SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tehdit

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tehdit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehdit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İçişleri Bakanlığı: Eminanç Kardeşler organize suç örgütüne yönelik 5 şüpheli yakalandı Haber

İçişleri Bakanlığı: Eminanç Kardeşler organize suç örgütüne yönelik 5 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da faaliyet gösteren “Eminanç Kardeşler” organize suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonların detaylarını açıkladı. Elebaşılığını B.E. ve F.E.’nin yaptığı örgüte yönelik son operasyonda 5 şüpheli yakalanarak tutuklandı. Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ile Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 11 ayrı adrese eş zamanlı baskın düzenlendi. Yapılan tespitlere göre örgüt üyelerinin, İstanbul’da uyuşturucu ticaretinden elde ettikleri gelirlerle silahlı saldırılar planladıkları, iş yerlerine yönelik saldırılarla korku yaratarak haraç topladıkları ve tehdit yoluyla maddi menfaat sağladıkları belirlendi. İstanbul'da elebaşılığını B.E. ve F.E.'nin yaptığı Eminanç Kardeşler Organize Suç Örgütü üyelerine yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda 5 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin tamamı tutuklandı. Organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; -İstanbul’da uyuşturucu… pic.twitter.com/z2WxRHPBa1 — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) March 24, 2026 Açıklamada, aynı suç örgütüne yönelik bugüne kadar farklı tarihlerde toplam 7 operasyon gerçekleştirildiği bildirilirken, operasyonlarda 80 şüpheli yakalandı. 74’ünün tutuklandığı operasyonda 6 kişi hakkında ise adli kontrol kararı uygulanırken, Bakanlık, operasyonlarda görev alan jandarma birimleri ve adli makamları tebrik ederek, organize suç örgütlerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

