SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarih

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Kuşman, ömrünü Urartuca 'ya adadı Haber

Mehmet Kuşman, ömrünü Urartuca 'ya adadı

Dünyada sadece 12 kişi biliyor Van’da yaşayan ve dünyada Urartuca dilini okuyup konuşabilen sayılı isimlerden olan MehmetKuşman, yarım asrı aşan çalışmalarıyla Urartu medeniyetinin izlerini yaşatmayı sürdürüyor. Türkiye’de Urartuca bilen 7 kişiden biri olduğunu belirten Kuşman, kadim olan Urartu diliöğrenebilmek için yıllarını verdiğini söyledi. ANKA'ya konuşan Kuşman, Türkiye’de 7, dünyada ise Urartuca dili bilen 12 kişi olduğunubildirdi. Urartu diline 1962 yılında bölgeye gelen arkeologların yönlendirmesiyle başladığınıifade eden Kuşman, hayat hikayesini şu sözlerle anlattı: "Van'ın Gürpınar ilçesinin Çavuştepe Köyü'nde 1940 yılında dünyaya geldim. 1960'ta askeregittim. 24 aylık askerlik görevimi bitirdikten sonra köyüme, Çavuştepe'ye döndüm. Daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanları okulun etrafında dolaşırken gördüm.Yanlarına gittim. Kimsiniz? diye sordum. 'Biz arkeoloğuz, İstanbul'dan geldik. Çavuştepe'yi,yani adı Boldağı olan dağı kazacağız' dediler. "Üç yılda alfabe tamamlandı" İşçi olarak yazıldım. Kazıların ilk haftasında bir kitabe çıkmıştı. Kitabenin üstünde oturuyorlardı.'Hocam, kitabenin üstünde yemek yenmez' dedim. Aldık, getirdik. Aradan bir iki haftageçtikten sonra yine kitabeler peş peşe çıkmaya başlayınca, 'Hocam, ben bu yazıyıöğrenemez miyim?' dedim. 'Yok' dedi. 'Hocam niye?' dedim. 'Zor, kolay değil' dedi. Ondansonra bir doçent vardı, yanına gittim, yalvardım. Dedi ki, 'Azimli misin?', 'Evet, azimliyim'.dedim. 'O zaman biz 2-3 hafta sonra İstanbul’a döneceğiz. Sen de git, Van Kalesi’ndekiyazıtlara bak. Bir şeyler yap' dedi. Onlar gitti, ben de Van’a gittim. O zaman Van küçük bir şehirdi, orada da bir şey yoktu. Gittim, bir bakkaldan çizgili bir defter vebir kurşun kalem aldım. Kaleye çıktım. Orada iki çeşit yazıyla karşılaştım; biri Asurca, biriUrartuca. Onları yazdık. Şimdi alfabe yapacağım ama malzeme yok. İran'a gittim, oradakiyazıları da topladım. Türkiye’nin her tarafını dolaştım. Suriye'de Halep'e kadar gittim. O yazılarıgetirdim. Üç yılda alfabe tamamlandı. O zaman Türkiye’de Kültür Bakanlığı yoktu. Turizm vardıama Kültür yoktu. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Van Valiliği’netelefon geliyor, 'Mehmet Kuşman’ı Ankara’daki sempozyuma gönderin' diye. Valilik gönderdi.Gittim, taşı da gösterdim." "22 yılını verdi, 650 kelime öğrendi" Kuşman, o dönemde 15-20’ye yakın hocanın Urartuca bildiğini, kendisinin öğrenmesinin de 22yılını aldığını anlattı. Bu sürede ancak 650 kelime öğrenebildiğini belirten Kuşman, şöyle devam etti: "Doğru dürüst cümle de kullanamıyordum. Çünkü onların yazıları bizim yazılarımız gibi değil.Biz satır okuduğumuz zaman, o kelimelerin bir ikisinin yerini değiştirmek zorundasınız. Yoksatam anlamıyla cümleyi kuramazsınız. Onu da öğrendik. Ondan sonra yaş 65 olunca emeklioldum. 