SON DAKİKA
Hava Durumu

#Van

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Van haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Van haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu, yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 499 kişinin yakalandığını açıkladı. Haber

Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu, yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 499 kişinin yakalandığını açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı'nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadele ve hudut güvenliğine ilişkin faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların terörün tamamen ve kalıcı olarak ülke gündeminden çıkarılması ve bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması açısından tarihi önem taşıdığını belirtti. Aktürk, Milli Savunma Bakanlığının, ilgili kanunun 8’inci maddesinin uygulanmasına yönelik olarak devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içerisinde çalışmalara başladığını ifade etti. TSK’nın ülkenin güvenliğine yönelik tehditlere karşı mücadelesini sınır içinde ve ötesinde kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Aktürk, geçtiğimiz hafta barınma alanlarından kaçan 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu açıkladı. TSK, her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini, sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürüyor. Bu kapsamda, barınma alanlarından kaçan 3 PKK’lı terörist daha teslim oldu.#MillîSavunmaBakanlığı pic.twitter.com/J9SeMnBwNL — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) August 13, 2026 SINIRDA 499 KİŞİ YAKALANDI Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Tuğamiral Aktürk, son bir haftada yasa dışı yollarla Türkiye’ye geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu 499 kişinin yakalandığını, 716 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini bildirdi. Böylece 1 Ocak’tan bu yana yasa dışı geçiş girişiminde bulunurken yakalananların sayısı 7 bin 942’ye, sınırı geçemeden engellenenlerin sayısı ise 45 bin 518’e yükseldi. Van, Hakkâri ve Hatay hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde ise toplam 304 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. “HUDUT KARAKOLLARINDA PERSONEL AZALTILMIYOR” Bu arada Sözcü Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hudutları 7 gün 24 saat esasına göre koruduğunu vurgulayarak, hudut karakolları ve üs bölgelerinde birlik veya personel azaltılmasının söz konusu olmadığını belirtti.

2 Çocuğun Ölümünde Soruşturmanın Seyri Değişti! 7 Şüpheli Gözaltında Haber

2 Çocuğun Ölümünde Soruşturmanın Seyri Değişti! 7 Şüpheli Gözaltında

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van ve Afyonkarahisar’da çocukların hayatını kaybettiği iki ayrı dosyada soruşturmanın seyrini değiştiren gelişmeler yaşandığını duyurdu. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk aşamada intihar ve kaza olarak değerlendirilen ölümlere ilişkin dosyalar yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerde her iki olayda da cinayet şüphesini güçlendiren bulgulara ulaşıldığı bildirildi. Damlanur Sarihan’ın ölümünde soruşturma yeniden açıldı Van’ın Başkale ilçesinde 10 Ocak 2024’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Damlanur Sarihan’ın ölümü, yeni bulguların ortaya çıkmasının ardından yeniden mercek altına alındı. İlk değerlendirmelerde intihar ihtimali üzerinde durulan olayda; gizli tanık ifadeleri, aile bireylerinin çelişkili beyanları, olay sonrası iletişim kayıtları ve şüphelilerden birinin elinde tespit edilen atış artığı dikkate alındı. Soruşturma dosyasında ayrıca olayda kullanılan silahın niteliği ve silah üzerinde parmak izi bulunmaması da değerlendirildi. Elde edilen bulguların ardından dosya kasten öldürme şüphesiyle genişletildi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturmanın derinleştirilmesinin ardından 7 Ağustos 2026'da Van, Hakkari ve Tekirdağ’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda toplam 7 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü, soruşturmanın ise çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi. Adli makamların elde edilen deliller ve şüpheli ifadeleri doğrultusunda olayın nasıl gerçekleştiğini tüm yönleriyle ortaya çıkarmaya çalıştığı belirtildi. 4 yaşındaki Yunus Emre Yakar’ın ölümünde dikkat çeken bulgular Bakan Gürlek’in açıklamasında yer alan ikinci dosya ise Afyonkarahisar’da 24 Ocak 2026’da hayatını kaybeden 4 yaşındaki Yunus Emre Yakar’a ilişkin oldu. Çocuğun ölümüyle ilgili soruşturma, otopsi sonuçları ile şüpheli ifadeleri arasında tespit edilen çelişkilerin ardından yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerde Yunus Emre Yakar’ın yüksekten düşmediği, darbe sonucu yaşamını yitirdiği ve olayın “yüksekten düşme” şeklinde gösterilmeye çalışıldığı yönünde bulgulara ulaşıldığı açıklandı. Gürlek: Soruşturmalar tüm yönleriyle sürüyor Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada soruşturmaların Van ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılıkları ile il jandarma komutanlıklarının ortak çalışmaları sonucunda yürütüldüğünü belirtti. Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda, intihar ve kaza süsü verilen iki ölüm olayının arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkarıldığını ifade etti. Bakan Gürlek, her iki dosyada da soruşturmaların tüm yönleriyle sürdüğünü vurguladı. Van’daki dosyada 7 şüphelinin gözaltına alınmasıyla birlikte soruşturmanın yeni aşamasına geçilirken, Afyonkarahisar’daki dosyada ise elde edilen adli bulguların soruşturmanın yönünü değiştirdiği bildirildi. Adaletin gecikmemesi kadar gerçeğin karanlıkta kalmaması da bizim için vazgeçilmezdir! Bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın güçlü iş birliği, Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve kahraman güvenlik güçlerimizin etkin… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 8, 2026

