SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ukrayna

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ADF konuşması kitabı 3 dilde yayında Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ADF konuşması kitabı 3 dilde yayında

Türkiye'nin küresel marka değerlerinden olan, barış diplomasisi açısından kritik öneme sahip ADF’ye bu yıl 150'den fazla ülkeden 20'yi aşkın devlet ve hükûmet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükûmet başkan yardımcısı, 40'tan fazlası dışişleri bakanı olmak üzere 50'nin üzerinde bakan, 75'i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460'ı aşkın üst düzey yetkilinin yanı sıra aralarında akademisyen ve öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda konuk yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarını Kurgulamak, Belirsizlikleri Yönetmek" temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, mevcut uluslararası sistemin ahlaki ve varoluşsal bir kriz içinde olduğunu vurguladı. Forumu sadece diplomatik bir temas noktası değil, küresel aklın ve vicdanın ortak kürsüsü olan bir “akıl platformu” olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Gazze’de yaşanan soykırımı modern düzenin yapısal çürümesinin ve meşruiyet krizinin en bariz örneği olarak gösterdi. Küresel sistemin sadece "güçlünün hukukunu" gözettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya beşten büyüktür” şiarıyla ifade edilen temsil açığı kapatılmadan ne sistem krizinin çözülmesinin ne de daha adil bir dünya inşasının mümkün olduğunu ifade etti. Bölgesel krizlere ve çözüm yollarına da geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif’in girişimleriyle sağlanan 15 günlük ateşkesten duyduğu memnuniyeti dile getirerek kalıcı barış için yapıcı diyalog ve diplomasinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin “Barışın Anahtarı” misyonuyla Ukrayna, Suriye ve Balkanlar gibi pek çok coğrafyada kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu ve komşularıyla iş birliğine açık olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan; Kalkınma Yolu ve Balkan Barış Platformu gibi stratejik projelerin altını çizdi. Konuşmasında Türkiye’nin Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve AB üyeliği hedefini koruduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi ve Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 gibi önemli organizasyonlarla küresel dayanışma zeminini güçlendirme kararlılığını yineledi.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı Haber

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı

Rus tarafı, Kiev bu talepleri reddederse çatışmaların derhal yeniden başlayacağında ısrar ediyor. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, kararın artık Cumhurbaşkanı Zelenskyy'de olduğunu vurgulayarak, Ukrayna'nın Moskova'nın taleplerini kabul etmesi halinde barışın derhal sağlanabileceğini belirtti. Dmitry Peskov, 12 Nisan'da yayınlanan bir röportajda Rusya'nın çatışmayı sona erdirme olasılığına ilişkin pozisyonunu açıkladı. Şunları söyledi: "Sürdürülebilir barış, çıkarlarımızı güvence altına aldığımızda ve en başından beri belirlediğimiz hedeflere ulaştığımızda gelebilir. Bu, kelimenin tam anlamıyla bugün yapılabilir. Ancak Sayın Zelenskyy bu zaten apaçık olan çözümleri kabul etmelidir." Peskov ayrıca, taleplerin karşılanmaması halinde askeri operasyonların devam edeceği konusunda doğrudan bir uyarıda bulundu. Şunları ekledi: "Sayın Zelenskyy bu sorumluluğu üstlenecek cesareti göstermedikçe, ateşkes sona erdikten sonra da özel askeri operasyon devam edecektir." Başlangıçta sadece 32 saat sürmesi planlanan ve Cumartesi günü saat 16:00'dan Pazar günü sonuna kadar (Moskova saatiyle) geçerli olacak bu geçici ateşkes, halkın dini faaliyetlerini kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Ancak Rusya'nın kararlı tutumu göz önüne alındığında, bu anlaşmanın uzatılma olasılığı artık son derece düşük. Beşinci yılına giren savaşa kısa süreli bir sakinlik getirmesi beklenen ateşkese rağmen, savaş alanında binlerce ihlal kaydedildi. Bu ateşkes, Zelenskyy'nin önerisi üzerine geçen Perşembe günü Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından kabul edildi. Ancak, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, 12 Nisan sabahı saat 07:00 itibarıyla 2.299 ihlal kaydettiğini bildirdi. Bu ihlaller arasında 28 düşman saldırısı, 479 topçu bombardımanı, 747 insansız hava aracı saldırısı ve 1.045 FPV insansız hava aracı saldırısı yer alıyordu. Buna rağmen, Ukrayna bu dönemde füze veya güdümlü bomba saldırısı olmadığını doğruladı. Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı da Ukrayna güçlerine benzer suçlamalarda bulundu. TASS haber ajansının bir raporuna göre, Rusya, 11 Nisan saat 16:00 ile 12 Nisan saat 08:00 arasında Ukrayna silahlı birlikleri tarafından toplam 1.971 ateşkes ihlali kaydetti. Ateşkes döneminde silahlı çatışmalardaki artış, iki taraf arasında aşırı gerginlik ve güven eksikliğine işaret ediyor. 32 saatlik ateşkesin sona ermesiyle birlikte, büyük çaplı savaş tehlikesi yeniden belirirken, diplomatik çabalar henüz ortak bir zemin bulamadı.

