SON DAKİKA
Hava Durumu

#Strong

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Strong haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Strong haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Yıldırım'da tarih ortak akılla ayağa kalkacak Haber

Bursa Yıldırım'da tarih ortak akılla ayağa kalkacak

Bursa'da Yıldırım Belediyesi’nin, ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Canlandırma Projesi’ kapsamında başlattığı ‘Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ tamamlandı. Ödüle layık görülen projelerin sergisi, ödül töreni ve kolokyumu Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. BURSA (İGFA) - Yıldırım Belediyesi; tarihi, mimarisi, kültürel dokusu ve dini mekanlarıyla Türkiye’nin en önemli turizm güzergahlarından biri olan, Setbaşı, Yeşil, Emirsultan hattını hak ettiği değere kavuşturmak için ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ düzenlemişti. Yıldırım Belediyesi öncülüğünde, Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi işbirliğiyle düzenlenen yarışmanın sonuçları geçtiğimiz ay açıklanmıştı. Yarışmaya başvuran projeleri titizlikle değerlendiren jüri; toplam 11 eseri ödüle layık bulmuştu. Yarışma sürecinin tamamlanmasının ardından, ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması Kolokyum, Sergi ve Ödül Töreni’ gerçekleştirildi. Bursa Akademik Odalar Birliği Ortak Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen törene; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Başkanı Cenk Köklü, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi Başkanı Zehra Çakır, AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Muhammed Ali Kaya, AK Parti Yıldırım İlçe Başkan Vekili Kadir Batmaz, akademisyenler, meslek odalarının temsilci ve üyeleri ile basın mensupları katıldı. ‘İHYA ETMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK’ ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması Kolokyum, Sergi ve Ödül Töreni’nin’ açılış konuşmasını yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümünde tarihi bir projeyi hayata geçirdikleri için mutlu ve gururlu olduklarını belirtti. Bursa deyince akla Yeşil ve Emir Sultan geldiğini vurgulayan Başkan Yılmaz; “Bu bölge tarihi ve kültürel açıdan çok zengin, değerli. İşte biz bu değerli bölgeyi ihya etmek için yola çıktık. Bu tarihi aksta bugüne kadar restorasyon çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri, trafik düzenlemeleri gibi önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Ancak biz şehre bütüncül bir pencereden bakarak bu kapsamlı çalışmayı başlattık. Bölgeyi bir bütün olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı. ‘ORTAK AKILLA HAREKET ETTİK’ Ortak akıl vurgusu yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Birlik, beraberlik işin besmelesidir. Biz her zaman istişareye önem verdik. Bu projede de ‘biz yaptık oldu’ mantığıyla değil, ortak akılla hareket etmek istedik. Önce bölge sakinleriye görüştük, onları dinledik. Beklentilerini, sorunlarını, fikirlerini ve bölgeyle ilgili hatıralarını dinledik. Muhtarlarımızla görüştük. Kıymetli hocalarımızla bir araya geldik, bölgeyi gezdik, inceledik. Akademik odalarımızla toplantılar yaptık. Turizm sektörünün temsilcileriyle görüştük. Daha sonra da, çözüm bulunması gereken sorunları listeledik. Tüm bu çalışmaların ardından ise kent tasarım ekiplerinin bize yol göstermesini istedik ve ulusal çaptaki yarışmamızı başlattık. Ortak aklın bizi daima doğruya götüreceğine inanıyoruz” diye konuştu. 42 PROJE SUNULDU Yarışma sürecinin de yine ortak akıl ve dayanışma ile gerçekleştirildiğini belirten Başkan Yılmaz; “Yarışma sürecini yönetirken, güçlü bir jüri ve danışma kurulu kadrosuyla hareket ettik. Yarışma sonucunda da gördük ki, Bursa’ya olan ilgi gerçekten çok büyük. Geniş bir alanı kapsamasına rağmen tam 42 farklı kentsel tasarım projesi yarışmaya sunuldu. Alın terini ortaya koyarak fikir ve projelerini bizimle paylaşan tüm ekiplere yürekten teşekkür ediyorum. Bu yarışma bir uygulama yarışması değil, bir vizyon ve yaklaşım arayışıdır. Buradan elde ettiğimiz birikim; Bakanlığımız ile istişare edeceğimiz, hemşehrilerimizle yeniden konuşacağımız bir sürecin başlangıcıdır. Nitekim Hanlar Bölgesi’nde olduğu gibi, bu aksında Bakanlığımızın destek ve himayelerinde hayata geçeceğine inancımız tamdır. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında; kadim kimliğimizi daha güçlü bir şekilde öne çıkaracak, Yeşil- Emirsultan aksında manevi iklimi daha da güçlendirecek bu sürecin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise yaptığı konuşmada; ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Canlandırma Projesi’nin Yıldırım’a ve Bursa’ya değer katacağını belirtip, Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür etti. Proje paydaşlarından Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Şirin Rodoplu, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Cenk Köklü ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Zehra Çakır da, yarışma süreci ve detayları ile ilgili bilgi verip, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür ettiler. Konuşmaların ardından, ödüle layık görülen projelerin hazırlayıcı ekipleri sahneye davet edilerek plaketleri takdim edildi. Ödül töreninin ardından ise Dr. Murat Sönmez’in moderatörlüğünde; yarışma jüri başkanı ve ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Abdi Güzel, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, Yüksek Şehir Plancısı Can Kubin, İTÜ Öğretim Üyesi Mimar ve Şehir Plancısı Prof. Dr. Handan Türkoğlu, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur ve Mimar Aslı Özbay’ın katılımıyla kolokyum gerçekleştirildi.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Bursa çağrısına hazırlanıyor... Yıkım değil, çözüm ve adalet istiyorlar Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Bursa çağrısına hazırlanıyor... Yıkım değil, çözüm ve adalet istiyorlar

