SON DAKİKA
Hava Durumu

#Terör

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Terör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum Haber

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bakan Gürlek, söz konusu iddiaların herhangi bir somut delile dayanmadığını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ifade etti. Açıklamasında 20 yılı aşkın süredir devlet kademelerinde görev yaptığını vurgulayan Bakan Gürlek, mal varlığı beyanlarının yasal çerçevede düzenli şekilde ilgili kurumlara sunulduğunu belirterek, Özgür Özel’in gündeme getirdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. https://twitter.com/abakingurlek/status/2033893038129373642 “Tapu kayıtlarında karşılığı olmayan, hayal ürünü bilgilerle kamuoyu yanıltılmak isteniyor” diyen Bakan Gürlek, Özgür Özel’in daha önce de benzer iddialarda bulunduğunu ve bunların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını ileri sürerek, söz konusu açıklamaların bir karalama kampanyasının parçası olduğunu söyledi. Yargı görevleri sırasında terör ve organize suçlarla mücadele ettiğine dikkat çeken Bakan Gürlek, bu süreçte hedef alındığını savundu. Bakan Gürlek, elinde bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin bunu siyasi platformlar yerine yargıya sunması gerektiğini belirterek, “Bu iftiralar karşısında başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri başlatıyorum” dedi. Hatırlanacağı gibi bugün CHP Genel Merkezi'nde kameralar karşısına geçerek 'turpun küçüğü' açıklaması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığını açıklamıştı. CHP lideri Özel, Bakan Gürlek'in 19 yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayirmenkul aldığını iddia etmiş, söz konusu bu iddialara ilişkin mal varlıklarını ID numaraları ile birlikte açıklamıştı.

