SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Bursa: Bursa yönetilemiyor! Haber

İYİ Parti Bursa: Bursa yönetilemiyor!

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, 2025 yılı yerel ve genel değerlendirme toplantısında, Bursa’nın ulaşım, altyapı, çevre ve kentsel dönüşümdeki kronik sorunlarını gündeme taşıdı. İl Başkanı İsmail Kaya, “Bursa sahipsiz değil, sorumluluk almaktan geri durmuyoruz” dedi. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, “2025 Yılı Yerel ve Genel Değerlendirme Toplantısı”nda, Bursa’nın yerel yönetim performansını ve ülke gündemini masaya yatırdı. Toplantının açılışında konuşan İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa’nın sanayi, tarım ve ihracat gücü olmasına rağmen hak ettiği yatırımları alamadığını, çevre sorunları, altyapı ve ulaşım problemlerinin kronikleştiğini söyledi. Başkan Kaya, “Bursa sahipsiz değildir. Milletvekillerimiz Ankara’da Bursa’nın sesi ve vicdanı olmaya kararlılıkla devam ediyor. Bizler günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Bursa için, Türkiye için sorumluluk almaktan geri durmuyoruz” ifadelerini kullandı. ULAŞIM KRİZİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Toplantıda özellikle ulaşımın Bursa’daki iki boyutunu vurgulayan Kaya, şehir içi ulaşım ve şehirlerarası bağlantılara dikkati çekti. Başkan Kaya, hızlı tren projesi ve Yenişehir Havalimanı’ndaki hizmet eksikliklerini eleştirerek, “Koskoca kentin ulaşımı dün de arap saçıyken, bugün de arap saçıdır. Sabahın erken saatlerinde dahi ulaşım bir çileye dönüşmüş durumda” dedi. Kaya, ayrıca metro, metrobüs ve finiküler projelerinin söz verilen sürelerde tamamlanmadığını da belirtti. KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ÇEVRE SORUNLARI Bu arada deprem riskine karşı kentsel dönüşümün hayati önem taşıdığı vurgulanan toplantıda, Bursa’nın büyük bölümlerinin risk altında olduğu belirtildi. İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın halen güncellenmemiş olmasına dikkat çekerek, plansız kentsel dönüşümün ve imarda hukuksuzlukların sürdüğünü söyledi. Hava kirliliği ve sanayi bölgelerindeki çevre sorunlarının da ele alındığı değerlendirme toplantısında Başkan Kaya, “Hava kirliliğinin çözümü vatandaşa maske dağıtmak değildir. Çözüm, kirleten kaynakları tespit etmek ve caydırıcı önlemler almaktır. Bu anlayışla devam edildiği sürece, billboardları süsleyen “Gülümseyin Bursa’dasınız” sloganının yerini “Bursa’da hava kirliliği uyarısı” tabelalarının alması kaçınılmazdır" diye konuştu. İYİ PARTİ’NİN BURSA’DAKİ ÇALIŞMALARINA ÖVGÜ Toplantıda konuşan İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ise, Bursa'nın ve Bursalının menfaatinin, kamunun menfaati olduğunu öne sürerek, bugüne kadar yapılmayanların hesabının sorulması gerektiğini söyledi. Kendisinin 2025 yılında TBMM'de Bursa’ya ilişkin 205 soru önergesi, 11 araştırma önergesi, 75 genel kurul konuşması, 21 komisyon konuşması ve 4 kanun teklifi verdiğini anımsatan Milletvekili Türkoğlu, parti rozetini bir kenara bırakarak Bursa’nın genel menfaatleri için mücadelelerini sürdürmeye devam edeceğini belirtti.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden Bursa'da yıkım tepkisi: Yıkım çözüm değil Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden Bursa'da yıkım tepkisi: Yıkım çözüm değil

