Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

5. Bursa Turizm Zirvesi, 8-9 Eylül 2026 tarihlerinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek Haber

5. Bursa Turizm Zirvesi, 8-9 Eylül 2026 tarihlerinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek

Bursa’nın turizm potansiyelini daha etkin değerlendirmek, kentin sahip olduğu değerleri ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü biçimde tanıtmak ve turizmin yerel kalkınmaya katkısını artırmak amacıyla gerçekleştirilecek zirve, iki gün boyunca kapsamlı bir programa ev sahipliği yapacak. BTSO ile TÜRSAB koordinasyonunda düzenlenen zirve kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle düzenleniyor. Zirvede, kentlerin turizm yoluyla kalkınması, destinasyon yönetimi, yerel yönetimlerin rolü, destinasyon pazarlaması ve turizm altyapısının geliştirilmesine yönelik görüş ve deneyimler paylaşılacak. TURİZMİN GELECEĞİ BURSA’DA KONUŞULACAK Zirvenin ilk günü 8 Eylül Salı günü açılış töreniyle başlayacak. Program kapsamında “Yerel Turizm Kalkınması”, “Yerel Yönetimler”, “Avrupa’da Destinasyon Yönetimi” ve “Destinasyon Yönetimi” başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. Zirvenin ikinci günü olan 9 Eylül Çarşamba günü ise “Yerel Kalkınma ile İlgili Bursa’da Yapılanlar ve Yapılması Gerekenler”, “Yerel Kalkınmada Sektör Görüşleri”, “Destinasyon Pazarlaması”, “Yerel Turizm Kalkınmasında Altyapının Önemi” ve “Yerel Kalkınmada Turizm İhtisas Görüşleri” başlıkları ele alınacak. İki günlük zirve, kapanış töreniyle sona erecek. “BURSA’NIN TURİZM POTANSİYELİNİ EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın tarih, kültür, doğa, termal kaynaklar ve gastronomi gibi çok güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu söyledi. Kentin turizmden aldığı payın artırılması için tüm paydaşların ortak hedefler etrafında buluşmasının büyük önem taşıdığını belirten Başkan Burkay, Bursa Turizm Zirvesi’nin bu anlayışın önemli platformlarından biri olduğunu ifade etti. İbrahim Burkay, “Bursa, sahip olduğu tarihi ve kültürel mirası, Uludağ’ı, termal kaynakları, gastronomi değerleri ve alternatif ulaşım imkanlarıyla turizmde mevcut durumundan çok daha yüksek bir potansiyeli barındırıyor. Önceliğimiz bu zenginliği doğru bir stratejiyle ekonomik değere dönüştürmek ve turizm hareketliliğini yılın tamamına yaymak. Bunun yolu da kamu, yerel yönetimler ve sektörümüzün güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesinden geçiyor. Bursa Turizm Zirvesi, kentimizin turizm vizyonuna ortak akılla yön verebilmek adına çok değerli bir buluşma zemini oluşturuyor. Bu yıl ‘Yerel Turizm Kalkınması’ teması altında kentlerimizin kendi değerleri üzerinden nasıl sürdürülebilir bir kalkınma modeli geliştirebileceğini kapsamlı biçimde değerlendireceğiz. Zirvede ortaya çıkacak görüşlerin ve yeni iş birliği imkanlarının Bursa turizminin gelecek hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.” dedi. “YEREL DEĞERLERİ GÜÇLÜ DESTİNASYONLARA DÖNÜŞTÜRMELİYİZ” TÜRSAB Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda BTSO Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker, turizmin oluşturduğu ekonomik hareketliliğin yerelde daha güçlü hissedilmesi için destinasyonların planlı ve bütüncül bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Bursa Turizm Zirvesi’nin sektörün farklı paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturması açısından önemli olduğunu belirten Eker, zirvede ortaya çıkacak görüşlerin sektör için yol gösterici olacağını kaydetti. Hasan Eker, “Turizm artık yalnızca ziyaretçi sayısıyla değerlendirdiğimiz bir sektör değil; istihdamdan gastronomiye, ticaretten kültürel mirasın korunmasına kadar çok geniş bir alanda yerel kalkınmayı destekleyen stratejik bir güç. Bursa bu açıdan Türkiye’nin en zengin destinasyonlarından biri. Kentimizin sahip olduğu değerleri doğru ürünler, güçlü tanıtım çalışmaları ve etkili destinasyon yönetimiyle daha görünür hale getirmemiz gerekiyor. Zirvemizde yerel kalkınmadan destinasyon pazarlamasına, altyapıdan farklı turizm ihtisas alanlarına kadar sektörümüzün temel gündemlerini değerlendireceğiz. Sektör temsilcilerimizin yanı sıra kamu, yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum kuruluşlarının aynı platformda görüşlerini paylaşması son derece kıymetli. Bursa Turizm Zirvesi’nin kentimizin turizm hedefleri için yeni fikirlerin ve kalıcı iş birliklerinin gelişmesine zemin hazırlayacağına inanıyorum.” diye konuştu. TURİZMİN TÜM PAYDAŞLARI AYNI ÇATI ALTINDA Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 5. Bursa Turizm Zirvesi’nde iki gün boyunca yerel kalkınma ve destinasyon yönetiminden pazarlama ve altyapıya kadar turizm sektörünün geleceğini yakından ilgilendiren başlıklar değerlendirilecek. Katılımın ücretsiz olduğu zirve, sektör profesyonellerinin yanı sıra turizm alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların temsilcilerine de açık olacak.