Rusya: İsrail'in Hazar bölgesine yönelik tehditleri kabul edilemez Haber

Rusya: İsrail'in Hazar bölgesine yönelik tehditleri kabul edilemez

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, İsrail'in Hazar bölgesi için oluşturduğu tehditlerin kabul edilemez olduğunu ve kınanmayı hak ettiğini söyledi. Zaharova, başkent Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. "ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü uluslararası bir konsorsiyuma devretmeyi teklif ettiği" yönündeki iddiaları değerlendiren Zaharova, bu tür girişimlerin, bölge ülkelerinin ortak kararıyla uygulanması gerektiğini vurguladı. Zaharova, "Stratejik öneme sahip bu boğazın kontrolünün, bölge ülkelerinin rızası olmadan üçüncü ülkelere devredilmesi, bölgedeki gerginliğin düşürülmesine katkıda bulunmayacak. Bu türlü eylemler, uluslararası deniz hukukuna aykırı." ifadesini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın İran’ın kontrolünde ve bunun bir gerçek olduğuna dikkati çeken Zaharova, "ABD, bunu inkar edemez." dedi. Zaharova, İsrail’in Hazar bölgesindeki eylemlerine ilişkin ise "Bu bölge, her türlü askeri çatışmadan uzak, barışçıl ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği için güvenli bir alan. İsrail'in ticaret ve lojistik dahil denizde oluşturduğu tehditler kabul edilemez ve tüm bölge devletleri tarafından kınanmayı hak ediyor." diye konuştu. İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerine bağlı kaldığını belirten Zaharova, Avrupa Birliği’nin (AB) İran’a yönelik uyguladığı yaptırımların, Orta Doğu’daki durumun iyileşmesine katkıda bulunmadığını vurguladı. "NATO, Rusya ile savaşa hazırlık yapıyor" NATO’nun eylemlerini de değerlendiren Zaharova, İttifakın askeri tatbikatları yoğunlaştırdığını, bu tatbikatlara katılan ülke sayısının da arttığını dile getirdi. Zaharova, NATO’nun askeri savunma alanındaki harcamalarını artırdığına dikkati çekerek, "NATO’nun raporlarına göre, İttifak ülkelerinin 2025’teki askeri harcamaları yaklaşık 1,64 trilyon dolara ulaştı. NATO’nun 32 üyesinin askeri harcamaları, dünyadaki tüm askeri harcamaların yaklaşık yüzde 62'sini oluşturuyor. Bizi mi tehdit olarak görüyorsunuz? Bu rakamlar, her şeyi açıklıyor. İttifak, gelecek yıllarda Rusya ile doğrudan savaş için hazırlık yapıyor." diye konuştu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Rusya'ya Paskalya Bayramı vesilesiyle geçici ateşkes sağlama yönündeki teklifini değerlendiren Zaharova, Ukrayna’nın daha önce ateşkeslere uymadığına işaret etti. Sözcü Zaharova, "bunun uzun vadeli barış arzusu olmadığını, Ukrayna ordusunun kayıplarını telafi etmesi, toparlanması ve çatışmalara hazırlanması amacıyla atılan adım olduğunu" kaydetti.

