SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüi̇k

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kritik toplantı öncesi Bakan Işıkhan'dan sürpriz ziyaretler Haber

Kritik toplantı öncesi Bakan Işıkhan'dan sürpriz ziyaretler

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ekonomik verileri değerlendirmek üzere ikinci kez toplanacağı saat öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'dan Türk-İş ve Hak-İş'E sürpriz ziyaret gerçekleştirildi. Bakan Işıkhan, yapılan istişarelerin ardından komisyonda işçilerin taleplerini aktaracağını söyledi. Toplantı an itibariyle başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu için ikinci toplantı bugün gerçekleştiriliyor. Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Hazine ve Maliye ile Ticaret Bakanlıkları ve TÜİK temsilcileri katıldı. Komisyon, ekonomik veri ve raporları ele alarak asgari ücret tespit sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya katılmak üzere Bakanlık binasına gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, toplantı öncesinde Türk-İş ve Hak-İş ile yaptığı görüşmelere dikkat çekti. Bakan Işıkhan, “TÜRK-İŞ’in görüşlerini aldık, şimdi de HAK-İŞ masasında bu istişareleri yaptık. Aldığımız görüşleri komisyona ileterek sürecin sağlıklı işlemesine katkı sağlayacağım” dedi. Bakan Işıkhan, sosyal diyalog ortamının önemine değinerek, “Her şey sosyal diyalog atmosferinde gelişiyor, bundan büyük memnuniyet duyuyorum. En azından işçilerimizin taleplerini ve dileklerini komisyonda yansıtma fırsatım olacak” ifadelerini kullandı.

Asgari ücrette ikinci tur bugün! Tespit Komisyonu yeniden toplanıyor Haber

Asgari ücrette ikinci tur bugün! Tespit Komisyonu yeniden toplanıyor

Yaklaşık 7 milyon çalışanı doğrudan, toplumun tamamını dolaylı olarak ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde ikinci toplantı bugün saat 14.00'te yapılacak. Yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde çalışmalarını sürdüren Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ikinci toplantısını bugün saat 14.00’te gerçekleştirecek. Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay başkanlığında yapılacak toplantıda; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcileri, ekonomik veriler ve raporlar hakkında sunum yapacak. Toplantıda enflasyon, yaşam maliyetleri ve ekonomik göstergelerin masaya yatırılması bekleniyor. Öte yandan, komisyonun yapısında değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle ilk toplantıya katılmayan TÜRK-İŞ heyetinin, bugün yapılacak ikinci toplantıya da katılmaması öngörülüyor. https://twitter.com/turkiskonf/status/1999465787384369484 TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, 12 Aralık'ta gerçekleştirilen ilk toplantı ardından yaptığı açıklamada, TÜRK-İŞ'in 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı karara dikkati çekerek, "Komisyon gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyu ile paylaşmıştır. 24 Aralık 2024 tarihinden buyana geçen yaklaşık bir yıllık sürede Komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bu nedenle TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır" ifadelerini kullanmıştı. Asgari ücretle ilgili nihai kararın önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı Haber