40 yıl 9 ay çalışmışlığım var. Emekli olunca bu sefer gönüllü olarak devam ettim. Burayagelenler beni çok seviyorlar. Sanki ben babalarıymışım gibi yanaklarımı öpüyorlar. Türkiye’de 7 kişi kaldık. İçlerinde en genç ben olduğum için bakanlık beni hep yurt dışınagönderiyor. Dünyada bu dili bilenlerin sayısı 12 ama hepsi yaşlı. Artık yürüyecek takat kalmadıonlarda. Urartuca dilini bilen bir çocuğum var, o öğrendi. Van’da SGK Müdür Yardımcısıdır. Amabu dil unutulur. Çok zahmet çektik. Ben çok emek vererek öğrendim. Çünkü bu yazı öyle biryazı, bu lisan öyle bir lisan ki devamlı kalbinde olacak. Kendi kendine konuşursun, sankideliymişsin gibi. Taşları görür, taşlarla konuşursun. Ağaçları görür, ağaçlarla konuşursun. Otlarıgörür, otlarla konuşursun." "Bizim için biraz geç bir keşif oldu ama çok keyifli oldu" Bölgeye Urartu tarihi hakkında bilgi edinmek için turla geldiklerini kaydeden Hakan Tekkaya iseUrartulardan kalma eserler, yazıtlar ve sarayların etkileyici olduğunu ifade ederek, şunlarısöyledi: "Ülkemizin bu doğal zenginliklerini ve güzel tarihini herkesin keşfetmesi gerekiyor. AyrıcaVan’ın kendine özgü doğası, havası, gölü, kedisi ve kahvaltısı ile müthiş bir yer olduğunudüşünüyorum. Yani ülkemizin çekim merkezlerinden biri. Bizim için biraz geç bir keşif oldu amaçok da keyifli oldu. Bu yapılarda da Mehmet Kuşman hocamızla beraber Urartu tarihi hakkındabilgi sahibi olduk. Kendisi Urartu alfabesini de okuyabiliyor." "Dilin devam etmesi lazım" Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Münevver Üçer ise bölgeye ve Mehmet Kuşman'aduyduğu hayranlığı şu cümlerle anlattı: "Şu anda gerçekten muhteşem bir tepedeyiz. Böyle büyük bir uygarlığın içinde olmakmuhteşemdi. Özellikle Mehmet Amca’nın anlattıklarını duyduktan sonra, 'Son kral MehmetKuşman' da diyebilirim. Bu kazıların devam etmesi gerekiyor ki Van’da kültür turizmi gelişsin.Kazı yapan herkese çok teşekkür ediyoruz. Biz İstanbul’dan geldik ama büyük bir grubumuzAntalya’da da var. Muhteşem bir tepe, muhteşem bir tarih. İyi ki buralardaymışlar. Müthiş birşey. Çünkü böyle bir dilin devam etmesi lazım. Mehmet Amca da gördüğüm kadarıyla birazyaşlı ama yaşını hiç göstermiyor. Çok dinç. Herhalde bu tepeleri devamlı gezdiği için. Özellikletarihimizi anlatan bu dillerin yaşatılması ve çoğalması gerekiyor. Yani bilen kişilerin çoğalmasıgerekiyor. Çünkü Mehmet Kuşman’dan sonra da bize bunları anlatacak genç nesillerin olmasıgerekiyor. Bunun için de önem verilirse seviniriz."