14 yaşındaki Damlanur'un ölümü 2,5 yıl sonra yeniden soruşturuldu: 7 şüpheli gözaltında Haber

14 yaşındaki Damlanur'un ölümü 2,5 yıl sonra yeniden soruşturuldu: 7 şüpheli gözaltında

Van'ın Başkale ilçesinde yaklaşık 2,5 yıl önce hayatını kaybeden 14 yaşındaki Damlanur Sarihan'ın ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Amcasının evinde Kalaşnikof tüfekle vurulmuş halde bulunan Sarihan'ın ölümünün ilk aşamada intihar olduğu değerlendirilirken, dosyanın yeniden incelenmesiyle farklı bulgulara ulaşıldı. Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında dosya yeniden ele alındı. Yapılan incelemelerde olayın intihar olmayabileceğine yönelik değerlendirmeler güçlenirken, soruşturma "kasten öldürme" şüphesi doğrultusunda derinleştirildi. Damlanur iki mermiyle vurulmuştu Olay, 10 Ocak 2024 tarihinde Başkale'de meydana geldi. Damlanur Sarihan'ın amcası F.S.'nin evinde intihar ettiği yönündeki ihbar üzerine ekipler adrese sevk edildi. Yapılan ilk incelemede, 14 yaşındaki Damlanur'un karnından iki mermiyle vurulduğu ve olay yerinde bir Kalaşnikof tüfeğin bulunduğu belirlendi. Olayın ardından Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Silah üzerinde gerçekleştirilen incelemede parmak izine rastlanmaması da dosyadaki önemli bulgular arasında yer aldı. Soruşturmadaki yeni bulgular dikkat çekti Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok sayıda bilgi ve delil birlikte değerlendirildi. Soruşturma kapsamında gizli tanık beyanları, aile bireylerinin ifadelerindeki çelişkiler, olay sonrası iletişim kayıtları ve olayda kullanılan silahın özellikleri mercek altına alındı. İncelemelerde şüphelilerden S.S.'nin el svaplarında atış artığı tespit edildiği bildirildi. Ayrıca kullanılan Kalaşnikof tüfeğin olayın intihar şeklinde gerçekleştiği iddiasıyla bağdaşmadığı yönündeki değerlendirmeler de soruşturmanın seyrini değiştirdi. Olay yerindeki incelemelerde ise Damlanur'un bulunduğu odadaki yatağın dağınık olduğu, dolaptaki bazı eşyaların yere saçıldığı ve kıyafetlerin düzensiz şekilde bulunduğu belirlendi. Telefon kayıtları da soruşturmaya dahil edildi Damlanur'un telefonunda yapılan incelemede, olaydan yaklaşık 36 gün önce erkek arkadaşı olduğu belirtilen S.Y. ile yaptığı yazışmalarda intihar edeceğine yönelik ifadelerin bulunduğu tespit edildi. S.Y.'nin ifadesine başvurulurken, söz konusu mesajlaşmalar doğrulandı. Ancak S.Y., aralarındaki sorunların daha sonra düzeldiğini ve olay günü herhangi bir problem yaşanmadığını belirtti. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şüphelilerin olaydan sonraki iletişimleri ve hareketleri de incelemeye alındı. Cenazedeki ifadeler dosyaya girdi Soruşturma dosyasına, Damlanur'un cenaze töreninde aile bireylerinin sarf ettiği bazı sözlerin de girdiği öğrenildi. Anne B.S.'nin cenaze sırasında bazı aile bireylerine yönelik suçlayıcı ifadeler kullandığı, amcalardan F.S. ile S.S. arasında da olay sonrasında dikkat çeken konuşmalar yaşandığı belirtildi. Bu ifadeler, diğer delillerle birlikte soruşturma kapsamında değerlendirildi. Gizli tanıkların ifadeleri soruşturmayı derinleştirdi Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları sonrasında dosya yeniden mercek altına alındı. Dosyaya kazandırılan gizli tanıkların, Damlanur'un ölümünün intihar değil cinayet olabileceğine yönelik iddialarda bulunduğu bildirildi. Aile bireylerinin çelişkili ifadeleri, atış artığı bulgusu, silah üzerindeki parmak izi incelemesi ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek soruşturmanın kapsamı genişletildi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüphelilerin iletişim kayıtları ve bağlantıları da incelendi. Amca S.S. ile yakın akraba E.S. arasında olay sonrasında iletişim kurulduğu, E.S.'nin ise ailesiyle birlikte köyden ayrıldığı yönündeki tespitler dosyaya dahil edildi. Elde edilen bulguların ardından 7 Ağustos 2026'da Van, Hakkari ve Tekirdağ'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda S.S. Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde, İ.E. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, F.S., N.S., E.S., K.S. ve suça sürüklenen çocuk Z.S. ise Van'ın Başkale ilçesinde gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Damlanur Sarihan'ın ölümüyle ilgili soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği, gözaltındaki şüphelilerin ifadeleri ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda adli sürecin şekilleneceği bildirildi.