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’da yaptığı açıklamada Mudanya başta olmak üzere milyonlarca yapının yıkım tehdidi altında olduğunu belirterek, imar planı yapmayan belediyelere tepki gösterdi. BURSA (İGFA) -İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’da yaptığı basın açıklamasında milyonlarca yapının yıkım tehdidi altında olduğunu belirterek, imar planı eksikliğinin bedelinin vatandaşa ödetildiğini söyledi. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, ruhsat ve imar gerekçeleriyle ülke genelinde milyonlarca yapının yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Başkan Hacıoğlu, sorunun temelinde belediyelerin yıllardır imar planlarını yapmamasının yattığını kaydetti. 2014’te yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası sonrası kırsal alanların plansız bırakıldığını ifade eden Hacıoğlu, köylülerin barınma ve üretim için yaptığı yapıların ceza, dava ve yıkım kararlarıyla karşılaştığını dile getirdi. 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı’nın ise uygulamadaki hatalar nedeniyle yeni mağduriyetler oluşturduğunu belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde ortak tablonun imar planı eksikliği, çözüm iradesinin yokluğu ve buna karşın cezalar ile yıkımlar olduğunu söyledi. Mudanya’da özelinde köylülerin evlerini yenilemek istediğinde “imar yok” gerekçesiyle engellendiğini öne süren İbrahim Hacıoğlu, “İmar planını yapmayanlar bedeli vatandaşa ödetiyor” dedi. Yıkım uygulamalarına son verilmesini isteyen Hacıoğlu, imar planlarının derhal hazırlanması ve sorunun TBMM’de yasal düzenlemeyle çözülmesi çağrısında bulundu. Hacıoğlu, bu meselenin hukuki değil siyasi bir sorumluluk olduğunu belirterek, bu sorumluluğun hesabının günü geldiğinde sandıkta ve kamuoyunda sorulacağını söyledi. Dernek üyeleri ve yapı kayıt mağdurları açıklamalarını “Hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla sona erdirdi.

TBMM Libya tezkeresini onayladı... TSK’nın Libya görevi 24 ay uzatıldı Haber

TBMM Libya tezkeresini onayladı... TSK’nın Libya görevi 24 ay uzatıldı

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı tezkeresiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya’daki görev süresi 2 Ocak 2026’dan itibaren 24 ay daha uzatıldı. AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, tezkerenin askeri değil, stratejik ve tarihsel bir sorumluluk olduğuna vurgu yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Libya’daki görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi. Oylama sonucunda, TSK’nın Libya’daki görev süresi 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren 24 ay daha uzatılmış oldu. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Genel Kurul’daki görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, Libya tezkeresinin bir askeri yetkilendirme konusu olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Oktay, “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?” şeklindeki eleştirileri anlamsız bulduklarını ifade etti. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre, muhalefet partilerini eleştiren Oktay, Türkiye’nin güvenlik, dış politika ve tarihsel sorumluluklarını dikkate alarak hareket ettiğini söyledi. Türkiye’nin sınır komşularının ve bölgesel gelişmelerin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Oktay, Libya ile ilişkilerin 16. yüzyıla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzandığını hatırlattı. Oktay, Libya’nın yaklaşık 115 yıl öncesine kadar Osmanlı Devleti ile aynı siyasi çatı altında bulunduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Trablusgarp’ta verdiği mücadelenin, Türkiye’nin Libya’daki tarihsel sorumluluğunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. “Mavi Vatan”ın Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Oktay, Türkiye’nin her zaman Libya halkının yanında durduğunu söyledi. Görüşmelerin tamamlanması sonrasında yapılan oylamada Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Meclis çoğunluğunun oyuyla kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri tanıtıldı Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri tanıtıldı