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi Haber

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi

TBMM Genel Kurulu, İran gündemiyle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasını yapmasının ardından “Hükümet Bilgilendirmesi” gündemine geçildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Orta Doğu’da savaş riski ve çatışmaların yayılması ile Türkiye’nin aldığı tedbirlere ilişkin Genel Kurul’u bilgilendirmek üzere Meclis’e geldi. Kurtulmuş, her bir bakana 30’ar dakika, takip eden konuşmalarda siyasi parti gruplarına 20’şer dakika, grubu bulunmayan partilerden iki milletvekiline de beşer dakika söz verileceğini belirtti. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl açıklanamayacak Hakan Fidan ile Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’un çalışmaya kapalı oturumla devam etmesi için oylama yapıldı. Kapalı oturuma geçilmesinin ardından basın mensuplarının salondan çıkması ve Genel Kurul Salonu’nun yanında bulunan odaların boşaltılması için oturuma ara verildi. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl süreyle kamuoyuna açılmayacak ve oturumda bulunan milletvekilleri de konuşulanlarla ilgili bilgi veremeyecek. Numan Kurtulmuş’tan “sistem bunalımı” değerlendirmesi Kurtulmuş, Genel Kurul başında yaptığı konuşmasında bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha hassas hale getirdiğini belirtti. “Kuralsızlığın normalleştirildiği, güç kullanımının hukukun yerine geçirildiği ve uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bunalımı” olarak tariflediği gelişmelerle ilgili Kurtulmuş, uluslararası düzenin meşruiyet ve işlev kaybına uğradığını söyledi. Yaşananların “geçici kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş en ağır bedeli sivillerin ödediğini vurguladı. ABD’nin doğrudan savaşın içine çekilmesinin bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabileceğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir” dedi. “‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına müsaade edilmeyecek” Saldırıların derhal durdurulmasının ve çatışmanın engellenmesinin herkes için zorunluluk olduğunu kaydeden Kurtulmuş “Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil, insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündeme almaktadır” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş “Terörsüz Türkiye” sürecine de şu sözlerle değindi: “Barış için en ileri çabayı gösterirken kendi güvenliğimiz, sınırlarımızın emniyeti ve milletimizin huzuru konusunda tereddüt göstermeyecek kudrete, iradeye, dirayete ve tecrübeye sahibiz. Bölgemizde yaşanan her sarsıntının terör örgütleri ve vekalet unsurları eliyle yeni bir istikrarsızlık zeminine dönüştürülmesine ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına da asla müsaade edilmeyecektir. Kardeşi kardeşe kırdırmaya, bölgedeki halkları karşı karşıya getirmeye ve ülkeleri içeriden zayıflatmaya dönük hiçbir girişime de izin verilmeyecektir.” “Netanyahu ile ikinci bir Hitler karanlığı” Kurtulmuş, diplomasi yürürlükteyken saldırının başlamasının müzakere zemininin güvenilirliğini zedelediğine de dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Oval Ofisindeki dualarla savaş siyasetine destek verildiğini söyleyen Kurtulmuş, meselenin güvenlik eksenli olmadığını, ideolojik ve fanatik zeminden kaynaklandığını savundu. Asıl sorunun “ İsrail yönetimini elinde bulunduran saldırgan ve hukuk tanımaz siyonist anlayış” olduğunu ifade eden Kurtulmuş “Netanyahu’ya ikinci Davut rolü biçmeye çalışanların, aslında insanlığı ikinci bir Hitler karanlığına sürükleyen bir barbarlık ürettiklerini görmelerini isteriz. Tarihten ibret almayanlar, tarihin en ağır hükümleriyle yüzleşmek zorundadır” dedi. “Milli güvenlik” toplantıları kapalı oturumla görüşüldü" Meclis’te yakın dönemde milli güvenlik konularında yapılan toplantıların kapalı oturumla gerçekleştirildiği örnekler de oldu. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki “Aksa Tufanı Operasyonu”nun ardından İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına ve bölgesel gelişmelere dair bilgi vermek üzere 12 Ekim 2023’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yine Meclis’teydi. Fidan’ın katıldığı toplantı kapalı oturumla yapıldı. Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit olmasının ardından Fidan ile birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 16 Ocak 2024’te Genel Kurul’u bilgilendirdi. Fidan ve Güler, 8 Ekim 2024’t CHP’nin talebi üzerine düzenlenen kapalı oturum için Meclis’teydi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Ekim 2024’te İsrail saldırganlığının Türkiye’yi de içine aldığına yönelik sözlerinin ardından CHP bakanlardan bilgi istedi. Ancak kapalı oturumun ardından CHP lideri Özgür Özel “Bilmediğimiz hiçbir şey söylemediler ve sorun tam olarak budur. Türkiye Erdoğan’ın söylediği sözden endişe etmesin, altını dolduracak bir kelime yok” diyerek tepki gösterdi. 29 Ağustos 2025’te Meclis tatildeyken muhalefet “Gazze’deki insanlık dışı katliamı durdurmak ve insani yardım ulaştırabilmek için yapılması gerekenleri konuşmak üzere” Genel Kurul’u olağanüstü toplantıya çağırdı. Hakan Fidan’ın bölgeden bilgileri aktardığı toplantı da kapalı gerçekleştirildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da yeni çözüm sürecine ilişkin Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile bakanların katıldığı toplantıları yine kapalı oturumlarla yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: ''Toplantımızda, özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık; ekonomiden, ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması, yayılması ya da, Allah korusun, kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik.' Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Deneyim sahibi kadrolarımızla tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Hedefimiz, ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. 86 milyonun huzuru bizim için en önemli hassasiyettir. Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden mümkünse söndürmenin mücadelesini veriyoruz. Tüm bu mücadelenin ortasında, ana muhalefetin başındaki zatın söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Füzelerin gökyüzünde uçtuğu böyle bir dönemde hala polemik peşinde koşan prim kasan bu şahsı aziz milletimin ferasetine havale ediyorum. Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu konuyla muhatap olmak bize ağır geliyor. Milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ana muhalefetin elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi zaten yok. Bunun yerine ne var? Sadece İslam dünyasıyla ilgili ön yargıları var. Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika bakış açısı ortaya çıkaramıyorlar. Bu hastalıklı bir yaklaşımdır. Pek çok ülke Türkiye'nin izlediği politikasından övgüyle bahsediyor, milletimiz bize oy versin veya vermesin herkes dua ediyor. Ancak muhalefet ana muhalefet çıkıyor Türkiye Cumhuriyetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Böyle bir sorumsuzluk olamaz. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye, her alanda güçlüdür. Her türlü saldırıyı püskürtecek kapasiteye sahiptir. İçler acısı durumda olan tek bir mekanizma vardır o da bunlardır. 'Biz iktidarda değilsek sorumlu değiliz' tavrı yanlış olduğu kadar bencilce bir tavırdır. 86 milyonun emanetini taşıyan bir cumhurbaşkanı olaran tüm kötü sicillerine rağmen onlara çağrı yapıyorum. Gün sataşma günü değildir. Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür. Siyasi fırsatçlığı bırakın, bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimize madem destek olmuyorsunuz bari köstek olmayın. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze katliamlarında olduğu gibi, İran krizinde de barış ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiği içindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüştük. Dışişleri Bakanımız 50'nin üzerinde telefonla görüştü. Sorumlu tüm arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle izliyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Geçmişte pek çok krizden yara alarak değil güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Dış şoklara karşı direncimiz bugün çok güçlü. Merkez Bankası rezervlerimiz 200 milyar dolar civarında. Proaktif bir yaklaşımla adımlarımız sayesinde piyasalarımız sağlıklı işliyor. SPK ve Borsa İstanbul piyasaları güvence altına alacak düzenlemeler yaptı. Dezenflasyon için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Olası enerji artışlarından vatandaşlarımızı korumak için eşel mobil sistemini devreye aldık. Herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Türkiye'nin ham petrol üretimi 48 milyon varile ulaştı. Kaynak çeşitliliği için 15 farklı ülkeden petrol ithal ettik. Enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizi ciddi oranda güçlendirdik. Kullanıcıların akaryakıta sahip olması açısından herhangi bir sıkıntı yok. Tarımda gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden gübre temini için gümrük verisini sıfıra indirdik. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği açısından bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin de etkilenmemesi için gereğini yapıyoruz. Denetimlerimizi artırdık. İran sınırındaki 3 gümrük kapımızda herhangi bir sorun veya yoğunluk bulunmuyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında şimdilik bir sorun yok. 28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik alanında tüm adımları atıyoruz. Hava sahamızı 7/24 izliyoruz. Kara, deniz ve hava kuvvetleri ile hudut güvenliğini 60 bin personelle koruyoruz. Ülkemize yöneldiği tespit edilen füze, NATO tarafından etkisiz hale getirildi. İran makamlarına bunu ilettik. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye dostluğunu zora sokacak yanlış adımlar atılmaya devam ediyor. Bin yıllık komşuluk hukukumuza karşı olacak bir hesaba girilmemelidir. Türkiye'nin yeri bellidir. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. İlave önlemleri almaya devam edeceğiz. KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağımızı Ada'ya konuşlandırdık. Can Azerbaycan başta olmak üzere kardeş ülkelerle dayanışma içindeyiz. Bölgedeki terör unsurlarını da izliyoruz. Bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun karşısındayız. Kimse yanlış hesap yapmasın. Kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir hareketlilik yok. Sınır kapılarında önleyici tedbirleri artırdık. İhtiyaç halinde devreye alınacak planlarımızı hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla havacılık ve denicilik faaliyetlerini de görüştük. Taşımacılara olası saldırı risklerine karşı Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan rotasını kullanmalarını önerdik. Türkiye emin ve ehil kadroların elinde güvendedir. Özellikle yabancı basında yürütülen kampanyalar Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın. Biz rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar başaramadılar, bundan sonra da başaramayacaklar. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor. Kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla..."