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Asgari ücret 30 bin lira olması gerekiyor. bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler." dedi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınına konuk oldu. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 2026 yılı bütçe teklifi hakkında, “Bir kez daha hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu hafta aslında Meclis’te bütçe görüşmeleri Genel Kurul aşamasına geçti. Bundan önceki cumartesi günü de Bütçe Hakkı Mitingi vardı, Ankara Tandoğan’da. Çok anlamlı bir mitingti. 70’in üzerinde bileşen, bütçe hakkı için bir araya geldiler. Ben de o mitinge katıldım. Hem emeklinin, hem emekçinin bütçe hakkı savunuluyordu. Tabii o çerçeveden bakınca zaten bugün Meclis’te yapılanlara bütçe görüşmesi demek zor” dedi. Özel, şöyle devam etti: “MECLİS GENEL KURULU ONLARA GÖRE DEKOR OLDU” “‘Yani bir meclis kurulmuş da sonra bütçeyi yapsın diye komisyon kurulmuş, o da bütçe yapmış’ diye bir şey yok insanlık tarihinde. Magna Carta, tek adamın vergiyi tek başına belirleyemeyeceğini yazıya dökmesiyle, insanlık tarihinin en önemli kazanımının ilk somut adımıdır. O günden itibaren devletin vergi alan sağ eliyle dağıtan, şefkatli sol elinin dengesine meclisler karar verir. Önce 1215’te bir yazı olarak kazanım oldu. Devamında 17’nci yüzyılda damgasını vuran ‘temsil yoksa vergi de yok’... Yani bir mecliste temsil edilmiyorsam vergi de vermem. İngiliz parlamentosu, Fransız ihtilaliyle Fransız parlamentosu ve bizde biraz daha geç olmakla birlikte önce bütçe hakkı elde edildi, sonra onun konuşulacağı yere çatı yapıldı. Oraya meclis dendi. Meclisten önce kazanılmış bir hak bu. Ama şimdi Meclis’te görüşülüyor, 12 gün sonra bitecek. Diyelim ki 600 milletvekili reddetti bütçeyi. Bütçe, geçen senekinin üzerine yeniden değerleme oranı konup devam edecek Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ve tek adam rejiminde. Neden? Çünkü OHAL’de değiştirdikleri anayasaya bunu koydular. ‘Eğer bütçe geçmezse bir önceki bütçeye yeniden değerleme oranı konulur. Ona göre hükümet devam eder.’ Düşünün ki milletin meclisinin tamamı bütçesini reddetmiş… Normalde bütçesi geçmeyen hükümetler dünyada düşer, yerine yenisi konulur. Türkiye siyasi tarihinde de örnekleri var. Ama maalesef bütçenin göstermelik bir şey olduğu, yani artık bizim Meclisimiz onlara göre, onların getirdiği rejime göre bir dekor orası, Genel Kurul salonda. Milletvekilleri oyuncu, halk seyirci, demokrasi de adeta orada atılan bir tirad. Yoksa bir karşılığı yok. Önce bu tespiti yapmak lazım.” “BU BÜTÇE ‘-MIŞ GİBİ’ YAPAN BİR BÜTÇE” “Devamında; bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe ‘-mış gibi’ yapan bir bütçe. Bu bütçe aslan payını iktidarın, iktidarın önceliklerinin; işte büyük holdinglerin, şirketlerin, onların vereceği vergilerin affedildiği veya büyük teşviklerin, Kamu - Özel İşbirliği’ne büyük paraların, Yap - İşlet - Devret’lere büyük paraların aktarıldığı ama emeğin, emekçinin ve emeklinin hakkını alamadığı bir bütçe bu. Tabii bugün 16 bin lira en düşük emekli maaşından, 22 bin lira asgari ücretten bahsediyoruz. Geçen sene AK Parti, kendi pratiğini ki o pratik de gerçekleşen bir pratik değil ama hep şunu söylüyordu; ‘Biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiyoruz.’ Nasıl ezdirmiyorsun? ‘TÜİK, bir enflasyon belirliyor ve biz enflasyon kadar zam veriyoruz.’ Bir kez TÜİK enflasyonu belirlemiyor, orada enflasyon üzerinden manipülasyon yapıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Zaten sen oradan, emekten bir şeyler çalıyorsun. Ama geçen sene TÜİK’in, ben ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye kısaltıyorum onu, onun rakamlarıyla da enflasyonu vermediler. Neyi verdiler? Beklenti enflasyonunu verdiler. Yani karnede sınavda aldığı notu değil de sınava girmeden önce umduğu notu veriyor. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir puanlama sistemi var mı? ‘Ben enflasyonu yüzde 20’ye düşürecektim, beceremedim yüzde 40 oldu. Sana 40 vermiyorum, 20 veriyorum.’ Önce düşür, sonra onu ver. Öyle olunca zaten gitgide gerçek enflasyon karşısında eriyen asgari ücret geçen sene ağır bir yara almıştı ve 22 bin lirada kaldı. Aslında 30 bin lira olması gerekiyordu. Şimdi bu 22 bin lira üzerine, bugün işte artık nihayet Türk-İş’in de katılmayı reddettiği Asgari Ücret Komisyonu‘nda oturup bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler.” “BUGÜNE KADAR KATILMALARI YANLIŞTI” (Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na TÜRK-İŞ’in katılmaması hakkında) “Doğru buluyorum ama bugüne kadar katılmalarını da yanlış buluyorum. Bu kadar adaletsiz bir komisyona bugüne kadar katılmaları yanlıştı. Bu seferki doğru. Ümit ediyorum bundan sonra belirlenecek asgari ücrete ki bir küçük parantez açayım, Türkiye’de konfederasyonların şöyle bir yanılgıları var veya sorumluluğu üstlerinden atıyorlar. Konfederasyon derken DİSK öyle yapmıyor ama TÜRK-İŞ özellikle şöyle yapıyor; ‘Asgari ücret benim işim değil ki’ diyor. ‘Bende işçi zaten asgari ücret almıyor.’ Doğru. Ama asgari ücret, Türkiye’de temel ücret oldu. Neredeyse kayıt dışı çalışanları da katarsanız ortalama ücret oldu. En büyük toplu sözleşme. Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Almanya’da asgari ücret, bir yıl alınan kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücretken Avrupa’da öyle bir ücretken Türkiye’de temel ücret. Asgari ücrete gelen zam oranı bütün ücretlere neredeyse aynen yansıyor. Yani asgari ücretin iki katı maaş alan için bile asgari ücretin nasıl belirlendiği, onun alacağı zam açısından çok önemli. Böyle bir fiiliyat var Türkiye’de. Şimdi böyle olunca bu asgari ücret meselesinde bir kez TÜRK-İŞ’in oturmaması doğru. Bütün sendikaların birden bunu kendi meseleleri yapmaları lazım. Çünkü bütün ücretlere yansıyor. Asgari ücret eğer 27 bin, 28 bin lira olacaksa bu bir yıl önce hak edilen asgari ücretin bile altında. 30 bin lira olması gerekiyor 28 binde. Bu tarihin en büyük emek hırsızlığı. Bunun karşılığında bir de emekli maaşına yapacakları zammı da düşünürseniz, o da 16 bin liranın üzerine gelecek zamla 20 bin lira gibi bir şey olması bekleniyor. Bugün için ilk kez tarihte asgari ücret verildiği gün açlık sınırının altında olacak. En düşük emekli maaşı da verildiği gün açlık sınırının üçte ikisi seviyesinde olacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben meydanlarda soruyorum. İşte, yoksulluk sınırı 98 bin lira. O da TÜRK-İŞ’in rakamları. Kocam meydanda yedi, sekiz kişi çıkıyor evine 98 bin liradan fazla maaş girenler. Bir maaş, iki maaş, üç maaş. Herkes tek bir asgari ücretle geçiniyor ve açlık sınırının altında. O yüzden de ‘Bu büyük bir sosyal patlamaya, sosyal infiale sebebiyet verir’ dedim. Neye göre dedim? Sokakta gördüğüm tansiyona göre, meydanda gördüm tansiyona göre.” “TATBİKAT GÖRÜNTÜSÜYLE ACINACAK HALİMİZE GÜLDÜK” (Grev yasakları için) “Evet, bu örgütlü tepkiyi bastırmaya yönelik bir iş. Bütün Türkiye’de askeri darbe dönemlerini, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir şekilde. Yani hiçbir şey yokken ortada... Yani bazen hani anlamıyorum ama hani onları anlamak isteyeyim. Olağanüstü şartlar olur da çok büyük travmaların olduğu günlerde de ne bileyim 15 Temmuz darbesinden bir ay sonra da grev olur, ‘Dur kardeşim, şimdi zamanı değil’ dersin. Veya böyle büyük toplumsal olaylar vardır. Türkiye belli bir sanayi koluna çok ihtiyaç duyuyordur, o milli güvenlik meselesidir. Ne bileyim işte top dökeceksindir de demir - çeliki durduruyordur adam. ‘Dur kardeşim savaşın içindeyiz, top dökeceğim. Demir - çelik durmaz; milli güvenlik…’ Hiçbir şey yok ortada. Milli güvenliği tehdit diye bütün grevleri erteliyorlar. Bu anayasadaki yetkinin, zaten olmaması gereken bir yetkinin suistimali, kötüye kullanımı. Ercüment Bey biraz önce söyledi. Bugün acınacak halimize tebessüm ettik. Kahramanmaraş’ta tatbikat yapıyorlar, ‘Efendim işçiler ayaklanırsa, grev yaparsa çevik kuvvet bunu nasıl bastıracak?’ Bunun tatbikatını yapıyorlar. Ama bunların hepsi örgütlü bir eylemliliğe karşı yapılan iş. Benim bahsettiğim bir sosyal patlama. Yani insanların artık burasına gelmiş, hatta daha da burasına gelmiş ve boğulmak üzere. “SOKAKTAKİ ÖFKEYİ BEN DAHA ÖNCE GÖRMEDİM” “Mesela sosyal patlamanın ilk basamağı şudur: Bir asgari ücretli bir yerde çalışıyordur. Gün boyunca ter döküyordur lokantada, mesela servis yapıyordur. O 22 bin lira maaş alacaktır. Bir beyefendi gelir, öğlen yemeğinde 22 bin lira hesap öder, gider. Bu o asgari ücretlinin içine dokunur. ‘Ya ben bir ay sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar burada ter döküyorum. Benim aldığım maaş burada…’ Bu başka bir şey. Bundan ciddi bir rahatsızlık duyar. Ama bir de o kişi evdeki çocuğunun karnını doyuramıyorsa, okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa veya bir baba evladının bu durumundan dolayı sürüklendiği bunalımı veya aklından geçenleri düşünüyorsa o vakitten sonra o toplumda ne olacağını öngöremezsiniz. Ben bunu çok samimi bir şekilde söylüyorum. Ben yıllardır sokakta siyaset yapan birisiyim. Bir Genel Başkan olarak da herhalde benim kadar sokakta olan yoktur. Ben sokaktaki öfkeyi daha önce görmedim. Açık açık da söylüyorum bu vakitten sonra bu insanlara böyle asgari ücrette, en düşük emekli maaşında alay edecek ve artık sürdüremeyecekleri yani laf olsun diye değil gerçekten bıçak kemikte. Bu insanlar, sohbet ettiğin herkes diyor ki… ‘Nasıl geçiniyorsun?’ ‘Borçla.’ ‘Nasıl döndürüyorsun?’ ‘O karttan bu karta.’ Artık kart da vermiyorlar. Hepsi patladı. Tefecilerin bu kadar çok olması, İstanbul’da çetelerin bu kadar çok olması, insanların sanal bahise yönelmesi… Hiçbirisini mazur görmüyorum ama hiçbirisi de kendiliğinden olan şeyler değil. Bunların ekonomik ve sosyal altyapısı var. Bu ülkeyi yönetenler şunun farkında değiller: Bu vakitten sonra artık bu insanlar ‘Eskiden ayda üç kere dışarıda yemek yerdik, şimdi bir kere yiyebiliyorum’, ‘Efendim ayakkabılarımı eskiden pençe yaptırmazdım, şimdi pençe yaptırıp giyiyorum’, ‘Bu sene bir palto alamadım’ değil. Bu değil adamın derdi, karnını doyuramıyor.” “YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR” (Erdoğan’ın işverenlere ‘Elinizi taşın altına koyun’ şeklindeki sözleri hakkında) “Erdoğan’ınki bir kere şöyle: Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, deyim yerindeyse. Bir kere şöyle bir şey var. Asgari ücreti belirleme meselesinde son sözü kim söylüyor? Kim söylüyor, kamu otoritesi söylüyor. Her şeyin sorumlusu sensin de bunun sorumlusu mu işveren? Bu diyor ki ‘Ben asgari ücreti bu kadar belirliyorum ama’ dilinin altındaki, bu asgari, sen üstünü ver. Ya nerede? Bir kere bu ülkede bir gerçeklik de var, bunun da altını çizeyim. Bazı sektörlerde asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bu olacak iş değil. Ama neden? Açmaz. Satranç da nasıl olur? Son hamleden dolayı artık açmaz olmaz. Oyun baştan beri yanlış kurulduysa açmaz olur. Şimdi tekstilde Mısır’daki asgari ücretle rekabet edecek adam ama verdiği asgari ücretle Türkiye’de geçinecek birisi. Öyle bir durum var ki alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bunun için burada hükümetin devreye girip ki biz kanuni teklifimizi de sunduk. Sektöre ve çalışan sayısına göre örneğin tekstilde çalışan işçiler için 10 bin 140 lira, ya da 1-10 arasındaki küçük esnaf için 10 bin 140 lira. Bir gruba 8 bin 101, bir gruba 5 bin 400 lira sosyal güvenlik primi desteği vaat ediyoruz. O da şu, eğer tekstilde belli bir sayının altında işçi çalıştırıyorsa 10 bin 140 lira eksik sigorta ödüyor. Asgari ücret veren için 28 bin lira, alan için 39 lira oluyor. Devlet yapacaksa bunu yapacak. Erdoğan çıkmış, ‘Kefenin cebi yok…’ Yani, ‘Ben asgari ücreti 28 bin lira belirledim ama varsın onlar 35 lira versin.’ Hangi sermaye, hangi işveren? Bir de bu piyasa ve rekabet şartlarında böyle babasının hayrına asgari ücrete zam yapar. Yok öyle bir şey. Sorumluluktan kaçmak için meseleyi karşıya yansıtıyor. Siyasi bir akrobasi yapıyor. Buna milletin karnı tok.”

