SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk müteahhitleri 48 firma ile ENR listesinde Haber

Türk müteahhitleri 48 firma ile ENR listesinde

Türk müteahhitlik sektörü, uluslararası alandaki yükselişini sürdürdü. Engineering News-Record (ENR) tarafından hazırlanan “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitlik Firması” listesinin 2026 sonuçlarında Türkiye, 48 firmayla yeni bir rekora imza attı. 2024 yılında 43, 2025 yılında 45 Türk şirketinin yer aldığı listede bu yıl sayı 48’e yükseldi. Türkiye, 75 firmayla ilk sırada bulunan Çin’in ardından firma sayısı bakımından dünyada ikinci sırada yer aldı. 48 TÜRK FİRMASINDAN 24,9 MİLYAR DOLARLIK PROJE ENR’nin 2025 yılı verilerini esas alan 2026 listesine göre, sıralamada yer alan 48 Türk müteahhitlik firması, 2025 yılında uluslararası pazarlarda toplam 24,9 milyar dolarlık proje üstlendi. Türk firmalarının uluslararası proje büyüklüğü 2024 yılında 20,8 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece bir yılda üstlenilen proje hacminde yaklaşık 4,1 milyar dolarlık artış gerçekleşti. Türk müteahhitlerinin ENR 250’deki toplam proje büyüklüğü içindeki payı ise yüzde 4,5 oldu. Türkiye, uluslararası proje değerinde geçen yıla göre iki basamak yükselerek dünya yedinciliğine çıktı. İLK 100’DE 7, İLK 50’DE 2 TÜRK ŞİRKETİ 2026 ENR listesinde 7 Türk firması ilk 100 içerisinde yer alırken, bunlardan 2’si dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhitlik firması arasına girdi. ENR 250’de yer alan firmaların toplam gelirleri de 2025 yılında yüzde 9,7 artarak 550,6 milyar dolara ulaştı. Raporda jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri sorunları, maliyet artışları, nitelikli iş gücü eksikliği ve iklim kaynaklı olumsuz hava koşulları sektörün başlıca sorunları arasında gösterildi. TEKNİK MÜŞAVİRLİKTE DE TÜRK FİRMALARININ SAYISI ARTTI ENR’nin “En Büyük 225 Uluslararası Teknik Müşavirlik Firması” listesinde de Türkiye’nin temsil gücü arttı. Geçen yıl 8 olan Türk firma sayısı bu yıl 9’a yükseldi. Türkiye, firma sayısı bakımından ABD, Çin, İtalya, Güney Kore ve İspanya’nın ardından Japonya ile birlikte altıncı sıradaki konumunu korudu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türk müteahhitlik sektörünün 1972’de başlayan yurt dışı faaliyetleri kapsamında bugüne kadar 138 ülkede 12 bin 952 proje üstlenildi. Bu projelerin toplam değeri 567,8 milyar doların üzerine çıktı. Türk teknik müşavirlik firmaları da 138 ülkede yaklaşık 3,8 milyar dolar değerinde 3 bin 177 uluslararası proje gerçekleştirdi. HEDEF YENİ PAZARLARDA BÜYÜMEK Ticaret Bakanlığı, Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörlerinin uluslararası pazarlardaki gücünü artırmak amacıyla ticari diplomasi faaliyetlerinin sürdürüleceğini bildirdi. Başta Libya ve Irak olmak üzere sektörün güçlü olduğu pazarlara yönelik temasların devam edeceği belirtilirken, Avrupa’da Portekiz ve Romanya gibi yeni fırsatlar sunan pazarlara da odaklanılacağı kaydedildi. Bakanlık ayrıca Ukrayna ve Suriye’nin yeniden imar süreçlerinde Türk firmalarının aktif rol üstlenmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini açıkladı. İngiltere ve Japonya ile üçüncü ülkelerde yürütülen işbirliği programlarıyla da Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişiminin ve proje finansmanına ulaşımının desteklenmesi hedefleniyor.

