SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sürdürülebilir Büyüme

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Sürdürülebilir Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş Haber

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş

Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında hem yolcu sayıları hem de operasyonel kapasite açısından son yılların en güçlü dönemlerinden birini yaşadı. Artan sefer sayıları, yeni rota planlamaları ve Türkiye limanlarına olan uluslararası ilgi, sektörün 2026 yılına daha sağlam ve sürdürülebilir bir zeminde girmesini sağladı. 2025 sezonunu değerlendiren Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, kruvaziyer sektöründe nicelik kadar nitelik odaklı bir büyümenin önemine dikkat çekti. Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı büyüme ivmesiyle Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirdi. Sektörde artan sefer sayıları, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye limanlarına ilgisi ve operasyonel kapasitedeki gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir geçiş sürecini beraberinde getirdi. Bu büyümenin en çarpıcı göstergelerinden biri Galataport İstanbul oldu. Galataport, 2025 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 48 artışla 595 bin yolcuya ulaşarak, Doğu Akdeniz’in ana kruvaziyer limanı olma hedefinde kritik bir eşiği geride bıraktı. Kruvaziyer Sektörü Artık Ekosistem Yönetimi Gerektiriyor Uzun yıllardır cruise ve ticari denizcilik sektöründe; teknik yönetim, operasyon, klas ve dry-dock süreçlerinde aktif görev aldığını belirten Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “2026’ya girerken sektörün bizden duymak istediği en temel kavramlar; istikrar, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme. Cruise sektörü artık yalnızca gemi işletmekten ibaret değil. Güvenli operasyon, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ekosistem yönetimi gerektiriyor.” diyerek sektörün dönüşümüne dikkat çekti. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz İçin Güçlü Bir Merkez Adayı Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sahip olduğu potansiyelin altını çizen Çavuşoğlu, coğrafi avantajlar ve teknik altyapının doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade ederek, “Türkiye, coğrafi konumu, tersanelerimizin kabiliyeti, teknik insan kaynağımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de güçlü bir cruise merkezi olabilecek kapasiteye sahip. Ancak bunun sürdürülebilir olması için sektör olarak ortak bir dil konuşmamız, aynı hedeflere odaklanmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı. “Güvenilir operasyon ortağı” yaklaşımı öne çıkıyor Teknik yeterliliğin sahaya doğru şekilde yansıtılması, karar alma süreçlerinde gerçek operasyonel deneyimin dikkate alınması ve paydaşlarla şeffaf iletişim kurulması bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu özellikler arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin ‘güvenilir operasyon ortağı’ olarak konumlandırılması bu anlayışla mümkün olduğunu ifade etti. 2025’te Yakalanan İvme Tesadüf Değil Sektörün ortak akıl ve iş birliğiyle büyümesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “2025’te yakalanan bu ivme tesadüf değil. Doğru planlama, operasyonel disiplin ve şeffaf yönetimle 2026’da bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.’’ diyerek 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı. Çavuşoğlu, “Türk denizcilerinin kruvaziyer sektöründe daha görünür olması, yerli teknik kadroların uluslararası projelerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Türkiye’nin global ölçekte güvenilen bir merkez haline gelmesi temel hedeflerimiz arasında.” dedi.

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol Haber

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol

Küresel belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret baskılarına rağmen Türkiye, 2025 yılında ihracatını yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine taşıdı. Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol oynadı. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim gücünü ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025 yılında ihracata en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü sağladı. Kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken, elektrik-elektronik sektörü 17,7 milyar dolarla üçüncü oldu. Kimya sektörü içinde plastikler ve mamulleri, 9,567 milyar dolarlık ihracatla liderliğini korudu. Plastik sektörünü 7,133 milyar dolarla mineral yakıtlar ve ürünler, 3,673 milyar dolarla anorganik kimyasallar izledi. 2025 ihracat performansını değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı, küresel ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğunu ifade etti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir. Plastik sektörü, yüksek teknolojiye dayalı üretimi ve geniş ürün yelpazesiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ayakta tutan temel sektörlerden biridir” dedi. Küresel çatışmalar, lojistik sorunlar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini olumsuz etkilediğini belirten Karadeniz, Türk sanayicisinin zorlu koşullara rağmen üretim ve ihracattan vazgeçmediğini vurguladı. Karadeniz, sanayi ve ihracat odaklı politikaların sürdürülmesi, maliyet baskılarının azaltılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının sürdürülebilir büyüme için kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.

