SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ümit Özdağ

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ümit Özdağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ümit Özdağ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir. Haber

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.

Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu, yaptığı değerlendirmede; Yüce Türk milleti, son 1,5 yıldır ülkemize yaşatılan aşağılamanın, bir yenilgi duygusunun ve elindeki tarihi kazanımları kaybetmenin siyasal tehdidi, saldırısı altında yaşatılıyoruz. 2024 yılının ekim ayından itibaren Devlet Bahçeli'nin anonsuyla başlatılan bir yeni süreç, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla elde ettiği tarihsel kazanımları tehlikeye atmaktadır. Devlet Bahçeli'yle beraber iktidardaki parti, Adalet ve Kalkınma Partisi'yle birlikte kurduğu bu pazarlık masasının bir diğer ucunda PKK isimli narko terör örgütü ve onun kurucusu ve yöneticisi olan baş terörist Abdullah Öcalan vardır. Bu al-ver pazarlık masasından kayıpla, zararla kalkacak olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Çünkü devlet pazarlık etmez, egemenliğine ortak getirmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak. Çünkü millet hak ve menfaatlerinden vazgeçmez, toplumsal olarak bölünmeyi kabul etmez. O pazarlık masası hiç kurulmayacak. Ekonomik olarak fakirleştirilen, yoksulluğa, açlığa mahkûm edilen Türk halkı, vatandaşlar her gün yeni yalan, aldatmacalarla tavize, teslime sürükleniyor. 1,5 yıl önce ne güzel PKK terör örgütü silah bırakıyor aldatmacasıyla başlayan sürecin bugünkü geldiği aşama, 50 binden fazla yurttaşımızın katili olan ve cezasını çekmekte olan, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin siyasallaştırılması ve yeni bir konuma statüye kavuşturulması olmuştur. PKK silah bırakıyor aldatmacasıyla girilen yolda PKK teröristlerinin affedilmesine, suçun cezasız bırakılmasına geçilmişti bu aşamada, bu süreç içerisinde. İlk gün, Ekim 2024'te ‘Öcalan gelsin, mecliste konuşsun’ diyen Devlet Bahçeli'nin yarattığı hayret ve şaşkınlıktan bugün Abdullah Öcalan'a yeni bir statü, yeni bir konum sağlansın aşamasına geldik. PKK'nın yasal siyasi partisinin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş, Apo'nun heykelini dikeceğiz diyordu. Devlet Bahçeli de bugün heykelin değil fakat statüsünün, Apo'nun statüsünün derdine düşmüş. Suriye PKK'sı olan YPG silah bırakmadı ve silahlarıyla birlikte tümenler halinde Suriye ordusuna eklemlendi. Ve Türkiye sınırında kendine ait yarı otonom, özerk bir coğrafya oluşturdu. Birinci çözüm ihanet sürecinden başlayarak şimdiki ikinci çözüm ihanet sürecinde de Türk ulus devleti aşama aşama kaybediyor, geriletiliyor. Bu gerilemenin, bu kaybın nerede duracağı ise belirsiz. Üniter Türk ulus devletinin varlığı ve laisizim güçlendirilmiş olan rejimi, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşama aşama geriletiliyor, aşındırılıyor. Cumhur İttifakı iktidarlarının kalan son 1,5 yılına daha hangi aşamaları sığdırmaya çalışacak? Buna seyirci kalacak değiliz, itirazımızı ve retlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti Devlet Bahçeli'nin siyasal fantezilerine ve Recep Tayyip Erdoğan'ın doyumsuz siyasal ihtirasına, hırsına yenik düşmeyecektir. Parmak sallamalar ve tehditler altında Türk halkını bilgilendirme ve bilinçlendirme çabamızdan geri durmadık, durmayacağız. Zafer Partisi Türk seçmenine bu ikinci ihanet sürecinin en başından beri hep işin iç yüzünü ve doğruları anlata geldi. Susturulmamız için Partimizin Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ tutuklandı, hapsedildi. Fakat biz Zafer Partisi Türk milletine, vatandaşlarımıza, Türk seçmenine hep güvendik. Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar. Büyük Türkiye Cumhuriyeti ne Devlet Bahçeli'nin siyasi fantezilerine mecburdur, ne de AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yaşadıkça iktidarda kalma hırsına mahkumdur. Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.”

