SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sudan

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Sudan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sudan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor Haber

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor

CARE International, Action Against Hunger, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Mercy Corps ve Norveç Mülteci Konseyi tarafından 13 Nisan'da yayınlanan bir rapora göre, Sudan ordusu ile rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki yaklaşık üç yıllık çatışma, ülkenin gıda sistemini harap ederek yaygın kıtlığa ve büyük ölçekli yerinden edilmelere yol açmıştır. 15 Nisan'da üçüncü yılına girmesi beklenen savaş, birçok tarlayı, yolu ve pazarı tahrip ederek tüm gıda tedarik zincirini aksatmıştı. Bu durum özellikle Kuzey Darfur ve Güney Kordofan eyaletlerinde çok daha vahim; buralarda birçok aile günde sadece bir öğün yemek yiyebiliyor, hatta tüm gün aç kalmak zorunda kalıyor veya hayatta kalmak için yaprak ve hayvan yemiyle besleniyor. Önemli bir destek kaynağı olan topluluk mutfaklarının kaynakları tükeniyor; ekonomik kriz ve iklim değişikliğinin etkileri ise durumu daha da kötüleştiriyor. Nisan 2023'te ordu ve RSF arasında patlak veren Sudan'daki çatışma, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. 12 milyondan fazla insan yerinden edildi, 33 milyondan fazla insan ise insani yardıma muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, son üç yılda 40.000'den fazla insan hayatını kaybetti; ancak yardım kuruluşları gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine inanıyor. 2026 İnsani Yardım Planı, Sudan nüfusunun %61,7'sine denk gelen yaklaşık 28,9 milyon insanın ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Uluslararası raporlar, etnik çatışmalar ve insan hakları ihlalleri de dahil olmak üzere çok sayıda şiddet olayını belgeliyor. El-Fasher ve Kadugli gibi bazı bölgelerde kıtlık doğrulandı, Um Baru ve Kernoi gibi yerlerde ise akut yetersiz beslenme göstergeleri acil durum seviyelerini aştı. Raporda, savaşın yalnızca tarımsal üretimi sekteye uğratmakla kalmadığı, aynı zamanda kıtlığı bir baskı aracı olarak kullandığı, çiftliklerin ve pazarların kasıtlı olarak yok edilmesi gibi durumlara da işaret ettiği belirtildi. Kadınlar ve kız çocukları, yiyecek ve su ararken şiddet ve tacize maruz kalma riski daha yüksek olan, en ağır şekilde etkilenen gruptur. Kadınların yönettiği hanelerin, erkeklerin yönettiği hanelere kıyasla gıda güvensizliği yaşama olasılığı üç kat daha fazladır.

Güney Sudan 'da Altın madenine düzenlenen saldırıda en az 74 kişi öldü. Haber

Güney Sudan 'da Altın madenine düzenlenen saldırıda en az 74 kişi öldü.

Güney Sudanlı yerel bir yetkili Pazartesi günü yaptığı açıklamada, saldırının 28 Mart akşamı Orta Equatoria eyaletindeki Jebel Iraq altın madeni bölgesinde meydana geldiğini doğruladı. Yetkililer, arama kurtarma çalışmaları devam ettiği için ölü sayısının artmaya devam edebileceği konusunda uyardı. Videodan alınan ekran görüntülerinde yerde çok sayıda ceset olduğu görülüyor. Güney Sudan Ulusal Polisi sözcüsü, kimliği belirsiz bir grup silahlı kişinin bölgede çalışan madencilere sürpriz bir saldırı düzenleyerek 74 kişiyi öldürdüğünü söyledi. Şunları belirtti: "Kurbanların hepsi altın madenciliğiyle uğraşan sivillerdi. Ölenlerin yanı sıra, olay yerinden kaçtıktan sonra ormanda kayıp olan birçok kişi daha var." Polis ve Güney Sudan Halk Savunma Kuvvetleri de dahil olmak üzere güvenlik güçleri, durumu değerlendirmek, devriyeleri artırmak ve arama kurtarma operasyonları yürütmek üzere bölgeye konuşlandırıldı. Şu ana kadar 11 ceset morga kaldırıldı, kurtarma ekipleri ise kayıp olanları aramaya devam ediyor. Yetkililer, ölü sayısının önümüzdeki günlerde artabileceğini söylüyor. Saldırganların kimliği henüz bilinmiyor. Ancak bazı doğrulanmamış haberlere göre, olay yerinin yakınlarında muhalif güçlerle bağlantılı bir kamp bulunuyor. Olay yerindeki görgü tanıkları, saldırganların at sırtında ilerlediklerini, Anguwan Rukuba kavşağından geçtikten sonra kalabalığa rastgele ateş açtıklarını ve bunun da insanların paniğe kapılarak saklanmasına neden olduğunu söyledi. Bu olay, Güney Sudan'daki kaynak üreten bölgelerde güvenlik durumuna ilişkin endişeleri artırdı; bu bölgelerde anlaşmazlıklardan kaynaklanan şiddet ve silahlı grupların faaliyetleri sıkça yaşanıyor.

