SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yalova

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Yalova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yalova haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ticaret Bakanlığı,Türkiye'nin ihracatı 7 ayda 161,6 milyar dolara ulaştı Haber

Ticaret Bakanlığı,Türkiye'nin ihracatı 7 ayda 161,6 milyar dolara ulaştı

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı ihracat verilerini açıkladı. Buna göre, Ocak-Temmuz döneminde Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 161 milyar 601 milyon dolara ulaştı. Bu dönemde 22 ilin ihracatı 1 milyar doların üzerine çıkarken, 54 ilde ihracat artışı kaydedildi. Temmuz ayında ihracat yüzde 2,9 artışla 25,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece Cumhuriyet tarihinin en yüksek Temmuz ayı ihracat değerine ulaşıldı. TEMMUZ AYINDA İHRACATIN ZİRVESİNDE İSTANBUL VAR Temmuz ayında iller bazında en yüksek ihracat performansını 5 milyar 846 milyon dolarla İstanbul gösterdi. İstanbul'u 3 milyar 389 milyon dolarla Kocaeli, 2 milyar 74 milyon dolarla İzmir, 1 milyar 771 milyon dolarla Bursa ve 1 milyar 328 milyon dolarla Tekirdağ takip etti. Temmuz ayında ihracatını geçen yılın aynı ayına göre en fazla artıran il ise 194 milyon dolarlık artışla Mersin oldu. Mersin'i 135 milyon dolarla İzmir, 129 milyon dolarla Antalya, 128 milyon dolarla Sakarya ve 121 milyon dolarla Gaziantep izledi. Bakanlık, Temmuz ayındaki toplam ihracat artışının yüzde 64,3'ünün Mersin, İzmir ve Antalya tarafından sağlandığını bildirdi. OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE ANKARA ÖNE ÇIKTI Yılın ilk 7 ayında ihracat artışına en fazla katkıyı 1 milyar 131 milyon dolarlık artışla Ankara yaptı. Ankara'yı 959 milyon dolarla Bursa, 590 milyon dolarla Kocaeli, 460 milyon dolarla Yalova ve 373 milyon dolarla Adana takip etti. Söz konusu üç ilin, Ocak-Temmuz dönemindeki toplam ihracat artışının yüzde 50,2'sini gerçekleştirdiği belirtildi. OTOMOTİV, MAKİNE VE ELEKTRİKLİ CİHAZLAR BAŞI ÇEKTİ Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Temmuz itibarıyla Türkiye'nin ihracatına en fazla katkı sağlayan sektör grupları motorlu kara taşıtları, kazanlar ve makineler ile elektrikli makine ve cihazlar oldu. Motorlu kara taşıtlarında Kocaeli, Bursa ve Sakarya; kazanlar ve makinelerde İstanbul, Bursa ve İzmir; elektrikli makine ve cihazlarda ise İstanbul, Kocaeli ve Ankara en fazla ihracat gerçekleştiren iller olarak öne çıktı. Bakanlık, 54 ilde ihracat artışı görülmesinin Türkiye'nin ihracat başarısının ülke geneline yayılan güçlü bir üretim ve ihracat ekosistemine dayandığını belirtti. Açıklamada, ürün ve sektör çeşitliliğinin ihracatın dayanıklılığını artırdığı vurgulanırken, yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve küresel rekabet gücü yüksek bir ihracat yapısının oluşturulmasının stratejik öncelik olmaya devam edeceği ifade edildi.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında Naci Görür’den uyarı: Büyük bir deprem olacak Haber

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında Naci Görür’den uyarı: Büyük bir deprem olacak

