SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump’tan İran’la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük tarifesi kararı Haber

Trump’tan İran’la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük tarifesi kararı

Trump, Truth Social'da yaptığı açıklamada, "Derhal yürürlüğe girecek şekilde, İran İslam Cumhuriyeti ile iş yapan herhangi bir ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan tüm işlerde yüzde 25 gümrük vergisi ödeyecektir. Bu emir kesin ve nihaidir." dedi. Trump, İran'la "iş yapmak" olarak neyin nitelendirildiğini tanımlamadı. Paylaşım, bu ek gümrük vergilerinin nasıl işleyebileceği, hangi ülkelerin hedef alınacağı ve sadece malların değil, hizmetlerin de daha yüksek vergilerle karşı karşıya kalıp kalmayacağı da dahil olmak üzere bir dizi soruyu gündeme getirdi. Trump'ın açıklaması, İran'da yüzlerce kişinin öldürüldüğü hükümet karşıtı protestocuları "kurtarmak" için ABD askeri müdahalesini gündeme getirdiği bir dönemde geldi. Perşembe günü yetkililer tarafından uygulanan devam eden iletişim kesintisi, ülkedeki insanları büyük ölçüde dış dünyadan izole etti. Yeni gümrük vergisi, Çin'den gelen mallara uygulanan mevcut yüzde 20'lik orana kıyasla en az yüzde 45'lik bir gümrük vergisi oranı anlamına gelebilir. Çin gümrük verilerine göre, 2025 yılının ilk 11 ayında Çin, İran'a 6,2 milyar dolarlık mal ihraç etti ve 2,85 milyar dolarlık mal ithal etti. Bu rakamlar, Çin'in kamuoyuna açıklamadığı petrol alımlarını hesaba katmadan önceki rakamlardır. Analistler, son yıllarda İran'ın petrol ticaretinin yüzde 90'ından fazlasının Çin tarafından, aracı ülkeler aracılığıyla ithal edildiğini tahmin ediyor. Çin'in yanı sıra Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye de İran'ın önemli ticaret ortakları olarak kabul ediliyor.