Hesabına ‘kaynağı belirsiz’ 1 trilyon lira yatırıldı! Haber

Hesabına ‘kaynağı belirsiz’ 1 trilyon lira yatırıldı!

Van’da yaşayan 32 yaşındaki Ahmed Cihangir Takalo'nun banka hesabına, kaynağı henüzaçıklanmayan yaklaşık 1 trilyon lira yatırılması üzerine hesapları incelemeye alındı. Hesap bakiyesi bir anda yaklaşık 21,8 milyar dolara ulaşan Takalo, bu şok yüklemeyle birlikteteorik olarak dünyanın en zengin insanları arasına girdi; ancak banka tarafından konulan blokesebebiyle yaklaşık bir aydır paraya erişim sağlayamıyor. Market alışverişinde kartı reddedilince ortaya çıktı NTV'nin haberine göre, Azerbaycan doğumlu olan ve yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de yaşamınısürdüren Takalo, bir süpermarket alışverişi sırasında banka kartıyla ödeme yapamadı. Yaşanan bu aksaklığın nedenini öğrenmek için banka şubesine giden Takalo, hayatının şokunuyaşadı. Yapılan incelemelerde, genç adamın hesabında tam olarak 999 milyar 999 milyon 999 bin999 lira 99 kuruşluk bir kullanılabilir bakiye olduğu rapor edildi. “Paranın nerden geldiğini bilmiyorum” Söz konusu devasa meblağın hesabına nasıl ve hangi yolla aktarıldığı konusunda hiçbirbilgisinin olmadığını belirten Takalo, bu olağanüstü durum nedeniyle banka tarafından korumaamaçlı olarak tüm hesaplarının dondurulduğunu ve inceleme başlatıldığını söyledi. NTV’ye konuşan Takalo, konuyla ilgili olarak bankadan resmi bir bilgi talep ettiğini ancakdevam eden idari ve hukuki inceleme süreci nedeniyle kendisine henüz detaylı bir açıklamayapılmadığını ifade etti. Takalo'nun hesabında görünen para yaklaşık olarak 21.8 milyar dolar ediyor. Bu rakamladünyanın en zenginleri sıralamasında 116 sırada yer alıyor.

