Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ulusal Güvenlik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ulusal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz Haber

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki yeni yönetim ve Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarında herhangi bir Türk askeri varlığını İsrail açısından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiklerini belirterek Şam yönetimine sert bir mesaj gönderdi. İsrail medyasına konuşan Netanyahu, Suriye hükümetini daha önce farklı diplomatik kanallar aracılığıyla uyardıklarını ancak Şam yönetiminin İsrail’in mesajlarını doğru anlamadığını öne sürdü. Netanyahu, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya da değinerek operasyonun İsrail’in tutumunu açık biçimde ortaya koymayı amaçladığını savundu. İsrail’den Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz Netanyahu’nun açıklamalarının merkezinde Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığı yer aldı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını İsrail’in güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Suriye sınırının güneyindeki birlikleri ziyaret ettiği dönemde geldi. Zamir de bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, İsrail sınırlarında herhangi bir hasım gücün hakimiyet kurmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye sahası üzerinden ortaya çıkan rekabetin daha açık biçimde güvenlik başlığına taşındığını gösteriyor. Ebu Zuhur saldırısı gerilimi artırdı İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Saldırıda pist ve havaalanına ait bazı altyapı unsurlarının zarar gördüğü bildirildi. İsrail kaynakları, operasyonun Türkiye’nin bölgede askeri varlık oluşturmasına ilişkin kaygılarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Türk askeri heyetinin havaalanındaki restorasyon çalışmaları kapsamında bölgede bulunduğu iddiaları da gündeme geldi. Suriye yönetimi ise saldırıyı kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Şam yönetimi saldırının Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu savundu. Washington’dan İsrail’e mesafe Suriye’deki gerilim Washington’da da yakından takip ediliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek askeri yöntemler yerine diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir politika izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’nin bu yaklaşımı, Washington’ın Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını istemediğine işaret ediyor. İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya tepki Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye'ye yönelik sert açıklamaları İsrail içinde de tartışma yarattı. İsrail Demokrat Partisi lideri Yair Golan, Suriye’ye yönelik operasyonları “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak değerlendirdi. Golan, mevcut politikaların İsrail’i Türkiye ile sıcak bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ordunun siyasi hesaplar doğrultusunda kullanılmasının ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefikleriyle ilişkilerine zarar verebileceğini savundu. Muhalefet lideri, Netanyahu’yu ülkenin güvenliğinden ziyade siyasi geleceğini öncelemekle suçladı. İsrail ve Suriye arasında kritik telefon görüşmesi iddiası Gerilimin tırmanmasından önce İsrail ile Suriye arasında üst düzey bir temas gerçekleştirildiği de öne sürüldü. Reuters'a konuşan kaynaklara göre Mossad Direktörü Roman Goffman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu temasın, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail ve Suriye arasındaki en üst düzey iletişim kanallarından biri olduğu ileri sürülüyor. Ancak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Suriye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı.

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil" Haber

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil"

