Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Soruşturma

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Soruşturma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soruşturma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü yeniden soruşturuluyor Haber

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü yeniden soruşturuluyor

Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’de tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın yeniden başlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek’in paylaşımına göre, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler ve tanık ifadeleri incelendi. Soruşturma sonucunda 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. TAKİPSİZLİK KARARI KALDIRILDI Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından dosyanın yeniden incelenmesinin ardından, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmeleri doğrultusunda Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırıldı. Bunun üzerine soruşturma yeniden başlatılırken, dosyaya gizlilik kararı getirildi ve olayın tüm yönleriyle araştırılması için özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu. 10 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA Yeniden yürütülen soruşturma kapsamında, olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. 10 şüpheli gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ve ilgili kurumların koordinasyonunda yürütülen soruşturmayla Kozinoğlu’nun ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması ve varsa sorumluların tespit edilerek adalet önüne çıkarılması amaçlanıyor. Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. Kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, aradan geçen zamana bakmaksızın yeniden ele alıyor; ulaşılabilecek her delilin izini sürüyoruz. Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu… — Akın Gürlek (@abakingurlek) September 7, 2026 Adalet Bakanı Akın Gürlek, şüpheli ölümler ve faili meçhul dosyaların üzerinden yıllar geçse dahi yeniden incelenmeye devam edileceğini belirterek, hiçbir dosyanın unutulmasına ve hiçbir şüphenin araştırılmadan bırakılmasına müsaade edilmeyeceğini ifade etti.

Şanlıurfa’da tarım işçilerini taşıyan minibüs sulama kanalına devrildi: 19 yaralı Haber

Şanlıurfa’da tarım işçilerini taşıyan minibüs sulama kanalına devrildi: 19 yaralı

Minibüs sulama kanalına devrildi Kaza, akşam saatlerinde Şanlıurfa-Akçakale karayolunun Koruklu Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, tarım işçilerini taşıyan 44 ABG 037 plakalı minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine kontrolden çıktı. Yoldan savrulan minibüs, daha sonra sulama kanalına devrildi. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler, kanala devrilen minibüsteki yaralıları kurtarmak için çalışma başlattı. 19 kişi hastaneye kaldırıldı Kazada minibüste bulunan ve aralarında kadınlarla çocukların da olduğu 19 kişi yaralandı. Yaralılar, ekiplerin müdahalesiyle araçtan çıkarıldı. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, ambulanslarla Akçakale ve Harran ilçelerinin yanı sıra Şanlıurfa kent merkezindeki hastanelere sevk edildi. Karayolunda uzun araç kuyruğu oluştu Kaza nedeniyle Şanlıurfa-Akçakale karayolunun Akçakale yönü bir süre ulaşıma kapatıldı. Yolun kapanması nedeniyle bölgede uzun araç kuyrukları oluştu. Jandarma ekipleri, başka bir kazanın yaşanmaması için yolda güvenlik önlemi aldı. Sulama kanalına devrilen minibüs ise çekici ve vinç yardımıyla bulunduğu yerden çıkarılarak otoparka götürüldü. Kazanın nedenine ilişkin jandarma tarafından soruşturma başlatıldı.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

İBB soruşturmasında 12 şüpheli adliyeye sevk edildi Haber

İBB soruşturmasında 12 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan Ön İnceleme Raporu ile bilirkişi raporlarında çeşitli tespitlere yer verildi. Söz konusu raporlarda, İBB Satın Alma Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı ve kamu zararına neden olunduğuna ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu aktarıldı. İncelenen işler arasında İBB Başkanlık konutuna yönelik materyal alımının da yer aldığı belirtildi. 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı Soruşturma kapsamında 3 Eylül'de 14 şüpheliye yönelik İstanbul'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasında 12 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen, Kent Lokantalarından sorumlu Şube Müdürü Ali Toy, eski Mali İşler Dairesi Başkanı Neslihan Vural, Zabıta yöneticisi Gökhan Fırtına ve Satın Alma Şube Müdürü Mehmet Yücetürk'ün de bulunduğu belirtildi. Gözaltına alınan diğer şüphelilerin ise eski Satın Alma Müdürü Talha Özyurt, Satın Alma Şube Müdürlüğü Şefi Abdülkerim Hazırbaba, Gelirler Şube Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Saliha Ülkü Aydoğan, Vedat Taşdelen, Mustafa Delipoyraz, Volkan Karagöz ve Ekrem Baki olduğu kaydedildi. Hakkında gözaltı kararı bulunan Mahmut Berk Şahin'in yurt dışında olduğu, Onur Gülin'in ise cezaevinde bulunduğu tespit edildi. 12 şüpheli adliyeye gönderildi Emniyetteki işlemleri tamamlanan 12 şüpheli, sağlık kontrolünden geçirildi. Şüpheliler daha sonra soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilmek üzere adliyeye gönderildi. Şüpheliler hakkında adli makamlarca yapılacak değerlendirme beklenirken, soruşturmanın bazı ihale süreçlerine ilişkin iddialar üzerinden sürdüğü bildirildi.