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz Haber

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz

The Telegraph gazetesinde bugün yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerin İran savaşına destek vermeyi reddetmesinin ardından ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendirdiğini söyledi. The Telegraph’a verdiği mülakatta ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendiren Trump, ABD'nin savunma anlaşmasından çekilmesi konusunun artık sadece bir düşünce aşamasında olmadığını belirtti. Çatışma sonrası ABD'nin ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorulan Trump, konunun "yeniden değerlendirilme aşamasını geçtiğini" söyledi. Trump, "NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Onların kağıttan bir kaplan olduğunu her zaman biliyordum; bu arada Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullandı. NATO müttefikleri isteksiz bir tavır sergiliyor İran'ın küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir rota olan Hürmüz Boğazı'nı haftalardır fiilen kapalı tutması; enerji akışını bozup, petrol ve gaz fiyatlarını artırarak küresel resesyon endişelerini tetiklerken; NATO müttefikleri boğazın yeniden açılmasına yardım etme konusunda isteksiz bir tavır sergiliyor. Desteğin eksikliğini anlamanın güç olduğunu ifade eden Trump, "Orada olmamalarının ötesinde, buna inanmak gerçekten zordu. Büyük bir satış pazarlığı da yapmadım. Sadece 'Hey' dedim, biliyorsunuz, çok fazla ısrar etmedim. Bunun otomatik olarak gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Trump sözlerini şöyle sürdürdü: "Ukrayna dahil her yerde otomatik olarak oradaydık. Ukrayna bizim sorunumuz değildi. Bu bir testti ve onlar için oradaydık, her zaman da yanlarında olurduk. Ama onlar bizim yanımızda olmadı.” Birleşik Krallık'a da değinen Trump, Başbakan Keir Starmer'ı ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa katılmayı reddettiği için eleştirdi ve Kraliyet Donanması'nın kabiliyetleri hakkında şüphelerini dile getirdi. İngiliz savaş gemisi filosunun durumuna atıfta bulunan Trump, "Bir donanmanız bile yok. Çok yaşlısınız ve çalışmayan uçak gemileriniz vardı" dedi. İngiltere’nin tutumuna eleştiri İngiltere Başbakanı'nın savunma harcamalarını artırması gerekip gerekmediği sorulduğunda Trump, ona tavsiyede bulunmayacağını, Starmer'ın "ne istiyorsa onu yapabileceğini" söyledi. Ayrıca Starmer'ın enerji maliyetlerini yükselttiğini iddia ettiği rüzgar enerjisine odaklanmasını da eleştirdi. Beyaz Saray, savaş konusunda müttefiklere yönelik artan bir hoşnutsuzluk dile getirirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio NATO'yu "tek yönlü bir yol" olarak tanımladı ve müttefikleri ABD'nin üslere erişimini engellemekle suçladı. Rubio, Washington'ın savaştan sonra NATO üyeliğini "yeniden inceleyebileceğini" söylerken, Trump da Rubio'nun bu tavrı almasından "memnun olduğunu" belirtti.a

Uludağ’da kar voleybolu şöleni başladı Haber

Uludağ’da kar voleybolu şöleni başladı

Spora ve sporcuya verdiği desteklerle öne çıkan Osmangazi Belediyesi, uluslararası bir organizasyona daha ev sahipliği yapıyor. Osmangazi Belediyesi, Bursa Teleferik A.Ş. ve Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğinde düzenlenen turnuva, Uludağ’da 3 gün boyunca devam edecek. Fransa, Ukrayna, Polonya, Macaristan, Moldova ve Türkiye’den takımların mücadele ettiği organizasyon, Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) takviminde yer alıyor. Bursa Uludağ 2. Oteller Bölgesi’nde, Bursa Teleferik Kurbağa Kaya İstasyonu önünde gerçekleştirilen turnuva, bugün oynanan grup maçlarıyla başladı. Yarın da devam edecek organizasyon, 29 Mart Pazar günü oynanacak yarı final, üçüncülük ve final karşılaşmalarıyla sona erecek. Soğuk hava ve karlı zemine rağmen sporcuların kıyasıya mücadele ettiği turnuva, renkli görüntülere sahne olurken, müsabakalar izleyiciler tarafından da büyük bir ilgi ve heyecanla takip ediliyor. “Osmangazi Belediyesi Olarak Muhteşem Bir Organizasyona İmza Attık” Uludağ’da 3 gün boyunca kar voleybolu fırtınası eseceğini belirten Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Ersel Nallar, “Osmangazi Belediye’mizin Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı’nı düzenliyoruz. Bu organizasyon Osmangazi Belediyesi Bursa Teleferik A.Ş ve Türkiye Voleybol Federasyonu işbirliğinde düzenleniyor. Bu turnuva Uludağ’da 27-27-29 Mart tarihleri arasında 3 gün boyunca devam edecek. Organizasyonun final etabını ise 29 Mart Pazar günü gerçekleştireceğiz. Kar Voleybolu Dünya Turu diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de yeni gelişen sporlar içerisinde turnuvada emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” şeklinde konuştu. Türkiye Voleybol Federasyonu Plaj ve Kar Voleybolu Danışmanı ve Turnuvanın Direktörü Oğuz Değirmenci ise, “Türkiye Voleybol Federasyonu olarak Osmangazi Belediyesi ile ilk defa Uludağ’da çalışma fırsatı bulduk ve çok mutluyuz. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve ekibine çok teşekkür ediyoruz. Bu organizasyon Erkan Aydın başkanımızın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Uludağ 6 ülkeden 19 takım takım ve 100 sporcu kar üstünde kıyasıya kar üstünde 3 gün boyunca mücadele edecek. İnşallah bu organizasyonları Osmangazi Belediyesi’nin iş birliğinde geleneksel hale getireceğiz. Her yıl daha da fazla takımı Uludağ’a çekeceğiz. Bu turu Uludağ’da gerçekleştirmenin gururuyla yola çıktık. Her takım 4 kişiden oluşuyor. Bu turda Fransa, Ukrayna, Polonya, Macaristan, Moldova ve Türkiye’den takımlar mücadele ediyor. Organizasyonun ilk günündeyiz. Grup maçlarıyla müsabakalar başladı. Yarın da grup maçlarıyla devam edecek, Pazar günü ise yarı final, üçüncülük final maçları oynanarak organizasyon sona erecek. Uludağ’ın bir güzelliği var sporcularımız buraya güvenle geliyor. Zemin ve kar çok güzel daha yumuşak, sporcular karın üzerine güvenle atlayabiliyor. Başka yerlerde bu kadar yumuşak kar bulamıyoruz.” ifadelerini kullandı. Turnuvaya katılan sporcular ise “Bursa Uludağ’da olmaktan çok mutluyuz. Maçlar çok keyifli geçiyor. Organizasyon çok güzel olmuş, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve tüm emeği geçenlere çok teşekkür ederiz. Burada bizi çok güzel ağırlıyorlar, ilk kez Bursa Uludağ’da voleybol maçı yapıyoruz. Bursa çok güzel bir şehir Osmangazi Belediyesi çalışanları bizimle ayrıca ilgileniyor. Burada şampiyon olmak için mücadele ediyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz