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filipinler'de katıldığı uluslararası zirvede İran'a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonların amaçlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Washington yönetiminin önceliğinin İran'da rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Rubio, operasyonların temel hedefinin ülkenin askeri kapasitesini zayıflatmak ve nükleer programını sınırlandırmak olduğunu söyledi. Doğu Asya ülkelerinin katılımıyla Filipinler'de düzenlenen toplantıda konuşan Rubio, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalarında, askeri operasyonların başlangıcından bu yana izlenen stratejinin değişmediğini belirten Rubio, yönetimin hedefinin Tahran'daki siyasi iktidarı devirmek olmadığını ifade etti. "Rejim Değişikliği Hedeflenmedi" ABD Başkanı'nın başından beri aynı çizgiyi koruduğunu dile getiren Rubio, operasyonların amacına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Başkan hiçbir zaman amacımızın rejim değişikliği olduğunu söylemedi. Operasyonun ilk gününden itibaren hedefimiz; füze rampalarını, insansız hava araçlarını, üretim tesislerini ve deniz kuvvetlerini etkisiz hale getirmekti." Rubio'nun açıklamaları, son dönemde İran ile yaşanan gerilimlerin ardından ABD'nin askeri stratejisine ilişkin uluslararası kamuoyunda yürütülen tartışmalar açısından önem taşıyor. "İran'ın Askeri Kapasitesi Büyük Ölçüde Zayıflatıldı" İran'ın askeri gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı, gerçekleştirilen operasyonların ardından ülkenin deniz ve hava unsurlarının ciddi ölçüde zarar gördüğünü öne sürdü. Rubio, "Şu an itibarıyla İran Deniz Kuvvetleri diye bir yapı kalmadı. Ellerinde yalnızca birkaç küçük sürat teknesi bulunuyor. Hava kuvvetleri ve hava savunma sistemleri de tamamen imha edilmiş durumda." ifadelerini kullandı. Söz konusu açıklamalar, ABD yönetiminin değerlendirmelerini yansıtırken, İran makamlarından bu iddialara ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Nükleer Program Vurgusu Rubio, Washington yönetiminin İran politikasındaki temel önceliğin ülkenin nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu yineledi. ABD'nin ulusal güvenlik politikası açısından en önemli konunun İran'ın nükleer kapasitesi olduğunu belirten Rubio, bu hedef doğrultusunda diplomatik ve askeri seçeneklerin değerlendirilmeye devam edildiğini ifade etti. "İran Halkı Daha İyi Bir Yönetimi Hak Ediyor" Konuşmasında İran'ın iç politikasına da değinen Rubio, Tahran yönetimini insan hakları konusunda eleştirdi. İran hükümetinin kendi vatandaşlarına yönelik uygulamalarını eleştiren Rubio, "Başkanın da belirttiği gibi İran halkı daha iyi bir liderliği hak ediyor. Kendi vatandaşlarını sokak ortasında katleden bir anlayışa elbette karşıyız. Ancak bizim İran'daki temel ulusal çıkarımız ve nihai hedefimiz, bu ülkenin asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır." dedi. Bölgedeki Gerilim Yakından İzleniyor Rubio'nun açıklamaları, Orta Doğu'da son dönemde artan güvenlik geriliminin sürdüğü bir dönemde geldi. ABD ile İran arasındaki ilişkiler, nükleer program, bölgesel güvenlik ve askeri faaliyetler nedeniyle uzun süredir uluslararası gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlar, taraflardan gelecek yeni açıklamalar ile diplomatik temasların bölgedeki gelişmeler açısından belirleyici olacağını değerlendirirken, uluslararası toplum da gerilimin daha fazla tırmanmaması yönündeki çağrılarını sürdürüyor.