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

İşte ekonomideki yabancı pay! Yabancı kontrollü girişimde Almanya lider Haber

İşte ekonomideki yabancı pay! Yabancı kontrollü girişimde Almanya lider

TÜİK verilerine göre, yabancı kontrollü girişimler 2023 yılında toplam cironun yaklaşık yüzde 13’ünü elde etti. En yoğun yabancı kontrol tütün ürünleri imalatında görüldü. TÜİK’in açıkladığı veriler, yabancı yatırımların sektörel ve ülke bazında dağılımına dair önemli bilgiler de sunarken, ekonomideki yabancı payını gözler önüne serdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı yabancı kontrollü girişim istatistiklerini açıkladı. Buna göre, yabancı kontrolündeki girişim sayısı 2022 yılında 9 bin 287 iken, 2023’te 10 bin 265’e yükseldi. Bu girişimlerin toplam ciro içindeki payı 2022’de yüzde 12,7 iken, 2023’te yüzde 12,8 olarak gerçekleşti. Yabancı kontrollü girişimlerde çalışanların toplam içindeki payı 2022’de yüzde 5,0 iken, 2023’te yüzde 5,1’e çıktı. Sektörel olarak ise tütün ürünleri imalatı, yabancı kontrol oranının en yüksek olduğu alan oldu. 2023’te bu sektördeki yabancı kontrollü girişimlerin ciro payı yüzde 92,6 olarak ölçüldü. İkinci sırada sigorta, reasürans ve emeklilik fonları yer alırken, bu alandaki ciro payı yüzde 43,2 olarak kaydedildi. ALMANYA LİDER, ABD VE İNGİLTERE TAKİP EDİYOR 2023 yılında yabancı kontrollü girişimlerin ülke bazındaki dağılımında Almanya öne çıktı. Toplam 10 bin 265 yabancı kontrollü girişimden 1.266’sı Almanya tarafından kontrol edilirken, Almanya kontrolündeki girişimlerin toplam yabancı kontrollü cirodaki payı yüzde 13,8 oldu. Bunu takip eden ülkeler ise ABD ve Birleşik Krallık oldu. ABD kontrolündeki 965 girişimin yabancı kontrollü cirodaki payı yüzde 11,2, Birleşik Krallık kontrolündeki 706 girişimin payı ise yüzde 10,3 olarak gerçekleşti.

