SON DAKİKA
Hava Durumu

#Terör

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Terör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Almanya'da sendika yürüyüşüne araçla saldırı davasında karar: Afgan sanığa ömür boyu hapis Haber

Almanya'da sendika yürüyüşüne araçla saldırı davasında karar: Afgan sanığa ömür boyu hapis

Münih'teki araçlı saldırının cezası belli oldu: Anne ve kızını öldüren sanığa ağırlaştırılmış karar Almanya'nın Münih kentinde geçen yıl düzenlenen bir sendika yürüyüşüne yönelik araçlı saldırıyla ilgili davada karar çıktı. Münih Eyalet Mahkemesi, kalabalığın arasına otomobiliyle girerek bir anne ile 2 yaşındaki kızının ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan Afganistan uyruklu 25 yaşındaki sanığı ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığı iki kişiyi öldürme, 23 kişiyi öldürmeye teşebbüs ve 22 kişiyi kasten yaralama suçlarından sorumlu tuttu. Heyet ayrıca saldırının "olağanüstü ağırlıkta" bir suç olduğuna karar vererek, sanığın ilerleyen yıllarda şartlı tahliye imkanından yararlanmasını ciddi biçimde zorlaştıran bir hüküm verdi. Araçla kalabalığın üzerine sürdü Dava dosyasındaki bilgilere göre saldırı, yaklaşık 1.400 kişinin katıldığı bir sendika yürüyüşü sırasında meydana geldi. Sanık Ferhad N. isimli kişinin kullandığı Mini Cooper marka otomobili yüksek hızla yürüyüş yapan insanların üzerine sürdüğü belirtildi. Aracın kalabalığa çarpması sonucu çok sayıda kişi yaralanırken, 37 yaşındaki bir kadın ile 2 yaşındaki kızı ağır şekilde yaralandı. Anne ve küçük çocuğu, olayın ardından kaldırıldıkları hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen birkaç gün sonra hayatını kaybetti. Saldırı, Almanya kamuoyunda büyük tepkiye neden olurken, olayın ardından güvenlik önlemleri ve radikalleşme tartışmaları yeniden gündeme geldi. Hakim: "Daha fazla can kaybı olmaması tesadüf değildi" Kararı açıklayan hakim Michael Höyn, saldırının sonuçlarının çok daha ağır olabileceğine dikkat çekti. Höyn, hayatını kaybeden annenin yürüyüş sırasında kendisini daha güvende hissetmek amacıyla polislerin bulunduğu arka bölümü tercih ettiğini belirtti. Mahkeme başkanı, daha fazla kişinin yaşamını yitirmemesinin saldırının sınırlı etkisinden değil, aracın çarptığı kişilerin oluşturduğu fiziksel engel nedeniyle hızını kaybetmesinden kaynaklandığını ifade etti. Bu değerlendirme, mahkemenin sanığın eylemini planlı ve yüksek ölüm riski taşıyan bir saldırı olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Savcılık dini motivasyon iddiasında bulundu Duruşmalar sırasında savcılık makamı, saldırının dini saiklerle gerçekleştirildiğini savundu. Savcılığın değerlendirmesine göre sanığın olayın ardından "Allahu Ekber" diye bağırdığı belirtildi. Ancak yürütülen soruşturmalarda sanığın terör örgütü DEAŞ veya benzeri herhangi bir yapılanmayla bağlantısına ilişkin somut bir delile ulaşılamadığı açıklandı. Mahkeme kararında da sanığın herhangi bir örgütsel bağlantısının tespit edilmediği bilgisi yer aldı. Almanya'ya çocuk yaşta gelmişti Sanığın geçmişine ilişkin bilgiler de dava sürecinde gündeme geldi. Ferhad N.'nin 2016 yılında henüz 15 yaşındayken tek başına Almanya'ya geldiği belirtildi. İltica başvurusunun reddedilmesine rağmen, ülkede geçici oturma hakkı sağlayan "müsamaha" statüsüyle yaşamını sürdürdüğü ifade edildi. Sanığın saldırı öncesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı bilgisi paylaşıldı. Karar güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı Münih'teki dava, Almanya'da göç, güvenlik politikaları ve radikalleşme konularındaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Özellikle kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen araçlı saldırılar, Avrupa ülkelerinde güvenlik önlemlerinin artırılması yönündeki çağrıları güçlendiriyor. Uzmanlar, bu tür olaylarda yalnızca failin eylemlerinin değil, saldırıya zemin hazırlayan süreçlerin de kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Mahkeme kararı sonrası süreç Münih Eyalet Mahkemesi'nin verdiği ömür boyu hapis kararı, sanığın suçun ağırlığı nedeniyle erken tahliye ihtimalini önemli ölçüde azaltıyor. Alman hukukunda ömür boyu hapis cezası alan kişiler belirli şartlar altında ilerleyen yıllarda şartlı tahliye talebinde bulunabiliyor. Ancak mahkemenin "suçun olağanüstü ağırlığı" değerlendirmesi, bu sürecin daha zor hale gelmesine neden oluyor. Münih'teki saldırı davası, iki kişinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda kişinin yaralanması nedeniyle Almanya'nın son yıllardaki en dikkat çeken güvenlik davalarından biri olarak kayıtlara geçti.