Fetih Sergisi 18 Mayıs'a kadar açık kalacak Haber

Fetih Sergisi 18 Mayıs'a kadar açık kalacak

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü nedeniyle Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü iş birliğiyle düzenlediği sergi açıldı. Hat, tezhip, minyatür ve ebru dallarında, 73 eserin yer aldığı ‘Fetih Sergisi’ 18 Mayıs tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Bursa Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki ( Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu) serginin açılışına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı, akademisyenler, öğrenciler, sanatseverler ve vatandaşlar katıldı. Fetih Sergisi’nin açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılının sadece bir tarih değil, aynı zamanda güçlü bir medeniyet idraki olduğunu belirterek, “Bursa’nın fethi; inançla, sabırla ve yüksek bir ideal uğruna verilen mücadelenin adıdır. Bizler de ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığımız 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, bu büyük mirası hemşehrilerimizle birlikte yeniden anlamayı ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyoruz. Tiyatrodan söyleşilere, sergilerden yarışmalara kadar çeşitli etkinliklerle tarihimize sadece bakmıyor, onu yaşıyor ve yaşatıyoruz. Yıldırım’ı kültür ve düşünceyle besleyen bir şehir haline getirme hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi. ‘RUHUNU KAYBETMEYEN ŞEHİR’ Bursa’nın tarihi, kültürü ve maneviyatıyla çok özel bir şehir olduğuna dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; “Bursa, 700 yıldır yaşayan, değişen, dönüşen, gelişen ama ruhunu kaybetmeyen bir şehirdir. Tarihi, kültürü, sanatı içinde barındıran köklü bir kenttir. Bizler bir toplumun ruhunun, kültür ve sanatla şekillendiğini biliyoruz. Kültür ve sanat; geçmişin izlerini taşır, bugünü anlamlandırır ve geleceğe yön verir. Bursa olarak her geçen gün zenginleşen bir kültürel hazineye sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bugünkü sergimizin de kentimiz için büyük bir zenginlik olduğuna inanıyorum. Bursa’nın 700 yıllık hafızası, sanatla yaşamaya devam edecek ve bizler bu hafızayı geleceğe taşımayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Sergide emeği geçen öğretim üyeleri ve öğrencilere teşekkür eden Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, “Zamanın ruhuna uygun, çok anlamlı ve güzel bir sergi oldu. Dilerim tüm Bursalılar bu sergiden yeterince istifade eder” dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı ise serginin büyük bir emeğin ve işçiliğin eseri olduğunu vurgulayarak, sergiye katkı veren herkese teşekkür etti.

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı Haber

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel olarak sürdürdüğü “Tematik Buluşmalar” etkinliği, bu ay yazar ve akademisyen Göktuğ Halis’i ağırladı. “Mitlerin Psikolojik Yorumsaması” başlığı altında gerçekleşen buluşmada, tarihin eski anlatılarını olan mitlerin, insanların zihin yapısını nasıl şekillendirdiği Nilüferli sanatseverlerle paylaşıldı. Dünya mitolojileri, semboller ve Anadolu’daki kadim inanışlar üzerine yaptığı çalışmaları paylaşan Göktuğ Halis, mitolojinin antik Yunan’a özgü olmadığını, insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine uzandığını söyledi. Halis, “Gerçek bir mitoloji bilimi için arkeoloji, tarih ve karşılaştırmalı din çalışmalarına bakmak zorundayız. Anadolu’nun kırsalında bir kuşla veya bir ağaçla kurulan ilişki bile hâlâ yaşayan bir mitolojidir” diye konuştu. PSİKOLOJİNİN MİTLERLE İMTİHANI Söyleşide, 19. yüzyılın sonundan itibaren psikolojinin mitoloji sahasına girişini ele alan Halis, Sigmund Freud ve Joseph Campbell gibi isimlerin teorilerini yorumladı. Halis, “Mitlerin büyük bir çoğunluğu sanılanın aksine sadece ruh bilimiyle değil, toplumsal sorunları çözme ve kültürel hafızayı koruma işleviyle var olmuştur” dedi. Mitolojinin en büyük gizemlerinden biri olan “tanrıların insanlığı terk etmesi” konusuna da değinen Halis, psikolojinin bu durumu çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkisinin kopuşuyla açıkladığını belirtti. Göktuğ Halis, kahramanlık mitlerinin dünya genelindeki benzerliğinin ise bireyin toplumda kendi kimliğini kazanma süreciyle ilgili olduğunu ifade etti. Etkinlik, dinleyicilerin soru ve görüşleriyle zenginleşen interaktif bir bölümle sona erdi.