İletişim Başkanı Duran'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Bu yıl zirvemizi, 'Uluslararası sistemde kırılma, krizler, anlatılar ve düzen arayışı.' temasından anlaşılacağı üzere burada hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve elbette bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş bir çerçevede ele alacağız. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin aşılma sürecini artık geride bırakmış bulunuyoruz. Bu sürecin ardından, henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz. Bildiğimiz dünyanın sonundayız. Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğunu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiği bir evredeyiz. Uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana atılmakta, güç kullanımı ise birincil araç haline gelmektedir. Artık bu aktörler, uyuşmazlıklarını savaşarak çözmeyi; iç meselelerini ise silahlı yöntemlerle bastırmayı tercih etmektedir. Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise normlar ve değerler alanında görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir daha asla denilen soykırımların, bugün adeta canlı yayınlarda gerçekleştiği, güç kullanarak toprak kazanma girişimlerinin ise açıkça ve pervasızca dile getirildiği bir dönemdeyiz. Bu tablo, çifte standardı sistematik biçimde uygulayan bir grup ülkenin iddia ettikleri ahlaki üstünlüğü aşındırmakla kalmayıp büyük ölçüde yitirmesine yol açmıştır. Gazze’de yaşananlar bunun en çarpıcı örneği oluyor. İsrail’in soykırımı karşısında uluslararası hukuk işletilememiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem ne yazık ki suskun kaldı. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı. Bu durum yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür. Türkiye, uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden görmüş, bu doğrultuda defalarca güçlü uyarılarda bulunmuştur. Nitekim Suriye ve Irak’ta yaklaşan sistemik krizleri önceden öngörmüş ve gerekli uyarıları yapmıştır. Ukrayna’daki savaşta da meselenin askeri yollarla çözülemeyeceğini vurgulamış, bu nedenle diplomatik angajmanlara yönelmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Daha adil bir dünya mümkündür' çağrısı, bu uyarıların ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesi olarak dünyaya yapılmış önemli bir çağrıdır. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller geliştirdik. Yaklaşan kriz ve çatışmalara önce bölgemizde, ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve sürdürmeye devam ediyoruz. Konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği, güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde; diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor Haber

