SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ürdün

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ürdün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürdün haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık Haber

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık

İran’ın nüfuzlu askeri ve siyasi figürlerinden biri olan eski Devrim Muhafızları Komutanı MuhsinRizai, bir mülakatta ABD ve İsrail’in Ortadoğu stratejilerini değerlendirdi. Rizai, Washington ve Tel Aviv’in bölgesel çıkarlarının birbiriyle paralel olduğunu belirterek, heriki yönetimin de bölgede yeni bir sistem dayatmak için İran’ı saf dışı bırakmayı zorunlugördüğünü iddia etti. "İran var oldukça haritayı değiştiremezler" İran'ın mevcut konumunu koruduğu müddetçe bölge haritasının değiştirilmesinin "imkansız"olduğunu savunan Rizai, "Onlar, bölgede yeni bir düzen kurabilmek için öncelikle İran'ı ortadankaldırmaları gerektiğine inanıyorlar. Gazze, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılar, asıl büyükhedefleri olan İran'ı ele geçirmek için sadece birer başlangıçtı" ifadelerini kullandı. "Trump petrolün, Netanyahu toprağın peşinde" ABD ve İsrail’in çıkarlarının "petrol ve toprak" ekseninde birleştiğini öne süren Muhsin Rizai, şuiddialarda bulundu: "İsrail; Suriye'nin güneyi, Lübnan'ın güneyi ile Ürdün ve Irak'ın bir bölümünü kapsayan dahafazla toprağı işgal etme peşinde. Donald Trump ise öncelikle İran, Körfez ve Kafkasya'dakipetrol ve gaz kaynaklarını kontrol etmek istiyor. Trump’ın bu yaklaşımı Venezuela stratejisinebenziyor; oraya da sadece petrol için odaklanmıştı." Bölgesel iş birliği çağrısı İran'ın bu planların uygulanmasına izin vermeyeceğini kanıtladığını belirten Rizai, bölgeülkelerine dış müdahalelerden bağımsız bir güvenlik iş birliği çağrısı yaptı. Rizai, "Bölge ülkeleri küresel barış ve güvenliği korumak için kendi aralarında bir birlikoluşturmalı. Ancak birlikte hareket ederek adil ve eşitlikçi bir barışı tesis edebiliriz" dedi.

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı Haber

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı

İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yeni bir mesaj gönderdi. Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölgeülkelerinden sürece katılmalarını istedi. "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak yada hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek"diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'nadikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahimAnlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın"kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi. İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikleArap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu. Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı biranlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasınınsüreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşmaolacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda aceleetmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak Haber

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak

Donald Trump sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bugün Beyaz Saray’da çok sayıda ülkenin lideri ile görüştüğünü ifade den Trump şunları söyledi: “Beyaz Saray’daki Oval Ofis’teyim; az önce Suudi Arabistan’dan Veliaht Prens Muhammed bin Selman El Suud, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Muhammed bin Zayed El Nahyan, Katar Emiri Tamim bin Hamad bin Al Sani, Katar Başbakanı Muhammed Bin Abdulrahman bin Jassim bin Caber Al Sani ve Bakan Ali al-Thawadi, Pakistan’dan Mareşal Asim Münir, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife ile İran İslam Cumhuriyeti ve barışa ilişkin bir Mutabakat Zaptı ile ilgili her konuda çok iyi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. “Hürmüz Boğazı açılacaktır” Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti ve listede adı geçen diğer çeşitli ülkeler arasında nihai hale getirilmek üzere bir anlaşma üzerinde büyük ölçüde uzlaşmaya varıldı. Ayrıca, İsrail Başbakanı Bibi Netanyahu ile de bir görüşme yaptım ve bu görüşme de aynı şekilde çok iyi geçti. Anlaşmanın son aşamaları ve detayları şu an görüşülmekte olup kısa süre içinde duyurulacaktır. Anlaşmanın diğer birçok maddesine ek olarak, Hürmüz Boğazı açılacaktır. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!”