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu Haber

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu

ABD Başkanı Trump, Connecticut eyaletinde katıldığı bir mezuniyet töreninden Washington'a dönüşünde havalimanında basın mensuplarının Küba ile ilgili sorularını yanıtladı. Küba'da ekonomik ve siyasi durumun "çok kötü" olduğunu savunan Trump, Küba halkının kendilerinden yardım istediğini ifade ederek, "Onlara yardım edeceğiz." dedi. Küba'da gıda ve elektrik sıkıntısı olduğunu anlatan Trump, Küba halkının ise "harika insanlar" olduğunu söyledi. ABD Başkanı, Küba konusunda uzmanlıklarının olduğunu ve halkın 65 yıldır bugünü beklediğini dile getirerek, "Küba'yı özgürleştireceğiz." yorumunu yaptı. Küba'ya yönelik ambargonun ne zaman kaldırılacağına ilişkin soru üzerine Trump, somut bir tarih vermekten kaçındı, ancak yakında bu konuyla ilgili açıklama yapacaklarını dile getirdi. Trump, ABD'nin Küba'da tansiyonu artırıp artırmayacağı konusunda ise "Tansiyon yükselmeyecek, buna gerek yok. Bakın, ülke parçalanıyor. Orası tam bir felaket, (yönetim) kontrolü kaybetmiş durumdalar, Küba'nın kontrolünü gerçekten kaybettiler." değerlendirmesini yaptı. Trump'ın Küba ile ilgili değerlendirmeleri, ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche'nin, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve diğer yetkilileri "ABD vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurmak"la suçlayan iddianameyi açıklamasından kısa süre sonra geldi. Küba'nın eski lideri Castro hakkındaki iddianameyi açıklayan Blanche, "Bugün, Raul Castro ve diğer bazı kişileri 4 ABD vatandaşını öldürmek amacıyla komplo kurmakla suçlayan bir iddianameyi duyuruyoruz." ifadelerini kullanmıştı. Blanche, Fidel Castro'nun kardeşi olan 94 yaşındaki Castro ve isimlerini belirtmediği bazı diğer kişilerin, Küba'nın 1996'da insani yardım grubu "Brothers to the Rescue'ya (Kurtarma Kardeşleri) ait uçakları düşürme ve başka suçlarla" itham edildiklerini açıklamıştı. ABD basınına göre, 2021'de Küba Komünist Partisi liderliğinden resmen istifa eden Raul Castro, hala ülkenin en güçlü figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD, Küba ile gerilim devam ederken USS Nimitz uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdı ABD ile Küba arasındaki gerilim sürerken Washington yönetimi, "USS Nimitz (CVN 68)" uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdığını duyurdu. ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından konuyla ilgili açıklamada bulunuldu. Açıklamada, ABD'nin 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17) biriminin bulunduğu USS Nimitz uçak gemisini, USS Gridley (DDG 101) ve USNS Patuxent (T-AO 201) savaş gemileriyle Karayipler'e konuşlandırdığı bildirildi. USS Nimitz'in, Tayvan Boğazı'ndan Arap Körfezi'ne kadar dünyanın dört bir yanında görevlerde bulunarak "savaş yeteneğini kanıtladığı" belirtilen açıklamada, bu durumun "hazırlık ve varlığın" en iyi örneği olduğu savunuldu. ABD Donanmasından martta yapılan açıklamada, dünyanın en büyük savaş gemileri arasında yer alan "USS Nimitz"in görev süresini yaklaşık 1 yıl daha uzatma kararı alındığı duyurulmuş ancak bu süreçte yeni görev yerine dair detay paylaşılmamıştı. ABD ile Küba arasındaki kriz ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak'ta Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı. Beyaz Saray, bu kararın, Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu. Küba ile ilgili açıklamalarında, İran'dan sonra bu ülkeye yönelerek Havana yönetimiyle görüşeceklerini ifade eden Trump, Küba'nın "çökmüş bir devlet" olduğunu ve ancak ABD'nin bu ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunları çözebileceğini savunuyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD'nin ülkesine askeri olarak müdahalede bulunmak için "bahane" aradığını belirterek, böyle bir durumda bölgenin "kan gölüne döneceği" uyarısı yapıyor.