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor

ABD Başkanı Donald Trump, basına açık olarak gerçekleştirdiği kabine toplantısı sırasında Orta Doğu’daki savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu. Destansı Öfke Operasyonu ile İran’ın askeri kabiliyetlerini görülmemiş bir şekilde vurduklarını söyleyen Trump, "Venezuela’da yaptığımız bunun daha küçük bir versiyonuydu. İran’ın füze ve insansız hava aracı stoklarını yok ediyoruz, savunma sanayi altyapılarını yok ediyoruz. Donanmalarını tamamen ortadan kaldırdık, hava kuvvetlerini tamamen sildik. Füzelerinin ve füze rampalarının büyük bir kısmını yok ettik. Rampaların muhtemelen yüzde 90’ına yakınını yok ettik ve füzeler, fırlatma rampaları olmadan atılamaz" dedi. "İran, anlaşma yapmak için yalvarıyor" ABD basınında kendisinin İran’la anlaşma yapmaya çalıştığına ilişkin haberleri "yalan haber" olarak nitelendiren Trump, "Anlaşma yapmak için yalvaran ben değilim, onlar. İran benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor. Olanları gören herkes neden anlaşma yapmak istediklerini anlar. Onlar aptal değil, aslında bir bakıma çok zekiler. Onlar harika müzakereciler" dedi. Trump, "Savaş konusunda kötü olduklarını söyleyebilirim ama müzakere konusunda çok iyiler. Ve anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. Bunu yapabilecek miyiz bilmiyorum. Bunu yapmaya istekli miyiz, onu da bilmiyorum. Bunu dört hafta önce yapmaları gerekiyordu. İki yıl önce yapmaları gerekiyordu. Ya da biz göreve ilk geldiğimizde yapmalıydılar" ifadelerini kullandı. "Muhatap olduğumuz insanlar, başka kimseyle iletişim kuramıyor" ABD’nin İran’ın iletişim sistemlerini tamamen imha ettiğini ifade eden Trump, "Yaşadıkları sorunlardan biri de bizim muhatap olduğumuz insanların başka kimseyle iletişim kuramıyor olmaları. Çünkü tüm liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe gitti. Yeni liderleri seçmek istediler ama onlar da gitti. Hepsi gitti. Çünkü anlaşma yapmadılar. Bunlar hasta ruhlu insanlar" dedi. "Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı" ABD’nin saldırıları öncesinde İran’ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı söylemini tekrarlayan Trump, "Ama nükleer silahları olacaktı ve bunu kuşkusuz kullanacaklardı. Biliyorsunuz, kendileriyle bir alıp veremediği olmayan ülkelere saldırdılar. Bunlar savaşa dahil değillerdi, İran ile büyük sorunları yoktu. Bunlar gerçekten hasta ruhlu insanlar. Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı. Elbette listelerinde ilk sırada İsrail olurdu" ifadelerini kullandı. "NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık" İngiltere’den destek istediklerinde savaşa sürüklenmek istemedikleri cevabı aldıklarını söyleyen ABD Başkanı Trump, NATO’nun İran’a yönelik saldırılarda ABD’ye yardım etmediği için hayal kırıklığına uğradığını belirterek, "Açıkça söyleyeyim, NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık. Çünkü NATO hiçbir şey yapmadı" dedi. Trump, "25 yıl önce NATO kağıttan bir kaplan dedim, ama daha da önemlisi biz onların yardımına koşarız ama onlar bizim yardımımıza gelmez dedim ve yardımımıza gelmediler" ifadelerini kullandı. "İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" Trump, İran konusunda İngiltere’nin tavrına ilişkin olarak, "İngiltere bu işe karışmak istemedi. Biz de onların savaşlarına karışmak istemiyoruz. İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" dedi. İngiltere’nin "savaş bittikten sonra" yardım teklif ettiğini söyleyen Trump, "’Teşekkürler, zahmet etmeyin, ihtiyacımız yok’ dedim. Onlara ihtiyacımız yok. Görevimizi başarmanın dört ila altı hafta süreceğini tahmin etmiştik ve programın çok ilerisindeyiz. İran’a verilen tahribat açısından ne yapıldığına bakarsanız, gerçekten çok ilerideyiz" ifadelerini kullandı. "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor" Trump, "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor. Bunun bir felaket olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden bizimle konuşuyorlar. Aksi takdirde konuşmazlardı" dedi. İran yönetimine ilişkin açıklamalarında Trump, "Şimdi anlaşma yapmak için bir şansları var ama bu onlara kalmış. Çıkıp ‘müzakere etmiyoruz, müzakere etmeyeceğiz’ diyorlar ama elbette müzakere ediyorlar. Paramparça oldular. Yerlerinde kim olsa müzakere etmezdi ki? Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. İyi bir anlaşma yapabilir miyiz göreceğiz. Eğer iyi bir anlaşma yaparlarsa, boğaz açılacak. Hürmüz Boğazı açılacak. Şu an dahi, orada mayın var mı bilmiyoruz" dedi. "NATO için bir sınamaydı" ABD’nin İran konusunda yapmakta olduğu şeyi yapmaya devam edeceğini söyleyen Trump, "Bunlar küçük meseleler. Bu nedenle de NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradım. Çünkü bu NATO için bir sınamaydı. Bir testti. Bize yardım etmek zorunda değilsiniz ama bunu hatırlayacağız" ifadelerini kullandı. "Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor" Basın mensuplarının sorusu üzerine Trump, Ukrayna’daki savaşa ilişkin olarak, "Ukrayna meselesi zor bir durum. Çözmek için çok uğraşıyoruz. Bizi etkileyen bir yönü neredeyse hiç yok, hatta bir bakıma o talihsiz savaş nedeniyle daha fazla askeri ekipman satışı gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz ay 25 bin kişi öldü. Çoğu asker 25 bin kişi" dedi. Ukrayna’daki savaşın yakında çözüme kavuşacağını umduğunu söyleyen Trump, "Bana kalırsa Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor. Bence bunu çözme şansımız var" dedi. Ukrayna’daki savaşın kendilerini etkilemediğini kaydeden Trump, "Almanya’nın başındaki kişi" ifadesiyle andığı Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile olan bir temasını anlattı. Trump, "İran konusunda ‘Bu bizim savaşımız değil’ dediğini duyduk. Ben de ‘Ukrayna’daki de bizim savaşımız değil ama biz yardım ettik’ dedim. Böyle bir şey söylemesini çok uygunsuz buldum. Ama söyledi, artık geri alınabilecek bir şey değil" dedi. Trump, "Ukrayna bizim savaşımız değil ama yine de bütün o genç insanların öldürülmesinin durmasını isterim. Sanki mezbahada gibi öldürülüyorlar. Orada korkunç şeyler oluyor" ifadelerini kullandı. İran’dan 10 tanker petrol hediye aldıklarını açıkladı ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ABD'ye 10 tanker petrol hediye ettiğini söyledi. İran’ın öncelikle kendilerine 8 tanker hediye ettiğini söylediği açıklamasında Trump, "Sonra söyledikleri bir şey nedeniyle özür dilediklerini ifade ederek, iki tanker daha göndereceklerini açıkladılar. Nihayetinde 10 tanker oldu" dedi. "Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamasında Trump, "Onları askeri olarak ezip geçtik. Hava kuvvetleri yok, donanmaları yok ve çok az füzeleri kaldı. Çok büyük bölümünü patlattık. Üretmeleri zor. Dronlar konusunda da aynı şey geçerli. Liderleri yok. Fakat sorun şu; harika bir iş çıkarıp yüzde 99 oranında imha etsek dahi, geriye kalan yüzde 1’lik tehdit kabul edilemez. Çünkü bu, milyar dolarlık bir geminin gövdesine füze atılması demek olabilir. Fakat çok hızlı bir şekilde temizlenecek. Çünkü anlaşma istiyorlar" dedi. Trump, "Dün bizimle müzakere etmediklerini söylüyorlardı, bugün müzakerelerde bulunduğumuzu kabul ediyorlar. Anlaşma yapmak istiyorlar ve bunu yapmak istemelerinin nedeni ağır bir şekilde yenilmiş olmaları" ifadelerini kullandı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti aldığına ilişkin bir soruya cevabında Trump, "Geçiş ücreti almaması gerekiyor ama bir miktar alıyorlar. Kabiliyetleri iki hafta öncesine göre çok az ve açıkçası her hafta ve her gün azalıyor. Size söyleyebileceğim tek şey, bir anlaşma yapmak için adeta yalvarmakta oldukları. Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" dedi. ABD İran petrolünü kontrol edebilir Trump, İran’ın petrollerini kontrol altına alma ihtimaline ilişkin olarak, "Bu bir seçenek. Bu konuda konuşmak istemem ama bu bir seçenek. Venezuela’da çok iyi bir iş çıkardık. Venezeula ile birlikte çalışarak milyarlarca dolar elde ettik" dedi. Körfez ülkelerinin savaşın hızlı bir şekilde bitmesi ve İran’ın yeniden güç kazanması ve ABD’nin bölgede olmaması durumuna ilişkin endişeleri olduğuna dair soru üzerine Trump, "Bölgede kalmasak bile onları koruyor olacağız. Çok iyi davrandılar. Özellikle Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Ayrıca Kuveyt ve Bahreyn. Yüzde yüz destek oldular" dedi. ABD’nin tankerleri korumak için savaş gemilerinden oluşan bir koalisyon kurması ihtimaline dair soruya Trump, "Bir koalisyonumuz var ve çoktan orada olmaları gerekirdi" yanıtını verdi. "Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok" Trump, "Bizim Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok. Çok petrolümüz var ve ülkemiz bu durumdan etkilenmiyor. Suudi Arabistan veya Rusya’dan iki kat fazla petrolümüz var. Yakında üç kat olacak" dedi. "Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor" ABD’nin İran’a saldırıları konusunda Orta Doğu’daki beş ülke dışında kimsenin iyi bir sınav vermediğini söyleyen Trump, "Neredeyse hiç destek almadık. Trilyonlarca dolar harcayıp ülkeleri koruduk. Bu bizim için küçük bir işti ve neredeyse ilk hafta zaten iş bitmişti. Eğer büyük bir savaş olursa, ki umarım olmaz, onların yanımızda olacağını sanmıyorum. Ve bu adil değil. Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor. Bu saçmalık" dedi. ABD Başkanı Trump, Avrupalı müttefiklerin İran konusunda ABD’nin yardım çağrısına cevap vermemelerine ilişkin, "İhtiyaç duyduklarında her zaman yanlarında olduk. Dürüst olmak gerekirse, artık öyle olur mu bilmiyorum" dedi. "Artık daha fazla askeri seçenek mevcut" Kabine toplantısında söz alan Başkan Yardımcısı James David Vance ise, açıklamalarına İran’ın konvansiyonel ordusunun fiilen yok edildiği sözleri ile başladı. Vance, "Donanmaları artık yok. Birkaç hafta önce yapabilecekleri gibi bize vurabilecek durumda değiller. Bu ise bize seçenekler sunuyor. Diplomatik seçenekler ve müzakereler konusunda çok haber yapıldı ama artık daha fazla askeri seçenek de mevcut" dedi. Vance, "Şu anda elimizde başkan görevi bir yıldan biraz fazla süre önce devraldığında elimizde olmayan bir şey var. Elimizde, İran’ın nükleer silah edinmemesini sağlamak için her aracı kullanabilme imkanı var" dedi. "Tüm ülkelerin minnettar olmaları gerekiyor" Kabine toplantısında Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, İran’ın ABD ile 47 yıldır savaş halinde olduğunu ve Trump’ın diğer başkanların görmezden geldiği bir tehdidi ortadan kaldırma yönünde adım attığını söyledi. Rubio, "İran şu anda en zayıf anlarında bulunuyor. Şu ana kadarki en zayıf anlarında neler yaptıklarına bir bakın. Elçiliklere, otellere saldırıyorlar. Bu insanların nükleer silahları olsa ne yapacaklarını bir düşünün. Bu, dünya için kabul edilemez bir risktir" dedi. Rubio, "Dünya genelinde, şikayet eden ülkeler de dahil, tüm ülkelerin ABD böyle bir tehditle yüzleşmeye istekli bir başkana sahip olduğu için minnettar olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı. "15 maddelik eylem planı sunduk" Kabine toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, savaş öncesinde İran ile yapılan müzakerelerin başarısız olmasına değindiği konuşmasında, "Müzakereler sırasında İranlılardan uranyum zenginleştirme konusundaki haklarından vazgeçemeyeceklerini duyduk. Ardından 11 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar olan yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 460 kg malzemeye sahip olduklarını duyduk" dedi. İran'a sunulan 15 maddelik plana da değinen Witkoff, "Çatışmanın barışçıl bir şekilde sona erdirilmesinde rol almak isteyenler bizimle temas kurdu. Dış politika ekibiyle birlikte bir barış anlaşmasının çerçevesini oluşturan 15 maddelik bir eylem planı sunduk. Bu, İran’a arabulucu olarak hareket eden Pakistan hükümeti tarafından iletildi" dedi. Witkoff, "Gelişmelerin nereye varacağını göreceğiz. İran’ın bunun onlar için bir dönüm noktası olduğuna ve bunun dışında daha fazla ölüm ve yıkım dışında bir alternatif bulunmadığına ikna olup olmayacağını göreceğiz. Bunun mümkün olacağına ilişkin güçlü işaretler var" ifadelerini kullandı. Witkoff, "Nihayeti İran’a bir mesaj ilettik. Bir kez daha bizim hakkımızda yanlış bir hesabın içine düşmeyin" ifadelerini kullandı. "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz" Kabine toplantısında Savunma Bakanı Hegseth, 27 gün önce modern bir orduya sahip olan İran’ın tarihte görülmemiş kadar etkili ve hızlı bir şekilde etkisiz hale getirildiğini söyledi. ABD’nin İran’da 10 binden fazla hedefi yok ettiğini ve 150’den fazla deniz aracını batırdığını söyleyen Hegseth, "Bir gecede donanmalarını kaybetmekle kalmadılar. Donanma komutanları da artık yok. Devrim Muhafızları’nın donanma komutanı, gece yapılan bir operasyonla öldürüldü" dedi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz. Savaş, başka yöntemlerle yapılan bir müzakeredir" dedi. "Gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" Kabine toplantısında Hazine Bakanı Bessent, İran’ın oluşturduğu tehditlerin ortadan kalkmasıyla birlikte gelecekte enerji fiyatları ve enflasyonun daha düşük olacağını savundu. ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’ın tüm finansal can damarlarını kesmek için geçtiğimiz mart ayında verilen emri uyguladığını söyleyen Bessent, "Bu bir gecede olan bir şey değildi. Neredeyse bir yıl düşünülen bir şeydi. İran’ın finans sistemi aralık ayında çöktü. İran’ın savaşı finanse etme ve silah tedarik etme kapasitesini sistemli bir şekilde azalttık. Bu, aylarca süren bir hazırlık gerektirdi. ABD ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin küresel ekonomik sistemde yeri yoktur" dedi. Körfez bölgesinde gemi hareketliliğinin de arttığını söyleyen Bessent, "Bu daha başlangıç. Boğazı tamamen güvence altına almadan önce gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" dedi.

