SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimseye 'yiyin efendiler yiyin dememiz mümkün değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimseye 'yiyin efendiler yiyin dememiz mümkün değildir

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılan AK Parti Grup Toplantısı’nda sert açıklamalarda bulundu. Konuşmasına, A Milli Futbol Takımı'nı Dünya Kupası'na gitme başarısı nedeniyle tebrik ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin spor alanındaki başarılarının ve milli takımların uluslararası arenada gösterdiği performansın takdire değer olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Ramazan ayında AK Parti teşkilatlarının gerçekleştirdiği faaliyetleri detaylı şekilde anlatan Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na atıfta bulunarak, teşkilatları tebrik etti. Özellikle parti içindeki üslubun son derece dikkatli ve hassas bir şekilde kullanıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz" diyerek, partilerinin halkın her kesimine hitap etme sorumluluğunu taşıdığını ifade etti. Erdoğan, ayrıca Ramazan ayında ana muhalefet partisi CHP’nin, kendisi ve AK Parti'yi hedef alan, çoğu zaman edep ve siyasi nezaket sınırlarını aşan saldırılarına karşı partilerinin itidal gösterdiğini vurguladı. "Mecbur kalmadıkça, milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça, sataşmalarına cevap vermedik" diyen Erdoğan, CHP'yi özellikle darbecilikle ilişkilendirerek sert eleştirilerde bulundu. CHP’nin darbeci geçmişini şöyle bir hatırlayalım… pic.twitter.com/Y9fLHqc7Os — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) April 1, 2026 "DARBECİLİK, CHP'NİN KARAKTERİ VE KİMLİĞİDİR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: "Bu ülkede Cumhurbaşkanına, iktidar partisine çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefet dahil kimsenin hakkı ve haddi değildir. CHP, darbeciliğin kitabını yazmış bir partidir. Türk siyasi tarihine bakın, darbecilerle kol kola yürüyen CHP’yi görürsünüz. 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’dir, 12 Eylül darbesinin ilham kaynağı CHP ideolojisidir. 15 Temmuz’da darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Darbecilik, CHP’nin karakteri ve kimliğidir. CHP bu ülkede darbeciliği vücut bulmuş halidir." Bu arada CHP lideri Özgür Özel ve partisinin tavırlarını sert bir şekilde eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karşımızda ne kalitemize ne de sikletimize uygun bir siyasi rakip var" diyerek, ana muhalefet partisinin genel başkanının üslubunu ve dilini eleştirdi. "Ağzı bozuk, önüne gelene hakaretler savuran bir karakterle karşı karşıyayız" diyerek, CHP'li vatandaşların da bu söylemlerden rahatsız olduklarını bildiğini söyledi. AK Parti TBMM Grup Toplantısı https://t.co/XkByLREM0S — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) April 1, 2026 "kimseye 'yiyin Efendiler Yiyin' Dememiz Mümkün Değildir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili olarak da önemli açıklamalar da bulundu. "Kimseye 'yiyin efendiler yiyin' dememiz mümkün değildir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de kimsenin yolsuzluk yapma ayrıcalığı yoktur. Çalanın, soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kaldı. Biz bu sürecin tarafı değiliz, sadece milletin adına hakkın yerini bulması takipçisiyiz" diyerek, adaletin sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak halkın menfaatini korumaya devam edeceklerini ve her türlü provokasyona karşı halkın güvenliği için kararlılıkla mücadele edeceklerini sözlerine ekledi.