TÜED Uludağ: Emeklinin mutfağında tencere kaynamıyor... Acil müdahale şart! Haber

TÜED Uludağ: Emeklinin mutfağında tencere kaynamıyor... Acil müdahale şart!

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi, enflasyonun emekli maaşlarını erittiğini vurguladı; açlık ve yoksulluk sınırının emekli aylıklarının çok üzerinde olduğunu belirterek hükümete acil önlem çağrısı yaptı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, enflasyon rakamlarının sokaktaki gerçeklerle örtüşmediğini belirterek, “Mutfaktaki yangın büyüyor, tencere kaynamıyor. Acil müdahale şart” dedi. Pars, özellikle kış aylarında maliyetlerin hızla arttığını ve emeklinin geçim sıkıntısının derinleştiğini vurguladı. TÜED’in hesaplamalarına göre açlık sınırı, en düşük 2 emekli maaşına; yoksulluk sınırı ise 6 emekli maaşına denk geliyor. SOKAĞIN ENFLASYONU RESMİ RAKAMLARIN ÇOK ÜZERİNDE Kasım ayı enflasyon verilerini değerlendiren Pars, TÜİK’in rakamlarının gerçekleri yansıtmadığını belirterek, "TÜİK’e göre Kasım ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 0,87, yıllık yüzde 31,07 arttı. ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 2,13, yıllık yüzde 56,82 artış gerçekleşti" dedi. "Sokağın enflasyonu neredeyse yüzde 120’ye ulaştı" diyen Pars, " Her gün iğneden ipliğe zam geliyor, akaryakıt fiyatları da maliyetleri daha da artırıyor. Yeni yılda emekli maaşına yüzde 13 zam bekleniyor; bu da 2026’da en düşük emekli maaşını 19 bin TL seviyesine çıkaracak. Yani en düşük emekli maaşı, bugünkü asgari ücretin altında kalacak” dedi. EMEKLİNİN KIŞI PERİŞAN GEÇİRME RİSKİ 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırlarını hatırlatan Kenan Pars, “Açlık sınırı 29 bin 827 TL, yoksulluk sınırı 97 bin 158 TL. En düşük emekli maaşı ise sadece 16 bin 881 TL. Bu tablo, emeklinin kışı büyük sıkıntı içinde geçireceğini gösteriyor. Sesimizi duysunlar; emeklilerin enflasyon karşısında ezilmesini önleyecek seyyanen zam ve intibak kanunu istiyoruz” ifadelerini kullandı. Pars, emekli maaşlarının enflasyon hesabından bağımsız olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, emekli ile devlet arasındaki uçurumun büyümeye devam ettiğini vurguladı.