Ford ve Geely’den Avrupa’da dev ortaklık: Yeni Bronco ve SUV’lar İspanya’da üretilecek Haber

Ford ve Geely’den Avrupa’da dev ortaklık: Yeni Bronco ve SUV’lar İspanya’da üretilecek

Ford ve Geely, İspanya’daki Valencia tesislerinde yeni Bronco, çoklu enerji altyapılı crossover ve iki adet elektrikli SUV üretmek üzere iş birliği yapıyor. Ford ile Geely Auto, Avrupa pazarına yönelik yeni nesil düşük ve sıfır emisyonlu otomobiller geliştirmek amacıyla güçlerini birleştiriyor. Düzenleyici kurumların onay sürecinin ardından kurulacak ortak girişim, Ford’un İspanya’daki Valencia fabrikasını merkez olarak kullanacak. Yeni Ford Bronco, çoklu enerji sistemli bir crossover ve Geely markasına ait iki elektrikli SUV modelinin üretimine 2028 yılında başlanması öngörülüyor. Küresel otomotiv devi Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, Avrupa’daki üretim süreçlerini kapsayan stratejik bir ortak girişim oluşturulması konusunda mutabakata vardı. Yeni oluşumun üretim üssü, Ford’un yaklaşık yarım asırdır faaliyet gösterdiği İspanya’daki Valencia fabrikası olacak. Ortak girişimin, gerekli resmi makamlardan ve düzenleyici kurumlardan onaylar alındıktan sonra 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi bekleniyor. Yeni modellerin üretim bantlarından çıkış tarihi ise 2028 olarak belirlendi. Planlanan ortaklık yapısına göre Ford yüzde 66, Geely Auto ise yüzde 34 oranında pay sahibi olacak. Valencia fabrikasının kapasite kullanımı optimize edilecek Ford ve Geely arasındaki bu iş birliği, Avrupa otomotiv sektöründe artan fiyat rekabeti, yükselen üretim maliyetleri ve katılaşan emisyon standartlarına karşı yenilikçi bir üretim modeli geliştirmeyi amaçlıyor. İki dev şirket, üretim hacimlerini tek bir tesiste toplayarak Valencia fabrikasının kapasite kullanım oranını artırmayı ve araç başına düşen maliyetleri aşağı çekmeyi hedefliyor. Tesisin yıllık toplam üretim potansiyelinin yaklaşık 500 bin araç olduğu ifade ediliyor. Kurulacak ortak girişimle birlikte fabrika; Ford ve Geely markaları için Avrupa pazarına yönelik çoklu enerji sistemli, düşük emisyonlu ve tam elektrikli araçlar üreten entegre bir teknoloji ve üretim merkezine dönüştürülecek. Bu ortaklığın Valencia’daki üretimin uzun vadeli sürdürülebilirliğine katkı sağlaması, yerel ekonomiyi canlandırması ve gelecekte yüksek teknoloji odaklı yeni istihdam alanları yaratması bekleniyor. Ford Kuga üretimi kesintisiz devam edecek Avrupa'nın en popüler şarj edilebilir hibrit modelleri arasında yer alan Ford Kuga’nın Valencia’daki üretimi, geçiş aşamasında herhangi bir aksama olmadan sürdürülecek. Ford ve Geely ortak girişiminin 2028 yılı itibarıyla üretmeyi planladığı yeni araçlar arasında, Ford’un ürün gamını genişletecek iki kritik model bulunuyor. Bunlardan birincisi, Bronco ailesinin bir parçası olacak kompakt bir SUV olacak. Avrupa pazarının dinamikleri ve kullanıcı talepleri doğrultusunda geliştirilecek olan model, Bronco'nun arazi kabiliyetini daha kompakt ve erişilebilir bir yapı ile sunmayı hedefliyor. İkinci model ise Ford tarafından tasarlanıp Geely ile ortak geliştirilecek tamamen yeni bir aile crossover’ı olacak. Farklı güç aktarma seçenekleri sunacak olan bu araç, Ford’un Avrupa’da 2029 yılına kadar piyasaya sürmeyi hedeflediği beş yeni binek otomobilden biri olarak konumlanacak. Geely, iki elektrikli SUV’yi İspanya’da üretecek Söz konusu ortak girişim, yalnızca Ford modellerini değil, Geely markalı araçların da Avrupa’da üretilmesinin önünü açacak. Geely Auto, Valencia tesislerinde iki tamamen elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. İş birliği kapsamında üretilecek ilk Geely modellerinin 2028 yılında banttan inmesi öngörülüyor. Bu hamle, Çinli otomotiv grubunun Avrupa pazarındaki yerel üretim gücünü artırması açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor. Geely Auto, 2026 yılının ilk yarısında yurt dışı pazarlarda 474 bin 228 adet araç satışı gerçekleştirdi. Valencia yatırımı, şirketin küresel büyüme stratejisini Avrupa'daki üretim kapasitesiyle destekleyecek. Avrupa için Avrupa’da otomobil üretimi Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, Ford ile kurulan bu ortaklığın, şirketin şeffaf ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme vizyonunu yansıttığını belirtti. Geely’nin Avrupa'daki yerel mevcudiyetini ve müşteri odaklı yaklaşımını pekiştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Nan, yeni araçların sunduğu teknoloji, kalite ve çevreci özelliklerle Avrupalı tüketicilerin beğenisini kazanmayı amaçladıklarını vurguladı. Nan, ortaklığın temel felsefesini “Avrupa için, Avrupa’da ve güvenilir bir partnerle birlikte otomobil üretmek” sözleriyle özetledi. Ford ve Geely arasındaki güven 2010 yılına dayanıyor İki otomotiv grubu arasındaki ilişkilerin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine kadar uzanıyor. Ford yönetimi, Geely’nin bu satın alma sonrası Volvo’nun marka ruhunu koruyarak şirketi yeniden büyütmesini, bugünkü ortaklığın temelindeki güvenin en önemli nedenlerinden biri olarak görüyor. Ford ve Geely; kalite standartları, maliyet etkin tedarik zinciri, sürekli iyileştirme ve enerji dönüşüm sürecinde müşterilere alternatif motor seçenekleri sunma konularında ortak bir vizyona sahip. Yeni girişimle birlikte şirketlerin mühendislik, ürün geliştirme ve seri üretim alanlarındaki deneyimleri birleştirilecek. Valencia’da üretilecek otomobillerin, Avrupa'daki kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun şekilde optimize edilmesi ve ileri dijital teknolojilerle donatılması planlanıyor. Valencia fabrikasında yaklaşık 50 yıllık yeni bir dönem Ford’un Valencia fabrikası 1976 yılında faaliyete geçmişti. Tesisin bantlarından çıkan ilk ikonik model, Ford’un önden çekişli ilk küresel otomobili olan orijinal Fiesta idi. Ford, aynı zamanda Valencia'da üretim başlatan ilk yabancı otomotiv şirketi olma özelliğini taşıyordu. Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, Valencia fabrikasının yaklaşık yarım asır boyunca şirketin en çok sevilen modellerinden bazılarına ev sahipliği yaptığını ifade etti. Yeni ortaklıkla birlikte esnek, verimli ve rekabetçi bir endüstriyel yapı inşa edeceklerini belirten Baumbick, Geely’nin üretim yetkinlikleri ve maliyet avantajı sağlama kapasitesiyle çok güçlü bir ortak olduğunun altını çizdi. Baumbick ayrıca, İspanya merkezi hükümeti ile yerel yönetimlerin Valencia fabrikasına sağladığı desteklerin, Avrupa'da kamu-özel sektör iş birliği açısından örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Valencia’da üretilecek modeller Marka Model/araç türü Planlanan durum Ford Kuga Üretim kesintisiz devam edecek Ford Yeni kompakt Bronco 2028’de üretime girecek Ford Çoklu enerji sistemli aile crossover’ı 2028’de üretime girecek Geely Birinci elektrikli SUV 2028’den itibaren üretilecek Geely İkinci elektrikli SUV Valencia üretim planında Ford-Geely ortaklığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin değişen rekabet koşullarına verdiği stratejik yanıtlardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu iş birliği, Ford’un 2029 yılına kadar Avrupa pazarına sunacağı beş yeni binek araç atağını desteklerken, Geely’nin kıtadaki büyümesini yerel üretim gücüyle hızlandıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Güncellenen sistem çerçevesinde Türkiye genelinde ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı konuşmada, 7 yıldızlı akreditasyon belgesi almaktan dolayı büyük bir gurur duyduklarını dile getirdi. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir neticesi olduğunu belirten Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi'nde en üst mertebe olan 7 yıldızlı akreditasyona hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Söz konusu başarı; 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm sürecinin, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin güçlü bir yansımasıdır.” Burkay, ulaşılan bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ile Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye'deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya kavuşmasında Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende hitap ederek, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir rol oynadığını belirten Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne dek 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, 30'dan fazla ülkedeki muadilleriyle ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası arenadaki yarışmalarda ödüller kazandığına değinerek şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi ile oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüp geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışı pazarlarına açılıyor ve şehirlerine kaynak sağlıyor. Yürüttükleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların yer aldığı yarışmalardan ödüllerle dönerek dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline gelmiştir.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsalara önemli misyonlar düştüğünü hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka haline getirmek adına liderliği sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” şeklinde konuştu. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik konjonktür ve ticari şartlara uyum sağlamak amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının yenilendiğini açıkladı. Yeni sistemde; e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE çalışmaları, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kriterlerine eklendiğini bildiren Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon faaliyetlerinin, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini yükseltmeyi amaçladığını söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini artırdığını vurgulayan Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını ifade etti. Küresel ekonomideki korumacı eğilimlerin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet şartlarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat potansiyelinin korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi hamleleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör temsilcileriyle yakın koordinasyon içinde yürüttüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar haline gelmesinin Türk ekonomisine ciddi katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin kurumsal kapasiteye katkılarına dair değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst basamak olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini bir kez daha ulusal düzeyde tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun somut bir göstergesi olarak kaydedildi.

