SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Yardım

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Sosyal Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel: Emeklinin Tabağında Yemek Yok, Katar Emiri’nin Altın Tabaklarını Sergileyecekmiş” Haber

Özgür Özel: Emeklinin Tabağında Yemek Yok, Katar Emiri’nin Altın Tabaklarını Sergileyecekmiş”

Özel, şunları söyledi: “80’İNCİ MİTİNGDE DENİZLİ’DE ON BİNLER MEYDANI DOLDURDU” “Değerli arkadaşlar, son grup toplantımızdan bu yana hep beraber yoğun bir çalışma sürecinin içinde olduk. Bir yandan İstanbul, Beykoz’da 79’uncu eylemimizi yaptık. Ardından pazar günü Denizli’de 80’inci eylemde yoğun bir yağışın altında, tüm gün boyunca yağmur yağarken, ‘Acaba bu miting iptal olacak mı? Mitingi iptal edecek misiniz?’ diyenlere şöyle söyledik: ‘Bu yağmurda miting olmaz, mitingi iptal etmek lazım. Ama bu yağmurda eylemin en güzeli olur, en etkilisi olur’ dedik. 10 binler meydanı doldurdu. Denizli’de o yağmura rağmen Türkiye’deki herkesin direnme umudunu, mücadele azmini diri tutan Denizli’de ve civarından bize katılan herkese, Denizli örgütümüze, belediye başkanlarımıza, büyükşehir belediye başkanımıza yürekten teşekkür ediyoruz. 2026 yılında mücadeleyle, mücadeleyi büyüterek, bir santim eğilmeden, bir adım geri atmadan, bir kelime eksik konuşmadan hakkımızı aramaya, mücadeleyi sürdürmeye ve iktidara yürümeye hep beraber devam edeceğiz.” “RAUF DENKTAŞ’I RAHMETLE ANIYORUZ” “Vefatının 14’üncü yılında Türk Mukavemet Teşkilatı’nın Kurucusu, ömrü Kıbrıs davasıyla geçmiş, sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ı bir kez daha minnetle anıyoruz. Her Kıbrıs’a gittiğimizde ailesini ve kabristanı ziyaret ediyoruz. Bir kez daha ailesine buradan saygılarımızı, selamlarımızı yollarken, kendisine de Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.” “BEYAZ BASTON YASASINA İHTİYAÇ VAR” “Bugün aramızda elbette emekliler var. Uzun konuşacağız. 7 - 14 Ocak haftası, Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası. Biz beyaz bastonluların farkındayız. Beyaz bastonluları görüyoruz. Bastonlarını kaldırıyorlar. Ayağa kalktılar. Türkiye görsün beyaz bastonluları. Aradaki emekliler birazcık açılırsa onları görelim. Onların farkında olmak lazım; trafikte, kaldırımda farkında olmaz lazım. Sarı çizgiler onlar için tek başlarına toplumsal yaşama katılabilmelerinin teminatı. Sarı çizgilere dikkat etmek, park ederken dikkat etmek, kaldırımlarda esnafımızın dikkat etmesi, onların yollarını tek başlarına bulmalarına katkı sağlayan sarı çizgilere özen göstermek lazım. Cumhuriyet Halk Partisi olarak engelli dostu, görme engelli dostu bir belediyecilik anlayışını tüm belediyelerimizde uygulamaya çalışıyoruz. Bu konuda tüm yerel yönetimlere düşen görevlerin bir kez daha altını çiziyorum. Ayrıca beyaz bastonun standartları var. Uzun yıllardır mücadele edildi ama mutlaka bir Beyaz Baston Yasası’na ihtiyaç var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ihtiyacın da farkındayız. Tüm grupları Beyaz Baston Yasası’nı çalışmak ve hep birlikte yasalaştırmaya davet ediyorum.” “İFTİRALAR, HAKARETLER VE CHP’Yİ SUÇLAYAN BİR DİL VAR” “Diğer taraftan biraz önce söyledim. Birazdan emeklilerle ilgili çok kapsamlı, uzun ve bütün meseleyi çözüm önerileriyle birlikte konuşacağımız adeta emeklilere özel bir grup toplantısını yapacağız. Ancak bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde grup toplantısında teknolojik imkânlardan yararlanıp, ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip de burada bir partinin Genel Başkanlığını yaparken, Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partiye iftiralar, hakaretler ve dönüp dolaşıp Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendinde olanı, kendi yaptığını şimdi CHP yapıyormuşçasına CHP’yi suçlayan bir dil var. Sayın Erdoğan’a hep söyledim, ‘Eğer hak etmediğimizi duyarsak, hak ettiğini duyarsın’ dedim. Şimdi hep birlikte bir hak ettiğini izleyelim. Sonra tekrar birlikteyiz. İşte hak etmediğini duyan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne hak ettiği cevabıdır. Bundan sonra böyle. Duyan duymayana söylesin. Gören görmeyene anlatsın. Erdoğan'a yapıldığında gidip yurtdışından destek istemek meşru, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Ekrem İmamoğlu’na yapıldığında dışarıya gidip de ‘Türkiye’de yapılan bir yolsuzluk operasyonu değildir. Türkiye’de yapılan yargı eliyle bir darbedir. Mevcut Cumhurbaşkanı’nın gelecek Cumhurbaşkanı’na, mevcut iktidarın bugün gücünü kullanarak geleceğin iktidar partisine yaptığı darbedir’ dediğimizde, ‘Bizi gidip de oraya şikayet ediyorlar…’ Geçmişte kimin Türkiye’yi şikayet ettiğini, Türkiye’yi mahkemelere verdiğini, tazminat taleplerinde bulunduğunu… Ben mesela tutup da İngiliz’den, Amerikalı’dan ‘Türkiye’yi kınayan bir açıklamayı yap, bunu da gelelim burada gazetelere manşet yapalım’ filan demedim. Ben Avrupa’daki kardeş partilerime ‘Türkiye’deki bir yargı darbesidir, ülkenizde bunu doğru anlatın. Erdoğan’ı güvenlik kaygılarıyla pazarlık edilecek birisi olarak değil demokrasi zeminine davet edilmesi gereken bir siyasi muhatap olarak görün’ dedim. Demeye de devam ediyorum. Bundan sonra da söyleyeceğim. Japonya’da trende basılan sekiz milyon tirajlı gazetesine de anlattım, dünyanın öbür ucunda 50 kişiye yayın yapan bir radyo varsa ona da anlatırım. Türkiye’de yapılanlar darbedir. Bu darbeye teslim olmayacağız.” “SENİN İÇİN UTANÇ, BİZİM İÇİN ONUR VESİKASIDIR” “Biraz önce de vardı; Türk basınının amiral gemilerinden bir tanesi Milliyet’te tam manşet. 2005 yılının 6 Haziran günü. ‘Erdoğan, ABD’ye uçarken anti-Amerikancılığa karşı net tavır aldı: ‘Talihsizlik Cumhuriyet Halk Partisi’nin ABD karşıtı olması.’ Erdoğan, Washigton’u kızdıran anti- Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti. ‘Bu ilk defa çıkmadı, talihsizlik ana muhalefetin de bu çizgide olmasıdır’ dedi.’ Erdoğan, işte bu o günkü halini de bugünkü halini de gösteren; işte bu o günkü durumunu da bugünkü durumunu da gösteren; tarihin önünde ne olduğunu altın harflerle kazıdığın, senin için utanç, bizim için onur vesikasıdır.” “ALEVİ CANLARIMIZIN CANINI YAKANA ‘ARKASINDAYIM’ DENİYOR” “Ayrıca bir yandan da halen daha bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta Meclis’te AK Parti’nin Grup Başkanvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi adına orada konuşan, söz söyleyen, bütün işlemlerde parti adına o oturumda, o birleşimdeki en yetkili kişi tuttu ve dedi ki… Güya bizi eleştirecek. ‘Suriye’de Müslümanlar ölürken ses çıkarmayanlar, Alevi katliamı var diye şimdi konuşuyorlar’ dedi. Grup Başkanvekilimiz bunu fark etti ve büyük bir siyasi olgunlukla dedi ki ‘Bunu düzeltin.’ Çünkü ağızdan çıkan laf bazen olmadık bir yere gider. Orada olur. Döndü ve dedi ki ‘Yanlış bir şey söylüyorsun, bunu düzelt.’ Hanımefendi düzeltmedi. Direndi. Şimdi bütün Türkiye’de bu konuda Alevi canlarımızın canını yakan bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi uyarımıza rağmen ‘Hayır, arkasındayım’ diyor. Alevileri Müslüman’dan saymayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne iftira atacağım derken Suriye’deki Alevi katliamını meşrulaştıran, acayip, tutulacak hiçbir yanı olmayan bir şey. Dün Ömer Çelik çıkmış televizyon karşısına… Parti adına bir düzeltme bekliyorsun. Abuk subuk laflar çeviriyor. Bir - 1,5 aylık polemiklerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Bu hanımefendiyi halen daha görevde tutmaya devam ederseniz, o ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta Erdoğan.” “AMERİKANCILIK DA SANA KALSIN, BOP’UN EŞ BAŞKANISIN” “Bir de o hanımefendiye söyleyeyim. Müslüman kanı akarken ses çıkarmamak filan. Tövbeler olsun. Böyle bir lafı söyleyene yazıklar olsun da 1 Mart 2003… Erdoğan o Amerikancı Erdoğan, ‘CHP ABD karşıtıdır, talihsizliktir’ diyen Erdoğan iktidara gelmeden önce partisinin Genel Başkanı’yken Amerika’ya gidip, biat sözü veren Erdoğan, karşılığında Irak operasyonu için tezkere sözü veren Erdoğan, 1 Mart’ta kapalı oturumda Irak operasyonu için Mersin Limanı’ndan Amerikan askerinin gelmesini, geçip Irak’a bizim sınırımız üzerinden kara operasyonu yapmasını engellemek için Cumhuriyet Halk Partisi 22’nci dönem grubu çırpındı. 99 AK Parti milletvekili o gün bizimle birlikte oy kullanarak, o tezkerenin geçmesine, Amerikan postalının Mersin’den basıp güneye, güney doğuyu kirletmesine, Irak’a gidip 1,5 Müslüman kanı akıtmasına, bu ayıba ortak olunmamasına Meclis’te o günkü 99 AK Parti milletvekili ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi grubu oy kullandı. Mani oldu. O 99’dan bir tanesini siyasette var etmedi, hepsini yok etti. Şimdi buradan 22’nci dönem yaşayan tüm milletvekillerimizi hürmetle, hayatta olmayanları rahmetle anıyorum ve diyoruz ki; biz Amerika’nın her türlü emperyalist ve kirli oyununa karşı, Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hakkını ve menfaatini sonuna kadar koruruz. Amerikancılık da sana kalsın. Çünkü ben antiemperyalist mücadeleyle vatanı, yedi farklı işgal ordusundan temizleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanıyım. Sen BOP’un Eş Başkanısın. Bununla övünüyorsun.” “SEN MÜZE AÇMAYA DEVAM ET, BİZ ASLANLAR GİBİ HİZMET EDİYORUZ” “Türkiye 2018’den bu yana artık bütün yetkileri bünyesinde toplayan, maalesef aynı dolmakalem, aynı mürekkeple sabah vali, öğleden sonra il başkanı atayan, aynı mürekkeple kaymakam, ilçe başkanı atayan, hem bir partinin genel başkanı hem Cumhurbaşkanlığı yapan birinin artık çoklu makam bozukluğuyla büyük ve içinden çıkılamaz krizlere sürükleniyor. Bir ekonomik kriz içindeyiz ki, tek adam rejimi başladığından beri bitmek bilmiyor. Bunun yanında yargı krizi, sosyal krizler, her bir tanesi bu ülkenin canını ayrı ayrı yakıyor. Bugün asgari ücretliler, emekliler, çiftçiler tarihin en borçlu dönemini yaşarken yüksek faiz, yüksek enflasyon, iğneden ipliğe gelen zamlar hepimizin belini büktü. AK Parti’nin bu sıkıntıları çözecek kadroları da becerisi de enerjisi de yok. Öyle bir ihtimal yok artık. O yüzden AK Parti ile milletin arasına giren mesafeyi görmek lazım. Ve Cumhuriyet Halk Partisi gerçek siyaseti meydanlarda, sokaklarda, vatandaşın yanında yaparken; kışın sıcak, yazın serin salonlardan polemik yapanların ürettikleri siyaseti de utanarak izliyor. Millet bu haldeyken Erdoğan bambaşka bir alemde. Geçen gün bir konuşma yapmış. Not önüme geldi inanamadım. ‘Bu fakirin İstanbul’da bir müzesi var’ diyor. Hangi fakirin? Erdoğan fakir, İstanbul’da bir yer almış, metruk haldeymiş, yaptırıyormuş. Oraya müze yapıp kendisine verilen hediyeleri sergileyecekmiş. Bu salondaki emeklinin tabağını koyacak yemeği yok. Adam Katar Emirinden aldığı altın tabakları sergileyecekmiş. Katar şeyhinden aldığı altın tabağı sergileyecek, kendisine verilen hediyeleri sergileyecek, ‘Fakirim ben’ diyor. ‘Bu fakirin bir müzesi olacak artık’ diyor. Sen kimsin? Sen Cumhurbaşkanısın. Cumhurbaşkanının müzesi olmaz kardeşim. Atatürk’ün müzesi mi var, İnönü’nün müzesi mi var? Hangi Cumhurbaşkanının müzesi var? Cumhurbaşkanına ne verildiyse devletin müzesinde durur, devletin müzesinden.” “YALVARDIK ‘SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKARALIM’ DİYE” “Kendi kendini ihbar ediyor. Yalvardık, yalvardık Siyasi Ahlak Yasası çıkaralım diye. Bunu Sayın Davutoğlu desteklediğinde ‘Siyaset yapacak bir il başkanımız, ilçe başkanımız kalmaz’ deyip tarihinin en büyük itirafında bulunmuştu. Sayın Davutoğlu ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ dedi. Siyaseten Sayın Davutoğlu’na karşı operasyonu bu sözleri başlattı. Binali Yıldırım’a ‘Topla imzaları, indireceğiz Davutoğlu’nu’ deyip Siyasi Ahlak Yasasına direnen, o Ahlak Yasası çıksa milletvekiline verilecek hediye belli, Cumhurbaşkanına verilecek hediye belli, hangi tutarın üzeri kayda tabi, hangisi devletin müzesine konur hepsi belli. Bunları yapmamış. Şimdi ‘Bu fakir müze açacakmış Kasımpaşa’da.’ Vallahi sen Kasımpaşa’da müze açmaya devam et. Biz o Kasımpaşa’ya aslanlar gibi hizmet etmeye devam ediyoruz. Beyoğlu Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile. Biz Kasımpaşa’da emekli evleri açıyoruz, biz Kasımpaşa’da emekli lokalleri açıyoruz, Kasımpaşa’daki okula su sebili koyuyoruz ki zenginin çocuğu kana kana su içerken, fakirin çocuğu Kasımpaşa’da okulun tuvaletindeki çeşmeye ağzını dayanamazsın diye. Ne konuşuyorsun sen Kasımpaşalı?” “ERDOĞAN ‘EMEKLİ’ KELİMESİNİ LÜGATİNDEN SİLMİŞ” “Sayın Erdoğan bir kelimeyi unuttu. Bir kelimeyi. Tarayın dedim geriye doğru. Yok. Hangi kelime? Emekli. Emekli kelimesini unuttu. Ağzına almıyor emekli kelimesini. Lügatinden silmiş. Onun için emekli yok, asgari ücretli yok. Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların insafına bırakmayacağız. Tüm dertleri, sıkıntıları, çözümleri ayrı ayrı konuşacağız. Bugün bu salonda Türkiye’deki tüm emeklileri temsilen, kendileri grubumuz Meclis’i terk etmeme kararı aldığında harekete geçen, bu eylemliliği destekleyen, bugün de buraya koşan gelen emekliler var. Hepinizin karşısında Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla ve hürmetle eğiliyoruz. Emekliler grup salonunda ‘Emekliyiz haklıyız, kazanacağız’ diye sesleniyorlar, seslerini yükseltiyorlar. Ben iki emeklinin bir evladı olarak bu boğazından devlet memurunun aldığı maaş, emeklinin aldığı maaş, sonra da Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaptığı sözleşmeyle devletin ödediği ilaç faturaları dışında boğazından bir kuruş geçmemiş, boğazından geçen her kuruş, evladının boğazından geçen her kuruşta bu devletin emeği olan, bu devleti var eden sizlerin emeği olan partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Sizin onur mücadeleniz, hepimizin onurudur. Sizin için sonuna kadar mücadele edeceğiz.” “‘EMEKLİYE BÜYÜMEDEN PAY VERMİYORLAR” “Şimdi kısaca hatırlayalım. Söylüyoruz, kızıyorlar. Kızmaya devam edecekler. Adalet ve Kalkınma Partisi emeklinin düşmanıdır. Emeklinin düşmanıdır, zenginin dostudur. Geldiklerinde ilk lafları şu olmuştu: ‘Emekliye milli gelirden pay vermeyeceğiz. Zira emekli milli geliri artıran değil, azaltanlardır’ diye tanımlama yaptılar ve büyümeden pay vermemeyi sistematik olarak, kararlı olarak, planlayarak yaptılar. Onlar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz, itiraz ettiğimiz asgari ücret 28 bin lira. 1,5 asgari ücret 42 bin lira. Bu salondaki herkes biliyor ki; AK Parti gelmese, emekliye hiç ilişmese, hiç karışmasa, emeklinin düşmanı olmasa, ‘Emekli milli gelire katkı yapan değil, azaltan unsurlardır’ ayıbının sahibi olmasa, bugün beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katını alarak en az 42 bin lira alıyor olacaktı. Bu ülke rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz ve Sayın Devlet Bahçeli’nin beğenmedikleri, her fırsatta yerdikleri üçlü koalisyon döneminde son verdiği en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 42 bin lira bugünkü asgari ücrette olması gereken tutar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her yönüyle bunları çalışıyoruz. Ben söylüyorum, kızıyor. Diyor ki; ‘Çıkmış Anadolu’yu geziyor, sarraf sararak dolaşıyor, altın hesabı yapıyor. Bırak o hesabı, şunun hesabını ver’ diyor. Niye bırakacağım o hesabı? Her hesap şaşar Anadolu’da, altın hesabı şaşmaz. Sen istediğin kadar anlat, istediğin kadar anlat. Git Anadolu’ya sor teyzeme, hesabı altın hesabı ile yapar. O beğenmedikleri üçlü koalisyonun, o koalisyonun dönemindeki ekonomik krizden gelip de çözülmekte olan ekonomik krizin üstüne gelip de iktidar olup da dönüp dönüp oraya kötüledikleri o koalisyonun son verdiği emekli maaşıyla, en düşük emekli maaşıyla 8 tane çeyrek altın alınabiliyordu. 8 çeyrek altın. Bugün verdikleri, teklif ettikleri emekli maaşı 2 çeyrek altın almıyor. 2 çeyrek altın almıyor. Yani emeklinin kaybı ayda 6 çeyrek altın. Şaka değil. Bugün bir emekli ya, bir emekli, gitse kuyumcudan bir çeyrek altın alsa eve varırken baksa cebinde yok. Aklı çıkar, yol boyunca gider arar ‘Nerede düşürdüm ben bunu?’ diye. Ama bugün bir emekli değil her emekli, 1 çeyrek altın değil 6 çeyrek altın, bir sefer değil her ay kaybediyor. Kusura bakmasın emekliler ve bunu bilsin bütün Türkiye. Bir şey nerede kaybedildiyse orada bulunur. Madem 6 çeyrek altını her ay için seçim sandığında kaybettik, ilk seçim sandığında gidip orada bulacağız.” “1,2 MİLYON KİŞİ DAHA EN DÜŞÜK AYLIK ALANLAR HANESİNE EKLENDİ” “Sefaletin nasıl büyüdüğüne bir örnek daha vereyim. Daha temmuz ayında, bu sene temmuz ayında, devletin resmi rakamıyla en düşük emekli maaşı alanların sayısı 3,7 milyondu. Şimdi 4,9 milyon. Yani altı ayda 1,2 milyon kişi daha en düşük emekli maaşı alanlar hanesine eklendi. 5 milyon kişiye çıktı en düşük emekli maaşını alanlar. Biz böyle bir sefalet üzerine hem asgari ücret, hem de emekli maaşları için çalıştık. Teklifimizi yaptık. Dedik ki ‘Asgari ücret 39 bin lira olmalıdır, emekli maaşı da bir asgari ücret olmalı. Asgari ücrette en düşük emekli maaşı da 39 bin lira olmalıdır.’ Çalıştık, kaynağı hazırladık. Teşvik paketini hazırladık. Dedik ki ‘Asgari ücrete zam verirken; küçük esnafı, belli sektörleri korumalıyız.’ 10 bin lira, 5 bin lira, 4 bin liralık SGK prim destekleri hazırladık. Götürdük, gösterdik. Dediler ki ‘Bunu yapamayız.’ Asgari ücret tarihte ilk kez açlık sınırının altında açıklandı. Açıklandığı gün açlık sınırı 30 bin liraydı, 28 bin lira açıklandı. Emekli maaşı da enflasyon farkıyla 18 bin 938 lira açıklandı. İnanamadık. ‘Böyle bir şey olmaz’ dedik. Grup başkanvekillerimizle değerlendirdik. ‘Dedim ‘Ne yapıyorlar?’ ‘Bir şey yapmıyorlar.’ ‘Ne görüşüyorlar?’ ‘Trafik kanunu görüşüyorlar.’ ‘Müdahale etmeyecek misiniz?’ Dediler ki ‘Biz buradayız ama AK Parti birazdan kapatır gider.’ Konuştuk, grubumuz hep birlikte oybirliği ile büyük bir azimle emekliler için mücadeleye, dikkatleri Meclis’e çekmeye ve emekliler için Meclis’te nöbet tutmaya karar verdi. Altı gündür gece gündüz oradalar. Altı gündür Türkiye’nin gündemine oturttular. AK Parti hazımsızlıkla etmedik hakaret bırakmıyor milletvekillerimize. Aslında onlar bu meselenin gündeme gelmesini, konuşulmasını, haber olmasını, yani sizlere yaptıkları zulmün daha çok görülmesine, duyulmasına dayanamıyorlar. Hazımsızlık yapıyorlar. Çatlasalar da patlasalar da emeklinin arkasında durmaya devam edeceğiz.” “SEFALET MAAŞINI ORTADAN KALDIRACAK ARİTMETİK ORTADADIR” “Burada önemli bir gelişme; emekliler açısından da Türkiye demokrasisi açısından da Meclis’in itibarı açısından da… Maalesef bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistem, milletle devletin arasına bir saray koydu. Bu yüzden de millet kendi Meclisinden dahi soğudu. Buradan bir şey ummuyor. Ama bugün Sayın Bahçeli konuşmasında emeklilere verilen ücreti söylerken, ‘Sefalet ücreti’ dedi. Burada büyük bir fırsat var. Burası milletin meclisi. Ana muhalefet partisi 7/24 nöbette, hep birlikte buradayız. En iyi iyileştirme için mücadele edeceğiz. ‘Bin lira verelim’ diyorlar, harçlık verir gibi. ‘20 bin lira yapalım’ diyorlar, sonuna kadar itiraz edeceğiz. Ancak buradaki fırsat şudur arkadaşlar: Ana muhalefet eylemde, DEM Parti bizim kadar sert eleştiriyor bunu. Yeni Yol Grubu, Saadet Partisi, Gelecek Partisi hepsi bu sefalet maaşına itiraz ediyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Bir de Milliyetçi Hareket Partisi buna ‘sefalet’ dedikten sonra, bir şey söylüyorum emekliler. Siz bugün herkes samimiyetle lafının arkasından durursa, bu Meclis’te artık azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz, çoğunluksunuz. Buradan Sayın Bahçeli'ye saygılarımı sunuyorum. Tüm genel başkanlara saygılarımı sunuyorum. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi iyi bir teklif getirirse, grubumuz iki elini birden kaldırıp oy verir. Eğer getirmezlerse bu Meclis sarayın memuru değil ki. Bu Meclis’e her parti ayrı ayrı teklif verebilir, ortak teklif verebiliriz. Bütün milletvekilleri altına imza atabiliriz. Bu 20 bin liraya mademki ‘sefalet’ diyoruz, madem Sayın Bahçeli de bugün buna ‘Sefalet maaşı’ dedi, getirelim emekli maaşını asgari ücrete eşitleyelim, ‘Asla altında olamaz’ diyelim. Emekliyi de kurtaralım, Meclis’in itibarını da kurtaralım. İşte ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ diyen emeklinin bu Meclis’teki sesini duymak ve bu Meclis’te tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Bunun için grup başkanvekillerimiz mevkidaşlarıyla görüşecekler tüm siyasi partilerden. Hem direnmeye, mücadeleye, hem de diyaloğa devam edeceğiz. Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek, Perşembe günü görüşülecek. Plan ve Bütçe Komisyonunda en iyi noktaya gelmesi için mücadele etmeliyiz. Plan ve Bütçe Komisyonunda da Meclis Genel Kurulunda da herkes sözünün arkasında durursa, bu sefalet maaşını ortadan kaldıracak aritmetik ortadadır. Diğer konularda ayrı düşünürüz, yine tartışırız. Herkes kendi ittifakında kimle birlikte olmak istiyorsa olur. Ama emeklinin meselesinde bir arada olursak Türkiye’de çok şey değişecek, çok şey değişecek.” “BİZ YAPSAK BİZE DE AYNISINI YAPIN” “Bu arada en düşük emekli maaşını, bir asgari ücret yapmak için lazım olan kaynak 650 milyar lira. Geçende bütçe geçti buradan. ‘Böyle bir paramız yok, kaynak yok’ diyorlar ya bütçede bir kalem 768 milyar lira var. Vazgeçilen kurumlar vergisi. Yani kazanmış, kar etmiş, vergi ödeyecek. O vergiyi ödemesin diye 768 milyar lira kaynağı buraya koydular. Ama emeklinin 650 milyar lirasına şimdi ‘Para yok, kaynak yok’ diyecekler. 2,7 trilyon lira faiz ödüyorlar. Lazım olan paranın dört katından fazla. Şimdi emekliye gelince ‘Yoktur’ diyecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekliye dayatılan bu zulme sonuna kadar karşı çıkacağız. Kaynak? Plan ve Bütçe Komisyonu oturacak ve çalışacak. Gerekirse bütçede kalemler arasında aktarma yetkisi var. Kurtarırsa oradan bulunacak. Kurtarmazsa ek bütçe yapılacak. Sabaha kadar çalışılacak ama emeklinin sorunu çözülecek. Eğer bu sorunun çözümüne katkı sağlanmazsa, buna direnilirse, buna grup kürsülerinden başka konuşulup, oylamaya gelince başka davranılırsa, o zaman bunu da emekliler takdir edecek. Şu kadarını söyleyeyim, bu Adalet ve Kalkınma Partisi için diyorum. Sizin karşınızda duran kim olursa aynısını yapın. Biz yapsak bize de yapın. Sizi görmeyeni, sizi duymayanı, sizin için çalışmayana bırakın oy vermeyi, sokakta selam bile vermeyin bunlara.” “MANSUR BAŞKAN, EMEKLİYE AYDA 2 BİN 677 LİRA DESTEK VERİYOR” “Ankara’dasınız, bu şehrin bir büyükşehir belediye başkanı var. Örneği oradan vereceğim. Tüm belediyelerimizde çok benzer uygulamalar var ama en iyilerinden bir tanesi Ankara. Ankara’da Mansur Başkan… Hani günlerdir sudan siyasetle uğraşıyorlar ya onunla, sudan siyaset. Denizli’de dedim ki ‘Bunlar çıkmışlar, yağmur yağmasın duası yapıyorlar.’ İnanan çıktı yahu. Arkadaşlar, şuna inanan çıktı: ‘Nereden biliyorsun?’ Yaptıklarından biliyoruz. Zil takıp oynayacaklar. Öyle bir şey ki bundan önce 2019’da Erdoğan kendisi, 2023’te bakanı, biri birinci etap, biri ikinci etap… ‘Efendim Gerede sistemini yaptık. Ankara’nın su sorununu 2050’ye kadar çözdük’ dediler. 2025’ye kadar. Ben onların yalancısıyım. Devlet Su İşleri’nin başında onlar var. Onlar yönetiyor. Ve ‘Ankara’nın su sorunu çözüldü.’ Ver suyu. Mansur Yavaş dağıtsın. Mansur Yavaş bu konuda her türlü tedbiri almış. Gerede sisteminden 2023’te 235 milyon metreküp su gelirken, 2024’te 119 milyon metreküp, 2025’te 72 milyon metreküp su gelebilmiş. Geçen sene mayıstan bu ekime kadar bir metreküp su gelmemiş. Şimdi ben dönüp ‘Ey Erdoğan, ne oldu Gerede sistemi? Beceriksiz Erdoğan’ desem, vallahi Allah’ın gücüne gider. Niye? Yağmur yağmıyorken, küresel bir kuraklık varken, Türkiye’de barajları yapma işi iktidarınken, 23 yıldır iktidarda olup da bu hale gelene yine de biz kuraklık üzerinden bir şey demeyip, ‘Hep birlikte çalışalım, su sorununu çözelim’ derken, o dönüp Mansur Yavaş’a ‘Beceriksiz, Ankara’yı susuz bıraktı’ deyip laf söyleyip, sudan siyaset yapıyor. Mansur Yavaş tedbirlerini aldı. Rakamları şeffaflıkla paylaştı. O sorunu da çözdü. Allah’ın izniyle her sorunu çözdüğümüz gibi su sorununu da belediyelerin yetkisinde belediyelerle, milletin verdiği yetkiyle de gelecek sene iktidarda çözeceğiz. Şimdi bu Mansur Yavaş’la bu emekliler arasında yaşanan meseleye bakın. Hani AK Parti ‘19 bin lirayı 20 bin lira yapacağım, bin lira vereceğim’ diyor ya. Koca Meclis’i çalıştıracaklar, çözüm bulacaklar, bin lira verecekler çocuğa harçlık verir gibi. Mansur Yavaş Ankara’da sosyal yardım alması gereken, yani yoksul emeklilere her ay 2 bin 677 lira maaşlarının üzerine belediyeden destek koyuyor. Her ay koyuyor bu parayı. Yılda 12 kez bir kilogramlık et desteği yapıyor. Kışın üç ay boyunca doğalgaz faturalarını ödüyor. Ramazan ve Kurban bayramlarında ilave 2 bin 500’er lira veriyor. Bunları yaparken de yüzlerce müfettişle tepesinde duruyorlar. Bugün de Mansur Bey dedi ki ‘Genel Başkanımız duyursun bunu…’ Haftaya Meclis’te çoğunluğumuz da var, geçirmeme ihtimalimiz de yok. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi karar alacak, 377 bin sosyal yardım alan kişi bundan sonra Ankara Büyükşehir sınırları içinde bedava ulaşımda olacak.” “DÜŞEN DOĞURGANLIĞIN SEBEBİ GARİBANLIK” “Bir yandan kısıtlı, silkelenen belediyelerin imkanlarıyla, birazdan başka örneklerden de bahsedeceğim, bizler bu mücadeleyi verirken ellerindeki güçle geçmişte yaptıklarını bozan, verdikleri sözden cayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bugün emeklisini perişan eden iktidar şimdi kancayı yarının emeklilerine takmış. Biliyorsunuz Bireysel Emeklilik Sistemi getirmişti. ‘Teşvik edeceğiz’ demişti. ‘BES’i tabana yaymak için devlet katkısını yüzde 30’a çıkarıyoruz’ demişlerdi. Sessiz, sedasız devlet katkısını yüzde 20’ye düşürdüler. Millet bunlara inandı, BES’e girdi, ‘Yüzde 30 devlet katkısı’ dedi. Şimdi yüzde 20’ye düşürdüler. Bu şekilde yüzde 10’luk azaltmayla, kendilerince bir yerden kendi ihtiyaç duydukları işlere kaynak yaratmaya çalışıyorlar. Ama insanlar ‘Okursam iş bulurum. Çalışırsam aileme yetecek kadar kazanırım. Bundan sonra artık bir şekilde aileme bakarım’ diyecek noktadan çok uzağa gittiler. Sayın Erdoğan, ‘Vaktiyle üç çocuk yapın, beş çocuk yapın’ diyordu. Şu anda 1,5 altına gerilemiş durumda Türkiye’de doğurganlık hızı. Bu çok büyük bir tehdit ancak bir tane sebebi var. O da garibanlık. O da gelecek kaygısı. O da ‘Bu asgari ücretle nasıl çocuk yapayım? Hatta nasıl evleneyim? Evlendim, çocuğum oldu. Nasıl büyüteyim? Nasıl doyurayım?’ Bu kaygılar Türkiye’de doğurganlık hızını da en çok düşüren ve en acımasız doğum kontrol yöntemi.” “KARTTAN KAPATIYOR, BORÇ BÜYÜYOR SONRA ‘YA ÇIKARSA?’” “Yoksulluk, sefalet maalesef insanlarımızı kumara, sanal bahse itiyor. Öyle bir şey ki böyle oturup da ‘Ya o da oynamasın….’ Öyle bir şey değil ki. Kredi kartı var. Aldığı maaş bitiyor. Ya maaş hesabında kredili maaş hesabı... En kolay açılan hesap. Sormadan açıyorlar hemen. Maaşını çektiğin karta 5 bin lira, 10 bin lira kredili mevduat hesabı. Maaş bitince kendiliğinden düşüyor eksiye. Maaş yatar yatmaz kendiliğinden o kapanıyor. Bu kadar tahsilatı garanti bir hesaptan, kredi kartı borçlarına uygulandığı gibi Türkiye’nin en acımasız faizini kesiyorlar. Ayrıca yüzde 30 vergi kesiyorlar. Türkiye’de parası olan, faize koyan, aldığı faizden yüzde 17,5 vergi veriyor. Parası olmayan, borca batan, ödediği paradan yüzde 30 vergi veriyor. Şimdi maaş yetmiyor. Ama eve ekmek alınacak, çocuğa süt alınacak, bez alınacak. Elektrik parası ödenecek. Doğalgaz ödenecek. Kattan çektiriyor ya da kredili mevduattan alıyor. Bunun yıllık bileşik ki millet bilmez, vergisi, faizi, bilmem nesi, toplam yüzde 96’ya geliyor. Yıllık yüzde 96. En acımasız yani mert olan karşıdan vurur, hain biri arkadan vurur. Bu AK Parti’nin kara düzeni yere düşene yerde vuruyor. Halen bak BES’teki yüzde 30’u sessiz sedasız bir gecede yaptılar. Cumhurbaşkanı’na yetki verdiler, imzayı attılar, yüzde 20’ye düşürdüler. Yahu burada bu yüzde 30 ödenmeyen kredi kartına. Bir de biliyorsunuz, bilmeyen yoktur burada. Kredi kartını ödeyemedin mi ödeyemediğin günden işletmiyor faizi. Dönüyor, hesap kesim gününden işletiyor. Yani bir günlük değil, 11 - 13 günlük faiz alıyor. En acımasız faizi işletiyor. İşte bu yüzden insanlar oradan çektiriyor, bu karttan kapat, borç büyüyor. Kalıyor cepte son bir para. O parayla da ‘Acaba nasıl çıkacağım bu işin içinden?’ ‘Ya çıkarsa’ deyip dönüyorlar önce Milli Piyango’nun sitesine giriyorlar.” “SPOR TOTO’NUN HASILATI YÜZDE 6000 ARTMIŞ” “Bakın, bu Adalet ve Kalkınma Partisi yıllar önce şöyle bir şey dedi: ‘Milli Piyango’yu özelleştireceğiz.’ ‘Yapmayın’ dedik. ‘Altın yumurtlayan tavuk kesilmez’ dedik. ‘Yok, keseceğiz’ dediler. Sonra kesmemeye, 10 yıllığına birisine vermeye, on yıl sonra alıp bir başkasına vermeye karar verdiler. Temel tezleri şuydu: ‘Devlet kumar oynatmaz.’ Yahu ne kumarı? Bu millet, Anadolu’daki bu insanlar yılbaşında aldığı bir Milli Piyango biletini kumardan saymıyor ki. Niye saysın? Çeviriyor arkasına bakıyor. Nereye gidiyor para? Mehmetçik Vakfı’na. Nereye gidiyor? Kızılay’a, Yeşilay‘a, Çocuk Esirgeme Kurumu’na. Öyle değil mi? Sen bunun neyine kumar diyorsun? ‘Kumar.’ Devlet eliyle kumar olmaz. 13 + 1 oynuyor. Soruyor, ‘Babaanne söyle bakalım Manisa mı, Kasımpaşa mı?’ Babaannem diyor ki ‘Taraf tutmuyoruz.’ Soruyor 13 + 1’de, ‘Bir rakam söyle.’ Buna kumar dediler ve dediler ki ‘Devlet bunu yapmayacak. Özelleştireceğiz.’ Sonra 10 yılına özelleştirdiler, aldı birisi işletiyor. Bakın 2003’te Spor Toto’nun hasılatı 17 milyon dolarmış. 2023’te yüzde 66 bin 700 artarak, yani 6 bin 700 kat artarak, 11,3 milyar dolar olmuş. 117 milyon dolardan, 11,3 milyar dolara çıkmış. Dolar bazında söylüyorum. Bakın ‘Devlet kumar oynatmazcılar’ın verdikleri şey. Bu Milli Piyango’nun resmi sitesi. Milli Piyango’nun resmi sitesi. Spor bahisleri hariç 119 oyun var. Girdiğinde karşına bu çıkıyor. Diyor ki 10.11.2025 tarihinde Milli Piyango Online‘da bir oyuncumuza Olimpos Şimşekleri oyununda 925 bin lira isabet etmiştir’ diyor. Reklam. A’dan Z’ye kumar oynatıyor. 119 çeşit. Antik sandık da var, ballı kovan da. Arının kovanda hangi peteğe konacağını bilirsen para veriyor. Ballı kova. Akıllara ziyan. Buz fırtınası, ıvırı zıvırı, en fenası… Misket, çocukların misket oyunu. Diyor ki ‘Kendi misketinin rengini seç, oyunun başlamasını bekle’ diyor. Üç numara yeşil misket. Bak, çocukların kumda oynadığı kuyuya kumar oynatıyor. Bakın kumarhane kol çekme ne fena bir şey. Kol çekme var. Diyor ki ‘2 liraya büyük ödül, 50 bin lira.’ 2 liraya 50 bin liralık kol çekebiliyorsun burada. Havai fişek var. Havai fişeğini seç, 12 lira yatır. Senin havai fişek kaç para patlarsa o parayı sana verecek. Sıfır patlarsa tekrar; yeni tur, yeni bilet. 12 lira var, 24 lira var. Havai fişekten kumar oynattırıyor adamlar.” “KUMSALDA ÇOCUĞUNUN RIZKI İÇİN ARAMA YAPIYORLAR” “Ne oluyor biliyor musunuz? Bu siteye giriyorsunuz, oynuyorsunuz. Cookie diyorlar, çerezden seni yakalıyor. Dünyada ne kadar yasadışı kumar sitesi varsa başlıyor sana mesaj atmaya. Mesaj geliyor gariban adama. Cebinde son 200 lirası kalmış ya da 2 bin lirası var. Dünya kadar banka borcu var. ‘3 bin - 4 bin lira sana. Baştan fazladan veriyorum. Gel, oyna’ diyor. Bir tıklayıp içeri girdi mi bu tip işlerin bin katı numaralarla o cepteki o paralar da gidiyor. En sonunda kimi intihara sürükleniyor, kimi iflas ediyor, bütün sülaleyi batırıyor. Şimdi 2026 yılında 23 yıldır bu ülkeyi bu iktidar yönetiyorken, bu sefaleti yaratanlar da bu rezaleti yaratanlar da AK Parti’nin kara düzenidir. Nasıl değiştireceksin? Vallahi sandıkta değiştireceksin. Sandıkta değiştirmek dışında başka bir ihtimal kalmadı. Yeşilay’a göre Türkiye’de 40 milyon kişi en az bir kez bahis oynamış. 7 milyon kişi kumar bağımlısı haline gelmiş. Kumar bağımlısı sayısı uyuşturucu bağımlılığı sayısının kat be kat üstünde. Kumar borcundan dolayı canına kıyanlar… Öyle bir haldeyiz ki dedektör satışları patlamış. Bütün televizyonlarda haberdi. Millet altın arama dedektörü alıyor, hazine arıyor. Onu bırakın Antalya’nın sahillerinde turistin cebinden düşmüş Euroları dedektörle arayıp onları topluyorlar. Gösteriyor, ‘Ne yapayım abi’ diyor. ‘Şu Euro’ları buldum, gidip onu bozduracağım’ diyor. Bir - iki Euro metalleri topluyor. ‘Bazen’ diyor, ‘Kolye de düşmüş oluyor kumların arasına.’ Yazın düşmüş, kışın metal dedektörü ile kumsalda çoluğun çocuğunun rızkı için gidip arama yapıyorlar. Memlekette dün söyledim, tarihi geçmiş olan gıdaları marketlere koyup ‘fırsat reyonu’ diye satıyorlar. Tarihi geçmiş olanları. Bunların tamamından kurtulacağız. AK Parti’nin kara düzenini yıkmazsak namerdiz. Kumar bağımlılığı konusunda arkadaşlarımız hassas bir çalışma yaptılar. Buradan ifade ediyorum. Kumar bağımlılığı ile ilgili bir eylem planı hazırladık. Öncelikle toplumsal ve mali zararı tüm yönleriyle ortaya çıkaran bu belanın hızla röntgenini çeken, sonra gerek cezaların artırılması ve gerek toplumsal farkındalığın yaratılması, gerekse yasa dışı ise kurulan köprülerin ortadan kaldırılmasına ilişkin önemli bir eylem planı hazırladık. Buna önümüzdeki günlerde önce açıklayıp sonra diğer gruplarla paylaşıp, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde bu konuda bir araştırma komisyonu kurulması ve bu eylem planının tüm partiler tarafından yasal düzenlemelerle bu soruna bir çare aranması için bir teklifte bulunacağız.” “ESNAFI KORUMANIN 150 FARKLI YÖNTEMİ İÇİNDE BU YOK” “Buradan gençlerin çok itiraz ettikleri, büyük bir haksızlığı dile getirmek durumundayız ve bunun da mutlaka geri alınması lazım. AK Parti zaten bir yerde bir huzur varsa, birisi bir şeyden memnunsa gidip onunla uğraşmakta, ki biliyorsunuz vaktiyle güvercine bile huzur vermiyordu, elindeki şemsiyeyle kümesteki güvercinleri dürtüyordu. Oraya bir şey yapacak. Geçmişte 150 Euro’ydu, 30 Euro’ya düşürmüşlerdi. Yurt dışından verilen siparişlerde gümrük vergisi muafiyeti var; 30 Euro. Ne yapıyor? Bin 500 lira. Bin 500 liraya kadar alışverişi internetten yapınca gençler yazdığı kadar para ödüyorsun. O geliyordu. Tuttular, ona iliştiler. Onu yasakladılar. Mesela hobi ürünleri var. İnsanlar dışarı çıkamıyorlar, pahalı etkinliklere katılamıyorlar. Kendince hobisi var. O hobilerin ürünleri satılıyor. Türkiye’de yok. Sipariş veriyor. 210 lira, 140 lira, 70 lira… Onlar geliyordu. Onları yasaklamışlar. Türkiye’de üretilmeyen bazı şeyler… Türkiye’de eskiden var bir radyo. Artık Türkiye’de o marka radyo satılmıyor. İçindeki bir tane elektronik bir şey yok. Fotoğrafını koyuyorsun internete. Çin’de var. Veriyorsun siparişi, geliyor 90 liraya. 5 bin liralık radyo teyp, 90 liralık çiple kurtuluyor. Arge kendince çocuklar çok meraklı, işte kodlama yapıyorlar, robot yapıyorlar bilmem ne yapıyorlar. Onlara parçalar alıyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Onlarla uğraştı adamlar ya. Gittiler dün Ömer Çelik çıkmış soruyorlar, bir laf kalabalığı ‘Yok şunu yaptık bunu yaptık.’ Bununla mı esnafı koruyorsun? Ben sana esnafı korumanın 150 farklı yöntemini anlatırım. İçinde internetten verilen bu siparişe bilmem ne yapmak yok. Öyle bir noktaya getirdiler ki işi bir de. Eskiden orada 250 lira kılıf, Türkiye’de 600 liraya satılıyor. O siparişi kapattılar, Türkiye’de kılıf 3 bin liraya çıktı fiyatı. Öyle acayip işlerle meşguller. Doğrusunu söyleyeyim, bunu niye yaptı peki? Niye yaptı? Ne faydası var? Sana, bana faydası yok. Trump’a faydası var. Trump’a söz verdi, ‘Çin malına vergi koyacağım. Amerikan malından vergi kaldıracağım.’ Amerika’ya gittiği gece yaptı. Ayrıca bu ürünlerin tamamına yakını Çin’den ve Çin şirketlerinden geldiği için, Trump’ın Çin izolasyon fikrinde bu işi kapatmak olduğu için sırf Trump’a yaranmak için, Trump’a yarenlik etmek için gençlere bu kötülüğü yaptılar. Bütün çocuklar isyanda. Vallahi ben gençlerin yalancısıyım. Sırf Trump’a yaranmak için bu işi yaptı ya, ‘Bizim dünya lideri’ diyor güya dünya lideri, ‘Temu’dan almışlar o dünya liderini’ diyor. Temu’dan alınan dünya lideri çocukların dünyayla bağlantısını kapatıyor sadece Trump’a yaranmak için.” “ÜÇ EVLADIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMENİN BEDELİ SEKİZ GÜN ÇALIŞMAK” “Şimdi Tayyip Bey’i dinleyen bir ailenin bir hazin hesabı var, onu göstereceğim. Bu kardeşim, günahsız bir kardeşim, çok temiz bir kardeşim, iyi bir kardeşim. Eşiyle birlikte Tayyip Bey’in üç çocuk önerisine uymuş ve üç evladı yapmış. Karne de gelmiş, çatmış. Söz vermiş, ‘Sinemaya gideceğiz’ diye. En uygunundan beş sinema bileti bin 750 lira. ‘Baba patlamış mısır da alacaksın değil mi?’ sorusuna ta ekimde ‘Alacağım demiş’ ya almış, onu üç tane almışlar. Niye? Hanım demiş ki, ‘Bize alma, ben sana evde patlatırım. Dünya para.’ Başka bir mantığı var mı? Niye beş değil de üç. O da 800 lira tutmuş. Sonra çocukların en çok karne hediyesi talepleri, dışarıda hamburger menü, görüyorlar. Eskiden babam bizi karne alınca Manisa’da Şölen Döner Evi vardı oraya götürüyordu, bütün sene o günü bekliyorduk biraderle. Beş tane menü 2 bin 500 lira. Oyuncakçıdan da o girişte en ucuz oyuncak kutuları bin 100 liraymış, 3 bin 300 lira. Bu kardeşim Tayyip Bey’e uydu, üç çocuğu yaptı. 8 bin 350 lira altı saatlik mutluluk için, bu kardeşim 8 gün mesai yapacak bu asgari ücretle. 