Bursa’nın tarihi katmanları ve mahalle kültürü Bursa Kitap Fuarı’nda konuşuldu Haber

Bursa’nın tarihi katmanları ve mahalle kültürü Bursa Kitap Fuarı’nda konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin kentin akademik birikimine katkı sunmak amacıyla düzenlediği “Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü”nde başarılı olan araştırmacılar, Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda İznik’in katmanlı tarihini ve Hürriyet Mahallesi’nin değişen çehresini anlattı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar Salonu’nda düzenlenen “Bursa’yı Anmak, Bursa'yı Yazmak” temalı söyleşinin moderatörlüğünü Hacı Tonak yaptı. BU ZENGİNLİĞİ GELECEĞE TAŞIMALIYIZ İznik üzerine yaptığı araştırmayı anlatan Gözde Kirli, kentin sadece fiziksel yapılarından ibaret olmadığını vurguladı. İznik’in tarih öncesinden bu yana kesintisiz bir yaşam alanı olduğunu belirten Kirli, “İznik, tarih öncesinden beri varlığını sürdüren bir kent. Bugün hala bu kentte, surlarla beraber gündelik yaşantımızı hiç zorluk çekmeden sürdürmeye devam ediyoruz” diye konuştu. İznik’in stratejik, tarihi ve dini önemine de değinen Kirli, kentin neden sürekli bir mücadele alanı olduğunu şöyle açıkladı: “İznik bir ‘arzu nesnesi’ olarak tarihler boyunca ortaya çıkmış ve hep alınmak istenmiş bir yer. Bu yüzden sürekli savaşlara, tahribatlara ve depremlere maruz kalmış. Elimizdeki kent stoğu tükenmiş, yeniden yapılandırılmış. Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar her gelen kendi kültürünü getirmiş ve ciddi bir kültürel katmanlanma oluşmuş. Bugün göl altında gördüğümüz yapılar ise aslında yapıldıkları dönemde toprak üzerindeydi. Altımızda çok ciddi bir tarihi rezerv bulunuyor. Bunun için değerli madenleri de sayabiliriz. Doğru koruma politikalarıyla bu zenginliği geleceğe taşımalıyız.” MAHALLE KÜLTÜRÜ ZAYIFLADI Hürriyet Mahallesi’ndeki mekan ve gündelik yaşam ilişkisini inceleyen Sercan Eklemezler ise mahallenin hafızasını henüz tanıkları hayattayken kaydetmenin önemine dikkat çekti. Mahallenin kuruluş yıllarına dair ilginç bir anektodu paylaşan Eklemezler, “Mahalle ilk kurulduğunda tüm evler tek tip ve beyaz badanalıydı. İnsanlar gece vardiyasından geldiklerinde kendi evlerini bulamazlardı. Bu çok özel bir hatıradır. 1980’li yıllara kadar belediye başkanı ile mahallenin manavı aynı masada oturur, gündelik yaşamı paylaşırdı. Sonrasında ise sınıfsal ayrışmaları görüyoruz” dedi. Günümüzdeki toplumsal değişime de parmak basan Eklemezler, mahalle kültüründeki zayıflamaya dikkat çekerek, “Eskiden çocuklar sokakta büyür, annelerimiz ekmeklerimize reçel sürerdi ve hayat böyle akardı. Ancak saha çalışmam boyunca gördüm ki, artık mahallede kimse balkonlara bile çıkmıyor. Herkes kendi özel yaşantısına çekilmiş durumda. Biz sosyologlar olarak sadece tabloyu ortaya koyuyoruz. ‘Gündelik hayatın o eski canlılığına ve sokağın aktifliğine nasıl dönebiliriz?’ bunu sorgulamaya çalışıyoruz” diye konuştu. İlgiyle takip edilen söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Vekili Gülver Deniz, konuşmacılara teşekkür etti.