Bursa'da Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen tanıtım toplantısında, Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek kapsamlı etkinlik programı kamuoyuyla paylaşıldı. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - Uludağ’ın eteklerinde şekillenen ve yüzyıllara yayılan tarihiyle pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Bursa’da, “Bursa’nın Fethinin 700. Yılı” etkinliklerinin tanıtım toplantısı Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa’nın fetih anlayışının eşitlik ve birlikte yaşama kültürü üzerine kurulduğunu vurguladı. DAĞLAR DİYARI, İLK PAYİTAHT, İLK BAŞKENT BURSA Düzenlen toplantı da etkinlikler hakkında bilgi veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın: “Eşitlik anlayışıyla; isteyenlerin bu topraklarda yaşamaya devam edebileceği, isteyenlerin ise dönemin Bizans başkenti İstanbul’a gitmesi için kolaylıkların sağlandığı bir anlayışla fethedilmiş bu şehir. Osman Gazi’nin ve Orhan Gazi’nin attığı temeller üzerinde yükselen; belki de o gün küçük bir beylikten, koca bir imparatorluğun doğmasına vesile olan Bursa. Dağlar diyarı, ilk payitaht, ilk başkent Bursa. Hepimizin burada yaşamaktan şeref ve onur duyduğu bu kadim şehirde, Bursa’nın fetih anlayışını yansıtan 700. yıl kutlama şenliklerine hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” dedi. BU BAYRAK YARIŞINI DEVRALDIK Bursa’nın tarih boyunca Bitinya’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir mirasa ev sahipliği yaptığını belirten Aydın, fetih ve Osman Gazi’yi anma etkinliklerinin 21’incisini düzenlemenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Önceki dönem belediye başkanlarının başlattığı bu geleneği devraldıklarını ifade eden Aydın, “Bu bayrak yarışını daha ileri taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu. MECLİS KÜRSÜSÜNE SİYAH ÖRTÜ ÖRTÜLDÜ Konuşmasında Bursa’nın işgal yıllarına da değinen Aydın, Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerine yapılan saygısızlık üzerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM kürsüsüne siyah örtü örtülmesini hatırlatarak, Bursa’nın 11 Eylül 1922’de özgürlüğüne kavuşmasıyla bu örtünün kaldırıldığını anlattı. Bursa’yı fetheden ecdadın bıraktığı izlerin Alaaddin Camii, Orhan Camii, Ulu Camii, Yıldırım Bayezid Külliyesi, Yeşil Türbe, Kapalı Çarşı ve daha nice eserle Bursa’nın kalbinde yaşamaya devam ettiğini kaydeden Başkan Aydın, "Bu eserleri korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak bugün hepimizin sorumluluğudur. Normalde fetih etkinlikleri ve Osman Gazi’yi anma programları her yıl 6 Nisan’da başlar ve Nisan ayı boyunca devam ederdi. Ancak bu yıl, yaklaşık sekiz ay önce ekiplerimiz çalışmalarına başlamış ve 2026 yılını, Bursa’nın fethinin 700. yılı olarak ele alan kapsamlı bir program hazırlanmıştır. Ocak ayından Aralık ayı sonuna kadar sürecek bu program kapsamında; tarihi koşulardan rahvan at gösterilerine, kültürel ve sanatsal etkinliklerden uluslararası buluşmalara kadar dolu dolu bir yıl planladık. 36 kardeş şehrimizin Bursa’da buluşmasıyla, yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada Bursa’nın fetih ruhunu yeniden hatırlatmayı hedefliyoruz" diye konuştu. 700. YILA ÖZEL LOGO TANITILDI Bursa’nın fethinin 700. yılına kalıcı bir simge kazandırmak amacıyla düzenlenen logo yarışmasının da sonuçlandığını belirten Başkan Aydın, halkın katılımıyla güçlü ve estetik bir logo ortaya çıktığını söyledi. Hazırlanan logonun tasarımcısı Tacettin Yaldız da, Bursa’nın köklü tarihine ve fetih ruhuna yakışır bir simge ortaya koyabilmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu söyledi. Yaldız, logo tasarımının ortaya çıkış hikâyesini ve bu süreci anlatan tanıtım videosunu hep birlikte izleyeceklerini belirterek, kıymetli çalışmada emeği geçen, destek veren herkese gönülden teşekkür etti.

