SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor Haber

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi. Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’ya kazandırılan dev eserlerin altını çizerek şunları kaydetti: “Su medeniyettir düsturuyla, kadim su kültürümüzü teknolojiyle harmanladık. Son 23 yılda Bursa’da hayata geçirdiğimiz 54 sulama tesisi sayesinde 493 bin 510 dekar araziyi suyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Toprağa düşen her damla su, Bursalı çiftçimizin emeğini berekete, memleketimizin ekonomisini ise güce dönüştürdü.” "Bursa’nın Su Hazinesini Baraj ve Göletlerimizle Geleceğe Taşıyoruz" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’nın tarımsal ve coğrafi gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bursa’nın iklimi üretim, toprağı bereket demek. Biz de bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için son 23 yılda 75 milyar 998 milyon TL’lik bir yatırım rekoruna imza attık. Şehrimize kazandırdığımız 25 baraj, 17 gölet ve 8 yer altı depolama tesisiyle tam 538 milyon m³ su depolama hacmine ulaştık. Modern su yapılarımızla Bursa’nın suyunu koruyor, toprağımızın gücüne güç katıyoruz.” "Bursa’da Yatırım Hamlesi Sürüyor: 4 Yeni Baraj ile Bereket Katlanacak!" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, devam eden projeler hakkında müjdeler vererek şunları söyledi: “Bursa’nın su potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için durmaksızın çalışıyoruz. Şu an inşaatı devam eden 4 büyük barajımız, Bursa’nın geleceğine can suyu olacak. Bu dev eserler tamamlandığında, 145 bin 275 dekar araziyi daha modern sulamayla buluşturacak ve şehrimize yıllık 34,38 milyon m³ içme suyu takviyesi sağlayacağız. Bizim için her damla su kutsaldır; o damlanın israf olmadan çiftçimize ulaşması en büyük önceliğimizdir.” “Bursa’ya Dev Koruma Kalkanı: Taşkın Riskine Karşı 27 Kalıcı Eser” Değişen küresel iklim koşullarının getirdiği riskleri, modern mühendislik projelerimizle yönetiyoruz. Bursa’da son 23 yılda tamamladığımız 27 taşkın koruma tesisi; şehir merkezimizden en uzak yerleşim yerlerimize kadar geniş bir alanda koruma kalkanı oluşturdu. 19 bin dekar verimli toprağımızı ve yerleşim yerlerimizi güvence altına alırken, yapımı devam eden 20 yeni projemizle riskleri minimize etmeyi sürdürüyoruz. Bursa’nın huzuru için projeler üretiyor, suyun gücünü kontrol altında tutuyoruz. Bursa’da Topraklar Birleşiyor, Tarımda Verimlilik Artıyor Bursa’da yürütülen arazi toplulaştırma çalışmalarının bölge tarımı için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, tescil işlemlerinde gelinen son noktayı paylaştı. Bursa genelinde tamamlanan 5 büyük projede 439 bin 560 dekar alanın tescilinin tamamlandığını belirterek, inşaat aşamasındaki işlerden gelen 38 bin 200 dekarlık kısmi tescille birlikte, toplamda 477 bin 760 dekar arazinin toplulaştırıldığını açıkladı. Sahadan gelen geri dönüşlerin projenin başarısını tescillediğini ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, şunları kaydetti: “Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerimizin çiftçimiz nezdindeki karşılığını yakından takip ediyoruz. Projenin ilk aşamalarında belirli bir çekince ve ön yargıyla yaklaşan üreticilerimiz, uygulamalar neticelendikçe toplulaştırmanın sağladığı kolaylıkları ve ekonomik faydayı bizzat tecrübe ettiler. Bugün o ön yargıların yerini büyük bir memnuniyet ve teşekkür almış durumda. Çiftçimizin işini kolaylaştıran, yakıt ve zaman tasarrufu sağlayan bu projelerimize, sahadan aldığımız bu güvenle ara vermeden devam ediyoruz.” "Yeşil Bursa’da Temiz Enerji Hamlesi: 12 Dev HES Tesisi Devrede" Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Akif Balta, Bursa’daki enerji yatırımları hakkında şunları söyledi: “Suyumuzu sadece tarımda değil, enerjide de en verimli şekilde değerlendiriyoruz. İşletmeye aldığımız 12 HES tesisi ile yıllık 660 milyon kWh temiz enerji üreterek Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasına destek oluyoruz. Suyumuzdan aldığımız bu temiz gücü enerjiye dönüştürerek, geleceğe daha aydınlık bir Bursa bırakmak için çalışıyoruz.” Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.