CHP’li Hasan Öztürk: Plansızlığın bedelini Bursalı ödüyor Haber

CHP’li Hasan Öztürk: Plansızlığın bedelini Bursalı ödüyor

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, TBMM'de yaptığı konuşmada Bursa hızlı tren projesine ilişkin yaşanan gecikmeleri ve son düzenlemeleri eleştirdi. CHP'li Öztürk, 2012 yılında temeli atılan projenin yıllar içinde sürekli ertelendiğini hatırlatarak, verilen sözlerin tutulmadığını söyledi. Projenin başlangıçta 2016 yılında tamamlanacağının açıklandığını belirten Öztürk, sürecin 2018, 2020 ve 2023 hedefleriyle uzatıldığını, son olarak ise 2026 yılının işaret edildiğini ifade etti. Yeni yayımlanan kararnameyle güzergâh değişikliğine gidildiğini vurgulayan Öztürk, bu durumun vatandaşları mağdur ettiğini dile getirdi. Güzergâh değişikliği nedeniyle daha önce arazileri kamulaştırılan vatandaşlardan ödenen bedellerin geri talep edildiğini belirten Öztürk, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. “Plansızlığın bedelini Bursalı ödüyor” diyen Öztürk, ekonomik şartlar altında vatandaşların bu yükü taşımasının zor olduğunu kaydetti. ???? Plansızlığın bedelini Bursalı ödüyor! 2012'de temeli atılan hızlı tren için "2016'da bitecek." dendi yıllar geçti 2018 dendi, 2020 dendi, 2023 dendi, nihayet 2026 deniyor. Bugün ise yeni bir kararnameyle güzergâh değiştiriliyor. Arazileri kamulaştırılan insanlardan verilen… pic.twitter.com/aznKnx9udb — Hasan ÖZTÜRK (@mvhasanozturk) March 24, 2026 Konuşmasında, hızlı tren için uzun yıllar mücadele eden merhum Bursa Milletvekili Kemal Demirel’i de anan Milletvekili Hasan Öztürk, projenin bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na çağrıda da bulunan Öztürk, vatandaşlardan geri talep edilen ödemelerin faizsiz ve uzun vadeli bir yapılandırmayla tahsil edilmesi gerektiğini belirterek, aksi durumda mağduriyetlerin artacağı uyarısında bulundu.

İYİ Partili Erdönmez’den Mudanya kırsaldaki yıkım kararlarına tepki Haber

İYİ Partili Erdönmez’den Mudanya kırsaldaki yıkım kararlarına tepki

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez, Trilye ile Karacabey sahili arasında kalan bölgede imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi almış olmasına rağmen hakkında yıkım kararı verilen binlerce yapı nedeniyle ciddi bir toplumsal mağduriyet yaşandığını söyledi. Erdönmez yaptığı açıklamada, söz konusu yapıların yalnızca beton ve tuğladan ibaret olmadığını belirterek, bu alanların yıllar boyunca ailelerin birikimleriyle inşa edilmiş yaşam alanları olduğunu ifade etti. Mudanya Belediyesi'nce tebligatları ve uygulanmaya başlayan yıkım kararlarının ailelerin hayatında derin yaralar açabileceğini vurgulayan Erdönmez, sorunun büyümeden çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Vatandaşların devletle karşı karşıya gelmek istemediğini belirten Başkan Erdönmez, “İnsanlarımız devletiyle kavga etmek değil, devletine güvenerek evinde huzur içinde yaşamak istiyor. Ancak alınan kararlar vatandaş ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedeleme riski taşıyor” dedi. Sorunun yalnızca Bursa veya Mudanya ile sınırlı olmadığını belirten Erdönmez, Türkiye’nin birçok kıyı ve kırsal bölgesinde benzer yapı kayıt mağduriyetlerinin yaşandığını söyledi. Erdönmez, kalıcı çözümün yerel düzeyde değil, TBMM'de yapılacak kapsamlı bir yasal düzenleme ile mümkün olabileceğini ifade etti. Bu arada kırsal kalkınma politikaları ile mevcut uygulamalar arasında çelişki bulunduğunu da savunan Erdönmez, köylerde yaşamı teşvik eden politikalar konuşulurken kırsal konutların yıkılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi. Hukuki süreçler tamamlanana kadar vatandaşların mağduriyetini azaltmak amacıyla mobil ve taşınabilir yapıların geçici çözüm olarak değerlendirilebileceğini belirten Erdönmez, karavan ve taşınabilir ahşap yapıların bazı hukuki esneklikler sağladığını ifade ederken, bu seçeneklerin kalıcı çözüm olmadığını vurguladı.