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı Haber

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı

Cooper, "ABD Askeri Duruşu, Büyük Orta Doğu ve Afrika'daki Ulusal Güvenlik Zorlukları" konulu oturumda, Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Zimmerman ve ABD Afrika Komutanı General Dagvin Anderson ile ifade verdi. Komitenin Demokrat üyesi Seth Moulton'ın, İran'a yönelik savaşta "işlerin pek iyi gitmediğine" dair yaptığı yoruma, Cooper tepki gösterdi. Moulton'ın, "Bu hata uğruna ölmesini isteyeceğimiz daha kaç Amerikalı olması gerektiğini bilmek istiyorum. Bunu biliyor musunuz?" sorusuna Cooper, "Bunun sizin tarafınızdan yapılmış, tamamen yersiz bir açıklama olduğunu düşünüyorum." sözleriyle karşılık verdi. Moulton, Başkan Donald Trump'ın Tahran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep eden sözlerini gündeme getirerek "Bu, planın bir parçası mı?" diye sordu. Cooper bu soruya da "Sayın Temsilci, tüm askeri hedeflerimize ulaştık. Şu anda bir ateşkes halindeyiz, bir abluka uyguluyoruz ve geniş bir yelpazedeki olası gelişmelere karşı hazırlıklıyız." cevabını verdi. "Bir ateşkesimiz var" Kongre üyesi Chrissy Houlahan, CENTCOM Komutanı Cooper'a, ABD tarafından İran'a ait binlerce hedefin vurulduğunun, İran donanmasının yüzde 80 veya 90'ının yok edildiğinin söylenmesine rağmen "Neden kaybediyormuş gibi hissettiğini" sordu. Cooper, Houlahan'a, "Sayın Kongre üyesi, bu hissi paylaşmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, görüşmeler devam ediyor ve bir departman olarak bu görüşmelere destek vermeye hazırız." yanıtını verdi. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesindeki oturumun devamında, diğer Kongre üyelerinin İran ile savaşın sona erip ermediği konusundaki ısrarlı sorularına muhatap olan Cooper, "Bir ateşkesimiz var." demekle yetindi. Komite üyeleri ayrıca, İran'ın, bombalanarak yıkılan füze üslerinin birçoğunu halihazırda yeniden faaliyete geçirdiğine dair çıkan haberler konusunda Cooper'a sorular yöneltti. Cooper bu iddiaları reddederek, "Bu haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.a

Trump: İran'a yarın için planlanan askeri saldırı ertelendi Haber

Trump: İran'a yarın için planlanan askeri saldırı ertelendi

Trump, İran’a yönelik planlanan saldırının Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinin talebi üzerine ertelendiğini açıkladı. Trump, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın kendisinden saldırının ertelenmesini talep ettiğini belirtti. Bu talebin gerekçesi olarak ise bölgedeki diplomatik temasların devam etmesi gösterildi. Trump, yürütülen müzakerelerin “kabul edilebilir bir anlaşma” ile sonuçlanabileceğini ifade ederek, söz konusu anlaşmanın en önemli maddesinin “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” olduğunu bildirdi. Trump ayrıca, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Genelkurmay Başkanlığına bağlı askeri birimlere, saldırı planının durdurulduğu ancak olası bir başarısızlık durumunda hızlı şekilde yeniden devreye girilmesi için hazırlıklı olunması talimatı verdiğini kaydetti. Trump: İranlılar yakında neler olacağını biliyor ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili herhangi bir taviz vermeye açık olmadığını ifade ederek, Tahran'ın son gönderdiği öneriyi yetersiz bulduklarını bildirdi. Trump, "İranlılar yakında neler olacağını biliyor" diyerek olası bir saldırı sürecine geri dönme ihtimaline açık kapı bıraktı. New York Post gazetesine telefonla röportaj veren ABD Başkanı Trump, İran'la süren gerilimin çözümüne yönelik olumsuz bir tablo çizdi. Tahran'ın dün kendilerine ilettiği güncellenmiş öneriyi yetersiz bulduklarını anlatan Trump, İran'a yönelik kırmızı çizgilerin aynen geçerli olduğunu vurguladı. ABD Başkanı, İran'ın uranyum zenginleştirme programını 20 yıl askıya almasını kabul ettiği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, "Şu anda hiçbir şeye açık değilim" diyerek herhangi bir taviz vermeye sıcak bakmadığını belirtti. Trump, "İranlılar yakında neler olacağını biliyor" diyerek olası bir saldırı sürecine geri dönme ihtimaline açık kapı bıraktı. Trump, ulusal güvenlik ekibini salı günü yeniden topluyor Öte yandan Axios haber platformunun üst düzey ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, Trump'ın yarın Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibini yeniden toplayacağı belirtildi. Haberde Trump'ın, İran'dan dün gelen son öneriyi "yetersiz" bulduğunu dile getirdiği ve tüm seçenekleri ulusal güvenlik ekibiyle bir kez daha değerlendirmek istediği kaydedildi. Trump, 17 Mayıs'ta Axios'a verdiği röportajda, İran'ın zamanının azaldığını vurgulayarak, saldırılara yeniden başlaması halinde bu ülkeyi "öncekinden daha sert şekilde" vuracaklarını ifade etmişti.