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç Haber

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç

Şirketin sürdürülebilirlik alanındaki köklü liderliği üzerine inşa edilen Impact 2030; küresel elektrifikasyona öncülük etmek, endüstriyi yeniden şekillendirmek, insan potansiyelini açığa çıkarmak ve yerel toplulukları güçlendirmek olarak belirlenen dört stratejik sütun etrafında şekilleniyor. Bu yeni döngünün ilk çeyreğinde Impact skoru, 2026 yıl sonu için belirlenen 4,20/10 hedefi yolunda güçlü bir başlangıç yaparak 3,40/10 olarak gerçekleşti. Bu skor, hem Schneider Electric’in kendi operasyonlarındaki verimliliği hem de müşterileri, tedarikçileri ve topluluklar için sunduğu ölçülebilir sonuçları yansıtıyor. Schneider Electric, operasyonlarını karbonsuzlaştırmaya devam ederek Kapsam 1 ve 2 CO₂ emisyonlarını 2017’ye göre %82,5 oranında azalttı. Şirket, enerji yönetimi, otomasyon ve dijital çözümleriyle bu çeyrekte müşterilerinin 47,5 milyon MWh enerji tasarrufu yapmasını veya enerjiyi elektrikleştirmesini sağladı. Bu çalışmalar, toplamda 20 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına ve önlenmesine katkıda bulundu. Büyük ölçekli ilerleme sağlamak için ürünlerin tasarım ve üretim süreçleri de yeniden ele alınıyor. Schneider Electric, ilk çeyrekte yeni Future-designed çerçevesini uygulamaya devam etti. Bu kapsamda, tasarım aşamasındaki başlıca ürün ve çözümlerinin %14’ü şimdiden döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladığını kanıtladı. Şirket, tedarik zinciri genelinde tedarikçilerini sürece dahil eden Zero Carbon Pathway girişimini hızlandırdı. İlk çeyrekte 1.100’den fazla tedarikçinin katılım süreçleri başlatıldı. Bu tedarikçilerin çoğu, karbonsuzlaştırma çalışmalarını ilerletmek için pratik araçlar ve teknik bilgi sunan eğitim programlarına katıldı. Fırsat eşitliğini teşvik etmek de şirketin odak noktalarından biri olmayı sürdürüyor. İlk çeyrekte Schneider Electric destekli topluluk odaklı çözümler sayesinde 2,8 milyondan fazla kişi sürdürülebilir elektriğe erişim sağladı. Aynı dönemde 113.000 kişi enerji, elektrifikasyon ve otomasyon konularında teknik becerilerini geliştirecek eğitimler aldı. Böylece 2009’dan bu yana eğitim verilen toplam kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Müdürü (CSO) Esther Finidori, konuyla ilgili olarak “Impact 2030, herkesi kapsayan geniş ve sistemsel bir dönüşümü tetiklemek için gerekli çerçeveyi sunuyor. Hedeflerimizin somut, tutarlı ve ölçülebilir bir ilerlemeye dönüşmesiyle, olumlu sonuçların her çeyrekte hızlanarak artmasını bekliyoruz.” dedi.