Pet İzmir 2026 Üçüncü Gününde Rekor Kalabalık Haber

Pet İzmir 2026 Üçüncü Gününde Rekor Kalabalık

Türkiye'nin en büyük pet fuarı olma özelliğini taşıyan, 8-11 Ocak tarihleri arasında ziyarete açık olan 9. Uluslararası İzmir Evcil Hayvan Ürün, Malzeme ve Aksesuar Tedarikçileri Fuarı – Pet İzmir 2026 üçüncü gününde Gaziemir'deki fuarizmir'de devam ediyor. Türkiye ve yurt dışından gelen sektör temsilcileri ve hayvanseverlerin yoğun ilgisiyle süren fuarda yer alan 'Pet Cenaze Hizmetleri' standı ise ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Türkiye'nin en büyük pet fuarı olma özelliğini taşıyan, beş kıtadan sektör temsilcilerini buluşturan 9. Uluslararası İzmir Evcil Hayvan Ürünleri, Malzemeleri ve Aksesuar Tedarikçileri Fuarı – Pet İzmir 2026 Gaziemir'deki Fuar İzmir'de üçüncü gününde yoğun bir katılımla devam ediyor. PET İZMİR 2026 ETKİNLİKLERİYLE DOLU DOLU GEÇİYOR Evcil hayvan sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren Pet İzmir 2026, yalnızca ürün tanıtımlarıyla değil, zengin etkinlik programıyla da ziyaretçilerine kapsamlı bir deneyim sunuyor. Dört gün boyunca devam edecek fuarda, katılımcı firmalar sunumlar, canlı uygulamalar ve bilgilendirici etkinliklerle sektör profesyonelleri ve hayvanseverlerle buluşuyor. Fuar kapsamında organik, doğal ve özel diyetlere uygun evcil hayvan mamalarının tanıtımı yapılırken, bu ürünlerin içerikleri, kullanım alanları ve faydaları hakkında detaylı bilgiler ziyaretçilerle paylaşılıyor. Günlük yaşamı kolaylaştıran akıllı mama kapları, GPS tabanlı takip sistemleri ve evcil hayvan kameraları ise canlı demonstrasyonlarla tanıtılıyor. Evcil hayvan bakımına yönelik etkinlikler de fuarın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Tüy ve deri sağlığı, hijyen ürünleri ve bakım uygulamaları üzerine hem teorik hem de uygulamalı sunumlar gerçekleştiriliyor. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen köpek eğitimlerinde temel itaat çalışmaları ve davranış sorunlarına yönelik uygulamalı anlatımlar yapılıyor. Eğitimlerin ardından düzenlenen soru-cevap bölümleriyle katılımcıların merak ettiği konulara yanıt veriliyor. Pet grooming etkinlikleri kapsamında köpek ve kedilerin tüy bakımı ve kesimi uygulamalı olarak sergilenirken, bazı stantlarda evcil hayvanların beslenmesi, bakımı ve eğitimi konularında atölye çalışmaları da düzenleniyor. Pet İzmir 2026, evcil hayvan sahipleri ile sektör profesyonellerini aynı platformda buluşturarak bilgi paylaşımını artırmayı, sektörel gelişime katkı sağlamayı ve yeni iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyor. PET CENAZE HİZMETLERİ STANDINA YOĞUN İLGİ Tralles Pet Cenaze Hizmetleri firması kurucularından Eray Erbekçi, yaptığı açıklamada şunları söyledi, "13 yıldır insan üzerine cenaze hizmetlerine üzerine faaliyet gösteriyoruz. Sektörümüze Pet grubunu ekleyebileceğimizi düşündük. Cenaze ve defin organizasyonunda olması gereken ürünlerin imalatını yaptık. İlk lansmanını bu fuarda yapıyoruz. Çok güzel tepkiler alıyoruz. Bugüne kadar vefat eden can dostlarının veteriner kliniklerinin veya herhangi bir noktadan alınıp taşınması konusunda sıkıntılar vardı. Hijyen ve sağlık kriterleri göz önüne alınmıyordu. Can dostlarının cesetleri çöp poşetleri, tıbbi atık poşetleri ile teslim ediliyordu. Bu tamamen sıkıntılı bir durum yaratıyordu. Yıllarca bize tüm varlığı ile bağlanmış bir canlıya olmaması gereken bir şey. Onların bu saygıyı hak ettiklerine inanıyoruz. Ürünlerimiz arasında ex taşıma çantaları, demonte mezarlarımız, tabularımız, mezar başı levhalarımız var. İnsanların can dostlarını defnetmeyi bilmiyor. Biz hem fiziksel hem de psikolojik anlamda çalışmalar yapıyoruz. Can dostlarını sahiplenen insanların kalbine hitap etmek için yola çıktık. Her adımı buna göre planladık. Defin için özel mezarlıklarla anlaşmalarımız var. İzmir'de ve Aydın merkezde özel mezarlarımız olacak" dedi. KÖPEK KOŞU BANDI En çok ilgi gören standlardan biri de Köpek Koşu Bandı standı oldu. Yürüyüş yapmak istemeyen veya rehabilitasyona ihtiyacı olan köpeklere özel tasarlanmış yürüme bandı, hayvanseverlerin en çok ilgi gösterdiği alanlardan biri oldu. Hayvanseverler, stantta kurulu koşu bandına köpeklerini çıkarıp yürüyüş yapmalarını izledi. Koşu bandı hakkında bilgi veren İsmet Kapısız, projeyi ilk defa Pet İzmir 2026'da sergilediklerini, ilgilden çok memnun olduklarını söyledi. KÖPEK IRK YARIŞMASINA YOĞUN İLGİ Dolu dolu bir etkinlik programına sahip Pet İzmir 2026'nın üçüncü gününde en yoğun ilgi KIF Standında yaşandı. KIF Secereli Köpekler için Hakem Değerlendirmesinin yapıldığı stand önünde sıra oluşturan hayvanseverler, köpeklerinin ırk derecelendirilmesini titizlikle takip etti. Aynı alanda gerçekleşen Uluslararası Irk Standartları Yarışması da büyük ilgi gördü. Fuarın ilerleyen saatlerinden ırk şampiyonlarına ödülleri verildi. Pet Grooming Show alanında düzenlenen Olga Ostapenko'nun verdiği Temel Eğitim Masterclass Pomeranian da büyük ilgi gördü. EVLERİNDE 22 KEDİ, 5 KÖPEK BESLEYEN PET İZMİR MÜDAVİMİ ANIL ÇİFTİ, SOKAKTA 50'YE YAKIN CAN DOSTUNA SAHİP ÇIKIYOR Kurulduğundan beri Pet İzmir fuarına katılan hayvansever Mesut (95) - Gönül Anıl (78) çifti fuarın gözdesi oldu. Evlerinde 22 kedi, 5 köpek besleyen ve 45 yıldır İzmir'de yaşayan çift, "Sokakta yaşayan 50'ye yakın can dostuna da bakıyoruz. Pet İzmir fuarını çok seviyoruz, her yıl mutlaka ziyaret ediyoruz" dedi. PET İZMİR 2026'YA, BEŞ KITADAN 400'ÜN ÜZERİNDE MARKA KATILACAK 60'tan fazla ülkeden ziyaretçi kabul etmesi planlanan, 30 bin metrekarelik fuar alanında gerçekleşecek PET İzmir 2026'ya 400'ün üzerinde markanın katılımı hedefleniyor. Avrupa, Afrika ve Asya'dan katılımcıları ağırlayacak fuar, 'Çağatay Pet Food / temizmama firmasının ana sponsorluğunda gerçekleşiyor. İzmir merkezli Tema Fuarcılık tarafından organize edilen fuar, KOSGEB, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, PETBİR - Kedi ve Köpek Maması Üreticileri Birliği Derneği ve Ege İhracatçı Birlikleri'nin destekleriyle düzenleniyor. Fuarda 15'i yabancı katılımcı olmak üzere 150'ye yakın katılımcı firma ve 400'den fazla marka yer alırken, organizasyonun hem sektör profesyonelleri hem de hayvan severler için önemli bir buluşma noktası olması hedefleniyor.

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol Haber

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol

Küresel belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret baskılarına rağmen Türkiye, 2025 yılında ihracatını yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine taşıdı. Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol oynadı. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim gücünü ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025 yılında ihracata en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü sağladı. Kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken, elektrik-elektronik sektörü 17,7 milyar dolarla üçüncü oldu. Kimya sektörü içinde plastikler ve mamulleri, 9,567 milyar dolarlık ihracatla liderliğini korudu. Plastik sektörünü 7,133 milyar dolarla mineral yakıtlar ve ürünler, 3,673 milyar dolarla anorganik kimyasallar izledi. 2025 ihracat performansını değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı, küresel ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğunu ifade etti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir. Plastik sektörü, yüksek teknolojiye dayalı üretimi ve geniş ürün yelpazesiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ayakta tutan temel sektörlerden biridir” dedi. Küresel çatışmalar, lojistik sorunlar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini olumsuz etkilediğini belirten Karadeniz, Türk sanayicisinin zorlu koşullara rağmen üretim ve ihracattan vazgeçmediğini vurguladı. Karadeniz, sanayi ve ihracat odaklı politikaların sürdürülmesi, maliyet baskılarının azaltılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının sürdürülebilir büyüme için kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.