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, başta Bursa'nın Mudanya ilçesi olmak üzere Türkiye genelinde milyonlarca yapının imar planı eksikliği nedeniyle yıkım tehdidi altında olduğunu belirterek, “Yıkım ne hukuki ne vicdani ne de akılcı bir çözümdür” dedi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamayla Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanan imar sorunlarına ve yıkım kararlarına sert tepki gösterdi. Başkan Hacıoğlu, özellikle Bursa'nın Mudanya ilçesi ve büyükşehir statüsündeki illerde, yıllardır yapılmayan imar planları nedeniyle milyonlarca yapının yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Ruhsatsız ya da zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmış ek yapıların tek çözüm olarak yıkıma mahkûm edilmesini eleştiren Hacıoğlu, “Oysa sorun vatandaşın değil, yıllardır yapılmayan imar planlarının sorunudur” ifadelerini kullandı. BURSA HALKINA ÇAĞRI 4 OCAK'TA Söz konusu sorunları 4 Ocak Pazar günü saat 13.30'da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı (Fomara Meydanı)'nda dile getireceklerini ve Bursa halkına çağrıda bulunacaklarını kaydeden Başkan Hacıoğlu, bu çağrının siyasi değil; hak, hukuk ve adalet çağrısı olduğunu belirtti. Büyükşehir Yasası sonrasında köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, belediyelerin iki yıl içinde hazırlaması gereken imar planlarının hayata geçirilmediğini belirtti. Bu sürecin bedelinin köylüye ve dar gelirli yurttaşa ödetildiğini dile getiren Hacıoğlu, yaşanan mağduriyetlerin sistemsel bir ihmalkârlığın sonucu olduğunu söyledi. “YIKIM DEĞİL ÇÖZÜM, CEZA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ” 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı düzenlemesine de değinen Hacıoğlu, devletin bu uygulamayla sorunun varlığını kabul ettiğini ancak uygulamada yapılan hataların bugün yeni mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. Vatandaşların yönlendirilerek başvuru yaptığını, bedel ödediğini ve buna rağmen yıkım tebligatlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Hacıoğlu, dernek olarak taleplerinin net olduğunun altını çizerek, imar planlarının derhal yapılmasını, yıkımların durdurulmasını ve yapıların kayıt altına alınarak vatandaşın mülkiyet hakkının korunmasını istedi.