700 yıllık miras Bursa’da yeniden hayat buluyor Haber

700 yıllık miras Bursa’da yeniden hayat buluyor

Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yer aldığı organizasyona İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Kosova Mamuşa Belediye Başkanı Abdülhadi Krasnic, Obiliç Belediye Başkanı Halil Thaçi, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, yerli ve yabancı akademisyenler ile çok sayıda vatandaş katıldı. ‘Tablodan Mekana’ adlı serginin açılışıyla birlikte ziyaretçiler, Bursa’nın fetih sürecine ışık tutan eserler ve görsel anlatımlar eşliğinde adeta tarihin izinde bir yolculuğa çıktı. “700 YILDIR BU TOPRAKLARDAYIZ” Programın açılış konuşmasını yapan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, fetih etkinliklerinin geçmiş ile gelecek arasında sağlam bir köprü kurduğunu vurguladı. Başkan Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Osmangazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi’nin 700’üncü yılı etkinliklerine bugün başlıyoruz. Aralık ayında, bir yıl boyunca sürecek etkinliklerin başlangıcını burada vermiştik. Bugün ise bir sergi açılışı ve ardından gerçekleştireceğimiz panel ile 21 yıldır uygulanan geleneği sürdürmeye devam ediyoruz. ‘Tablodan Mekana’ sergimizi açıyoruz. Bu sergi, ünlü tabloların birebir canlandırılmasıyla oluşturulan fotoğraflardan oluşuyor. Sergide yer alan eserlerin tamamı, Bursa’da geçen sahnelerden esinlenmiştir. Sanat ve kültürel tarihimiz açısından geçmişin izlerini bugüne taşıyan son derece kıymetli bir çalışmadır. 6 Nisan 1326 tarihinde Orhan Gazi, Bursa’yı kuşatma yoluyla fethetmiştir. Bu fetih, kan dökülmeden, baskı ve zulüm uygulanmadan gerçekleşmiştir. Fetih sonrasında insanların barış ve kardeşlik içinde yaşayabileceği bir ortam sağlanmış, böylece büyük Osmanlı’nın temelleri atılmıştır. Ardından Cumhuriyet dönemi ve Kurtuluş Savaşı ile birlikte Bursa, tarih boyunca önemini korumuştur. Bugün, 3 bin yıllık geçmişiyle Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yapmış olan şehrimiz, gerçek bir medeniyet merkezidir. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kutlu olsun. 700 yıldır bu topraklardayız. Bu anlamlı yılın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.” Bursa’nın Fethi’nin 700’üncü yılı etkinliklerinin ilk programında yer almaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu da, “Osman Gazi’yi, atalarımızı ve fetihi bir kez daha anmak, hatırlamak için buradayız. Bütün dünyada sergilenen ve içerisinde güzide eserlerin bulunduğu bu sergiyi düzenleyen sanatçılarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bursa gibi güzel bir şehirde yaşamanın huzurunu devam ettirmek üzere herkesin emek ve katkı koyacağı, güzel günler olmasını diliyorum. Osmangazi Belediyemizi tebrik ediyorum” açıklamalarında bulundu. Fotoğraf Sanatçısı Neslihan Sağır Çetin ise, “Sanatta İz Bırakanlar ekibimizle birlikte Bursa’da yerli ve yabancı ressamların resmettiği, bugün Amerika ile Avrupa’daki büyük müzelerde sergilenen ünlü tabloları tanıtmak istedik. Tablolarda görülen mekanların Bursa’ya ait olduğunu vurgulamayı amaçladık. Osmangazi Belediyesi’ne bu sergiyi sizlerle buluşturduğu için çok teşekkür ederim. Umarım beğenirsiniz” diye konuştu. Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile protokol üyeleri, serginin açılış kurdelasını kesti. Akabinde sergi alanını gezen Başkan Aydın, tabloları tek tek inceleyerek eserler hakkında yetkililerden bilgi aldı. TARİH, KÜLTÜR VE GELENEKLE DOLU ETKİNLİKLER Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi etkinlikleri, 5 Nisan’da düzenlenecek Fetih Yürüyüşü ile devam edecek. Saltanat Kapı’dan başlayıp Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde sona erecek yürüyüşe ek olarak, aynı gün Tophane Meydanı (Saat Kulesi) merkezli programda açılış konuşmaları gerçekleştirilecek. Ayrıca uluslararası halk dansları, mehter ile kılıç kalkan gösterileri de izleyicilerle buluşacak. Programın bir diğer önemli ayağını oluşturan Tarihi Kent Koşusu, 12 Nisan’da Saltanat Kapı’dan başlayarak Pınarbaşı Meydanı’nda tamamlanacak. Bu özel organizasyon, sporu ve tarih bilincini bir araya getirerek geniş katılımlı bir buluşmaya sahne olacak. Kültürel etkinlikler kapsamında 18 Nisan’da DAĞDER - Tahtakale Mahallesi’nde Köy Kınası düzenlenecek. Ardından 19 Nisan’da Doğancı Mahallesi’nde Köy Düğünü gerçekleştirilecek. Program, kız evi ve erkek evi geleneklerinin yaşatıldığı özgün içerikleriyle dikkat çekecek. Renkli görüntülerin yaşanacağı organizasyon, 26 Nisan’da Armutköy Mahallesi’nde yapılacak Rahvan At Koşusu ile sona erecek.