Nilüfer'de Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kutladı Haber

Nilüfer'de Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kutladı

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü, Nilüfer’de düzenlenen resmi törenle kutlandı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma törenine çok sayıda vatandaş katıldı. Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, 24’üncü Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Başkan Şadi Özdemir’in Atatürk Anıtı’na Nilüfer Belediye çelengini sunmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. “BU BORÇ ÇALIŞARAK ÖDENİR” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 30 Ağustos’un teslimiyeti reddeden bir milletin kaderini yeniden yazdığı gün olduğunu vurguladı. Zorlu koşullara rağmen kazanılan zaferin bağımsızlığın ve Cumhuriyet’in temeli olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “O gün koşullar ağırdı. Ordu yorgundu, imkanlar sınırlıydı ama inanç vardı. Atatürk ve silah arkadaşları, o inancı zafere dönüştürdü. Dumlupınar’da yakılan hürriyet ateşi, bugün Nilüfer’in sokaklarında, meydanlarında ve çocuklarımızın gözlerinde yanmaya devam ediyor. 104 yıl önceki bu zafer bize bağımsızlığımızı kazandırdı, ardından Cumhuriyet geldi. Bugün sahip olduğumuz her şeyin temeli 30 Ağustos’ta atıldı.” Büyük mirası bırakan kahramanlara olan sorumluluğun sadece anma günleriyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, şunları kaydetti: "Bize bu mirası bırakan kahramanlara olan borcumuzu yılda bir gün anarak ödeyemeyiz. Bu borç; çok çalışarak ve birbirimize sahip çıkarak ödenir. Nilüfer’i özgür, adil ve çağdaş bir kent olarak geleceğe taşımak, Ata’mıza verdiğimiz en somut sözdür. Bugün sunduğumuz çelenk; Nilüfer halkının Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine duyduğu sarsılmaz bağlılığın simgesidir. Başta ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık uğruna canını veren tüm kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun".