İzmit 'te bir kafe 'de Anne ve oğlu öldüresiye darp edildi Haber

İzmit 'te bir kafe 'de Anne ve oğlu öldüresiye darp edildi

Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal'ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Olayın ardından şahıslar gözaltına alındı. Hastanede tedavisi süren ve yüzünde kalıcı hasar oluşma riski bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı dehşet anlarını anlattı. Olaya sadece insani bir tepki verdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Darp edilen garsona 'içeri gel' dedim. O sırada benim oğlum da yanımdaydı. Döven kişi peşinden geldi. Küfür etti. Oğlum 'küfür etme, kadınlar var' dedi. Benim oğluma saldırdı. Mekanın sahibi Uğur bey oğluma tekme attı. Ben de dışarı çıktım, oğlumu dövmeye başladılar ve duramadım. Kürşat bey tekme attı yüzüme, Emrah bey vücudumun her yerine tekme attı. Komple yüzümde kırk var şu an. Orası kalabalıktı. Tek hatırladığım yere düşüş anım ve yüzüme tekme atan suratı unutamıyorum. Şu anda da tehdit ediliyorum. Kız kardeşim ve oğlum arandı. Hastaneye farklı şekilde geleceklerini, şikayeti geri çekmemizi söylediler. Şikayetimi geri çekmeyeceğim. Oğlum beni kanlar içinde kucağında taşıdı ve ben bu haldeyim." Özellikle yüzünde ve kaburgasında ağır hasarlar bulunduğuna dikkati çeken Meryem Yıldırım, "Kaburgamda çatlak var, yüzüm zaten eski haline dönmeyecek, kalıcı şekilde çukurlar oluşma ihtimali çok yüksek. Beyne pıhtı atma ihtimalinden dolayı ameliyat da ertelenebilir. Yüzümde kırık olan yerlerde çöküntü kalabilirmiş. Ortada hiçbir şey yokken 'küfür etmeyin' dedik diye bu hale geldim, hak ettiği cezaları almalarını istiyorum. Bana ettikleri para teklifini de kabul etmedim. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. İnsan olan yapamaz bunu. Oğlumun gözünün önünde bana bunu yaptılar, ceza almadan çıkmalarını istemiyorum. Aralarında bir kadın vardı ve gerisi erkekti. Kadın yüzüme bardak fırlattı. Oğlumla her bayramın birinci günü vakit geçirirdim. Arkadaşımın mekanına gittik, yemek yedik sonra Rita'ya geldik. Orası da arkadaşımın mekanıydı. Arkadaşım oğlumu o adamların arasına atmasaydı biz bugün burada değildik" ifadelerini kullandı. Olayın şokunu atlatamayan Talha Kaan İzal ise yaşananları şöyle anlattı: "Sadece keyifle vakit geçirmek için Rita diye bir mekana oturduk. Bir şeyler içip kalkacaktık. O sırada kavga kıyamet koptu dışarıda. Annem de dışarıda dayak yiyen birine, 'içeri geç' dedi. Annem müdahale edince ben de onu korumak amacıyla ayağa kalktım. Annem kapının eşiğinde oturuyordu ve sırtı dönüktü. Ben de başında duruyordum. Çocuğa küfürler ederek içeriye girdiler. Ben de 'kadınlar var, küfür etmeyin' şeklinde uyarılar yaptım. Lafımı bitirmeden şahıslardan biri sol gözüme vurdu. Can havliyle ittirdim, zaten arkadaşları üstümüze çullandı. Sema diye bir kadındı, hayatımda ilk kez gördüm onları. O kadın bize bardak fırlattı. Ondan sonra beni dışarıya attılar. Mekanın sahibi tekme vurdu sırtıma, ben dışarıya düştüm. Etrafımı sardılar, tekme yumruk atmaya başladılar. Ben etrafımı görmüyordum, bir de annemi içeride zannediyordum. Arka tarafımı hiç görmedim. Kadın olduğu için vurmazlar diye düşündüm. Ben öyle yetişmedim çünkü, annem beni 'kadına el kalkmaz' diyerek yetiştirdi. Can havliyle kalabalıktan kendimi kurtardım. Polislerin yanına gittim. polisleri yanıma aldım, annemin yanına dönmek istedim." Annesini gördüğü hali anlatırken gözyaşlarını tutamayan genç, "Kanlar içinde annemi görünce kucakladım ve merdivenlerden inerken ayağım kaydı, beraber düştük. Düştükten sonra taşıyamadım ve elim ayağım boşaldı. Bir tane abi annemi aldı, ben de o an sinir krizi geçirdim. 'Anne anne' diye hıçkırarak ağladım. O abi bir tane sağlam bir tokat attı bana, kendime geldim ve annemin başındaydım. Ambulans geldi, hastaneye geçtik" ifadelerini kullandı. Saldırı anında yaşananları detaylandıran ve şüphelilerin en ağır cezayı almasını talep eden İzal, şunları söyledi: "3 kişilerdi. Bana yumruk atan Kürşat'tı. Ben ona 'kadınlar var, küfür etme' dediğimde direkt yüzüme vurdu. Ben de ona vurdum ve vurduktan sonra Emrah bana yumruk sallamaya başladı. Sırtıma vuran ise mekan sahibi Uğur. Ben hiç kimseyi tanımıyorum. Zaten darp edilince kapandım. Herkes yumruk, tekme sallıyordu. Yere düşseydim büyük ihtimalle sonu ölümle biterdi. Kendimi kurtardım ve polislerin yanına gittim. Adaletin yerini bulacağını temenni ediyorum. Umarım yanlarına kalmaz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: “İsrail’in Gazze’deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum. İftarımıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyor; bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza tebriklerimi iletiyor, buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli arkadaşlar, sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek; yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak büyük bir sorumluluk gerektirir. Bu mesuliyet bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında, kimi zaman da uzun yıllar okunacak bir kitapta kendisini gösterir. Artık uğurlamak üzere olduğumuz Ramazan ayı; insanın hem kendisiyle hem toplumla olan ilişkilerini yeniden düşünmesine, değerlendirmesine ve kendisini sorgulamasına zemin hazırlayan müstesna bir zaman dilimidir. Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslek mensupları için bu mübarek günler ayrı bir mana ve ehemmiyet arz eder. Sizler kaleminizle, sözünüzle, emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok önemli katkılar yapıyorsunuz. Gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz. Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor; haberin kaynağına iniyor, en objektif ve en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz. Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zaman da en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Güçlü bir toplum yapısı ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde; gazetecilik toplum için adeta bir pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük, bu anlamda son derece mühim ve kritiktir. Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz; bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız; aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırıyor; teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebiliyor. Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır: "Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır." Ne yazık ki bugün "hakikat ötesi çağ" adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Bu sorun sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın yüzleştiği ve çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Tabii bizler devlet olarak, gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Fakat bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Burada Nizamülmülk’e atfedilen bir sözü, siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye vuracağının sınırı belirsizdir." Değerli dostlarım, mesele bizim için bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla ve milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye’nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum. Bölgemizde İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfi sebeplerle ve hiçbir yetkisi olmadığı halde, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. "Vadedilmiş topraklar" hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş ve kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın ve bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum”

