SON DAKİKA
Hava Durumu

#Uluslararası Hukuk

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek: Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü açıkladı. Haber

Bakan Gürlek: Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü açıkladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin Türkiye’de yürütülen yargı süreci hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü bildirdi. NETANYAHU HAKKINDA YAKALAMA EMRİ Bakan Gürlek, dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde yakalama emri verildiğini açıkladı. Bu karar doğrultusunda söz konusu kişilerin uluslararası düzeyde aranması amacıyla kırmızı bülten çıkarılması için Adalet Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığına talepte bulunulduğunu belirten Gürlek, ilgili evrakın Dışişleri Bakanlığına iletildiğini kaydetti. ÇOK SAYIDA SUÇTAN YARGILAMA Gürlek’in açıklamasına göre Netanyahu ve Moskovitch; Gazze’ye insani yardım taşıyan sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale edilmesi ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında çeşitli suçlamalarla yargılanıyor. Sanıklar hakkında yöneltilen suçlamalar arasında “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “kasten yaralama”, “eziyet”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım araçlarının kaçırılması” bulunuyor. “CEZASIZLIK ZIRHINA İZİN VERMEYECEĞİZ” Gazze’de yaşananlara ilişkin uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini belirten Gürlek, Netanyahu yönetiminin hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı kabul etmediklerini ifade etti. Bakan Gürlek, “Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz” mesajını verdi. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkanlarını kullanacağını belirten Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Filistin halkının ve insanlık vicdanının yanında durmaya devam edeceklerini ifade ederek, insanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gerekli adımların kararlılıkla atılacağını kaydetti. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 21, 2026

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın Haber

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısına ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Bahçeli, saldırının Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirterek İsrail yönetiminin bölgesel güvenlik açısından giderek daha büyük bir tehdit oluşturduğunu savundu. Bahçeli, Türkiye’nin İsrail’le savaş arayışında olmadığını ancak ülkenin egemenlik haklarının ihlal edilmesine ve milli güvenliğine yönelik tehditlere de kayıtsız kalmayacağını vurguladı. “TÜRKİYE’NİN SABRINI SINAMAKTAN VAZGEÇİN” İsrail’in Suriye sahasındaki faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya yönelik girişimleri ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden politikalarının yakından takip edildiğini belirten Bahçeli, İsrail yönetimine şu mesajı verdi: “Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan ve ülkemizin millî güvenlik alanlarına müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden vazgeçilmelidir.” Bahçeli, Türkiye’nin barış iradesinin zafiyet, itidalinin ise acziyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU Suriye’nin etnik, dini ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasına yönelik girişimlerin bölgeyi daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyeceğini belirten Bahçeli, Suriye’nin güçlü, egemen ve toprak bütünlüğünü koruyan bir devlet yapısına kavuşmasının bölge ülkelerinin yararına olduğunu kaydetti. Bahçeli, İsrail’in Suriye’de kalıcı işgal alanları oluşturmasının, fiili sınırları değiştirmesinin veya tampon bölgeleri genişletmesinin Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu bildirdi. “İSRAİL’İN ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ ZORUNLULUK” İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesinin ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini savunan Bahçeli, bunun İsrail devletinin veya halkının ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; uluslararası hukuka aykırı politikaların siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçlarla sınırlandırılması gerektiğini belirtti. Bahçeli ayrıca İsrail’e yönelik uluslararası yaptırım mekanizmalarının işletilmesi, ekonomik ve diplomatik baskının artırılması ve İsrail’e koşulsuz destek veren ülkelerin politikalarını gözden geçirmesi çağrısında bulundu. ORTA DOĞU İÇİN YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ ÖNERİSİ Bahçeli açıklamasında, bölgesel barışın sağlanması amacıyla bir dizi öneri de sıraladı. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki iş birliğinin genişletilmesini savunan Bahçeli, daha kapsamlı bir “İslam Barış Gücü” oluşturulmasını önerdi. Ayrıca ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin dahil olacağı bir “Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi” kurulmasını, Birleşmiş Milletler himayesinde Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı düzenlenmesini ve bölgesel güvenlik ilkelerini ortaya koyacak bir “Ankara Deklarasyonu” yayımlanmasını teklif etti. Bahçeli, ateşkeslerin denetlenmesi için BM çatısı altında uluslararası gözlem misyonu kurulması ve kalıcı diplomatik temas sağlayacak bir “Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu” oluşturulması gerektiğini de ifade etti. FİLİSTİN İÇİN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÇAĞRISI Filistin meselesinin Orta Doğu’daki güvenlik mimarisinin merkezinde bulunduğunu belirten Bahçeli, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını ve iki devletli çözümün uluslararası toplum tarafından desteklenmesini savundu. Bahçeli, İsrail’in Gazze, Suriye ve Lübnan’daki faaliyetlerinin yanı sıra İran’la yaşanan gerilim, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs eksenindeki gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda İsrail’e yönelik sert mesajını yineleyen Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında geri adım atmayacağını belirtti. Bahçeli, “Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur” ifadelerini kullandı.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı Haber