Rusya’dan Telegram CEO’su Pavel Durov hakkında uluslararası arama kararı Haber

Rusya’dan Telegram CEO’su Pavel Durov hakkında uluslararası arama kararı

Pavel Durov hakkında kritik karar: Rusya uluslararası arama başlattı Rusya ile Telegram arasındaki gerilim yeni bir boyut kazandı. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov hakkında “terör faaliyetlerine yardım” suçlaması kapsamında soruşturma başlatıldığını ve uluslararası arama kararı çıkarıldığını duyurdu. Moskova yönetiminin aldığı kararın gerekçesi olarak, Telegram platformunda Rusya’da terör ve sabotaj faaliyetlerinin organize edilmesinde kullanıldığı öne sürülen bazı kanal ve botların kaldırılmaması gösterildi. FSB tarafından yapılan açıklamada, Telegram yönetiminin söz konusu içeriklere yönelik gerekli adımları atmadığı iddia edildi. FSB’den Telegram’a yönelik ağır suçlamalar Rus güvenlik kurumu FSB, Telegram üzerinde faaliyet gösteren bazı kanal, sohbet grupları ve botların yasa dışı faaliyetlerde kullanıldığını öne sürdü. Açıklamada, Ukrayna istihbarat servisleri ile terör ve aşırılık yanlısı grupların Telegram üzerinden çeşitli faaliyetleri planladığı iddia edildi. FSB, söz konusu platformların; Sabotaj eylemleri, Terör saldırıları, Toplu saldırı hazırlıkları, Siber dolandırıcılık faaliyetleri gibi suçlarda kullanıldığını ileri sürdü. Rus makamları, Telegram yönetiminin bu tür içeriklerin kaldırılması konusunda yeterli iş birliği göstermediğini savundu. Telegram’ın Rusya’daki faaliyetleri tartışma konusu oldu Telegram, Rusya’da milyonlarca kişinin kullandığı en popüler dijital iletişim platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle haber kanalları, siyasi gruplar ve çeşitli topluluklar tarafından yoğun şekilde kullanılan uygulama, Rusya’daki bilgi akışında önemli bir rol oynuyor. Ancak platformun güçlü şifreleme özellikleri ve içerik denetimi politikaları, birçok ülkede olduğu gibi Rusya’da da zaman zaman tartışmalara neden oluyor. Moskova yönetimi daha önce de Telegram’dan bazı içeriklerin kaldırılmasını talep etmiş, şirket ile Rus yetkililer arasında çeşitli anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Kremlin’den Telegram açıklaması gelmişti Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Telegram ile ilgili gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamada, platformun Rusya’da yeniden tam kapasiteyle faaliyet göstermesi konusunda temasların sürdüğünü belirtmişti. Peskov, Telegram temsilcilerinin bu süreçte yeterince aktif hareket etmediğini savunmuştu. Kremlin’in açıklamaları, Moskova yönetiminin platform üzerindeki baskısını artırabileceği yönünde değerlendirilmişti. Telegram’a erişim kısıtlamaları ve para cezaları Rusya, Telegram’a yönelik daha önce de çeşitli yaptırımlar uygulamıştı. Moskova yönetimi, platforma erişim konusunda kısıtlamalar getirirken, şirkete toplam miktarı 100 milyon rubleyi aşan para cezaları da uygulamıştı. Ancak tüm bu adımlara rağmen Telegram, Rusya’da kullanılmaya devam eden en yaygın mesajlaşma uygulamalarından biri olmayı sürdürüyor. Pavel Durov daha önce de hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmıştı Telegram CEO’su Pavel Durov, platformun küresel ölçekte büyümesiyle birlikte farklı ülkelerde de çeşitli hukuki tartışmaların merkezinde yer aldı. Durov, Telegram’ın kullanıcı gizliliğini koruma politikasını savunurken, hükümetlerin