2026:Danimarka seçimlerinde Başbakan Mette Frederiksen kaybetti Haber

2026:Danimarka seçimlerinde Başbakan Mette Frederiksen kaybetti

Oy sayımı, Sosyal Demokrat Parti'nin Danimarka Parlamentosu'nda yalnızca yaklaşık 38 sandalye kazanmasının beklendiğini gösteriyor; bu, önceki seçimde elde ettiği 50 sandalyeye kıyasla keskin bir düşüş. Frederiksen, Grönland konusunda ABD'ye karşı sert duruşu nedeniyle başlangıçta geniş destek görmüş olsa da, göç ve sosyal refah konularındaki artan seçmen endişeleri bu avantajı gölgede bıraktı. 2019'da iktidara gelen 48 yaşındaki lider, tecrübeli liderlik becerilerinin, 6 milyon nüfuslu İskandinav ülkesinin ABD Başkanı Donald Trump ile karmaşık ilişkisini ve Avrupa'nın Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına verdiği yanıtı yönetmesine yardımcı olacağı vaadiyle kampanya yürütmüştü. Frederiksen'in düşüşünün başlıca nedenleri, yaşam maliyeti krizi ve sosyal refah politikalarıyla ilgili tartışmalardan kaynaklanmaktadır. Son yıllarda gündeminin merkezinde yer alan göç politikası, onu ikilemde bırakan "çift taraflı bir kılıç" haline geldi. Sol kanat seçmenler alınan önlemlerin çok sert olduğunu düşünürken, sağ kanat seçmenler hükümetiverimsizlik ve tutarsızlıkla eleştirdi; bu da her iki taraftan da gelen geleneksel desteğin azalmasına yol açtı. Gece geç saatlerde Kopenhag'ın merkezindeki Parlamento binasında destekçilerine hitap eden Frederiksen, "Sorumluluk almaya hazırım. Bu zor olacak." dedi. İki tarafın da ezici bir çoğunluk sağlayamaması nedeniyle, özellikle eski Başbakan Lars Løkke Rasmussen'in Ilımlılar Partisi olmak üzere merkezci partilerin rolü kritik hale geldi. Rasmussen, iktidarın anahtarını elinde tutan ve bir sonraki Başbakanın kim olacağına karar verebilecek kişi olarak görülüyordu. Liberal Parti lideri ve Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen'in de Frederiksen ile koalisyonu sürdürme konusunda isteksizliğini dile getirmesiyle çıkmaz daha da kötüleşti. Danimarka hükümetinin zayıflaması, özellikle Grönland özerk bölgesinde jeopolitik endişeleri de artırdı. ABD'nin Arktik'teki etkisini artırmaya çalışmasıyla birlikte, istikrarsız bir Kopenhag yönetimi, Grönland'ın özerklik ve ekonomik çıkarları için taleplerini öne sürmesi için bir fırsat yaratabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.