DOSABSİAD'dan geleceğe odaklı vizyon... DOSABSİAD 2026 rotasını çizdi Haber

DOSABSİAD'dan geleceğe odaklı vizyon... DOSABSİAD 2026 rotasını çizdi

DOSABSİAD Başkanı Onur Kutlualp, 2025 yılı faaliyetlerini değerlendirerek 2026 hedeflerini açıkladı. Yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme yeni dönemin öncelikleri arasında yer aldı. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, göreve geldikleri 2025 yılını değerlendirerek derneğin 2026 yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. Küresel ekonomik zorluklara rağmen sanayide üretim çarklarının dönmeye devam ettiğini belirten Kutlualp, DOSABSİAD’ın üyelerini geleceğe hazırlayan çalışmalara ağırlık verdiğini söyledi. Tekstilden otomotive, kimyadan gıdaya kadar birçok sektörde faaliyet gösteren ve yaklaşık 600 firmayı bünyesinde barındıran DOSABSİAD’ın; 5,5 milyar dolarlık ihracat hacmi ve 55 bin kişilik istihdam kapasitesiyle Türkiye ekonomisine stratejik katkı sunduğunu vurgulayan Kutlualp, 2025 yılı boyunca sanayide yapay zekâ uygulamaları, yeşil dönüşüm, finansman yönetimi ve tüketici trendleri başlıklarında yoğun çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Üyelerin değişen koşullara hızlı uyum sağlaması için eğitimler, bilgilendirme toplantıları ve sektör buluşmaları düzenlediklerini belirten Kutlualp, DOSAB ile iş birliğini de güçlendirdiklerini kaydederek, “DOSAB komitelerinde yönetim kurulu üyelerimizin aktif katılımıyla tam bir eşgüdüm sağladık” dedi. Yapay zekânın üretimde yeni bir dönemi başlattığını vurgulayan Kutlualp, WGSN ve AIT iş birlikleriyle düzenlenen eğitimlerde, tüketici trendlerinden desen tasarımına ve üretim bandına kadar yapay zekânın sunduğu avantajların sanayicilere aktarıldığını söyledi. Finansman ve Ar-Ge alanında da önemli adımlar attıklarını belirten Kutlualp, BUTEKOM ziyaretleriyle inovasyon süreçlerini desteklediklerini, Türk Eximbank ile yapılan buluşmalarla ihracat finansmanı ve alacak sigortası konularında üyelere rehberlik ettiklerini ifade etti. Derneğin sosyal yönüne de dikkat çeken Kutlualp, geleneksel futbol turnuvası, çalışanlara yönelik seminerler ve sağlık protokolleriyle DOSABSİAD’ın büyük bir aile olduğunu ortaya koyduklarını dile getirdi. 2026 vizyonunu “Bilgi Odaklı Üretim ve Sürdürülebilir Büyüme” temasıyla şekillendirdiklerini belirten Kutlualp, yeni dönemde veriye dayalı karar alma kültürünü yaygınlaştıracaklarını söyledi. Yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, karbon ayak izi, yapay zekâ ve dijitalleşme alanlarında daha derinlikli programlar planladıklarını ifade eden Kutlualp, finansmana erişim ve ihracatın sürdürülebilirliği konusunda da kurumlar arası iş birliklerini artıracaklarını kaydetti. Kutlualp, “DOSABSİAD çatısı altında güçlü bir bilgi ve iş birliği ağı var. 2026’da ortak aklı büyüten, üyeler arası etkileşimi artıran ve sahaya dokunan bir takvimle ilerleyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Pegasus Hava Yolları'ndan Boeing 737-10 Filosuna Güç Katacak CFM LEAP-1B Motor Siparişi Haber

Pegasus Hava Yolları'ndan Boeing 737-10 Filosuna Güç Katacak CFM LEAP-1B Motor Siparişi

