Peki Hücresel Çapta Gerçek Bir Dinlenme Nasıl Olur? Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca çalışma ve beslenme alışkanlıklarının değil, dinlenme alışkanlıklarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Öğr. Üyesi Namal Türkyılmaz, “Bugün ne izlesem?” sorusu yerine “Bugün sinir sistemini gerçekten nasıl dinlendirebilirim?” sorusunun sorulmasının hem ruhsal hem de fiziksel sağlık açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğine dikkat çekiyor ve gerçek bir dinlenme için 3 öneride bulunuyor: Duyusal Detoks (Sensörleri Kapatın): Doğada ya da sadece açık havada yürümek, zihnin çıldırmış dopamin arayışını keser ve stres hormonu kortizolü hızla düşürür. Ekranın değil, gökyüzünün kontrastına bakmak sirkadiyen ritmi şifalandırır. Üretin ve Yavaşlayın: Toprakla uğraşmak, mutfakta sakince yeni bir tarif denemek, el işleri ile uğraşmak, hiçbir sonuca odaklanmadan sadece süreci yaşamak. Eller çalışırken, zihin parasempatik moda geçer. Bilinçli Durgunluğu Deneyimleyin: Sadece durun. Bir şey dinlemeden, izlemeden, tüketmeden öylece camdan dışarı bakın. Beynimizin anıları ve bilgileri işlemek, adeta kendi "çöpünü çıkarmak" için bu sessizliğe ihtiyacı olduğunu unutmayın.

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor Haber

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor

Kadınlar arasında kurulan güvene dayalı arkadaşlıkların ruh sağlığı üzerinde önemli bir koruyucu etkisi bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, yetişkinlik döneminde duygusal ihtiyaçların önemli bir bölümünün arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla karşılandığını söyledi. İnsanların yaşam boyunca ilişki kurarak var olduğunu belirten Erol, güven duygusu, aidiyet hissi ve duygusal düzenleme becerilerinin ilk ilişkilerle geliştiğini, yetişkinlikte ise bu ihtiyaçların önemli ölçüde arkadaşlık bağlarıyla desteklendiğini ifade etti. Kadın arkadaşlıklarının; duyguların paylaşılması, zor yaşam olaylarıyla baş edilmesi ve psikolojik dayanıklılığın güçlenmesi açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erol, empatik dinleme ve karşılıklı destek içeren ilişkilerin stres dönemlerinde koruyucu rol oynadığını kaydetti. “HER ARKADAŞLIK RUH SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRMEZ” Güçlü sosyal desteğin depresyon ve anksiyete açısından önemli koruyucu faktörlerden biri olduğunu belirten Erol, güven duyulan bir arkadaşın varlığının yalnızlık hissini azaltarak kişinin yaşadığı yükü paylaşmasına yardımcı olduğunu söyledi. Ancak her arkadaşlığın olumlu etkisi olmadığını vurgulayan Erol, sürekli eleştiren, küçümseyen veya kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olan ilişkilerin psikolojik yükü artırabileceğine dikkat çekti. Erol, yetişkinlikte arkadaşlık kurmanın çocukluk dönemine göre daha zor hale gelebildiğini belirterek, yaşam sorumluluklarının artması, zaman kısıtlılığı ve geçmişte yaşanan güven sorunlarının yeni bağlar kurmayı zorlaştırabildiğini ifade etti. Buna rağmen yetişkinlikte kurulan arkadaşlıkların daha seçici ve derin ilişkiler olabileceğini dile getirdi. SOSYAL MEDYA KIYASLAMAYI ARTIRIYOR Sosyal medyanın kadınlar arasındaki kıyaslama eğilimini daha görünür hale getirdiğini belirten Erol, insanların doğal olarak kendilerini çevrelerindeki kişilerle karşılaştırdığını söyledi. Görünüş, kariyer, annelik, ilişki durumu ve yaşam tarzı gibi alanlarda oluşturulan ideal standartların kadınlarda rekabet ve yetersizlik hissini artırabileceğini aktaran Erol, yoğun kıyaslamanın çoğu zaman kişinin kendi değer algısıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Sağlıklı arkadaşlıkların rekabet yerine dayanışmayı ve birlikte gelişmeyi desteklediğini belirten Erol, ilişkilerde karşılıklı sınırların da önemli olduğunu vurguladı. Yakın arkadaşlıkların güçlü bir destek kaynağı olduğunu ancak her duygusal yükün arkadaşlık ilişkisi içinde taşınamayacağını söyleyen Erol, “Arkadaş, yaşamın içinde yanında yürüyen kişidir; psikolog ise bilimsel bilgi ve etik çerçeve içinde ruhsal süreçlere eşlik eden uzmandır” değerlendirmesinde bulundu. Erol, yoğun kaygı, depresyon, travma belirtileri, günlük işlevlerde belirgin bozulma veya intihar düşünceleri gibi durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan TBMM'de dikkat çeken mesajlar: "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez" Haber