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip Haber

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Gaziantep’te düzenlenen iftar programında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının anlamına değinen Özdağ, konuşmasında adalet vurgusu yaptı. Özdağ, “Ramazan sabır ayı, Ramazan kanaat, Ramazan şükür ayı ama biz diyoruz ki Ramazan aynı zamanda adalet ayı olmalı” dedi. Yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, bazı davalarda yasaların eşit uygulanmadığını öne sürdü. Özdağ, “Anayasanın 10. maddesi vatandaşların yasalar önünde eşit olduğunu söylüyor. Ama bugün ülkemizde yasaların yurttaşlara eşit şekilde uygulanmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Özdağ, “16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim var bu ülkede. Bunların 5 milyondan fazlası 20 bin lira maaş alıyor” dedi. Esnafın yaşadığı sorunlara da değinen Özdağ, ziyaretleri sırasında vatandaşların geçim sıkıntısını dile getirdiğini belirtti. Özdağ, bazı vatandaşların pazarda sınırlı bütçeyle alışveriş yapmak zorunda kaldığını söyledi. Konuşmasında gelir dağılımına da değinen Özdağ, “Türkiye’de bir yüzde 10 var. O yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip, geriye kalan yüzde 90 ise daha sınırlı bir paya sahip” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve güvenlik politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan hakkında yürütülen tartışmalara değinerek eleştirilerini dile getirdi. Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, partisinin Türkiye genelinde çalışmalarını sürdüreceğini belirterek vatandaşlarla temaslarını devam ettireceklerini ifade etti.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt: Epic Fury kapsamında 2 binden fazla hedef vuruldu Haber

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt: Epic Fury kapsamında 2 binden fazla hedef vuruldu

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Leavitt'in konuşmasından satır başları şu şekilde: "Başkan Donald Trump’ın liderliğinde haydut İran terör rejimi eziliyor. Dünyanın teröre en büyük destek veren devletine 47 yıl boyunca gösterilen hoşgörü sona erdi. İran’ın terörist liderleri, Amerika’ya karşı işledikleri suçların bedelini ödüyor. 1979’dan bu yana İran rejimi Amerikalıların öldürülmesini kolaylaştırdı. “Amerika’ya ölüm” sloganları atıyor ve ülkemize saldıran radikal teröristleri finanse ediyorlar. Tahran’da büyükelçiliğimizi ele geçirerek 66 Amerikalıyı rehin aldılar. Beyrut’ta bir kamyon bombasıyla 241 ABD askerini öldürdüler. Irak’ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdüler veya sakat bıraktılar. Bu, onların kanlı sicilinin yalnızca küçük bir kısmıdır. Önceki liderler bu tehditle yeterince güçlü şekilde mücadele edemedi. Barack Hussein Obama gibi bazıları nakit paralar gönderdi ve İran’ı nükleer bomba geliştirme yoluna sokan