6 saat üç evladın yüzünü güldürmenin karşılığı 8 gün sabahın köründen akşama kadar çalışmak, mesai yapmak. Memleketi bu hale getirenlere yazıklar olsun.” “EMEKLİ TORUNUNA TABLET ALMAK İÇİN TÜM MAAŞINI VERİYOR” “Şimdi bir hazırlık da emekliler için yaptım. Yaparken de kendim de mevzuya şaştım. Emekliden torunu bir şey ister ya. Ne diyor? Mesela şey diyebilir. ‘Dede sınıfı geçersem bana tablet alabilir misin?’ Emekli de bana soruyor ‘Alabilir miyim?’ Baktım, alamıyormuş, 20 bin lira olmuş tablet. Bir tane standart tablet 20 bin lira. Emekli aldığı bütün maaşı verip torununa bir tablet alsa, bu tabletin 3 bin 975 lirası vergiye gidiyor. 3 bin 333 lirası KDV, 642 lirası bandrol, TRT. Yanlış duymadınız. Tablet ve TRT’nin ne alakası var? Torun internete bağlanabilirmiş, oradan TRT’nin internet sitesine girip internet üzerinden TRT Nağme ya da TRT’nin radyo kanalını açabilirmiş. TRT’nin radyo kanalını izleme, dinleme ihtimaline karşı torunun, emekliden 640 lira alıyorlar tablet alırken. AK Parti’nin kara düzeni, bütün emeklilere saygıyla sunuyorum. İlk elde bitireceğiz bu rezilliği, ilk elde.” “ADALET OLMAZSA GEÇİM DE OLMAZ” “Değerli arkadaşlar, bir ülkede adalet olmazsa; geçim de olmaz, refah da olmaz.19 Mart darbesi bu milleti daha da yoksullaştırdı. 160 milyar dolarımızı yediler. Borsayı çökerttiler. Yatırımcıyı kaçırdılar. Sayın Erdoğan bizimle sandıkta yarışmaktan, hesaplaşmaktan korktu. Partisinin kadın kolları var, bizim kadın kollarıyla yarışsalar, ‘CHP kazanır. Siz çekilin.’ Gençlik kolları var, AK Gençlik diyorlardı. ‘Sizlere güvenmiyorum, kenara çekilin.’ ‘Ana kademe size hiç güvenim kalmadı, kenara çekilin. ‘Ben yargı kollarını kuracağım’ dedi. Yargı kollarını kurdu, başına da Bakan Yardımcısı olan, yani siyasette olan birisini İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak gönderdi. Bugün o darbenin 300’ncü günündeyiz. 300’ncü kara gün. Yarın Beşiktaş Meydanı’nda 300’ncü gün eylemimizde olacağız. 19 Mart darbesine itiraz eden, 23 Mart‘ta 15,5 milyon kişiyle gidip Cumhurbaşkanı adayının arkasında duran, o günden bugüne bu yaşananların hepsini gören ve vicdanı bunu kaldırmayan tüm İstanbullulara sesleniyorum: Yarın akşam Beşiktaş Meydanı’nda darbenin 300’ncü gününde, 300’ncü kara günde hep birlikte mücadeleye, hava kaç derece olursa olsun, ne yağarsa yağsın, pijamaları çıkarmaya, meydana akmaya davet ediyorum. İstanbullu ‘İstanbul’u Ekrem Başkan yönetsin’ dedi, bir yargı çetesi onu hapse attı. Adanalılar ‘Zeydan Karalar yönetsin’ diyor, Antalyalılar Muhittin Böcek’i istiyor, Mardinliler Ahmet Türk’e üçüncü kez görev veriyor. Ama bir yargı çetesi onları görevden alıyor. Bu ülkede egemenlik millet eliyle değil; maalesef birinin emriyle üç savcı, üç hakimin eliyle kullanılmaya kalkıyor. Ve hakimler savcıları rejimi, jüristokrasi gibi bir rejimle Türkiye yönetilmeye çalışılıyor. Bizim buna karşı mücadelemiz, elbette demokrasi mücadelesi.” “HİÇ OLMAZSA ‘KANDIRILDIM’ DE, ONU DA DEMİYOR” “10 ay boyunca yolsuzluk ve hırsızlık iftiraları attılar. Tutukluları aileleriyle tehdit ettiler. İftira, yalan beyanlara zorladılar. Birazcık iş ciddiye binince beyaz toros gösterip siyasete ayar vermeye kalktılar. İBB borsası kurdular. Avukatları biz yakaladık ailelere giden. ‘Şu kadar para verirsen savcı serbest bırakacak’ diyor. Verip de bırakılan var, örnek gösteriyor. Arada yazışma var, örnek gösteriyor. Savcının sesini aileye dinletip para istiyor. Yakalattırıyorsun. Bunu söylüyorum. Yurtdışına Yunanistan’a kaçmaya çalışıyor. Yunanistan’a kaçarken yakalanıyor. Hapse konmuyor, ev hapsine konmuyor. Hapse konsa savcıların ismini söyleyecek. Ev hapsinde durup oradan buradan laf saydırıyor. HSK’ya yedi kere şikayet ettik, yedi şikayet. Ses kaydı var, WhatsApp yazışması var, tanık beyanı var, tapusu var, özensiz harcamalar var, ikinci kez yurt dışından maaş almalar var. 80 yıllık maaşıyla alamayacağı yatı gezmeler, yurt dışında edinmeler var. Hepsini iddia ediyoruz. ‘Aman aman aman. Biz bu işlere bakmayız. Biz Erdoğan’ın atadığı başsavcıya karışamayız. O İstanbul Başsavcısı değil; majestelerinin Cumhuriyet Savcısı.’ Korkuyorlar, kenarda duruyorlar. Şimdi geçen hafta 30 milyonluk evi dokuz milyonluk evi alıp satmalarının belgesini de yolladım. Geçen hafta 95 milyonluk bir evin satın alma kontratının noter belgesini de yolladım. 17 tane paha biçilmez değerli taşınmaz vardı. Bu işler konuşulurken beşini elden çıkarttı. 12’sinin tapusu var. 12 tapu bir kişi üzerinde. 2 bin yıl çalışsa aldığı maaşla ödeyemeyeceği kadar mal mülk edilmiş. 12 tanesi üstünde, kimin? RTÜK’tekinin üstünde. RTÜK’te bir emekli polis var, hiç RTÜK’e gitmeden maaş alıyor. Ama üzerinde ne tapular ne tapular. Çayyolu’nda bir avukatlık bürosu var. Ne tapular, ne tapular. Bu kadar mızrak çuvala sığmazken, yapılacak bir şey var. Erdoğan diyecek ki, ‘yine’ diyecek, de. Millet sandıkta verir kararı. Nasıl Zekeriya Öz’ün altına zırhlı aracı veriyordun da ‘Ben bunun savcısıyım’ diyordun da sonra gidince ‘Rabbim ve milletim beni affetsin, kandırıldım’ dedin ya. ‘Kandırıldım’ de. Hiç olmazsa bu rezilliği daha fazla devletin, milletin sırtına yük etme. Onu da demiyor. ‘Sahip çıkma, arkasında durma’ diyemem, çünkü hani iddianame? İddianame çıkana kadar diyordu ki ‘İddianame çıksın, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin gözüne bakamayacaklar.’ Vallahi Denizli’de 100 bin kişinin yüzüne de bakıyoruz, yarın İstanbul Beşiktaş’ı görürsün. Geçen hafta Ekrem Başkan’ın eşi milletin göz bebeğinin içine de bakıyor. Birbirlerinin de yüzüne bakıyorlar, gözüne bakıyorlar.” “O ZEHRİ DE BÜNYEDEN ARINDIRIYORUZ” “Ama bir yandan nerede o iftiralar? Hani ya? ‘Bin 200 cep telefonu’ dediniz bütün yaz televizyonlarda. ‘Ekrem İmamoğlu‘nun lüks araçları’ dediniz, başka bir milletvekilinin çıktı MHP’li. Parkenin altında İBB’nin bilmem neredeki yerinde dediniz ‘2 milyon Euro çıktı’ dediler, iki Euro yok. Dedektör alacak eline, aldı dedektörü bütün gezdi Ekrem Başkanların ailesinin köyünü gezdiler, yazlığını gezdiler. Korumasının gittiler yayladaki evine kadar aradılar, yok. Para dolu çantalardan jammer çıktı. ‘Bunlar bir yere girdi çıktı, paralarla giderken İmamoğlu‘nun görüntüsü var’ dediler. Görüntü meselesi yalan çıktı. Yalan olduğunu da itiraf ettiler. Tutuklarken yaptıkları gizli tanıkların hiçbir tanesi ortada yok. Kimi intihara kalktı, kimi istifa dilekçesi yazdı. Onun dediğini başka gizli tanığa söyletiyor. Oyuncu değiştirir gibi tanık değiştiriyor. Öyle bir yerde milletin yüzde 60’ı ‘Bu dava siyasidir’ diyor. Geriye kalan yüzde 15 kararsız. 20 - 25’i de bunlar yavaş yavaş zehirliyorlar, o zehri de bünyeden arındırıyoruz. Çünkü arkasında duramıyorlar. Şimdi çıkmışlar, halen daha bu adamı görevde tutuyorlar.” “DOSYAYA ‘A’DAN ‘Z’YE HAKİMİM” “Açık açık söylüyorum Sayın Erdoğan. Dosyaya ‘A’dan ‘Z’ye hakimim. Sen ve yanına alacağın üç - beş tane danışmanın. Çıkalım istediğin televizyon kanalına, istediğin moderatörün karşısına. Ben sorayım sizinkiler cevaplasın, siz sorun ben cevaplayacağım. Var mısınız? Var mısınız? ‘E ben bundan kaçarım.’ Sen bundan kaçarsan, sen buna geleceksin bu arada. Ben söyleyeyim. Nasıl gelecek biliyor musunuz? Binali Bey Ekrem Bey’in karşısına nasıl geldi. İlk başta bunlar çok havalıydı, ‘CHP ile televizyona çıkmayız, biz iktidarız.’ Ankete bir baktılar, Ekrem İmamoğlu farkı atmış. Koşa koşa geldiler, ‘Canlı yayına çıkalım mı?’ Kaçmadık çıktık. Göreceksiniz, gelecek seçimlerden önce, ama üç ay kala ama beş ay kala. Anketleri bu halde görünce Tayyip Bey koşacak peşimden. ‘Hadi çıkalım televizyona, çıkalım televizyona.’ Televizyon bırak televizyonu, çıkalım milletin karşısına. Koyalım sandığı bakalım.” “TUTUKSUZ YARGILAMA ERTELENEMEZ” “Yine de açıkça söylüyorum. Bir; tutuksuz yargılama bu vakitten sonra anamızın ak sütü gibi helaldi zaten, ertelenemez. Tutuksuz yargılama istiyoruz. Cesareti olanı televizyonda karşımıza, ya da sözünü tutmaya. Mahkemeyi A’dan Z’ye TRT’de bir kanaldan canlı yayınlamaya, isteyen her televizyonun yayınlaması için düzenleme yapmaya çağırıyoruz. Devlet Bey ‘olur’ dedi, Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey uygun görürse münasiptir’ dedi. Ne engel var? Şu engel var: İddianamede olacağını sandıkları hiçbir şey yok. Hiçbir ispat bulamadılar. Şimdi iddianameden utançlarından canlı yayından kaçıyorlar. Açık açık söylüyorum, geçmişte biz bu filmi gördük. A ha Veli Ağbaba orada. Ergenekon - Balyoz askeri casusluk, Nurettin Demir‘le beraber. Biz gittik Balbay’a kefil olduk ilk günden. Biz gittik Haberal’a kefil olduk. Biz gittik Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ’a kefil olduk. Onlar ağırlaştırılmış müebbet ikişer tane, yani idam yerine gelen ceza. Urganı bulsalar asacaklardı Balbay’ı da Genelkurmay Başkanımızı da. Biz kimin arkasında durduysak, a ha böyle alınları açık. Başı dik böyle geziyor bizimkiler. Nerede Zekeriya Öz? Nerede Zekeriya Öz? Sıçan gibi kaçtı. O Balbay Silivri ile ilgili 11’nci kitabı. Dokuzu kendisi içerideyken, ikisi şimdi Silivri'dekilerle ilgili. ‘Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Kitabın özelliği ‘Millete emanet’ gibi Yavuz Oğhan’ın yazıp, ilk sözünü ben, son sözünü Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı. Bu sürecin ilk sözünü ben söyledim, son sözü balkon konuşması yaparken Ekrem İmamoğlu söyleyecek inşallah. Bu iki kitap; ‘Millete emanet’ de Balbay’ın ‘Ya hep beraber, ya hiçbirimiz’ de millete emanettir. Bu kitaplardan bir kuruş parayı kendilerine almıyorlar. ADA var, Aile Dayanışma Ağı. Maaş alamayan arkadaşlarımızın ailelerine destek oluyor. Ayrıca yurttan çıkarılan öğrenciye yurt, bursu kesilen öğrenciye burs oluyor bu fonlar. Bunun için bu iki kitabı da sizlere emanet ediyorum.” “MİLLETE HİZMETE DEVAM EDİYORUZ” “Son olarak tüm zorluklara rağmen biz millete hizmet etmeye devam ediyoruz. Millet nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediye başkanlarına emanet etti. O günden bugüne soruşturma, baskı, tutuklamalar… Ama bir yandan inadına hizmet üretmeye devam. Bakın kent lokantası sayımız, Türkiye genelinde 155 oldu. Kreş sayımız; hedef bindi, 785 oldu. Öğrenci yurdu; hedef 100’dü, 77 oldu. Halk market, 155 oldu. 21 belediyemiz 257 okulda evlatlarımıza bedava su dağıtıyor ya da suyu temizleyerek sebillerden veriyor. Kesilecek denen sosyal yardımlar beş katına çıktı. Tüm vatandaşlarımıza ilan ediyorum. Dışarıdaki kıymanın kilosu neredeyse bin lira. Denizli Büyükşehir Halk Markette 600 lira. Dışarıda kaşar peyniri 500 lira, Manisa Büyükşehir Halk Mandıra’da 230 lira. AK Parti’nin kara düzeninde dört kap yemek 750 - 800 lira. Bizim kent lokantalarında 50 - 60 bilemedin 80 lira. Vatandaş belediyedeyken bunu yapan CHP’nin iktidarda olduğunda neler yapacağını düşünüyor ve şunu söylüyor: ‘Bu kadar baskıya, bu kadar haksızlığa, bu kadar zulme rağmen Cumhuriyet Halk Partisi bana belediyede bunu yapıyorsa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine iktidar zamanı gelmiştir’ diyor millet. ‘İktidar zamanı gelmiştir.’ AK Partili, MHP’li tüm seçmenlere söylüyorum: Oy veren, verdiği oydan suçlu değil. İyi olsun diye vermişsindir. Bu asgari ücreti ne AK Partili bir işçi hak eder, ne bu en düşük emekli maaşını MHP’li bir emekli. Bundan sonraki süreçte biz emekliden yana, asgari ücretliden yana kim durursa yanımızda; onlarla kol kola bu millet için mücadeleye devam edeceğiz.” “EN GÜZEL GÜNLERİ BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ” “Ama eninde sonunda bu AK Parti’nin kara düzenini bitireceğiz. Alın terinin sömürüldüğü, emeklinin süründürüldüğü, memleketin bereketinin kaçırıldığı, tarımın bitirildiği, esnafın perişan edildiği, ülkenin Amerika’nın Büyükelçisi’nin ağzında ‘Beş dakikalık randevu dilenenler’ diye aşağılandığı, ‘Amerikan Başkanı’nın adamı’ diye buraya yollanan Büyükelçi’nin küstahlıkla bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na meşruiyet dağıttığı bu kara düzen değişecek. Yetkiyi milletten alacağız. Bu milleti 100 yıl önce olduğu gibi bir kere daha ayağa kaldıracağız. Söz veriyoruz. Hepinize güveniyorum, hepinizi çok seviyorum. Emeklilerin teker teker ellerinden öpüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi emekliler için mücadeleye devam ediyor. Bu millet için mücadeleye devam ediyor. Biz kazanacağız, siz kazanacaksınız. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Allah hepinize uzun ömür versin. En güzel günleri birlikte yaşayacağız.”

