SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siber Güvenlik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı Haber

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı

İngiliz hükümetinden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Keir Starmer, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı artan güvenlik tehditleri ortamında, yeni bir anlaşma imzalamak üzere 27 Mayıs'ta Londra'da Polonyalı mevkidaşı Donald Tusk ile bir araya gelecek. Yeni anlaşma, Başbakan Starmer'ın Avrupa ile ilişkileri iyileştirme ve AB ile güvenlik ve ekonomik alanlarda işbirliğini güçlendirme çabalarının ardından geldi. Daha önce İngiltere, Fransa ve Almanya ile de benzer anlaşmalar imzalamıştı. Toplantı öncesinde yaptığı açıklamada Starmer şunları vurguladı: " Britanya ve Polonya uzun zamandır yakın müttefik ve dost ülkelerdir, ancak Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu zorluklar daha da güçlü bir ortaklığı gerektiriyor." Liderin açıklamasına göre, yeni savunma anlaşması "iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinde son bir nesilde atılan en büyük adım" olup, Londra ve Varşova'nın modern güvenlik tehditleriyle başa çıkmasına ve hem İngiltere'nin hem de Polonya'nın gelecek yıllardaki güvenliğini sağlamasına olanak tanıyacak. Savunma açısından bakıldığında, anlaşmanın yeni nesil silahların koordineli geliştirilmesi ve üretimine zemin hazırlaması, bağımsız savunma tedarik zincirlerini güçlendirmesi ve hem İngiltere'de hem de Polonya'da daha fazla nitelikli iş imkanı yaratması bekleniyor. İş birliği, yeni hava savunma önleme sistemlerinin tasarlanması ve geliştirilmesi, füze ve hava savunma yeteneklerinin artırılması ve iki ülkenin kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin teşvik edilmesini içermektedir. İki taraf ayrıca yeni nesil orta menzilli hava savunma füzelerinin üretiminde de iş birliği yapmayı planlamaktadır. Ayrıca, İngiltere ve Polonya, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için insansız sistemlerin kullanımını artıracak. İki ülkenin kara kuvvetleri, insansız hava araçlarına karşı savaş, elektronik savaş ve mühendislik desteği konularında koordinasyonu artırmak için geniş çaplı tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf ayrıca, uzmanlık paylaşımı, tatbikatlar düzenleme ve gerçek zamanlı müdahale koordinasyonu yoluyla siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları gibi gelecekteki tehditlerle mücadelede işbirliğini geliştirme konusunda da anlaştı. Göç konusunda ise İngiltere ve Polonya, sınır güvenliğini güçlendirmek ve insan kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırmak için yeni bir Ortak Eylem Planı uygulamayı planlıyor. Bu plan kapsamında, iki ülke istihbarat paylaşımını artıracak, sosyal medyayı kullanarak göçmenleri tuzağa düşüren insan kaçakçılığı şebekelerine karşı mücadele çabalarını koordine edecek ve sınır kontrolünü güçlendirmek için modern gözetim ve takip teknolojilerini uygulayacak. Varşova'da konuşan Polonya Başbakanı Donald Tusk ise İngiltere ile imzalanan yeni savunma anlaşmasını "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. Polonya hükümetine göre, yeni güvenlik ve savunma anlaşması ortak askeri tatbikatlar için zemin oluşturacak, istihbarat paylaşımını artıracak ve siber güvenlik ile sağlık güvenliği alanlarında işbirliğini genişletecektir. Polonya, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğu kanadında yer alan ve Rusya, Belarus ve Ukrayna ile sınır komşusu olan bir AB üyesidir. Başbakan Tusk'a göre, bu coğrafi konum Varşova için güvenlik istikrarsızlığını "uzun vadeli bir gerçeklik" haline getirmiştir. Polonyalı lider, ABD ile stratejik ittifaka ek olarak Avrupa ülkeleriyle savunma anlaşmalarının güçlendirilmesinin, ülke için "kapsamlı güvenlik" sağlamayı amaçladığını belirtti. Polonya şu anda NATO ülkeleri arasında GSYİH'ye oranla en yüksek savunma harcamasına sahip ülke olup, bu yıl GSYİH'nin %4,8'ini aşmıştır. Mayıs ayı başlarında ülke, askeri modernizasyon programını ve savunma sanayisini finanse etmek için Avrupa Komisyonu ile bir kredi anlaşması imzalamış ve yaklaşık 44 milyar euro (yaklaşık 51 milyar ABD doları) destek almayı beklemektedir. 2025 yılında Polonya ve Fransa, savunma ve karşılıklı yardımlaşmayı da içeren, dostluk ve iş birliğini güçlendirme anlaşması imzaladı. Bu, nükleer bir güç olan Fransa'nın yalnızca en yakın müttefikleri için saklı tuttuğu bir taahhüt düzeyidir.