Hakan Fidan: Suriye’deki olayları çok yakından takip ediyoruz Haber

Hakan Fidan: Suriye’deki olayları çok yakından takip ediyoruz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Suriye konusuna da değinen Fidan, Paris’te Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmelerde Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile temasların ele alındığını söyledi. “Türkiye’nin beklentisinin Suriye’ye istikrar getirecek bir mutabakat olduğunu” belirten Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi. Fidan, sürecin çok yakından takip edildiğini söyleyerek, "Ulusal güvenliğimiz açısından Suriye’deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir. Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve ulusal ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin süreçte pasif bir izleyici olmadığını söyleyen Fidan, "Yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde müdahil olmaktan da çekinmiyoruz. Taraflarının hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net ve şeffaf" dedi. Fidan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Son birkaç gündür devam eden Halep’teki olaylar maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG’nin (DSG) zamana oynamak yerine bölgede sahici bir kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı bunların hiçbirini biz görmeyecektik. Bunun yerine bulunduğu her yerde taviz vermeden kalalım, menfaatimizi ilerletelim anlayışı maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail’le bir koordinasyon içerisinde İsrail’in bölgemizde yürüttüğü böl, parçala, yönet politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil. Biz Yemen’de olanı, Somaliland’de olanı, Sudan’da olanı ve Suriye’de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz. Zaten biliyorsunuz Filistin’deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan’da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. Hükümetin görev ve sorumluluklarını şehrin tamamında yerine getirebileceği bir ortamın hayat bulması suretiyle Halep’teki durumun normalleşmesini temenni ediyoruz. Halep’te yaşayan Kürt kardeşlerimizin de Ezidi kardeşlerimizin de diğer bütün kardeşlerimizin de menfaati bundadır. Yani bırakın Suriye hükümeti Halep’in tamamında temel hizmetleri, güvenlik dahil yerine getirilir bir durumda olsun. Şimdi siz Halep’in içerisinde şehir içinde ayrı bir yönetim, bir paralel yapı, bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez. Artık bu paralel yapıdan SDG’nin kendisini çıkarması gerekiyor. Halep’te bütün vatandaşların lehin olacak bir tutumu benimsemesi gerekiyor. Biz bu son iki gündür gerekli kurumlarımız istişare halindeler. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür, sulhla selametle. Ama dediğim gibi maalesef SDG yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye’de bir iklim var, adadan gelen mesajlar var, onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var.”

Halil Toy: Venezuela örneği bize ders olmalı! Haber

Halil Toy: Venezuela örneği bize ders olmalı!

Bursa'da İnegöl Manav Yörük Muhacir Türkmen Boyları Federasyonu Başkanı Halil Toy, Venezuela örneğini anımsatarak, güçlü toplumun dış müdahalelere karşı dayanıklı olduğunu vurguladı. İnegöl Manav Yörük Muhacir Türkmen Boyları Federasyonu Başkanı Halil Toy, dünyadaki gelişmeler ışığında birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti. Yazılı açıklama yapan Toy, “Eğer bir ülkede halk, siyasi görüşleri ve farklılıkları bir kenara bırakarak gerçek anlamda birlik içinde hareket edebilseydi, hiçbir küresel güç o ülkeye kolay kolay müdahale edemezdi” dedi. Venezuela’daki gelişmeleri örnek gösteren Toy, açıklamasında, “Dağınık ve bölünmüş toplumlar dış müdahalelere karşı savunmasız kalır. Milletler ancak ortak değerler etrafında kenetlenirse güçlü olur” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarih ve kültürel birikimine de değinen Başkan Halil Toy, “Bizler kökleri Orta Asya ve Anadolu’ya uzanan büyük bir milletin evlatlarıyız. Birliğimiz daim olsun” çağrısında bulundu. Federasyon olarak birlik ve beraberliği güçlendirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Toy, kültürün yaşatılması ve toplumun her kesimini kucaklayan bir anlayışın hâkim kılınmasının öncelikleri arasında olduğunu aktardığı açıklamasını, “Birlik olan milletler ayakta kalır, ayrışan toplumlar ise dış müdahalelere açık hale gelir. Bu nedenle birlik ve beraberlik her zaman önceliğimiz olmalıdır” sözleriyle noktaladı.

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin, Maduro’yu iktidardan haksızca uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur" Haber

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin, Maduro’yu iktidardan haksızca uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Venezuela'daki gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu. Bahçeli "ABD'nin yaptığı hukuksuzluktur. 15 Temmuz ile birebir aynı" dedi. Bahçeli'nin CNN Türk'e gönderilen mesajı şöyle; MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin değerlendirmesini paylaştı Venezuela'da yaşanan gelişmeler ve Amerika'nın müdahalesiyle ilgili MHP Lideri Bahçeli'nin değerlendirmesidir; ABD'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahaleyle devlet başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma gerişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarındaysa bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016'da Türk milletinin iradesiyle netice alamayan Amerika, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunması daha doğru olacaktır.