Tekstilde geleceğin kodları Bursa'da yazıldı Haber

Tekstilde geleceğin kodları Bursa'da yazıldı

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinatörlüğü ve T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle tekstil sektöründe inovasyon ve girişimcilik kültürünü güçlendirmek amacıyla düzenlenen 7. TechXtile Challenge, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleştirilen görkemli bir finalle sona erdi. Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB), Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) ve Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM)’un destekçileri arasında yer aldığı "Verimlilik" temalı etkinlikte, hem genç girişimciler hem de sektörün devleri inovasyon sahasında buluştu. Törenin açılış konuşmasını yapan UTİB Başkanı Pınar Taşdelen Engin, TechXtile Challenge’ın başlangıçtan bugüne kadar geldiği nokta hakkında bilgi vererek şunları söyledi: “Bir girişim fikrine sahip olmak değerli; Ona inanmak daha da değerli. Ama o fikri geliştirip bir vizyona dönüştürmek, emekle beslemek ve böylesine güçlü bir platformda paylaşmak da çok büyük cesaret ister. Bu nedenle finale kalan tüm girişimcilerimizi içtenlikle kutluyorum. Biz bu yapıya hiçbir zaman bir yarışma olarak bakmadık. Bizim için burası; yeni fikirlerin sektörle buluştuğu, genç girişimcilerin deneyimle güçlendiği, iş birliği imkânlarının doğduğu ve geleceğe dair somut adımların atıldığı çok kıymetli bir gelişim alanı. TechXtile Challenge, girişimcilerimiz için yalnızca bugünün değil, yarının da platformudur. Bugün bu sahnede sadece projeleri değil, tekstil sektörünün dönüşüm iradesini alkışlıyoruz. Bu platform benim için bir yarışmadan çok daha fazlası; bir zihniyet inşasıydı. Attığımız tohumların koca bir ormana dönüştüğünü görmek benim için en büyük gurur." MUSTAFA GÜLTEPE: “TEKNOLOJİYLE DOKUNAN YENİ BİR TEKSTİL DÜNYASI VAR” Törenin açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi için taşıdığı kritik öneme değindi. Gültepe, "Artık rekabet ettiğimiz alan sadece üretim bantları değil; yazılım, mühendislik ve teknolojiyle dokunan yeni bir tekstil dünyası var. TechXtile Challenge, sanayicimizin birikimiyle gençlerimizin hayal gücünü bir araya getirerek geleceğe güçlü bir köprü kuruyor," dedi. İNOVASYON LİGİ’NDE DEVLERİN YARIŞI Etkinlik kapsamında ayrıca TechXtile İnovasyon Ligi sonuçları da açıklandı. Sektördeki Ar-Ge merkezlerinin ve firmaların performanslarının değerlendirildiği yarışmada, geliştirdikleri sürdürülebilir ve teknolojik projelerle fark yaratan firmalar ödüllendirildi. Sektörün inovasyon karnesi niteliğindeki bu ödüller, tekstilin geleceğinin "akıllı üretim" odaklı olacağını bir kez daha tescilledi. İnovasyon Ligi’nde ilk 10 sırayı Almaxtex, Barutçu Tekstil, Bossa, Emirali Tekstil, İskur Tekstil, Kipaş Mensucat, Nurel Tekstil, Polyteks, Sun Tekstil, Toroman Tekstil firmaları alırken, ödüllü projeler arasından En Sürdürülebilir Proje ödülünü Kadife Kumaşta Görsel Dönüşüm ve Sürdürülebilir