Dervişoğlu: Türkiye’nin güncel bir ulusal deprem eylem planı yok Haber

Dervişoğlu: Türkiye’nin güncel bir ulusal deprem eylem planı yok

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Dervişoğlu, yaşanan yıkımın yalnızca doğal afetle açıklanamayacağını, ihmaller ve denetimsizliklerin sonuçları ağırlaştırdığını söyledi. Türkiye’de 2012–2023 yıllarını kapsayan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın süresinin dolduğunu belirten Dervişoğlu, halen yürürlükte yeni bir planın bulunmadığını ifade etti. Dervişoğlu, bu durumu “yönetim sorumluluğunun terk edilmesi” olarak nitelendirdi. İstanbul ve Marmara Bölgesi için beklenen depremin bilimsel bir gerçek olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, bu risk karşısında güncel bir eylem planı olmamasının ihmalkârlık olduğunu söyledi. Musavat Dervişoğlu bu kapsamda İYİ Parti olarak TBMM’ye Meclis Araştırma Önergesi sunduklarını, ancak önergenin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini dile getirdi. Konuşmasında kalkınma ve nüfus yoğunlaşmasına da değinen Dervişoğlu, Türkiye’de nüfus ve ekonominin birkaç büyük şehirde toplandığını belirterek bunun hem güvenlik hem de kalkınma açısından sürdürülemez olduğunu savundu. “Anadolu’ya yeniden yerleşmeliyiz” çağrısında bulunan Dervişoğlu, üretim, sanayi, tarım ve yatırımların ülke geneline dengeli biçimde yayılması gerektiğini söyledi. Ekonomi başlığında ise kamu kaynaklarının yanlış kullanıldığını öne süren İYİ Parti lideri Dervişoğlu, enerji ihaleleri ve çeşitli düzenlemeler üzerinden milyarlarca dolarlık kamu zararı oluştuğunu iddia etti. Dervişoğlu, enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamı arasındaki farkın bilinçli bir tercih olduğunu savunarak, ekonomik güvenin zedelendiğini ifade etti. Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Suriye, PKK/YPG ve bölgesel gelişmelere değinen Dervişoğlu, terörle mücadelenin askeri kararlılık ve devlet ciddiyetiyle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Dervişoğlu, Türkiye’nin dış politikasında ideolojik ve kısa vadeli yaklaşımlar yerine rasyonel ve öngörülebilir bir çizgi izlemesi gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda Türkiye’nin temel sorununun plansızlık ve sorumluluktan kaçış olduğunu dile getiren Dervişoğlu, İYİ Parti’nin “önleyen, planlayan ve hesap veren bir devlet anlayışı” savunduğunu ifade etti.

Şadan Şimşek’ten Meriç Nehri uyarısı! Haber

Şadan Şimşek’ten Meriç Nehri uyarısı!

21. Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, “Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi”nin bölgeyi çevresel ve diplomatik krizlere sürükleyebileceğini söyledi. Edirne siyasetinin tecrübeli ismi Şadan Şimşek, Meriç Nehri’ne yönelik planlanan su projesine ilişkin eleştirilerini paylaştı. Şimşek, yıllar önce Ergene Nehri için yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını ve bugün Ergene’nin ciddi bir çevre faciasına dönüştüğünü hatırlatarak, benzer bir durumun Meriç Nehri için de söz konusu olduğunu belirtti. Projeyle ilgili riskleri üç başlıkta özetleyen Şimşek, yaz aylarında Meriç’in debisinin kritik seviyelere düşmesi, sanayinin yüksek su çekimiyle tarım ve ekosistemi tehdit edeceğini öne sürerek, Bulgaristan ve Yunanistan ile paylaşılan nehirde uluslararası planlama olmadan yapılacak su çekimleri, diplomatik ve hukuki krizler doğurabileceğini kaydetti. Şimşek, planlanan baraj ve su aktarım sistemleri nehrin doğal rejimini bozarak, taşkın dengesini ve halkın su hakkını tehlikeye atacağını kaydetti. “Meriç Nehri bir boru hattı değildir” diyen Şimşek, çözümün daha fazla su çekmek değil, sanayide zorunlu su tasarrufu ve geri kazanım sistemleri olduğunu vurguladı. Şimşek, açıklamasını meslek odaları, bilim insanları ve yerel yönetimleri projeye karşı kamusal sorumlulukla hareket etmeye çağırarak, “Su haktır, Meriç Nehri Trakya’nındır!” diyerek tamamladı.

Suyun geleceği Bursa'da konuşuldu... Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz Haber

Suyun geleceği Bursa'da konuşuldu... Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz

Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi. Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’DEKİ DÜNYA SICAKLIĞINA 2025'TE ULAŞILDI Etkinliğin açılışında konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. “TÜRKİYE, SU KITLIĞI ÇEKEN ÜLKE DURUMUNA GELEBİLİR” Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi” dedi. Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz” diye konuştu. Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız” diye konuştu. “GERİ KAZAN, YENİDEN DEĞERLENDİR” Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu bağlamda ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır” dedi. ‘AKILLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİM ANLAYIŞI’ Bursa’nın, sanayi ve tarım gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz; “3,5 milyon hemşehrimiz, bu şehirde üretmekte, çalışmakta, yaşamakta ve hayal kurmaktadır. DSİ tarafından yürütülen projeler sayesinde; Uludağ kaynakları, yeraltı suları, Nilüfer, Doğancı barajları ile şehrimize yılda yaklaşık 245 milyon metreküp su temin edilmektedir. Yapımı tamamlanan Çınarcık Barajı’ndan 145 hm³, planlanan Aksu Barajı ve Deliçay derivasyonu ile 42 hm³ ilave su kaynağı Bursa’ya kazandırılıyor. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki; bu rakamlar bize sadece bugünü kazandırır, bize ve gelecek kuşaklara yarını kazandıracak olan, akıllı ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıdır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre iklim değişikliği ve sıcaklıkların yükselmesiyle 2050 yılına kadar ülkemiz su kaynaklarının yüzde 25 azalması, buna karşın artan nüfus oranına bağlı olarak su talebinin yüzde 50 artması öngörülmektedir. Bu bilgiler üzerimize düşen sorumluluğun ne kadar önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyor” diye konuştu. ‘TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK TEŞKİL EDECEK’ Suyun toplumsal huzurun teminatı olduğunu belirten Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, “Su yönetimi, yalnızca bir çevre meselesi değildir. Son yıllarda ülkemizin şehir yönetiminin kalitesini, gelecek nesillere bakışımızı, yönetme kabiliyetimizi doğrudan gösteren bir başlıktır. Bugün bu salonda tüm kurumlarımızla birlikte ortaya koyduğu bu sinerji, bizim en büyük gücümüzdür. Buraya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bu ve bunun gibi çalışmalarımızla bizim hedefimiz sadece konuşmak değil; ortak akılla, bilimle ve gerçekçi yaklaşımlarla somut sonuçlar üretmektir. Bugün burada yapılacak her sunumun her tartışmanın, her önerinin, yalnızca Bursa için değil, Türkiye içinde örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ediyorum. Bu çalıştaydan çıkacak sonuçları raflarda bırakmayacağız. Uygulanabilir her öneriyi, kararlılıkla hayata geçireceğiz” diye konuştu. ‘YATIRIMLARIN YÜZDE 90’INI BİZ YAPTIK’ Bursa’yı çok sevdiğini ve şehir ile arasında gönül bağı olduğunu vurgulayan Orman ve Su İşleri eski Bakanı Veysel Eroğlu; “Evet bir iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Ancak doğru planlama yapılırsa ne Bursa’da ne de Türkiye’de herhangi bir su sorunu yaşanmaz. Yeşil Bursa’daki mevcut su yatırımlarının yüzde 90’ı bizim hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Bursa’da projelerin aksamaması için özel talimatı var. Dağdibi, Kocayayla, Ağlaşan Kayacık, Gözede, Yalıçiftlik, Çınarcık, Altıntaş, Karıncalı, Nilüfer, Boğazköy, Çiçeközü, Gökçesu barajları bizim dönemimizde Bursa’ya kazandırıldı. Bakınız 23 yılda Bursa’ya; 25 adet baraj, 12 adet HES, 54 adet sulama tesisi, 4 adet içme suyu tesisi, 27 adet taşkın önleme tesisi ve 5 adet arazi toplulaştırma projesi olmak üzere toplamda 152 adet tesis kazandırdık. Bu tesislerin yatırım maliyeti ise yaklaşık 76 milyar TL. Ancak bu yatırımlara rağmen Bursa’nın yaşadığı sıkıntılar ortada. Yakın vadede bu sorunu aşmak için Çınarcık barajı devreye alınmalıdır. Çınarcık Barajı’ndan su alınıp arıtma tesislerine taşınmalı. Bu su da Bursa’ya verilmelidir. Böylece Bursa’nın su sorunu kalmaz” ifadelerini kullandı. Su sıkıntısının son yılların en büyük sorunu olduğunu belirten MMG Genel Başkanı Yavuz Sarı ise; “Kuraklık ve buna bağlı olarak su sorunu son dönemde sıkça konuşuluyor. Bizler de bu soruna kökten çözüm üretmek için çalışıyoruz. İnşallah bundan sonrada daha fazla gayretle çalışmalarımızı artıracağız. Bu çözüm arayışlarına katkı sunacak çok önemli bir çalıştaydayız. Bu çalıştayı düzenleyen Başta Bursa Belediyeler Birliği Başkanımız Oktay Yılmaz olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. Çalıştayı düzenleyen Bursa Belediyeler Birliği’ne be Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey; “Bu çalıştay geleceğe imza atacak değerli bir iş olmuş. Çalıştayın verimli geçmesini diliyorum” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından çalıştay yuvarlak masa toplantılarıyla devam etti. Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı, 24 Ocak Cumartesi günü sona erecek.