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Provokasyonlara asla geçit verilmeyecek Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Provokasyonlara asla geçit verilmeyecek

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Diyarbakır’da bazı ara sokaklara terör örgütü mensuplarının posterlerini asarak provokasyon peşinde koşan 4 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakan Çiftçi, yaptığı açıklamada, “Terörsüz Türkiye” sürecine engel çıkarmaya çalışan hiç kimseye müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı. “HASSAS DÖNEM PROVOKASYONLARA KAPALIDIR” Bakan Çiftçi, milli birlik ve kardeşlik iklimini zehirlemeye cüret edenlerin hak ettiği muameleyi göreceğini belirterek, güvenlik güçlerinin titiz çalışması sonucu şüphelilerin yakalandığını ifade etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ülkenin terörden bütünüyle arındırılması, şiddetin gündemden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için devletin tüm kurumlarıyla eş güdüm içinde çalıştığını belirterek, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ülkeyi kalkınma, üretim ve refaha taşıyacak tarihi bir adım olduğunu ve bu dönemin her türlü provokasyon ve istismardan uzak tutulması gerektiğini kaydetti. Bakan Çiftçi, siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara kadar herkese bu süreçte önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, Türkiye’nin istikametinin huzur, birlik ve güçlü yarınlar olduğunu kaydetti. GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ, PROVOKASYONLARA ASLA GEÇİT VERMEYECEKTİR! Ülkemizin 50 yıllık terör belasından kurtulmak üzere girdiği "Terörsüz Türkiye" sürecine engel çıkaran hiç kimseye müsamaha gösterilmeyecektir. Milli Birlik ve Kardeşlik iklimimizi zehirlemeye cüret eden her… pic.twitter.com/M37c6uC6yI — Mustafa ÇİFTÇİ (@mustafaciftcitr) August 30, 2026

BTSO Başkanı İbrahim Burkay: Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları programında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Haber

BTSO Başkanı İbrahim Burkay: Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları programında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.