Sudan 'dan yapılan saldırıda, Çad' ^da en az 15 kişi öldü Haber

Sudan 'dan yapılan saldırıda, Çad' ^da en az 15 kişi öldü

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü. Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi. AFP'den aktarılan habere göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı. HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti. Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı. Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında. 21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu. Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya Haber

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alın terinin değerini çok iyi bilirim Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alın terinin değerini çok iyi bilirim

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında alın teriyle, emeğiyle, gayretiyle ülkemize değer katan tüm çalışanlarımıza, tüm işçi kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. İftarını bizimle açan siz emekçi kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Müslümanlar olarak, bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti, Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu, 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı’nda kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında, kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz, bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor. Bu mübarek günlerin, en başta Filistin’in kahraman evlatları olmak üzere dünyanın dört bir yanında onurunu, haysiyetini ve hürriyetini korumak için mücadele eden tüm mazlumların kurtuluşuna, hasretle bekledikleri huzura kavuşmalarına vesile olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesindeki kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyor, dualarımızın onlarla olduğunu ifade ediyorum. Cenab-ı Allah, Gazze’deki mazlumlarla birlikte zulüm ve eziyet gören tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun. ‘Emek, alın teri ve helal kazanç’ medeniyetimizin, tam merkezinde yer alan kutsal değerlerdir. Bu kavramlar; adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye, adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz, işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana muhalefet partisinin, Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız, artık cuma izni, Hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin Anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan, Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin, hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın biz, toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz. Çalışma hayatına henüz genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış bir Cumhurbaşkanı olarak, alın terinin değerini çok iyi bilirim. İster özel sektörde ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da ehemmiyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevki sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın, 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının, elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin, ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin, yılda 2 defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın, tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin, tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik, inşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle ramazan ayının, milletçe birliğimizin, beraberliğimizin, kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum. Her birinize kazasız, belasız, verimli, huzurlu çalışmalar diliyorum. İftar soframıza teşrif ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olun, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla.”

Hakan Fidan: Suriye’deki olayları çok yakından takip ediyoruz Haber

Hakan Fidan: Suriye’deki olayları çok yakından takip ediyoruz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Suriye konusuna da değinen Fidan, Paris’te Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmelerde Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile temasların ele alındığını söyledi. “Türkiye’nin beklentisinin Suriye’ye istikrar getirecek bir mutabakat olduğunu” belirten Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi. Fidan, sürecin çok yakından takip edildiğini söyleyerek, "Ulusal güvenliğimiz açısından Suriye’deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir. Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve ulusal ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin süreçte pasif bir izleyici olmadığını söyleyen Fidan, "Yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde müdahil olmaktan da çekinmiyoruz. Taraflarının hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net ve şeffaf" dedi. Fidan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Son birkaç gündür devam eden Halep’teki olaylar maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG’nin (DSG) zamana oynamak yerine bölgede sahici bir kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı bunların hiçbirini biz görmeyecektik. Bunun yerine bulunduğu her yerde taviz vermeden kalalım, menfaatimizi ilerletelim anlayışı maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail’le bir koordinasyon içerisinde İsrail’in bölgemizde yürüttüğü böl, parçala, yönet politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil. Biz Yemen’de olanı, Somaliland’de olanı, Sudan’da olanı ve Suriye’de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz. Zaten biliyorsunuz Filistin’deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan’da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. Hükümetin görev ve sorumluluklarını şehrin tamamında yerine getirebileceği bir ortamın hayat bulması suretiyle Halep’teki durumun normalleşmesini temenni ediyoruz. Halep’te yaşayan Kürt kardeşlerimizin de Ezidi kardeşlerimizin de diğer bütün kardeşlerimizin de menfaati bundadır. Yani bırakın Suriye hükümeti Halep’in tamamında temel hizmetleri, güvenlik dahil yerine getirilir bir durumda olsun. Şimdi siz Halep’in içerisinde şehir içinde ayrı bir yönetim, bir paralel yapı, bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez. Artık bu paralel yapıdan SDG’nin kendisini çıkarması gerekiyor. Halep’te bütün vatandaşların lehin olacak bir tutumu benimsemesi gerekiyor. Biz bu son iki gündür gerekli kurumlarımız istişare halindeler. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür, sulhla selametle. Ama dediğim gibi maalesef SDG yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye’de bir iklim var, adadan gelen mesajlar var, onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var.”