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı Haber

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı

Kadınların finansal okuryazarlık alanındaki bilgisini derinleştirmek ve Web3 ekosisteminde kendilerine yer bulmalarını desteklemek için Binance TR ve Wtech ortaklığıyla kurulan akademi, düzenlenen kapanış buluşmasında yüzlerce kadını ağırladı. Etkinlikte blokzincir ve teknoloji alanında yetkinlik kazanan katılımcılar sertifikalarını aldı. 198 saatlik kapsamlı bir müfredat Akademi, bir farkındalık çalışması olmanın ötesine geçerek katılımcılara teknik ve teorik açıdan ileri düzey bir donanım kazandırdı. Program kapsamında 9 ayrı çevrimiçi eğitim üzerinden toplam 164 saatlik modüler içerik aktarıldı. Hatay, Gaziantep, İzmir ve İstanbul’da yapılan 4 fiziksel program kapsamında ise 34 saatlik yüz yüze atölye çalışması gerçekleştirildi. Toplamda 198 saate ulaşan müfredat sayesinde katılımcılar NFT, siber güvenlik, yapay zeka entegrasyonu ve algoritmik ticaret başta olmak üzere geniş bir alanda yetkinlik kazandı. Türkiye’nin birçok şehrine ulaşıldı Paylaşılan güncel veriler, akademinin toplamda 3.246 kişiye ulaştığını ortaya koydu. Katılımcı profilinde 1.779 üniversite mezunu ile 1.411 üniversite öğrencisi öne çıktı. Programa lise mezunlarının, yüksek lisans öğrenci ve mezunlarının, doktora öğrenci ve mezunlarının yanı sıra NEET kategorisindeki kadınların da katılması, akademinin farklı eğitim ve istihdam profillerinden kadınlara erişim sağladığını ve nitelikli iş gücüne anlamlı bir katkı sunduğunu açıkça gösterdi. Şehir dağılımına bakıldığında İstanbul, İzmir ve Ankara’nın yanında Gaziantep ile Hatay’ın da ilk beş içinde yer aldığı görüldü. Bu tablo, akademinin deprem bölgesindeki kadınları teknolojiyle güçlendirme hedefinin kararlı bir biçimde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Mücahit Dönmez: “Hedefimiz Türkiye’yi tüketiciden üretici konumuna taşımak” Mezuniyet töreninde konuşan Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, projenin yarattığı etkiden duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti: “Türkiye, 2026’nın ilk çeyreğinde küresel kripto varlık benimsemesinde 5’inciliğe yükselerek dev bir pazar olduğunu kanıtladı. Ancak bizim için asıl mesele, bu büyük tabloda sadece kullanıcı mı yoksa üretici mi olacağımızdır. Kripto, geleneksel finansın aksine hiyerarşilerin henüz kemikleşmediği genç bir sektör; yani kapı açık, masa boş ve kim erken gelirse o masanın sahibi o olacak. Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi ile temel amacımız, kadınların bu masada yerlerini almalarını sağlayarak Türkiye’yi sadece yabancı protokollere likidite sağlayan bir pazar olmaktan çıkarıp, küresel projeler inşa eden bir üretim merkezine dönüştürmektir. Bugün ulaştığımız 3 bini aşkın kadın, bu ekosistemin sadece birer parçası değil, geleceğin kurucuları ve liderleri olma yolundaki en büyük gücümüzdür.” Zehra Öney: “Geleceği kadınlarla birlikte inşa ediyoruz” Teknolojide Kadın Derneği (Wtech) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney ise törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “2026 yılı ve sonrası, alıştığımız ‘konfor alanlarının’ yıkıldığı ve ekonominin dijital bir DNA ile yeniden tanımlandığı bir dönemin eşiği. Yapay zekanın blokzincir ağlarında artık sadece birer asistan değil, bağımsız karar verici ‘ajanlar’ haline geldiği bu yeni düzende, kadınların en güçlü pasaportu dijital kimlikleri ve finansal özgürlükleridir. Teknolojide Kadın Derneği olarak Binance TR ile başlattığımız bu zihniyet devrimi; bugün PSM ve Stevie Global gibi dünya çapındaki prestijli ödüllerle başarısını kanıtlayarak küresel bir model haline geldi. İzmir’den Hatay’a, Gaziantep’ten İstanbul’a uzanan bu teknoloji seferberliğinin meyvesi olan 3.246 mezunumuz; artık sadece teknolojiyi kullanan değil, sıfır sermaye ile dünyaya değer ihraç eden gerçek birer ‘oyun kurucu’dur. Biz bu akademiyle sadece bir eğitim programını tamamlamadık; Türkiye’nin küresel dijital rekabetteki yerini kadınların zekası ve emeğiyle yeniden inşa ettik. Gelecek artık tahmin edilen bir şey değil; bizim mezun ettiğimiz bu güçlü kadınların ellerinde bizzat yazılan bir gerçektir.” İlham veren konuşmacılar ve yeni hedefler Etkinlikte düzenlenen panellerde teknoloji, iş dünyası ve girişimcilik alanında başarılarıyla tanınan ilham veren kadın konuşmacılar deneyimlerini paylaştı. Katılımcılara rol model sunan oturumlar, mezunların kariyer yolculuklarına ışık tuttu. 2025 hedeflerini rekorla tamamlayan, 3 yılda 3000’den fazla kadına ulaşan akademi, 2026 vizyonu kapsamında “102 Eğitimleri” ile uzmanlık seviyesini daha da derinleştirmeyi ve 5 yılda 5.000 kadına ulaşma hedefine emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor.

