SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sertifika Töreni

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Sertifika Töreni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifika Töreni haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı akreditasyon belgesi

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Güncellenen sistem çerçevesinde Türkiye genelinde ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı konuşmada, 7 yıldızlı akreditasyon belgesi almaktan dolayı büyük bir gurur duyduklarını dile getirdi. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir neticesi olduğunu belirten Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi'nde en üst mertebe olan 7 yıldızlı akreditasyona hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Söz konusu başarı; 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm sürecinin, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin güçlü bir yansımasıdır.” Burkay, ulaşılan bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ile Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye'deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya kavuşmasında Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende hitap ederek, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir rol oynadığını belirten Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne dek 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, 30'dan fazla ülkedeki muadilleriyle ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası arenadaki yarışmalarda ödüller kazandığına değinerek şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi ile oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüp geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışı pazarlarına açılıyor ve şehirlerine kaynak sağlıyor. Yürüttükleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların yer aldığı yarışmalardan ödüllerle dönerek dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline gelmiştir.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsalara önemli misyonlar düştüğünü hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka haline getirmek adına liderliği sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” şeklinde konuştu. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik konjonktür ve ticari şartlara uyum sağlamak amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının yenilendiğini açıkladı. Yeni sistemde; e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE çalışmaları, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kriterlerine eklendiğini bildiren Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon faaliyetlerinin, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini yükseltmeyi amaçladığını söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini artırdığını vurgulayan Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını ifade etti. Küresel ekonomideki korumacı eğilimlerin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet şartlarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat potansiyelinin korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi hamleleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör temsilcileriyle yakın koordinasyon içinde yürüttüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar haline gelmesinin Türk ekonomisine ciddi katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin kurumsal kapasiteye katkılarına dair değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst basamak olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini bir kez daha ulusal düzeyde tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun somut bir göstergesi olarak kaydedildi.