Gürsu tarımı Libya’ya açılıyor Haber

Gürsu tarımı Libya’ya açılıyor

Bursa Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ve ekibi, Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği ANASİAD ile birlikte Libya’ya bir dizi görüşme ve ziyaret için program gerçekleştirdi. Heyet, Libya’da Gürsu tarımı için çok önemli iş birlikleri ve görüşmelerin temelini attı. Bursa Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’a, Belediye Başkan Yardımcıları Adem Yıldırım, Hakan Şener ve ARGE Müdürü Hüseyin Özmen eşlik etti. ANASİAD Başkanı Hakan Birkan’ın ve yönetim kurulunun da katıldığı görüşmelerde, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Libya Tarım Araştırma Genel Müdürlüğü yetkilileri, Türkiye Cumhuriyeti Libya Ticaret Müşaviri Suat Özbek, Libya Askeri Ataşesi İlkay Beril Aydemir, Libyalı İş İnsanı Abdurrauf Mustafa Buhajar, Libya Ticaret, Sanayi ve Tarım Odaları Genel Birliği Fuarlar İdaresi Başkanı İsam Abu Abdullah Aloul ziyaret edildi. GÜRSU SINIRLARINI AŞAN TARIMSAL HAMLELER Tarım başlıklı toplantıların yapıldığı görüşmelerde, Gürsu’nun tarımsal potansiyeline ilişkin sunumlar paylaşıldı. Gürsu tarımını ve tarım ürünlerini, kooperatif yapısını, atılacak iş birliği adımlarını detaylı aktaran Gürsu Belediyesi Heyeti, arge tabanlı iş fikirlerini ve projelerini, önerilerini de paylaştı. Yapılan temaslarla hem Türkiye’den Libya’ya ürün akışının hızlandırılması hem de Afrika pazarının kapısının daha geniş şekilde açılması hedefleniyor. Libya ziyareti ile ilgili Gürsu tarımında çok önemli bir ticaret hamlesini daha hayata geçireceklerini söyleyen Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, “ Temel amacımız sadece Gürsumuza değil, bölgesel kalkınmaya da destek sunacak, tarımdaki söz sahibi olduğumuz gücü perçinleyecek yeni ve sağlam ticari köprüler kurmak” dedi. ANASİAD ve Gürsu Belediyesi arasındaki bu sinerjiyle, Libya ile kurulacak bu güçlü iş birliği sayesinde yalnızca ikili ticari ilişkileri değil, aynı zamanda Afrika kıtasının genelindeki pazarlara erişim de güçlenecek. Bu doğrultuda Libya, hedef pazar olmanın ötesinde, Afrika’ya açılan bir kapı olarak değerlendiriliyor.