Türkiye, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri depremin 27’nci yılında anarken, deprem riski ve kentsel dönüşüm çalışmaları yeniden gündeme geldi. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 45 saniye sürdü. Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de büyük yıkıma yol açan depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişi evsiz kalırken, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yeri yıkıldı. Görür: “Er veya geç büyük bir deprem olacak” Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos’un yıl dönümünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, “Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir” uyarısında bulundu. Görür, can kayıplarını önlemek için depremin nerede gerçekleşeceği tartışmasından ziyade ülkenin deprem dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Deprem hazırlığının uzun vadeli ve siyasi değişimlerden bağımsız yürütülmesi gerektiğini belirten Görür, bunun için en az 20 yıl boyunca ciddi biçimde çalışacak bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti. İstanbul’da 1 milyon bağımsız bölüm dönüştürüldü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un verdiği bilgilere göre, 2012'den bu yana Türkiye genelinde 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Bunların 2 milyon 378 bininin dönüşümü tamamlanırken, 383 bin bağımsız bölümde çalışmalar devam ediyor. Deprem riski açısından kritik konumdaki İstanbul’da ise 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. Bunların 1 milyon 7 bininin dönüşümü tamamlandı, 291 bin bağımsız bölümde çalışmalar sürüyor. Konutların yüzde 58’i deprem sigortalı DASK verilerine göre Türkiye genelinde 11 milyon 700 bin 223 konutun Zorunlu Deprem Sigortası bulunuyor. Sigortalılık oranı ülke genelinde yüzde 58 seviyesinde. Bölgesel olarak en yüksek oran Marmara’da yüzde 65, en düşük oran ise Karadeniz’de yüzde 45 olarak kaydedildi. 17 Ağustos’un 27’nci yılında verilen mesaj ise aynı noktada birleşiyor: Depremi önlemek mümkün değil, ancak depremin can ve mal kaybını azaltmak için yapı stokunu ve kentleri depreme dirençli hale getirmek mümkün.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Güney Marmara Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz Haber

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Güney Marmara Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmeye ve afet risklerini azaltmaya yönelik kapsamlı adımlar atmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde resmi verilere göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığını ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlatan Yıldız, depremde yaşamını yitirenleri saygıyla andı. “DEPREM BİR DOĞA OLAYI, YIKIM KADER DEĞİL” Depremin tek başına afete neden olmadığını belirten Yıldız, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince kullanılmamasının riskleri büyüttüğünü ifade etti. Yıldız, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi veya dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” dedi. Deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirten Yıldız, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin bilinmesi gerektiğini söyledi. “MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI HIZLA TAMAMLANMALI” Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını vurgulayan Yıldız; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, yerleşime uygun alanların bilimsel verilerle belirlenmesi ve imar kararlarının bu veriler doğrultusunda alınması çağrısında bulunan Yıldız, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Yıldız, jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. “KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI” Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin şekilde yararlanılması gerektiğini belirten Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, riskli yapıların yenilenmesi kadar riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını kaydetti. “GÜNEY MARMARA NEDEN KAPSAM DIŞINDA?” Açıklamasında “Yarısı Bizden” kampanyasına da değinen Yıldız, İstanbul’da uygulanan finansman modelinin Güney Marmara illerinde de uygulanması gerektiğini savundu. Yıldız, İstanbul’da riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de ise bu oranın yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu öne sürerek, “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” sorusunu yöneltti. '1' İLE ÖNLEMEK Mİ, '6' İLE ÖDEMEK Mİ? Mevcut riskli yapı stoğunu eritmek amacıyla devreye alınan en güçlü mekanizmanın 2026 yılında da ana strateji olan “Yarısı Bizden” kampanyası olduğunu ifade eden JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, konuşmasında şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen bu modelde, her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. Bu şekilde Bakanlığın her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin TL’lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Bu finansal modelin amacı, inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle kentsel dönüşüme giremeyen dar ve orta gelirli vatandaşın üzerindeki yükü hafifletmektir. Ancak riskli yapı stoğu yaklaşık % 17 olan İstanbul ilimiz için bu sistem uygulanırken, riskli yapı stoğu % 65 olan Bursa – Yalova – Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor? Üstelik Güney Marmara’da bulunan bu illerin toplam nüfusu İstanbul’un 3’te 1’i ve riskli yapı stoğu yaklaşık 4 kat daha fazla iken. Yetkililere tekrar hatırlatmak istiyoruz, tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘’ÖNLEMEK’’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘’ÖDEMEK’’ mi, hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?". “AFET VE ACİL DURUM BAKANLIĞI KURULMALI” Jeoloji Mühendisleri Odası olarak tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetiminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini talep ettiklerini belirten Yıldız, afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması çağrısında bulundu. Afet yönetimindeki kurumlar arasındaki koordinasyonun yeniden düzenlenmesi ve ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte etkin bir afet yönetim modeli oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bunun yanında afet risk yönetimini destekleyecek bir afet hukuk sistemi oluşturulması ve afet suçlarına yönelik caydırıcı yaptırımlar getirilmesi gerektiğini savundu. “KAYBEDECEK 27 YILIMIZ DAHA YOK” Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, bilimin ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu söyledi. Yıldız açıklamasını, “27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” sözleriyle tamamladı. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anarken, yerel ve merkezi yönetimler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması için bilimsel ve kamusal çözümler üretmeye çağırdı.