Pegasus Hava Yolları ile CFM International, Pegasus’un gelecekteki Boeing 737-10 filosunu güçlendirecek 300 adede kadar LEAP-1B motoru için bir anlaşma imzaladı. Yedek motorlar ve uzun vadeli bakım hizmetlerini de kapsayan anlaşma, daha yüksek yakıt verimliliği ve düşük emisyon hedefleriyle Pegasus’un sürdürülebilir büyüme stratejisini desteklerken, Aralık 2024’te duyurulan Pegasus Hava Yolları’nın bugüne kadarki en büyük uçak siparişi kapsamındaki uçak teslimatlarını da destekleyecek. Pegasus Hava Yolları ve CFM International, şirketin gelecekteki Boeing 737-10 model filosuna güç katacak 300 adede kadar LEAP-1B motoru için bir anlaşma yaptıklarını duyurdu. Sözleşme ayrıca yedek motorları ve uzun vadeli bir bakım anlaşmasını da içeriyor. Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk yaptığı açıklamada, “Operasyonlarımıza başladığımız 1990 yılından bugüne kadar CFM motorları, Pegasus’un yolcularına hizmet veren güvenilir ve daha verimli bir filo oluşturmasında önemli bir rol üstlendi. LEAP motor ailesinin operasyonel performansından son derece memnunuz ve aynı performansla operasyonel istikrarı Boeing 737-10 filomuza da taşımayı hedefliyoruz. LEAP-1B motorunun daha düşük emisyon değerleri ve daha yüksek yakıt verimliliği hem 2030 karbon azaltım hedefimize hem de sektörün 2050 net sıfır emisyon hedefine önemli katkı sağlayacaktır” dedi. CFM International Başkanı ve CEO'su Gaël Méheust, “Bu anlaşma Pegasus Hava Yolları ile uzun yıllara dayanan ve son derece başarılı iş birliğimizin önemli ölçüde genişletilmesini temsil ediyor. Pegasus’un bugüne kadar CFM International’dan beklediği ve güvendiği destek seviyesini sağlamayı sürdürecek olmaktan memnuniyet duyuyoruz. LEAP motorları ile donatılmış 737 MAX 10 uçaklarının, daha uzun menzil, daha düşük emisyon değerleri, üstün yakıt verimliliği ve eşsiz güvenilirlik sağlayarak Pegasus Hava Yolları’nın devam eden büyüme stratejisine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” açıklamasını yaptı. Pegasus Hava Yolları, LEAP motorunu dünyada kullanan ilk operatör olarak, Temmuz 2016’da İstanbul-Antalya hattında ilk ticari uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. CFM56-3 motorları ile ticari operasyonlarına başlayan hava yolu firması, CFM56-5B ve CFM56-7B motorları ile güçlendirilmiş filoları da bünyesine dahil ederek büyümesini sürdürdü. Pegasus, bugün hem LEAP-1A hem de LEAP-1B motorlarıyla çalışan en yeni nesil uçaklarla büyümeye devam ediyor. Pegasus filosunda bulunan uçakların ortalama yaşının 4.9 olması, Türkiye’nin en genç filolarından biri ve dünyanın en genç ikinci filosu olmasını sağlıyor. CFM LEAP motorları, 4.000’den fazla uçağın teslim edilmesi ile ticari havacılık tarihindeki en hızlı devreye alma sürecine imza attı. Kompozit fan kanatları ve seramik matris kompozitler gibi ileri üretim teknolojileri sayesinde, önceki nesil CFM56 motorlarına kıyasla yüzde 15 daha yüksek yakıt verimliliği ve aynı oranda daha düşük karbon emisyonu sağlıyor. Gelişmiş durum izleme sistemleri ve açık bir MRO ağıyla desteklenen LEAP motorları, kanıtlanmış kalkış güvenilirliği sunarak dar gövdeli uçaklar için en yüksek operasyonel kullanım oranlarına ulaşıyor.

