SON DAKİKA
Hava Durumu

#Uluslararası Hukuk

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz

İletişim Başkanı Duran'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Bu yıl zirvemizi, 'Uluslararası sistemde kırılma, krizler, anlatılar ve düzen arayışı.' temasından anlaşılacağı üzere burada hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve elbette bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş bir çerçevede ele alacağız. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin aşılma sürecini artık geride bırakmış bulunuyoruz. Bu sürecin ardından, henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz. Bildiğimiz dünyanın sonundayız. Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğunu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiği bir evredeyiz. Uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana atılmakta, güç kullanımı ise birincil araç haline gelmektedir. Artık bu aktörler, uyuşmazlıklarını savaşarak çözmeyi; iç meselelerini ise silahlı yöntemlerle bastırmayı tercih etmektedir. Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise normlar ve değerler alanında görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir daha asla denilen soykırımların, bugün adeta canlı yayınlarda gerçekleştiği, güç kullanarak toprak kazanma girişimlerinin ise açıkça ve pervasızca dile getirildiği bir dönemdeyiz. Bu tablo, çifte standardı sistematik biçimde uygulayan bir grup ülkenin iddia ettikleri ahlaki üstünlüğü aşındırmakla kalmayıp büyük ölçüde yitirmesine yol açmıştır. Gazze’de yaşananlar bunun en çarpıcı örneği oluyor. İsrail’in soykırımı karşısında uluslararası hukuk işletilememiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem ne yazık ki suskun kaldı. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı. Bu durum yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür. Türkiye, uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden görmüş, bu doğrultuda defalarca güçlü uyarılarda bulunmuştur. Nitekim Suriye ve Irak’ta yaklaşan sistemik krizleri önceden öngörmüş ve gerekli uyarıları yapmıştır. Ukrayna’daki savaşta da meselenin askeri yollarla çözülemeyeceğini vurgulamış, bu nedenle diplomatik angajmanlara yönelmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Daha adil bir dünya mümkündür' çağrısı, bu uyarıların ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesi olarak dünyaya yapılmış önemli bir çağrıdır. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller geliştirdik. Yaklaşan kriz ve çatışmalara önce bölgemizde, ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve sürdürmeye devam ediyoruz. Konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği, güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde; diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli Haber

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli

Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaların bölgedeki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ettiği belirtildi. Bakanlık, Türkiye’nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü vurguladı. İsrail’in Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarına yönelik saldırılarının siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu, Litani Nehri güneyinde gerçekleştirdiği kara harekâtı ve köprülerin imhasının ise olası bir işgal politikasının göstergesi olduğu ifade edildi. ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmalar ve İsrail’in devam eden saldırganlığı Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ediyor. Ülkemiz, tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği… pic.twitter.com/e60a0xIIwJ — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) March 26, 2026 Suriye’nin güneyinde süren İsrail faaliyetlerinin ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim ve şiddet olaylarının ise bölgedeki kırılganlığı artırdığına dikkat çekildi. Bakanlık, kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunmasının elzem olduğunu vurgularken, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet etti.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasi açıdan felaket bir hataydı" Haber

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasi açıdan felaket bir hataydı"

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 2. Dünya Savaşından sonra yeniden kurulmasının 75. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kendisinin de Bakan olarak uzun yıllar görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı'nın küresel sorunlara bakışına ve çözüm önerilerine ilişkin konuşan Steinmeier, İran savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Alman hükümetinin tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini, ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bu savaş uluslararası hukuka göre yasadışıdır ki bunda şüphe yok" dedi. Bugüne kadar İran savaşını uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak sınıflandırmaktan kaçınan Alman hükümetinden farklı bir tavır sergileyen Steinmeier, "Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden farklı. Bu görüş yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç önem vermiyor. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ama benim inancım budur. Bu dünya görüşünü benimsemek için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralların olmadığı bir dünyada hayatta kalabilir hatta kısa vadede bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil ve devletlerin ezici çoğunluğu için de geçerli değil" ifadelerini kullandı. "İran savaşı uluslararası hukuka göre yasa dışıdır" "Yarının dünyası, ABD ile Çin arasındaki bir ikili mücadeleden daha fazlası olmalı. Bu nedenle dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerekir" diyen Steinmeier, "Dış politikamız, hukuk ihlalini haklar ilkesiyle adlandırmamamızla daha ikna edici hale gelmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş, ayrıca siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa bu savaş gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır" ifadelerini kullandı. "14 Temmuz 2015 tarihinde İran'ın nükleer silahlanmasının önlenmesine dönük anlaşmadan hiç bu kadar uzak olmamıştık" diyen Steinmeier, söz konusu anlaşma için "Amerikalıların İran'a karşı yapmak zorunda kalacağı bir savaşı önlüyoruz" ifadelerinin kullanıldığını ancak 2 yıl sonra, ilk görev süresinde 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekildiğini hatırlattı. "Uluslararası hukuk göz ardı edilmemeli" Trump’ın ikinci görev süresinde ise İran’da savaş yapıldığını belirten Steinmeier, "Uluslararası hukuk, başkaları yapıyorsa bizim de çıkarmamız gereken eski bir eldiven değildir. Aksine büyük güçler arasında yer almayan herkes için şimdi ve gelecekte, bazıları tarafından ihmal edilse ve ihlal edilse bile hayati önem taşır. Düzen çerçevesi, kural ve meşruiyet kaynağı olarak uluslararası hukuk, Almanya için olduğu kadar Avrupa için de önemini hiç kaybetmemiştir. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada bu Avrupa kaybolurdu. Çünkü Avrupa Birliği kendisi de kurallara dayalı bir yapıdır. Eğer büyük güçlerin dünya görüşünü kendimize mal edersek, o zaman bu yapı göz açıp kapayıncaya kadar çökecektir. Bu yüzden dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerektiğine inanıyorum, olması gereken yerde olmalı, olmaması gereken yerlerde ise olmamalı" diye konuştu. Küresel sorunların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğine vurgu yaparak son dönemde kendisinin güçlü işbirliklerini geliştirmek için bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlatan Steinmeier, "Bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdim. Bu ülkeler Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bu devletler de Almanya gibi bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mart 1951’de yeniden kurulan ve bu yıl 75. yılını kutlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda 2005-2009 ile 2013-2017 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Steinmeier, P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında İran ile 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de Almanya Dışişleri Bakanı olarak görev almıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten,Orta Doğu ve 'Özel' yorumu... CHP kendi gündemine hakim değil Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten,Orta Doğu ve 'Özel' yorumu... CHP kendi gündemine hakim değil