TÜFE Kasım'da yıllık yüzde 31,07 arttı... En yüksek artış konutta Haber

TÜFE Kasım'da yıllık yüzde 31,07 arttı... En yüksek artış konutta

TÜİK’in açıkladığı Kasım 2025 enflasyon verilerine göre tüketici fiyat endeksi aylık yüzde 0,87, yıllık ise yüzde 31,07 yükseldi. Ana harcama grupları içinde en sert artış konutta görüldü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin tüketici enflasyonu (TÜFE) verilerini yayımladı. Buna göre TÜFE, Kasım’da bir önceki aya göre yüzde 0,87, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 31,07 arttı. Yılbaşından bu yana artış oranı yüzde 29,74, on iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 35,91 olarak gerçekleşti. GIDA FİYATLARI YILLIK YÜZDE 27,44 ARTTI En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri şu şekilde kaydedildi: Gıda ve alkolsüz içecekler: yüzde 27,44 Ulaştırma: yüzde 29,23 Konut: yüzde 49,92 Bu grupların yıllık enflasyona etkileri ise sırasıyla yüzde 6,83, yüzde 4,55 ve yüzde 7,57 oldu. AYLIK BAZDA GIDA GERİLEDİ Bu arada Kasım ayında ana grupların aylık değişimleri ise şöyle gerçekleşti: Gıda ve alkolsüz içecekler: yüzde -0,69 Ulaştırma: yüzde 1,78 Konut: yüzde 1,70 Aylık enflasyona etkileri ise gıdada -yüzde 0,17, ulaştırmada yüzde 0,27, konutta yüzde 0,29 olarak kaydedildi. Endekste yer alan 143 temel başlıktan 28’inde düşüş, 7’sinde değişim olmazken, 108 başlıkta artış yaşandı. İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın fiyatlarının hariç tutulduğu özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) Kasım ayında aylık yüzde 1,27, yıllık yüzde 32,17, Aralık ayına göre yüzde 30,64, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 35,69 arttı. Kasım verileri, özellikle konut grubundaki yüksek maliyet artışının yıllık enflasyonun en belirleyici unsuru olmaya devam ettiğini ortaya koydu.

ERSİYAD: 2026 asgari ücret artışı işveren destekleriyle değerlendirilmeli Haber

ERSİYAD: 2026 asgari ücret artışı işveren destekleriyle değerlendirilmeli

ERSİYAD Başkanı Bülent Öz, 2026 asgari ücret sürecinde sadece rakam artışının yeterli olmayacağını, işveren desteklerinin de eşlik etmesi gerektiğini vurguladı. Bursa'da 2026 yılı asgari ücret belirleme süreci yaklaşırken, Erzurumlu Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (ERSİYAD) Başkanı Bülent Öz, ekonominin tüm paydaşlarını ilgilendiren sürece dair önemli açıklamalarda bulundu. Öz, asgari ücretin sadece çalışanlar için değil, işverenler ve ülke ekonomisi için de kritik bir konu olduğunu belirtti. Bugün asgari ücretin 22 bin 104 TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Öz, son yıllarda artan enflasyon, yüksek kredi maliyetleri ve üretim girdilerindeki keskin artışların özellikle KOBİ’lerin istihdamı sürdürme gücünü zayıflattığını vurguladı. TÜİK ve TCMB verilerine göre; son 12 ayda üretici fiyatları tüketici fiyatlarının üzerinde seyretmiş, enerji ve hammadde maliyetleri yüzde 35–48 artmış, ticari kredi faizleri ise yüzde 36–52 bandına yükselmiş durumda olduğunu anımsatan ERSİYAD'ın 2026 yılı asgari ücret önerilerini ise şöyle sıraladı: "SGK işveren primlerinde 12 ay süreyle yüzde 3–5 oranında destek, KOBİ’ler için düşük faizli ve teminat destekli kredi paketleri, mevcut istihdamı koruyan işletmelere vergi indirimi, yeni istihdam yaratan işletmelerde sigorta primlerinin ilk 6 ay devlet tarafından karşılanması" Asgari ücretin yalnızca çalışanları güçlendiren bir adım olmadığını, üretim ve istihdamın sürdürülebilirliği için işveren destekleriyle birlikte açıklanması gerektiğini belirten Öz, “Güçlü işletme, güçlü üretim; güçlü üretim ise sürdürülebilir istihdam demektir” diyerek, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturduğunu kaydetti. Ücret artışlarının işveren destekleriyle dengelenmesinin hem üretim kapasitesini koruyacağını hem de kayıt dışı istihdamı azaltacağını vurgulayan Başkan Öz, "Asgari ücret, yalnızca maaş artışı değil, üretim zincirinin dengesidir" mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.