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan TBMM'de dikkat çeken mesajlar: "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen CHP Grup Toplantısı'nda partililere hitap etti. Göreve dönüşünün ardından ilk kez grup kürsüsüne çıkan Kılıçdaroğlu, birlik ve beraberlik vurgusu yaparken, Türkiye'nin temel sorunlarına ilişkin çözüm önerilerini anlattı. "Türkiye'yi geleceğe taşıyacak olan sizlersiniz" Konuşmasına partililere teşekkür ederek başlayan Kılıçdaroğlu, CHP'nin halkın sorunlarını çözmek için mücadele ettiğini belirtti. "Hiç endişe etmeyin. Benim umudum da sizlersiniz. Türkiye'yi geleceğe taşıyacak olanlar sizlersiniz. Yeni bir yol haritasını oluşturacak olan yine sizlersiniz." diyen Kılıçdaroğlu, toplumun her kesimini kucaklayan bir siyaset anlayışını sürdüreceklerini ifade etti. "Hiçbir gücün karşısında eğilmeyiz" Kılıçdaroğlu, konuşmasında dikkat çeken ifadeler kullanarak, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceklerini söyledi. "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez. Sadece haklının, hakkını arayanların önünde eğiliriz. Gücün önünde değil, halkın yanında dururuz." ifadelerini kullandı. "CHP halkın partisidir" CHP'nin tarihi misyonuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, partisinin yalnızca bir siyasi hareket olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "CHP sıradan bir parti değildir. Cumhuriyeti kuran, çağdaş Türkiye hedefini ortaya koyan ve halkın sorunlarına çözüm üreten partidir." Siyasetin unuttuğu kesimlerin yanında olmaya devam edeceklerini dile getiren CHP lideri, mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Tarım işçileri ve sosyal devlet vurgusu Ankara'da mevsimlik tarım işçileriyle bir araya geldiğini anlatan Kılıçdaroğlu, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'na çağrıda bulundu. Her ailenin sosyal güvenceye kavuşması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP'nin uzun süredir savunduğu Aile Destekleri Sigortası projesini yeniden gündeme taşıdı. "Kadınlar bu ülkenin sahipsiz olmadığını bilmeli. Aile Destekleri Sigortası'nı her yerde anlatın." ifadelerini kullandı. "Kimlik ve yaşam tarzı siyaset konusu olmayacak" CHP'nin hiçbir vatandaşın kimliğini, inancını ya da yaşam tarzını siyaset malzemesi yapmayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, herkes için eşit yurttaşlık anlayışını savunduklarını dile getirdi. Hukuk ve yargı mesajı Konuşmasının sonunda hukuk devleti vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında üniversitelerin özerk yapıya kavuşacağını belirtti. Ayrıca yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP lideri, "CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş, ne Can Atalay, ne Tayfun Kahraman, ne Osman Kavala, ne Selçuk Mızraklı hapiste kalacak." ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki açıklamalarının önümüzdeki günlerde siyaset gündeminde geniş yankı uyandırması bekleniyor. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, partimizin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşuyor. https://t.co/HC8Elg29lo — CHP ???????? (@herkesicinCHP) August 4, 2026