İstiklal Marşımız 105 yaşında Haber

İstiklal Marşımız 105 yaşında

Türkiye Büyük Millet Meclisi, kuruluşundan bir yıl sonra duyulan ihtiyaç neticesinde "Milli Marş" yazımı için 500 lira ödüllü bir yarışma düzenledi. Bu ödülün miktarını ve yarışmanın düzenlenmesini yürüten dönemin Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanı) Rıza Nur, yarışmaya güfte dışında 500 lira da beste ödülü koydu. Yarışmaya olabildiğince çok sayıda katılım olması için Meclis tarafından aktif olarak çalışan gazetelere ve ülkede ulaşılabilen her yere bilgi gönderilirken, 6 ayda 724 şiir gönderildi. Mehmet Akif Ersoy'un eseri Milli Marş olarak kabul edildi Bu 724 adet şiirin değerlendirilmesi için Meclis bünyesinde görev yapan hükümetin Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) bir komisyon oluşturdu. Komisyonda görevlendirilen uzman kişiler, 724 şiiri tek tek okuyarak değerlendirme yaptı ve arasından 6 tanesini seçti. Para ödülü konulduğu için yarışmaya katılmak istemeyen Burdurmilletvekili Mehmet Akif Ersoy, daha sonra Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine Taceddin Dergahı'nda kaleme aldığı ve Türk Ordusu'na hitap ettiği şiiriyle yarışmaya katıldı. "Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın" diyen Ersoy'u ikna etmek için Hamdullah Suphi, "İstiklal Şairi"ne şu mektubu yazmıştı: "Pek aziz ve muhterem efendim İstiklal Marşı için açılan müsabakaya, iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve tekrar eylerim efendim." Yapılan elemeler sonucu TBMM'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Akif'in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edildi. Meclis'te İstiklal Marşı'nı okuyan ilk kişi de Hamdullah Suphi Tanrıöver oldu. Mehmet Akif Ersoy, marşın kabulü sonrası bütçeden ayrılan 500 lira ödemeyi kadın ve çocuklara mesleki eğitim veren Darül Mesai Vakfına bağışladı. Şiirin bestelenmesi için açılan yarışmaya 24 besteci katıldı İstiklal Marşı'nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmeyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın Türk milletinin eseri olduğunu beyan etti. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı ve 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930'a kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konuldu ve toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yaptı. [İstiklal Marşı'nın Osman Zeki Bey (Üngör) tarafından yapılan bestesi.] Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey ile yapılmış bir röportajda belirtildiğine göre, bu beste aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştı ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemişti. Söz ve melodide yer yer görülen uyum eksikliğinin (örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklal Marşı olarak söyleniyor. Mehmet Akif Ersoy hakkında Bazı kaynaklara göre İstanbul Fatih'te, bazı kaynaklara göre ise Çanakkale Bayramiç'te 1873'ün aralık ayında doğan Mehmet Akif, ilk şiirlerini yazmaya okul yıllarında başladı. Şair, babasının 1888'de vefatının ardından yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Mülkiye Mektebini bırakıp, mezunlarına hemen iş imkanı veren Halkalı Baytar Mektebi'ne kaydoldu. Mezuniyetinin ardından memuriyet hayatına başlayan ve Anadolu, Rumeli ve Şam bölgelerinde görev yapan Mehmet Akif, 1898’de Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Bey’in kızı İsmet Hanım'la evlendi, bu evlilikten üç kız ve üç erkek çocuğu dünyaya geldi. Ünlü kitabı "Safahat" 1911'de, ikinci kitabı "Süleymaniye Kürsüsünde" 1912'de, üçüncü kitabı "Hakkın Sesleri" ve dördüncü kitabı "Fatih Kürsüsünde" 1913'te, beşinci kitabı "Hatıralar" ise 1917'de yayımlandı. İstiklal Marşı'nı 48 yaşında kaleme alan Mehmet Akif Ersoy, meclis seçimlerine tekrar katılmayı hiç düşünmedi. Ersoy, ailesi ve Sebilürreşad Dergisi ekibi ile birlikte İstanbul'a geri dönmesinin ardından, Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine gittiği Mısır’a 1926'da ailesi ile birlikte yerleşir. Şair, hastalıklar ve maddi sıkıntıların yakasını Mısır'da da bırakmamasına rağmen, Mısır Üniversitesi’nde Türk Dili eğitimi verdi ve Mısır'da kaldığı sürede "Firavunla Yüzyüze" adlı şiirini yazdı. Mehmet Akif, 1935'te hastalandı ve gurbette yaşadığı sürece, çok sevdiği, hasretini çektiği memleketinde ölmek istediğinden 1936'da İstanbul'a döndü. Büyük şair 27 Aralık 1936'da Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda vefat etti ve tabutu Türk Bayrağına sarıldı. Hayatı boyunca taşıdığı asaletine, tevazuuna uygun, gösterişten ve şatafattan uzak bir merasimle Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi.