İYİ Parti Bursa: Bursa yönetilemiyor! Haber

İYİ Parti Bursa: Bursa yönetilemiyor!

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, 2025 yılı yerel ve genel değerlendirme toplantısında, Bursa’nın ulaşım, altyapı, çevre ve kentsel dönüşümdeki kronik sorunlarını gündeme taşıdı. İl Başkanı İsmail Kaya, “Bursa sahipsiz değil, sorumluluk almaktan geri durmuyoruz” dedi. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, “2025 Yılı Yerel ve Genel Değerlendirme Toplantısı”nda, Bursa’nın yerel yönetim performansını ve ülke gündemini masaya yatırdı. Toplantının açılışında konuşan İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa’nın sanayi, tarım ve ihracat gücü olmasına rağmen hak ettiği yatırımları alamadığını, çevre sorunları, altyapı ve ulaşım problemlerinin kronikleştiğini söyledi. Başkan Kaya, “Bursa sahipsiz değildir. Milletvekillerimiz Ankara’da Bursa’nın sesi ve vicdanı olmaya kararlılıkla devam ediyor. Bizler günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Bursa için, Türkiye için sorumluluk almaktan geri durmuyoruz” ifadelerini kullandı. ULAŞIM KRİZİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Toplantıda özellikle ulaşımın Bursa’daki iki boyutunu vurgulayan Kaya, şehir içi ulaşım ve şehirlerarası bağlantılara dikkati çekti. Başkan Kaya, hızlı tren projesi ve Yenişehir Havalimanı’ndaki hizmet eksikliklerini eleştirerek, “Koskoca kentin ulaşımı dün de arap saçıyken, bugün de arap saçıdır. Sabahın erken saatlerinde dahi ulaşım bir çileye dönüşmüş durumda” dedi. Kaya, ayrıca metro, metrobüs ve finiküler projelerinin söz verilen sürelerde tamamlanmadığını da belirtti. KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ÇEVRE SORUNLARI Bu arada deprem riskine karşı kentsel dönüşümün hayati önem taşıdığı vurgulanan toplantıda, Bursa’nın büyük bölümlerinin risk altında olduğu belirtildi. İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın halen güncellenmemiş olmasına dikkat çekerek, plansız kentsel dönüşümün ve imarda hukuksuzlukların sürdüğünü söyledi. Hava kirliliği ve sanayi bölgelerindeki çevre sorunlarının da ele alındığı değerlendirme toplantısında Başkan Kaya, “Hava kirliliğinin çözümü vatandaşa maske dağıtmak değildir. Çözüm, kirleten kaynakları tespit etmek ve caydırıcı önlemler almaktır. Bu anlayışla devam edildiği sürece, billboardları süsleyen “Gülümseyin Bursa’dasınız” sloganının yerini “Bursa’da hava kirliliği uyarısı” tabelalarının alması kaçınılmazdır" diye konuştu. İYİ PARTİ’NİN BURSA’DAKİ ÇALIŞMALARINA ÖVGÜ Toplantıda konuşan İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ise, Bursa'nın ve Bursalının menfaatinin, kamunun menfaati olduğunu öne sürerek, bugüne kadar yapılmayanların hesabının sorulması gerektiğini söyledi. Kendisinin 2025 yılında TBMM'de Bursa’ya ilişkin 205 soru önergesi, 11 araştırma önergesi, 75 genel kurul konuşması, 21 komisyon konuşması ve 4 kanun teklifi verdiğini anımsatan Milletvekili Türkoğlu, parti rozetini bir kenara bırakarak Bursa’nın genel menfaatleri için mücadelelerini sürdürmeye devam edeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan liderini ağırladı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan liderini ağırladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan lideri Abdulfettah el Burhan'ı ağırladı. Ticaret, tarım, savunma sanayii alanlarında işbirliğinin geliştirileceğinin açıklandığı görüşmede, Sudan'daki çatışmaların insani krize yol açtığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin barış çabalarını destekleyeceğini kaydetti. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştiren Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi. Liderler Türkiye ile Sudan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmede, Türkiye ile Sudan arasında ticaretten tarıma, savunma sanayiinden madenciliğe kadar birçok alanda iş birliğinin ilerletileceğini ifade edildi. Görüşmenin ayrıntılarını paylaşan İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan’da devam eden çatışmaların dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtığını, özellikle El Feşir bölgesinde insanlığa karşı suça varan eylemlerin yaşandığını ve bunları engellemek için ciddi ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirttiği ifade edildi. Türkiye’nin Sudan’da huzur, istikrar ve toprak bütünlüğünün korunmasını arzuladığını, ateşkesin sağlanması ile Sudanlılar arasında kalıcı barışın tesisinin hedeflendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin insani krizle karşı karşıya kalan Sudanlıların ihtiyaçlarını insani yardımlar yoluyla karşılamaya devam edeceğini kaydetti. Görüşme sonrasında çalışma yemeğine geçildi.