Milas’ta 3 gün 3 gece süren düğünün ardından gelin ve damat karşılıklı şikayetçi oldu Haber

Milas’ta 3 gün 3 gece süren düğünün ardından gelin ve damat karşılıklı şikayetçi oldu

3 gün 3 gece süren düğün Olayın geçmişi, Milas’ın Çomakdağ Kızılağaç Mahallesi’nde gerçekleştirilen düğüne uzanıyor. Aracılar vasıtasıyla tanışan Mustafa Ateşoğlu ile 28 yaşındaki Mamura Burkhonova nişanlandıktan sonra 19 Ağustos’ta evlendi. Yörük kültürünün yaşatıldığı mahallede düzenlenen düğün 3 gün 3 gece sürdü. Yaklaşık 500 yıllık gelenek kapsamında düğün organizasyonunda gece yağlı güreşleri de yapıldı. Güreşlere Recep Kara, Abdullah Güngör, Feyzullah Aktürk, Yalçın Üncül, Bekir Can Özturgut, Cenk İldem, Okan Yavaş ve Salih Erinç gibi başpehlivanlar katıldı. Finalde Yalçın Üncül’ü mağlup eden Feyzullah Aktürk başpehlivan oldu. Aktürk’e madalyasını gelin Mamura Burkhonova verdi. Düğünün toplam maliyetinin yaklaşık 10 milyon liraya ulaştığı öne sürüldü. Mustafa Ateşoğlu ise yalnızca güreş organizasyonu için yaklaşık 1 milyon 500 bin lira harcadığını belirtti. Damat, ziynet eşyalarıyla evden ayrıldığını öne sürdü Düğünün ardından çift arasında yaşanan anlaşmazlık polis merkezine taşındı. Mustafa Ateşoğlu, 3 Eylül’de polise başvurarak eşinin düğünde takılan ziynet eşyaları, nakit para ve iPhone 15 marka cep telefonuyla evden ayrıldığını iddia etti. İlk açıklamalarda kayıp olduğu belirtilen altınların değerinin yaklaşık 5 milyon lira olduğu öne sürülürken, polise yapılan başvuruda yaklaşık 3 milyon lira değerinde ziynet eşyası, 300 bin lira nakit para ve cep telefonunun götürüldüğü iddia edildi. Şikayetin ardından polis ekipleri Burkhonova’nın bulunması için çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde genç kadının adına otobüs bileti veya otel kaydına rastlanmadığı belirtildi. Gelin kendi imkanlarıyla polis merkezine gitti Arama çalışmaları sürerken Mamura Burkhonova, 4 Eylül saat 13.30 sıralarında kendi imkanlarıyla polis merkezine giderek ifade verdi. Burkhonova, hakkındaki milyonlarca liralık ziynet eşyasını aldığı yönündeki suçlamaları reddetti. Düğünde takılan ziynetlerden yalnızca 20 çeyrek altın ile 226 bin lirayı aldığını kabul etti. Geri kalan altınların kendisinde olmadığını savunan Burkhonova, diğer ziynet eşyalarının kayınpederi Mehmet Ateşoğlu’nda bulunduğunu öne sürdü. Genç kadının bu iddiasını desteklediğini belirttiği bazı yazışmaları da soruşturma dosyasına sunduğu öğrenildi. Burkhonova ayrıca yanında bulunan iPhone 15’in kendisine ait olmadığını, telefonun eşi tarafından kullanımına verildiğini savundu. Bu kez gelin şikayetçi oldu Burkhonova’nın ifadesinde, ziynet eşyalarına ilişkin iddiaların yanı sıra karşı şikayet de yer aldı. Genç kadın, eşi Mustafa Ateşoğlu ile kayınpederi Mehmet Ateşoğlu’nun kendisine ve annesine hakaret ve tehditte bulunduğunu öne sürerek iki isimden de şikayetçi oldu. Böylece düğünün ardından başlayan ziynet eşyaları tartışmasında taraflar karşılıklı olarak birbirleri hakkında suçlamalarda bulundu. Soruşturma sürüyor Ziynet eşyaları, nakit para ve cep telefonuna ilişkin iddiaların yanı sıra tarafların tehdit ve hakaret suçlamalarıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi. Dosyanın, polis merkezindeki işlemlerin tamamlanmasının ardından savcılığa gönderileceği öğrenildi.