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak Haber

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak

ABD medyasına göre Trump, Pentagon ve Beyaz Saray’a ait gizli savaş bilgilerini yayımladıkları gerekçesiyle bazı gazeteciler hakkında sert adımlar atılmasını istedi ve bu kapsamda telefonlara ve iletişim kayıtlarına el konulmasını talep etti. Yetkililer, söz konusu bilgilerin “ulusal güvenlik sırları” olduğunu savundu. Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD Adalet Bakanlığı Vekili Todd Blanche, medya kaynaklarının ortaya çıkarılması için tüm yasal yolların kullanılacağına dair güvence verdi. Trump’tan İran savaşına ilişkin rahatsızlık Trump’ın öfkesinin, 23 Şubat’ta yayımlanan bir haber sonrası arttığı belirtildi. Haberde, ABD’li General Dan Caine’in Trump’ı İran ile savaşın uzun süreceği ve ciddi riskler taşıdığı konusunda uyardığı, ancak Trump’ın bu uyarıdan sadece beş gün sonra operasyonları başlattığı iddia edildi. “Savaş odası” bilgileri ve New York Times gerilimi Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump özellikle New York Times gazetesine tepki gösteriyor. Gazetenin 7 Nisan’da yayımladığı bir haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı İran’a yönelik saldırılara ikna etmeye çalıştığı ve ABD istihbaratının “rejim değişikliği” planlarına şüpheyle yaklaştığı iddia edilmişti. Gazetecilere gözaltı tehdidi Trump, bir basın toplantısında gazetecilere açık şekilde tehditte bulunarak, “Gidip medya şirketlerine şunu söyleyeceğiz: Bu ulusal güvenlik meselesi. Ya kaynaklarınızı açıklarsınız ya da hapse girersiniz” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı da bu açıklamalara destek vererek gerekirse gazetecilerin evlerinde arama yapılabileceğini söyledi. Medya ile gerilim tırmanıyor Trump’ın medya ile ilişkisi 2016’dan bu yana gerginliğini korurken, son dönemde bu gerilim “yanlış haber” tartışmasından çıkarak “hainlik” suçlamalarına kadar uzandı. Haberde, mevcut Adalet Bakanlığı düzenlemelerinin gazetecileri koruduğu ancak Todd Blanche’ın bu kuralları gevşettiği ifade edildi. ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın küresel enerji krizine yol açtığı belirtilirken, Trump’ın yaklaşan seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol altına almak istediği yorumuna yer verildi.

İran basını: İran silahlı kuvvetleriyle düşman unsurları arasında karşılıklı ateş açıldı Haber

İran basını: İran silahlı kuvvetleriyle düşman unsurları arasında karşılıklı ateş açıldı

İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’na göre, Keşm Adası’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile “düşman unsurları” arasında karşılıklı ateş açıldı. Karşılıklı ateş açılmasında Keşm Adası'ndaki “Behmen İskelesi”nin bazı ticari bölümleri hedef alındı. Karşılıklı ateşin çatışma mı yoksa "düşman unsurların" hava saldırısı ve bu saldırıya İran hava savunma sistemlerinin yanıt vermesi mi olduğuna dair ise detay verilmedi. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Behmen İskelesi'ne yönelik saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) rolü olabileceğini iddia etti. İsrail basınına yansıyan haberlere göre, İsrailli kaynaklar İran’da yaşananlarla ilgileri olmadığını ileri sürdü. Öte yandan İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinde de patlama seslerinin duyulduğu ancak bu seslerin Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin gemi geçişleriyle ilgili uyarı atışlarından kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca Tesnim Haber Ajansı, Bender Abbas'a yönelik de insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirildiğini duyurdu. Tesnim, söz konusu iki İHA'nın hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini belirtti. Patlama sesleri İran basını ülkenin güneyindeki Bender Abbas kenti ve Keşm Adası'nda patlama seslerinin geldiğini bildirmişti. Bazı kaynaklar, bu seslerin bir kısmının Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından bazı gemilere Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz geçiş konusunda yapılan uyarı operasyonlarıyla ilgili olduğunu açıklamıştı. ABD’nin tanker saldırısı sonrası Keşm ve Bender Abbas’ta çatışma çıktı İran’ın güneyindeki stratejik öneme sahip Keşm Adası ve Bender Abbas kentinde şiddetli patlama sesleri ve çatışmalar yaşandığı bildirildi. İran devlet televizyonuna konuşan kaynaklar, gerilimin ABD ordusunun bir İran tankerine yönelik saldırısının ardından başladığını öne sürdü. İranlı yetkililer yaşananların ardından “sert karşılık” mesajı verirken, İsrail tarafı saldırılarla ilgilerinin olmadığını savundu. İran basını ise saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) rolü olabileceğini ileri sürdü. ABD basınına konuşan Amerikalı yetkililer ise saldırının ABD tarafından düzenlendiğini doğruladı ancak bunun ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti. İran ordusu, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait bir petrol tankerini hedef aldığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise Hürmüz Boğazı’ndan geçen üç Amerikan muhribinin saldırıya uğradığını ancak görevlerini hasarsız tamamladığını söyledi. Trump, İran’a ait saldırı unsurlarının imha edildiğini belirterek, “Anlaşmalarını hemen imzalamazlarsa gelecekte onları çok daha sert ve çok daha şiddetli şekilde alt edeceğiz” ifadelerini kullandı. “ABD saldırısına füzelerle karşılık verildi” İran devlet televizyonuna konuşan ve ismi açıklanmayan bir kaynak, bölgedeki çatışmaların ABD ordusunun İran’a ait bir tankere saldırı düzenlemesiyle başladığını iddia etti. Kaynak, Hürmüz Boğazı’nda bulunan “düşman birliklerinin” İran füzeleriyle hedef alındığını ve zarar gören unsurların bölgeden çekilmek zorunda kaldığını öne sürdü. İddialar henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Keşm’de çatışma, Bender Abbas’ta İHA saldırısı İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile “düşman unsurları” arasında karşılıklı ateş açıldığını duyurdu. Çatışmalar sırasında adadaki Behmen İskelesi’nin bazı ticari bölümlerinin hedef alındığı bildirildi. Olayın karadan mı yoksa hava saldırısı sonucu mu meydana geldiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Tesnim Haber Ajansı ise Bender Abbas kentine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendiğini, iki İHA’nın İran hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü aktardı. Aynı saatlerde Sirik ilçesinde duyulan patlama seslerinin ise Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’nin Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz geçiş yaptığı belirtilen gemilere yönelik uyarı atışlarından kaynaklandığı ifade edildi. ABD basını: Ateşkes sona ermiş değil Fox News Ulusal Güvenlik Muhabiri Jennifer Griffin’e konuşan ABD’li yetkililer, saldırının ABD tarafından düzenlendiğini ancak bunun savaşın yeniden başladığı ya da ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini söyledi. Saldırıların, Washington yönetiminin İran’a sunduğu yeni bir teklif için Tahran’dan yanıt beklediği bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti. ABD basını da operasyonun Amerikan güçleri tarafından düzenlendiğini yazdı. İsrail reddetti, İran basını BAE’yi işaret etti Bölgede tansiyon yükselirken gözler saldırıların arkasındaki aktörlere çevrildi. İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrailli kaynakların İran’ın güneyindeki saldırılarla bağlantılarının bulunmadığını öne sürdüğü belirtildi. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise Behmen İskelesi’ne yönelik saldırılarda BAE’nin rolü olabileceğini iddia etti. İran’dan “daha sert karşılık” mesajı İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada saldırılara tepki gösterdi. Azizi, “Tekrarlanan hatalar farklı bir karşılık doğurmaz; sadece cevabı daha sert ve yıkıcı hâle getirir” ifadelerini kullandı. İran ordusu: ABD ateşkesi ihlal etti İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yöneten birimi olan Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD ordusunun ateşkesi ihlal ederek İran kıyı sularında seyreden bir petrol tankerini hedef aldığını söyledi. Tesnim Haber Ajansı’nın yayımladığı açıklamada, “ABD ordusu ateşkesi ihlal ederek İran kıyı sularında Cask bölgesinden Hürmüz Boğazı yönüne ilerleyen İran’a ait bir petrol tankerini hedef aldı” denildi. Zülfikari ayrıca ABD’nin, BAE’nin Füceyre açıklarında Hürmüz Boğazı’na giriş yapan başka bir gemiye daha saldırı düzenlediğini savundu. CENTCOM: İran gemisine el konuldu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise Umman Körfezi’nde “ablukayı ihlal etmeye çalıştığı” iddia edilen İran bayraklı yüksüz bir gemiye müdahale edildiğini ve gemiye el konulduğunu açıkladı. Açıklamada, ABD güçlerinin müdahale öncesinde gemiye çok sayıda uyarıda bulunduğu ancak uyarıların dikkate alınmaması üzerine operasyon düzenlendiği belirtildi.