ASKON Bursa Şubesi tarafından gerçekleştirilen ve 500’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin katıldığı “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programında, Bursa ekonomisinin gelecek vizyonu ve yeni nesil kalkınma modelleri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın güçlü sivil toplum yapısı ve ortak hareket kültürünün şehrin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyledi. Toplumu dönüştürme gücüne sahip kurumların hayata geçirdiği projelerin kentlere vizyon kattığını belirten Başkan Burkay, “Bursa’da kendimizi bu anlamda şanslı görüyoruz. Şehrimizde sivil toplum kuruluşlarımız aynı vizyon ve anlayışla Bursa’nın geleceği için çalışıyor. Bursa için kıymetli olan her çalışma Türkiye için de değer taşıyor. BTSO’da 137 yıl önce Osman Fevzi Efendi’nin ortaya koyduğu hayal, bugün çok güçlü bir ekonomik güce dönüştü. Bursa, her dönemde ülkemizin üretim ve kalkınma merkezlerinden biri oldu. Bugün de kurumlarımızı ve iş yapma modellerimizi çağın şartlarına göre dönüştürmek zorundayız. BTSO’da göreve geldiğimizde ortaya koyduğumuz 16 makro projeyi 60’ı aşkın projeye taşıdık. Bizim için esas olan bu vizyonu somut projelerle hayata geçirmektir.” diye konuştu. “HER ŞEY BİR HAYALLE BAŞLIYOR” BTSO’nun vizyon projelerinden GUHEM ve Bursa Business School’un kurumların toplumsal dönüşümde üstlenebileceği role ilişkin önemli örnekler sunduğunu belirten Başkan Burkay, “GUHEM bugün dünyada kendi alanındaki sayılı merkezlerden biri ve benzersiz bir yapıya sahip. Milli Eğitim Bakanlığı’mızla gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle gençlerimize burada yeni eğitim imkânları sunuyoruz. Her yıl yaklaşık 1 milyon gencimizin ziyaret ettiği GUHEM, çocuklarımızı ve gençlerimizi uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Uludağ’da hayata geçirdiğimiz Bursa Business School da benzer şekilde geleceğin eğitim modellerine cevap veren bir merkez olarak yükseliyor. Yapay zekâdan dijital dönüşüme, liderlikten yaşam boyu öğrenmeye uzanan güçlü bir akademik yapı oluşturuyoruz. Hedefimiz Bursa Business School’u önümüzdeki 10 yıl içerisinde kendi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmek. Her şey bir hayalle başlıyor; doğru iş modeliyle desteklenen hayaller şehirler ve ülkeler için çok büyük bir değere dönüşüyor.” ifadelerini kullandı. Başkan İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın başarısında doğru iş modelinin belirleyici olduğunu vurguladı. BTSO’nun yeni dönem projelerinde de sürdürülebilir finansman, ortaklık kültürü ve güçlü yönetişim modellerini esas aldığını belirten Burkay, yatırımcıların sürecin doğrudan parçası olduğu modeller geliştirdiklerini söyledi. İbrahim Burkay, “TEKNOSAB’ı ilk anlattığımız dönemlerde bunun bir hayal olduğunu söyleyenler oldu. Oysa mesele bir işi yapıp yapamayacağınızdan çok, nasıl yapacağınızla ilgilidir. Biz her projemizde en güçlü kasımızın doğru iş modeli olduğunu ifade ettik. Doğru iş modelini kurduğunuzda ve buna inanan güçlü bir topluluğunuz olduğunda başarının önü açılıyor. 2024 yılında Türkiye’nin en büyük lojistik merkezlerinden birini Bursa’ya kazandırmak için girişim sermayesi yatırım fonu modelini hayata geçirdik. Bugün çok güçlü bir ortaklık yapısına ulaştık. Fonumuz ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandı. Şimdi aynı anlayışla TEKNOSAB’da teknopark, veri merkezi, serbest bölge ve organize ticaret bölgesi gibi yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Bunların tamamı Bursa’nın dış ticaretine, üretim gücüne ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlayacak.” dedi. “TEKNOSAB KOBİ OSB YENİ BİR EKOSİSTEM OLACAK” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’da şehir içinde sıkışan işletmelerin planlı, modern ve rekabetçi üretim alanlarına taşınması açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Projenin üretim, ticaret, teknoloji ve sektörel kümelenmeyi aynı ekosistem içerisinde buluşturacağını belirten Burkay, Bursa’nın tarihsel ticaret kültürünün çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir modelle yeniden yorumlandığını kaydetti. İbrahim Burkay, “Bursa’da şehir içinde faaliyet gösteren ve daha nitelikli alanlara taşınmak isteyen yaklaşık 8 bin firmamız var. KOBİ OSB modelimizle firmalarımıza planlı üretim alanları sunarken, sektörel kümelenmeler sayesinde firmalarımıza birlikte üretme ve rekabet etme kabiliyeti de kazandıracağız. TEKNOSAB KOBİ ekosistemi içerisinde yaklaşık 7 bin firmamızı bu bölgeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece şehir içinde sıkışmış üretim ve ticaret alanlarının dönüşümüne de önemli katkı sağlayacağız. Kamulaştırma süreci Valiliğimizin koordinasyonunda yürütülürken, modelimizi firmalarımızdan gelen talepler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Osmanlı döneminde Emir Han, Fidan Han ve Koza Han ile ortaya konulan sektörel birliktelik ve kümelenme anlayışını bugün çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yorumluyoruz. TEKNOSAB KOBİ OSB, teknolojiden Ar-Ge’ye, ticaretten lojistiğe kadar geleceğin ihtiyaç duyduğu bütün unsurların bir arada bulunduğu güçlü bir ekosistem olacak. Projenin önemli bir bölümünü dört yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlayarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretim ve teknolojiye erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. EMRE YILDIZ: “KURUMLARIN DEĞERİ ÜRETTİKLERİ FAYDA İLE ÖLÇÜLÜR” ASKON Bursa Şubesi Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi Emre Yıldız da ASKON’un üretim, birliktelik ve toplumsal faydayı merkeze alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Kurumların ortaya koyduğu projeleri değerlendirirken görünen sonuçların yanı sıra bu çalışmaların arkasındaki emeğin ve vizyonun da dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldız, “İş dünyasında lafa değil işe ve ortaya konulan faydaya bakıyoruz. İnsanların ve kurumların değeri ürettikleri faydayla ölçülür. Bizim derdimiz makam ve mevki değil, ülkemize ve şehrimize kalıcı değer kazandırmaktır. Yıkmak kolay, yapmak zordur; bir projenin sonucuna bakarken arkasındaki emeği, hazırlığı ve mutfağı da doğru görmek gerekir. Başkanımız İbrahim Burkay’ın öncülüğünde Bursa’ya kazandırılan projelerin taşıdığı vizyonu önemsiyoruz ve bu çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğiz.” dedi. ASKON’un Türkiye’yi kendi sınırlarından ibaret görmeden, daha geniş bir perspektifle hareket eden bir yaklaşıma sahip olduğunu belirten Yıldız, “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda daha güçlü olmak için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Osman Kavala kararı: Derhal serbest bırakılmalı, tazminat ödenmeli Haber