Yılın ilk kurtarma operasyonu Bursa Jandarma'dan... Kestel'de donmak üzere olan aile kurtarıldı Haber

Yılın ilk kurtarma operasyonu Bursa Jandarma'dan... Kestel'de donmak üzere olan aile kurtarıldı

Bursa’nın genelinde sabah saatlerinde gerçekleşen yoğun kar yağışı ve hava şartları ulaşımı olumsuz yönde etkiledi. Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Narlıdere Mahallesi’nde sabah saatlerinde etkisini artıran yoğun kar yağışı nedeniyle yollar ulaşıma kapandı. BURSA (İGFA) - Bursa ili Kestel ilçesi Narlıdere Mahallesi’nde yer alan Bunglov evlerine hafta sonu kampı için giden iki aile yoğun kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle mahsur kaldı. Yoğun kar yağışının sabaha karşı bastırmasıyla günün ilk ışıkları ile evlerinde mahsur kaldıklarını fark eden aileyi Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri kurtardı. Kestel’in Narlıdere mahallesinde mahsur kalan 6 kişi 112’den yardım talep etti. 112’nin yardım çağrısı sonrası konuyu ayrıca Bursa İl Jandarma Komutanlığı’na ileten vatandaşlara kısa sürede kurtarma müdahalesi gerçekleştirildi. Narlıdere mahallesinde mahsur kalan vatandaşlar tarafından gerçekleştirilen ihbarın alınmasının ardından Bursa İl Jandarma Komutanlığı emri ile Kestel İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, zorlu şartlara rağmen hızla bölgeye sevk edildi. Tipi ve yoğun kar yağışına aldırış etmeyen Jandarma ekipleri, kapanan yolları aşarak mahsur kalan vatandaşlara ulaştı. Bursa İl Jandarma Komutanlığı’nın Kestel İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ile yürüttüğü ortak kurtarma operasyonu neticesinde 6 kişilik iki aile gerçekleştirilen titiz çalışma sonucunda güvenli bölgeye tahliye edildi. Vatandaşların sağlık durumlarının iyi olduğunun anlaşılması ile 6 kişilik aile evlerine ulaştırıldı. Jandarma’nın yeni yılın ilk ışıkları ile birlikte zor günlerinde yanlarında olmasından ötürü mutlu olduklarını ifade eden vatandaşlar; “Türk Askerinin, Mehmetçiklerimizin, Jandarmamızın Allah yar ve yardımcısı olsun. Bursa İl Jandarma Komutanlığı ve Kestel İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri kendilerine ulaştıktan kısa bir süre sonra bizimle iletişime geçtiler. Jandarma, 1 saat gibi kısa bir sürede bizi mahsur kaldığımız dağlık araziden kurtardı” dediler.

Bursa’da Girişimcilere Büyük Destek Haber

Bursa’da Girişimcilere Büyük Destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından genç girişimcileri desteklemek ve kenti girişimcilik ekosisteminin öncü aktörlerinden biri haline getirmek amacıyla düzenlenen ‘Bursa Demo Day 2025’ programında ödüller sahiplerini buldu. İklim değişikliği problemlerini çözüm geliştiren ‘Raymare’ girişim birinci olarak 500 bin TL ödülünün sahibi oldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’na bağlı Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Şube Müdürlüğü bünyesindeki B-CUBE Akıllı Şehircilik ve İnovasyon Merkezi koordinasyonunda hazırlanan ‘Bursa Demo Day 2025’, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için yola çıkan genç girişimcileri ağırladı. 17 girişim grubundan sunum Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Mudanya Üniversitesi, Bursa Uludağ TTO, Ulutek, Bursa TTO, Bursateknopark, BUSİAD ve BİSİAD’in da destek verdiği ‘Bursa Demo Day 2025’e 85 girişim başvurusu olurken, süreç içinde seçilen 20 girişimin PoC (test) süreci ile belediye hizmetleri ölçümlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programda ise 17 girişim grubu gün boyunca sunum yaptı. B2B görüşmelerinin de yapıldığı programda sahne alan Türkiye'nin önde gelen pazarlama ve yapay zeka dönüşüm uzmanı, stratejist ve yazar Yüce Zerey, teknolojinin hızla değiştiğini, gerçekten adapte olanların kazandığını söyledi. Yapay zeka pazarının, dünya tarihinin en hızlı büyüyen pazarı olduğunu vurgulayan Zerey, Bursa’nın da bir ticaret DNA’sına sahip olduğunu vurgulayarak yeni sürece adapte olabilmenin önemine değindi. Girişimci fikirler sahne aldı Suphi Emre Şahin, Batuhan Baybalı, Doç. Dr. İsmail Durgun, Tuncer Hatunoğlu, Kadir Ceran, Doç. Dr. Kemal Furkan Sökmen, Dr. İmren Öztürk Yılmaz, Bülent Gümüş ve Okan Otuz’dan oluşan uzman jüri ekibi, sahne alan girişimcilerin fikirlerini büyük bir dikkatle dinledi. Yapılan değerlendirme sonucunda iklim değişikliği problemlerine çözüm geliştiren ‘Raymare’ birinci, orman yangınlarının erken tespiti için cihazlar geliştiren ‘Kozalak Yangın’ ikinci, toksik emisyonlar ve gaz sızıntılarını gerçek zamanlı tespit edebilen teknoloji üzerine çalışma yapan ‘Smell Control’ üçüncü oldu. DemoDay de birinci olan girişime 500 bin TL, ikinciye 300 bin TL, üçüncüye ise 200 bin TL para ödülü verildi. Platin Capital tarafından ‘FCM Mobility’ ve ‘Görsentam’ girişimlerine ise 75’er bin TL ödül verildi. Yine Platin Capital tarafından birinci seçilen girişim, yatırım turuna çıkarılacak. BUSİAD ise ilk 5’e girmeye hak kazanan girişimciler için yatırımcı görüşmeleri düzenleyecek. Girişimcilerden teşekkür Bursa Demo Day sayesinde hem girişimlerini anlatma hem de potansiyel yatırımcılarla görüşme imkanı bulduklarını ifade eden girişimciler, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve paydaşlarına teşekkür etti. Jüri üyeleri adına konuşan BTÜ Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve Rubida Mühendislik Genel Müdürü Doç. Dr. Kemal Furkan Sökmen, önemli organizasyona öncülük eden Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti. Organizasyonun girişimciler açısından gayet verimli geçtiğini söyleyen Sökmen, ilçe belediyelerin de Büyükşehir Belediyesi'ni örnek alarak belirli periyotlarla DemoDay düzenleyebileceğini dile getirdi.