İletişim Başkanı Duran: Sudan’daki insani felaket insanlığın ortak vicdanını yaralıyor Haber

İletişim Başkanı Duran: Sudan’daki insani felaket insanlığın ortak vicdanını yaralıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen “Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı” panelinde Sudan’daki ağır insani kriz, barış girişimleri ve Türkiye’nin sahadaki rolü ele alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Başkanlıkta düzenlenen “Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı” paneline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duran, Sudan’da 2023 Nisan’ından bu yana devam eden çatışmaların ülkeyi büyük bir insani felakete sürüklediğini söyledi. Duran’ın paylaştığı verilere göre Sudan’da 31 milyona yakın kişi insani yardıma muhtaç, yaklaşık 9 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. Ayrıca 3 milyon Sudanlı, güvenlik nedeniyle komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Eğitim, sağlık, güvenlik ve altyapı gibi birçok alanda yaşanan yıkımın, “yalnızca Sudan’ın değil tüm insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren büyük bir trajedi” olduğunu vurguladı. İletişim Başkanı Duran, Sudan’daki krizin uluslararası sistemin çatışmaları önleme ve çözme konusundaki eksikliklerini yeniden ortaya koyduğunu belirterek, Afrika’daki insani krizlerin küresel önceliklerde yeterince yer bulmadığını ifade etti. Duran, “Uluslararası toplum, Sudan’da yaşanan felaketi acilen idrak etmeli ve harekete geçmelidir” dedi. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Sudan’ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla desteklediğini söyleyen Duran, Ankara’nın çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi için yoğun çaba gösterdiğini, insani yardımlar ve sahadaki çalışmalarla Sudan halkının yanında olmaya devam ettiğini kaydetti. Panelin, Sudan’daki insani krize yönelik küresel farkındalığın artmasına ve barış çabalarının güçlenmesine katkı sunmasını dileyen Duran, tüm katılımcılara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz... Türkiye alan değil, veren el konuma geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz... Türkiye alan değil, veren el konuma geldi

Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomi, insani yardımlar, savunma sanayii ve gençlere yönelik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz büyüme trendini sürdürdüğünü belirterek, 2025’in üçüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 3,7 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye’nin bu oranla OECD’de 4’üncü, G20’de 5’inci sırada yer aldığını ifade etti. Yıllık millî gelirin 1,5 trilyon doları aştığını söyledi. Tarımda don ve kuraklık nedeniyle yaşanan küçülmeye de değinen Erdoğan, “İnşallah bu yıl yağışların bereketiyle sektör toparlanacak” dedi. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artışın üretime dair umutları güçlendirdiğini belirtti. “TÜRKİYE ALAN EL DEĞİL, VEREN EL KONUMUNA GELDİ” Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda insani yardım alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Gazze’ye 103 bin tonu aşan insani yardım gönderen en büyük ülkelerden biri olduklarını hatırlattı. Sudan’daki insani krize de en fazla hassasiyet gösteren ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Erdoğan, AFAD, Kızılay ve diğer yardım kuruluşlarının sahada seferberlik içinde çalıştığını söyledi. https://twitter.com/iletisim/status/1996157879707922732 “Büyük ülke olmak gereğini içeride ve dışarıda yerine getirmeye devam edeceğiz.” dedi. KIZILELMA’DAN İLK GÖRÜŞ ÖTESİ HAVA-HAVA BAŞARI Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiine ilişkin açıklamasında, KIZILELMA insansız savaş uçağının, MURAD radarından alınan verilerle tespit edilen bir hedefi GÖKDOĞAN füzesiyle havadan havaya tam isabetle vurduğunu duyurdu. “KIZILELMA, görüş ötesi hava hedefi vurabilen ilk insansız savaş uçağı oldu.” diyen Erdoğan, projede emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. “GENÇLER, SANAL KIŞKIRTMALARA ALDANMAYIN” Gençlere seslenen Erdoğan, sosyal medya üzerinden yayılan provokatif içeriklere dikkat çekti. Yayınların bir kısmının yurtdışından yönlendirildiğini belirterek, “Sizi kamplaştırmaya çalışan bu odaklara prim vermeyin.” çağrısında bulundu. Mevcut sorunları aşacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Ekonomiyi büyüteceğiz, huzuru ve güvenliği büyüteceğiz. 86 milyon bir olursak aşamayacağımız engel yok.” diyerek ekledi: “İnanıyorsanız üstünsünüz; zafer sizindir. Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.