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Osman Kavala kararı: Derhal serbest bırakılmalı, tazminat ödenmeli

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osman Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtirken, manevi zarar nedeniyle tazminat ödenmesine de hükmetti. Büyük Daire’nin kararı Türkiye açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşıyor. AİHM 6 maddede ihlal tespit etti 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda birden fazla temel hak bakımından ihlal bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının etkili bir tahliye veya yeniden değerlendirme imkanı sunmamasını AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi. 5. madde bakımından ise Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde yönünden AİHM, Kavala’ya yöneltilen suçlamalar ile eylemleri arasında yeterli nedensellik bağlantısı kurulmadığını, bazı tanıkların dinlenmesine yönelik taleplerin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve yargılamanın bütünüyle açık bir adaletsizlik seviyesine ulaştığını değerlendirdi. Mahkeme ayrıca mahkumiyette kullanılan hukuki yorumun öngörülebilirlik şartını karşılamadığı gerekçesiyle AİHS’nin 7. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Kavala’nın sivil toplum faaliyetleri ile Gezi Parkı olayları kapsamındaki faaliyetlerinin ceza yargılamasında suç unsuru olarak değerlendirilmesinin ise ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. “En kısa sürede serbest bırakılmalı” AİHM, kararın uygulanması kapsamında Türkiye’nin ihlallerin sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu yükümlülüğü yerine getirmenin en uygun yolu, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması. Kararın uygulanıp uygulanmadığını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. AİHM ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülemeyen suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Kavala 2017’den bu yana cezaevinde Osman Kavala, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştı. Karar Mayıs 2020’de kesinleşmesine rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine taşındı. Komite, 2 Şubat 2022’de Türkiye hakkında AİHS’nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Türkiye’deki yargılama sürecinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te bu kararı onadı. Kavala’nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu. Dosya 16 Aralık 2025’te Büyük Daire’ye gönderildi ve 17 yargıçtan oluşan kurul önündeki duruşma 25 Mart 2026’da gerçekleştirildi. Karar Türkiye’deki mahkumiyeti otomatik olarak kaldırmıyor AİHM’nin ihlal kararı, Türkiye’deki ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM, ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden gerçekleştiren bir merci değil. Bununla birlikte AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanmasına ilişkin süreç Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilecek. Bu nedenle kararın ardından temel gündem, Türkiye’nin AİHM’nin belirlediği ihlalleri gidermek için hangi adımları atacağı ve Bakanlar Komitesi’nin uygulama sürecinde nasıl hareket edeceği olacak.

Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Etkinlikleri’ kapsamında Fetih coşkusu Karacabey’e taşındı Haber

Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Etkinlikleri’ kapsamında Fetih coşkusu Karacabey’e taşındı

Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla ‘Bursa’nın Fethinin 700’üncü Yılı Etkinlikleri’ çerçevesinde planlanan 700’üncü Yıl İlçe Şenlikleri, fetih coşkusunu kentin dört bir noktasına taşıyor. Karacabey ilçesinde düzenlenen ilçe şenliklerine yerel yönetim idarecileri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları yöneticileri ve 7’den 70’e çok sayıda vatandaş katıldı. Kültürpark’ta organize edilen şenliklerde kadın dernekleri ve kooperatifleri el emeği göz nuru ürünlerini sergilerken, alanda atölye çalışmaları ve oyun alanları da kuruldu. Mehter Takımı’nın coşkulu konseriyle başlayan gösteriler, sihirbaz gösterisiyle devam etti. Kahoot yarışmasına katılanlar ise eğlenceli bir şekilde bilgilerini ölçtü. Bilim ve gökyüzü meraklılarını ağırlayan Planetaryum Gökyüzü Çadırı ise çocuklara gökyüzünün büyülü dünyasını keşfetme fırsatı sundu. Okçuluk, parkur ve matrak etkinlikleri de ziyaretçilere geleneksel sporları deneyimleme imkânı verdi. Animasyon ekibinin eğlenceli etkinlikleri ve çocuk tiyatrosuyla devam eden gece, kahkahalarla izlenen Hacivat-Karagöz gölge oyunuyla sona erdi. Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen ilçe şenlikleri, 25 Ağustos Salı Gemlik 15 Temmuz Meydanı’nda vatandaşlarla buluşacak.

Bakan Göktaş: Terörsüz Türkiye şehit yakınları ve gaziler olmadan inşa edilemez Haber

Bakan Göktaş: Terörsüz Türkiye şehit yakınları ve gaziler olmadan inşa edilemez

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda sürdürülen “Terörsüz Türkiye Buluşmaları” kapsamında Diyarbakır’da düzenlenen “Terörsüz Türkiye Kardeşlik Sofrası” programına katıldı. Şehit yakınları, gaziler, gazi yakınları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderlerinin katıldığı programda konuşan Göktaş, Türkiye’nin terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini belirterek, şehit aileleri ve gazilerin sürecin temel unsurlarından olduğunu vurguladı. Şehitlerin aziz hatırasına ve gazilerin fedakârlıklarına sahip çıkmaya devam edeceklerini belirten Göktaş, “Terörsüz Türkiye sürecini biz bizzat şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik. Onlar olmadan bu süreç inşa edilemez” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu konudaki hassasiyetini hatırlatan Göktaş, şehitlerin emanetlerine ve ruhlarına zarar verecek herhangi bir sürecin içinde olmadıklarını ve olmayacaklarını söyledi. ????Diyarbakır Terörün geçmişte kaldığı bir Türkiye en anlamlı eserimiz, geleceğe bıraktığımız en kıymetli mirasımız olacak. Diyarbakır’da şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve STK temsilcilerimiz ile Terörsüz Türkiye Kardeşlik Sofrası’nda bir araya geldik. Cumhurbaşkanımız Sn.… pic.twitter.com/cKgEQRMUAo — Mahinur Özdemir Göktaş (@MahinurOzdemir) August 18, 2026 “BİZ YAŞADIK, BAŞKALARI YAŞAMASIN” Terörden en fazla etkilenen kentlerden birinin Diyarbakır olduğunu belirten Göktaş, şehit ailelerinin yaşadıkları büyük acılara rağmen sürece destek verdiğini ifade etti. Bakan Göktaş, ailelerin “Biz yaşadık, başkaları yaşamasın, devletimize güveniyoruz” diyerek Terörsüz Türkiye hedefinin yanında durduğunu aktardı. Süreç üzerinden şehit ailelerinin hassasiyetlerini istismar etmeye çalışan çevrelerin bulunduğunu da savunan Göktaş, “provokasyonlara” karşı ailelerin gösterdiği tutumdan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Terörsüz Türkiye hedefinin gelecek nesiller açısından da önem taşıdığını vurgulayan Göktaş, geçmişte yaşanan acıların unutulmayacağını ancak bundan sonra çocukların ve torunların benzer acılar yaşamaması için çalıştıklarını söyledi. Türkiye’nin yalnızca sınırları içinde değil, sınırlarının ötesinde de güvenliğin kalıcı hale getirilmesini hedeflediklerini belirten Göktaş, savunma sanayisindeki gelişmelerin terörle mücadelede önemli rol oynadığını kaydetti. Bakan Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak şehit yakınları ve gazilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, “Sizler bizim en kıymetlimizsiniz. Sizler bizim başımızın tacısınız” dedi.