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi” Haber

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Çankırı’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Yıldızlar çamlara değer de geçer. Gün buradan başını eğer de geçer. Suları dizleri döver de geçer. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz. Dağları var, göklerde yeşil bir direk. Gölü var, dağlara düşmüş kocaman yürek. Yolu var içinde, gitsem gerek. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz.’ Ilgaz’ın eteğinde memleketini seven, vatanını seven, bayrağını seven, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seven can Çankırı hoş geldiniz. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. ‘Bundan sonra mitingler olacak mı?’ dediler. Dedim ki ‘Olacak.’ ‘Yeni yılda nerede olacak?’ dediler. Dedim ki ‘Çankırı’da olacak.’ Dediler ki ‘3 Ocak‘ta eksi üç derecede, karın altında miting mi olur?’ Dedim ki ‘Olmaz. Miting yaparsan olmaz. Oraya kim gitse o meydan dolmaz. Ama biz mitinge değil, adalet için eyleme geliyoruz, eyleme.’” dedi. Özel, şunları söyledi: “ÜLKESİNİ, BAYRAĞINI VE ATASINI SEVENLERE SELAM OLSUN” “Şimdi Çankırı‘yı birilerinin kalesi görenlere söylüyorum. Siyasette kale devri bitmiştir. Artık Çankırı, ne onun - ne bunun, kimsenin kalesi değildir. Çankırı, olsa olsa milletin kalesidir. ‘Bu meydan dolmaz’ diyenlere şunu söylüyorum: Evet, doğru. Son seçimde Çankırı’da bin 100 oy aldık. Şimdi o günden bugüne siyaseti göremeyenleri, Türkiye’deki değişim umudunu göremeyenleri, o günden bugüne bizim derdiyle dertlendiğimiz emeklinin sesini duymayanları, ezilen asgari ücretliyi görmeyenleri, unutulan köylüyü, çiftçiyi, mahvedilen hayvancılıkla uğraşanları ve hepsinin derdinden çok derdi olan esnafın halini görmeyenleri, bu meydanı görmeye davet ediyorum. Bu meydan açlığa, yoksulluğa, güvencesizliğe, her türlü adaletsizliğe meydan okumanın, itiraz etmenin, isyan etmenin ve dayanışmanın meydanıdır. Hoş geldiniz her biriniz. Bugün Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu’dan Ankara’ya uzanan istiklal yürüyüşünde istiklal yolunu koruyan Çankırı’dayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şapka devrimi için Kastamonu’ya giderken geldiği, şapkasını kaldırıp selamladığı, dönüşte onu bütün Çankırı’nın şapkalarıyla selamladığı bu güzel memleketteyiz. Selam olsun Çankırı’ya. Selam olsun ülkesine, bayrağını ve atasını sevenlere. Değerli Çankırılılar, biraz önce dedim. Çankırı’da son seçim bin 100 tane oy aldık. Bugüne kadar biz buranın belediyesini hiç kazanamadık. Ama dönüp de Çankırı’ya küsmedik, sırtımızı dönmedik, onu küçük görmedik. Sadece şunu dedik: ‘Bir kusur varsa bizdedir. Bir hata varsa bizdedir. Eksiklik varsa bizdedir.’ Şimdi emeği gören, emekçinin sesini duyan, emeklinin derdiyle dertlenen, hem mahkemedeki adaletsizliğe, hem gelir ve vergideki adaletsizliğe karşı çıkan, bütün haksızlıklara isyan eden, Kartalkaya’daki yangını da cüzdandaki ve mutfaktaki yangını da yüreğinde hisseden Çankırı’nın güzel insanına selam olsun.” “SEÇİLENLERE SEÇENDEN ÖTÜRÜ SAYGI GÖSTERİYORUZ” “Burada hiç belediye kazanmadık. Son milletvekilimiz Nuri Çelik Yazıcıoğlu’ydu. Allah gani gani rahmet eylesin. 50 yıldır vekilimiz yok burada bizim. Elbette hemşerileriniz var. Geçtiğimiz dönemlerde Kadir Gökmen Öğüt vardı. O da meydanda burada. Hemşeriniz Kadir Abi’ye bir alkış alalım. Ama bu meydana bakınca ben hem İl Başkanımız Galip Başkan’a, bütün ilçe başkanlarına, yöneticilere, yani baba evinin bacasını tüttürenlere bu meydan için teşekkür ediyorum. Önümüzdeki seçimde Çankırı’dan milletvekilimizi istiyorum artık. Tabii önceki rahmetli vekilimizi anmışken, il başkanımızla örgütümüze teşekkür etmişken birlikte çalıştığımız ve iki yıl önce kaybettiğimiz Fikret Başkan’ı da rahmetle anıyorum. Ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine saygılarımı sunuyorum. Biz buraya aday gösteriyoruz, milletvekilimiz seçilmiyor. Belediye seçimine giriyoruz, kazanamıyoruz. Ama seçilenlere seçenden ötürü saygı gösteriyoruz. ‘Millet onu seçti, ben tanımıyorum’ demiyoruz. ‘Millet onu seçti; darbe yapayım, hapse atılsın, hakaret edeyim, iftira edeyim’ demiyoruz. Demokrasi kazandığın seçimden sonra belli olmaz. Demokrat mısın, değil misin? O seçimi kaybettiğinde belli olur. İşte yıllarca iktidarda olup, hiç kaybetmeyip, bununla övünenler 31 Mart seçimlerinde tarihlerinde ilk kez ikinci parti olunca, 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti olunca, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazanınca hazımsızlığa başladılar ve saldırmaya başladılar. Seçtiğimiz Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu, 16 belediye başkanımızı, çok sayıda arkadaşımızı iftiralarla aldılar, gözaltı yaptılar, tutukladılar, hapislere koydular. Buradan Çankırı’nın güzel insanlarının vicdanına seslenerek, ki beni demin genç Yarenler karşıladı. Yaren meclisinin vicdanına seslenerek söylüyorum. Tayyip Erdoğan’ı yenmek suç değildir. Seçim kazanmak suç değildir. İktidar olmak istemek suç değildir. Bu ülke padişahlık değildir. Bu ülkede birilerinin dediği değil, milletin dediği olur. Son seçimlere ikinci kez bu kentin belediye başkanı seçtiği İbrahim Hakkı Esenbey’i, AK Parti’den Grup Başkanvekili Sayın Akbaşoğlu’nu, MHP’den Milletvekili Pelin Yılık hanımefendiyi sizler seçtiniz. Göreve geldiler. Onlara görevlerinde başarılar diliyorum. Demokrasi, seçilenin yönetmesidir. Onları seçen Karabük’e de Çankırı’ya da bundan sonraki seçimde karar değiştirip bizi seçerlerse saygı duyarız. Seçmezlerse yine saygı duyuyoruz. Demokrasi, kendin kazandığında övündüğün, kaybettiğinde hiçe saydığın bir yönetim biçimi asla olamaz.” “ÇANKIRI’NIN SORUNLARINI ÇÖZEN DE YOK, SÖYLEYEN DE” “Elbette belediye başkanı seçildi, iki partiden birer milletvekili var. Ancak bu şartlarda Çankırı’nın önemli bir sorunu var. O da şu: Sorunlarını çözen de yok, söyleyen de yok. Bir taraf AK Parti, bir taraf MHP olunca sorunlar birikiyor. Ama söyleyen de olmuyor. Örneğin Çankırı’nın en büyük sorunu küçülmek, göç vermek. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi ilk geldiğinde 270 bin olan Çankırı nüfusu, şu anda 196 bine düştü. Yani Türkiye 60 milyondan 86 milyona giderken ve yüzde 30’dan çok büyürken; burada, Çankırı’da yüzde 27’lik bir küçülme var. AK Parti geldiğinde Çankırı’da olan beş kişiden biri artık yok. Çankırı’nın nüfusu yüzde 27 azalmış. Peki neden azalmış? Hiç düşünen var mı? Hiç düşünmeye gerek yok. Sen Çankırı’nın öncelikle Makine ve Kimya Enstitüsü’nü kapatırsan, fabrikalarını kapatırsan, ilçelere açılan yüksek okullarını kapatırsan, cezaevini kapatırsan, huzurevini kapatırsan Çankırı’yı göçe zorlarsın. Çankırı’yı güçlendirecek yatırımları yapmadan sadece kapatarak, Çankırı’ya yatırım getirecek imkanları yaratmayarak, bırak yatırımı kendisi gelmek için yol kullanılacak, bağlantı yollarını, çevre yollarını 15 yıldır yapmayarak burada Çankırı’yı bir başına, çaresiz bıraktılar. Çankırı’nın çiftçisi, AK Parti geldiği gün bir kilogram buğday sattığında 6 litre mazot alıyordu. Bunu bütün çiftçiler biliyor, bütün çiftçi büyüklerim biliyor. Oysa bugün bir litre mazot almak için bir kilogram buğday satmak gerekiyor. Yani bir kilograma 6 litreden, bir kilograma bir litreye gelinmiş durumda. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak söz veriyoruz. İktidarımızda Çankırı’nın çiftçisi Gazi’nin dediği gibi yeniden olacak milletin efendisi.” “ARADA RANT YOK, İYİ VE HALKI SEVEN YÖNETİM VAR” “AK Parti, 24 yıldır iktidarda. Türkiye’yi nereden nereye getirdi. Bakın yoksullukta Avrupa birincisi. İşsizlikte Avrupa birincisi. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Yüksek faizde Avrupa birincisi. Yoksullukta Avrupa birincisi. Yani beş alanda birden birinci. Beş altın madalyası yok. AK Parti’nin kara düzeninin beş tane utanç madalyası var boynunda. Bakın geçtiğimiz hafta Edirne’deydim, serhat şehrindeydim, sınır kentindeydim. Edirneliler her hafta Yunanistan’a geçip oradan alışveriş yapıyorlar. Türkiye’de etin kilosu bin lira, Yunanistan’da 500 lira. Yani bir arabaya ya da biri otobüse doluşup karşıya geçip alışverişi oradan yapıp geliyor. Bin liralık eti Yunanistan’da 500 liraya alıyor. Bizde asgari ücret 500 Euro ama Yunanistan’da bin 400 Euro. Bizim üç katımız asgari ücret alıp yarı fiyatımıza et yiyebiliyorlar. Ben dün kendi memleketinde, Manisa’daydım. Burada da resimlerini açmışsınız, Allah razı olsun. Ferdi Zeyrek kardeşimin, Gülşah Durbay kardeşimi, evlatlarımızı kaybettiğimiz memleketimdeydim. Ferdi Başkan’ın Manisa’ya kazandırdığı ilk iş, halk mandıra açmaktı. Halk mandıraya uğradım. Fiyatları kontrol ettim. Sonra çıktım, oradaki açılışta söyledim ve herkes onayladı. Şimdi Çankırı kulağını açıp da dinlesin. Hani diyoruz ya ‘Türkiye’de et bin lira, Yunanistan’da 500 lira.’ Şimdi bunu dinleyin: Bugün Çankırı’da kasapta 950 lira, bin lira olan et Manisa’da Ferdi Zeyrek’in açtığı halk mandırada 550 lira. Bugün piyasada, Çankırı’da 600 lira olan kaşar peyniri, Manisa’da şu anda herkese satılıyor 230 liraya. Siyah zeytin, emsal siyah zeytin dışarıda 280 lira, halk mandırada 140 lira. Dört kap sıcak yemek lokantada 250 lira, kent lokantasında sadece 50 lira. Arada ne var? Arada rant yok. Arada ne var? İyi yönetim var. Halkı seven yönetim var. Buradan açıkça ifade ediyorum. Çankırı eti bin liraya değil; önce 500 liraya, sonra 300 liraya yemek istiyorsa çare bu iktidarı değiştirmektedir. Halk mandıralarını kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ni, halkın partisini iktidara getirmektir.” “İNANMAYAN O GÜNKÜ RAKAMLARA BAKSIN” “Bugün Çankırı’da emekliler, emekli maaşının kaç para olacağını bekliyorlar. En düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında olacak. 19 bin 800 lira civarında. Bu bir sefalet ücretidir. Buradan Çankırı’nın AK Partili, MHP’li emeklilerine söylüyorum. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 1,5 çeyrek altın alıyor. Emekli maaşını 22 bin lira yapsalar ancak 2 çeyrek altın alacak. AK Parti’den önce 8 çeyrek, AK Parti gelmiş; 2 çeyrek. Bu AK Parti’nin kara düzenidir, bu haksızlıktır. Bu, yıllarca çalışılan, alın teri dökülen, dirsek çürütülen, göz nuru harcanan ve devletin ‘Yeter, sen çalışma. Bugüne kadar sen bize baktın, şimdi çalışanlar sana bakacak’ dediği emekliye haksızlıktır, vefasızlıktır ve vicdansızlıktır. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar sizi bitirmiştir. Bu iktidarı bitirme vakti şimdi size gelmiştir. Meydandaki emeklileri görebilir miyim, el kaldırsınlar. Neredeyse Türkiye’deki en yüksek oran. En düşük emekli maaşı alanlar 16 bin 700 lira alanlar bir el kaldırsın. Neredeyse meydanın yüzde 75’i emekli, emeklinin de yüzde 75’i en düşük emekli maaşını alıyor. Bu katlanılabilecek bir durum değil. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; bu asgari ücrete de, bu en düşük emekli maaşına da sonuna kadar itiraz ediyoruz. Ve biz ne yapacağız onu söylüyorum. Biz iktidar olduğumuzda, bugünkü şartlarda en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Önce bir asgari ücret. Kimse şaşırmasın, olmadık bir şey söylemiyorum. AK Parti’nin geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. İnanmayan dönsün, o günkü rakamlara baksın. Bugün en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 60’ına getirildi. Bu yüzden en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Peki asgari ücret ne olacak? Hiç şüphe yok, bugünkü gibi açıklandığı gün, ki bu tarihte ilk kez oluyor, asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmıştır. Açlık sınırı 30 bin liranın üzerindedir, 28 bin lira asgari ücret açıklanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugünkü şartlarda, bugün olsa asgari ücret 39 bin lira