2026 yılı merkezi bütçe kabul edildi Haber

2026 yılı merkezi bütçe kabul edildi

TBMM Genel Kurulu'nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve 2024 Kesin Hesap Kanunu teklifleri ayrı oylamalarla kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, oylamalar ardında yayımladıkları mesajlarda, her iki bütçe kanununun Türkiye'ye hayırlı olmasını dilerken, TBMM'ye yoğun çalışmalardan ötürü teşekkür etti. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ayrı ayrı yapılan oylamalarda kabul edildi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin oylamasında 569 oy kullanıldığını, teklife 320 kabul, 249 ret oyu verildiğini, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin oylamasında ise 563 oy kullanıldığını, teklife 316 kabul ve 247 ret oyu verildiğini bildirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından bir mesaj yayımladı. Kurtulmuş, mesajında, “2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerinde görüşmelerimizi tamamladık. 2026 bütçesi, ülkemize, devletimize ve milletimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, oylamalar sonrasında yayımladığı mesajında, "Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kabul edilen 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu süreçte yoğun bir mesai harcayan Gazi Meclisimize ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum. 2026 yılı bütçemiz hayırlı, uğurlu olsun" ifadelerine yer verdi. https://twitter.com/RTErdogan/status/2002849056595321280

AK Partili Yavuz Gözgeç: Bütçemizin istikameti Türkiye Yüzyılı'dır Haber

AK Partili Yavuz Gözgeç: Bütçemizin istikameti Türkiye Yüzyılı'dır

AK Parti Bursa Milletvekili Av. Emine Yavuz Gözgeç, TBMM’de 2026 Yılı Bütçe Görüşmeleri’nde yaptığı konuşmada, bütçenin bir politika belgesi olduğunu vurgulayarak “Türkiye Yüzyılı bir vizyon, bir gelecek hayalidir” dedi. AK Parti Genel Merkez Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı, TBMM Adalet Komisyonu Sözcüsü ve Bursa Milletvekili Av. Emine Yavuz Gözgeç, 2026 Yılı Bütçe Görüşmeleri kapsamında TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Bütçenin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade eden Gözgeç, “Bütçemizin hedefi ve istikameti Türkiye Yüzyılı’dır. Biz bu ülke için hayal ettik ve hayallerimizi hayata geçirdik” dedi. AK Parti iktidarları döneminde yapılan çalışmaları hatırlatan Milletvekili Yavuz Gözgeç, vesayet odaklarına son verildiğini, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin sağlandığını, Ayasofya’nın özgürleştirildiğini, Karadeniz’de doğal gazın, Gabar’da petrolün bulunduğunu, TOGG’un, İHA ve SİHA’ların üretildiğini belirtti. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığını, engelliler ve gençler için önemli sosyal desteklerin hayata geçirildiğini vurguladı. Muhalefetin “kadını eve hapsediyorsunuz” eleştirilerine de yanıt veren Gözgeç, evin bir hapis değil, yuva olduğunu ifade ederek, “Ev; güvenli limandır, aile olmanın huzurudur. Bu milletin değerlerini anlamadan yapılan eleştiriler gerçeği yansıtmıyor” dedi. Geçmişte başörtülü kadınların yaşadığı ayrımcılıkları hatırlatan Emine Yavuz Gözgeç, kadınların eğitimden siyasete kadar her alanda inançları ve kıyafetleri nedeniyle dışlandığını, bu yasakçı zihniyetin AK Parti döneminde sona erdiğini söyledi. Bugün kadınların siyasette, yargıda ve eğitimde daha güçlü şekilde yer aldığını belirten Gözgeç, Meclis’te kadın milletvekili oranının yüzde 20’lere ulaştığını, öğretmenlerin yüzde 62’sinin, hâkim ve savcıların yüzde 38’inin kadın olduğunu kaydetti. Konuşmasını, “Kadın erkek omuz omuza, bu ülkenin huzuru ve geleceği için çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde daha yapacak çok işimiz var” sözleriyle tamamlayan Gözgeç, bütçenin ülke için hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı Haber