20’nci Felis Ödülleri Sona Erdi Haber

20’nci Felis Ödülleri Sona Erdi

Brand Week Istanbul 2025 kapsamında düzenlenen ve reklam dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Felis Ödülleri, bu yıl 20’nci kez etkili yaratıcılığı ödüllendirdi. Üç güne yayılan ödül programı, 3. gecenin tamamlanmasıyla birlikte sona erdi. Haliç Kongre Merkezi’nde Simge Fıstıkoğlu sunuculuğunda gerçekleşen final gecesinde; Creative Commerce Felis, Design Felis, Film Felis, Healthcare & Wellness Felis, Social Media Felis, Social Responsibility & Sustainability Felis bölümlerinde ödüller sahiplerine takdim edildi. Gecenin Öne Çıkan Büyük Ödülleri Son gecede dört Büyük Ödül sahiplerini buldu. Büyük Ödül alan işler şöyle sıralandı: Creative Commerce Felis Büyük Ödülü BLAB x CONCEPT’in, Shell için hayata geçirdiği “İnsanların Shell’i 2.0” projesine, Design Felis Büyük Ödülü Ogilvy 4129’un, Cumhuriyet Gazetesi için gerçekleştirdiği “Cumhuriyet 101” projesine, Film Felis Büyük Ödülü Untold’un, Açık Radyo için hayata geçirdiği “Apaçık” projesine, Social Responsibility & Sustainability Felis Büyük Ödülü BLAB’ın, Askıda Ne Var? için gerçekleştirdiği “Gurultusuz Gelecek” projesine layık görüldü. Jüri Başkanları Ödülleri Takdim Etti Bölümlerde verilen ödüller, ilgili jüri başkanları tarafından sunuldu: Creative Commerce Felis ödülleri: Nurçin Koçoğlu (C-Suite Professional), Design Felis ödülleri: Özge Güven(Görsel İletişim Tasarımcısı & Sanat Yönetmeni); Film Felis ödülleri: Can Faga (aRthuR Istanbul Kurucu Ortağı); Healthcare & Wellness Felis ödülleri: Akın Aksekili (Centurion İlaç Genel Müdürü); Social Media Felis ödülleri: Serkan Girgin (Google Türkiye CMO’su) ve Social Responsibility & Sustainability Felis ödülleri: Tarık Bayar (Reckitt Türkiye Genel Müdürü) tarafından takdim edildi. Gecenin Özel Ödülleri Pelin Özkan’ın takdimiyle açıklanan gecenin özel ödülleri ise şu şekilde duyuruldu: Yılın Fark Yaratan İşi: ELLE Muayene (Allianz X Concept), Yılın Bağımsız Ajansı: Rafineri, Yılın Yaratıcı Ajansı: Tribal Worldwide Istanbul Kapanış: Simena Açıkhava’da Paptircem Konseri ve DJ Cisetta Performansı Ödül töreninin ardından gece, Simena Açıkhava Sahnesindeki Paptircem konseri ve DJ Cisetta performansıyla devam etti