içerik denetimi talepleri konusunda daha sıkı düzenlemelerle karşı karşıya kalıyor. Rusya’nın son kararı ise Telegram ile Moskova arasındaki uzun süredir devam eden gerilimin yeni aşaması olarak değerlendiriliyor. Dijital platformlar ve devletler arasındaki mücadele büyüyor Pavel Durov hakkında alınan uluslararası arama kararı, teknoloji şirketleri ile devletler arasındaki içerik kontrolü ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Hükümetler, terör ve suç faaliyetlerinin dijital platformlar üzerinden organize edilmesini önlemek amacıyla daha fazla denetim talep ederken, teknoloji şirketleri kullanıcı gizliliği ve ifade özgürlüğü ilkelerini korumaya çalışıyor. Rusya’nın Telegram’a yönelik son adımının, hem platformun ülkedeki faaliyetleri hem de uluslararası teknoloji politikaları açısından yeni sonuçlar doğurması bekleniyor.

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir Haber

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir

Salı günü (19 Mayıs 2026) bir açıklama yapan BfV, İran istihbaratının hedefleri arasında Yahudi ve İsrail kurumlarının yanı sıra rejim muhalifleri, İsrail ve ABD destekçileri ile Tahran yönetimi tarafından "hain" olarak nitelendirilen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Rapora göre istihbarat yetkilileri, İsrail ve ABD saldırılarının İran'ın güvenlik aygıtını ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, savaş baskısının azalmasıyla birlikte Tahran'ın kaynaklarını yeniden Avrupa'daki dış operasyonlara kaydırmasından endişe ediyor. Teşkilat, İranlı ajanların tehditten gözetlemeye ve terör eylemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütmeye hazır olduğunu vurguladı. "Onlarca Alman vatandaşı İran için çalışıyor" BfV'nin karşı casusluk bölümünün yürüttüğü soruşturmalara göre, askeri eğitim almak veya İran makamlarının hizmetine girmek amacıyla Almanya'dan İran'a giden ve oradaki hükümet için çalışan en az onlarca kişi bulunuyor. İstihbarat raporlarında spesifik örneklere de yer verildi. İnternete düşen doğrulanmamış bir videoda, Hamburg doğumlu iki kişinin ellerinde Kalaşnikoflarla (AK 47) bir Besic kontrol noktasında nöbet tuttuğu görüldü. Bünyamin C. olarak bilinen bu kişilerden birinin, 2024'te Alman makamlarınca yasaklanana kadar Tahran'ın Avrupa'daki en önemli üssü olarak kabul edilen Hamburg İslam Merkezi (IZH) ile bağlantılı olduğu belirtildi. Tahran'dan paylaşılan propaganda videolarında boy gösteren bir diğer isim ise, uzun süredir Almanya'da yaşayan ve geçen yıl Frankfurt'ta Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını desteklediği gerekçesiyle ceza alan Aytek Barani oldu. Organize suç örgütleri kullanılıyor Almanya'daki İsrail ve Yahudi hedefleri ile İranlı muhaliflere yönelik tehdit seviyesinin "yüksek" olarak kalmaya devam ettiğini belirten BfV raporu, şu ifadelere yer verdi: "İran, devlet destekli terör faaliyetleri yürütmek istiyor. Bunun için de Avrupa ülkelerinde önceden kök salmış ve faaliyet göstermiş mevcut ağlara ile organize suç çetelerine güveniyor." İstihbarat verilerine göre İran, Mart 2026'dan bu yana "Harekat Ashabü'l-Yemin el-İslamiye" adlı yeni bir işe alım ve örgütlenme kampanyasına ağırlık vermiş durumda. Söz konusu grubun, militan devşirmek için İran destekçileri ve Şii radikaller arasındaki sosyal medya ağlarını aktif olarak kullandığı kaydedildi.