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi… Haber

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi…

İşte Gazeteci Yazar Mesut Demir’in köşe yazısı… İran Savaşı’nın gündemden düşüren APP plaka komedisi! Plaka Ahmet milletle dalga mı geçiyor? Türkiye’de trafik cezaları, İran Savaşı’nı gündemden düşürerek zirveye yerleşti. Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına birazdan değineceğim. Öncelik, APP plaka komedisi… Öyle bir ülke düşünün ki, bir trafik cezası ortaya çıkarılıyor. Cezanın detayı, içeriği, süsü biberini geçin… Böyle bir ceza sistemi ve rakamlarıyla ülke gündemine oturuyorsunuz. İran Savaşı olmasa, dünya gündeminin bile ilk sırasında yer alırsınız bu komediyle… Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Ahmet Çakır, basına demeç vererek diyor ki; “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” Hayırdır Ahmet Başkan, şaka mısın, milletle dalga mı geçiyorsun? Senin başkanı olduğun kurum, plakaları resmi olarak basmakla yükümlü kurum değil mi? Senin başkanı olduğun kurum, her plaka çıkarılmasından parayı indirmiyor mu? Şimdi kalkmışsın, “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” diyorsun. Bununla mı övünüyorsun? Ya da milletle dalga geçiyorsun? Bu adamı kim başkan yaptı, kim oy verdi Allah aşkına… Plaka Ahmet, çıkmış “Bu plakaya benden başkası basamaz, sadece ben basarım. Hem basma parası ödersin, hem de 4 bin lira ceza ödersin” diyor… Ramazan ayında Bursalıların aklınla ve ayarlarınla oynama Plaka Ahmet… Sen bence bugün istifa et ve o koltuğu boşuna işgal etme… Gelelim Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına… APP plakaya ceza fikri, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den mi çıktı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten mi çıktı? Merak ediyorum 85 milyon Türk Milleti gibi… Meclis’te onlarca milletvekilinden bir tanesi de çıkıp, “yaaa biz bu cezayı yeniden gözden geçirelim” demedi mi? Türkiye’de son 1 aydan buyana trafik cezaları komedisi yaşanıyor. Sosyal medyada milletin diline düştü bu plakaya ceza fikrini kim çıkardıysa… Maliye Bakanı sayın Şimşek… Devletin bütçe açığı varsa, tasarrufa TBMM’den başlayıp 600 olan milletvekili sayısını 100’e düşür ki Türkiye adam görsün… Nasıl olsa milletvekillerinin artık meclis üyeliğinden farkı yok. Vatandaş da artık milletvekillerine saygı göstermiyor. En azından vatandaşın boynuna nasıl, ne vergisi, ne cezası yüklesem diye düşünmezsin sayın Bakan… Benim kafamda soru işaretleri var bu durumla ilgili… Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ya intikam alıyor (Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türk Milleti’ni karşı karşıya getirerek) ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan bir daha seçilmesin diye dış güçlerle işbirliği yapıyor? Yoksa bu kadar komik cezalarda vatandaşın boynuna urgan dolandırılmaz. Sağlıklı ve esen kalın…