Zafer Partisi, Ümit Özdağ tarafından Başdanışmanlık görevine son verilen Hasan Öztürk ile ilgili basın açıklamasında bulundu. Haber

Zafer Partisi, Ümit Özdağ tarafından Başdanışmanlık görevine son verilen Hasan Öztürk ile ilgili basın açıklamasında bulundu.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı Nazif Okumuş partisi adına, Ümit Özdağ tarafından Başdanışmanlık görevine son verilen Hasan Öztürk ile ilgili basın açıklamasında bulundu. BASIN BİLDİRİSİ Doğrudan ilgilileri tarafından Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’a dört yurttaşımızdan ayrı ayrı gelen ahlaki konularla ilgili şikayetler üzerine 23 Ocak 2026 tarihinde Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ tarafından Başdanışmanlık görevine son verilen Hasan Öztürk isimli şahsın hakaret, iftira ve şantaj içerikli paylaşımlarına ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği doğmuştur. Hasan Öztürk isimli şahıs hakkında 23 Ocak 2026 tarihinde çeşitli sosyal medya hesaplarında gayri ahlaki iddialar olduğu belirtilmiştir. Görevden alınmadan önce söz konusu sosyal medya paylaşımlarının altına 9 saat sonra yorum yazan Hasan Öztürk özetle, “Hakkımda yazılanlar iftiradır. Bana yapılan saldırılar aslında Zafer Partisi’ne ve Ümit Özdağ’a yöneliktir. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın mücadelesinde yalnız kalması amaçlanmaktadır. Ben Türk milletine, Zafer Partisi’ne ve Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’a mahcup olmayacağım” demiştir. Hasan Öztürk, görevden alındıktan sonra iftiralar ile saldırdığı Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ ile ilgili 06 Aralık 2025 tarihinde kendi sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarda şöyle demiştir: “Bir lider düşünün… Sözüyle güven veren, duruşuyla cesaret aşılayan, memleket için attığı her adımda kararlılığıyla örnek olan. İşte Genel Başkanımız Sn. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın bir adım yanında durmak, sadece bir siyasi yolculuk değil; onur, sorumluluk ve mücadele ruhunun en somut hali. Onunla aynı yolda yürümek, memleket sevdasını sadece söylemde değil, eylemde de taşımak demektir. Her adımında doğruluğu, cesareti ve ilkeleri savunan bir liderin yanında olmak ise tarifsiz bir gururdur. Bu yolun her zorluğuna, her mücadelesine, her başarısına tanıklık etmek… İyi ki aynı yolda, aynı idealde, aynı kararlılıkta buluşmuşuz. Bir adım yanında olmak, daima onurdur.” 6 Aralık 2025’te “Ümit Özdağ ile yürümek onurdur” diyen, 23 Ocak 2026’da ise yapılan suçlamalar ile ilgili “Ümit Özdağ’a mahcup olmayacağım, bu suçlamaların amacı Ümit Özdağ’ı yalnızlaştırmaktır” diye açıklama yapan Hasan Öztürk adlı şahıs, İstanbul’a gelerek, 23 Ocak 2026 tarihinde Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ ile görüşmüştür. Bu görüşmede Hasan Öztürk’ün izahatlarını tatmin edici bulmayan Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Hasan Öztürk’ü aynı tarihte görevden almıştır. Görevden alınmayı hazmedemeyen Hasan Öztürk, çektiği videolar ile Zafer Partisi ve Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’a yönelik iftiralarla saldırmaya başlamıştır. Hasan Öztürk, açık şekilde yalan söylemektedir, iftira atmaktadır. İftiralarının hiçbir nesnel temeli ve delili yoktur. Ancak yukarıda ortaya konulan olayların akışı ve Hasan Öztürk’ün açıklamaları hem iftiralarının gerçek nedenini hem de bu şahsın karakterini ortaya koymaktadır. Söz konusu kişi, Zafer Partisi’ni daha önce korkuttuğu mağdureler ile karıştırarak çok büyük bir hata yapmıştır. Zafer Partisi, Hasan Öztürk hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur. Hasan Öztürk adlı şahsı, sosyal medya şovmenliği yapmak ve iftiralar atmak yerine, sağa sola telefon ederek “Elimde ses kayıtları var” diyerek suç işleyeceği yerde elindeki tüm bilgi ve belgelerle hemen Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz. Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ilkesini benimsemiş, Büyük Türk milletine hizmet etmek amacıyla siyaset yapmak isteyen herkese kapısı açık olan ve Türk Milleti’nin çıkarları için politikalar üreten bir siyasi partidir. Her siyasi parti gibi tüm mali yapısı ve trafiği Anayasa Mahkemesi denetimindedir. Zafer Partisi, kurulduğu günden bu yana bu denetimlerden diğer tüm siyasi partiler gibi geçmiştir. Zafer Partisi, kurulduğu günden bu yana Türk milletinin sofrasından ekmeğini eksilterek yaptıkları bağışlar dışında, hiçbir gelir kaynağı olmadan Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği mücadelesini sürdürmektedir. Zafer Partisi ve Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ ilk günden bu yana haksız pek çok saldırıya ve iftiraya maruz kalmış olmasına rağmen Büyük Türk Milleti’nin çıkarları için çalışmaya devam edecektir. Büyük Türk milletine saygıyla duyurulur. Nazif Okumuş Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda. Haber