Başkan Bozbey yıl sonunu değerlendirdi... Sorunlara çözüm üreten projeleri anlattı Haber

Başkan Bozbey yıl sonunu değerlendirdi... Sorunlara çözüm üreten projeleri anlattı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı'nda belediyenin hayata geçirdiği projeleri ve kentin geleceği için yapılan çalışmaları paylaştı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik vurgusu yapan Başkan Bozbey, şehrin sorunlarına çözüm üreten projeler anlattı. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey “2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirildi. Düzenlenen toplantıda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, göreve geldikleri günden bu yana hem şeffaf, hem de hesap verebilir olduklarını belirterek, "Bursalılara hizmet etmenin bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bugün karşınızda sadece bir belediye başkanı olarak değil bu kentin sokalarında büyümüş hemşeriniz olarak burdayım. 2025 yılı çok zor bir yıl oldu. Tarihinimizde hiç görmediğimiz büyüklükte ormanlarımız yandı. Bursalıların çabası ve azmi ile bu sorununda üstesinden geldi. Bizler yılların biriktirdiği ihmallerle mücadele ettik. Ben burada bahane üretmek için karşınızda değilim. Bugün size anlatacağım her projede alın teri var emek var. Biz 2025 te sadece beton dökmedik biz bursalının sadece adaletini yeşilini ve birlikteliğini yeniden inşaa ettik. Gelin hep birlikte 2025’te bursa için neler taptık ona bakalım.” diye konuştu. Bursa’nın geleceğini ortak akılla tartıştık Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa'yı geleceğe hazırlarken ilk işlerinin kentin yol haritasını çıkarmak olduğunu belirterek, yapılan ilk çalışmanın da kent anayasası sürecini 16 üniversitesinden 40 akademisyen ile yürütmek olduğunu söyledi. "Bugüne kadar 17 başlık altında sektör toplantıları ve binlerce hemşehrimizin katıldığı anketlerle Bursa’nın geleceğini ortak akılla tartıştık" diye konuşan Bozbey, "Bu plan çalışmaları, Türkiye’de ilk kez uygulanan stratejik çevresel değerlendirme süreciyle birlikte yürütülecek. Yani bu plan sadece kâğıt üzerinde kalan bir çalışma değil. Planın doğaya, suya, toprağa, iklime ve halk sağlığına etkileri bilimsel olarak değerlendirilecek. Bu plan yalnızca teknik bir belge değil, tüm Bursa’nın kent anayasasını oluşturan bir anlayıştır. Özetle, Bursa’yı günübirlik kararlarla yönetmenin kenti nereye getirdiğini hep birlikte görüyoruz. Bursa, bilimsel verilere dayalı, katılımcı ve çevreye duyarlı bir kent anayasasıyla geleceğe hazırlanmalıdır. İklim krizi, deprem ve yangın güvenliği kapsamında su kaynaklarının korunması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla alan imar yönetmeliği revizyonunu, ilçe belediyelerimiz, akademisyenlerimiz ve meslek odalarımızla birlikte olgunlaştırdık. Yakın zamanda meclisimize sunacağız" diye konuştu. Kentsel dönüşüm bizim için önemli Bozbey konuşmasında şunları kaydetti: "Kentsel dönüşüm, önem verdiğimiz başlıklardan biridir. Bu konuda çok önemli adımlar attık. Kentsel dönüşümü bütüncül planlama anlayışıyla ele alıyoruz. Bir bölgeyi yıkıp binaları yeniden yapmak kentsel dönüşüm değildir; bu yalnızca bina yenilemedir. Yaşam kalitesini artırmayan hiçbir yaklaşımı kentsel dönüşüm olarak görmüyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kentsel dönüşümü, insan hayatını önceleyen, bilime dayalı, kentin tamamını kapsayan ve güvenliği esas alan bir süreç olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla uygulamalarımızı sürdürüyoruz. Planlama Ajansı bünyesinde, plansız ve çarpık yapılaşmanın kenti ne kadar olumsuz etkilediğini tartışıyor ve çözümler üretiyoruz. Bu süreçte yeni alternatif yollar da planlamalara dâhil edildi. Ankara-İzmir ve Mudanya yollarına alternatif olacak şekilde 29 kilometre uzunluğunda, 65 metre genişliğinde bir Kuzey Bulvarı bu anlayışla planlandı. Yaklaşık 380 hektarlık alanda, ekolojik temelli, ilkokul ve anaokulu öğrencilerinin okullarına yürüyerek ulaşabileceği yeni bir kentsel tasarım ve dönüşüm çalışmasını aralıksız sürdürüyoruz. Bursa artık su şehri değil Su, Bursa’nın en stratejik başlıklarından biridir. BUSKİ olarak 2025 yılında hem yeni su kaynaklarını devreye aldık hem de içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarında önemli yatırımlar yaptık. 17 ilçede toplam 6 milyar 200 milyon TL civarında yatırım gerçekleştirdik. Bugün Bursa kent merkezinin günlük su tüketimi yaklaşık 430 bin metreküp seviyesindedir. Günlük 525 bin metreküp olan tüketim, Bursalı hemşehrilerimizin tasarrufları sayesinde 430 bin metreküp seviyesine düşmüştür. Bu bilinçli yaklaşım için tüm Bursalılara teşekkür ediyorum. Bu yıl 60 yeni derin su kuyusu açtık. Nilüfer ve Doğancı Barajlarından Dobruca’ya iletim kapasitesini artırdık. Çınarcık Barajı’ndan günlük 100 bin metreküp, yeni baypas hattıyla birlikte toplam 140 bin metreküp suyu arıtıp Bursalılara sunuyoruz. Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi, göreve geldiğimizde hiç başlanmamış durumdaydı. Tesis, 2026 yılında faaliyete geçecek ve günlük yaklaşık 300 bin metreküp suyu kente verecek. Mevcut 500 bin metreküp kapasiteli arıtma tesislerimizle birlikte Bursa’nın su güvenliğini sağlamış olacağız. Yakın zamanda Çınarcık suyunu Mudanya’ya ulaştırarak yıllık 25 milyon TL elektrik tasarrufu sağlayacağız. Karacabey için de projelerimiz hazır. Önce yeni TOKİ konutlarına, ardından bölgenin tamamına su ulaştırmayı hedefliyoruz. Sonuç olarak, Bursa yalnızca sudan ibaret değildir. Bursa; bilime dayalı, planlı, çevreye duyarlı ve insanı merkeze alan bir anlayışla yönetilmektedir. Ulaşım ana sorunlarımızdan biri Ulaşım, Bursa’nın ana sorunlarından biri. Bu yıl yalnızca yol yapmakla yetinmedik; 2050 yılına kadar kentin ulaşım vizyonunu ortaya koyan Sürdürülebilir Ulaşım Ana Planı’nı hayata geçirdik. Bu plan; toplu taşıma, raylı sistem, bisiklet ve yaya önceliğini merkeze alan bir anlayışla hazırlandı. Kısa, orta ve uzun vadede hangi hattın ne zaman yapılacağı, hangi aksların geliştirileceği ve hangi bulvarlarda ne tür düzenlemeler yapılacağı bu planla netleşti. Sahada ise yoğun bir üstyapı süreci yürüttük. İlçelerimizde, özellikle ana akslarda hem yeni yollar yaptık hem de kapsamlı yenilemeler gerçekleştirdik. Kent genelinde 200 bin tonun üzerinde sıcak asfalt, yaklaşık 300 kilometre soğuk asfalt (sathi kaplama) çalışması tamamladık. Çok sayıda cadde, bulvar ve bağlantı yolunu hizmete açtık. Yıllardır yapılamayan, yaklaşık 8 kilometrelik İznik–Sarıağıl–Bornova bağlantı yolunu da bu süreçte tamamladık. Her gelenin “tamamlanacak” dediği ancak bir türlü yapılamayan bu yolu hayata geçirmiş olduk. İlçelerimizde de çok önemli yol iyileştirmeleri gerçekleştirdik. Kent içi ulaşımda ciddi bir çalışma yürütüyoruz ve önümüzdeki süreçte bu çalışmaların sonuçları daha net görülecek. Çalışmalar hızlandırıldı Tüm projelerimizi, akademik danışman kurulumuzun değerlendirmeleri doğrultusunda ve katılımcı bir anlayışla yürütüyoruz. Akademik kurumlar, odalar ve uzman görüşleri alınarak projeler şekillendiriliyor. 2026 yılında başlayacak projeler, bu onay süreçlerinin ardından hayata geçirilecek. Bu yıl ayrıca birçok ana arter ve tarihi yol çalışmasını tamamladık. Yüzlerce kilometrelik güzergahta asfaltlama yapıldı. Yol düzenlemelerinin yanı sıra; kaldırım, bordür, sinyalizasyon ve sanat yapılarıyla ilgili önemli düzenlemeler gerçekleştirildi. Mudanya Yolu üzerinde, Nilüferköy ile Geçit Mahallesi’ni bağlayan köprü Mayıs ayında hizmete alınacak. 5 şeritli olarak planlanan bu yol sayesinde Mudanya Yolu’nda önemli bir rahatlama sağlanacak. Raylı sistemlerde de önemli adımlar attık. Balkan–Çalı–Demirtaş hattının, 2026 yatırım programına alınması amacıyla proje ihalesi gerçekleştirildi. Yer teslimi yapıldı ve çalışmalar hızlandırıldı. Görükle’de depo sahası projesi kapsamında inşaat başladı. Kızılcıklı ve Çalı–Şehir Hastanesi raylı sistem hatları için proje çalışmaları başlatıldı, firmalarla görüşmeler yapıldı ve ihale takvimi oluşturuldu. Bu projeyi kamuoyu ile paylaşacağız T2 hattında yaşanan deformasyonlar nedeniyle gerekli iyileştirmeler yapıldı ve entegrasyon deneme süreçleri tamamlandı. Önümüzdeki yıl, Termal’den Şehir Hastanesi’ne ve Görükle’ye kadar kesintisiz ulaşım sağlanacak. AYGM tarafından 20 araç satın alındı. Belediyemiz de kendi kaynaklarıyla 10 yeni araç alımı için çalışmalarını sürdürüyor. Araç filosu yenileniyor ve kapasite artırılıyor. Yaklaşık 50 kilometrelik raylı sistem hattında, olası bir arıza durumunda tüm hattın durmaması için merkezi aktarma istasyonu planlamasını gündemimize aldık. Bu projeyi önümüzdeki süreçte kamuoyuyla paylaşacağız. Toplu ulaşım filomuzu yenilerken, engelli erişimine uygun istasyonlar ve durak sayısını da artırıyoruz. Kent merkezine giden otobüs hatlarında düzenlemeler yaparak daha hızlı ve verimli ulaşım sağlamayı hedefledik. Bursa, yaklaşık 2,8 milyon nüfuslu büyük bir kent. Her gün yaklaşık 1 milyon kişi, toplu taşıma sistemiyle bir yerden bir yere taşınıyor. Bu da kent nüfusunun neredeyse yarısının gün içinde hareket halinde olduğunu gösteriyor. Elbette sıkışan noktalarımız var. 2026 programında, bu alanlara yönelik bilimsel tespitler yapıldı ve çözümler de yine bilimsel yöntemlerle uygulanacak. Yeniden yeşil Bursa hedefiyle yola çıktık Hedefimiz, dönemimizin sonuna kadar enerjinin önemli bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan elde etmek. Hem ulaşımda hem de tükettiğimiz enerjide yenilenebilir enerji kullanımını artırarak karbon ayak izimizi düşürmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Tesislerimizde aydınlatma sistemlerinin değiştirilmesi başta olmak üzere dikkat edilmesi gereken pek çok hususu hayata geçiriyoruz. Aynı zamanda yatırımlarımıza da büyük bir hız vererek kesintisiz şekilde devam ediyoruz. “Yeniden Yeşil Bursa” hedefiyle yola çıkmıştık. Yaklaşık 10 milyon metrekare hak ve yeşil alanı sürekli olarak takip ediyoruz. Ancak önümüzdeki süreçte kuraklık bu şekilde devam ederse, çim alan miktarlarında azaltmaya gitmek zorunda kalacağız. Çünkü bu alanların korunması ve sulanması bizler için farklı sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle, yeşil alanların içme suyu yerine yer altı suyu ile sulanmasını hedefliyoruz. Bu yaz yapılan önemli çalışmalarla, alanların çok büyük bir bölümünün yer altı sularından ve Nilüfer Çayı’ndan çekilen suyla sulandığını belirtmek isterim. Su çok kıymetli; bu nedenle bu konuya özel bir önem veriyor ve çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Bu yıl Bursa’ya yaklaşık 250 bin metrekare yeşil alan kazandırdık. Önümüzdeki süreçte bu alanların metrekarelerini artırarak devam edeceğiz. 75. Yıl Kent Ormanı’nın ikinci etap ihalesini gerçekleştirdik. Ancak bu alanda, Yıldırım ilçesi için 4-5 bin kişilik bir stadyum projemiz bulunuyor. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduk ancak olumlu yanıt alamadık. Yeni bölge müdürümüzle tekrar görüşmeler yapıyoruz. Yeni bir proje hazırlayıp kendisine sunacağız. Gerçekleşmesi halinde, amatör sporun Yıldırım’daki önemini de göz önünde bulundurarak, bu stadın gençlerimiz için önemli bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Bu konudaki girişimlerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Denizlerimizle ilgili olarak; deniz kirliliğinin tespiti, azaltılması ve biyoçeşitliliğin izlenmesi önemli görevlerimiz arasında yer alıyor. Bursa genelinde yaptığımız çalışmalarda, sahillerimizin derinlerine inildiğinde ne yazık ki iç açıcı olmayan görüntülerle karşılaştık. Bu nedenle, farklı projelerle bu alanların temizliğini de gerçekleştirmemiz gerekiyor. Kent estetiğiyle ilgili de birçok çalışma yürütülüyor. Kış aylarının gelmesiyle birlikte robotlu temizlikler, çevre temizlikleri ve ağaçlardan kaynaklı tıkanmalara karşı hazırlıklarımızı birçok noktada tamamladık. Tıbbi atıklar konusunda da önemli bir mesafe kat ettik. Bu yıl 4.500 ton tıbbi atığı toplayarak ilgili tesislere ulaştırdık. Ayrıca Yalova’dan 346 ton tıbbi atığı da alarak bertaraf sürecine dahil ettik. Yenikent çöp sahasıyla ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Bizler Bursa’nın her sorununa duyarlıyız. Tüm sorunları bilimsel yöntemlerle, insan sağlığına zarar vermeyecek, çevreyi rahatsız etmeyecek; görüntü, koku ve diğer olumsuzlukları ortadan kaldıracak şekilde değerlendirerek çözüm üretmeye çalışıyoruz. Hava kirliliğini ölçmeye devam ediyoruz Önümüzdeki süreçte 41 noktada hava kirliliğini ölçmeye devam edeceğiz. Bu veriler zaten canlı olarak izlenebiliyor. Ancak bununla yetinmeyip, farklı noktalarda da canlı izleme imkânı sağlayacağız. Böylece vatandaşlarımız hava kalitesini doğrudan görebilecek, gerektiğinde maske kullanabilecek. Maskeler hazır, satın alındı. Hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde ekiplerimiz sahaya giderek maske dağıtımı yapacak. Çünkü orada yaşayan her birey canlıdır ve her insan değerlidir. Diğer taraftan Yeşilkent Eylem Planı’nı oluşturduk. Bu plan; binalar, sanayi, enerji, su, atık, iklim ve çevre başlıklarında Bursa’nın çevresel performansını analiz ediyor. Önümüzdeki 5 yıl boyunca yaklaşık 2,13 milyar avroluk yeşil yatırım öngörülüyor. Bu yatırımlarla yılda 663 bin ton karbondioksit eşdeğeri gaz salımının azaltılması hedefleniyor. “Ağaç” temalı projelerle birçok gencimiz ve vatandaşımız adına fidan dikiyoruz. Böylece hem ulaşım planlamasına hem de çevreye katkı sağlıyoruz. Bursa’nın üretim gücünü koruyan, aynı zamanda doğayı, suyu ve havayı aynı kararlılıkla sahiplenen bir kent haline gelmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Bursa bir tarım kentidir Bursa yalnızca bir sanayi kenti değil, aynı zamanda bir tarım kentidir. Suyun yaklaşık %70’i tarımda kullanılıyor. Hedefimiz; tarımda dönüşümü sağlayarak daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere yönelmek, vahşi sulamadan vazgeçip daha verimli yöntemlerle üretimi artırmaktır. Bu doğrultuda köy yaşamını sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz ve desteklerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. 2025 yılında Kırsal Hizmetler Dairemiz ve Tarım birimlerimiz birçok projeye imza attı. Üreticimizin, çiftçimizin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın yanında olduk. Geri dönüşümden ürettiğimiz 15 milyon metre damla sulama borusunu, 17 ilçede yaklaşık 5.800 üreticimize yüzde 100 hibe olarak dağıttık. Ayrıca 5.800 üreticimize yaklaşık 23–24 milyon TL mazot desteği sağladık. 1.600 üreticimize ise kişi başı 8.000 TL yem ve aşı desteği vererek hayvancılığa katkı sunduk. Sıvı gübre üretimi kapsamında 142 bin kilogram sıvı gübreyi 6.500 üreticimize ulaştırdık. Bunun yanı sıra 44 üreticimize 44 ton tohumluk buğdayı yüzde 100 hibeli olarak dağıttık. Dağ bölgesine özel, alım garantili buğday ekimini ve ata buğdayı üretimini başlattık ve yaygınlaştırıyoruz. Bu yıl 1.000 dönüm arazide ekim yapıldı. Çevredeki köylerden gelen taleplerle bu rakam 2.000 dönüme çıktı. Bu projelerle gençlerimizi ve her yaştan vatandaşımızı köylerde tutmayı hedefliyoruz. Köyde tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan gençler kent merkezlerine göç etmek zorunda kalmayacak. Amacımız, kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın yaşamını sürdürülebilir ve güçlü kılmaktır. Sosyal yardım destekleri Ekonominin bu denli kötü olduğu bir dönemde insanlarımız için geçimi daha da zorlaştırmaktadır. Bu süreçte belediye olarak sosyal desteklerimizi artırarak yolumuza devam ediyoruz. Hayata geçirdiğimiz önemli sosyal desteklerden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. 2025 yılında, halk kart desteği talep eden ve kriterleri sağlayan her bir vatandaşımıza bu desteği vermeye devam ediyoruz. Aynı şekilde Ramazan ayında da paylaşmayı sürdürerek binlerce vatandaşımıza ulaştık. Emeklilerimize yılbaşında kişi başı 2.500 TL destek sağladık. Belirlenen yeni kriterler doğrultusunda, yaklaşık 15.200 emeklimize bu desteği ulaştırmış olduk. Bayramlarda da desteklerimizi sürdürerek, ihtiyaç sahibi emeklilerimizin yanında olmaya devam ettik. Kent lokantalarımızla vatandaşlarımıza destek sağlıyoruz. Bugün Yiğitler Mahallesi’nde üçüncü kent lokantamızı açıyoruz. Bir sonraki aşamada ise kent lokantalarının hemen yanında B Kafe’leri de hayata geçireceğiz. Bunun hazırlıklarını tamamladık. Özellikle gençlerimizden yoğun B Kafe talebi alıyoruz. Kent lokantalarında 4 çeşit yemeği 80 TL’ye sunuyoruz. Bu hizmeti sübvanse ediyoruz ve bunu ihtiyaç sahipleri için yapmak zorundayız. Ekonominin bu denli kötüleştiği, işsizliğin arttığı, fabrikaların kepenk indirdiği bu süreçte vatandaşlarımızın yanında olmak zorundayız. Bugüne kadar “askıda ekmek” kampanyası kapsamında 5.376 ekmek desteği sağladık. Bu, dayanışmayı büyüten önemli bir çalışmadır. Öğrencilerimize çorba dağıtmaya devam ediyoruz. Bu yıl 130.000 çorba dağıtımını gerçekleştirdik. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize kırtasiye desteği sağladık. Bu destekleri, esnafımız üzerinden gerçekleştirerek döngüsel ekonominin Bursa içinde kalmasını amaçladık. Desteklerimizin Bursa’da kalmasını, esnafımıza ulaşmasını ve ekonominin şehir içinde dönmesini önemsiyoruz. Ayrıca 10.000 öğrenciye burs veriyoruz. Bunun 8.000’i yükseköğretim öğrencilerimize, 2.000’i ise teknik liselerde okuyan öğrencilerimize sağlanmaktadır. Anne Kart uygulamasını başlattık. Başvuru yapan ve kriterleri sağlayan annelerimize kartlarını vermeye başladık. Şu anda yaklaşık 2.000 annemiz Anne Kart’ı aktif olarak ulaşımda kullanıyor ve kartlar bugüne kadar yaklaşık 25.000 kez kullanıldı. Bunun dışında da çeşitli sosyal desteklerimiz devam etmektedir. 42 mahallemize afet ihtar sistemi kurduk Bursa’nın bütününü kapsayacak şekilde Afet Master Planı’nın ilk aşaması olan mevcut durum ve tehlike analizlerine başladık. Kent Parkı’nı deprem sonrası için farklı ve geçici barınma alanı olarak belirledik. JICA iş birliğiyle uluslararası standartlarda afet hazırlık çalışmalarımızı güçlendirdik. 42 mahallemizde afet ihtar sistemini kurduk ve bunu yakın zamanda 100 mahalleye çıkarıyoruz. Bunun yeterli olmadığının farkındayız. Dönem sonuna kadar hedefimiz, Bursa’daki 1.061 mahallenin tamamında afet konteynerlerinin bulundurulması, gönüllü ekiplerin oluşturulması ve afet anında acil müdahalelerin bu ekipler tarafından yapılmasını sağlamak. Bu doğrultuda hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Nilüfer Ürünlü Mahallesi’nde afet lojistik aktarma merkezini devreye aldık ve olası bir afette tüm koordinasyonu buradan sağlayacağız. İnşallah afet olmaz, deprem yaşanmaz; ancak olabileceği gerçeğini güçlü bir şekilde dikkate alıyoruz. Bu kapsamda mobil afet komuta aracını filomuza kattık. Deprem ve afetlere ilişkin kritik altyapı çalışmalarını tamamladık. Yollar, köprüler, okullar, hastaneler, itfaiye binaları, barajlar, havaalanları, limanlar ve demiryolları için risk analizlerini gerçekleştirdik. Türkiye’de ilk kez organize sanayi bölgelerini afet programına alan bir kurum olduk. Bursa’daki 17 organize sanayi bölgesinin yapısal risklerini değerlendirdik. Afet sonrası için birincil ve ikincil kritik tesisleri belirledik. Afet riskini azaltmaya yönelik uygulanabilir bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu yaklaşıma “Bursa Modeli” diyoruz. Kentsel dirençlilik planlarını, çevre düzeni planlarını ve kentsel stratejileri tek bir rehber çerçevede birleştirdik. Türkiye’de bir kentin tüm bileşenleriyle depreme dirençli hale getirilmesini hedefleyen ilk bütüncül ve modern model olduğunu da özellikle vurgulamak isterim. İtfaiye teşkilatımız da bu yıl yoğun bir mesai harcadı. Yangınlardan trafik kazalarına, su baskınlarından arama kurtarma operasyonlarına kadar on binlerce olaya müdahale ettik. Teşkilatımıza yeni itfaiye erleri katıldı ve eğitim süreçleri devam ediyor. Kim ne derse desin bu işi tamamlayacağız Burada şunu çok net söylemek istiyorum: Ortada böyle bir sözleşme yok. Biraz önce “tamamlandı” denilen şeyler üzerinden, sanki 2026 yılında hatırlanmış bir süreç varmış gibi bir algı oluşturuluyor ancak bu doğru değil. Lütfen artık bu topluma yalan söylemeyelim, belgeler ortada. Sözleşmeyi siz imzaladınız, ben imzalamadım ve sözleşmede açıkça “2026 yılında bitirilecek” ifadesi yer alıyor. O zaman soruyorum: 2026 yılında bitirileceği belirtilen bir iş için neden 2025 yılında teslim edileceğine dair açıklamalar yaptınız, bu nasıl bir çelişkidir? Ben yalanla ve algıyla siyaset yapmam; belgeleri gösterebilirim, isteyen varsa burada hep birlikte bakalım, her tarih, her imza ve her proje ortada. Şu an itibarıyla işin %67’si tamamlanmış durumda, toplam 97 milyon TL’lik ihale yapılmış, bunun 54 milyon TL’lik kısmı tamamlanmış, 86 milyon TL’si ödenmiş, kalan kısım ise keşif artışı üzerinden fiyatlandırılmıştır. Bu keşifleri Vakıflar Genel Müdürlüğü hazırlamış, biz de bu keşif üzerinden ihaleyi yapmışız; hatta ocak ayında ikmal inşaatı için hazırlıklarımızı tamamladık ve ocak ayında ikmal ihalesine çıkıyoruz. Büyük ihtimalle Sayın Cumhurbaşkanı’nın da Sayın Bakan’ın da bu detaylardan haberi yoktur ancak birileri süreci başka yerlere çekmeye çalışıyor. Bizim niyetimiz son derece açıktır: Bursa’daki Ulu Cami’nin adını taşıyan bu camiyi Antakya’ya yakışır şekilde tamamlayıp teslim etmek; bütçemizi ve hazırlığımızı buna göre yaptık ve bu konudaki hassasiyetimiz tartışılmaz. Bursa bu hassasiyetimizi iyi bilir, bizden kimse ibadethaneler üzerinden siyaset beklemesin. Bu nedenle yetkililere açık çağrımdır: Yanlış anlatımlardan ve yanlış değerlendirmelerden Bursa adına dönülmesini bekliyoruz; mesele “Hatay CHP’ydi, Bursa AK Parti’ydi” ya da “şimdi Hatay AK Parti, Bursa CHP” tartışmasına çekilmesin. Allah bizi böyle bir niyetle anılmaktan korusun; bizim meselemiz siyaset değil, sorumluluk, emanet, doğruyu söylemek ve işi bitirmektir ve bu işi de kim ne derse desin tamamlayacağız.” dedi. Bu sizin sorumluluğunuzdur. Daha önceki kayıpların sebepleri sizden kaynaklandı. Yanlış sorular soruldu ve bazı süreçler bu yüzden uzadı. Ama şunu bilin ki, eğer biz işin başında olsaydık, bu yirmi üç günde işler kesinlikle tamamlanırdı. Yarım yamalı süreçler, özel emeklilik işlemleri daha hızlı yapılır, ekonomi olumsuz etkilenmezdi. Biz şu anda borcun çok daha altında bir borcu yönetiyoruz. Şirketlerde %11’lik bir artış gözlemlendi; ancak yıl sonu itibarıyla bu rakamın düşeceğini öngörebiliyoruz. Toplamda yaklaşık 1 milyar dolar civarında bir borç yükünü üstlendik; bu, 835 milyon euroya denk geliyor. Bu süreçte hem hizmet ürettik hem de önceki dönemlerde yapılamayan işleri gerçekleştirdik. Böylece borç yükünde de bir azalma sağladık. Bursalıların parasını kullanıyoruz; her kuruşun hesabını veriyoruz ve vermek zorundayız. Doğru yere, doğru zamanda ve ekonomik şekilde harcıyoruz. Kaçak harcamaları ortadan kaldırdık ve borç yükünü şeffaf bir biçimde yönetiyoruz. 2025 yılı, Bursa için sadece yoğun bir çalışma dönemi olmakla kalmadı; aynı zamanda yeni bir yönetim anlayışının da yerleştiği bir yıl oldu. Kent anayasası, ulaşım ana planı ve Yeşil Eylem Planı master planına hazırlanırken; su, yol, sosyal destekler, sanat, tarım, kadın ve gençlik projeleri gibi geniş bir alanda somut işler gerçekleştirildi. Önümüzdeki yıl, bu planların etkilerini daha net göreceğimiz bir yıl olacak. Çınaraltı İş ve Sosyal Destekler’in açılışı, Radyo Sistemi İntegrasyon Projeleri, yeni kent lokantaları, gençlik ve kadın merkezleri, kentsel dönüşüm alanlarındaki somut adımlar ve iklim dostu yatırımlar hep birlikte takip edilecek ve Bursa halkının yararına kullanılacak. Kararlıyız ve emek veren tüm çalışma arkadaşlarımıza, ilçe meclislerimize, sivil toplum örgütlerimize, akademisyenlerimize ve sürekli katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. Bu yılki hizmetlerimizin gerçekleşmesinde katkısı olan başta valimiz Erol Ayyubi, milletvekillerimiz, il ve ilçe başkanlarımız, ilçe meclislerimiz, Bursa’ya hizmet sunan siyasilerimiz, ilçe kaymakamlarımız, meclis üyelerimiz, danışmanlarımız, daire başkanlarımız, müdürlerimiz, toplamda 15 bin 28 çalışan yol arkadaşımız, iştiraklerimizin başkanları, genel müdürleri, yönetim kurulu üyeleri ve bizlere destek olan kamu kurumlarımızın yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Ayrıca, 1067 mahalle muhtarımız, ziraat ve esnaf odalarımız, sanayi bölgelerimiz, kadın komisyonlarımız, kadın derneklerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, ulaşımda bizlere destek olan özel halk otobüslerimiz ve hizmetlerimizi kamuoyuyla paylaşan, öneri ve teşvikleriyle sorumluluklarını yerine getiren basın mensuplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bize güvenen ve destek olan değerli hemşerilerimiz, Bursalılara da gönülden teşekkür ederim. Daha yaşanabilir bir Bursa için yedi yıl boyunca hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