anlaşmalar imzaladı. Yıllarca süren yatıştırma politikalarından sonra Başkan Trump harekete geçti. Başkan Trump bu rejimi sorumlu tutuyor ve nükleer hedeflerini ortadan kaldırıyor. Gelecek nesiller bu anı nükleer silahlı bir İran tehdidinin sona erdiği an olarak hatırlayacak. Geçen hafta başlatılan Operation Epic Fury operasyonunda Başkan Trump hedefleri açıkça ortaya koydu. Birincisi, İran rejiminin balistik füzelerini yok etmek ve füze endüstrisini tamamen ortadan kaldırmak. İkincisi, İran donanmasını yok etmek. Şu ana kadar en önemli denizaltıları da dahil olmak üzere 20’den fazla İran gemisi imha edildi. Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde hareket halinde İran gemisi kalmadı. Üçüncüsü, rejimin bölgedeki vekil güçlerinin saldırı kapasitesini ortadan kaldırmak. Dördüncüsü, İran’ın asla nükleer silah elde edememesini sağlamak. Şu ana kadar Operation Epic Fury büyük bir başarı oldu. Amerikan güçleri 2 binden fazla hedefi vurdu ve yüzlerce balistik füze, fırlatma sistemi ve insansız hava aracını yok etti. Yakın zamanda İran hava sahasında tam hakimiyet sağlanması bekleniyor. Geçtiğimiz Haziran ayında yapılan Operation Midnight Hammer operasyonu İran’ın üç büyük nükleer tesisini yok etmişti. Buna rağmen İran rejimi nükleer programını yeniden kurmaya çalıştı. Başkan Trump anlaşmaya varmak için iki üst düzey müzakereciyi görüşmelere gönderdi. ABD yaptırımların kaldırılması, sivil nükleer enerji programı için ücretsiz yakıt sağlanması ve ortak yatırım fırsatları sundu. Bunun karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmesi gerekiyordu. Ancak İran bu teklifleri reddetti. Bu da İran yönetiminin önceliğinin nükleer silah geliştirmek olduğunu açıkça gösterdi. Başkan Trump bunun nükleer silahlı bir terör rejiminin büyük yıkımına yol açacağını değerlendirdi. Operation Epic Fury, bu tehdidi sona erdirmek ve Amerika’nın güvenliğini sağlamak için başlatıldı. İran yönetimi Başkan Trump’ın önceki liderler gibi davranacağını düşündü; ancak bunun yanlış bir hesap olduğu ortaya çıktı. İran rejiminin en üst düzey liderlerinden 49’u, buna dini lider de dahil ortadan kaldırıldı. Operation Epic Fury sırasında hayatını kaybeden altı ABD askerinin ailelerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Bu kahramanlar ülkemizi savunurken hayatlarını verdi ve fedakarlıkları asla unutulmayacak. Operasyonun başlamasından bu yana 17 bin 500’den fazla Amerikalı Orta Doğu’dan güvenli şekilde evine döndü. Sadece dün 8 bin 500’den fazla kişi ABD’ye ulaştı. Orta Doğu’da bulunan ve ABD’ye dönmek isteyen Amerikan vatandaşlarının step.state.gov adresi üzerinden kayıt yaptırmaları isteniyor. Yönetim ücretsiz charter uçuşları organize ediyor ve ticari uçuş seçenekleri ayarlıyor. Trump yönetimi, her Amerikalı güvenle evine dönene ve İran’dan kaynaklanan tehdit tamamen ortadan kalkana kadar durmayacak."