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti. Partisinin Hukuk İşleri Başkanı Av. Tayga Ak’a aileden vekalet almasını söyledi, Zafer Partisi olarak ailenin hukuk mücadelesinde yanlarında olacağını söyledi. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilmiyoruz Zafer Partisi olarak. Ancak Türk halkının iradesinin, sesinin, arzusunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve Millet Meclisi'nden de yasalara yansıması için seçimden seçime oy kullanmanın yetmediği de açık. Son dönemde ardı ardına işlenen bu alçakça, vahşice cinayetler karşısında artık 18 yaş altının çocuk olduğunu söyleyerek ona göre bir hukuki düzenleme yapmanın ne kadar yanlış olduğu ortaya çıktı. Onun için evet, imza da toplamalısınız. Evet, gerekirse Meclis Başkanından randevu alıp, gruplardan randevu alıp, birçok anne birlikte ziyaret etmeniz de ve bu konuyu Meclisin gündemine bizzat sizlerin getirmesinde de büyük fayda var. Biz de Zafer Partisi olarak bu sokakların güvenliği için ve devletin tekrar hâkim olması için bir mücadele veriyoruz. Yapmış olduğumuz yasa tasarısı hazırlıkları da var ancak bütün bunlar gelecek seçimlerden sonra mümkün olacak fakat o ana kadar da beklememek lazım. Yapılabilecek şeyler var. Bu mücadelede sizlerin öncülüğü yapmanız belki en doğrusu ve içiniz yanıyor biliyorum. Kabul etmek, tahammül etmek, ‘Allah yardımcınız olsun’ demenin dışında söyleyecek bir şey yok. Fakat şimdi ortaya çıkan ifadeyi buraya geldiğimizde duyduk. Katilin verdiği ifade, yani bunlar nerede yetiştiler, hangi ülkede büyüdüler, bu hale geldiler, böyle katilleştiler, soğukkanlı canavarlaştılar? Dün de Ankara'da Hakan'ın davası vardı biliyorsunuz. Orada da onun yakınlarının atmış oldukları tezahüratlar insanın kanı donuyor. Bu hukuki düzenlemenin yetersiz olduğu, insanları suçtan uzaklaştırmadığı, infaz sistemlerinin sürekli aflarla serbest bırakmalarla etkisiz hale geldiği, ‘nasıl olsa çıkarım’ diye yaklaştıkları hepsi ortada. Bunun değişmesi gerekiyor. Atlas Allah rahmet eylesin gitti. Annesinin yüreği bundan sonra hep o acıyı taşıyacak. Yıllarca, ölene kadar aklından bir gün çıkmayacak kadıncağızın. Yani hiç olmazsa adalet duygusu oluşmalı. Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda. Bir annenin adalet duygusunu da ne kadar olursa artık onu da temsil etmek zorunda. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hangi partiye mensup olursa olsun vekiller de önce anne ve baba, kendi çocuklarının başına böyle bir şeyin geldiğini, felaketin geldiğini düşünerek hareket etmeliler ve yasalar da ona göre çıkmalı. Avukat konusunda bir girişiminiz oldu mu? Bizim avukatlarımıza yardımcı olabilirler. Genel Başkan Yardımcımız, Avukat Tayga Ak da müdahil olarak davada sizin yanınızda olsun.”