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hem dış politikada Türkiye’nin pozisyonuna, hem de muhalefetin gündemindeki tartışmalara dair değerlendirmelere yer veren Çelik, açıklamasında, Orta Doğu’daki gelişmelere dair, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliği doğrultusunda senaryoların sürekli güncel tutulduğunu vurguladı. Çelik, İran ve İsrail ile ilgili, uluslararası hukuk açısından İran'ın tamamen haksız bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, "Yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken yapılan şey daha çok savaş uçağı istemek oluyor. İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurması kabul edilemez. Devletler devlet gibi hareket etmelidir. İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayrı meşrudur.” diye konuştu. https://t.co/hYmSjnepgj — Ömer Çelik (@omerrcelik) March 17, 2026 “Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşı’dır" diyen Çelik, "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Bütün gayretimiz bunun için olacaktır.” dedi. Bu arada Ömer Çelik, gazetecilerin sorusu üzerine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün 'Turpun küçüğü' olarak yaptığı basın açıklamasında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yönelttiği iddialara da yanıt verdi. Çelik, Özgür Özel'in günlerdir bu konuyla ilgili açıklama yapacağını söylediğini ve sürekli ertelediğini belirterek, "Bakan'ın neden hedef alındığını biliyoruz. Özel’in iddialarını defalarca icat gibi okuduğunu ve sonrasında yalan çıktığını gördük. En son savunma sanayisini hedef almıştı. Bu iş neden Özgür Özel’e düşüyor? CHP kendi gündemine hakim değil" diye konuştu. Bakan Gürlek'in mal varlığıyla ilgili olarak cevap verdiğini belirten Sözcü Çelik, "Bunların yalan olduğunu ifade etti. Havada kalan iddialar bunlar.” dedi. Özgür Özel'in Cumhuriyet tarihinde silgisi kaleminden önce biten ilk siyasetçi olduğunu ifade eden Ömer Çelik,"CHP’ye duyduğumuz saygı gereği söylüyorum; bu gidişle CHP’yi tarihten silecek" yorumunda bulundu.

ABD, İran'daki savaşı eleştiren medya kuruluşlarının lisanslarını iptal etmekle tehdit etti Haber

ABD, İran'daki savaşı eleştiren medya kuruluşlarının lisanslarını iptal etmekle tehdit etti

Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr, 14 Mart'ta sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, yayıncıların "kamu yararına hareket etmeleri" gerektiğini, aksi takdirde lisanslarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaklarını belirtti. Carr'ın, yayıncıları ABD Başkanı'nın öncelikleriyle uyumlu hale getirmek için yaptığı açıklamalar ilk kez olmuyor. Geçen yıl, ABC'yi Başkan Trump'ı eleştiren komedyen Jimmy Kimmel'ı "düzenlemeye" çağırmıştı. Başkan Trump, 28 Şubat'ta İran'a yönelik bir saldırı ilan etti. (Ekran görüntüsü) Carr o dönemde bir radyo yayınında, "Bunu kolay yoldan ya da zor yoldan yapabiliriz" diye vurguladı. Bunun sonucunda, ABC bu yorumların hemen ardından Kimmel'in programını geçici olarak askıya almak zorunda kaldı. Carr'ın son açıklamaları muhalefetle karşılandı. Hawaii Senatörü Brian Schatz, bunun basının savaşa olumlu bir şekilde haber yapmasını gerektiren açık bir direktif olduğunu, aksi takdirde lisanslarının yenilenmeyeceğini savundu. Bireysel Haklar ve İfade Özgürlüğü Vakfı'nda (FIRE) kamu savunuculuğu direktörü olan Aaron Terr, "Birinci Değişiklik, hükümete yürüttüğü savaş hakkındaki bilgileri sansürleme yetkisi vermez" dedi. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaş, şu anda iç kamuoyundan güçlü bir muhalefetle karşı karşıya. Son Quinnipiac anketine göre, Amerikalı seçmenlerin %53'ü İran'a karşı askeri harekata karşı çıkıyor. Uluslararası hukuk uzmanları savaşı uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirse de, Başkan Trump kampanyanın başarılı olduğunu savunuyor. Bu arada Savunma Bakanı Pete Hegseth, medyayı savaşa ilişkin kamuoyuna olumsuz bir bakış açısı sunmakla suçladı. Hegseth, gazetecileri daha "vatansever" olmaya ve "Orta Doğu savaşı tırmanıyor" gibi ifadeler yerine iyimser başlıklar kullanmaya çağırdı. Hegseth ayrıca özellikle CNN'i eleştirdi ve kanalın kısa süre içinde yönetimin yakın müttefiki olan David Ellison'ın kontrolüne geçmesini umduğunu dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.