Bursa'da Saadet Partili kadınlardan 'yerli üretim' vurgusu Haber

Bursa'da Saadet Partili kadınlardan 'yerli üretim' vurgusu

Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları, Yerli Malı Haftası nedeniyle 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda basın açıklaması yaparak günün önemine binaen resim sergisi açtı. Basın açıklamasında, Türkiye ekonomisinin son yıllarda yaşanan ağır koşulların; artan hayat pahalılığından azalan alım gücüne, yükselen borç yükünden zayıflayan üretim kapasitesine kadar uzanan geniş bir alanda vatandaşları derinden etkilediğini belirten Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Ataş, "Gıda, kira ve eğitim başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşmakta; aile bütçeleri ayın yarısını bile taşımakta zorlanmaktadır. En düşük gelir grubunda, gıdaya ayrılan pay yüzde 36,6’ya çıkarken, yüksek gelir grubunda bu oran yalnızca yüzde 14,5’tir. Bu tablo, hayat pahalılığının en çok dar gelirliyi vurduğunu göstermektedir." dedi. Bir kilo etin fiyatının neredeyse haftalık bir gıda bütçesine eşitlendiğine değinen Ataş, "Peynir, yağ ve bakliyat gibi en temel ürünlere erişim bile birçok aile için ciddi bir yük haline gelmiştir. Eğitim enflasyonunun yüzde 66’ya yükselmesi ise çocuklu ailelerin yükünü daha da ağırlaştırmaktadır. Yaptığımız incelemeler göstermektedir ki; Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri, üretimden uzaklaşıp tüketime ve ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiş olmasıdır. Bugün cevizden mercimeğe, nohuttan temel sanayi girdilerine kadar pek çok ürünün ithal edilmesi, hem maliyetleri artırmakta hem de ülkemizin ekonomik direncini zayıflatmaktadır" diye konuştu. Üretim yerine tüketime dayalı modelin çökerek, kurulan şirket sayısının azalırken kapanan şirket sayısı arttığı, konkordato başvurularının yüzde 72 yükseldiğine vurgu yaparak, "Tamda bu nedenle, Yerli Malı Haftası, sadece takvimde bir hatırlatma günü değil; Türkiye’nin geleceğine, üretim gücüne ve ekonomik bağımsızlığına dair bir farkındalık çağrısıdır. Yerli üretim, güçlü ekonominin temelidir. Bir ülke kendi ürününü üretemiyorsa, kendi fiyatını da belirleyemez. Bir ülke tarımda dışa bağımlıysa, mutfak yangından kurtulamaz. Bir ülke sanayide dışа bağımlıysa, gençlerine iş ve istihdam sağlayamaz. Bizim çağrımız sadece 'yerli alalım' çağrısı değildir. Bizim çağrımız; Yerli üretimi güçlendiren, çiftçiyi, esnafı, üreticiyi destekleyen, ithalat bağımlılığını azaltan, Türkiye’nin ekonomik direncini artıran kapsamlı ve adil bir ekonomik düzenin kurulması çağrısıdır." açıklamasını yaptı. "Bir ülke yerli üretimle büyür, adaletli paylaşımla güçlenir" diyen Ataş, "Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, milletimizin emeğini kıymetlendiren, üretimigüçlendiren ve ailelerin nefes almasını sağlayan bir ekonomik düzen için gecegündüz çalışmaya devam edeceğiz. Yerlisi varken ithale mahkum olmayalım" ifadesine yer verdi.