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı

Kremlin Sarayı'nda gerçekleştirilen törende, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing'in görüşmesinin ardından iki ülkenin bakanlık ve kurumları arasında çeşitli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan belgeler arasında yaptırımlara karşı koymayı öngören ortak bildiri ile enerji, petrol ve doğal gaz, radyo-elektronik endüstrisi, dijital teknolojiler, uzay, eğitim, kültür ve iletişim alanlarında işbirliği memorandumları ve protokoller yer aldı. Putin: Ekonomik işbirliğine önem veriyoruz Putin, Rusya-Myanmar ilişkilerinin gelişmeye devam ettiğini belirterek ekonomik işbirliğine önem verdiklerini söyledi. Rus lider, iki ülke arasında istikrarlı finansal ödeme kanallarının oluşturulduğunu ve ticari işlemlerin yaklaşık üçte ikisinin Rus rublesiyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Enerji alanındaki işbirliğine de değinen Putin, Myanmar'ın güneyinde enerji santrali ve petrol rafinerisi inşasının gündemde olduğunu açıkladı. Putin ayrıca Myanmar'a sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı, ülkenin güney kıyısında liman inşası ve daha önce üzerinde anlaşmaya varılan nükleer santral projesi konusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Askeri işbirliği de gelişiyor Rusya ile Myanmar arasındaki askeri-teknik işbirliğinin de geliştiğini söyleyen Putin, iki ülkenin ortak askeri tatbikatlar düzenlediğini kaydetti. Rus lider, dış politika alanında iki ülkenin yaklaşımlarının örtüştüğünü belirterek uluslararası hukuk, egemenlik ve içişlerine müdahale etmeme ilkelerine vurgu yaptı. Putin ayrıca Myanmar'ın Rusya'nın Vladivostok kentinde yakın zamanda başkonsolosluk açacağını bildirdi. Hlaing: Parlamentolar arası ilişkileri de genişleteceğiz Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing ise Rusya ile ilişkilerin güven temelinde geliştiğini belirtti.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

MSB'den peş peşe kritik açıklamalar: Terörle mücadele, NATO ve YAŞ gündemi Haber

MSB'den peş peşe kritik açıklamalar: Terörle mücadele, NATO ve YAŞ gündemi

Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Ankara'daki Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Gazi Fişek Fabrikası'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt içi ve sınır ötesindeki faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, toplantıda yaptığı açıklamada terörle mücadele operasyonlarının kararlılıkla sürdüğünü, hudut güvenliği çalışmalarının aralıksız devam ettiğini ve savunma sanayisinde yeni yatırımlarla üretim kapasitesinin artırılacağını söyledi. MKE'nin üretim kapasitesi büyüyor Toplantının MKE Gazi Fişek Fabrikası'nda gerçekleştirilmesine dikkat çeken Aktürk, MKE'nin Türkiye'nin savunma sanayisindeki en stratejik kuruluşlardan biri olduğunu belirtti. Aktürk, MKE'nin 2023-2027 dönemini kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programı kapsamında üretim hatlarını modernize edeceğini, Kırıkkale, Samsun ve Kırşehir'de kurulacak yeni tesislerle kritik silah, mühimmat ve kimyasal üretim kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağını ifade etti. Son bir haftada 4 PKK'lı terörist teslim oldu Terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, son bir hafta içerisinde 4 PKK'lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıkladı. Harekât bölgelerinde mayın, el yapımı patlayıcı, mağara, sığınak ve barınaklara yönelik tespit ve imha çalışmalarının da kesintisiz sürdüğü bildirildi. Hudutlarda 468 kişi yakalandı MSB verilerine göre son bir haftada yasa dışı yollarla Türkiye sınırlarını geçmeye çalışan 468 kişi yakalandı, 1.102 kişi ise sınırı geçemeden engellendi. Yakalanan kişilerden 4'ünün terör örgütü mensubu olduğu belirtildi. Bakanlık verilerine göre yılbaşından bu yana: Yakalanan kişi sayısı: 6 bin 953 Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı: 43 bin 878 olarak açıklandı. YAŞ gelecek hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplanacak Toplantıda, 2026 Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) takvimi de açıklandı. Tuğamiral Aktürk, YAŞ toplantısının gelecek hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirileceğini belirterek, kararların Cumhurbaşkanı'nın onayının ardından kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Türkiye NATO görevini Portekiz'den devralıyor MSB, Türkiye'nin NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevini 31 Temmuz itibarıyla Portekiz'den devralacağını açıkladı. Bu kapsamda: Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne 5 adet F-16 savaş uçağı konuşlandırıldı. Türk personelinin bölgeye intikali tamamlandı. Görev 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında devam edecek. Türk unsurları Baltık hava sahasının güvenliği için 7 gün 24 saat görev yapacak. KKTC mesajı: İki devletli çözüm vurgusu MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yineledi. Açıklamada, Ada'da kalıcı çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğu ifade edildi. İsrail'e uluslararası hukuk çağrısı Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Bakanlık, İsrail'in Lübnan ve Filistin'e yönelik saldırılarının bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını belirtti. MSB, İsrail'in uluslararası hukuk ve ateşkes hükümlerine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgesel barışı zedeleyen adımlardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Türkiye-Irak güvenlik iş birliği güçleniyor Bakanlık ayrıca Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğinin terörle mücadelede önemli katkılar sağladığını açıkladı. Açıklamada; Ortak güvenlik mekanizmalarının etkin şekilde çalıştığı, Sınır güvenliği konusunda koordinasyonun sürdüğü, Savunma sanayii alanındaki iş birliğinin geliştirildiği, Bu iş birliğinin Irak Türkmenlerinin güvenliği açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor Haber

