SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Yüzyılı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Türkiye Yüzyılı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Yüzyılı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 6 ayda 3 kez görüşen Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar tren rayları için düzenleme sundu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 6 ayda 3 kez görüşen Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar tren rayları için düzenleme sundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ı bir kez daha kabul etti. Yapılan görüşmede, Sakarya’yı ilgilendiren çok önemli meseleler masaya yatırıldı. Daha önce de birçok proje hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bire bir görüşen Alemdar, “Tren raylarının yeraltına alınması”için hazırlanan projeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye olumlu bakarak görüşme esnasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile telekonferans üzerinden görüştüğünü ve ilgilenilmesi talimatını verdiğini paylaştı. Başkan Alemdar’ın sunduğu proje, Sakarya’daki tren rayları, Adapazarı Gar Meydanı’ndan itibaren Mithatpaşa İstasyonu’na kadar yer altına alınmasını kapsıyor. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Alemdar, “Sayın Cumhurbaşkanımızla şehrimiz ulaşım projelerini tek tek detaylıca görüştük. Adapazarı Gar Meydanı’ndan Mithatpaşa İstasyonuna kadar tren raylarının yer altına alınmasını ilgilendiren projemizi Cumhurbaşkanımıza sunduk. Cumhurbaşkanımız telekonferansla Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’yla görüşerek, projemizle ilgili sürecin başlamasına yönelik talimatlarını iletti. Şehrimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. GÖRÜŞMEDE TÜM PROJELER DE MASAYA YATIRILDI Başkan Alemdar, görüşmede ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Sakarya’nın geleceği için kritik öneme sahip olan Raylı Sistem, kentsel dönüşüm, Sapanca Gölü, Çamdağı ve Ballıkaya Barajı, AFA, Bilim Merkezi, Şehir Kütüphanesi ve ulaşım projelerinin son durumuna ilişkin bilgiler sundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şehirle ilgili her türlü ihtiyaçta ve Sakarya’yı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı yapacak olan projelere destekleri için teşekkürlerini ifade eden Başkan Alemdar, “Her zaman yanımızda, her adımımızda en büyük destekçimiz, Sakarya'mızın geleceği için en büyük desteği veren Cumhurbaşkanımız, huzur bulduğu şehrimize ve hemşehrilerimize selamlarını ilettiler.” ifadelerini kullanarak görüşmeye dair detaylar paylaştı. Başkan Alemdar, “Sayın Cumhurbaşkanımız şehrimize her zaman yakın ilgi ve desteklerini göstermiştir. Bugün bir kez daha Dolmabahçe’de şehrimiz ile ilgili devam eden ve planlanan projeleri detaylıca inceledik. Hamdolsun Cumhurbaşkanımızın destekleriyle Raylı Sistem Hattımızın ihale ilanı çıkıldı, kentsel dönüşümde ilk saha çalışmalarını başlattık, Ballıkaya Barajı’nın isale hatlarıyla ilgili ihale süreci tamamlanıyor, AFA’nın yeniden inşası, Bilim Merkezi ve Şehir Kütüphanesi’nin şehre kazandırılması ve birçok yatırımla Sakarya Yüzyılının inşasına başladık.” dedi. Yusuf Alemdar, son 6 ay içinde Sakarya’yı ilgilendiren birçok gündem maddesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’la 3 kez görüştü. Bu görüşmelerin ardından ise şehirde yüzyılın projeleri olarak değerlendirilen birçok vizyon projede süreç hızlanarak, inşa aşamasına geçildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur. Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile İftar Programı’nda yaptığı konuşmada, Çanakkale ruhundan eğitimin önemine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin taşıdığı anlamı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale’dir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili, Balkanlar, Kafkaslar ve Kuzey Afrika vardır” ifadelerini kullandı. Eğitimin bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir milleti büyük yapan sadece kazandığı zaferler değil, aynı zamanda iyi yetişmiş, özgüven sahibi fertleridir. Güçlü bir Türkiye hedefi, ancak iyi eğitim almış insan kaynağıyla mümkündür” dedi. Son 23 yılda eğitim alanında önemli reformlar hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’yi “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak en önemli kaldıraçlardan birinin nitelikli ve milli bir eğitim sistemi” olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli… pic.twitter.com/ZTfx5avFCD — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026 Öğretmenlere yönelik şiddet konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda net bir duruş sergileyerek, “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmenlerimize karşı şiddete asla toleransımız yoktur, olmayacaktır. Bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyoruz.” dedi. Erdoğan, öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapabilmesi için gerekli tüm adımların atılacağını belirterek, Türkiye Yüzyılı hedefini birlikte inşa edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 18 Mart mesajı: “Çanakkale ruhu en büyük ilham kaynağımız” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 18 Mart mesajı: “Çanakkale ruhu en büyük ilham kaynağımız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Çanakkale’nin yalnızca bir savaş değil; inanç, fedakârlık ve vatan sevgisinin destanı olduğunu ifade etti. Erdoğan, Anadolu’nun dört bir yanından cepheye koşan kahramanların milletçe tek yürek olarak vatanı savunduğunu belirterek, bu direnişin sadece Türkiye’nin değil, mazlum milletlerin kaderini de etkilediğini kaydetti. Çanakkale’de ortaya konan birlik ve dayanışma ruhunun bugün de yol gösterici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı hedeflerimize yürürken ecdadımızın mirasından güç alıyoruz” dedi. Çanakkale ruhunun, milli birlik ve beraberliğe yönelik tehditlere karşı en büyük ilham kaynağı olmaya devam edeceğini dile