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Asgari ücret 30 bin lira olması gerekiyor. bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler." dedi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınına konuk oldu. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 2026 yılı bütçe teklifi hakkında, “Bir kez daha hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu hafta aslında Meclis’te bütçe görüşmeleri Genel Kurul aşamasına geçti. Bundan önceki cumartesi günü de Bütçe Hakkı Mitingi vardı, Ankara Tandoğan’da. Çok anlamlı bir mitingti. 70’in üzerinde bileşen, bütçe hakkı için bir araya geldiler. Ben de o mitinge katıldım. Hem emeklinin, hem emekçinin bütçe hakkı savunuluyordu. Tabii o çerçeveden bakınca zaten bugün Meclis’te yapılanlara bütçe görüşmesi demek zor” dedi. Özel, şöyle devam etti: “MECLİS GENEL KURULU ONLARA GÖRE DEKOR OLDU” “‘Yani bir meclis kurulmuş da sonra bütçeyi yapsın diye komisyon kurulmuş, o da bütçe yapmış’ diye bir şey yok insanlık tarihinde. Magna Carta, tek adamın vergiyi tek başına belirleyemeyeceğini yazıya dökmesiyle, insanlık tarihinin en önemli kazanımının ilk somut adımıdır. O günden itibaren devletin vergi alan sağ eliyle dağıtan, şefkatli sol elinin dengesine meclisler karar verir. Önce 1215’te bir yazı olarak kazanım oldu. Devamında 17’nci yüzyılda damgasını vuran ‘temsil yoksa vergi de yok’... Yani bir mecliste temsil edilmiyorsam vergi de vermem. İngiliz parlamentosu, Fransız ihtilaliyle Fransız parlamentosu ve bizde biraz daha geç olmakla birlikte önce bütçe hakkı elde edildi, sonra onun konuşulacağı yere çatı yapıldı. Oraya meclis dendi. Meclisten önce kazanılmış bir hak bu. Ama şimdi Meclis’te görüşülüyor, 12 gün sonra bitecek. Diyelim ki 600 milletvekili reddetti bütçeyi. Bütçe, geçen senekinin üzerine yeniden değerleme oranı konup devam edecek Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ve tek adam rejiminde. Neden? Çünkü OHAL’de değiştirdikleri anayasaya bunu koydular. ‘Eğer bütçe geçmezse bir önceki bütçeye yeniden değerleme oranı konulur. Ona göre hükümet devam eder.’ Düşünün ki milletin meclisinin tamamı bütçesini reddetmiş… Normalde bütçesi geçmeyen hükümetler dünyada düşer, yerine yenisi konulur. Türkiye siyasi tarihinde de örnekleri var. Ama maalesef bütçenin göstermelik bir şey olduğu, yani artık bizim Meclisimiz onlara göre, onların getirdiği rejime göre bir dekor orası, Genel Kurul salonda. Milletvekilleri oyuncu, halk seyirci, demokrasi de adeta orada atılan bir tirad. Yoksa bir karşılığı yok. Önce bu tespiti yapmak lazım.” “BU BÜTÇE ‘-MIŞ GİBİ’ YAPAN BİR BÜTÇE” “Devamında; bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe ‘-mış gibi’ yapan bir bütçe. Bu bütçe aslan payını iktidarın, iktidarın önceliklerinin; işte büyük holdinglerin, şirketlerin, onların vereceği vergilerin affedildiği veya büyük teşviklerin, Kamu - Özel İşbirliği’ne büyük paraların, Yap - İşlet - Devret’lere büyük paraların aktarıldığı ama emeğin, emekçinin ve emeklinin hakkını alamadığı bir bütçe bu. Tabii bugün 16 bin lira en düşük emekli maaşından, 22 bin lira asgari ücretten bahsediyoruz. Geçen sene AK Parti, kendi pratiğini ki o pratik de gerçekleşen bir pratik değil ama hep şunu söylüyordu; ‘Biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiyoruz.’ Nasıl ezdirmiyorsun? ‘TÜİK, bir enflasyon belirliyor ve biz enflasyon kadar zam veriyoruz.’ Bir kez TÜİK enflasyonu belirlemiyor, orada enflasyon üzerinden manipülasyon yapıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Zaten sen oradan, emekten bir şeyler çalıyorsun. Ama geçen sene TÜİK’in, ben ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye kısaltıyorum onu, onun rakamlarıyla da enflasyonu vermediler. Neyi verdiler? Beklenti enflasyonunu verdiler. Yani karnede sınavda aldığı notu değil de sınava girmeden önce umduğu notu veriyor. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir puanlama sistemi var mı? ‘Ben enflasyonu yüzde 20’ye düşürecektim, beceremedim yüzde 40 oldu. Sana 40 vermiyorum, 20 veriyorum.’ Önce düşür, sonra onu ver. Öyle olunca zaten gitgide gerçek enflasyon karşısında eriyen asgari ücret geçen sene ağır bir yara almıştı ve 22 bin lirada kaldı. Aslında 30 bin lira olması gerekiyordu. Şimdi bu 22 bin lira üzerine, bugün işte artık nihayet Türk-İş’in de katılmayı reddettiği Asgari Ücret Komisyonu‘nda oturup bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler.” “BUGÜNE KADAR KATILMALARI YANLIŞTI” (Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na TÜRK-İŞ’in katılmaması hakkında) “Doğru buluyorum ama bugüne kadar katılmalarını da yanlış buluyorum. Bu kadar adaletsiz bir komisyona bugüne kadar katılmaları yanlıştı. Bu seferki doğru. Ümit ediyorum bundan sonra belirlenecek asgari ücrete ki bir küçük parantez açayım, Türkiye’de konfederasyonların şöyle bir yanılgıları var veya sorumluluğu üstlerinden atıyorlar. Konfederasyon derken DİSK öyle yapmıyor ama TÜRK-İŞ özellikle şöyle yapıyor; ‘Asgari ücret benim işim değil ki’ diyor. ‘Bende işçi zaten asgari ücret almıyor.’ Doğru. Ama asgari ücret, Türkiye’de temel ücret oldu. Neredeyse kayıt dışı çalışanları da katarsanız ortalama ücret oldu. En büyük toplu sözleşme. Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Almanya’da asgari ücret, bir yıl alınan kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücretken Avrupa’da öyle bir ücretken Türkiye’de temel ücret. Asgari ücrete gelen zam oranı bütün ücretlere neredeyse aynen yansıyor. Yani asgari ücretin iki katı maaş alan için bile asgari ücretin nasıl belirlendiği, onun alacağı zam açısından çok önemli. Böyle bir fiiliyat var Türkiye’de. Şimdi böyle olunca bu asgari ücret meselesinde bir kez TÜRK-İŞ’in oturmaması doğru. Bütün sendikaların birden bunu kendi meseleleri yapmaları lazım. Çünkü bütün ücretlere yansıyor. Asgari ücret eğer 27 bin, 28 bin lira olacaksa bu bir yıl önce hak edilen asgari ücretin bile altında. 30 bin lira olması gerekiyor 28 binde. Bu tarihin en büyük emek hırsızlığı. Bunun karşılığında bir de emekli maaşına yapacakları zammı da düşünürseniz, o da 16 bin liranın üzerine gelecek zamla 20 bin lira gibi bir şey olması bekleniyor. Bugün için ilk kez tarihte asgari ücret verildiği gün açlık sınırının altında olacak. En düşük emekli maaşı da verildiği gün açlık sınırının üçte ikisi seviyesinde olacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben meydanlarda soruyorum. İşte, yoksulluk sınırı 98 bin lira. O da TÜRK-İŞ’in rakamları. Kocam meydanda yedi, sekiz kişi çıkıyor evine 98 bin liradan fazla maaş girenler. Bir maaş, iki maaş, üç maaş. Herkes tek bir asgari ücretle geçiniyor ve açlık sınırının altında. O yüzden de ‘Bu büyük bir sosyal patlamaya, sosyal infiale sebebiyet verir’ dedim. Neye göre dedim? Sokakta gördüğüm tansiyona göre, meydanda gördüm tansiyona göre.” “TATBİKAT GÖRÜNTÜSÜYLE ACINACAK HALİMİZE GÜLDÜK” (Grev yasakları için) “Evet, bu örgütlü tepkiyi bastırmaya yönelik bir iş. Bütün Türkiye’de askeri darbe dönemlerini, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir şekilde. Yani hiçbir şey yokken ortada... Yani bazen hani anlamıyorum ama hani onları anlamak isteyeyim. Olağanüstü şartlar olur da çok büyük travmaların olduğu günlerde de ne bileyim 15 Temmuz darbesinden bir ay sonra da grev olur, ‘Dur kardeşim, şimdi zamanı değil’ dersin. Veya böyle büyük toplumsal olaylar vardır. Türkiye belli bir sanayi koluna çok ihtiyaç duyuyordur, o milli güvenlik meselesidir. Ne bileyim işte top dökeceksindir de demir - çeliki durduruyordur adam. ‘Dur kardeşim savaşın içindeyiz, top dökeceğim. Demir - çelik durmaz; milli güvenlik…’ Hiçbir şey yok ortada. Milli güvenliği tehdit diye bütün grevleri erteliyorlar. Bu anayasadaki yetkinin, zaten olmaması gereken bir yetkinin suistimali, kötüye kullanımı. Ercüment Bey biraz önce söyledi. Bugün acınacak halimize tebessüm ettik. Kahramanmaraş’ta tatbikat yapıyorlar, ‘Efendim işçiler ayaklanırsa, grev yaparsa çevik kuvvet bunu nasıl bastıracak?’ Bunun tatbikatını yapıyorlar. Ama bunların hepsi örgütlü bir eylemliliğe karşı yapılan iş. Benim bahsettiğim bir sosyal patlama. Yani insanların artık burasına gelmiş, hatta daha da burasına gelmiş ve boğulmak üzere. “SOKAKTAKİ ÖFKEYİ BEN DAHA ÖNCE GÖRMEDİM” “Mesela sosyal patlamanın ilk basamağı şudur: Bir asgari ücretli bir yerde çalışıyordur. Gün boyunca ter döküyordur lokantada, mesela servis yapıyordur. O 22 bin lira maaş alacaktır. Bir beyefendi gelir, öğlen yemeğinde 22 bin lira hesap öder, gider. Bu o asgari ücretlinin içine dokunur. ‘Ya ben bir ay sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar burada ter döküyorum. Benim aldığım maaş burada…’ Bu başka bir şey. Bundan ciddi bir rahatsızlık duyar. Ama bir de o kişi evdeki çocuğunun karnını doyuramıyorsa, okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa veya bir baba evladının bu durumundan dolayı sürüklendiği bunalımı veya aklından geçenleri düşünüyorsa o vakitten sonra o toplumda ne olacağını öngöremezsiniz. Ben bunu çok samimi bir şekilde söylüyorum. Ben yıllardır sokakta siyaset yapan birisiyim. Bir Genel Başkan olarak da herhalde benim kadar sokakta olan yoktur. Ben sokaktaki öfkeyi daha önce görmedim. Açık açık da söylüyorum bu vakitten sonra bu insanlara böyle asgari ücrette, en düşük emekli maaşında alay edecek ve artık sürdüremeyecekleri yani laf olsun diye değil gerçekten bıçak kemikte. Bu insanlar, sohbet ettiğin herkes diyor ki… ‘Nasıl geçiniyorsun?’ ‘Borçla.’ ‘Nasıl döndürüyorsun?’ ‘O karttan bu karta.’ Artık kart da vermiyorlar. Hepsi patladı. Tefecilerin bu kadar çok olması, İstanbul’da çetelerin bu kadar çok olması, insanların sanal bahise yönelmesi… Hiçbirisini mazur görmüyorum ama hiçbirisi de kendiliğinden olan şeyler değil. Bunların ekonomik ve sosyal altyapısı var. Bu ülkeyi yönetenler şunun farkında değiller: Bu vakitten sonra artık bu insanlar ‘Eskiden ayda üç kere dışarıda yemek yerdik, şimdi bir kere yiyebiliyorum’, ‘Efendim ayakkabılarımı eskiden pençe yaptırmazdım, şimdi pençe yaptırıp giyiyorum’, ‘Bu sene bir palto alamadım’ değil. Bu değil adamın derdi, karnını doyuramıyor.” “YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR” (Erdoğan’ın işverenlere ‘Elinizi taşın altına koyun’ şeklindeki sözleri hakkında) “Erdoğan’ınki bir kere şöyle: Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, deyim yerindeyse. Bir kere şöyle bir şey var. Asgari ücreti belirleme meselesinde son sözü kim söylüyor? Kim söylüyor, kamu otoritesi söylüyor. Her şeyin sorumlusu sensin de bunun sorumlusu mu işveren? Bu diyor ki ‘Ben asgari ücreti bu kadar belirliyorum ama’ dilinin altındaki, bu asgari, sen üstünü ver. Ya nerede? Bir kere bu ülkede bir gerçeklik de var, bunun da altını çizeyim. Bazı sektörlerde asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bu olacak iş değil. Ama neden? Açmaz. Satranç da nasıl olur? Son hamleden dolayı artık açmaz olmaz. Oyun baştan beri yanlış kurulduysa açmaz olur. Şimdi tekstilde Mısır’daki asgari ücretle rekabet edecek adam ama verdiği asgari ücretle Türkiye’de geçinecek birisi. Öyle bir durum var ki alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bunun için burada hükümetin devreye girip ki biz kanuni teklifimizi de sunduk. Sektöre ve çalışan sayısına göre örneğin tekstilde çalışan işçiler için 10 bin 140 lira, ya da 1-10 arasındaki küçük esnaf için 10 bin 140 lira. Bir gruba 8 bin 101, bir gruba 5 bin 400 lira sosyal güvenlik primi desteği vaat ediyoruz. O da şu, eğer tekstilde belli bir sayının altında işçi çalıştırıyorsa 10 bin 140 lira eksik sigorta ödüyor. Asgari ücret veren için 28 bin lira, alan için 39 lira oluyor. Devlet yapacaksa bunu yapacak. Erdoğan çıkmış, ‘Kefenin cebi yok…’ Yani, ‘Ben asgari ücreti 28 bin lira belirledim ama varsın onlar 35 lira versin.’ Hangi sermaye, hangi işveren? Bir de bu piyasa ve rekabet şartlarında böyle babasının hayrına asgari ücrete zam yapar. Yok öyle bir şey. Sorumluluktan kaçmak için meseleyi karşıya yansıtıyor. Siyasi bir akrobasi yapıyor. Buna milletin karnı tok.”