Bir araştırmada, insanların gece yarısı hayatı neden sürekli olarak daha kötü bulduklarını ortaya koyuyor. Haber

Bir araştırmada, insanların gece yarısı hayatı neden sürekli olarak daha kötü bulduklarını ortaya koyuyor.

University College London tarafından yürütülen UCL COVID-19 Sosyal Çalışma projesinden elde edilen verilere göre, bilim insanları 2020 ile 2022 yılları arasında 49.000'den fazla yetişkinden alınan yaklaşık bir milyon anket yanıtını analiz etti. Bu, gün boyunca ruh sağlığındaki dalgalanmalar üzerine yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor. Basit "iyi veya kötü ruh hali" yaklaşımının aksine, bu çalışma ruh sağlığını altı spesifik göstergeye ayırıyor: depresyon belirtileri, kaygı, mutluluk düzeyi, yaşam memnuniyeti, yaşamda anlam duygusu ve yalnızlık hissi. Bu ayrım, psikolojik yaşamın karmaşıklığını daha doğru bir şekilde yansıtmaya yardımcı oluyor. Sonuçlar net bir eğilim gösterdi: Sabahları insanlar daha az depresyon ve kaygı belirtisi gösterdi ve kendilerini daha mutlu ve hayattan daha memnun hissettiler. Tersine, gün geceye doğru ilerledikçe bu göstergeler azaldı ve gece yarısı civarında en düşük seviyelerine ulaştı. Londra Üniversitesi Koleji'nin İngiltere'de 49.000'den fazla yetişkin üzerinde yaptığı geniş kapsamlı bir araştırma, ruh sağlığının genel olarak sabah saatlerinde en iyi, gece yarısında ise en kötü durumda olduğunu göstermiştir. İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da, sonuçların tutarlılığı araştırmacıların özellikle dikkatini çekti. Sabah ve gece yarısı arasındaki fark, negatif belirtiler için %10'a kadar, pozitif göstergeler için ise yaklaşık %15'e kadar standart sapmaya ulaşabiliyordu. Dikkat çekici noktalardan biri, tüm faktörlerin eşit derecede dalgalanmamasıdır. Hayatın anlamlılığı duygusu gün boyunca en dramatik şekilde değişirken, yalnızlık duygusu neredeyse sabit kaldı; bu da yalnızlığın geçici bir duygu olmaktan ziyade daha uzun süreli bir durum olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma ayrıca haftanın gününü de inceledi ve yaygın yanlış algıları çürüten sonuçlar buldu. "Pazartesi sendromu" yerine, mutluluk ve memnuniyet düzeyleri iş haftasının başında ve sonunda biraz daha yüksekti. Ancak, fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. En belirgin fark, hafta içi ve hafta sonu arasındaki günlük ritimde yatmaktadır. Hafta sonlarında duygular daha yoğun bir şekilde dalgalanır; sabah zirveye ulaşır, gün ortasında azalır, akşam tekrar yükselir ve gece yarısında dibe vurur. Öte yandan, hafta içi günler sabit bir programın etkisiyle daha istikrarlı olma eğilimindedir. Mevsimsel faktörler de önemli bir rol oynar. İlkbahar, yaz ve sonbaharda insanlar kışa göre daha az depresyon ve kaygı yaşarlar ve genellikle daha yüksek mutluluk seviyelerine sahiptirler. Bununla birlikte, "sabah daha iyi, gece daha kötü" kuralı mevsimler boyunca değişmeden kalır. Bilim insanları bunun nedeninin vücudun sirkadiyen ritminde yattığına inanıyor. Enerji ve stres tepkileriyle bağlantılı olan kortizol hormonu, uyandıktan kısa bir süre sonra zirveye ulaşır ve akşama doğru kademeli olarak azalır. Buna ek olarak, serotonin, dopamin, vücut sıcaklığı ve yorgunluk seviyeleri gibi faktörler de zihinsel durumu şekillendirmeye katkıda bulunur. Ancak biyolojik faktörler her şeyi açıklamıyor. Hafta içi ve hafta sonu arasındaki farklılıklar, iş, günlük rutinler ve etkileşimler gibi sosyal faktörlerin de ruh halini önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Bu ruh hali dalgalanması tamamen rastgele değildir, aksine doğal biyolojik ritimlerin, özellikle kortizol hormonu üretim döngüsünün yanı sıra yaşam tarzı ve sosyal alışkanlıkların bir kombinasyonundan oluşur. Çalışmanın verileri, özellikle önemli psikolojik değişimlerin yaşandığı çalkantılı bir dönem olan COVID-19 pandemisi sırasında toplandı. Bu durum sonuçları etkilemiş olabilir, ancak aynı zamanda insanların krizlere nasıl uyum sağladığına dair de fikir vermektedir. Daha da önemlisi, çalışma ruh sağlığı sorunlarını "sadece uyuyarak atlat" tavsiyesine indirgemiyor. Yazarlar, depresyon, kaygı veya yalnızlığın sadece zamanla çözülemeyeceğini vurguluyor. Bununla birlikte, duyguların doğal bir ritmi olduğunu anlamak, insanların zorluklara daha hafif bir gözle bakmalarına yardımcı olabilir. Gece geç saatlerde olumsuz düşünceler bunaltıcı hale geldiğinde, bu sadece kişisel bir sorun değil, aynı zamanda biyolojik saatinizin bir parçası da olabilir. Ve bazen yapılacak en iyi şey, işlerin aslında daha hoş hale geldiği ertesi sabaha kadar beklemektir.