Salim Ensarioğlu: Kurumları değil suç şebekelerini kastettim Haber

Salim Ensarioğlu: Kurumları değil suç şebekelerini kastettim

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiyken şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’inbabası Nizamettin Kabaiş, bayram vesilesiyle eski Devlet Bakanı ve AK Parti Milletvekili SalimEnsarioğlu’nu Diyarbakır’daki ofisinde ziyaret etti. Görüşme sonrası bölge üniversitelerinde yoksul öğrencilere yönelik tehdit ve istismariddialarını gündeme getiren Ensarioğlu, kamuoyunda oluşan yanlış anlaşılmaları gidermeküzere yeni bir yazılı açıklama yayımladı. "Amacımız toplumsal farkındalık yaratmak" Ensarioğlu, avukatları aracılığıyla yakından takip ettiği Rojin Kabaiş dosyasına ilişkindeğerlendirmelerinde; geçmiş yıllarda Kars, Elazığ, Tunceli ve Van gibi illerde benzermağduriyetler yaşandığına dikkat çektiğini hatırlattı. Özellikle ekonomik zorluk çeken gençlerin suç odakları tarafından hedef alındığını belirtenEnsarioğlu, "Bu hususa dikkat çekmekteki amacımız, gençlerimizin karşı karşıya kaldığı risklereyönelik toplumsal farkındalığın artırılmasıdır" dedi. "Üniversite kurumlarıyla bir ilgisi yok" Bazı sosyal medya mecralarında ifadelerinin üniversitelerin kurumsal kimliğiyleilişkilendirilmesini eleştiren Ensarioğlu, şu ifadeleri kullandı: "Açıkça ifade etmek isterim ki; söz konusu açıklamalarımız herhangi bir üniversitenin kurumsalhiyerarşisi bağlamında değil, eğitim hayatını sürdürmeye çalışan ve çeşitli sebeplerle kırılgandurumda bulunan gençlerimizi hedef alan suç organizasyonlarıyla ilgilidir. Nitekim geçmişyıllarda farklı şehirlerde üniversite öğrencilerini hedef aldığı iddia edilen çeşitli suçyapılanmalarına ilişkin adli süreçler kamuoyuna yansımıştır. Bu örnekler, sorunun belirli birkurumla değil, organize suç faaliyetleriyle ilgili olduğunu göstermektedir." "Siyasi ve insani bir sorumluluk" Gençlerin güvenliğinin sağlanmasının hem siyasi hem de insani bir görev olduğunu vurgulayanSalim Ensarioğlu, istismar girişimlerine karşı mücadelenin süreceğini belirtti. Ensarioğlu, "Mağduriyet iddialarının ve devam eden soruşturmaların takipçisi olmaya,gençlerimizin hak ve hukukunu savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diyerek açıklamasınısonlandırdı. Ensarioğlu daha önceki açıklamasında, bazı kamu görevlileri ve üniversite çalışanlarının ortakhareket ederek öğrencileri "Örgütçüsünüz" diyerek baskı altına aldığını iddia etmiş, budurumun yoksul öğrencileri savunmasız bıraktığını dile getirmişti.