olacak. Söz veriyoruz.” “ADALETSİZ VERGİ DÜZENİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” “Ayrıca adaletsiz vergi düzenini değiştireceğiz. Bunlar gibi vergiyi tabana değil, tavana yayacağız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alacağız. Bu meydan gibi hiç kazanamayanlardan hiç vergi almayacağız. Bakın bugün Türkiye, dünyanın en acımasız vergi sistemini uygulamaktadır. Bugün 100 liralık verginin 65 lirası en az dolaylı vergilerden, yani zengin - fakir ayırmayan, yani fabrikatörden de kapısındaki bekçiden de aynı vergiyi alan dolaylı vergilerle dönmektedir. Elektriğe, suya, telefona, yoğurda, pirince, zeytinyağına, çocuk bezine, multi milyarder de en gariban da aynı vergiyi ödemektedir. Bunun üstüne vergilerin geri kalan yüzde 23’ü gelir vergisinden, yani hepinizin - hepimizin daha eline almadan maaşlarından kesilen gelir vergisinden alınmaktadır. Geriye yüzde 11, yani çok kazanan üreticiden, çok kazanan ihracatçıdan, zenginden, holdingden, anonim şirketlerden aldıkları vergi yüzde 11’dir. Yoksuldan yüzde 89 vergi alan, zenginden yüzde 11 vergi alan AK Parti’nin kara düzeni gidecektir, gidecektir, gidecektir. Buradan Çankırı’dan sesleniyorum. Bir devri kapatmaya, yeni bir devri başlatmaya geliyoruz. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Vatan evlatlarının.” “YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ” “Tayyip Bey, yılın ilk gününde eksi 4 derece sıcaklıkta, karın altında Çankırı’da müzenin önündeki meydandayım. Meydan tıklım tıklım. Biz buradayız. Sıcak salonların adamı Erdoğan sen neredesin? Sen neredesin? Biz buradayız, millet için buradayız, yoksul için buradayız, emekli için, çalışan için buradayız. Gençlerin gelecek umudu için buradayız. Sıcak salonlardan çık, çık karşımıza. Erken seçim istiyoruz. İktidar istiyoruz. Adalet istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidara geldiğimizde herkesin insanca yaşayabileceği bir maaş almasını, eğer işi yoksa temel vatandaşlık maaşıyla eve giderken kimsenin eli boş gitmemesini, kasabın - manavın arka sokağından dolaşmasını, borcunu borçla kapatmamasını, kredi kartını öbüründen çekerek ceza gibi biriken borçlardan artık bunalmamasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının onurlu birer temel vatandaşlık geliri almasını savunuyoruz. Çankırı, bu müjdeyi buradan Türkiye’ye haykırıyorum. Biz bu ülkede kardeşlik ve huzur olsun istiyoruz. Kavga değil, milletin sorunları çözülsün istiyoruz. Ama ne yazık ki AK Parti yönetimi bunu istemiyor. O gerginlik istiyor ki, yoksulluk konuşulmasın. O kavga istiyor ki, işsizlik konuşulmasın. O kutuplaşma istiyor ki, bu millet kucaklaşmasın, hep birlikte kurtuluşu aramasın. Bunun için 2026 yılının ilk mitinginde, Anadolu’nun bağrında ve bu Yarenler diyarında Yarenler Divanı’ndan bütün Türkiye’ye diyorum ki; Tayyip Erdoğan’ın kutuplaştırmasına inat kucaklaşma, düşmanlaştırmasına inat kardeşliğe, AK Parti’nin, MHP’nin seçmeni ile muhalefetin seçmeni omuz omuza vermeye, yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Yoksulluğu yenmeye.” “BİZ ANTİ EMPERYALİSTLERİN PARTİSİYİZ” “Yüzde 17,5 enflasyon hedefi ile yola çıkıp yüzde 30 enflasyonla yılı bitirenlere soruyorum. Bu yıl ne oldu? Savaşa mı girdik, ekonomiyi allak bullak edecek afet mi oldu? Ne oldu da bu yıl yüzde 15 enflasyon deyip, yüzde 17 enflasyon deyip, yüzde 30’a çıktı? Hedefin iki katına çıktı. Farkı bu milletin cebinden çıktı. Size söyleyeyim ne olduğunu. Bu ülkede maalesef 19 Mart’ta bir sivil darbe oldu. Ülkeyi seçimle kazanamayacağını görenler, geleceğin iktidarına darbe yapmaya, geleceğin Cumhurbaşkanına darbe yapmaya, Ekrem İmamoğlu’na darbe yapmaya kalkıştılar. İşte bütün kriz de buradan çıktı. Karşımızda darbe kendisine yapılınca ‘Koşun, yardım edin’ deyip, sonra sıkışınca rakibine darbe yapanlar var. Değerli Çankırılılar, bugün dünyanın öbür ucunda bir ülkede Venezuela’da ülkenin liderine ve eşine Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir operasyon yapıldı ve ülke dışına kaçırıldı. Buradan açıkça söylüyorum. Maduro seçimleri adil, güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında, Maduro yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan ‘Kardeşim Maduro’ diyordu. ‘Dostum Maduro’ diyordu. Bugün Erdoğan’ın her lafı yiyip sustuğu, randevu almak için Boeingler verdiği, randevu almak için kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği, randevu almak için oğluna Amerikan malına vergi indirimi, Çin malına vergi bindirimi teklif ettiği Erdoğan, Trump’ın Venezuela’ya darbesine, Maduro’yu alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Buradan herkes görsün ki; Erdoğan Maduro yanlış yaparken de, yanlışa ‘yanlış’ diyememiştir. Bugün yanlış Venezuela’ya yapıldığında, bugün Amerika birleşmiş milletler sistemini alt üst ettiğinde, bugün Amerika 400 yıl önce Vestfalya Antlaşması’dan beri ülkeler birbirinin sınırlarına saygılı olacak, iç işlerine karışmayacak, ulusal egemenliklerini tanıyacak, uluslararası hukuk dışında hiçbir ülke diğerine karışmayacak diye 400 yıllık kaideyi Trump ayaklarının altına alırken, Erdoğan korkusundan bir kelime edememektedir. Bir danışmanı tweet atmış, tweetini sildirdiler. Buradan Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum: Sen Trump’tan korkan, meşruiyeti onun Oval Ofisi’nde arayan, doğruya ‘doğru’ demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan bir siyasetin insanısın. Biz; Altıncı Filo’yu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, biz; geldiklerinde birileri kırmızı halı sererken düşman donanmasına bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyen anti emperyalistlerin partisiyiz. Buradan açıkça söylüyorum. Trump’a sığınanlara açıkça söylüyorum. Modern dünyanın bir parçası olmadan, haksızlıklara susarak, sadece göz yumarak Trump‘tan, Amerika’dan, İsrail’den korkarak iktidarda