getirdi. Mesajında, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları, şehitleri ve gazileri anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ruhları şad, mekânları cennet olsun” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. Yıl Dönümü Mesajı: “Milletimizin en şanlı destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü büyük bir gurur ve heyecanla idrak ediyor, Çanakkale’yi geçilmez kılan… — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen milletvekilleriyle iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel krizlerde tarafsız kalmayacağını belirtti. Türkiye’nin hem bölgesel, hem de küresel meselelerde aktif bir diplomatik duruş sergileyeceğini ve hak, adalet ve insan odaklı politikaların öncelikli olacağını ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz” dedi. Türkiye’nin tutumunu da özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye; sulh ve sükûnun tarafında. Huzurun ve istikrarın tarafında. Dayanışmanın ve işbirliğinin tarafında. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafında. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafında" diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Milletvekilleri ile İftar Programı’nda konuştu: “Biz, bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz, tüm dünyanın… pic.twitter.com/kKR6FcxZDK — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 3, 2026 Çatışma yerine müzakereyi, savaş yerine barışı, öldürme ve soykırım yerine insanı yaşatmayı savunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mazlumların göz yaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi ve duruşumuzu her daim koruyacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin ailelerinizin ve elbette sizlerin şahsında vekili bulunduğunuz aziz milletimizin Ramazn-ı Şerifini tebrik ediyor, rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın başta mazlum coğrafyalar olmak üzere İslam coğrafyasına ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Gazi Meclisimizde milletin emanetine layıkıyla sahip çıkmış, ancak artık aramızda olmayan milletvekillerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Milli mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in 'ölmez bu vatan farzı muhal, ölse de hatta çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi' mısralarında vücut bulan 'ya istiklal ya ölüm' davasını bir kez daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Bu vatan ölmez, ölmesi farzu muhaldir. O farzu muhal olsa dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Türkiye Türkiye'den büyüktür sıradan bir söz değildir. Bu ifade kendi varlığının farkında olan milletin inancı, irade, aşkının tespit ve tescilidir. Asıl ve asil olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı, o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İstiklalimiz, cumhuriyetimiz adına, milletçe yaşadığımız onurlu hayat adına minnettar olduğumuz TBMM mensupları olarak sizler de biliyorsunuz ki topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaynamasını hep beraber tecrübe ediyoruz. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor, temelinden sarsılıyor. Dünya ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağı tam olarak bilinmiyor. Dünyanın kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik döneme sürükleniyor. Komşumuz İran'a yönelik saldırılarla başlayan sürece şahitlik ediyoruz. BM sisteminin sembolize ettiği egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuk, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bu değerleri yok sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar. Belirsizlik, gerilim, çatışma ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas konjonktürde Türkiye'nin tavrı bellidir. Biz bölgemiz ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Türkiye olarak sulhü sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın, dayanışmanın ve işbirliğin tarafındayız. Evrensel değerler, adalet ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutların, soykırımcıların değil hakkın, hakikatin, insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. Bu çizgimizi, duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, bize insan ve demokrasi hakları dersi verenler susarken hakkı haykırdıysak, zalimlere boyun eğmediysek adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin kılına dahi zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı, fakat haydutlar karşısında bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapı, ekonomi, diplomasi, ordu, savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek Türkiye Yüzyılı'na hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleriyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 23 Nisan 1920'den bugüne Meclisimiz milli dertlere milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu gazi Meclis ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos'ta kurulan Mili Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirdi. Komisyon nihai raporunu kabul etmiş, sürece olan inancını göstermiş, terörsüz Türkiye'ye giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız sayın Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum. Partimizi ve ittifakımızı komisyonda başarıyla temsil eden arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günlerde ülkemizi bu sorundan kurtarmak için gerekli özgüveni ve cesareti göstereceklerine inanıyorum. Türkiye'yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Emin ve kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak diğer siyasi partilerimizin de müspet katkıları ve sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, onbinlerce vatandaşımızın canını yakan, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye'yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı müteessir etmeden meşru ve makul zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında ağır yüklerinden kurtulmuş aydınlık yarınlara doğru koşar adım gidecektir."