Üretim projesi ile Bossa kazandı. “En İnovatif” proje kapsamında İnovasyon Ligi’nin şampiyonu ise UPCLO: Tekstil Atıklarının Döngüsel Ekonomi Yaklaşımıyla Katma Değerli Yeni Nesil Hammaddelere Dönüştürülmesi projesiyle Emirali Tekstil oldu. Girişimcilik ekosisteminin nabzını tutan TechXtile Challenge’da iki ana kategoride ödüller dağıtıldı. Fikir aşamasını geçmiş, prototip seviyesindeki girişimcilerin yarıştığı Level Up Kategorisi ile Ölçeklenebilir ve ticarileşme potansiyeli yüksek projelerin yarıştığı Scale Up Kategorilerinde ilk üçe giren ekipler büyük ödülün sahibi oldu. Level-Up Kategorisinde birincilik ödülünü Fabric Guard projesiyle ekip üyesi Abdurrahman Yüksel kazandı. Bu kategoride CarByCelium projesiyle Yağmur Bodur ikinci olurken, Üçüncülük ödülünü ise Terapötik Balmumu Sargısı projesiyle Eren Cihan Karsu Asal kazandı. Scale-Up Kategorisinde ise Refabric AI isimli projesiyle Begüm Doğru Öztekin birincilik kürsüsüne çıktı. Özdemir Erdal, Guartec isimli projesiyle ikinci olurken, üçüncülük ödülünün sahibi ise CombinUp projesiyle Nazlı Demirci Erel oldu. TechXtile Challenge içinde geleneksel hale gelen özel ödüller de sahiplerini buldu. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden ünlü tasarımcı Bahar Korçan adına her yıl verilen Bahar Korçan Sürdürülebilirlik Özel Ödülü, "Tedarik Zinciri Entegre Akıllı Enerji Yönetimi Sistemi" projesiyle Umut Oğur’a verildi. Nazlı Demirci Erel ise "Combin Up" isimli inovatif projesiyle yine her yıl kadın girişimcileri teşvik etmek hedefiyle programa dahil edilen Kadın Girişimci Özel Ödülü’nün sahibi oldu. SEKTÖR LİDERLERİNDEN TAM DESTEK Tekstil dünyasını buluşturan törene; TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin yanı sıra, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Gürkan Tekin, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Jak Eskinazi, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Nüvit Gündemir, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, TİM Başkan Vekili ve Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, TETSİAD Başkanı Murat Şahinler, Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komite Başkanı Sultan Tepe, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TİM Wings Kadın İhracatçıyı Güçlendirme Komite Üyesi ve İMA Yönetim Kurulu Başkanı Jale Tunçel ve ARYA Büyüme Lideri Sedef Erdoğmuş etkinliğe katılarak dereceye giren girişimcilere ödüllerini verdiler. Törende UTİB Başkanı Pınar Taşdelen Engin, TechXtile Challenge’ın başlangıcından bugüne kadar gelmesinde büyük emekleri olan Proje Koordinatörü Ufuk Batum’a bir plaket ile teşekkür etti. Etkinliğin başarısında sektörün öncü firmaları büyük rol oynadı. Almaxtex, Burboya, BUSİAD, Doca Textile, Elyaf Tekstil, Emirali, İlay, İpeker, Karesi Holding, Kıvanç Tekstil, Küçükçalık, Nilba, Polyteks, TETSİAD ve Vanelli gibi sektörün dev isimleri sponsorluklarıyla organizasyona güç katarak inovasyon ekosistemine verdikleri önemi bir kez daha gösterdiler.