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Restorasyon çalışmaları süren Bursa Muradiye (2. Murad) Camii 'nde 600 yıllık sır Haber

Restorasyon çalışmaları süren Bursa Muradiye (2. Murad) Camii 'nde 600 yıllık sır

Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümünün kutlandığı günlerde, 600 yıllık tarihi havuzun ortaya çıkarılması heyecanlandırdı. 600 yıl önce Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırılan ve uzun yıllardır gün yüzünde olmayan havuzun ortaya çıkarılması, kentin tarihine ışık tutarken büyük bir sevinçle karşılandı. Muradiye (2. Murad) Camii İmam Hatibi Muhammet Lütfi Taşci; "Sultan 2. Murat Hantarafından yaptırdığı bir havuz bugün ortaya çıkmıştır. Osmanlı tarihimize, geçmiş tarihimize ve Bursa'mızın hafızasına yepyeni bir hizmet gerçekleşmiş, yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bunun onurunu, gururunu, sevincini, heyecanını yaşıyoruz. Belki de bir anlamda Tevbe Suresi'nin 18. ayeti kerimesinin muhatabı olmanın da şerefini yaşıyoruz. Buyuruyor ya Rabb'imiz, 'Şüphesiz ki mescitleri ancak Allah'a iman edenler, namazlarını kılanlar, zekâtlarını verenler, Allah'tan layıkıyla korkanlar imar ederler' buyuruyorlar ya. İşte bugün camimizin bir bölümü, 600 sene evvel ortaya çıkan bir havuz ve camimizin etrafındaki drenaj ve kalem işçiliği ve çeşitli hizmetlerin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir hizmet zaman dilimini yaşıyoruz. Cenabı Allah'a sonsuz hamd ediyoruz" dedi. "Bu hizmetlerin oluşumunda elbette ki öncelikle Bursa Valisi Erol Ayyıldız'a, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır'a, Osmangazi İlçe Müftüsü Mehmet Uzun'a, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Erdal Çetindağ'a, Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız'a, Bursa Müzeler Müdürü Ahmet Türkmenoğlu'na, akademisyenlerimize, üniversitelerden burada bilimsel çalışma yapanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." "RİVAYETLE BAŞLADIK, GERÇEK OLDU" Titizlikle yürütülen çalışmaları anlatan restorasyon şirketi yetkilisi Selim Haşlak, ise "Ocak ayının 19'unda yer teslimi yapılarak işe başladık. O gün bugündür çalışmalarımız burada ve dışarıda devam ediyor. Burada ilk aşamada rivayetle birlikte bir süreç başladı. Diğer Camilerde olduğu gibi burada bir havuzun olma ihtimalinden bahsedilerek bize yer teslimi yapıldı. Biz de o gün çalışmaya başladık. Görüldü ki gerçekten öyle bir havuz varmış bulduk. Allah bize nasip etti. Altı yüz yıllık bir havuz. Bulduğumuz kalıntılara göre, havuz sekizgen yapıda olup çini bordürlerle çevrilmiştir. Şu an çalışmalarımız devam