Denizli’de kafeye silahlı saldırı: 2 ölü, 1’i ağır 4 yaralı Haber

Denizli’de kafeye silahlı saldırı: 2 ölü, 1’i ağır 4 yaralı

Alacak verecek tartışmasının ardından silahlı saldırı Olay, saat 22.00 sıralarında Yenişehir Mahallesi Yürüyüş Yolu 49. Sokak’ta bulunan bir kafede meydana geldi. İddiaya göre, iki grup arasında gündüz saatlerinde alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma yaşandı. Akşam saatlerinde taraflardan birinin diğer grubun kafede bulunduğunu görmesi üzerine olay yeniden başladı. Ticari araçla kafeye gelen şüpheliler, içeride bulunan kişilere doğru silahla ateş açtı. Karşı taraftan da ateşle karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Silah seslerinin yükseldiği olayın ardından saldırganlardan bazılarının aynı araçla bölgeden kaçtığı belirtildi. 2 kişi hayatını kaybetti Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde 2 kişinin yaşamını yitirdiği belirlendi. Silahlı çatışmada yaralanan 4 kişi ise olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Polis bölgede geniş güvenlik önlemi aldı Olayın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralıların aileleri bölgeye geldi. Polis ekipleri, yaşanan büyük kargaşanın ardından aileleri sakinleştirmek için yoğun çaba gösterdi. Güvenlik çemberine alınan olay yerinde zaman zaman gerginlik yaşanırken, hem olay yerinde hem de yaralıların götürüldüğü hastanelerin çevresinde çevik kuvvet ekipleri görevlendirildi. Polis ekipleri, saldırının faillerinin yakalanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla kapsamlı soruşturma başlattı

İstanbul’da eşini öldüresiye dövdüğü öne sürülen erkek tutuklandı Haber

İstanbul’da eşini öldüresiye dövdüğü öne sürülen erkek tutuklandı

Saatler süren şiddetin ardından komşularına sığındı Olay, 21 Ağustos’ta İstanbul’da meydana geldi. İddiaya göre U.A., evde eşi Seda Nur Atılkan’ı saatler boyunca darbetti. Şiddetin ardından eşinin kısa süreliğine kendisini bırakmasını fırsat bilen Atılkan, evden kaçarak komşularına sığındı. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. U.A. gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Buradaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma kapsamında U.A. hakkında “silahla tehdit” ve “kasten yaralama” suçlarından işlem yapıldığı belirtildi. Atılkan’ın evden kaçmasının ardından U.A.’nın otomobiliyle peşinden gittiği anlar da çevrede bulunan bir güvenlik kamerasına yansıdı. “4 saat boyunca işkence gördüm” Yaşadıklarını anlatan Seda Nur Atılkan, olay gecesi eşinin madde kullandığını ve ardından kendisine yönelik şiddetin başladığını öne sürdü. Atılkan, yaklaşık 4 saat boyunca darbedildiğini ve üç kez öldürülmeye çalışıldığını iddia ederek, yaşadıklarını anlatmanın kendisi için son derece zor olduğunu söyledi. Şiddet sırasında eşinin kendisini şarj kablosuyla boğmaya çalıştığını, bilincini kaybettiğini ve daha sonra yeniden darbedilerek kendine geldiğini anlatan Atılkan, başından ve vücudunun çeşitli bölgelerinden yaralandığını belirtti. “Bıçağı boğazıma dayadı” Şiddetin devam ettiğini belirten Atılkan, bir süre sonra eşinin elinde bıçakla karşısına çıktığını ve kendisini öldürmekle tehdit ettiğini öne sürdü. Atılkan, bıçağın boğazına dayandığını ve bu sırada darbedilmeye devam ettiğini söyledi. Eşinin daha sonra banyoya gitmesi üzerine fırsat bulduğunu belirten Atılkan, su sesini duyduğu anda evden çıkarak komşularına sığındığını ve polisin müdahalesiyle kurtulduğunu ifade etti. “Çocuklarım için hayatta kalmaya çabaladım” Daha önce de eşinden şiddet ve tehdit gördüğünü belirten Seda Nur Atılkan, olay sonrasında eşinin ailesinin hastaneye geldiğini ve şikayetçi olmaması yönünde kendisine baskı yapıldığını öne sürdü. Atılkan, yaklaşık 5 yıldır kendisinin ve çocuklarının tehdit edildiğini iddia ederek adalet istediğini söyledi. “Çocuklarım için hayatta kalmaya çabaladım” diyen Atılkan, güvenli bir yaşam sürmek istediğini belirterek devletin kendisine ve çocuklarına sahip çıkmasını istedi. Olayla ilgili adli soruşturma ve yargı süreci devam ederken, Atılkan’ın iddiaları yargı mercilerince değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.