Geleceğin hemşireleri Mudanya'da sağlık için buluştu Haber

Geleceğin hemşireleri Mudanya'da sağlık için buluştu

Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, ruh sağlığı farkındalığı için "Stresle Baş Etme Yolları" standı açtı. Üniversiteli öğrencilerin "Mudanya'da sağlıkla buluşalım" projesi kapsamında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi'yle iş birliği içinde gerçekleştireceği temalı stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe erişime açık olacak. Her dört kişiden birinin yaşamının bir döneminde ruh sağlığı sorunları yaşadığı gerçeğinden hareketle Mudanya Üniversitesi, toplumun ruh sağlığına katkı sunmak için anlamlı bir projeye imza attı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer ve Öğr. Gör. Şeyma Erkuş’un yürüttüğü “Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği” dersi kapsamında, Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi ile iş birliği yapılarak sahil hattında tematik stant uygulamaları başlatıldı. İlk stant, “Gerginlikten Özgürlüğe: Stresle Baş Etme Yolları” temasıyla Mudanya sahilinde kuruldu. Vatandaşlara stresle baş etme yöntemleri, nefes egzersizleri ve temel sağlık ölçümleri sunularak birebir etkileşimli çalışmalar gerçekleştirildi. Katılımcıların olumlu geri bildirimleri, uygulamanın hem bireysel iyilik hâline hem de koruyucu ruh sağlığı yaklaşımına katkı sağladığını ortaya koydu. Toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermeyi ve sağlık hizmetlerini daha erişilebilir kılmayı amaçlayan proje kapsamında stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe 13.00 ile 15.00 saatleri arasında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi önünde ziyaret edilebilecek. Yetkililer, tüm Mudanyalıları sağlıklı buluşmalara davet ederken, üniversite öğrencilerinin 11 Aralık Perşembe günü açacakları bir sonraki stantta “Ruh sağlığını korumada beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı” konularında bilgilendirme yapacaklarını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.