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor Haber

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor

Çevrimiçi tehditlerin evrimi ve her neslin dijital dünyaya dahil olmasıyla birlikte, siber güvenlik alışkanlıkları artık her aile için yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Genellikle her ailede; abonelikleri yöneten, yeni cihazların kurulumunu yapan veya siber koruma süreçlerini planlayan bir ya da iki kişi "Aile Dijital Yöneticisi" rolünü üstleniyor. Kaspersky, modern ailelerin dijital dünyada güvende kalmak için ne gibi önlemler aldığını mercek altına alan kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. Kaspersky verilerine göre Türkiye’deki katılımcıların önemli bir bölümü, aile içinde siber güvenlik konusunda eğitici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsiyor: Katılımcıların %35’i yaşlı aile bireyleri ve çocuklara düzenli olarak güvenli internet kullanımı konusunda rehberlik ediyor.%45’i aile üyelerine parola yöneticisi çözümleri kullanmalarını tavsiye ediyor.%54’ü çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanımını teşvik ediyor.%45’i ise hem aile bireylerinin kullandığı cihazlarda hem de kritik çevrim içi hesaplarda gizlilik ayarlarını aktif olarak gözden geçirip düzenliyor. Aile odaklı proaktif dijital korumanın önemine yönelik farkındalık artış gösterse de, güvenlik çözümlerinin uygulanması konusunda tablo aynı ölçüde güçlü görünmüyor. Katılımcıların %8’i aile bireylerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtiyor. Ebeveyn kontrolü uygulamalarına bakıldığında ise, 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelerin %57’si çocuklarının çevrim içi aktivitelerini takip etmek ve güvence altına almak amacıyla bu çözümleri kullanıyor. Kaspersky Safe Kids gibi ebeveyn kontrolü çözümleri; çocukların uygunsuz içeriklere erişimini sınırlandırmanın yanı sıra belirli web siteleri ve uygulamalara erişimi kontrol etmeye, ekran sürelerini yönetmeye ve hatta konum takibi sayesinde fiziksel güvenliklerini artırmaya yardımcı oluyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise katılımcıların %34’ünün (yaklaşık her 3 kişiden biri) tüm aile üyelerinin cihazlarına güvenlik yazılımı yüklemiş olması. Kaspersky uzmanları, güncel tehdit ekosisteminde siber suçluların hedefi haline gelen mobil cihazların, tabletlerin ve bilgisayarların istisnasız kapsamlı bir siber koruma gerektirdiğinin altını çiziyor. Kaspersky verilerine göre katılımcıların yalnızca %24’ü aile bireyleri adına yeni cihaz kurulumu gerçekleştiriyor. Oysa yeni cihaz kurulumu çoğu zaman siber güvenliğe katkı sağlayan bir adım olarak görülmese de, cihaz kullanılmaya başlanmadan önce alınacak bazı önlemler güvenliği önemli ölçüde artırabiliyor. Uzmanlar, örneğin yeni bir cihazın ilk kullanımından önce güvenlik çözümü yüklenmesini öneriyor. Böylece cihaz gizli tehditlere karşı taranabiliyor ve ilk internet kullanımı anından itibaren daha güvenli bir deneyim sağlanabiliyor. Bunun yanı sıra, gizlilik ayarlarının gözden geçirilmesi de kişisel verilerin uygulamalar ve hizmetlerle gereksiz şekilde paylaşılmasının önüne geçebiliyor. Global ölçekte elde edilen bulgular ayrıca ileri yaş grubunun aile içi dijital güvenlik alışkanlıklarına daha sınırlı ölçüde dahil olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde 55 yaş ve üzerindeki katılımcıların yaklaşık beşte biri (yüzde 21) ailelerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtirken, yalnızca yüzde 24’ü aile bireylerinin cihazlarına güvenlik çözümü kuruyor. Bu yaş grubunda en yaygın güvenlik uygulaması ise parola yöneticileri olarak öne çıkıyor; katılımcıların yüzde 40’ı aile üyelerine parola yöneticisi kullanmalarını öneriyor Kaspersky Teknik Uzmanı Brandon Muller konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Günümüzde çok sayıda cihaz ve dijital servis kullanıyoruz. Çevrimiçi geçirilen her ek saat ve eklenen her yeni cihaz, siber suçlular için potansiyel birer giriş kapısı oluşturarak bizi daha geniş bir tehdit yelpazesine maruz bırakıyor. Ancak, her nesil bu hızlı değişimlere aynı kolaylıkla uyum sağlayamıyor. Bu nedenle, ailede birinin ‘Aile Dijital Yöneticisi’ rolünü üstlenmesi; özellikle çocukların ve yaşlıların siber tehditlerden korunması ve güvenilir çözümlerin kullanımı konusunda rehberlik edilmesi açısından kritik önem taşıyor.” *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere 15 ülkeden toplam 3.000 kişi araştırmaya katıldı.