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum Haber

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bakan Gürlek, söz konusu iddiaların herhangi bir somut delile dayanmadığını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ifade etti. Açıklamasında 20 yılı aşkın süredir devlet kademelerinde görev yaptığını vurgulayan Bakan Gürlek, mal varlığı beyanlarının yasal çerçevede düzenli şekilde ilgili kurumlara sunulduğunu belirterek, Özgür Özel’in gündeme getirdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. https://twitter.com/abakingurlek/status/2033893038129373642 “Tapu kayıtlarında karşılığı olmayan, hayal ürünü bilgilerle kamuoyu yanıltılmak isteniyor” diyen Bakan Gürlek, Özgür Özel’in daha önce de benzer iddialarda bulunduğunu ve bunların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını ileri sürerek, söz konusu açıklamaların bir karalama kampanyasının parçası olduğunu söyledi. Yargı görevleri sırasında terör ve organize suçlarla mücadele ettiğine dikkat çeken Bakan Gürlek, bu süreçte hedef alındığını savundu. Bakan Gürlek, elinde bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin bunu siyasi platformlar yerine yargıya sunması gerektiğini belirterek, “Bu iftiralar karşısında başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri başlatıyorum” dedi. Hatırlanacağı gibi bugün CHP Genel Merkezi'nde kameralar karşısına geçerek 'turpun küçüğü' açıklaması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığını açıklamıştı. CHP lideri Özel, Bakan Gürlek'in 19 yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayirmenkul aldığını iddia etmiş, söz konusu bu iddialara ilişkin mal varlıklarını ID numaraları ile birlikte açıklamıştı.