kalacaksan, olmaz olsun öyle iktidarınız. Eğer sizi orada oturtursak bize de yazıklar olsun. Bize de yazıklar olsun. Buradan Çankırı’dan, Anadolu’nun kalbinden dünyaya sesleniyorum: Trump’ın düzeni, dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada, Anadolu’da Trump’ın tepesine bineceği bir Cumhuriyet yoktur. Çünkü bu Cumhuriyet kanla, mücadeleyle kurulmuştur. Ne Trump’tan ne Amerika’dan korkumuz yoktur. Korkanlara yazıklar olsun.” “GÜYA KALENDİ ÇANKIRI, ‘İSTİFA’ DİYE İNLİYOR MEYDAN” “Değerli Çankırılılar eksi dört derecede, bu kalabalıkta sözü çok uzatmadan son olarak şunu söyleyeceğim: Çankırılıların vicdanına sesleniyorum. AK Parti’yi eleştirenlerin hapse atılması doğru mu? AK Parti’ye karşı seçim kazanmak suç mu? Bakın bir iddianame çıktı ve tel tel dökülüyor, bomboş. Bütün bir yaz boyunca attıkları, TRT’den, A Haber’den, TGRT’den attırdıkları bütün yalanlar boş çıktı, fos çıktı. Yazın öyle dünya kadar yalan yazılırken, biz diyorduk ki ‘Getirin iddianameyi. Yargılanmak için değil, yargılamak için o iddianameyi bekliyoruz.’ Şimdi iddianame çıktı, arkasında duran yok. Tayyip Bey yaz boyu arkadaşlarımıza ‘Hırsız’ dedi, ‘Yolsuz’ dedi, ‘İddianame çıksın, insan içine çıkamayacaklar’ dedi. 3 Ocak günü Çankırı’da eksi dört derecede insan içindeyim Tayyip Bey. Bakın ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ dedi. Son seçimde bin oy aldığımız memlekette on binlerle yüz yüzeyim. ‘Ailelerinin bile gözüne bakamayacaklar’ dedi, Tayyip Bey senin gözüne bakarak söylüyorum ki savcına güveniyorsan çık karşıma, TRT’den canlı yayınla. Hodri meydan. Nasıl olacak Tayyip Bey? Güya kalendi Çankırı. Kalende ‘İstifa’ diye inliyor memleket. Nerede adalet? Nerede cesaret? Haydi Tayyip Bey çık karşıma, getir sandığı. Görsün millet.” “CENAZE EVİNE SALDIRANI BU MİLLET GÖRÜYOR” “Dünyanın her yeri yangın yeri iken biz bu ülkede yan yana, hep beraber ve güçlü olmalıyız. İçeride kavgayı bitirmeli, insanlarımızı yoksulluktan kurtarmalıyız. Bunun yolu kutuplaşma yerine kucaklaşmaktır. Bakın yılbaşında bütün partilerin liderlerini aradım. Geçen yıl Tayyip Bey’i de aramıştım. Kazandığım seçimden sonra her bayram aramıştım. Ama bu sene 18 lideri aradım, bir tek onu aramadım. Çünkü biz yıllarca ‘İyilik’ dedikçe, ‘Kardeşlik’ dedikçe, ‘Bu ülkenin birliği’ dedikçe; biz evladımız Gülşahımızı defnederken kabir başındayken elinde mikrofon bize saldırıyordu. İyilikten anlamayan, yastan anlamayan… Devlet Bey 90 gün hasta yattı, 90 gün ağzımızı açıp laf etmedik. Hastaya ilişmeyiz, yas evine ilişmeyiz. Mateme saygı duyarız. Ama bu memleketin evladı olup da cenaze evine saldıranı, yas evine saldıranı, iyi günde - kötü günde birlikte olmayanı bu millet görüyor. Ama bir yandan o istiyor diye geçen sene Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerden birinci parti çıkınca ‘Gelin bu ülkede normalini yapalım, şehit cenazesinde el uzatmamak ne? Bizim Manisa’da AK Parti’nin mahalle başkanı ile CHP’nin mahalle başkanı cenazesini de birlikte kaldırıyor, düğününü de birlikte yapıyor’ demiştik. Bu millet tarafından takdir gördü ama Tayyip Bey tarafından tepki gördü. ‘Oylarımız düşüyor’ diye kavgaya sarıldı. Şimdi 2026 yılının ilk mitinginde açıkça söylüyorum. 2026 yılı, yeni bir siyasetin miladı olacak. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Başta muhalefet partileri. Her birisiyle el ele, omuz omuza, dayanışma içinde bu ceberrut, halden anlamayan, sadece kendini düşünen iktidarı değiştirmek için tüm muhalefetle kol kola, omuz omuza olacağız. Yetmez, Tayyip Bey istemiyor diye AK Partiliye düşman olacak değiliz. AK Parti’nin, MHP’nin seçmenleri ile de kucaklaşacağız. Tayyip Bey’e rağmen MHP ile de AK Parti’nin seçmenleri ile de en iyi diyalogları kuracağız. Onlara yoksulluktan birlikte kurtulmanın, işsizlikten birlikte kurtulmanın yollarını, çarelerini anlatacağız. Tayyip Bey istiyor diye, o hep iktidarda kalsın diye bu millet kavga edemez. Diyorlar ki ‘Ne olacak?’ Şu olacak: Tayyip Bey’e rağmen bu millet kucaklaşacak, bu millet iktidara yürüyecek. Biz kavga etmeye değil; bu ülkeyi iyileştirmeye, onarmaya, güçlendirmeye geliyoruz.” “2026, KİMSENİN KAYBETTİĞİ BİR YIL OLMAYACAK” “Bu memlekette onlar kavgayı büyüttükçe ekmek küçüldü. Biz birbirimize düşersek hepimizin sofrasından ekmek eksiliyor. Biz eksikleri tamam etmeye geliyoruz. Bu ülkede kavgadan iktidar çıkarmak isteyenlere, kavgayla iktidar sürdürmek isteyenlere inat biz barıştan refah, refahtan huzur, huzurdan hep birlikte kalkınma çıkaracağız. 2026 yılı, kimsenin kaybetmediği bir yıl olacak. Biz seçimi kazandığımızda kimse kendini kaybetmiş hissetmeyecek. Her görüşten bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum ki kutuplaşma Tayyip Erdoğan’ın talebidir, bizim değil. Kavga onun hesabına gelir, bizim değil. Elbette onun zulmüne boyun eğecek değiliz. Ona boyun eğmek yerine, başımı vermeyi göze alırım. Ona baş eğecek değiliz. Baş eğmek yerine baş veririz. Ama o istiyor diye milletle aramıza mesafe koyamayız. Bunun için Tayyip Bey’e karşı bir adım geri atmadan, ki atarsak bu milleti 100 yıl geriye götürecek. Tayyip Bey’e karşı bir kelime eksik konuşmadan, ki konuşursak bu milleti susturacak. Tayyip Bey’e karşı bir santim eğilmeden, ki eğilirsek bu millete diz çöktürecek. Ama o istiyor diye de kavga etmeden. Geçmişte ona oy vermiş, şimdi yokluk, yoksulluk çeken, işsiz kalmış, sıkıntıya düşmüş milyonlarla ona rağmen kucaklaşacağız. Bu yolda ben en çok size güveniyorum. Benimle birlikte bu yolculuğa var mısınız? Kapı kapı gezmeye, partinin programını anlatmaya, seçim vaatlerini anlatmaya var mısınız? Ekrem Başkan içeride. Onun yerine Cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Birlikte miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman Çankırı, haydi o zaman Anadolu, haydi güzel memleketim. Hep beraber yürüyelim. Yürüyelim arkadaşlar.”