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!” Haber

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!”

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin iş birliğiyle düzenlenen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, “Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” dedi. Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber ise “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı. Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11.’si düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, geniş bir dinleyici kitlesinin katılımıyla İstanbul’da başladı. Daha adil, dayanıklı ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirlerin, iş birliklerinin ve inovasyonun gündeme taşındığı Zirvede; akademi, finans, sanayi, iş dünyası, medya, KOBİ’ler ve STK’lar da dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Kaan Sidar: “Gıdayı doğru yönetirsek geleceği de yönetiriz” 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Kaan Sidar, “Dünya bugün yeterince gıda üretiyor; buna rağmen her 9 insandan 1’i hâlâ aç. Bu tablo, gıda sisteminin nasıl işlediğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu yıl ‘Gıdanın Geleceği İçin’ derken bizi bekleyen geleceği konuşuyoruz. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken daha az su, daha sınırlı toprak ve daha fazla riskle yaşayacağız. Üstelik küresel sera gazı salınımlarının yaklaşık yüzde 30’u gıda sistemlerinden geliyor. Dolayısıyla iklim gündemini gıda gündeminden ayrı düşünemeyiz” dedi. Sidar, “TÜGİS olarak sadece temsil etmeyi yeterli görmüyoruz, dönüşümü de yönetmek gerekiyor. Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Ayrıca dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı. “Sağlıklı toprak verimi yüzde 20 artırır” “Rejeneratif tarımı, döngüsel ekonomiyi ve dijitalleşmeyi gündeme taşıyoruz” diyen Kaan Sidar, “Çünkü sağlıklı toprak verimi yüzde 20’ye kadar artırabiliyor, doğru veriyle çalışan çiftçi aynı tarladan yüzde 15–20 daha fazla verim alabiliyor. Sektörün değerli temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nden çıkan fikirler raporlarda kalmayacak; sahaya inecek. Çünkü gıdayı doğru yönetirsek, geleceği de yönetiriz” şeklinde konuştu. Murat Sungur Bursa: “Söylemden eyleme geçmek zorundayız” “Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile her yıl sürdürülebilir bir gelecek için umudumuzu büyütüyoruz” diyen Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ise “İş dünyası bir dönem sürdürülebilirliğin izleyicisi konumundaydı; bu yaklaşımı kendi iç yönetimine yansıtamıyordu. Akademimiz iş dünyasında söylemden eyleme uzanan bir çizgide değişim ve dönüşüm yaratmak hedefiyle ortaya çıktı. Bu kapsamda paydaşlarımızla birlikte gıdanın sürdürülebilirliğini insan varlığının sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alıyor, söylemden eyleme geçmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu. Ersin Dilber: “2025 yılında 1,2 milyon gıda işletmesini denetledik’” Açılış konuşmacısı olarak söz alan Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, “Gıda artık küresel ölçekte güvenlik, sağlık, çevre, sürdürülebilirlik ve egemenlik başlıklarının kesişiminde yer alıyor. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskı; su kaynaklarını ve gıda zincirinin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu tablo içinde görevimiz gıdayı güvenli, sağlıklı, izlenebilir ve sürdürülebilir şekilde üretip tüketiciye ulaştırmak. Bakanlığımız suyu merkeze alan bir yaklaşımla hangi ürünün hangi alanda ne kadar ve nasıl üretileceğini ortaya koyan programla sistemli biçimde çalışıyor. Genel Müdürlüğümüz de gıdanın her aşamasında güvenilirliği sağlamayı esas alıyor. Her biri gerekli formasyona sahip 8 binin üzerindeki denetçiyle yılda yaklaşık 1 ila 1,5 milyon resmi kontrol gerçekleştiriyoruz” dedi. Dilber, “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Taklit ve tağşişle mücadelede denetim sonuçlarını şeffaf biçimde paylaşmayı temel ilke olarak görüyoruz. Kurduğumuz sistemle 2 bin 300’ün üzerinde ürünü kamuoyuna duyurduk. Laboratuvar altyapımızda 41’i kamuya ait olmak üzere 138 gıda kontrol laboratuvarında yılda 1 milyonun üzerinde numune çalışılıyor” dedi. Gelecek döneme ilişkin de konuşan Dilber, “Kamerayla denetim, risk bazlı ve veri temelli denetim modelleri ve kalıntı eylem planının yanı sıra pestisit kullanımında yeni kısıtlamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Mehdi Eker: “700 milyon insan açlıkla karşı karşıya” Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker ise “Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel ve bölgesel sorunlar, artık ‘kriz ötesi’ bir aşamaya yaklaştığımızı gösteriyor. Bu yüzden temenniyle yetinmeyen, pratik öneriler üreten bir anlayış inşa etmeliyiz. Son iki yüz yılda egemen olan yaklaşım dünyamızı oldukça zorladı. Doğal kaynakları aşındıran bu tabloya karşı doğru tahlil ve acil eylem gerektiren bir döneme girdik” dedi. Dünyanın insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa sahip olduğunu hatırlatan Eker, asıl sorunun ihtirasların frenlenmesinde olduğunu vurguladı. Eker, “Açlık, obezite ve israfın aynı anda büyüdüğü bir dünyada, üretilen gıdanın üçte birinin israf edilmesi kabul edilemez. Yaklaşık 700 milyon insan açlıkla karşı karşıya; obez sayısı 1,2 milyarı aşıyor. Ülkemizde de israfın kişi başına 102 kg düzeyinde olduğu ifade ediliyor. Bu tabloyu ancak paydaşların eşgüdüm içinde çalıştığı, koordinasyon–operasyon–iletişimi birlikte kuran yeni bir sistem yaklaşımıyla tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı. İsrafsız şirket vurgusu Ülker CEO'su Özgür Kölükfakı ise açıklamalarında israfsız şirketin önemine değinerek; “Sürdürülebilirlik bizim için çevreye, topluma ve ekonomiye aynı anda değer katmak, fayda sağlamak demek. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaj tasarımlarına kadar her alanda bu anlayışla hareket ediyoruz. 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyürken, kaynakları en verimli şekilde kullanıyor, doğaya ve insana saygılı üretim yapıyoruz. Fındıktan Fazlası, Buğdayda Onarıcı Tarım ve Kakaodan Fazlası projelerimizi geliştirerek sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülker’de ‘İsrafsız Şirket’ kültürümüzle her lokmada mutluluk vermek için aralıksız çalışırken toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, sürdürülebilirlik projelerimiz ve performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.