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi Haber

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi

TBMM Genel Kurulu, İran gündemiyle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasını yapmasının ardından “Hükümet Bilgilendirmesi” gündemine geçildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Orta Doğu’da savaş riski ve çatışmaların yayılması ile Türkiye’nin aldığı tedbirlere ilişkin Genel Kurul’u bilgilendirmek üzere Meclis’e geldi. Kurtulmuş, her bir bakana 30’ar dakika, takip eden konuşmalarda siyasi parti gruplarına 20’şer dakika, grubu bulunmayan partilerden iki milletvekiline de beşer dakika söz verileceğini belirtti. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl açıklanamayacak Hakan Fidan ile Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’un çalışmaya kapalı oturumla devam etmesi için oylama yapıldı. Kapalı oturuma geçilmesinin ardından basın mensuplarının salondan çıkması ve Genel Kurul Salonu’nun yanında bulunan odaların boşaltılması için oturuma ara verildi. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl süreyle kamuoyuna açılmayacak ve oturumda bulunan milletvekilleri de konuşulanlarla ilgili bilgi veremeyecek. Numan Kurtulmuş’tan “sistem bunalımı” değerlendirmesi Kurtulmuş, Genel Kurul başında yaptığı konuşmasında bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha hassas hale getirdiğini belirtti. “Kuralsızlığın normalleştirildiği, güç kullanımının hukukun yerine geçirildiği ve uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bunalımı” olarak tariflediği gelişmelerle ilgili Kurtulmuş, uluslararası düzenin meşruiyet ve işlev kaybına uğradığını söyledi. Yaşananların “geçici kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş en ağır bedeli sivillerin ödediğini vurguladı. ABD’nin doğrudan savaşın içine çekilmesinin bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabileceğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir” dedi. “‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına müsaade edilmeyecek” Saldırıların derhal durdurulmasının ve çatışmanın engellenmesinin herkes için zorunluluk olduğunu kaydeden Kurtulmuş “Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil, insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündeme almaktadır” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş “Terörsüz Türkiye” sürecine de şu sözlerle değindi: “Barış için en ileri çabayı gösterirken kendi güvenliğimiz, sınırlarımızın emniyeti ve milletimizin huzuru konusunda tereddüt göstermeyecek kudrete, iradeye, dirayete ve tecrübeye sahibiz. Bölgemizde yaşanan her sarsıntının terör örgütleri ve vekalet unsurları eliyle yeni bir istikrarsızlık zeminine dönüştürülmesine ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına da asla müsaade edilmeyecektir. Kardeşi kardeşe kırdırmaya, bölgedeki halkları karşı karşıya getirmeye ve ülkeleri içeriden zayıflatmaya dönük hiçbir girişime de izin verilmeyecektir.” “Netanyahu ile ikinci bir Hitler karanlığı” Kurtulmuş, diplomasi yürürlükteyken saldırının başlamasının müzakere zemininin güvenilirliğini zedelediğine de dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Oval Ofisindeki dualarla savaş siyasetine destek verildiğini söyleyen Kurtulmuş, meselenin güvenlik eksenli olmadığını, ideolojik ve fanatik zeminden kaynaklandığını savundu. Asıl sorunun “ İsrail yönetimini elinde bulunduran saldırgan ve hukuk tanımaz siyonist anlayış” olduğunu ifade eden Kurtulmuş “Netanyahu’ya ikinci Davut rolü biçmeye çalışanların, aslında insanlığı ikinci bir Hitler karanlığına sürükleyen bir barbarlık ürettiklerini görmelerini isteriz. Tarihten ibret almayanlar, tarihin en ağır hükümleriyle yüzleşmek zorundadır” dedi. “Milli güvenlik” toplantıları kapalı oturumla görüşüldü" Meclis’te yakın dönemde milli güvenlik konularında yapılan toplantıların kapalı oturumla gerçekleştirildiği örnekler de oldu. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki “Aksa Tufanı Operasyonu”nun ardından İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına ve bölgesel gelişmelere dair bilgi vermek üzere 12 Ekim 2023’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yine Meclis’teydi. Fidan’ın katıldığı toplantı kapalı oturumla yapıldı. Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit olmasının ardından Fidan ile birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 16 Ocak 2024’te Genel Kurul’u bilgilendirdi. Fidan ve Güler, 8 Ekim 2024’t CHP’nin talebi üzerine düzenlenen kapalı oturum için Meclis’teydi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Ekim 2024’te İsrail saldırganlığının Türkiye’yi de içine aldığına yönelik sözlerinin ardından CHP bakanlardan bilgi istedi. Ancak kapalı oturumun ardından CHP lideri Özgür Özel “Bilmediğimiz hiçbir şey söylemediler ve sorun tam olarak budur. Türkiye Erdoğan’ın söylediği sözden endişe etmesin, altını dolduracak bir kelime yok” diyerek tepki gösterdi. 29 Ağustos 2025’te Meclis tatildeyken muhalefet “Gazze’deki insanlık dışı katliamı durdurmak ve insani yardım ulaştırabilmek için yapılması gerekenleri konuşmak üzere” Genel Kurul’u olağanüstü toplantıya çağırdı. Hakan Fidan’ın bölgeden bilgileri aktardığı toplantı da kapalı gerçekleştirildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da yeni çözüm sürecine ilişkin Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile bakanların katıldığı toplantıları yine kapalı oturumlarla yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: ''Toplantımızda, özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık; ekonomiden, ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması, yayılması ya da, Allah korusun, kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik.' Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Deneyim sahibi kadrolarımızla tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Hedefimiz, ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. 86 milyonun huzuru bizim için en önemli hassasiyettir. Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden mümkünse söndürmenin mücadelesini veriyoruz. Tüm bu mücadelenin ortasında, ana muhalefetin başındaki zatın söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Füzelerin gökyüzünde uçtuğu böyle bir dönemde hala polemik peşinde koşan prim kasan bu şahsı aziz milletimin ferasetine havale ediyorum. Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu konuyla muhatap olmak bize ağır geliyor. Milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ana muhalefetin elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi zaten yok. Bunun yerine ne var? Sadece İslam dünyasıyla ilgili ön yargıları var. Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika bakış açısı ortaya çıkaramıyorlar. Bu hastalıklı bir yaklaşımdır. Pek çok ülke Türkiye'nin izlediği politikasından övgüyle bahsediyor, milletimiz bize oy versin veya vermesin herkes dua ediyor. Ancak muhalefet ana muhalefet çıkıyor Türkiye Cumhuriyetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Böyle bir sorumsuzluk olamaz. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye, her alanda güçlüdür. Her türlü saldırıyı püskürtecek kapasiteye sahiptir. İçler acısı durumda olan tek bir mekanizma vardır o da bunlardır. 'Biz iktidarda değilsek sorumlu değiliz' tavrı yanlış olduğu kadar bencilce bir tavırdır. 86 milyonun emanetini taşıyan bir cumhurbaşkanı olaran tüm kötü sicillerine rağmen onlara çağrı yapıyorum. Gün sataşma günü değildir. Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür. Siyasi fırsatçlığı bırakın, bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimize madem destek olmuyorsunuz bari köstek olmayın. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze katliamlarında olduğu gibi, İran krizinde de barış ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiği içindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüştük. Dışişleri Bakanımız 50'nin üzerinde telefonla görüştü. Sorumlu tüm arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle izliyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Geçmişte pek çok krizden yara alarak değil güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Dış şoklara karşı direncimiz bugün çok güçlü. Merkez Bankası rezervlerimiz 200 milyar dolar civarında. Proaktif bir yaklaşımla adımlarımız sayesinde piyasalarımız sağlıklı işliyor. SPK ve Borsa İstanbul piyasaları güvence altına alacak düzenlemeler yaptı. Dezenflasyon için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Olası enerji artışlarından vatandaşlarımızı korumak için eşel mobil sistemini devreye aldık. Herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Türkiye'nin ham petrol üretimi 48 milyon varile ulaştı. Kaynak çeşitliliği için 15 farklı ülkeden petrol ithal ettik. Enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizi ciddi oranda güçlendirdik. Kullanıcıların akaryakıta sahip olması açısından herhangi bir sıkıntı yok. Tarımda gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden gübre temini için gümrük verisini sıfıra indirdik. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği açısından bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin de etkilenmemesi için gereğini yapıyoruz. Denetimlerimizi artırdık. İran sınırındaki 3 gümrük kapımızda herhangi bir sorun veya yoğunluk bulunmuyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında şimdilik bir sorun yok. 28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik alanında tüm adımları atıyoruz. Hava sahamızı 7/24 izliyoruz. Kara, deniz ve hava kuvvetleri ile hudut güvenliğini 60 bin personelle koruyoruz. Ülkemize yöneldiği tespit edilen füze, NATO tarafından etkisiz hale getirildi. İran makamlarına bunu ilettik. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye dostluğunu zora sokacak yanlış adımlar atılmaya devam ediyor. Bin yıllık komşuluk hukukumuza karşı olacak bir hesaba girilmemelidir. Türkiye'nin yeri bellidir. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. İlave önlemleri almaya devam edeceğiz. KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağımızı Ada'ya konuşlandırdık. Can Azerbaycan başta olmak üzere kardeş ülkelerle dayanışma içindeyiz. Bölgedeki terör unsurlarını da izliyoruz. Bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun karşısındayız. Kimse yanlış hesap yapmasın. Kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir hareketlilik yok. Sınır kapılarında önleyici tedbirleri artırdık. İhtiyaç halinde devreye alınacak planlarımızı hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla havacılık ve denicilik faaliyetlerini de görüştük. Taşımacılara olası saldırı risklerine karşı Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan rotasını kullanmalarını önerdik. Türkiye emin ve ehil kadroların elinde güvendedir. Özellikle yabancı basında yürütülen kampanyalar Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın. Biz rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar başaramadılar, bundan sonra da başaramayacaklar. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor. Kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla..."