CHP’li Sarıgül: Futbolda temiz eller operasyonu şart Haber

CHP’li Sarıgül: Futbolda temiz eller operasyonu şart

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, futbolda bahis soruşturmasını değerlendirerek Türk futbolunun arınmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Sarıgül, altyapıya önem verilmesi ve manipülatörlerin futbolla ilişkisinin kesilmesi çağrısında bulundu. CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesini eleştirdi. Sarıgül, bütçenin spora yeterli pay ayırmadığını belirterek, “Bu bütçe faiz bütçesidir. Cebimizdeki para faize gittiği için spora ve gençlere kalmıyor” dedi. Sarıgül, ülkedeki sporcu ve tesis sayısının artmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Sporda başarı sadece sayılarla anlatılmaz. Sporu tüm branşlarıyla ülkemize yayabildiniz mi, kalitesini yükseltebildiniz mi, altyapı sorunlarını çözebildiniz mi? Maalesef hayır.” dedi. “FUTBOLDA TEMİZ ELLER OPERASYONU ŞARTTIR” Sarıgül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “futbolda bahis” soruşturmasına atıfta bulunarak, Türk futbolunun ciddi bir arınmaya ihtiyacı olduğunu ifade ederek, “Geldiğimiz nokta makyajla kapatılmayacak kadar bir cerrahi müdahale gerektiriyor. Nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayansın maçları manipüle eden herkes ortaya çıkarılmalı ve futbolla ilişkisi mutlaka kesilmelidir. Türk futbolunu kirleten futbolcuların futbol hayatı bitirilmelidir.” diye konuştu. Sarıgül ayrıca, oyuncu eksilen kulüplere transfer yasağı getirilmesi ve kulüplerin altyapıdan oyuncularla mücadeleye devam etmesi gerektiğini söyledi. Milletvekili, Türkiye’de futbol kulüplerinde 400’den fazla yabancı oyuncu bulunduğuna dikkat çekerek, yabancı futbolcular yerine altyapıya yatırım yapılması gerektiğini vurguladı. Sarıgül, “Bunlar yapılmadan, bu düzen değişmeden ülke futbolunu ayağa kaldıramayız. Futbolda temiz eller operasyonu şarttır.” dedi. Sarıgül’ün açıklamaları, sporda şeffaflık, altyapıya önem ve genç yeteneklerin desteklenmesi yönünde güçlü mesajlar içeriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.