ASMO Suudi Arabistan Krallığı'ndaki En Büyük Tesisini Açtı Haber

ASMO Suudi Arabistan Krallığı'ndaki En Büyük Tesisini Açtı

ASMO, Doğu Bölgesi'nde 5 milyon metrekareyi aşan bir alanda konumlanan, Suudi Arabistan'daki ASMO ağının en büyük tesisi ve boru malzemeleri için dünyanın en büyük lojistik merkezlerinden biri olarak hizmet veren Merkezi Boru Sahası'nda (Central Pipe Yard - CPY) operasyonlara başladı.ASMO, bir yıldan kısa bir süre içinde üç operasyonel tesisin yönetimini üstlenerek Aramco'nun stratejik tedarik zinciri iş ortağı rolünü pekiştirdi. Saudi Aramco Development Company ve DHL'in ortak girişimi ASMO, bugün Abqaiq yakınlarındaki Merkezi Boru Sahası'nda (Central Pipe Yard - CPY) operasyonlarına başladığını duyurdu. 5 milyon metrekareyi aşan bir alanda konumlanan Aramco tesisi, Petrol Sahası Boru Malzemeleri (Oil Country Tubular Goods - OCTG) ve Hat Borusu (Line Pipe) malzemeleri için dünyanın en büyük lojistik merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor. CPY, sondaj ve üretim faaliyetleri için hayati önem taşıyan OCTG ve Hat Borusu (Line Pipe) malzemelerini depolayarak ve dağıtımı yaparak, Aramco'nun Yukarı Akım (Upstream), Aşağı Akım (Downstream) ve sermaye projelerini destekliyor. ASMO yönetimi altında operasyonlar, hizmet seviyelerini yükseltmeye, malzeme akışını düzene sokmaya, envanter görünürlüğünü artırmaya ve Aramco'nun tedarik zinciri ağı genelinde güvenilir teslimatı sağlamaya odaklanacak. Bu yılın başlarında ASMO, Aramco'nun Riyad ve Cazan'daki depolama tesislerinin yönetimini de üstlenmişti. Yönettiği tedarik zinciri ağı şu anda üç büyük alanı kapsıyor. Bu ağ, Aramco'nun uzun vadeli tedarik zinciri dönüşümünü destekleyen ulusal bir çerçevenin temelini oluşturmanın yanı sıra Suudi Arabistan Krallığı’nı küresel bir tedarik zinciri ve lojistik merkezi olarak konumlandırma hedefi olan Suudi Arabistan Vizyon 2030'a katkıda bulunuyor. Aramco Tedarik ve Tedarik Zinciri Yönetiminden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Sulaiman M. Al Rubaian, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Merkezi Boru Sahası (CPY), Aramco'daki operasyonlarımızı desteklemede uzun zamandır hayati bir rol oynuyor. Bu geçiş, tedarik zinciri dönüşümümüzde önemli bir adım olma özelliğini taşıyor. ASMO, en son teknoloji çözümlerini sunmayı, performansı iyileştirmeyi ve CPY operasyonları genelinde tedarik zinciri hizmet seviyelerini yükseltecek verimlilikleri hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu ortaklık aracılığıyla hem Aramco'ya hizmet edecek hem de Suudi Arabistan Krallığı’nın stratejik hedeflerine katkıda bulunacak daha dayanıklı, çevik ve verimli bir tedarik zincirinin temelini atıyoruz." ASMO CEO'su Craig Roberts ise, "CPY operasyonlarının ASMO'ya devri, Suudi Arabistan Krallığı'ndaki ayak izimizi genişletmeye ve yeteneklerimizi güçlendirmeye devam ederken, yolculuğumuzda önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Yönetimimiz altında bulunan üç Aramco tedarik zinciri tesisiyle birlikte; yeni verimlilik fırsatlarını ortaya çıkarmak, operasyonları optimize etmek ve yeniliği teşvik etmek için güçlü bir temele sahibiz. Odağımız, sağlam ve dayanıklı bir tedarik zinciri ekosistemi inşa etmek. Ekibimizin uzmanlığının yeni teknolojilere yaptığımız yatırımla bir araya gelmesi sayesinde, Suudi Arabistan Krallığı'ndaki tedarik zinciri ortamına anlamlı bir katkı sağlayacağımızdan eminiz," şeklinde konuştu. ASMO, 2030 yılına kadar Suudi Arabistan Krallığı genelinde stratejik olarak konumlandırılmış altı tesisi işletmeyi planlıyor. Bunlar hâlihazırda yönetimi altında olan üç adet Aramco'ya ait tesis ve uzun vadeli genişleme planının bir parçası olarak inşa edilecek üç yeni son teknoloji tesisinden oluşuyor. Toplam depolama kapasitesinin 8 milyon metrekareyi aşması ve yönetimi altındaki yıllık tedarik harcamasının 8 milyar USD’yi geçmesi beklenen ASMO, Suudi Arabistan'da ve daha geniş bölgede tedarik zincirlerinin geleceğini şekillendirecek yerel, dünya standartlarında bir altyapı inşa ediyor.