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir Haber

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir

Fatih’te aynı aileden üç kişinin hayatını kaybettiği olayda, kesin ölüm nedeni laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. İstinye Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, bu kadar hızlı seyreden vakaların çoğunlukla toksin kaynaklı olduğuna dikkat çekerek midyenin güçlü bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Erdoğan, toksinlerin pişirmeyle yok olmadığını ve kabuklu deniz ürünlerinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. “Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır” Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor: “Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.” “Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir” Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.” “Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz” Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor: “Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.” “Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir” Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor. “Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var” Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.” “Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı” “Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler Haber

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler

Türkiye’nin uyku markası Yataş Bedding, 17 Kasım’da kutlanan Dünya Prematüre Günü kapsamında prematüre bebeklerin ve annelerinin mücadelesini unutmuyor ve bu özel günde farkındalığı artırmak için önerilerde bulunuyor. Yataş Uyku Kurulu uzmanları Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Berhan Bayram, Fizyoterapist Zafer K. Aksungur ve Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Her yıl dünya genelinde 10 bebekten 1’i prematüre olarak dünyaya geliyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre prematüre doğum oranı %12,9 seviyelerinde seyrediyor. Erken doğan bebekler gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için beyin, kalp, akciğer gibi hayati organlarında çeşitli risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle prematüre bebekler için doğumdan hemen sonra gerekli sağlık koşulları sağlanması gerekiyor. Dünya Prematüre Günü, prematüre bebeklerin ve annelerinin varlığını topluma hatırlatmak, sorunlara dikkat çekmek ve farkındalığı sürdürmek amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 17 Kasım tarihinde kutlanıyor. Prematüre doğum sonrası süreç; mücadelenin, sabrın, umudun ve koşulsuz sevginin en yoğun yaşandığı çok özel bir dönem. Bu süreçte annelerin hem duygusal hem de fiziksel olarak güçlü kalabilmesi, yalnızca kendi sağlıkları değil, bebeklerinin gelişimi için de kritik öneme sahip. Yataş Bedding’in uyku-sağlık ilişkisi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla 2021 yılında hayata geçirdiği Yataş Uyku Kurulu uzmanları, Dünya Prematüre Günü kapsamında prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Anne İyi Olursa, Bebek de İyi Olur Prematüre doğumun, annenin zihinsel ve bedensel hazırlığını tamamlayamadan ani bir geçişle anneliğe adım atmasına neden olduğunu ve bu geçişin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal sarsıntı yarattığını belirten Yataş Uyku Kurulu Üyesi Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu; “Prematüre doğum sonrası birçok anne, bebeği hastanedeyse sürekli onun durumu hakkında endişelenir. Her an bir haber alacakmış gibi tetikte olur. Kalbi sürekli hızlı atar, aklı sürekli meşguldür. Gece yastığa başını koysa bile beden gevşeyemez; çünkü zihin hep uyanıktır. Bazı anneler ise duygusal yoğunluktan dolayı aşırı uyku hali yaşayabilir. Gece tetiklenmeleri, yani aniden uyanmalar da sık görülür. Tüm bunlar, annenin beyninin hâlâ ‘alarm’ modunda olduğunun göstergesidir. Beden gevşemeyi bilmiyorsa, ruh da dinlenemez” diyor. Tuba Dadaşoğlu, bu dönemde annelerin yaşadığı duygusal yoğunluğa karşı kendilerine daha şefkatli yaklaşmalarının çok önemli olduğunu söylüyor ve şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle ruh halinizi suçlamayın, anlamaya çalışın. Kaygı, üzüntü, korku, suçluluk… Bunların hepsi insanidir. Uyuyamıyorsanız kendinize kızmayın. ‘Ben niye böyleyim?’ demek yerine, kendine ‘Zihnim çok yorgun, o da korunmaya çalışıyor’ demek daha iyileştirici olur. Derin ve kesintisiz uyuyamıyorsanız bile, gün içinde kısa molalar vermeyi ihmal etmeyin. Kendinizle konuşmayı değiştirin. ‘Yetersizim’ ya da ‘güçsüzüm’ gibi iç sesleri fark edin. Bunlar gerçek değil, sadece kaygının sesidir. Onların yerine ‘Zor bir süreçten geçiyorum ve elimden gelenin en iyisini yapıyorum’ demeyi deneyin. Yalnız kalmayın. Duygular, paylaşıldıkça hafifler. Bu süreçte psikolojik destek almak bir zayıflık değil, annenin hem kendine hem bebeğine en büyük hediyesidir. Son olarak, prematüre bir bebek annesi olmak zaten başlı başına güçlü olmaktır. Her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilsiniz. Yeterince iyi anne olmak, zaten fazlasıyla yeterlidir.” “Anneler, omurganızı unutmayın” Yataş Uyku Kurulu Üyesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Berhan Bayram, annelik dönemi boyunca omurga sağlığını korumanın, kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Berhan Bayram sözlerine şöyle devam ediyor: “Araştırmalar, postpartum dönemde kadınların %50'den fazlasının sırt ve bel ağrısı yaşadığını göstermektedir. Uyku sırasında bel bölgesinin desteklenmemesi, fazla yumuşak ya da çok sert yataklar ve yanlış yastık kullanımı, bu şikayetlerin artmasına neden olur. Özellikle yan veya sırt üstü pozisyonda, dizler arasına konulacak bir yastıkla omurganın doğal eğriliğini korumak, basit ama etkili bir önlemdir. Gündelik hayatta, özellikle bebeği hep aynı kolda taşımak ya da sürekli tek taraflı omuz çantası kullanmak da omuz kuşağında asimetriye ve skolyoz benzeri postüral sorunlara yol açabilir. Annelere önerilen ergonomik taşıma çözümleri ve simetrik taşıma alışkanlıkları, bu riskleri azaltabilir. Emzirme sırasında öne eğilerek uzun süre sabit kalmak da boyun ve sırt bölgesindeki kaslarda spazmlara ve ağrılara neden olabilir. Bunun yerine sırtı destekleyen yastıklar kullanmak, ayakları hafifçe yükseltmek ve bebeği göğse yaklaştıran destek yastıkları tercih etmek, hem konforu artırır hem de omurgayı korur. Postpartum dönemde yaşanan uyku problemleri, annelerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğunu artırmaktadır. Uyku kalitesinin düşmesi, fiziksel semptomlara ve bebek bakımına ilişkin sorunlara bağlı olarak annelerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Uyku ortamının doğru seçimi, ergonomik destekler ve bilinçli taşıma alışkanlıkları sayesinde anneler, hem bebekleriyle dolu dolu vakit geçirebilir hem de kendi beden sağlıklarını koruyarak bu süreci sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler.” Düşük Şiddetli Egzersizler, Annenin Fiziksel Sağlığını ve Ruh Halini İyileştiriyor Yataş Uyku Kurulu Üyesi Fizyoterapist K. Zafer Aksungur ise prematüre doğum sonrası dönemde annenin bedeninin yaşadığı yüklenmelere dikkat çekerek, bu süreçte hafif egzersizlerin etkisine vurgu yapıyor. Aksungur, “Anneler bu süreçte bebeklerinin ihtiyaçlarını önceledikleri için kendi fiziksel sınırlarını ihmal edebiliyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki, uzun süreli stres, uyku bölünmeleri ve hareketsizlik; boyun, sırt ve bel bölgesinde kas gerilimlerine, postür bozukluklarına ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Vücut, bu dönemde hem hormonal değişimlerle hem de duygusal yüklerle mücadele halindedir. Bu yüzden annenin fiziksel rahatlaması çok önemlidir” diyor. Evde rahatlıkla uygulanabilecek düşük şiddetli egzersizlerin bu dönemde hem kas-iskelet sistemini desteklediğini hem de sinir sistemini rahatlattığını belirten Aksungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle omurgayı destekleyen ve dolaşımı artıran çocuk pozisyonu, kobra esnemesi, omurga rotasyonları ve kalça bölgesi germe hareketlerinin düzenli uygulanması, annenin kaslarında gevşeme sağladığı gibi beden farkındalığında artış ve stres düzeyinde azalma sa sağlar. Basit hareketler, annenin hem fiziksel olarak toparlanmasına hem de içsel olarak dengelenmesine yardımcı olur. Bu egzersizler yalnızca bedeni değil, aynı zamanda nefes yoluyla zihni de sakinleştirir. Gece uykularının kalitesini artırmak, gün içinde enerji seviyesini yükseltmek için oldukça etkilidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.