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 17 Ağustos depreminin yıldönümünde uyarılarını Nilüfer'den yaptı Haber

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 17 Ağustos depreminin yıldönümünde uyarılarını Nilüfer'den yaptı

Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu’nda “17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik” söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. LOJİSTİK MERKEZİ PROJESİ Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz” dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye’nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa’nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa’nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, “ Nilüfer’de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer’in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı’ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem” dedi. “FAY HATLARINDA YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ” Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.

Osmangazi Belediyesi  geleceğin masaya yatırıldığı “Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması” gerçekleştirdi. Haber

Osmangazi Belediyesi geleceğin masaya yatırıldığı “Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması” gerçekleştirdi.

Bursa Osmangazi Belediyesi, kentte güvenli yapılaşmayı güçlendirmek ve kentsel dönüşüm çalışmalarını ortak akıl anlayışıyla şekillendirmek amacıyla önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED iş birliğiyle Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması’na Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum ve sektör temsilcileri katılım sağladı. “KENTSEL DÖNÜŞÜM TEK BAŞINA YÖNETİLEBİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL” 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak konuşmasına başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Ülkemizin ve Bursa’mızın bir deprem bölgesi olduğu gerçeğini unutmadan çalışmalar yapmak zorundayız. Genel yönetim, yerel yönetimler, müteahhitler, sektörün bütün paydaşları ve tabii ki yurttaşlarımızın iş birliğiyle başta Osmangazi olmak üzere Bursa’mızı ve ülkemizi dirençli kentlere, yaşanabilir şehirlere dönüştürmemiz gerekiyor. 27 yıl önce 17 Ağustos depremini, 3 yıl önce 6 Şubat depremlerini yaşadık. Son günlerde de dünyanın farklı noktalarında meydana gelen depremleri takip ediyoruz. Artık depremin hayatımızın bir gerçeği olduğunun çok daha fazla farkına varmamız gerekiyor. Bilimsel olarak yapılması gerekenler yıllardır yazılıyor ve anlatılıyor. Kentsel dönüşüm tek başına yönetilebilecek bir süreç değil. Hepimizin taşın altına elini koyması, iş birliği ve ortak akılla hareket etmesi, her şeyden önce de harekete geçmesi gerekiyor.” “RUHSAT SÜREÇLERİNİ 90 GÜN BANDINDA ÇÖZMEYİ HEDEFLİYORUZ” Osmangazi Belediyesi’nin ruhsat işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Başkan Erkan Aydın, göreve geldikleri günden itibaren özellikle e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attıklarını ifade etti. Başkan Aydın, “Göreve gelir gelmez özellikle ruhsat kısmında e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attık. Geçiş süreci biraz yavaş olabiliyor. Hem kendi personelimiz hem sistemi kullanan müteahhitler ve mimarlar açısından adaptasyon süreçleri yaşanabiliyor. Ancak bu sürecin yüzde 90’ını atlattık. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız geldi; bir projede başvurudan ruhsatın alınmasına kadar geçen süre bir ay oldu. Amacımız ruhsat süreçlerini 90 gün bandında çözmek. Çünkü yüksek enflasyon ortamında süreç ne kadar uzarsa maliyetler o kadar artıyor. Burada bize düşen görevler olduğu kadar projeyi yapan uzmanlara, mühendislere ve müteahhitlere de görevler düşüyor. Ortak akılla, iş birliğiyle, Mimarlar Odası ve sektörün diğer paydaşlarıyla yapacağımız toplantılarla bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. ÇARŞAMBA - ALTIPARMAK İÇİN HIZLI AKSİYON MESAJI Çarşamba - Altıparmak bölgesine ilişkin