Bursa İnegöl Belediyesi’nden kışa destek Haber

Bursa İnegöl Belediyesi’nden kışa destek

Bursa İnegöl Belediyesi, hava kalitesine etki eden katı yakıt tüketiminin yasaklanması nedeniyle nakdi olarak gerçekleştirdiği ısınma yardımları kapsamında bu yıl 457 aileye 5000’er TL olmak üzere toplam 2 milyon 285 bin TL ısınma yardımı yaptı. Yardımlar bugün itibariyle ihtiyaç sahiplerinin hesaplarına yatırıldı. Bursa İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, Umuteli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iş birliğinde ihtiyaç sahibi ailelere yardım elini uzatmaya devam ediyor. 2025-2026 kış dönemi için Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından toplam 457 aileye ısınma yardımı yapıldığı açıklandı. HER AİLEYE 5000 TL ISINMA YARDIMI İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğünden yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “2021 yılı itibariyle hava kalitesine etki eden kömür ve katı yakıtların yakılmasının yasaklanmasının ardından, Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ve Umuteli olarak ısınma yardımlarını nakdi yardım şeklinde yapmaya başlamıştık. Katı yakıy yerine nakdi olarak bir defaya mahsus vatandaşların hesap numaralarına gönderim yapılıyor. 2025-26 kış dönemi için de ısınma yardımlarımız nakdi yardım olarak ihtiyaç sahibi ailelerimize bugün itibariyle ulaştırıldı. İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz tarafından ihtiyaç sahibi 457 ailemize her aileye 5000 TL olmak üzere tek seferlik ödeme gerçekleştirildi. Toplamda 2 milyon 285 bin TL ısınma yardımı yapılmış oldu.” YAŞLILARA ELDEN TESLİM EDİLİYOR “Banka hesap numaraları olmayan, yaşlı, engelli olan ailelere görevli mutemet personel tarafından bu yardımlar evlerine elden teslim ediliyor. İhtiyaç sahibi ailelerin sistem sorgulamaları ve gerekli araştırmaları ise müdürlüğe başvuru aşamasında yapılmaktadır. Sosyal yardımlarımız yıl içerisinde aktif olarak devam etmektedir.”