Keskinoğlu Bursa Bölge Müdürlüğü Hizmete Açıldı Haber

Keskinoğlu Bursa Bölge Müdürlüğü Hizmete Açıldı

1963 yılında küçük bir tavuk çiftliğinde yumurta üretimiyle faaliyetlerine başlayan Keskinoğlu, bugün Matlı Şirketler Grubu çatısı altında Türkiye’nin ilk tam entegre üretim tesisi olarak piliç eti, sofralık ve pastörize yumurta, viyol ve ileri işlem ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Bölge müdürlükleri ve yaygın bayilik sistemiyle de iç pazarda ürünlerini tüketicisiyle buluşturan Keskinoğlu, üretimden tüketime gıda sektöründe stratejik bir konuma sahip olan Bursa’da bölge müdürlüğünü açtı. Merkezi Bursa’da bulunan Matlı Şirketler Grubu çatısı altındaki Yörsan ve Burdan markalarının da ortak bölge müdürlüğü noktası olarak hizmet verecek olan Bursa Bölge Müdürlüğü, Matlı markalarının Marmara Bölgesi’ndeki operasyonlarını daha etkin bir şekilde yönetmesini ve müşteri taleplerine daha hızlı yanıt vermesini sağlayacak. Bursa Bölge Müdürlüğü, hem Keskinoğlu’nun hem de Matlı Şirketler Grubu markalarının Türkiye genelindeki dağıtım ağını güçlendirmeye yönelik büyüme stratejisinin önemli bir adımını oluşturuyor. Bursa Bölge Müdürlüğü’yle bölgedeki lojistik operasyonlar merkezileştirilerek tedarik zinciri süreçleri optimize edilirken, yerel paydaşlarla iş birlikleri de güçlenecek ve bölgesel istihdama katkı sağlanmış olacak. Konuyla ilgili Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Keskinoğlu Genel Müdürü Önder Matlı şunları söyledi: “Matlı Şirketler Grubu ve Keskinoğlu, Yörsan, Burdan markaları olarak, gönüllü üstlendiğimiz bir misyon var: Türkiye'nin protein ihtiyacını karşılayan gıda grubu olmak! Bu hedefimiz doğrultusunda Türkiye’nin ilk tam entegre tavukçuluk şirketi olan Keskinoğlu’nun Matlı Ailesi’ne katılmasının üzerinden 2 yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen yaptığımız yatırımlarla ve istihdamla çok yol kat ettik. Üretimde güçlüyüz, aynı başarıyı sağlıklı bireyler yetiştirmede çok önemli rolü olan protein tüketimini artırmada da göstermek istiyoruz. Halkımızın uygun fiyatlı, kaliteli ve sağlıklı proteine ulaşmasında, sektörümüzün önemli bir misyon üstlendiğine inanıyoruz. İhracat her zaman çok önemli ama hem piliç eti ürünlerinde hem yumurtada ilk önceliğimiz iç pazar. İç piyasadaki talebi karşılamayı her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu doğrultuda bölge müdürlüklerimiz ve yaygın bayilik sistemimizle ürünlerimizi tüketicilerimizle buluşturuyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.