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi Haber

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi

TBMM Genel Kurulu, İran gündemiyle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasını yapmasının ardından “Hükümet Bilgilendirmesi” gündemine geçildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Orta Doğu’da savaş riski ve çatışmaların yayılması ile Türkiye’nin aldığı tedbirlere ilişkin Genel Kurul’u bilgilendirmek üzere Meclis’e geldi. Kurtulmuş, her bir bakana 30’ar dakika, takip eden konuşmalarda siyasi parti gruplarına 20’şer dakika, grubu bulunmayan partilerden iki milletvekiline de beşer dakika söz verileceğini belirtti. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl açıklanamayacak Hakan Fidan ile Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’un çalışmaya kapalı oturumla devam etmesi için oylama yapıldı. Kapalı oturuma geçilmesinin ardından basın mensuplarının salondan çıkması ve Genel Kurul Salonu’nun yanında bulunan odaların boşaltılması için oturuma ara verildi. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl süreyle kamuoyuna açılmayacak ve oturumda bulunan milletvekilleri de konuşulanlarla ilgili bilgi veremeyecek. Numan Kurtulmuş’tan “sistem bunalımı” değerlendirmesi Kurtulmuş, Genel Kurul başında yaptığı konuşmasında bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha hassas hale getirdiğini belirtti. “Kuralsızlığın normalleştirildiği, güç kullanımının hukukun yerine geçirildiği ve uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bunalımı” olarak tariflediği gelişmelerle ilgili Kurtulmuş, uluslararası düzenin meşruiyet ve işlev kaybına uğradığını söyledi. Yaşananların “geçici kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş en ağır bedeli sivillerin ödediğini vurguladı. ABD’nin doğrudan savaşın içine çekilmesinin bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabileceğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir” dedi. “‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına müsaade edilmeyecek” Saldırıların derhal durdurulmasının ve çatışmanın engellenmesinin herkes için zorunluluk olduğunu kaydeden Kurtulmuş “Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil, insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündeme almaktadır” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş “Terörsüz Türkiye” sürecine de şu sözlerle değindi: “Barış için en ileri çabayı gösterirken kendi güvenliğimiz, sınırlarımızın emniyeti ve milletimizin huzuru konusunda tereddüt göstermeyecek kudrete, iradeye, dirayete ve tecrübeye sahibiz. Bölgemizde yaşanan her sarsıntının terör örgütleri ve vekalet unsurları eliyle yeni bir istikrarsızlık zeminine dönüştürülmesine ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına da asla müsaade edilmeyecektir. Kardeşi kardeşe kırdırmaya, bölgedeki halkları karşı karşıya getirmeye ve ülkeleri içeriden zayıflatmaya dönük hiçbir girişime de izin verilmeyecektir.” “Netanyahu ile ikinci bir Hitler karanlığı” Kurtulmuş, diplomasi yürürlükteyken saldırının başlamasının müzakere zemininin güvenilirliğini zedelediğine de dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Oval Ofisindeki dualarla savaş siyasetine destek verildiğini söyleyen Kurtulmuş, meselenin güvenlik eksenli olmadığını, ideolojik ve fanatik zeminden kaynaklandığını savundu. Asıl sorunun “ İsrail yönetimini elinde bulunduran saldırgan ve hukuk tanımaz siyonist anlayış” olduğunu ifade eden Kurtulmuş “Netanyahu’ya ikinci Davut rolü biçmeye çalışanların, aslında insanlığı ikinci bir Hitler karanlığına sürükleyen bir barbarlık ürettiklerini görmelerini isteriz. Tarihten ibret almayanlar, tarihin en ağır hükümleriyle yüzleşmek zorundadır” dedi. “Milli güvenlik” toplantıları kapalı oturumla görüşüldü" Meclis’te yakın dönemde milli güvenlik konularında yapılan toplantıların kapalı oturumla gerçekleştirildiği örnekler de oldu. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki “Aksa Tufanı Operasyonu”nun ardından İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına ve bölgesel gelişmelere dair bilgi vermek üzere 12 Ekim 2023’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yine Meclis’teydi. Fidan’ın katıldığı toplantı kapalı oturumla yapıldı. Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit olmasının ardından Fidan ile birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 16 Ocak 2024’te Genel Kurul’u bilgilendirdi. Fidan ve Güler, 8 Ekim 2024’t CHP’nin talebi üzerine düzenlenen kapalı oturum için Meclis’teydi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Ekim 2024’te İsrail saldırganlığının Türkiye’yi de içine aldığına yönelik sözlerinin ardından CHP bakanlardan bilgi istedi. Ancak kapalı oturumun ardından CHP lideri Özgür Özel “Bilmediğimiz hiçbir şey söylemediler ve sorun tam olarak budur. Türkiye Erdoğan’ın söylediği sözden endişe etmesin, altını dolduracak bir kelime yok” diyerek tepki gösterdi. 29 Ağustos 2025’te Meclis tatildeyken muhalefet “Gazze’deki insanlık dışı katliamı durdurmak ve insani yardım ulaştırabilmek için yapılması gerekenleri konuşmak üzere” Genel Kurul’u olağanüstü toplantıya çağırdı. Hakan Fidan’ın bölgeden bilgileri aktardığı toplantı da kapalı gerçekleştirildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da yeni çözüm sürecine ilişkin Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile bakanların katıldığı toplantıları yine kapalı oturumlarla yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da dini azınlık temsilcileri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayı gönülden gönüle köprülerin kurulduğu, paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı kardeşliği güçlendiği müstesna bir zaman dilimidir. Savaşların, çatışmaların, ayrışmaların, acıların, zulümlerin insanlığın gündemini belirlediği günümüzde burada verilen birlik beraberlik ve dayanışma görüntüsünün çok anlamlı olduğunu inanıyor ve anlıyorum. Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları medeniyetlerin buluştuğu, farklı inançların kaynaştığı, aynı sokakta yer alan camiilerin, kiliselerin, sinagogların her birini birbirine yakıştığı bir coğrafyadır. Bu akşam da aynı sofranın etrafında Rum Ortodoks, Ermeni, Musevi, Süryani, Katolik ve farklı cemaatlerimizin kıymetli temsilcileri buluşuyor. Davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Allah’ın yarattığı insanları ayırmanın kimsenin haddi olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler sadece kendi cemaatlerinizin değil, aynı zamanda Türkiye’nin çok kültürlü ve çok inançlı toplumsal yapısının da temsilcilerisiniz. Bu toprakların mayasında birlikte yaşama kültürü vardır, bu toprakların ruhunda karşılıklı saygı vardır, bu toprakların hafızasında kardeşlik vardır. Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir. Allah’ın yarattığı insanları kategorilere ayırmak, ırkçılık yapmak, mezhep ve meşrebine göre ötekileştirmek kimsenin haddi de hakkı da değildir" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi" Türkiye’de farklı inançlara mensup vatandaşların sosyal yaşamın birçok alanında bulunduğunu belirten Erdoğan, "Son 23 yılda bu minvalde çok kapsamlı adımlar attık. Cemaat vakıflarının geçmişten gelen mülklerinin iadesi konusunda önemli düzenlemeler yaptık. Vakıflar mevzuatında gerçekleştirdiğimiz reformlarla cemaat vakıflarının haklarını genişlettik. Uzun yıllar ihmal edilmiş pek çok kilise ve ibadethaneyi restore ederek yeniden cemaatlerin hizmetine sunduk. Cemaatlerin ihtiyaç duyduğu din görevlileri konusunda da ciddi kolaylıklar sağladık. Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi. İstanbul Yeşilköy’de ibadete açtığımız Süryani Kilisesi, Türkiye’deki dini özgürlük ortamının güçlü bir sembolü olmuştur. Farklı inançlara mensup vatandaşlarımızın akademide, bürokraside, iş dünyası ve siyasette aktif olmalarından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yakın zamanda Ermeni kökenli bir vatandaşımızın kaymakam olarak atanması ve Ermeni milletvekillerimizin TBMM’de uzun süredir görevde bulunması bunun en güzel örneklerinden biridir. İnşallah önümüzdeki dönemde sizlerle el birliği ve gönül birliği içerisinde bu iklimi daha da güzelleştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Türkiye, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir" "Gerçekler apaçık ortadayken zaman zaman bazı uluslararası çevrelerin dini özgürlükler konusunda ülkemizi haksızca eleştirdiğini görüyoruz" diyen Erdoğan, "Türkiye karşıtlığını siyasetlerinin merkezlerine yerleştirenlerin söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Fransuva’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında yaşananlar bunun önemli bir göstergesidir. Gerek İznik’teki dua programı, gerekse İstanbul’da gerçekleştirilen ayin devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde icra edilmiştir" ifadelerini kullandı. "Camii, kilise, havra demeden bombalayanlara müsamahamız yoktur" Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün dünya maalesef ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle son yıllarda tırmanan İslam düşmanlığı, hem bizim insanlarımızı hem de bir arada yaşama kültürünü açıkça tehdit ediyor. Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşıyız. Bunun da mücadelesini içeride ve dışarıda kararlılıkla veriyoruz. Aynı şekilde camii, kilise, havra demeden bombalayan, ibadethaneler dahi saygısı olmayan DEAŞ vari karanlık yapılara da müsamahamız yoktur. Söylediğim gibi İslam düşmanlığı nasıl bir insanlık suçuysa, Anti-Semitizm de suçtur, makul ve meşru görünemez bir kötülüktür. Bizim hedefimiz açıktır, bu topraklarda yaşayan herkesin kendini eşit, özgür ve güvende hissettiği bir Türkiye’yi inşallah hep birlikte inşa ettik, inşa edeceğiz. Bu akşamki İftar soframızı bu arzumuzun bir nişanesi olarak görüyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar programına katılan dini azınlık temsilcilerine teşekkür etti, ramazanın ayının ülkeye, millete ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve birçok davetlinin bulunduğu programa, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı David Sevi, Süryani Metropoliti Yusuf Çetin, Papa Türkiye Dini Temsilcisi Latin Katolik Metropoliti Massi Milano, Arkepiskopos İzmir Metropoliti Monsenyör Martin Kmetec, Türkiye Süryani Katolik Metropoliti Orhan Çanlı, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati Ruhani Reisi Vartan Kerabaydzar Kirakos Kazancıyan, Kadıköy Metropoliti Emanuel Adamakis, Hatay Katolik Anadolu Havarisi Vekili Antuan Ilgıt, Mardin Süryani Metropoliti Mor Timotheos Samuel, Keldani Kilisesi Başepiskoposu Sabri Anar, Ermeni Vakıflar Birliği Platformu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Konstantin Yuvanidis, Türk Musevi Toplumu Başkanı Erol Kohen, Yahudi Cemaati Başkanı İsak İbrahimzadeh, Süryani Vakfı Başkanı Kenan Gürdal, Mor Gabriel Vakfı Başkanı Kuryakus Ergun, Kadıköy Rum Vakfı Başkan Vekili Lena Kaçi Açık, Ermeni Katolik Vakfı Başkanı Antuan Sultanoğlu ve Süryani Katolik Vakfı Başkanı Münir Üçkardeş katıldı.