17 Ağustos 1999 Marmara depremi unutulmaz Haber

17 Ağustos 1999 Marmara depremi unutulmaz

17 Ağustos 1999 günü saat 03:02’de, Marmara Bölgesi’nde 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Gölcük olan ve yaklaşık 45 saniye süren bu felaket, Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul, Düzce, Bursa ve Tekirdağ’ı derinden etkiledi. Türkiye’nin en büyük doğal afetlerinden biri olarak tarihe geçen depremin üzerinden 27 yıl geçse de ardında unutulmaz bir trajedi bıraktı. YIKIM VE KAYIPLAR Deprem, özellikle eski ve dayanıksız binalarda büyük yıkıma neden oldu. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken, bazı kaynaklar bu sayının 20 bini aştığını öne sürüyor. 43 bin 953 kişi yaralandı, yaklaşık 77 bin bina tamamen yıkıldı, 285 bin ev ve 42 bin iş yeri hasar gördü. 200 binden fazla insan evsiz kaldı, yaklaşık 16 milyon kişi ise felaketin etkilerini doğrudan hissetti. Marmara depremi, bölgenin altyapısını adeta felç etti. Elektrik, su ve doğal gaz hatları ağır hasar gördü, yollar kapandı, iletişim ağları çöktü. İzmit Körfezi’nde bulunan Tüpraş rafinerisinde çıkan yangın, felaketin boyutlarını büyüttü. Günlerce süren yangın, ciddi bir çevre felaketine yol açtı ve söndürme çalışmaları büyük zorluklarla yürütüldü. KURTARMA ÇALIŞMALARI VE SONRASI Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için gece gündüz çalıştı. Ancak birçok kişi hayatını kaybetti. Depremin vurduğu Gölcük, Kocaeli ve Sakarya’da yerleşim yerleri harabeye dönerken, İstanbul’da da ciddi yıkım ve can kayıpları yaşandı. Felaket, Türkiye’nin depreme hazırlık ve yapı denetimi konusundaki eksiklerini acı bir şekilde ortaya koydu. Bugün 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 27'nci Yıl Dönümü... 17 Ağustos'u unutmuyoruz. Biliyoruz ki; Hatırlamak ve hazırlıklı olmak Geleceği korumaktır.#17Ağustos#MarmaraDepremi AFAD ???????? pic.twitter.com/Nzmx0ZGcJ7 — AFAD (@AFADBaskanlik) August 17, 2026 Özetle 17 Ağustos 1999 depremi, sadece Marmara Bölgesi’ni değil, tüm Türkiye’yi derinden etkileyen bir felaket olarak hafızalarda yerini koruyor. Bu trajedi, deprem bilincinin önemini ve güvenli yapılaşmanın gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor.