ediyor" dedi. "ÇALIŞMALAR TABHANE BÖLÜMLERİNDE SÜRÜYOR" Haşlak, "Şu an sağlı, sollu, tabhane dediğimiz bölümlerin yükseltisine göre devam etmekteyiz. Araştırmalarımız havuz ile tabhane kodu arasındaki bağlantı yönünde ilerlemektedir. Şu an zaten sağ tabhanemizdeki yükseltinin kalıntısı bulunmuştur. Oraya doğru çalışmamız devam etmektedir. Bursa Koruma kurulumuzun almış olduğu kararlar doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "ARAŞTIRMALAR KÜTÜPHANELERDEN BAŞLADI" Yer teslimiyle birlikte yaptıkları ilk çalışmanın kütüphanelerdeki bilgileri araştırmak olduğunu belirten Haşlak, "Bu rivayet ne kadar doğrudur, ne kadar gerçeğe yöneliktir anlayabilmemiz için, kütüphanelerde iki gün araştırma yaptık. Seyyahların, araştırmacıların ve sanat tarihçilerin vs. kaynaklarından elde ettiğimiz ipuçları doğrultusunda çalışmamızı başlattık. Mesela kubbenin üzerindeki havalandırma ve aydınlatma görevi yapan açıklık en büyük işaret oldu" "BENZER ÖRNEKLER BURSA'DA VAR" Bundan başka Bursa'da Yeşil Cami'de, Birinci Murat'ta örneklerinin olduğunu belirten Haşlak, "Bu iki ters T planlı camide de bunların mevcut olduğu örnekleriyle teşkil etmektedir. Normal şartlarda bu imaret yapıldığı zaman, bizim yaptığımız araştırmalara göre, sanat tarihi hocalarımızın yorumlarına göre, ilk yapıldığı zaman bir cami statüsünde değil, bir sosyal alan niteliğinde yapılmıştır. Bu imaret tabhaneler, havuz, mescit ve dinlenme odalarından oluşmaktadır. Havuz, tabhanelerde sohbet eden dervişlerin seslerinin karışmaması, seslerin ibadet edenleri ve odalarda dinlenenleri rahatsız etmemesi için ses yalıtım görevi yapmıştır. Ayrıca akustik ve dinlendirme özelliği taşımaktadır" dedi. "YER ALTINDA KANAL SİSTEMİ DE BULUNDU" Haşlak yaptığı açıklamada şu cümlelere de yer verdi; "Yapılacak olan imalatlarımız arasında caminin çevresinin drenaj imalatları da bulunmaktadır. Bu drenaj imalatlarının kazı çalışması sırasında caminin temelinde, doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan kanallar olduğunu gördük. Şu an koruma kurulumuz ve diğer üye hocalarımız, bunun ne yönde olduğu konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Yani bir havalandırma kanalı mı? Yoksa zemin suyu tahliye kanalı mı? Yada ısıtma sistemini sağlayan su kanalı mı? veya temele uygulanmış olan bir hatıl sisteminden dolayı yapılan bir kanal mı? Bununla ilgili araştırmalar netleşince kesinlik kazanacaktır." Muradiye Camisi'nin restorasyon sebebiyle ibadetlere kapalı olduğu ve çalışmaların kısa sürede tamamlanıp yeniden havuzlu olarak ibadete açılacağı kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.