Mehmet Kuşman, ömrünü Urartuca 'ya adadı Haber

Mehmet Kuşman, ömrünü Urartuca 'ya adadı

Dünyada sadece 12 kişi biliyor Van’da yaşayan ve dünyada Urartuca dilini okuyup konuşabilen sayılı isimlerden olan MehmetKuşman, yarım asrı aşan çalışmalarıyla Urartu medeniyetinin izlerini yaşatmayı sürdürüyor. Türkiye’de Urartuca bilen 7 kişiden biri olduğunu belirten Kuşman, kadim olan Urartu diliöğrenebilmek için yıllarını verdiğini söyledi. ANKA'ya konuşan Kuşman, Türkiye’de 7, dünyada ise Urartuca dili bilen 12 kişi olduğunubildirdi. Urartu diline 1962 yılında bölgeye gelen arkeologların yönlendirmesiyle başladığınıifade eden Kuşman, hayat hikayesini şu sözlerle anlattı: "Van'ın Gürpınar ilçesinin Çavuştepe Köyü'nde 1940 yılında dünyaya geldim. 1960'ta askeregittim. 24 aylık askerlik görevimi bitirdikten sonra köyüme, Çavuştepe'ye döndüm. Daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanları okulun etrafında dolaşırken gördüm.Yanlarına gittim. Kimsiniz? diye sordum. 'Biz arkeoloğuz, İstanbul'dan geldik. Çavuştepe'yi,yani adı Boldağı olan dağı kazacağız' dediler. "Üç yılda alfabe tamamlandı" İşçi olarak yazıldım. Kazıların ilk haftasında bir kitabe çıkmıştı. Kitabenin üstünde oturuyorlardı.'Hocam, kitabenin üstünde yemek yenmez' dedim. Aldık, getirdik. Aradan bir iki haftageçtikten sonra yine kitabeler peş peşe çıkmaya başlayınca, 'Hocam, ben bu yazıyıöğrenemez miyim?' dedim. 'Yok' dedi. 'Hocam niye?' dedim. 'Zor, kolay değil' dedi. Ondansonra bir doçent vardı, yanına gittim, yalvardım. Dedi ki, 'Azimli misin?', 'Evet, azimliyim'.dedim. 'O zaman biz 2-3 hafta sonra İstanbul’a döneceğiz. Sen de git, Van Kalesi’ndekiyazıtlara bak. Bir şeyler yap' dedi. Onlar gitti, ben de Van’a gittim. O zaman Van küçük bir şehirdi, orada da bir şey yoktu. Gittim, bir bakkaldan çizgili bir defter vebir kurşun kalem aldım. Kaleye çıktım. Orada iki çeşit yazıyla karşılaştım; biri Asurca, biriUrartuca. Onları yazdık. Şimdi alfabe yapacağım ama malzeme yok. İran'a gittim, oradakiyazıları da topladım. Türkiye’nin her tarafını dolaştım. Suriye'de Halep'e kadar gittim. O yazılarıgetirdim. Üç yılda alfabe tamamlandı. O zaman Türkiye’de Kültür Bakanlığı yoktu. Turizm vardıama Kültür yoktu. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Van Valiliği’netelefon geliyor, 'Mehmet Kuşman’ı Ankara’daki sempozyuma gönderin' diye. Valilik gönderdi.Gittim, taşı da gösterdim." "22 yılını verdi, 650 kelime öğrendi" Kuşman, o dönemde 15-20’ye yakın hocanın Urartuca bildiğini, kendisinin öğrenmesinin de 22yılını aldığını anlattı. Bu sürede ancak 650 kelime öğrenebildiğini belirten Kuşman, şöyle devam etti: "Doğru dürüst cümle de kullanamıyordum. Çünkü onların yazıları bizim yazılarımız gibi değil.Biz satır okuduğumuz zaman, o kelimelerin bir ikisinin yerini değiştirmek zorundasınız. Yoksatam anlamıyla cümleyi kuramazsınız. Onu da öğrendik. Ondan sonra yaş 65 olunca emeklioldum. 40 yıl 9 ay çalışmışlığım var. Emekli olunca bu sefer gönüllü olarak devam ettim. Burayagelenler beni çok seviyorlar. Sanki ben babalarıymışım gibi yanaklarımı öpüyorlar. Türkiye’de 7 kişi kaldık. İçlerinde en genç ben olduğum için bakanlık beni hep yurt dışınagönderiyor. Dünyada bu dili bilenlerin sayısı 12 ama hepsi yaşlı. Artık yürüyecek takat kalmadıonlarda. Urartuca dilini bilen bir çocuğum var, o öğrendi. Van’da SGK Müdür Yardımcısıdır. Amabu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle biryazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbinde olacak. Kendi kendine konuşursun, sankideliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otlarıgörür, otlarla konuşursun." "Bizim için biraz geç bir keşif oldu ama çok keyifli oldu" Bölgeye Urartu tarihi hakkında bilgi edinmek için turla geldiklerini kaydeden Hakan Tekkaya iseUrartulardan kalma eserler, yazıtlar ve sarayların etkileyici olduğunu ifade ederek, şunlarısöyledi: "Ülkemizin bu doğal zenginliklerini ve güzel tarihini herkesin keşfetmesi gerekiyor. AyrıcaVan’ın kendine özgü doğası, havası, gölü, kedisi ve kahvaltısı ile müthiş bir yer olduğunudüşünüyorum. Yani ülkemizin çekim merkezlerinden biri. Bizim için biraz geç bir keşif oldu amaçok da keyifli oldu. Bu yapılarda da Mehmet Kuşman hocamızla beraber Urartu tarihi hakkındabilgi sahibi olduk. Kendisi Urartu alfabesini de okuyabiliyor." "Dilin devam etmesi lazım" Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Münevver Üçer ise bölgeye ve Mehmet Kuşman'aduyduğu hayranlığı şu cümlerle anlattı: "Şu anda gerçekten muhteşem bir tepedeyiz. Böyle büyük bir uygarlığın içinde olmakmuhteşemdi. Özellikle Mehmet Amca’nın anlattıklarını duyduktan sonra, 'Son kral MehmetKuşman' da diyebilirim. Bu kazıların devam etmesi gerekiyor ki Van’da kültür turizmi gelişsin.Kazı yapan herkese çok teşekkür ediyoruz. Biz İstanbul’dan geldik ama büyük bir grubumuzAntalya’da da var. Muhteşem bir tepe, muhteşem bir tarih. İyi ki buralardaymışlar. Müthiş birşey. Çünkü böyle bir dilin devam etmesi lazım. Mehmet Amca da gördüğüm kadarıyla birazyaşlı ama yaşını hiç göstermiyor. Çok dinç. Herhalde bu tepeleri devamlı gezdiği için. Özellikletarihimizi anlatan bu dillerin yaşatılması ve çoğalması gerekiyor. Yani bilen kişilerin çoğalmasıgerekiyor. Çünkü Mehmet Kuşman’dan sonra da bize bunları anlatacak genç nesillerin olmasıgerekiyor. Bunun için de önem verilirse seviniriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.