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı Haber

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı

ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yapacağı turnuva için son 30 güne girilirken organizasyon tarihte ilk kez 3 ülkede 48 takımla düzenlenecek. 11 Haziran Perşembe günü Mexico City Stadı'nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla başlayacak turnuva, 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, New York New Jersey Stadı'ndaki final maçıyla sona erecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78'ine ABD ev sahipliği yapacak. 16 stat arasında en büyüğü 94 bin kişiyle Dallas Stadı olurken, en az kapasiteye sahip stat ise 45 bin kişiyle Toronto'da yer alıyor. Bilet fiyatları, konaklama giderleri ve seyahat masrafları Yüksek bilet fiyatları, konaklama giderleri ile uzun uçuş süreleri ve seyahat masrafları nedeniyle bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası, taraftarlar için zorlu bir turnuvaya dönüştü. FIFA'nın Dünya Kupası'nı Kuzey Amerika'daki üç ülkede organize etmesi, taraftarların potansiyel olarak binlerce kilometrelik uçak yolculuğu yapmasına neden olacak. İran'ın katılımı ABD ile savaş halindeki İran'ın Dünya Kupası'na katılımı da gündemdeki yerini koruyor. FIFA, İran'ın grup maçlarını Meksika veya Kanada'ya taşıma taleplerini reddetti ve maçların planlandığı gibi ABD şehirlerinde oynanması gerektiğini bildirdi. Türkiye D Grubu'nda yer alıyor Türkiye, D Grubu'nda ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 1930'daki ilk Dünya Kupası'ndan bu yana toplamda 11 kez organizasyonda boy gösteren ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na turnuvanın üç ev sahibinden biri olması nedeniyle doğrudan katılım hakkı elde etti. Güney Amerika (CONMEBOL) elemelerini başarıyla tamamlayan ve 18 maçta 28 puanla 6. sırada yer alarak doğrudan katılım hakkı elde eden Paraguay, tarihindeki dokuzuncu Dünya Kupası'na katılacak. FIFA Dünya Kupası'na 7 defa katılım hakkı elde eden Avustralya, organizasyonun 48 takıma çıkarılmasıyla Asya kıtasına (AFC) verilen kontenjan artışından faydalanan ekiplerden biri oldu. Avustralya, 3. Tur C Grubu'nu 19 puanla ikinci sırada bitirerek 2026 FIFA Dünya Kupası biletini cebine koydu. Üç ülke ilk kez katılacak Dünya Kupası, geçmiş yıllardaki turnuvalara kıyasla 32 yerine 48 takım ile düzenlenecek. Katılımcı sayısının artmasıyla Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finallerinde mücadele edecek. Mexico City Stadı tarihe geçecek Meksika'nın başkentiyle aynı adı taşıyan 83 bin kişi kapasiteli Mexico City Stadı, Dünya Kupası tarihinde 3 kez açılış maçına ev sahipliği yapan ilk stat olarak tarihe geçecek. Mexico City Stadı'nda daha önce 1970 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Sovyetler Birliği (0-0), 1986 Dünya Kupası'nın açılışında ise İtalya-Bulgaristan (1-1) maçları oynanmıştı. Futbol tarihinin efsanelerinden Brezilyalı Pele'nin 1970'te kupayı kaldırdığı, Arjantinli Maradona'nın 1986'da "yüzyılın golü"nü attığı Mexico City Stadı, 2026 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Güney Afrika maçına ev sahipliği yapacak.

ABD Başkanı Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. Haber

ABD Başkanı Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdiğini söyledi.