Dijitalleşme Yatırımlarıyla Sipariş Yönetimini Yüzde 80 İyileştirdi    Haber

Dijitalleşme Yatırımlarıyla Sipariş Yönetimini Yüzde 80 İyileştirdi  

Rekabet edilemez bir şirket inşa etme çalışmalarına aralıksız devam eden Yorglass, dijitalleşme rüzgârı ile hızına ivme kazandırıyor. Tam da bu noktada hem operasyonel verimliliği hem de müşteri memnuniyetini artırmaya odaklanan şirket, SAP sistemiyle entegre çalışan ShipsGo platformu sayesinde müşterilerinin ürünlerini teslim alma aşamasına kadar canlı olarak izleyerek, nakliye süreçlerinde güveni maksimuma çıkarıyor. Yorglass ayrıca EDI (Elektronik Veri Değişimi) entegrasyonu ise sipariş ve planlama süreçlerini optimize ederek, sisteme eklenen yeni müşteri lokasyonları sayesinde sipariş yönetimi ve izlenebilirliği yüzde 80 oranında iyileştiriyor. Yarım asrı aşkın süredir cama hayat veren Yorglass, müşteri memnuniyetini ve operasyonel verimliliğini artırmaya yönelik dijitalleşme yatırımlarını kesintisiz sürdürüyor. SAP sistemine entegre çalışan ShipsGo platformu ile müşterilerine ürünlerini teslim edilene kadar güvenle izleme imkânı sunan şirket, nakliye süreçlerinde şeffaflık ve izlenebilirliği en üst düzeye çıkarıyor. Ayrıca SAP geçişiyle birlikte devreye alınan EDI (Elektronik Veri Değişimi) entegrasyonu sayesinde sipariş ve planlama süreçlerini daha etkin yöneten şirket, sisteme yeni müşteri lokasyonları ekleyerek sipariş yönetimi ve izlenebilirliğini her geçen gün güçlendiriyor. Dijital çözümler müşteri memnuniyetinde yüzde 30 artış sağlıyor Şirket olarak müşteri memnuniyetini her zaman temel öncelik olarak kabul ettiklerini söyleyen Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Günümüzde şirketlerin rekabet gücünü belirleyen en kritik unsurların başında operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyeti geliyor. Yapılan araştırmalara göre verimlilik odaklı dijital çözümler kullanan şirketler, süreç maliyetlerini yüzde 20’ye kadar azaltırken müşteri memnuniyetinde ise yüzde 30’un üzerinde artış sağlayabiliyor. Özellikle lojistik ve sipariş yönetimi gibi kritik iş kollarında dijital entegrasyonlar, şeffaflık ve hız kazandırarak hem müşteri sadakatini güçlendiriyor hem de şirketlerin sürdürülebilir büyüme yolculuğunu destekliyor. Bu noktada Yorglass olarak SAP sistemiyle entegre çalışan ShipsGo platformu sayesinde, müşterilerimize ürünlerini teslim edene kadar güvenle izliyoruz” dedi. Siparişlerin izlenebilirliğini yüzde 80 iyileştirdi Uydu teknolojisi aracılığıyla herhangi bir fiziksel cihaza ihtiyaç duymadan nakliye süreçlerini canlı olarak takip edebildiklerini belirten Semavi Yorgancılar, “Böylece hem müşterilerimizin ürün güvenliği konusundaki beklentilerini karşılıyor hem de operasyonel verimliliğimizi en üst seviyeye çıkarıyoruz. Entegrasyon sayesinde nakliye süreçlerinde şeffaflığı ve izlenebilirliği maksimuma taşıyor, müşteri memnuniyetinde önemli bir artış sağlıyoruz. Bununla birlikte dijitalleşme yatırımlarımızın önemli bir ayağını oluşturan EDI entegrasyonu ile sipariş ve planlama süreçlerini kolaylaştırıyor, SAP geçişiyle birlikte aktif hale gelen sistem üzerinden yıllık ve aylık planlamalarımızı yürütüyoruz. Bu sayede müşteri siparişlerini plana uygun şekilde yönetiyoruz. EDI sistemine yeni müşteri lokasyonları ekleyerek sipariş yönetimi ve izlenebilirliğimizi yüzde 80 oranında iyileştirdik” ifadelerini kullandı. “Sipariş teslimat süreçlerimizi sürekli olarak iyileştiriyoruz” Müşterileriyle olan ilişkilerini güçlendirmek için tüm departmanlar arasında yakın iş birliği yürüttüklerine değinen Yorgancılar, şunları söyledi: “Detaylı analizler doğrultusunda stratejiler geliştiriyoruz. Düzenli dijital görüşmelerin yanı sıra yüz yüze ziyaretlerle iletişimimizi sürdürüyor, farklı kanallardan topladığımız müşteri geri bildirimlerini SAP QM modülü aracılığıyla sistematik olarak takip ediyoruz. Gelen şikâyetlere yönelik düzenleyici ve önleyici faaliyetleri hayata geçiriyor, bunları üretimden lojistiğe kadar tüm ilgili departmanlarla paylaşıyoruz. Ayrıca her yıl gerçekleştirdiğimiz müşteri memnuniyet anketleri sayesinde sipariş teslimat süreçlerimizi ve satış performansımızı sürekli olarak iyileştiriyoruz. Bu yaklaşımımız, yenilikçi teknolojik çözümlerle birleşerek hem müşteri deneyimini güçlendiriyor hem de Yorglass’ın sektörde fark yaratan, rekabet edilemez sürdürülebilir büyüme yolculuğunu daha da ileriye taşıyor.”