yürütülmesi planlanan çalışmaları anlatan Başkan Erkan Aydın, “Çarşamba - Altıparmak, herkesin yıllardır konuştuğu bir bölge. Çarpık yapılaşmanın olduğu, mülkiyet yapısının oldukça karmaşık olduğu ve binaların çok eski olduğu bir alandan söz ediyoruz. Bu hafta Büyükşehir Belediyesi’nden yetkililerle bölgeyi ziyaret edeceğiz. Başta Çarşamba - Altıparmak olmak üzere özellikle demir yolu altındaki alanlarda neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Öncelikle fikirleri ortaya koyup ardından sizlerle, akademik odalarla ve diğer paydaşlarla birlikte hızlı aksiyon almak istiyoruz” dedi. “ŞEHRİMİZİ DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İSTİYORUZ” Daha önce bölgenin dönüşümüne yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığını ancak çeşitli süreçler nedeniyle istenilen ilerlemenin sağlanamadığını dile getiren Başkan Aydın, bundan sonraki süreçte daha hızlı hareket etmek istediklerini belirterek, “Yaklaşık iki buçuk yıl önce bu konuda bir yolumuz vardı. Ancak jüri oluşturulması, yarışma yapılması ve süreçlerin bir türlü bir araya getirilememesi nedeniyle maalesef yol alamadık. Umarım bundan sonraki toplantılarla daha hızlı ilerleriz. Şehrin göbeğindeki bu tarihi dokuyu bozmadan, bölgeye değer katarak ve en önemlisi bölgeyi dirençli hale getirerek dönüşümü gerçekleştirmek istiyoruz. Yaklaşık 900 bin metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Buradan başlayarak Osmangazi’nin her yerinde şehrimizi dirençli hale getirmek istiyoruz. Bunu sizlerle birlikte yapmak zorundayız. Hep birlikte bu sürecin üstesinden geleceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu. “KENTSEL DÖNÜŞÜM DOĞRUDAN İNSAN HAYATINI İLGİLENDİREN BİR MESELEDİR” Kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapıların yenilenmesinden ibaret olmadığını belirten İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir de, “Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değildir. Sadece imar değildir, sadece ruhsat değildir, sadece ekonomik bir faaliyet de değildir. Kentsel dönüşüm doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir meseledir. 17 Ağustos’tan 6 Şubat’a kadar ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan depremlerde kaybettiğimiz insanlara karşı vicdani sorumluluğumuz, gelecek nesillere karşı ise en büyük sosyal sorumluluklarımızdan biridir” ifadelerini kullandı. “BURADA GERÇEKLEŞTİRİLECEK DÖNÜŞÜM ÇOK HASSAS BİR DENGEYE SAHİP OLMALI” Osmangazi’nin tarihi kimliği ve Bursa açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Demir, “Osmangazi sadece büyük bir ilçe değildir. Osmangazi, Osmanlı’nın beşiği, Bursa’nın tarihi hafızasıdır. Tophane’den Koza Han’a, Muradiye’den tarihi çarşılara kadar baktığımızda Osmangazi’nin her köşesinde asırlık bir medeniyetin izlerini görüyoruz. Dolayısıyla burada gerçekleştirilecek dönüşüm çok hassas bir dengeye sahip olmalı. Bizim hayalimiz; tarihini koruyan, deprem riski azaltılmış, estetik, yaşanabilir, modern ve güvenli bir Osmangazi’dir. Arzumuz sadece bir toplantı gerçekleştirmek değil, Osmangazi’nin dönüşümü için ortak bir yol haritasının oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu vesileyle ortaya koyduğu irade ve sektörümüzle kurduğu diyalog için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve değerli ekibine teşekkür ediyorum” dedi. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise, “17 Ağustos’u unutmadan geleceği kuruyoruz. Hatırlamak yetmez, Osmangazi’yi dönüştürüyoruz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, Başkan Erkan Aydın ile programa katkı sunan konuşmacılara teşekkür plaketi takdim etti. Buluşmada, kentsel dönüşüm sürecinde kamu, yerel yönetim, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Osmangazi’nin tarihi dokusu korunarak daha güvenli, dirençli ve yaşanabilir bir kent haline getirilmesi için atılabilecek adımlar değerlendirildi. Program, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasının ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.