İsrail'in Kanal 14'üne verdiği bir röportajda, Washington'un bu hayati öneme sahip boğazın kontrolünü ele geçirebilecek kapasitede olup olmadığı sorusuna Trump, "Evet, kesinlikle, bu zaten oluyor" şeklinde yanıt verdi. Hürmüz Boğazı, dünyanın petrol arzının beşte birinin geçiş güzergahıdır. ABD ordusunun açıklamasına göre, ABD Ortadoğu'ya on binlerce deniz piyadesi konuşlandırdı ve iki dalgadan ilki geçen Cuma günü bir amfibi hücum gemisiyle bölgeye ulaştı. ABD medyasının ABD'li yetkililere dayandırdığı haberlere göre, ABD Savaş Bakanlığı İran'da haftalarca sürecek kara operasyonlarına hazırlanıyor. Pentagon'un ayrıca kara kuvvetlerini de içerebilecek askeriseçenekleri değerlendirdiği bildiriliyor. ABD Başkanı ayrıca, İran'ın askeri operasyonlardan kaynaklanan ağır baskı nedeniyle bir anlaşmaya varmak konusunda gerçekten istekli olduğunu söyledi. Ona göre, Tahran'ın uğradığı zarar çok büyük ve bu da onları müzakere masasına oturmaktan başka çare bırakmıyor. Trump, "Bence bir anlaşma yapmak konusunda çok istekliler" dedi. 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail, İran'a aralıksız hava saldırıları düzenleyerek, o zamanki Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney de dahil olmak üzere 1.340'tan fazla kişinin ölümüne neden oldu. Buna karşılık İran, İsrail'in yanı sıra ABD askeri varlıklarına ev sahipliği yapan Ürdün, Irak ve Körfez ülkelerini hedef alan insansız hava aracı ve füze saldırıları başlattı.

ABD, vatandaşlarına Irak'ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu. Haber

ABD, vatandaşlarına Irak'ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu.

ABD Büyükelçiliği, 14 Mart'ta yayınladığı güvenlik uyarısında, "İran bağlantılı terörist milisler" olarak adlandırdıkları grupların Irak genelinde sürekli olarak ABD vatandaşlarını ve ABD ile bağlantılı tesisleri hedef aldığını belirtti. ABD Büyükelçiliği'ne göre, silahlı gruplar Bağdat'ın merkezindeki Uluslararası Bölge'ye (halka büyük ölçüde kapalı ve sıkı güvenlik önlemleriyle korunan bir alan) defalarca saldırdı. ABD Büyükelçiliği ayrıca Erbil Uluslararası Havalimanı ve ABD Konsolosluğu bölgesinde sık sık saldırılar yaşandığı konusunda uyararak, Irak hava sahasından fırlatılan füzeler, insansız hava araçları ve diğer mermilerden kaynaklanan risk nedeniyle ABD vatandaşlarının herhangi bir diplomatik tesise yaklaşmaya çalışmamaları konusunda tavsiyede bulundu. 14 Mart'ta Irak'ın Bağdat kentindeki ABD Büyükelçiliği binasına füze isabet etmesinin ardından dumanlar yükseliyor. Kaynak: Sosyal medya ABD Büyükelçiliği, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan en yüksek seviye olan 4. Seviye seyahatuyarısını yineleyerek, vatandaşların her koşulda Irak'a seyahat etmekten kaçınmalarını tavsiye etti. Açıklamada terörizm, adam kaçırma, silahlı çatışma ve sivil huzursuzluk riskinin yüksek kaldığı belirtildi ve ABD hükümetinin vatandaşlarına acil hizmetler sağlama kapasitesinin sınırlı olabileceği ifade edildi. ABD Büyükelçiliği, Irak'ta kalan tüm Amerikalıları derhal ülkeyi terk etmeye çağırdı. Bu uyarı, ABD ve İsrail'in İran topraklarına yönelik eşgüdümlü saldırılarının ardından bölgedeki gerilimlerin tırmandığı ve Irak da dahil olmak üzere birçok ülkede misilleme eylemlerine yol açtığı bir dönemde geldi. ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık olarak İran, İsrail, Ürdün, Irak ve bazı Körfez ülkelerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleyerek, "ABD askeri varlıkları" olarak tanımladığı hedefleri hedef aldı. Bu misilleme saldırıları bölgedeki çatışmayı genişletti, birçok ülkedeki ABD tesislerini ve personelini yüksek alarma geçirdi ve Irak'taki ABD vatandaşlarının tahliyesine yol açtı.