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor

Vladimir Putin, ülkesi ile Çin'in uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynadığını belirterek, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Xinhua'nın haberine göre, iki günlük ziyaret için dün gece Pekin'e ulaşan Putin için bu sabah Tiananmen Meydanı'nda devlet töreni düzenlendi. Törenin ardından liderler, Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Taraflar, görüşmede 2001'de imzalanan "Çin-Rusya İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın süresinin uzatılmasında mutabakata vardı. Çin Devlet Başkanı Şi, 25 yıl önce imzalanan anlaşmanın, iki ülke arasında uzun dönemli dostluğun ve kapsamlı stratejik eşgüdüm ilişkisinin temelini oluşturduğunu belirtti. Uluslararası ortamın hızlı değişimlerden geçtiğine ve uluslararası ilişkilerde güçlünün haklı olduğu orman kanuna dönüş tehlikesi olduğuna dikkati çeken Şi, bu arka plan dikkate alındığında anlaşmanın ileri görüşlülüğünün ve güncel öneminin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Şi, Çin'in anlaşmanın uzatılmasını desteklediğini, ilkelerinin korunması ve iki ülke arasında karşılıklı desteğe dayalı stratejik eşgüdümünün ilerletilmesi için Rusya ile birlikte çalışacağını vurguladı. Şi’den Ortadoğu'da çatışmaların durdurulması çağrısı ABD ile İsrail'in İran'a saldırıları ile başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan savaşa ilişkin Şi, "Körfez bölgesi ve Ortadoğu savaş ile barış arasında kritik bir kavşakta, derhal tüm çatışmalara son verilmeli ve müzakerelere dönülmeli" dedi. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. Şi, çatışmaların sonlandırılmasının enerji tedarikinde yaşanan sıkıntıları azaltacağının, sanayi ve tedarik zincirleri ile uluslararası ticaret düzeninin sağlıklı işleyişini sağlayacağının altını çizdi. Çin lideri, krizin çözümünde barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve güvenlik ile kalkınma arasındaki dengenin sağlanması ilkelerine işaret eden 4 maddelik barış önerisinin gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik uluslararası mutabakat oluşturmayı hedeflediğini kaydetti. “Rusya-Çin ilişkileri yüksek bir seviyeye ulaştı” Rus lider Putin de iki ülkenin bir kez daha tutum ve tavırlarında uyumu sağlamış olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu, Rusya-Çin ilişkilerinin hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Olumsuz dış koşulların varlığına rağmen Rusya ile Çin arasındaki etkileşimin güçlü ve yüksek bir ivme yakaladığına işaret eden Putin, "Ticaret hacmimiz son 25 yılda 30 kat arttı. Birkaç yıldır da 200 milyar doları rahat şekilde aşıyor" ifadesini kullandı. Putin, "Ortadoğu'da krizin devam ettiği bir dönemde Rusya enerji kaynaklarında güvenilir bir tedarikçi, Çin de bu kaynakların sorumlu bir müşterisi olmayı sürdürüyor" şeklinde konuştu. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. "Çok kutuplu dünya oluştu” Rusya-Çin işbirliğinin uluslararası alanda istikrarın temel sacayağı olduğunu vurgulayan Putin, "Tüm aktörlerin çıkarlarının dengelendiği çok kutuplu bir dünyayı oluşturmanın karmaşık süreci yolunda ilerliyor" değerlendirmesinde bulundu. Putin, dünyada gerginliklerin hakim olduğu bir dönemde Çin ile BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve G20 gibi çok taraflı platformlarda yakın iletişimi ve işbirliğini sürdüreceklerini ifade etti. ŞİÖ'nün geniş bir coğrafyada entegrasyon ve sorunların ortaklaşa çözümünün önemli bir örneği olduğuna işaret eden Putin, Çin'in Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ev sahipliğini desteklediğini bu yıl Şıncın şehrinde düzenlenecek zirveye katılacağını bildirdi. Rus lider, Çinli mevkidaşını gelecek yıl resmi ziyaret için ülkesine davet etti. Ortak basın toplantısı düzenlediler Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya ile Çin'in ödemeleri ulusal para birimlerinde yaptıklarına dikkati çeken Putin, Çin ile dış etkenlerden ve küresel piyasalardaki olumsuz eğilimlerden korunan istikrarlı ticari sistem kurduklarını söyledi. Putin, Rusya ile Çin'in enerji alanında yoğun işbirliği yaptıklarını dile getirerek, "Ülkemiz, Çin'e petrol, sıvılaştırılmış gaz dahil doğal gaz ve kömür tedarik eden en büyük ihracatçılardan biri. Hızla büyüyen Çin pazarına söz konusu kaynakların kesintisiz tedarikini güvenilir şekilde sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Rus Devlet Enerji Kuruluşu Rosatom'un Çin pazarında başarılı şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyen Putin, Tianwan Nükleer Güç Santrali (NGS) ve Xudabao Nükleer Santrali'nde Rus tasarımlı enerji ünitelerinin inşasının tamamlanmak üzere olduğu bilgisini paylaştı. Çin ile yeşil teknolojilerin entegre edilmesini gerektiren kritik elementler ve metaller alanındaki ortaklığın güçlendirilmesine de odaklandıklarını belirten Putin, Rusya ile Çin'in demir dışı metalurji, kimya, kağıt, biyoteknoloji, ilaç, uçak üretimi ve uzayın keşfedilmesi gibi alanlarında ortak projeler uyguladıklarını dile getirdi. Lojistik bağlantılarının geliştirilmesi konusunda da işbirliği yaptıklarını anlatan Putin, Rusya'nın doğu yönünde demir yollarını iyileştirdiklerine işaret etti. Çin ile turizm alanındaki işbirliğinin de geliştiğinin altını çizen Putin, vizesiz seyahat uygulamasının bunu teşvik ettiğine dikkati çekti. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. “Rusya ve Çin bağımsız siyaset izliyor" Vladimir Putin, Şi ile kabul ettikleri ortak bildiride, Rusya ve Çin'in uluslararası meselelere ilişkin ilkeli tutumlarının yer aldığını aktararak, şunları kaydetti: "Rusya ve Çin, bağımsız siyaset izliyor, stratejik ortaklık kapsamında hareket ediyor, uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynuyor. Barış ve refah için birlikte çalışıyoruz. Bu bağlamda, Moskova ve Pekin, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın korunmasından yana tavır sergiliyor." Çin ile Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve diğer uluslararası platformlarda etkileşimde olduklarını dile getiren Putin, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Putin, Çinli mevkidaşı Şi ile yaptıkları görüşmenin ikili ilişkileri geliştireceği umudunu paylaştı.