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi Haber

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde evinin teras katındaki pencereden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" adıyla tanınan şarkıcı Gül Tutun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olayın planlı şekilde gerçekleştirildiği öne sürülerek, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Savcılık: Ölüm planlı şekilde gerçekleştirildi İddianamede, Gül Tut'un olay gecesi Çınarcık'taki evinde, kızına ait odanın penceresinden yaklaşık 18 metre yükseklikten beton zemine düştüğü belirtildi. Adli Tıp incelemesine göre sanatçının, kafa ve omurga kırıkları ile çoklu iç organ yaralanmalarına bağlı gelişen iç kanama nedeniyle yaşamını yitirdiği kaydedildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda olayın kaza sonucu meydana gelmediği, planlanarak işlendiği kanaatine vardı. Toksikoloji raporu: Zehirlenme bulgusuna rastlanmadı Hazırlanan iddianamede, Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildiği ancak kullandığı ilaçların ölümcül seviyede olmadığı ifade edildi. Toksikoloji raporunda, zehirlenmeye bağlı bir ölümün söz konusu olmadığı, ölümün yüksekten düşmeye bağlı travmalar nedeniyle gerçekleştiği vurgulandı. "Malkata" şarkısıyla odaya çağrıldığı öne sürüldü Savcılık dosyasına göre olay gecesi, sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in arkadaşı Sultan Nur Ulu'dan annesinin çok sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını açmasını istediği belirtildi. İddianamede, müziği duyan Gül Tut'un banyodan çıktıktan sonra kızının odasına geldiği, burada kısa süre dans edip eğlendiği, şarkının ise maktulü olayın gerçekleşeceği odaya çekmek amacıyla özellikle seçildiği iddia edildi. Ses kaydı incelemesi dikkat çekti Dosyada yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi bilirkişi raporunda, olay anına ait ses kayıtlarının ayrıntılı şekilde incelendiği belirtildi. Raporda, düşmeden hemen önce genç bir kadın sesinin alaycı ve neşeli bir tonla "Hadi görüşüürüüüz" dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözlerin sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e ait olduğu kanaatine ulaştı. İddianamede ayrıca sanığın annesini iki eliyle kalçasından kavrayarak ayaklarını yerden kaldırdığı ve pencereden aşağı attığı öne sürüldü. Tanık ifadesi değişti Olay sırasında odada bulunan Sultan Nur Ulu'nun ilk ifadesinde Gül Tut'un alkollü halde dengesini kaybederek düştüğünü söylediği, ancak daha sonra ifadesini değiştirerek olayın farklı gerçekleştiğini anlattığı belirtildi. İddianameye göre Ulu, son ifadesinde Gülter'in annesini iki eliyle kaldırarak pencereden attığını söyledi. Savcılık ayrıca, tanığın avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde "gerçekleri anlatacağını" söylemesini de ifadesini destekleyen önemli deliller arasında gösterdi. Mesaj kayıtları iddianamede yer aldı Savcılık, sanığın olaydan aylar önce annesi hakkında attığı mesajlara da iddianamede yer verdi. Dosyaya göre Gülter'in çeşitli mesajlaşmalarda; "Bıktım bu annemden" "Gebersin" "Bu kadın ölsün" "Ölmüyor, ne zaman?" "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler kullandığı öne sürüldü. Bu yazışmaların tasarlama unsurunu destekleyen önemli deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. Olay sonrası davranışlar da dosyaya girdi İddianamede, olayın ardından Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun İstanbul'da kaldıkları bir otelde yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığı, yapılan telefon görüşmelerinde sanığın tanığı tehdit ettiği yönünde değerlendirmelere de yer verildi. Savcılık ayrıca sanığın telefonunu değiştirmesi, cihazını fabrika ayarlarına döndürmesi ve bazı mesajların silinmesini istemesini de delilleri gizleme girişimi olarak dosyaya ekledi. Diğer sanık hakkında da hapis talebi Savcılık, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak yakın akrabayı öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise soruşturma sürecinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle "yalan tanıklık" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi halinde sanıklar önümüzdeki günlerde Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.