SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedavi

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor! Haber

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor!

Günümüzde zayıflık idealinin giderek yaygınlaştığını belirten uzmanlar, kilo verme davranışının bazı bireylerde tehlikeli bir takıntıya dönüşebildiğini söylüyor. Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu. Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı! Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi. Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu. 30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. “Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti: “Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi. Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı: “Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir. Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

Bursa Büyükşehir, 2025'te 226 sokak hayvanını yeni yuvasına kavuşturdu Haber

Bursa Büyükşehir, 2025'te 226 sokak hayvanını yeni yuvasına kavuşturdu

Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü ekipleri, 2025 yılında 2 bin 343 kısırlaştırma işlemi, 50 binin üzerinde tedavi, koruyucu hekimlik, aşılama ve besleme uygulaması gerçekleştirdi. Tedavi ve bakım hizmetlerinin yanında yuvalandırma çalışmalarını da sürdüren Büyükşehir, ‘Satın Alma, Yuvam Ol’ temasıyla Yuvalandırma Şenlikleri de düzenledi. Barınaklarda misafir edilen kedi ve köpekler, hayvanseverlerle bir araya getirilirken, 226 sokak hayvanı yeni yuvalarına kavuşturuldu. Hayvan sağlığı ve sevgisi konularında eğitim çalışmalarını da sürdüren Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü ekipleri, belirli periyotlarla ilk ve ortaokul seviyesindeki öğrencilere yönelik eğitim çalışmaları da düzenliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, konuya ilişkin şunları kaydetti: “Sokak hayvanları da bu dünyada en az bizim kadar yaşam hakkına sahiptir. Büyükşehir Belediyesi olarak Gümüştepe Hayvan Bakımevi’nde can dostların huzurlu ve sağlık içerisinde yaşaması için gerekli tüm tedavi ve bakımlarını yürütüyoruz. Aynı zamanda hepsinin sıcak birer yuvaya kavuşması için de Yuvalandırma Şenliği düzenliyoruz. Bizler onların koruyucusu ve sesi olmalıyız. Büyükşehir Belediyesi olarak can dostlarımızın her zaman yanında olacak ve onların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Halkımızı da yuvalandırma çalışmalarına destek olmaya davet ediyorum."

LÖSEV’den Bursa'da lösemili çocuklara yeni yıl umudu Haber

LÖSEV’den Bursa'da lösemili çocuklara yeni yıl umudu

LÖSEV, yılbaşı etkinlikleriyle lösemi ve kanserle mücadele eden çocuklar ve ailelerini bir araya getirdi. Türkiye genelinde düzenlenen etkinliklerde çocukların dilekleri gerçeğe dönüşürken, Bursa'dan da yeni yıla umut ve sağlık mesajları damga vurdu. LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, her yıl olduğu gibi bu yıl da yılbaşında lösemi ve kanserle mücadele eden çocukları ve ailelerini yalnız bırakmadı. Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen etkinliklerle, hastanede ve evde tedavisi süren çocuklar ile yetişkin kanser hastalarına moral ve motivasyon desteği sağlandı. Etkinliklerde çocukların önceden ilettiği dilekler yerine getirildi, sürpriz hediyelerle yeni yıl coşkusu yaşatıldı. BURSA’DA YENİ YILA LÖSEV İLE MERHABA Bursa’daki yılbaşı etkinliğine Swissotel Uludağ Hotel ev sahipliği yaptı. LÖSEV gönüllüleri, lösemi ve kanser hastası çocuklar için masal kahramanlarına dönüşürken, müzikli eğlence programı duygu dolu anlara sahne oldu. Yeni yıldan sağlık dileyen çocuklar şarkılar söyleyip dans ederek yeni yıla umutla “merhaba” dedi. LÖSEV yetkilileri yaptıkları açıklamada, kanserin yaş ve sosyoekonomik fark gözetmeden herkesi tehdit eden küresel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, moral ve motivasyonun tedavi sürecindeki önemini vurguladı. Açıklamada, “Yılbaşında da çocuklarımızı ve ailelerini yalnız bırakmıyoruz. Tedavisi süren çocuklarımızın yanı sıra hastalığı yenmiş çocuklarımızı ve gençlerimizi de bu coşkuya ortak ediyoruz. Dayanışma duygusu, çocuklarımızın umutla mücadeleye devam etmesini sağlıyor” ifadeleri yer aldı. 27 yıl önce lösemili çocukların tedaviye erişimde yaşadığı zorluklara çözüm bulmak amacıyla yola çıkan LÖSEV, bugün bağışçılarının desteğiyle hem lösemili çocuklara hem de diğer kanser hastalarına yardım ulaştırıyor. Vakıf, maddi desteklerin yanı sıra manevi desteklerle de hastaların moralini yüksek tutmayı sürdürüyor. LÖSEV’e destek olmak isteyen herkes 0312 447 06 60 numaralı telefonu arayarak ya da tek tıkla www.losev.org.tr adresinden online bağışta bulunabiliyor.

Epilepsi nöbetlerinde her dakika kritik! Haber

Epilepsi nöbetlerinde her dakika kritik!