Çin'den ABD'nin yaptırım kararına tepki Haber

Çin'den ABD'nin yaptırım kararına tepki

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin’de düzenlenen olağan basın toplantısında yaptığı açıklamada, ABD’nin aralarında Çinli uydu şirketlerinin de bulunduğu firmalara yönelik yaptırımlarını eleştirdi. Guo, Çin’in uluslararası hukuk temelinden yoksun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yetkilendirmediği tek taraflı yaptırımlara karşı olduğunu belirterek, Çinli şirketlerin meşru hak ve çıkarlarını koruyacaklarını söyledi. Çin’in İran konusundaki tutumunun açık olduğunu ifade eden Guo, “Acil öncelik, her ne şekilde olursa olsun yeniden çatışmaya dönülmesini önlemek olmalı, başka ülkelere suç atmak için durumu istismar etmek değil” dedi. ABD Hazine Bakanlığı, 8 Mayıs’ta İran’ın silah tedarikine aracılık ettikleri gerekçesiyle Çin merkezli Yushita Shanghai ve Hitex Insulation ile Hong Kong merkezli Hesin Industry ve Mustad Limited’in de aralarında bulunduğu 5 şirketi yaptırım listesine almıştı. Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı da Çin merkezli uydu şirketleri Chang Guang Satellite Technology, The Earth Eye ve MizarVision’ın da bulunduğu 4 şirkete yaptırım uygulanacağını açıklamıştı. Söz konusu şirketlerin, İran’ın Ortadoğu’daki ABD güçlerine yönelik saldırılarında kullanılmak üzere uydu görüntüleri sağladığı öne sürülmüştü. Yaptırım kararlarının, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu hafta Çin’e yapacağı ziyaret öncesinde açıklanması dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.