Bursa'da anlamlı dayanışma... Binden fazla abonenin faturasını ödedi Haber

Bursa'da anlamlı dayanışma... Binden fazla abonenin faturasını ödedi

Türkiye’nin farklı bölgelerinde ihtiyaç sahibi ailelere yönelik sosyal dayanışma örnekleri artarak devam ediyor. Bu kapsamda Bursa’da yaşayan yardımsever bir iş insanı, destek ihtiyacı bulunan abonelerin elektrik faturalarını ödedi. Bursa'da isminin açıklanmasını istemeyen yardımsever iş insanı, ihtiyaç sahiplerine doğrudan katkı sunmak amacıyla elektrik faturalarının ödenmesini üstlendi. Sürecin hayata geçirilmesi için Uludağ Elektrik ile iletişime geçen yardımsever iş insanının talebi doğrultusunda, şirket tarafından belirlenen kriterler çerçevesinde mesken abonelerine ait faturalar tespit edildi. Bu kapsamda destekten faydalanacak aboneler; sağlık kesilemez kodu bulunan (evinde cihaza bağlı hastası olan), sosyal yardım alan ve afet bölgesi ilan edilen Sındırgı ilçesinde ikamet eden mesken aboneleri arasından seçildi. Yapılan çalışma sonucunda bin 10 aboneye ait bin 94 adet elektrik faturası karşılanırken, toplam 500 bin TL’lik bir tutar fatura ödemelerinde kullanıldı. Askıda Fatura Uygulaması kapsamında sağlık alanındaki çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kaydı bulunan zor durumdaki hastaların da faturalarının ödenmesi sağlanırken; sosyal sorumluluk anlayışıyla daha geniş bir destek ağı oluşturuluyor. Dayanışma örneği olarak hayata geçirilen uygulamanın, farklı hayırseverlerin katkılarıyla ilerleyen dönemlerde de sürdürülmesi ve daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşılması hedefleniyor.

Bursa'da İnegöl’ün hava kalitesi iyileşiyor Haber

Bursa'da İnegöl’ün hava kalitesi iyileşiyor

Bursa İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, 2021 yılında kurulan hava kalitesi ölçüm istasyonlarının son 2 yıldır istikrarlı şekilde hava kalitesinin yükseldiğine dair sonuçlar verdiğini açıkladı. Bursa İnegöl Belediyesi’nin şehrin hava kalitesini iyileştirme adına uzun yıllardır ortaya koyduğu çalışmalar, meyvelerini vermeye başladı. 2021 yılında öncelikle sorunun kaynağını tespit etmek adına 8 farklı noktada kurulan Hava Kalitesi Ölçüm Cihazlarından yılın 365 günü alınan veriler ışında adım adım yapılan planlamayla, hava kalitesinde sürekli iyileşme elde edildi. İnegöl Belediyesi’nin web sayfasında da 365 gün şeffaf bir şekilde paylaşılan hava kalitesi ölçüm sonuçlarındaki sürekli ve kalıcı iyileşmeye dair, Belediye Başkanı Alper Taban bugün bir basın toplantısı düzenledi. Kamuoyunu konuya dair bilgilendiren Başkan Taban, olumlu sonuçlar alınmaya başladığını ve daha kaliteli havaya erişim noktasında da yol haritasının belli olduğunu söyledi. ŞEHRİN HAVA KALİTESİ 365 GÜN TAKİP EDİLİYOR İnegöl Belediyesi İzleme ve Değerlendirme Merkezinde hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerinin grafiklerle sunulduğu basın toplantısında, Başkan Alper Taban güzel gelişmeleri duyurmak için toplandıklarını söyledi. İnegöl’de uzun zamandır takibini yaptıkları hava kalitesini izleme sisteminden elde edilen verileri ve bu alanda yapılan çalışmalarla beklentileri paylaşmak istediklerini kaydeden Taban, “Göreve geldiğimizde hem vatandaşlarımızın hem de bu konuda yetkinliği olan insanların ilettiği konular vardı. Hava kalitesinin iyileştirilmesi noktasında talepler vardı. Öncelikle biz bu sorunun tespitini yapmaya çalıştık. Önce tespit edelim, sonrasında da bunlarla ilgili adımlarımızı atalım şeklinde planlamamızı yaptık. Gözle gördüklerimizi verilerle somutlandıralım istedik. Kurmuş olduğumuz hava kalitesi ölçüm cihazlarıyla yılın 365 günü İnegöl’ün hava kalitesini vatandaşlarımızla paylaşmaya başladık. 8 istasyonda gün gün neler olduğunu, nasıl değişimler yaşandığını şeffaf şekilde sunduk. 12 ay boyunca da biz bu verileri istatistiklere dönüştürmeye çalıştık. Hava kirliliği ile ilgili sadece hava kirli demek yeterli değil. Beraberinde bu kirleticiler nelerdir onları bulmamız gerekiyor. 2021 yılında 8 noktada yerleştirdiğimiz istasyonlardan da epeyce veri topladık ve toplamaya da devam ediyoruz” dedi. HAVA KALİTESİNİN İYİLEŞMESİ İÇİN NELER YAPILIYOR? Sadece hava kirliliği değil, çevre ve iklim değişikliği ile ilgili de bir eylem planı yaptıklarını hatırlatan Başkan Alper Taban, “Burada da havayla ilgili olan kısımlar var. Özellikle şehrimizde doğal gaz kullanımını yaygınlaştırmak bizim için önemli bir hedef. Beraberinde bu ölçüm istasyonlarında yine havada bir kirlenme gerçekleşiyorsa; hangi zaman diliminde, hangi mevsimde, hangi saatte, gece mi gündüz mü gibi bunları araştırmaya başladık. Geçen dönem ve bu dönem şehrimizde yapılan altyapı çalışmaları da aslında tozun süpürülmesiyle beraber bir miktar hava kalitemizi eksilten hususlardandı. Bu çalışmaların da toparlanması katkı sağlayacaktır. Yine artan araç sayısı ve araçlardan çıkan egzoz emisyonlarının da şehrin hava kalitesini değiştirdiğini fark ettik. Bu alanlarda da mutlaka her vatandaşın araçlarını standartlarda tutma yükümlülüğü var. Trafiğin dağılabilmesi için kuzey güney geçişleri noktasında çalışmalar yaptık. Tunaboyu Caddesini açmaya çalışıyoruz, Ağaç İşleri Kavşağımız açıldı, çevre yolu planlarımız var. Bir yandan trafik yükünü de dağıtıp havayla olan ilişkisine dolaylı olarak katkısı olacağını düşünüyoruz” diye konuştu. KALICI İYİLEŞME SAĞLANDI Yapılan çalışmalar neticesinde istasyonlardan alınan verilerde, partikül madde değerlerinde düşüşler olduğunu gördüklerini kaydeden Belediye Başkanı Alper Taban, şöyle devam etti: “PM 2,5 değeri dediğimiz partikül madde ölçümünde; 2023 yılında bu oran yüzde 51 iken, 2024 yılında yüzde 37,4’e, 2025 yılında da yüzde 28’e gerilediğini görüyoruz. PM 10 değerinde de 2023 yılında 87,0 iken, 2024 yılında 71,6 ve 2025’te ise 47,4’e düşmüştür. Bu istikrarlı şekildeki azalma bizi umutlandırıyor. Bunları yine ölçmeye devam edeceğiz. Sürekli izleyeceğiz. Bölgesel olarak hava koridorunu izliyor ve takip ediyor olacağız.” DOĞAL GAZA TAM GEÇİŞ, HAVA KALİTESİ İYLEŞMESİNİ ARTTIRACAK “Doğal gaza geçiş önemli dedim. Bölgemizde de Valiliğimizin aldığı bir İMÇK kararı mevcut. Doğal gaz geçen yerlerde özellikle ısınma amaçlı katı yakıtlardan çıkmamız gerekiyor. Odun, kömür değil, doğal gaz kullanmamız gerekiyor. İlçemizde 121.263 adet konut, 20.870 adet de işyeri bulunmakta. Ama doğal gaz abone sayımız 102 bin. Bu veriler ışığında doğal gaz abonesi olmayan 40.133 adet, yani yaklaşık %28’lik bir kesim bulunmakta. Doğal gaz kullanımını tamamına yaydığımızda, bu değerlerin daha da düşeceğini şimdiden söyleyebiliyoruz. Şu an kırsal mahallelere de doğal gazı yaymaya çalışıyoruz. Önümüzde Tahtaköprü var, OSB’de bir çalışma var, Akhisar bölgesinde 105 adada bir doğal gaz çalışması olacak. Hem konut hem sanayi bölgelerinin doğal gaza dönmesi bu verileri daha da olumlu hale getirmiş olacak. Bunun yanı sıra bizler Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüzden de doğal gaz olarak yakıt yardımı veriyoruz. Bu şekilde geçişleri arttırmak istiyoruz.” DENETİMLERDE TAVİZ YOK: 2025 YILINDA 335 İŞLETMEYE CEZA UYGULANDI “Denetimlerimiz artarak devam edecek. Herkesin bilinçli bir şekilde hareket ederek doğru yakıtı kullanmasını istiyoruz. Kimse birbirinin hakkına girmesin. Kumaş sünger, mdf yakılmaması gerekiyor. Odun ve kömür de buna dahil. Zabıtamızın yanı sıra bu alanda hizmet veren bir Çevre Zabıta Birimi oluşturduk. Onlar da hem drone hem çeşitli kameralarla fabrika baca takipleri ve ihbarları takip ederek bu konuda sıkı bir denetim yürütüyor. 2025 yılında şu ana kadar 335 işletmeye hava kirliliğinden ceza uyguladık. Bunlar tespit edildiğinde İl Çevre Müdürlüğüne de bildiriliyor. Biz uyarı cezası uyguluyoruz ama oradan çok daha büyük cezalar da geliyor. Ben burada aynı hassasiyeti Büyükşehir Belediyemizden de bekliyorum. Onların bizden daha kapsamlı yetkileri var. o yetkileri kullanarak hem Bursa hem İnegöl’de bir takip ve denetim birimi oluştururlarsa bu konuları daha hızlı şekilde kontrol altına almış oluruz. Biz OSB’lerimiz, metal sanayi, küçük sanayi siteleri hepsine aynı şekilde gözlemlerimize devam ediyoruz. Daha yeni ve teknolojik yazılımlı denetimler de gelecek.” VERİLERİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ “Bizler gelecekte bugünden çok daha iyi olacağımızı ifade edebiliyoruz. Hepsinin altı dolu, ayakları yere basan, geçmişte yaptığımız çalışmalardan bugün bir şeyler söyleyebiliyoruz. Bakalım 2026 yılında bu veriler ne olacak. Sizler de takip edin. Biz hava kalitemizi yılın 365 günü aynı kalitede tutmak istiyoruz. Sanayi yerlerinde ister istemez bir baca tütebiliyor. Ama önemli olan bu baca standartlarda mı çıkıyor. Çevre Bakanlığımızın da bölgemizde istasyonları var. Özellikle büyük firmaları onlar yakından takip ediyorlar. Vatandaşlarımızdan da ricamız var; hava ve çevre kirliliği noktasında tespitler varsa bizlere mutlaka bildirin.”

Bursa İnegöl'de Gazze için yardım kampanyası Haber

Bursa İnegöl'de Gazze için yardım kampanyası

Bursa İnegöl Belediyesi, Kızılay iş birliğinde Gazze için yardım kampanyası başlatıldığını duyurdu. “Mazluma Nefes, Gazze’ye Umut Ol” yardım kampanyası 1 ay sürecek. Yardımlar nakdi olarak toplanacak. Gazze’ye yardımların ulaşmaya başlamasıyla birlikte bölgede insani yardımı sağlamak adına harekete geçildi. İnegöl Belediyesi de Kızılay İnegöl Şubesi iş birliğinde Gazze için yardım kampanyası başlatıldığını duyurdu. “Mazluma Nefes, Gazze’ye Umut Ol” sloganıyla yapılacak yardım kampanyasının 1 ay süreceği ve nakdi olarak toplanan yardımlarla Gazze’ye yardım eli uzatılacağı kaydedildi. GAZZE BİR İNSANLIK MESELESİ HALİNE GELDİ İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ile Umuteli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak Kızılay iş birliğinde başlatılan yardım kampanyasına ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Alper Taban, “Bugün Gazze’ye yardım eli uzatmak, sadece bir yardım değil artık insanlık meselesi haline gelmiştir. Şu anda Türkiye, Gazze’ye en üst düzeyde yardımı devam ettiren, yardım yapan ülke. Milletimiz bu konuda gerçekten çok çok hassas. Bizler de İnegöl Belediyesi ve Umuteli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak şehrimizde bir kampanya başlatma kararı aldık. Bölgede en etkili dağıtım yapan kurum Kızılay. Kızılay İnegöl Şubesi ile bir protokol yaparak vatandaşlarımızın da destekleriyle Gazze için yardım kampanyamızı başlatıyoruz” dedi. KAMPANYA 1 AY SÜRECEK, YARDIMLAR NAKDİ OLARAK TOPLANACAK 1 aylık bir kampanya başlatıldığını vurgulayan Başkan Alper Taban, şöyle konuştu: “Yardımların toplanacağı hesapların iban numaraları sosyal medya hesaplarımızda, web sayfalarımızda ve ilgili duyuru metinlerinde de paylaşılacak. Türk Kızılay Derneği İnegöl Şubesi’nin TR49 0001 0000 6700 0018 6872 61 iban numarası ve İnegöl Umuteli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin TR52 0021 0000 0001 9089 9000 02 iban numaralarından yardımlar ulaştırılabilir. Ancak vatandaşlarımızın yardımları gönderirken açıklama kısmına özellikle “Gazze” yazması önemli.” HER BİR LİRA, GAZZE’DE BİR CANIN YARASINA MERHEM OLACAK “Vatandaşlarımızın en güçlü şekilde Gazze’ye yardımlarını ileteceğini umut ediyoruz. Gazze’nin acil ihtiyaçlarının bölgeye sevki bizim için çok çok önemli. Başlattığımız yardım kampanyasıyla, temel insani ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Değerli İnegöllüler; her bir lira, Gazze’de bir canın yarasına merhem olacak. Sivil toplum kuruluşlarımızı, iş dünyamızı, vatandaşlarımızı kampanyaya destek vermeye davet ediyorum. Kızılay iş birliği ile yardımların en kısa sürede güvenli bir şekilde Gazze halkına ulaşmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımızın desteği ile bu kampanyayı güçlü bir dayanışma hareketine dönüştürebileceğimize inanıyoruz. Şimdiden katkı ve destek verecek herkese teşekkür ediyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.