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip Haber

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Gaziantep’te düzenlenen iftar programında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının anlamına değinen Özdağ, konuşmasında adalet vurgusu yaptı. Özdağ, “Ramazan sabır ayı, Ramazan kanaat, Ramazan şükür ayı ama biz diyoruz ki Ramazan aynı zamanda adalet ayı olmalı” dedi. Yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, bazı davalarda yasaların eşit uygulanmadığını öne sürdü. Özdağ, “Anayasanın 10. maddesi vatandaşların yasalar önünde eşit olduğunu söylüyor. Ama bugün ülkemizde yasaların yurttaşlara eşit şekilde uygulanmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Özdağ, “16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim var bu ülkede. Bunların 5 milyondan fazlası 20 bin lira maaş alıyor” dedi. Esnafın yaşadığı sorunlara da değinen Özdağ, ziyaretleri sırasında vatandaşların geçim sıkıntısını dile getirdiğini belirtti. Özdağ, bazı vatandaşların pazarda sınırlı bütçeyle alışveriş yapmak zorunda kaldığını söyledi. Konuşmasında gelir dağılımına da değinen Özdağ, “Türkiye’de bir yüzde 10 var. O yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip, geriye kalan yüzde 90 ise daha sınırlı bir paya sahip” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve güvenlik politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan hakkında yürütülen tartışmalara değinerek eleştirilerini dile getirdi. Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, partisinin Türkiye genelinde çalışmalarını sürdüreceğini belirterek vatandaşlarla temaslarını devam ettireceklerini ifade etti.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt: Epic Fury kapsamında 2 binden fazla hedef vuruldu Haber

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt: Epic Fury kapsamında 2 binden fazla hedef vuruldu