Tanju Özcan’ın İddianamesi kabul edildi:  3 yıla kadar hapsi isteniyor Haber

Tanju Özcan’ın İddianamesi kabul edildi: 3 yıla kadar hapsi isteniyor

Bolu’da “icbar suretiyle irtikap” soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve görevinden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında yürütülen “tehdit ve şantaj” soruşturmasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. Bolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 13 sayfalık iddianamede, Özcan’ın belediye çalışanı Öznur Ç.’ye yönelik “şantaj” suçlamasıyla 3 yıla kadar hapisle yargılanması istendi. Soruşturma nasıl başladı? Soruşturma, Özcan’ın şubat ayında Mehmet Eren Akgüney hakkında kendisine şantaj yaptığı iddiasıyla şikâyetçi olmasıyla başladı. Akgüney 28 Şubat’ta gözaltına alınarak tutuklandı. Aynı gün Özcan da “icbar suretiyle irtikap” soruşturması kapsamında gözaltına alındı, ardından tutuklanarak Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderildi ve görevinden uzaklaştırıldı. İddianamede dikkat çeken iddialar Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Özcan’ın belediyede çalışan Öznur Ç.’ye cinsel içerikli mesajlar gönderdiği, bu mesajların kadının eski sevgilisi Akgüney’in eline geçtiği belirtildi. İddiaya göre Akgüney, Özcan’dan 20 milyon lira, bir otomobil ve oto yıkama tesisi talep etti. Taleplerinin karşılanmaması halinde ise mesajları medyaya servis etmekle tehdit etti. Dosyada ayrıca E.B. ve H.E.S. isimli kişilerin de şantaj ve tehdide aracılık ettikleri öne sürüldü. Şikayetçi iken sanık oldu İddianamede, Öznur Ç.’nin ifadeleri doğrultusunda Tanju Özcan’ın da sanık konumuna geçtiği belirtildi. Öznur Ç., savcılık ifadesinde Özcan’ın kendisine belediye çağrı merkezine yapılan bir ihbarın ses kaydını dinlettiğini, ardından “Bu ses kaydını Eren duyarsa ne olur, ben seni koruyacağım, senden hoşlanıyorum, benimle görüşeceksin” dediğini iddia etti. Savcılık, bu ifadeleri “şantaj” kapsamında değerlendirdi. Özcan suçlamaları reddetti Tanju Özcan ise savcılık ifadesinde tehdit ve şantaja maruz kaldığını belirterek Akgüney, E.B. ve H.E.S.’den şikâyetçi oldu. Özcan, Öznur Ç.’ye yönelik şantaj ve ilişki iddialarını reddetti. Diğer şüpheliler de üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Diğer şüpheliler hakkında istenen cezalar İddianamede: Tanju Özcan hakkında “şantaj” suçundan 3 yıla kadar hapis, 5 bin gün adli para cezası ve bazı haklardan yoksun bırakılma, Mehmet Eren Akgüney hakkında “şantaj”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “tehdit” suçlarından toplam 12 yıla kadar hapis, E.B. ve H.E.S. hakkında ise “müşterek fail” olarak 3’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte davanın önümüzdeki günlerde görülmeye başlanması bekleniyor.

Milli Savunma Bakanlığı: Yunanistan’ın girişimleri Doğu Ege Adaları’nın statüsünü ihlal ediyor Haber

Milli Savunma Bakanlığı: Yunanistan’ın girişimleri Doğu Ege Adaları’nın statüsünü ihlal ediyor

MSB’den yapılan açıklamada, “Limni Adası”nın Lozan Barış Antlaşması, “Kerpe Adası”nın ise Paris Barış Antlaşması kapsamında gayri askeri statüde olması gereken adalar arasında yer aldığı belirtildi. Gayri askeri statünün antlaşmaların esaslı şartı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu statünün ihlal edilmesinin antlaşmaların ihlali anlamına geldiği ve bu tür oldu-bitti girişimlerinin hukuken adaların statüsünü tek taraflı olarak değiştirmeyeceği vurgulandı. Bakanlık açıklamasında, Yunanistan’ın uluslararası antlaşmalara aykırı şekilde adaların statüsünü ihlal eden girişimlerinin hem hukuka aykırılık oluşturduğu hem de komşuluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar verdiği ifade edildi. Bölgede süregelen güvenlik krizlerine dikkat çekilen açıklamada, NATO müttefikleri arasında bu tür gelişmelerin kabul edilemez olduğu belirtildi. Türkiye’nin, Yunanistan’ın bölgede yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediği ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığı kaydedildi. MSB: TSK’nın envanterine yeni silah ve mühimmat sistemleri girdi MSB’nin haftalık basın bilgilendirme toplantısında yapılan açıklamada, geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE) tarafından muhtelif adet ve çapta silah ile mühimmatın teslimatının tamamlandığı belirtildi. Ayrıca “Hassas Güdüm Kiti HGK-84 Tedariki Projesi” kapsamında, ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kitinin Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine alındığı ifade edildi. Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu üstün imkan ve kabiliyetler ile nitelikli personeli sayesinde her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye devam edeceği vurgulanarak, ülkenin güvenliği ve milletin huzuru için görevlerin azim ve kararlılıkla sürdürüldüğü kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.