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı Haber

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu bünyesinde 2024 yılından bu yana Lufthansa Airlines’ın Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve Münih Merkezi Başkan Vekili görevini yürütüyor. Schnabel’in liderliğinde, Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkez’de operasyonel mükemmelliği ve müşteri memnuniyetini artırmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm programı başarıyla tamamlandı. SunExpress Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, konuyla ilgili şunları söyledi: “COVID-19 krizinin başında görevi devralan Max Kownatzki, sektörümüzün karşılaştığı en zorlu dönemlerden birinde SunExpress’i büyük bir başarıyla yönetti. Onun liderliğinde SunExpress, güçlü bir finansal performansla, yoğun rekabet ortamına rağmen sürdürülebilir bir büyüme yakaladı. Yönetim Kurulu adına, vizyoner liderliği ve SunExpress’i bugün bulunduğu güçlü konuma taşıyan değerli katkıları için Max Kownatzki’ye en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Marcus Schnabel’in SunExpress CEO’su olarak görevi üstlenecek olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Güçlü liderlik geçmişi ve SunExpress’in hedeflerine hâkimiyetiyle Schnabel, hava yolunu yeni büyüme dönemine başarıyla taşıyacak niteliklere sahip. Schnabel’in liderliğinde SunExpress’in güçlü performansını sürdürerek tatil hava yolu pazarındaki öncü konumunu daha da pekiştireceğine yürekten inanıyorum.” SunExpress Yönetim Kurulu Başkan Vekili Jens Bischof ise şu ifadeleri kullandı: “Max Kownatzki’ye güçlü, içten ve kararlı liderliği için yürekten teşekkür ediyorum. Son altı yılda SunExpress’in pek çok zorlu sürecin başarıyla üstesinden gelmesini sağladı ve şirketi sürdürülebilir, kârlı ve rekorlarla dolu bir büyüme yolculuğuna taşıdı. Max Kownatzki’in liderliğinde SunExpress filosu iki katına çıkarken, şirket tarihinde rekor yolcu sayılarına ulaşıldı. Sağlam bir finansal temel üzerinde yakalanan büyüme ivmesiyle şirket, “Dünyanın En İyi Tatil Hava Yolu” unvanıyla küresel ölçekte takdir kazandı. Önümüzdeki dönemde, Marcus Schnabel’in SunExpress ekibine katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. SunExpress Yönetim Kurulu olarak, sektör deneyimi ve stratejik vizyonu ile SunExpress’in önümüzdeki yıllardaki büyümesine başarıyla liderlik edeceğine inancımız tam. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.” Yeni görevine ilişkin açıklamada bulunan Marcus Schnabel ise şöyle konuştu: “SunExpress, son yıllarda sergilediği sürdürülebilir büyüme performansı ile dinamik ve güçlü bir hava yolu olduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu güçlü ekibe katılmaktan ve SunExpress’in başarı yolculuğunun yeni dönemine birlikte yön verecek olmaktan büyük heyecan duyuyorum. Operasyonel mükemmeliyet odağıyla havacılık ve turizmin geleceğine yön vererek, yolcularımız ve iş ortaklarımız için değer yaratmaya ve SunExpress’in bu dinamik sektördeki konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz.” Görevini devretmeye hazırlanan Max Kownatzki, “Bu değerli görevi devralan Marcus Schnabel’i içtenlikle tebrik ediyorum. Bu olağanüstü ekibe liderlik etmek benim için büyük bir onurdu. Birlikte başardıklarımızdan sonsuz gurur duyuyorum. SunExpress ailesinin her bir üyesiyle pek çok zorluğun üstesinden geldik, tarihi başarılara imza attık ve SunExpress için parlak bir geleceğin temellerini birlikte attık. Marcus Schnabel’in liderliği ile SunExpress’i daha da ileriye taşıyacağına olan güvenim tam. Tüm ekibe, SunExpress’in tutkusunu, özverisini ve aile ruhunu yansıtan fırsatlarla ve yeni başarılarla dolu bir gelecek diliyorum” dedi. Marcus Schnabel Hakkında Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu’nda yer hizmetleri, uçuş operasyonları, emniyet ve güvenlik ile stratejik planlama alanlarında yirmi yıllık bir liderlik deneyimine sahiptir. Nisan 2024’ten bu yana Lufthansa Airlines Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve aynı zamanda Münih Merkezi Başkan Vekilliği görevlerini yürütüyor. Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkezi’nde, operasyonel ve ticari performanstan sorumlu olup operasyonel mükemmellik ve müşteri memnuniyetini güçlendirmeyi amaçlayan dönüşüm programına liderlik etti. Schnabel, kariyerine 2000 yılında Lufthansa Grubu’nda ticari pilot olarak başladı. Frankfurt’ta Uçuş ve Yer İşletme Standartları & Güvenlik Kıdemli Başkan Yardımcılığı, Zürih’te Swiss International Air Lines Operasyon Planlama ve Yönetimi Başkan Yardımcılığı, Münih’te ise Ekip Kapasite Planlama & Operasyon Destek Kıdemli Direktörlüğü gibi görevler üstlendi. Mevcut görevi öncesinde dünya genelinde 250 istasyonda grubun ticari ve operasyonel standartlarından sorumlu olan Schnabel, aynı dönemde Lufthansa Services Tayland ve Portekiz ile Global Load Control Cape Town’un ticari faaliyetlerine liderlik etti. Schnabel, Lufthansa Airlines’ın 2013’teki “Score” adlı yeniden yapılanma programında önemli bir rol üstlenirken; Swiss International Air Lines’ın operasyonel performansının ve müşteri hizmetlerinin iyileştirilmesine katkı sağladı. Schnabel, aynı zamanda, Lufthansa, Alman Hava Trafik Kontrolü ve Münih Havalimanı ile birlikte inovasyon projeleri yönetmiştir. Marcus Schnabel, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi ve FernUniversität Hagen İşletme Bölümü mezunudur. Bununla birlikte, Operasyon Araştırması ve Kontrol alanında akademik eğitim almıştır. Ticari pilot lisansına sahip olan Schnabel, üst düzey yöneticilik deneyimini Kaptan olarak aktif uçuş görevleriyle birleştirerek, sektöre stratejik bakış açısı ve operasyonel deneyimi ile katkı sunuyor.