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Şike ile mücadeleye dair özel bir ekip kurulacak. Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Şike ile mücadeleye dair özel bir ekip kurulacak.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Yasa dışı bahis operasyonlarına değinen Gürlek, "Maalesef herkes bunu oynuyor. Yurt dışında bahis siteleri var. İlk başta öğrenci hesaplarını kullandılar, kiraladılar. Yasa dışı bahiste panel yönetimi var mutlaka paranın sisteme girebileceğin bir yöntem olması gerekiyor. Bu para Türkiye'ye geldiği zaman kara para olarak geliyor. Bu para vergiye tabi değil. 81 il başsavcımıza genelge gönderdim yasa dışı bahis sanal kumar konusunda mücadelemiz devam edecek. Bataklığı kurutmamız lazım." dedi. "DOSYALARI GÖRÜNCE İNANAMADIK" Futbolda şike operasyonları hakkında da konuşan Bakan Gürlek, şunları söyledi: "Şike konusunda da İstanbul özelinde örnek vermek istiyorum. Çok güzel bir çalışma yaptık. Sadece bir futbolcunun, hakemin, spor yöneticisinin bahis oynaması tek başına yeterli değil. Kendi maçına bahis oynaması gerekiyor, aynı şekilde bunun tespit edilmesi gerekiyor. MASAK hareketleri gerekiyor, para trafiği gerekiyor, telefon kayıtları, HTS kayıtları gerekiyor. Biz bunlarla ilgili çok güzel bir ekip kurmuştuk. İstanbul'da kurduğumuz ekibin tüm Türkiye'ye yayılmasını istiyoruz. Tüm futbol maçları inceleniyor. Bizim sosyal medya ağımız da vardı. Vatandaş şikayet ediyor, "Şu maç 2 taraf birbirine gol atmadı-şut çekmedi." diyor. Biz buna ilişkin iddianame de düzenledik. İki takım beraberliğe razı, şut çekmiyor, kaleye atak yapmıyor. Bununla ilgili uzman arkadaşlarımız var. Tüm Türkiye'deki başsavcı arkadaşlarımıza böyle bir özel ekip kurmayı düşünüyorum. Özel bir büro kurmayı düşünüyorum. Onlar da aynı şekilde, futbolda, basketbolda diğer sporlarda, şike ve teşvikle mücadele edeceğiz. Çünkü hepimiz takip ediyoruz." "DOSYADAKİ İSİMLERE İNANAMADIK" "Şaşırdık tabi. İzlerken biz bunları görmüyorduk ama hakim-savcı olarak dosyaya bakmamız lazım. Dışardaki şey bizi ilgilendirmiyor. Baktığımız zaman şaşırdık, futbolcu isimleri, takım isimleri, inanamadık. Ama gerçekten deliller gerekiyor, deliller gelince şaşırdık ama görevimizi yapmak zorundayız. Futbolun temiz kalması lazım. İnsanlarımız çok fanatik, çok seviyor. İnsanlar orada kendisini kaybediyor. Emekçi bir camianın emeğine saygı duymamız gerekiyor. Federasyon Başkanımız da üzerine düşeni yaptı. Maalesef şikeler yapıldı, bunu biz tespit ettik. İddianameler düzenlenmeye başlandı. Yargılamalar başlayacak. Olmaması gerekirdi ama maalesef yapılmış." "VATANDAŞ İCRAAT İSTİYOR" "Zaman çok hızlı geçti. Yargının sorunlarını biliyordum. Bir an önce artık alıştırma aşamasından icraat aşamasına geçmek istiyorum. Yargıdaki en temel eleştiri yargılamalar uzuyor. Vatandaş artık icraat istiyor. Geciken davalardan mağdur vatandaşlarımızın sorunlarının hemen devreye girmesini istiyorum." "SÜRECİN MEYVELERİNİ TOPLAMA AŞAMASINA GELDİK" "Terörsüz Türkiye'ye çok önem veriyoruz. İnsanlar artık terör sorunundan kurtulmak istiyor. Türkiye artık güvenli alan. Şu anda çok güzel gidiyor bu sürecin meyvelerini toplama aşamasına geldik. Bundan sonra Meclis yasal adımlar atacak. Önce örgütün silah bıraktığını tespit edilmesi lazım. Kişiye özel infaz ve terörle mücadele kanununda düzenleme olmaz. Ayrıca raporda umut hakkı ile ilgili bir ifade yok." "ÇOCUKLARI KULLANAN ÖRGÜT ÜYELERİNİN CEZALARINI ARTIRDIK" "Bir çocuk neden suça bulaşır neden şiddete meyil eder? Arkadaşlarımıza dünyadaki örnekleriyle ilgili talimat verdim. Çocukların suça bulaşmadan bunların önlenmesi lazım. Suç örgütleri çocukları kullanıyor. Çocukları kullanan örgüt üyelerinin cezalarını artırdık. İnfaz düzenlemesi yapmamız lazım, cezaları artıracağız." "KİRA TESPİT DAVASI NEDEN 4 YIL SÜRSÜN?" Alo Adalet hattı ile vatandaşa kolaylık sağlayacağız. Dava süreçleriyle ilgili her detaya hakim olacaklar. Vatandaş davası neden uzamış bir geri dönüş alacak. Hakime dava neden zamanında bitmedi diye soracağız. 8 yıldan beri bir boşanma davası neden bitirilmedi, bunu sormak zorundayız. Kira tespit davası neden 4 yıl sürsün? Vatandaş neden gecikme yaşandığını bilecek."

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı. Haber

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı. Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA) Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi. Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı. Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi. 16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti. Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA) Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti. Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı. Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi. Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti. Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü. Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP) Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler. Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi. Gizliliğin korunması Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP) Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi. Yedioth Ahronoth’tan aktarılan habere göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı. Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu. kaynak : Şarku’l Avsat

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.