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Leavitt'in konuşmasından satır başları şu şekilde: "Başkan Donald Trump’ın liderliğinde haydut İran terör rejimi eziliyor. Dünyanın teröre en büyük destek veren devletine 47 yıl boyunca gösterilen hoşgörü sona erdi. İran’ın terörist liderleri, Amerika’ya karşı işledikleri suçların bedelini ödüyor. 1979’dan bu yana İran rejimi Amerikalıların öldürülmesini kolaylaştırdı. “Amerika’ya ölüm” sloganları atıyor ve ülkemize saldıran radikal teröristleri finanse ediyorlar. Tahran’da büyükelçiliğimizi ele geçirerek 66 Amerikalıyı rehin aldılar. Beyrut’ta bir kamyon bombasıyla 241 ABD askerini öldürdüler. Irak’ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdüler veya sakat bıraktılar. Bu, onların kanlı sicilinin yalnızca küçük bir kısmıdır. Önceki liderler bu tehditle yeterince güçlü şekilde mücadele edemedi. Barack Hussein Obama gibi bazıları nakit paralar gönderdi ve İran’ı nükleer bomba geliştirme yoluna sokan anlaşmalar imzaladı. Yıllarca süren yatıştırma politikalarından sonra Başkan Trump harekete geçti. Başkan Trump bu rejimi sorumlu tutuyor ve nükleer hedeflerini ortadan kaldırıyor. Gelecek nesiller bu anı nükleer silahlı bir İran tehdidinin sona erdiği an olarak hatırlayacak. Geçen hafta başlatılan Operation Epic Fury operasyonunda Başkan Trump hedefleri açıkça ortaya koydu. Birincisi, İran rejiminin balistik füzelerini yok etmek ve füze endüstrisini tamamen ortadan kaldırmak. İkincisi, İran donanmasını yok etmek. Şu ana kadar en önemli denizaltıları da dahil olmak üzere 20’den fazla İran gemisi imha edildi. Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde hareket halinde İran gemisi kalmadı. Üçüncüsü, rejimin bölgedeki vekil güçlerinin saldırı kapasitesini ortadan kaldırmak. Dördüncüsü, İran’ın asla nükleer silah elde edememesini sağlamak. Şu ana kadar Operation Epic Fury büyük bir başarı oldu. Amerikan güçleri 2 binden fazla hedefi vurdu ve yüzlerce balistik füze, fırlatma sistemi ve insansız hava aracını yok etti. Yakın zamanda İran hava sahasında tam hakimiyet sağlanması bekleniyor. Geçtiğimiz Haziran ayında yapılan Operation Midnight Hammer operasyonu İran’ın üç büyük nükleer tesisini yok etmişti. Buna rağmen İran rejimi nükleer programını yeniden kurmaya çalıştı. Başkan Trump anlaşmaya varmak için iki üst düzey müzakereciyi görüşmelere gönderdi. ABD yaptırımların kaldırılması, sivil nükleer enerji programı için ücretsiz yakıt sağlanması ve ortak yatırım fırsatları sundu. Bunun karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmesi gerekiyordu. Ancak İran bu teklifleri reddetti. Bu da İran yönetiminin önceliğinin nükleer silah geliştirmek olduğunu açıkça gösterdi. Başkan Trump bunun nükleer silahlı bir terör rejiminin büyük yıkımına yol açacağını değerlendirdi. Operation Epic Fury, bu tehdidi sona erdirmek ve Amerika’nın güvenliğini sağlamak için başlatıldı. İran yönetimi Başkan Trump’ın önceki liderler gibi davranacağını düşündü; ancak bunun yanlış bir hesap olduğu ortaya çıktı. İran rejiminin en üst düzey liderlerinden 49’u, buna dini lider de dahil ortadan kaldırıldı. Operation Epic Fury sırasında hayatını kaybeden altı ABD askerinin ailelerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Bu kahramanlar ülkemizi savunurken hayatlarını verdi ve fedakarlıkları asla unutulmayacak. Operasyonun başlamasından bu yana 17 bin 500’den fazla Amerikalı Orta Doğu’dan güvenli şekilde evine döndü. Sadece dün 8 bin 500’den fazla kişi ABD’ye ulaştı. Orta Doğu’da bulunan ve ABD’ye dönmek isteyen Amerikan vatandaşlarının step.state.gov adresi üzerinden kayıt yaptırmaları isteniyor. Yönetim ücretsiz charter uçuşları organize ediyor ve ticari uçuş seçenekleri ayarlıyor. Trump yönetimi, her Amerikalı güvenle evine dönene ve İran’dan kaynaklanan tehdit tamamen ortadan kalkana kadar durmayacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.