Kripto varlıkların vergilendirilmesini içeren teklif komisyondan geçti Haber

Kripto varlıkların vergilendirilmesini içeren teklif komisyondan geçti

Kripto varlıkların vergilendirilmesi, bedelli askerlik ücretinin artırılması ve bazı vergi düzenlemelerini içeren kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”, komisyondaki görüşmelerin ardından kabul edildi. Teklif; ekonomi, kamu yönetimi ve çeşitli idari alanlarda düzenlemeler içeriyor. 13 farklı kanunda değişiklik öngören teklif kapsamında; kripto varlıkların vergilendirilmesi, bazı kıymetli taşların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kapsamına alınması, vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyetinin kaldırılması, bedelli askerlik ücretinin artırılması ve deprem bölgesindeki hak sahiplerine peşin ödeme indirimi sağlanması gibi düzenlemeler yer alıyor. Şans ve bahis reklam giderlerine vergi düzenlemesi Teklife göre şans ve bahis oyunlarına ilişkin reklam giderleri, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri açısından vergi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecek. Böylece bu harcamalar vergi avantajı kapsamı dışına çıkarılacak. Vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyeti kaldırılıyor Düzenlemeyle vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kaldırılacak. Bu kurumların diğer mükelleflerle aynı vergisel yükümlülüklere tabi olması amaçlanıyor. Ayrıca bazı kıymetli taşlar Özel Tüketim Vergisi kapsamına alınarak lüks tüketim unsurlarına yönelik vergilendirmenin genişletilmesi öngörülüyor. Kripto varlıklar Gelir Vergisi Kanunu’na dahil edilecek Teklifle birlikte kripto varlıklar Gelir Vergisi Kanunu’nda tanımlanacak ve vergilendirilmesine ilişkin çerçeve netleştirilecek. Kripto varlıkların alım-satımı üzerinden işlem vergisi alınması planlanırken, söz konusu işlemler Katma Değer Vergisi’nden (KDV) istisna tutulacak. Düzenlemeyle kripto varlık piyasasında vergisel belirliliğin sağlanması hedefleniyor. Bedelli askerlik ücreti artırılıyor Kanun teklifi kapsamında bedelli askerlik için belirlenen tutarın artırılması da öngörülüyor. Artıştan kaynaklanan gelirlerin Savunma Sanayii Fonu’na aktarılması planlanıyor. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen yerlerde inşa edilen konut ve iş yerlerinde hak sahiplerine, talep etmeleri halinde bedelin peşin ödenmesi şartıyla önemli oranda indirim uygulanacak. Bazı maddelerde değişiklik yapıldı AK Parti’nin verdiği önergeler doğrultusunda kanun teklifindeki bazı maddelerde değişikliğe gidildi. Buna göre KDV iadelerinde sınırlama getiren düzenleme teklif metninden çıkarıldı. Ayrıca kamu kurumlarının ihtiyaç fazlası taşınmazlarının özelleştirilmesine ilişkin maddede düzenleme yapılarak, bu işlemlerde 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtildi. Teklife eklenen yeni düzenlemelerle serbest bölgelerde üretim yapan mükelleflerin elde ettikleri kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna tutulması yeniden düzenlendi. Bu hükmün 1 Ocak 2026’dan itibaren elde edilen kazançlara uygulanması öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen milletvekilleriyle iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel krizlerde tarafsız kalmayacağını belirtti. Türkiye’nin hem bölgesel, hem de küresel meselelerde aktif bir diplomatik duruş sergileyeceğini ve hak, adalet ve insan odaklı politikaların öncelikli olacağını ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz” dedi. Türkiye’nin tutumunu da özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye; sulh ve sükûnun tarafında. Huzurun ve istikrarın tarafında. Dayanışmanın ve işbirliğinin tarafında. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafında. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafında" diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Milletvekilleri ile İftar Programı’nda konuştu: “Biz, bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz, tüm dünyanın… pic.twitter.com/kKR6FcxZDK — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 3, 2026 Çatışma yerine müzakereyi, savaş yerine barışı, öldürme ve soykırım yerine insanı yaşatmayı savunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mazlumların göz yaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi ve duruşumuzu her daim koruyacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin ailelerinizin ve elbette sizlerin şahsında vekili bulunduğunuz aziz milletimizin Ramazn-ı Şerifini tebrik ediyor, rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın başta mazlum coğrafyalar olmak üzere İslam coğrafyasına ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Gazi Meclisimizde milletin emanetine layıkıyla sahip çıkmış, ancak artık aramızda olmayan milletvekillerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Milli mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in 'ölmez bu vatan farzı muhal, ölse de hatta çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi' mısralarında vücut bulan 'ya istiklal ya ölüm' davasını bir kez daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Bu vatan ölmez, ölmesi farzu muhaldir. O farzu muhal olsa dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Türkiye Türkiye'den büyüktür sıradan bir söz değildir. Bu ifade kendi varlığının farkında olan milletin inancı, irade, aşkının tespit ve tescilidir. Asıl ve asil olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı, o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İstiklalimiz, cumhuriyetimiz adına, milletçe yaşadığımız onurlu hayat adına minnettar olduğumuz TBMM mensupları olarak sizler de biliyorsunuz ki topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaynamasını hep beraber tecrübe ediyoruz. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor, temelinden sarsılıyor. Dünya ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağı tam olarak bilinmiyor. Dünyanın kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik döneme sürükleniyor. Komşumuz İran'a yönelik saldırılarla başlayan sürece şahitlik ediyoruz. BM sisteminin sembolize ettiği egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuk, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bu değerleri yok sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar. Belirsizlik, gerilim, çatışma ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas konjonktürde Türkiye'nin tavrı bellidir. Biz bölgemiz ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Türkiye olarak sulhü sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın, dayanışmanın ve işbirliğin tarafındayız. Evrensel değerler, adalet ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutların, soykırımcıların değil hakkın, hakikatin, insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. Bu çizgimizi, duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, bize insan ve demokrasi hakları dersi verenler susarken hakkı haykırdıysak, zalimlere boyun eğmediysek adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin kılına dahi zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı, fakat haydutlar karşısında bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapı, ekonomi, diplomasi, ordu, savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek Türkiye Yüzyılı'na hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleriyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 23 Nisan 1920'den bugüne Meclisimiz milli dertlere milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu gazi Meclis ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos'ta kurulan Mili Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirdi. Komisyon nihai raporunu kabul etmiş, sürece olan inancını göstermiş, terörsüz Türkiye'ye giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız sayın Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum. Partimizi ve ittifakımızı komisyonda başarıyla temsil eden arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günlerde ülkemizi bu sorundan kurtarmak için gerekli özgüveni ve cesareti göstereceklerine inanıyorum. Türkiye'yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Emin ve kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak diğer siyasi partilerimizin de müspet katkıları ve sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, onbinlerce vatandaşımızın canını yakan, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye'yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı müteessir etmeden meşru ve makul zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında ağır yüklerinden kurtulmuş aydınlık yarınlara doğru koşar adım gidecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.