Siber Güvenlik Toplantısı 'nda 'te 'kritik altyapılar ve veri egemenliği' vurgulandı Haber

Siber Güvenlik Toplantısı 'nda 'te 'kritik altyapılar ve veri egemenliği' vurgulandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Siber Güvenlik Kurulu, Türkiye’nin siber güvenliğine ilişkin mevcut riskler ve geleceğe dönük tehdit eğilimlerini kapsamlı şekilde ele aldı. Kurulda, siber güvenliğin millî güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, artan küresel rekabet, bölgesel gerilimler ve çatışmaların siber tehditleri daha karmaşık hale getirdiğine dikkat çekilirken, bu kapsamda siber güvenliğin yalnızca teknik değil; ekonomik, teknolojik ve toplumsal boyutlarıyla stratejik bir alan olduğu ifade edildi. Toplantıda, kritik altyapıların korunması, dijital sistemlerin güvenliği ve yerli-millî teknolojilerde kapasite artırımı öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Veri egemenliği konusu da ayrı bir başlıkta ele alınarak, verinin stratejik bir değer olduğu ve dijital egemenliğin güçlendirilmesi yönünde kararlılığın sürdüğü belirtildi. Kurul ayrıca, siber dayanıklılık ve caydırıcılık kapasitesinin artırılmasını öncelikli hedefler arasına aldı. Önümüzdeki dönemde kurumlar arası eş güdümün güçlendirilmesi, yerli ve sürdürülebilir kapasitenin artırılması ile siber risklere karşı hızlı uyum kabiliyetinin geliştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. Toplantıda; dijital altyapılar, enerji, finans, sağlık, savunma sanayii ve ulaştırma başta olmak üzere birçok alan “kritik altyapı sektörleri” olarak belirlenirken, bu alanların korunmasına yönelik somut adımların atılacağı bildirildi.

Bursa İnegöllü öğrenciler MEB Robot Yarışması'nda Haber

Bursa İnegöllü öğrenciler MEB Robot Yarışması'nda

Antalya’da düzenlenecek olan 18. Uluslararası MEB Robot Yarışması başlıyor. “Yeşil Vatan, Mavi Gelecek” temasıyla 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Spor Salonunda gerçekleştirilecek organizasyon Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olarak kabul ediliyor. Uluslararası MEB Robot Yarışması; Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğinde düzenleniyor. İNEGÖL BELEDİYESİ’NDEN ULAŞIM DESTEĞİ Çizgi İzleyen Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Su Üstü Robot (ortaokul ve dengi okullar), Tasarla-Çalıştır Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Tozkoparan Robot (ortaokul ve dengi okullar), Endüstriyel Robotik Kol, Hızlı Çizgi İzleyen, İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Labirent Ustası, Mini Sumo, Otonom Araç, RC Sabit Kanat Uçak, Serbest Proje, Su Altı Robot (SAR), Tasarla-Çalıştır, Yumurta Toplama ve Siber Güvenlik olmak üzere 16 kategoride gerçekleştirilecek yarışmaya İnegöl’den de katılım oldukça yoğun. 88 öğrenci ile 14 danışman öğretmen 2026 Uluslararası MEB Robot Yarışması için Antalya’ya gitti. Bu önemli organizasyon için öğrenci ve öğretmenlerin ulaşımını ise İnegöl Belediyesi sağladı. Öğrenciler Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Gastro İnegöl Restoranı önünden 3 otobüsle Antalya’ya gitmek üzere hareket ettiler. BAŞKAN TABAN’DAN ÖĞRENCİLERE BAŞARI DİLEĞİ İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olan MEB Robot Yarışmasına katılan İnegöllü öğrencilere başarılar diledi. Gençlerin ve öğrencilerin her an yanlarında olduklarını hatırlatan Başkan Taban, “Öğrencilerimizin nerede desteğe ihtiyacı varsa biz kurum olarak yanlarındayız. Böylesine önemli bir organizasyon için de 88 öğrencimiz ile 14 danışman öğretmenimizin ulaşımı noktasında katkı sunduk. Bu tür organizasyonları önemsiyoruz. Öğrencilerimizin tecrübe kazanması, kendilerini geliştirmesi adına faydalı organizasyonlar. İnşallah yarışmalar neticesinde de güzel sonuçlarla geleceklerine inancımız tam” dedi.

Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir! Sosyal paylaşımlara dikkat edilmesi gereken 10 nokta Haber

Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir! Sosyal paylaşımlara dikkat edilmesi gereken 10 nokta

Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen sosyal medya platformları, eğlenceli içerikler ve paylaşımlarla dolu olsa da siber suçlular için önemli bir fırsat alanı hâline geldi. Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir ve hatta kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Siber güvenlik şirketi ESET, kullanıcıların sosyal medyada yaptığı paylaşımların gizlilik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerek önerilerde bulundu. Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Peki sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz? Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir. Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur. Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir. Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir. Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir. İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir. Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir. Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın. Çekiliş ve kampanyalar . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir. Özel mesajlar Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir. GÜVENDE KALMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR? Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün. Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır. Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır.

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım Haber

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu

Garanti BBVA’ya World Finance Awards’tan Dijital Bankacılıkta İki Ödül Birden Haber

Garanti BBVA’ya World Finance Awards’tan Dijital Bankacılıkta İki Ödül Birden

Garanti BBVA, World Finance Digital Banking Awards 2025’te, Türkiye’nin “Bireysel Bankacılıkta En İyi Dijital Banka” ve “En İyi Mobil Bankacılık Uygulaması” ödüllerinin sahibi oldu. Ödüller, bankanın radikal müşteri perspektifiyle şekillenen dijital bankacılık yaklaşımı ve yüksek müşteri memnuniyetini temsil ediyor. Uluslararası finans yayın grubu World Finance tarafından düzenlenen Digital Banking Awards 2025 kapsamında iki önemli ödüle birden layık görülen Garanti BBVA, dijital bankacılık alanındaki güçlü performansı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla öne çıktı. “Radikal müşteri perspektifimizi dijital deneyimin merkezine koyuyoruz” Aldıkları ödülleri değerlendiren Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, “World Finance tarafından bu iki önemli ödüle layık görülmemizi, dijital bankacılığı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran bütüncül bir deneyim olarak ele alışımızın bir sonucu olarak görüyoruz. Radikal müşteri perspektifi anlayışımız ile müşterilerimizi dinleyen, ihtiyaçlarını öngören ve onlara gerçek zamanlı, güvenilir çözümler sunan dijital platformlar geliştiriyor ve sunuyoruz. Müşteri memnuniyeti odağımızla bu ödüle layık bulunduğumuz için gururluyuz.” dedi. Teknolojiyi anlamlı ve müşteriye değer yaratan çözümlere dönüştürmek World Finance Digital Banking Awards, bankaların ve finansal teknoloji kuruluşlarının dijitalleşme, inovasyon, müşteri deneyimi, güvenlik ve finansal kapsayıcılık alanlarındaki yetkinliklerini değerlendirerek, küresel ölçekte fark yaratan kurumları ödüllendiriyor. 2025 yılında dijital bankacılık yapay zekâ destekli kişiselleştirme, açık bankacılık, gömülü finans ve siber güvenlik gibi alanlarda yaşanan dönüşümle birlikte müşteri güvenini ve deneyimini daha da derinleştiren bir yapıya evrildi. Garanti BBVA da bu dönüşümde, teknolojiyi anlamlı ve müşteriye değer yaratan çözümlere dönüştürme becerisiyle öne çıktı. Garanti BBVA’nın dijital bankacılık yaklaşımı; müşterilerin günlük finansal ihtiyaçlarını sezgisel, hızlı ve güvenli platformlar üzerinden karşılamayı hedefleyen uçtan uca bir deneyim sunuyor. Mobil bankacılık uygulamaları başta olmak üzere tüm dijital temas noktalarında geliştirilen çözümler, müşteri memnuniyetini artırırken bankacılığı herkes için daha erişilebilir ve sade hale getiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.