İran, Ali Laricani’nin öldüğünü doğruladı Haber

İran, Ali Laricani’nin öldüğünü doğruladı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'ye bağlı ofis, Laricani'nin, oğlu Murtaza ile birlikte İsrail saldırısında öldüğünü duyurdu. İsrail’in hava saldırısında öldürüldüğünü duyurmasının ardından İran akşam saatlerinde (Salı) Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldüğünü doğruladı. Ulusal Güvenlik Konseyi yaptığı açıklamada, Laricani, oğlu Murtaza, Konsey Genel Sekreterliği’nde güvenlikten sorumlu yardımcısı Ali Reza Bayat ve korumalarıyla birlikte öldürüldüğü bilgi paylaşıldı. İran medyası, Laricani’nin kızıyla evine düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü bildirdi. İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürülmesine tepki göstererek, ABD ve İsrail’e karşı "pişman edici ve belirleyici" bir misilleme yapacaklarını duyurdu. Çarşamba (18 Mart 2026) günü Ali Laricani için bir taziye ve intikam mesajı yayımlayan Emir Hatemi, düzenlenen suikastın İran’ın geri adım atmasına neden olmayacağını vurguladı. "Doğru zaman ve yerde misilleme yapılacak" Hatemi mesajında, Laricani’nin "devrimci öngörüsü ve bilgeliğiyle" İran için kalıcı başarılar bıraktığını belirterek şunları söyledi: "Bu tür suç teşkil eden eylemler; İran İslam Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, özgürlüğünü ve toprak bütünlüğünü koruma yolundaki kararlılığını engelleyemez. Doğru zaman ve yerde, haydut ABD ve kana susamış Siyonist rejime karşı kararlı, caydırıcı ve pişman edici bir misilleme yapacağız. Laricani ve beraberindeki şehitlerin kanı yerde kalmayacaktır." Laricani kimdir? Kariyeri boyunca İran yönetiminde üst düzey farklı görevlerde bulunan Ali Laricani 1953'te Necef'te dünyaya geldi. 2005 ile 2007 yılları arasında İran'ın Batı ülkeleri ile yürüttüğü nükleer görüşmelerde, baş müzakereci olarak görev yaptı. Mayıs 2008'den Mayıs 2020'ye kadar 12 yıl boyunca İran meclis başkanlığı yaptı. Ağustos 2025'te Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından yüksek ulusal konseyin sekreteri ve Ayetullah Ali Hameney'in konseydeki temsilcisi olarak atandı. İran devlet medyasında, ondan Ali Hamaney'in danışmanı olarak da bahsediliyordu. Kardeşi Sadık Laricani de İslam Cumhuriyeti'nde etkili bir isim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.