Ümit Özdağ: Terör örgütüyle pazarlık yapılmaması gerektiğini, terörle müzakere değil ancak mücadeke edileceği gerçeğini dile getiriyoruz. Haber

Ümit Özdağ: Terör örgütüyle pazarlık yapılmaması gerektiğini, terörle müzakere değil ancak mücadeke edileceği gerçeğini dile getiriyoruz.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 2016 yılında Beşiktaş’ta teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan polislerimiz için yapılmış anıtın önünde basın açıklaması yaptı. Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün burada Beşiktaş Stadyumu'nun yanında alçakça bir terör saldırısında kaybettiğimiz şehit polislerimizin anısına bulunuyoruz. Ben yıllarca Polis Akademisinde ve Harp Okulu'nda ders verdim ve polis istihbarat kurslarında hocalık yaptım. Öğrencilerim arasında şehitler oldu, gaziler oldu. Onların ne kadar ağır şartlar altında bu ülkeyi savunmak için mücadele verdiklerini en yakından gözleyenlerin başında geliyorum. Çünkü sadece onların sınıflarda hocalığını yapmakla kalmadım. Güneydoğu Anadolu'da değişik il ve ilçelerde, hatta dağda, dağ karakollarında köylerde yanlarında oldum. Bugün gazilerimiz aramızda dolaşırken ve şanlı şehitlerimizin ruhları bu aziz vatanın sınırlarını ve aziz topraklarını korumaya devam ederken bölücü terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan ile Türkiye'nin nasıl yönetileceğine, Anayasanın ve yasaların nasıl yapılacağına dair müzakereler, pazarlıklar devam ederken terör örgütünün Kandil'deki temsilcisi, ‘biz af istemiyoruz, affedilecek bir şey yapmadık’ demek küstahlığında bulunuyor ve yapmış oldukları terör eylemlerini, işlemiş oldukları cinayetleri, öldürmüş oldukları vatansever insanlarımızı, köylülerimizi beşikte katlettikleri bebekleri, şehit ettikleri vatansever korucularımızı, askerlerimizi, polislerimizi, jandarmamızı, Kuzey Irak'ta infaz ettikleri istihbaratçılarımızı suç olarak görmediklerini bir kez daha utanmadan açıklayabiliyorlar. Biz de Zafer Partisi olarak genel başkanından, genel başkan yardımcısına, genel idare kurulu üyesine, merkez disiplin kurulu üyelerine, il başkanlarına, ilçe başkanlarına ve partimizin bütün üyelerine ve sempatizanlarına, seçmenlerine, destekçilerine kadar hepimiz tek bir vücut olarak terör örgütüyle pazarlık yapılmaması gerektiğini, terörle müzakere değil ancak mücadele edileceği gerçeğini bir kez daha burada yapılan alçakça saldırının gerçekleştiği yerde aziz şehitlerimizi dualarla anarken ve rahmet dilerken tekrar dile getiriyoruz. Şimdi hep birlikte hem Beşiktaş şehitlerinin hem de bütün şehitlerimizin anısına birlikte Fatiha okuyoruz. Allah rahmet eylesin. kaynak : 724guncelhaber.com

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.