Mavi’nin Konsolide Gelirleri İlk 9 Ayda 33 Milyar 580 Milyon TL Oldu Haber

Mavi’nin Konsolide Gelirleri İlk 9 Ayda 33 Milyar 580 Milyon TL Oldu

Türkiye’nin öncü jean ve hazır giyim markası Mavi, enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş 1 Şubat – 31 Ekim 2025 tarihlerini kapsayan ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Konsolide gelirler geçen yılın aynı dönemine göre %7 oranında düştü ve 33 Milyar 580 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket, ilk dokuz ayı, 6 milyar 628 milyon TL FAVÖK ve %19,7 FAVÖK marjı ile tamamlayarak 2 milyar 67 milyon TL net kâr elde etti. Faaliyetlerinden nakit yaratmayı sürdürerek sağlam bilanço yapısını koruyan Mavi’nin, net nakit pozisyonu 4 milyar 254 milyon TL olarak gerçekleşti. Mavi, okula dönüş sezonunu kapsayan üçüncü çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre %18’lik artışla, 12 milyar 156 milyon TL gelir elde ederken hazır giyim sektöründeki yüksek indirim ve rekabet koşullarına rağmen, başarılı marka yönetimi, müşteri odaklı iletişimi, dinamik ürün planlama ve fiyatlama stratejisi sayesinde, brüt kâr marjında geçen yılın aynı dönemine göre 130 baz puanlık artış yakaladı. Üçüncü çeyrekte faaliyet giderlerini de verimli yöneterek FAVÖK marjında da 310 baz puan iyileşme kaydetti. Mavi bugün, dünyada 33 ülkede 488 mağaza ve yaklaşık 4.000 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor. Perakende, dijital ve omnichannel yatırımlarına devam eden Şirket, Türkiye’de 2 net mağaza açılışı ve 9 mağaza genişlemesi ile perakendede 193 bin metrekareye ulaştı. ABD’de ise perakendede büyüme planları doğrultsunda 4 yeni mağaza açıldı. Dokuz ayda 1,1 milyon yeni müşteri kazandı Mavi, yılın ilk üç çeyreğinde 1,1 milyon yeni müşteri kazandı ve şirketin son bir yıldaki aktif müşteri sayısı 6,1 milyona, Mavi App kullanıcısı ise 5 milyon kişiye ulaştı. Türkiye jean pazarındaki liderliğini sürdürürken, toplam hazır giyim pazarında ilk üçteki yerini korudu. Denimde inovasyona ve fit çeşitliliğine yaptığı yatırımlarla müşterinin %70’i tarafından jean denince akla gelen ilk marka olmaya devam etti. “4 milyar 254 milyon TL net nakit pozisyonumuzla sağlam finansal yapımızı koruyoruz’ Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, Mavi’nin 2025 yılı ilk 9 aylık performansıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Makroekonomik belirsizliklerin ve enflasyonla mücadele adımlarının sürdüğü raporlama döneminde, disiplinli stok ve işletme sermayesi yönetimi, başarılı fiyatlama stratejimiz ve disiplinli gider yönetimimiz sayesinde, güçlü bilanço yapımızı koruyarak, faaliyetlerimizden nakit ve net kâr yaratmaya devam ettik. “Doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” stratejimizle, hızlı değişimlerin karşısında her zaman dayanıklı kalabiliyoruz. Belirsizlikleri kontrol edebildiğimiz alanlara odaklanarak yönetiyoruz. Yeni yıla, Türkiye’de hiç borcumuz olmadan ve 4 milyar 254 milyon TL net nakit pozisyonunda giriyor olmak bize güven veriyor. Türkiye jean pazarındaki uzun soluklu liderliğimizin yanı sıra toplam hazır giyimde ilk 3’teki yerimizi koruyarak, casual giyimin ilk adresi olmaya devam ediyoruz.” “TIME tarafından sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildik” “Sağlam finansal yapımızı korurken sürdürülebilir kârlı büyümeye odaklanıyoruz. TIME Dergisi ve Statista’nın yaptığı Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında; geçen yıla göre altı basamak yükselerek, dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildik, global hazır giyim sektörünün ise bir kez daha lideri olduk. Sektörümüzde üstlendiğimiz öncü rolün Türkiye sınırlarını aşarak bizi dünya çapında liderlik konumuna taşımış olmasından dolayı çok mutlu ve gururluyuz. İnovasyon, yaratıcılık, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz yolculuğumuzda, güçlü finansal performansımızı korurken çevresel etkilerimizi azaltma konusundaki kararlılığımıza devam edeceğiz.”