Başkan Şadi Özdemir’den 2026 Vizyonu: Haber

Başkan Şadi Özdemir’den 2026 Vizyonu:

Yeni yılda Nilüfer’i çok daha iyi seviyeye getirmek için çalışmalarını hız kesmeden sürdüreceklerini söyleyen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “2025 yılını sosyal projelerle dolu geçirirken, 2026 yılına daha katılımcı, dijitalleşmiş ve tarımsal kalkınmasını tamamlamış bir kent olma hedefiyle giriyor” dedi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkanlık Makamı’nda yardımcılarıyla 2025 yılının son toplantısında bir araya geldi. Başkan Şadi Özdemir, toplantıda yeni yıla dair stratejik hedeflerini paylaştı. Nilüfer’in Türkiye genelindeki sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 8’inci sıradan 5’inci sıraya yükseldiği hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki yıl için hedeflerinin ilk 3’e girmek olduğunu belirtti. Yönetim anlayışının temelini “Ortak Akıl” prensibinin oluşturduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kent konseyleri, akademik odalar ve mahalle komiteleriyle iş birliği içinde oldukların vurguladı. Kurumun yönetilebilirliğini artırdıklarını da söyleyen Başkan Şadi Özdemir, 2026 yılının Nilüfer için 2025’ten çok daha iyi olacağını kaydetti. Geçtiğimiz yıl sosyal projelere hız verdiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, çok sayıda yatırımın hizmete girdiğini dile getirdi. Eğitim ve kreşlerle ile ilgili yatırımlarını sürdürdüklerini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “İhsaniye ve Minareliçavuş’taki açılışların ardından kreş ve gündüz bakımevleri sayımız 4’e yükseldi. Toplamda da 428 çocuğumuz burada eğitim alıyor. Çalı Mahallesi için de yeni bir kreş protokolü yaptık. Ayrıca yakında bir kız yurdunun da temelini de atacağız” diye konuştu. Yeşil alanlara önem verdiklerinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, sosyalleşme ve vatandaşlar için nefes alma alanı olarak gördükleri, park ve yeşil alanı çoğaltacaklarını kaydetti. 2025 yılında şehre 7 yeni park kazandırdıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, böylece toplam park sayısını 426’ya yükselttiklerini söyledi. Özellikle kırsal mahallelerdeki yaşlıların torunlarıyla vakit geçirebilmesi ve gençlerin iletişimlerini kesintisiz sürdürebilmeleri için 40 ayrı noktada internet altyapısının tamamlandığını belirten Başkan Şadi Özdemir, bu çalışmaların 2026 yılında da devam edeceğini vurguladı. KIRSAL KALKINMA VE TURİZM HAMLESİ Tarım arazilerini korumak ve gençleri tarıma yönlendirmek adına kooperatifleşmeye önem verdiklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu konuda rol model olmak için Kadriye Mahallesi’nde ahududu üretimi yaptıklarını anımsattı. Turizmde Gölyazı, Akçalar ve Ayvaköy hattını kapsayan bir turizm platformu üzerinde çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, bölgede pansiyonculuğu, doğa yürüyüşlerini ve mağara turizmini geliştirerek ziyaretçilerin bölgede daha uzun süre kalmasını sağlamayı planladıklarını açıkladı. DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE SPOR BAŞARILARI Nilüfer’in dezavantajlı gruplara yönelik desteklerinde “Türkiye’de tek” olan uygulamalara sahip olduğunun altını çizen Başkan Şadi Özdemir, 2 bin 500 haneye destek verdiklerini söyledi. Koçluk programı sayesinde özel gereksinimli bireyler için istihdam imkanı sağladıklarını da belirten Başkan Şadi Özdemir, istihdam edilmeleriyle bireye, anneye ve aile bütçesi katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadıklarını aktardı. Spor alanında ise hentbol takımının Bursa'ya getirdiği Süper Kupa ve kadın voleybol takımının başarılarıyla Nilüfer’in adını Avrupa’da da duyurduklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, ortaya koydukları Spor Manifestosu ile bir vizyon çizdiklerini hatırlattı. 2026 HEDEFİ Yeni yılda da çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer Belediyesi, 2025 yılını sosyal projelerle dolu geçirirken, 2026 yılına daha katılımcı, dijitalleşmiş ve tarımsal kalkınmasını tamamlamış bir kent olma hedefiyle giriyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.