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı Haber

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi: “Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23’üncü dönem programına katılan ve sertifika almaya hak kazanan kardeşlerimi huzurlarınızda gönülden kutluyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Siyaset ve Liderlik Okulu ortaya koyduğu faaliyetler açısından adından sıkça söz ettiren bir konumdadır. Türklerde bilginin ana dayanağı Türk Töresi’dir. Töre, bir toplumun kolektif tecrübesiyle şekillenen; hayat tarzı, insan anlayışı ve evren algısının toplamını temsil eden bilgelik manzumesidir. Bilgece kararlar alabilmek için bir meşruluk zemini gerekir ve Türk Töresi bu zemini sağlar. Türk düşünce mirasında bilgi, ancak erdem ve ahlakla birleştiğinde gerçek değerini bulur. Bilgelik bir kibir değil, aksine bir tevazu pratiğidir. Bilge kişi, bilgisini toplumun yararına kullanan ve olaylar karşısında dirayetli davranan bir rehberdir. Diyebiliriz ki Türklerde bilgi, hayattan kopuk bir malumat yığını değil; töre ile şekillenen, bilgelik ile uygulanan ve dil ile kuşaktan kuşağa aktarılan canlı bir kültürel mirastır. Bütün politikalarımızı; güçlü devlet, huzurlu millet anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz. Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikrî tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur. Milletin derdiyle dertlenmeyen, menfaatiyle sevinmeyen, acısıyla kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir. Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların, yaptıkları siyaset değil, olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir. 21. yüzyılda dünya farklı bir yöne gitmekte, dünya düzeni yeniden şekillenmektedir. Dünya düzeni yeniden şekillenirken Batı ve Doğu’nun değerler sistemi çatışmakta, bu gidişat bütün milletleri büyük bir öngörülemezliğin içine doğru sürüklemektedir. Bugün teknolojik ve bilimsel bağlamda geliştiği somut olan batılı sistemin çöküşünden bahsedilmektedir. Bu çöküşün belli nedenlerle ve belirli koşullarda gerçekleştiği kesindir. Rusya-Ukrayna çatışması ve Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı olması, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve ortaklaşa katliamlara imza atmaları, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve güvensizliğin parantezine almıştır. Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bugünkü dünya sisteminin aktörlerinin, idealize ederek batı dışı dünyaya dayatmaya çalıştıkları değerleri sömürü düzenlerini devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaları, bu değerleri içi boş, sadece kavramsal gerçekliği olan ama ameli karşılığı bulunmayan retoriğe dönüştürmüştür. Batı, “ötekisi” olarak gördüğü bütün toplumları daha fazla sömürmek için “kültürel ve moral değerler” ile oynamıştır. Onları tarihsel bağlarından koparmış ve kendi zenginliklerini devam ettirmeye hizmet edecek bir yaşam biçimine mahkûm etmiştir. Batı, batı dışı milletleri kendi çıkarları doğrultusunda kategorize etmekten, tanımlamaktan da geri kalmamıştır. Bugün, az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler şeklinde kalıplaşan tanımlamalar tam anlamıyla batılı akılla yapılan sınıflandırmanın ürünüdür. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır. Soğuk savaş döneminde bu tanımlamalar Batı açısından oldukça düşük maliyetle sürdürülebilen bir düzen üretmiş iken bugün astarı yüzünden pahalı gelmiş ve çok maliyetli bir sürece dönüşmüştür. 21. yüzyılın belirsizliğe tutsak olmuş dünya durumu, henüz çökmese de derin bir krizde olduğu aşikar olan Batı hegemonyasının eski alışkanlıklarını devam ettirme çabasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Batı Avrupa ve ABD’nin temsil ettiği klasik sanayileşmiş ülkelerin küresel sermayeden aldığı pay düşmekte, dolayısıyla bu durum dünyanın ekonomik pastasından alınan payı da batı dışı dünya lehine değiştirmektedir. Batının halen özellikle “düşünce ve dil” üretimi noktasında hegemonyasını devam ettirme çabaları görülse de iktisadi gelişmelerin bu dil ve düşünceyi havada bırakacağı muhakkaktır. Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir. Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür. Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır. Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir. Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir. Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, “çözümsüz”, “imkânsız”, gibi kavramlarla bakmıyoruz. Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur. Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz. İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız. Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz. Kendilerini çıkmaz içinde görenler, sürekli olarak içinde bulunduğumuz çağda zamanın hızla aktığından ve böylesi koşullarda çeşitli sorunlara kalıcı çözümler üretilemeyeceğinden bahsediyorlar. Zamanın hızlı aktığı kuşkusuz bir gerçekliktir. Lakin zamanın hızlı akması başka, yönsüz ve hedefsiz akması bambaşka bir şeydir. Yön ve hedefin tayini hamasetten uzak değerlendirmelerin konusu kılınmalı, tarihte birçok defa başarıldığı gibi tekrar “Türkçe bir dünya kurumanın eşiğinde olduğumuz bilinmelidir”. Bunun adı “Türk ve Türkiye Yüzyılıdır” ve tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada gerçekleşen her olay sonuçları itibariyle sadece bölge ile sınırlı kalmayacak ve bütün dünyayı etkileyecektir. Bu coğrafya yüzlerce devletin beşiğini sallamış ve salasını vermiştir. Bu tarihin herkese tembihi, şüphe götürmez bir gerçekliğidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya büyük imparatorluklar coğrafyasıdır, anılar ve tarih burada çok güçlüdür. Bunun aksini iddia edenler, tarihle ve Türk ile kavga etmeyi göze almalıdır.”

Bursa Gürsu'da sıfır atıktan sürdürülebilir tarıma adım Haber

Bursa Gürsu'da sıfır atıktan sürdürülebilir tarıma adım

Bursa'da Gürsu Belediyesi’ne bağlı Gürsu Tarımsal Araştırmalar Merkezi(GÜRTAM) tarafından yürütülen “Sıfır Atıktan Sürdürülebilir Tarıma; Kumlukalan Siyah Altın Projesi” keyifli bir sertifika töreni ile son buldu. Avrupa Birliği finansmanı ve ICMPD ENHANCER Hibe Programı desteğiyle yürütülen Bursa'nun Gürsu ilçesindeki proje kapsamında; Kumlukalan’da hasat eğitimi, budama eğitimi, iş sağlığı ve güvenliği, kalite yönetim sistemleri ve soğuk hava depoları başta olmak üzere toplam 6 farklı eğitim programı başarıyla gerçekleştirildi. Bu eğitimler sayesinde üreticilerin bilgi ve uygulama kapasitesi sahada doğrudan güçlendirildi. Yine proje kapsamında kooperatifin kullanımına sunulan kompost makinesi, soğuk hava deposu altyapısı ve üretim süreçlerini destekleyen teknik ekipmanlar, çevre dostu ve verimli bir üretim yapısının kurulmasına önemli katkı sağladı. Üreticilere ve çiftçilere verilen eğitimlerin sertifikalandırıldığı törende konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, “Belediye olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil; yerel yönetim sorumluluğu olarak görüyoruz. Bu nedenle; planlı, ölçülebilir ve çoğaltılabilir projeleri desteklemeye devam edeceğiz. Kumlukalan’da oluşturulan bu modelin, ilçemiz ve bölgemiz için güçlü ve örnek bir uygulama olacağına inanıyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.