Martı, New York Borsası’ndan Pozitif Not Aldı Haber

Martı, New York Borsası’ndan Pozitif Not Aldı

Türkiye’nin New York Borsası’na kote ilk ve tek teknoloji şirketi Martı Technologies için uluslararası araştırma kuruluşları, “AL” tavsiyesini yineledi. Oak Ridge Financial Research’ün raporunda, “Yerel köklere sahip bir süper uygulama” olarak tanımlanan Martı için 5 dolar hedef fiyat belirlendi. ABD merkezli uluslararası araştırma kuruluşu Oak Ridge Financial Research, Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote ilk ve tek teknoloji şirketi Martı Technologies (NYSE: MRT) için yayımladığı analiz raporunda, “AL” tavsiyesini yineleyerek, 5 dolar hedef fiyat belirledi. Bu değerlendirme, kısa süre önce Benchmark Equity Research’ün aynı yöndeki raporunun ardından geldi. İki bağımsız uluslararası araştırma kuruluşunun “AL” tavsiyesi, Türkiye’nin öncü mobilite uygulaması Martı’nın büyüme potansiyelini, operasyonel performansını ve uzun vadeli stratejik konumuna dair olumlu beklentiyi teyit etti. Güçlü Operasyonel Performans ve TAG Büyümesi Oak Ridge raporu, Martı’nın 2025’in ilk yarısında 14,3 milyon dolar gelir elde ederek yüzde 70 yıllık büyüme kaydettiğini ortaya koydu. Raporda, şirketin yılı 34 milyon dolar gelir ile tamamlamasının beklendiğini ve 5 dolar hedef fiyatın korunduğu vurgulandı. Analistler, Martı’nın TAG markası altında sunduğu yenilikçi ulaşım hizmetiyle Türkiye’nin hızla büyüyen ulaşım pazarında liderliğini pekiştirdiğini kaydetti. Raporda ayrıca, şirketin teknoloji tabanlı operasyon modeli ve verimlilik odaklı büyüme stratejisinin kârlılığı desteklediği ifade edildi. Türkiye’nin Mobilite Dönüşümünde Lider ve Küresel Oyuncu Oak Ridge raporunda; Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu sayesinde modern ulaşım çözümleri için büyük bir potansiyel sunduğu belirtilirken, 85 milyonluk nüfusun yüzde 70’inden fazlasının 50 yaş altı olmasının ve şehirleşme oranının hızla artmasının, Martı gibi yenilikçi platformlar için geniş bir büyüme alanı oluşturduğu ifade edildi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere 10 şehirde 128 milyonun üzerinde yolculuk ve 6,4 milyon tekil kullanıcıya ulaşarak, Türkiye’nin en büyük mobilite platformu olan Martı için Oak Ridge analistleri; şirketin TAG markasıyla artık yalnızca mikromobilite değil, çok modlu ulaşım hizmetleri sunan Türkiye’nin ilk “Mobility Super App”i haline geldiğini kaydetti. Analistler, Martı’yı “Türkiye’nin ulaşım sorununa teknolojik bir çözüm getiren, yerel köklere sahip bir süper uygulama” olarak tanımladı. Raporda, Martı’nın Türkiye’de araç çağırma sektöründe pazara ilk giren şirket (“first mover”) olmanın sağladığı avantajı yakaladığı belirtildi. Analistler, Martı’nın bu avantajı kullanarak pazar payını istikrarlı biçimde artıracağını ve sektörün kurumsallaşmasında öncü rol oynamaya devam edeceğini öngördü.. Analistler, Martı’nın bu fırsatı değerlendirerek pazar payını istikrarlı biçimde artıracağını ve sektörün kurumsallaşmasında öncü rol oynamaya devam edeceğini öngördü. Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote ilk ve tek teknoloji şirketi olarak, uluslararası analistlerin Martı’ya olan ilgisinin artması bizim için önemli bir gösterge. Oak Ridge ve Benchmark gibi kuruluşların aynı yönde değerlendirme yapması, Martı’nın hem Türkiye’de hem bölgede mobilite dönüşümünü temsil eden bir marka haline geldiğini gösteriyor. Amacımız, Türkiye’nin inovasyon gücünü dünya sahnesinde daha da görünür kılmak ve sürdürülebilir büyüme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürmektir.”