Türkiye’de yaklaşık 1 milyon kişiyi etkileyen epilepsi, doğru tanı ve tedaviyle çoğunlukla kontrol altına alınabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, özellikle kısa süreli dalgın bakışlar gibi gözden kaçabilen belirtilerin erken tanıda kritik rol oynadığını vurguladı. Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitelerinin aniden kontrol dışı hâle gelmesi sonucu tekrarlayan nöbetlere yol açan yaygın bir nörolojik hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 1 milyon epilepsi hastası bulunuyor. Epilepsi nöbetleri, hastaların iş, aile ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilir ve nadiren de olsa yaşamı tehdit eden tablolara yol açabiliyor. Ancak Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, doğru tanı ve kişiye özel tedavi ile çoğu nöbetin kontrol altına alınabildiğini belirtiyor. Kural, erken tanının önemine dikkat çekerek, “Erken tanı ile nöbetler daha hızlı kontrol altına alınmakta, nöbetlerin direnç kazanması ve beynin tekrarlayan nöbetlerden zarar görmesi önlenmektedir. Böylece hastalar nöbetsiz bir yaşam sürüp, eğitim ve iş hayatlarına sorunsuz devam edebiliyor” diyor. DALGIN BAKIŞLAR EPİLEPSİ HABERCİSİ OLABİLİR Toplumda epilepsi denilince akla genellikle bilinç kaybı, kasılma ve ağızdan köpük gelmesi geliyor. Oysa epilepsi, farklı nöbet tipleri ile kendini gösterebiliyor. Kural, “Sadece saniyeler süren kısa donakalma, dalgın bakışlar ve ani sıçrama nöbetleri de epilepside sık görülür ve çoğu zaman fark edilmez. Bu belirtilerin gözden kaçması tanıyı ve tedaviyi geciktiriyor” uyarısında bulunuyor. Epilepsi nöbetlerinin çoğu 1–2 dakika sürse de 5 dakikayı aşan nöbetler acil müdahale gerektiriyor. Kural, “Nöbet süresi uzadıkça beynin oksijensiz kalması nedeniyle kalıcı beyin hasarı riski artıyor. Bu nedenle uzayan nöbetlerde her dakika çok kritik” diyor. Epilepsinin nedenleri arasında genetik yatkınlık, doğumda oksijen yetersizliği, inme, travma, tümörler, enfeksiyonlar ve yapısal beyin bozuklukları yer alıyor. Bazı vakalarda ise belirgin bir neden saptanamıyor ve bu tablo “idiopatik epilepsi” olarak adlandırılıyor. EEG, MR ve video-EEG ile yapılan tanılar artık yapay zekâ destekli analizlerle güçlendiriliyor ve hastaya özel tedavi planları oluşturuluyor. Doç. Dr. Kural, epilepsi tedavisinde başarı oranının yüksek olduğunu belirterek, “Hastaların yüzde 65–70’i doğru ilaç tedavisiyle tamamen nöbetsiz bir yaşam sürebiliyor. Amaç, nöbetleri durdurmak ve yan etkisiz bir yaşam sağlamak” ifadelerini kullanıyor.

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir? Haber

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir?

Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Onur Kaşlı, yenidoğan sarılığının çoğu zaman doğal bir süreç olduğunu ancak bazı belirtilerde mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurguladı. Yenidoğan sarılığı, bebeklerde doğumdan sonraki ilk günlerde ciltte ve gözlerde sarı renk değişikliğiyle ortaya çıkan, oldukça sık görülen bir durumdur. Genellikle fizyolojik, yani doğal bir süreçtir ve çoğu zaman kendiliğinden düzelir. “Doğum sonrası dönemde bebeklerde alyuvar yıkımıyla ortaya çıkan bilirubin adlı madde, karaciğer tarafından vücuttan atılır. Ancak yenidoğan döneminde karaciğerin bu maddeyi işleme kapasitesi henüz tam gelişmediği için bilirubin kandaki düzeyi geçici olarak yükselebilir. Bu da ciltte ve göz aklarında sararma şeklinde kendini gösterir” diyen Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Onur Kaşlı, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ne zaman normaldir, ne zaman dikkat etmek gerekir? Kaşlı, “Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde başlar, 4–5. gün civarında en yüksek düzeye ulaşır ve 1–2 hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Bununla birlikte, bazı durumlarda sarılık normal sınırların üzerine çıkabilir ve tedavi gerektirebilir. Aşağıdaki durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır: Sarılığın ilk 24 saatte başlaması Sarılığın hızla artması veya tüm vücuda yayılması Bebeğin uyuşuk, emmeyi zayıf hale gelmesi ya da ateşinin yükselmesi Sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi Anne ve bebek arasında kan grubu uyuşmazlığı bulunması” ifadelerinde bulundu. Tanı ve takip “Sarılığın derecesi yalnızca gözle değerlendirilemeyebilir” diyen Kaşlı, “Bu nedenle, gerek görüldüğünde kan testiyle bilirubin düzeyi ölçülür. Elde edilen değer, bebeğin doğumdan sonraki yaşıyla (saat olarak) birlikte değerlendirilir. Bu sayede tedavi gereksinimi objektif olarak belirlenir. Bazı durumlarda sadece emzirmenin sıklaştırılması yeterli olurken, bilirubin düzeyinin yüksek olduğu olgularda fototerapi (ışık tedavisi) uygulanabilir. Nadiren çok ağır sarılıklarda kan değişimi gerekebilir” dedi. Evde takip ve öneriler Uzm. Dr. Onur Kaşlı, evde takipte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: “Bebeğin sık ve etkili emzirilmesi, bilirubinin vücuttan atılmasını hızlandırır. Cilt renginin gün ışığında gözlemlenmesi, sarılığın seyri hakkında fikir verir. Bebeğin idrar ve dışkılama sıklığının izlenmesi önemlidir. Sarılığın ilerlemesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmak, olası komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Yenidoğan sarılığı çoğu zaman geçici ve tedavi edilebilir bir durumdur. Düzenli doktor kontrolleri, doğru emzirme uygulamaları ve erken farkındalık sayesinde bebeklerin büyük çoğunluğu hiçbir sorun yaşamadan iyileşir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.