Fransa saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu gerekçe göstererek savaş gemisi gönderiyor. Haber

Fransa saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu gerekçe göstererek savaş gemisi gönderiyor.

Salı gecesi televizyonda yayınlanan bir konuşmada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bir dizi askeri ve konsolosluk önlemi açıklamadan önce, ortaya çıkan kriz için Tahran'ı suçlarken, aynı zamanda bunu tetikleyen ABD-İsrail saldırılarını da eleştirdi. Macron, "İran İslam Cumhuriyeti bu durumun birincil sorumluluğunu taşıyor" dedi. Aynı zamanda, çatışmaları Almanya ve Birleşik Krallık ile birlikte durdurmaya çağırırken bile, ilk İsrail-Amerikan askeri operasyonlarının "uluslararası hukukun dışında yürütüldüğünü" savundu. Konuşma, ABD ve İsrail'in İran'a saldırı düzenleyerek bölge genelinde misilleme saldırılarını tetiklemesinden ve daha geniş bir tırmanma korkusunu artırmasından dört gün sonra geldi. Dronlar "meşru savunmada" düşürüldü Macron, ikinci bir Fransız askeri tesisinin vurulduğunu doğruladı. "Bölgedeki askeri üslerimizin güvenliğini güçlendirdik. İkisi sınırlı grevlere maruz kalarak maddi hasara neden oldu" dedi. "Çatışmanın ilk saatlerinden itibaren meşru savunma için insansız hava araçlarını düşürdük" diye ekledi. Fransa'yı Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ile bağlayan savunma anlaşmalarına atıfta bulunarak, Fransa'nın onlara dayanışma borçlu olduğunu söyledi ve ayrıca Ürdün, Irak ve Suriye'yi içeren taahhütlerden ve ortaklıklardan bahsetti. Devlet başkanı, Fransa'nın "savunma" bir kuvvetin parçası olarak bu müttefik ülkelerin birçoğuna hava savunma yeteneklerini konuşlandıracağını açıkladı. Kurtarma ekipleri, 3 Mart 2026'da Sidon'da İsrail saldırısıyla vurulan Lübnanlı İslami bir grubun yıkılan merkezinin önünde toplandı AP Fotoğrafı Ayrıca Lübnan'daki potansiyel bir İsrail kara operasyonuna karşı uyardı ve bunu "tehlikeli bir tırmanma ve stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Salı günü erken saatlerde Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Fransız Rafale savaş uçaklarının Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Fransız tesisleri üzerinde hava güvenliği operasyonları yürüttüğünü ve onları daha fazla insansız hava aracı saldırısından koruduğunu söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca önemli deniz koridorlarının risk altında olduğu konusunda uyardı ve Fransa'nın onları korumak için inisiyatif aldığını söyledi. Küresel ticaret ve enerji arzı için gerekli deniz yolları olarak nitelendirdiği Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı'nda "Trafiği restore etme ve güvence altına alma araçlarını bir araya getirmek için bir koalisyon kurma çabalarına öncülük ediyoruz." Kıbrıs'a savaş gemisi ve Akdeniz'de uçak gemisi 'Charles de Gaulle' Macron ayrıca, insansız hava aracı olaylarının adadaki İngiliz tesislerini hedef almasının ardından Kıbrıs'a takviye olduğunu duyurdu. "Kıbrıs'a savunma araçları gönderiyoruz ve bu akşam itibariyle Kıbrıs'tan bir Fransız fırkateyn gelecek" dedi. Hareket, bir insansız hava aracının pistte düştüğü ve diğerlerinin ele geçirildiği bildirilen bir insansız hava aracı da dahil olmak üzere İngiliz egemen üssü RAF Akrotiri'deki insansız hava aracı olaylarını takip ediyor. Bu arada, uçak gemisi Charles de Gaulle, Macron'un genel bir caydırıcılık ve hazırlık duruşu olarak sunduğu şeyin bir parçası olarak Akdeniz'e doğru ilerliyor. Bölgede 400.000 Fransız vatandaşı var Başkan, şu anda daha geniş bölgede yaklaşık 400.000 Fransız vatandaşının bulunduğunu söyledi. Macron, "En savunmasız olanlardan başlayarak, ayrılmak isteyen vatandaşlarımızın geri dönüşünü düzenli bir şekilde düzenliyoruz" dedi. Tahliye çabalarının bir parçası olarak "ilk iki uçuşun bu gece Paris'e ineceğini" doğruladı.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee: İsrail'in Orta Doğu'daki tüm toprakları ele geçirmesi "sorun olmaz" Haber