Gelecek Varlık, Sektöründeki İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı  Haber

Gelecek Varlık, Sektöründeki İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı 

Türkiye’nin önde gelen varlık yönetim şirketlerinden biri olan Gelecek Varlık Yönetimi, 20. yıl dönümünde sektörde yenilikçi bir adım atarak Türkiye varlık yönetimi sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Raporunu yayımladı. Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan, “20'nci yılımızda güçlü finansal sonuçlara ulaşırken, sektörümüzde öncü olan Sürdürülebilirlik Raporumuz ile sorumlu finans perspektifimizi, sürdürülebilir büyüme stratejimizi ve uzun vadeli değer yaratma amacımızı kurumsal bir çerçevede şekillendiriyoruz” dedi. Gelecek Varlık Yönetimi, kuruluşunun 20. yılında sektörde önemli bir yenilik gerçekleştirdi. Türkiye varlık yönetimi sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Raporunu sunan şirket, yalnızca finansal performanslarıyla değil, aynı zamanda çevresel, sosyal ve yönetişim taahhütleriyle de sektörde dikkat çeken bir örnek teşkil etti. 1 Ocak – 31 Aralık 2024 dönemini kapsayan ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uygun olarak hazırlanan rapor, Gelecek Varlık’ın sürdürülebilir büyümeye yönelik vizyonunu, paydaşlarına kalıcı değer verme taahhüdünü ve toplumsal sorumluluk anlayışını vurguluyor. Raporda sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum çabaları, bireylerin finansal sisteme katılımını teşvik eden projeler ve iyi yönetişim yapıları detaylandırılıyor. Söz konusu rapor, sürdürülebilirliğin Gelecek Varlık’ın iş modeline tam anlamıyla entegre edildiğini ve şirketin kurumsal yapısının merkezine konumlandırıldığını ortaya koyuyor. “20. yılımızda sektörde öncü ilklere imza atıyoruz” Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan, rapora dair değerlendirmelerde bulundu. Ünlüdoğan, “20. yılımızda, güçlü finansal başarılar elde etmeyi sürdürürken sürdürülebilir büyüme stratejimizin somut adımlarını atıyoruz. Sektörümüzde ilk kez yayımlanan Sürdürülebilirlik Raporumuz, sorumlu finans yaklaşımımız ve uzun vadeli değer yaratma hedefimizi kurumsal bir çerçevede gözler önüne seriyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden toplumsal faydaya uzanan geniş yelpazedeki çabalarımız, ülkemizin ekonomik ve sosyal istikrarına katkı sunmaya devam edecek.” dedi. Finansal gücü toplumsal faydaya dönüştürüyor Kurulduğu günden itibaren toplumsal sorumluluk odaklı bir yaklaşımla hareket eden Gelecek Varlık, sürdürülebilirliği sadece ekolojik bir mesele değil, aynı zamanda toplum ve ekonomi için değer yaratmanın bir bileşeni olarak görüyor. Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu şekilde çevresel etkileri en aza indirmeyi, toplumsal faydayı artırmayı ve şeffaf yönetim standartlarını güçlendirmeyi amaçlayan şirket, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma taahhüdünü tekrarlıyor. Gelecek Varlık olarak sürdürülebilirlik alanında lider bir finans kurumu olmayı hedeflediklerini belirten Ünlüdoğan, “Bizim için sürdürülebilirlik, gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli mirastır. Finansal gücümüzü toplumsal fayda ile birleştirerek ülkemize ve paydaşlarımıza uzun süreli değer sunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.