Güler: Terörsüz Türkiye hedefimiz için çalışmalarımızı sürdüreceğiz Haber

Güler: Terörsüz Türkiye hedefimiz için çalışmalarımızı sürdüreceğiz

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarda bir araya geldiği şehit aileleri, gaziler ve onların ailelerine hitaben bir konuşma yaptı. Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’nın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve Türk milletine baş sağlığı dileyen Bakan Güler, “Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakarlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz.” dedi. Bakan Güler, 40 yılı aşkın süredir Türkiye’nin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatların aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Terörsüz Türkiye” sürecini başlattığını belirterek, şunları söyledi: “Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır.” Sürecin asırlara uzanan köklü tarihten ve ferasetli devlet geleneğinden aldıkları güçle yönetildiğini vurgulayan Bakan Güler, “Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Halihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Bakan Güler, “’Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz.” dedi.

Erdoğan: Önce Terörsüz Türkiye, sonra Terörsüz Bölge hedefimize ulaşacağız Haber

Erdoğan: Önce Terörsüz Türkiye, sonra Terörsüz Bölge hedefimize ulaşacağız

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı’nda kritik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 23 yıllık mücadelelerle bölgesel ve küresel güç olma yolunda önemli bir fırsat yakaladığını ifade ederek, ortak geleceğin milli ve manevi değerler üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Ramazan etkinliklerine değinen Erdoğan, öğrencilerin söyleşi programları, iftar sofraları ve okul dışı öğrenme faaliyetleriyle milli ve manevi değerleri öğrenmesini desteklediklerini söyledi. Bazı çevrelerin Ramazan etkinliklerini eleştirmesine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenmesi, Ramazan süslemeleri yapması neden rahatsızlık yaratıyor?” dedi. AK Parti TBMM Grup Toplantısı https://t.co/LqQNDVLCZl — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) February 25, 2026 "LAİKLİK KAVRAMININ ARKASINA SAKLANARAK..." Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti: "Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz". "Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz" diyen Erdoğan, "Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir" diye konuştu. Türkiye’nin manevi değerlerinin milletin birliğini sağladığını vurgulayan Erdoğan, farklı etnik ve inanç gruplarının bin yıldır bir arada yaşadığını anımsatarak, “Dünyaya inanç özgürlüğünü ve adaletle yaklaşmayı biz öğrettik.”dedi. "KOMİSYON RAPORU TARİHİ BELGE NİTELİĞİNDE" Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Cumhur İttifakı’nın başlattığı “Terörsüz Türkiye” sürecinin 16 ayda önemli mesafe kat ettiğini, Milli Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporun Türkiye’nin ortak geleceğine dair tarihi bir belge niteliğinde olduğunu açıkladı. Erdoğan, komisyonun raporu tam bir demokratik olgunluk ve uzlaşma neticesinde kaleme alındığını belirterek, "Önce Terörsüz Türkiye, ardından Terörsüz Bölge hedefimize ulaşacağız” mesajını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin yeni aşamasında Meclis’in lokomotif rol üstleneceğini belirterek, şehit yakınları ve gazilerin hassasiyetine dikkat edilerek atılan adımların devlet ciddiyetine uygun şekilde devam edeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, “Büyük devlet olmak, büyük düşünmekle mümkündür. Türkiye’nin gücüne güveniyoruz, Türk milletinin ezeli ve ebedi kardeşliğine sonuna kadar inanıyoruz” ifadeleriyle noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.