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee: İsrail'in Orta Doğu'daki tüm toprakları ele geçirmesi "sorun olmaz"

Cuma günü yayınlanan bir röportajda Huckabee, Carlson'a "Her şeyi alsalar sorun olmazdı" dedi. Trump yönetimi tarafından atanan ve eski Arkansas valisi olan Huckabee, Carlson ile ABD Hristiyan milliyetçi hareketi içindeki Eski Ahit ayetlerinin yorumlarını ele aldı. İsrail'in Tel Aviv havaalanında gözaltına alındığı yönünde tartışmalı iddialarda bulunan Carlson, Huckabee'ye Tanrı'nın İbrahim'e soyundan gelenlere "Mısır vadisinden büyük Fırat nehrine kadar olan toprakları, Kenitlerin, Kenizzitlerin, Kadmonitlerin, Hititlerin, Perizitlerin, Refaitlerin, Amorilerin, Kenanlıların, Girgaşitlerin ve Yebusilerin topraklarını" vereceğini vaat ettiği İncil ayeti hakkında soru sordu. Carlson, bu bölgenin modern coğrafyada "temelde tüm Orta Doğu'yu" kapsayacağını belirtti. Carlson, "Levant… İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan – ayrıca Suudi Arabistan ve Irak'ın büyük bölümlerini de içerir" dedi. Huckabee ise, "Bu kadar geniş bir alanı kapsayacağından emin değilim, ama büyük bir toprak parçası olurdu" dedi. Devamında, "İsrail, Tanrı'nın İbrahim aracılığıyla seçtiği bir halka verdiği bir topraktır. Bir halk, bir yer ve bir amaçtı" dedi. Carlson'ın İsrail'in o topraklara hakkı olup olmadığı sorusuna Huckabee şu yanıtı verdi: "Hepsini alsalar sorun olmazdı." Huckabee ile yapılan röportaj, Carlson'ın Ben Gurion havaalanında "garip" bir muamele gördüğünü iddia etmesiyle manşetlere çıkan bir İsrail gezisi sırasında gerçekleştirildi. Ancak İsrail ve ABD yetkilileri, rutin güvenlik sorgulamasından geçtiğini söyledi.

Arap ve İslam ülkelerinden ABD Büyükelçisi'nin açıklamalarına kınama Haber

Arap ve İslam ülkelerinden ABD Büyükelçisi'nin açıklamalarına kınama

Filistin Dışişleri Bakanlığı, Filistin Devleti ile birlikte Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Lübnan ve Suriye Dışişleri Bakanlıkları ile İİT, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi genel sekreterliklerinin ortak açıklamasını yayımladı. Açıklamada, ABD’nin İsrail Büyükelçisinin, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria dahil Arap devletlerine ait topraklar üzerinde kontrol sağlamasının kabul edilebilir olabileceğine yönelik ifadeleri güçlü şekilde kınandı ve derin endişe dile getirildi. Söz konusu açıklamaların uluslararası hukuk ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali olduğu belirtilen metinde, bu tür söylemlerin bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği kaydedildi. Bakanlıklar, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı. Batı Şeria’nın ilhakına ya da Gazze Şeridi’nden ayrılmasına yönelik girişimlerin reddedildiği belirtilirken, yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine karşı çıkıldığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız devletinin kurulmasına yönelik desteğin sürdüğü bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.