SON DAKİKA
Hava Durumu

#Savaş

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak Haber

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak

İsrail vatandaşı olan eski casus Jonathan Pollard, İsrail’in yakın gelecekte Türkiye ve Mısır’asaldırabileceğini öne sürdü. İsrail merkezli haber kuruluşu Arutz Sheva için bir podcast programında konuşan Pollard,İsrail'in İran'dan sonra Ortadoğu'da yeni savaşlara hazırlıklı olması gerektiğini savundu. Pollard, "Türklerle işimizin, İranlılarla olduğu kadar kolay olacağından pek emin değilim"ifadelerini kullandı. Middle East Eye'ın haberine göre sözlerini daha da ileri taşıyan eski casus, "Bir sonraki savaşahazırlıklı olmak zorundayız, bu savaş muhtemelen Türkiye ve Mısır’a karşı olacak. Fırtınayaklaşıyor" dedi. Suriye detayı Pollard ayrıca, “Suriye'de yönetimi devralan Türkiye destekli geçici hükümetin, İsrail güçleritarafından işgal altında tutulan güney bölgelerini geri almasına izin verilmemesi gerektiği”konusunda Tel Aviv'i uyardı. Pollard, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda İsrail'in fiilen "Türklerle sınırkomşusu" haline geleceğini iddia etti. 1984 yılında ABD'nin devlet sırlarını İsrail'e sattığı gerekçesiyle 30 yıl hapis yatan Pollard, 2015yılında serbest bırakılmasının ardından ABD'den ayrılarak İsrail'e yerleşmişti. İsrail'e taşındıktan sonra ülke vatandaşlığını da alan Pollard, o günden bu yana İsrail UlusalGüvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in yakın bir dostu ve destekçisi olarak biliniyor. On yıllık ilişkiler Gazze sonrası koptu Hem Mısır hem de Türkiye, onlarca yıl boyunca İsrail ile diplomatik ve resmi ilişkilere sahip olsada, bu bağlar son yıllarda Gazze'de yaşanan soykırım nedeniyle giderek gerildi. Türkiye, 1949 yılında İsrail Devleti'ni tanıyan Müslüman çoğunluklu ilk ülke olmuş ve iki ülkemodern tarihlerinin büyük bir bölümünde güçlü güvenlik ve ticaret bağlarını sürdürmüştü. 2010 yılında İsrail güçlerinin Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinedüzenlediği ve gemideki 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği baskından bu yana ilişkilerhep gergin bir seyir izledi ve Ankara, İsrail'in Filistinlilere yönelik muamelesine yönelikeleştirilerinin dozunu artırdı. İlişkileri onarmak adına Eylül 2023'te atılan son adım; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun New York'ta ilk kez bir araya gelmesini sağlamıştı. Bu yakınlaşma, bir sonraki ay gerçekleşen 7 Ekim Hamas saldırıları ve ardından İsrail'inGazze'ye başlattığı saldırılar sonrası koptu. Siyasetçilerin söylemleri de sertleşiyor O günden bu yana her iki ülkenin siyasetçileri arasındaki söylemler giderek sertleşti. Hatta eskiİsrail Başbakanı Naftali Bennett, geçtiğimiz mart ayında yaptığı bir açıklamada Türkiye'yipotansiyel olarak "bir sonraki İran" şeklinde nitelendirmişti. Mısır ise iki ülke arasında geçmişte yaşanan bir dizi savaşa rağmen, 1979 yılından bu yanaİsrail ile imzaladığı barış antlaşmasına ve diplomatik ilişkilerine bağlı kalmaya devam ediyor. Pollard son olarak İsrail'in Mısır veya Türkiye ile savaşa girmemesini "umduğunu" belirtti fakathemen ardından manidar bir uyarıda bulunarak, "Umut, Pandora'nın Kutusu'ndan çıkan soniblistir" sözlerini söyledi.

Lübnan: İsrail saldırısında 11 sivil hayatını kaybetti Haber

Lübnan: İsrail saldırısında 11 sivil hayatını kaybetti

Lübnan resmi medyası ve Sağlık Bakanlığı, ateşkesin yürürlükte olduğu bir dönemde İsrail’in saldırılarını sürdürdüğünü duyurdu. Özellikle ülkenin güneyindeki yerleşim birimlerini hedef alan bombardımanlar, büyük bir sivil can kaybına yol açtı. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, cumartesi günü güneydeki Sir el-Garbiye köyüne düzenlenen hava saldırısı "katliam" olarak nitelendirildi. Bakanlık, saldırıda 1 çocuk ve 6 kadının dahil olduğu toplam 11 kişinin hayatını kaybettiğini, 4’ü çocuk olmak üzere 9 kişinin de yaralandığını bildirdi. Tahliye uyarıları ve yıkım Saldırıların şiddetlenmesiyle birlikte İsrail ordusu; Lübnan'ın güneyi ve Bekaa Vadisi'ndeki 10’dan fazla köy için acil tahliye uyarısı yayınladı. Yerel kaynaklar, Nabatiye şehrindeki Lübnan Sivil Savunma merkezinin de İsrail bombardımanı sonucu tamamen yıkıldığını aktardı. Siyasi cephe: İran şart koştu, büyük değişim kapıda Diplomatik cephede ise Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, bölgede "büyük değişimlerin" yaşandığını ifade etti. Fadlallah, İran’ın ABD ile yürüttüğü müzakerelerde, Lübnan’daki savaşın tamamen durdurulmasını anlaşmanın ana şartı haline getirdiğini belirtti. Hizbullah lideri Naim Kasım’ın, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’den bir mesaj aldığı ve İran’ın yeni önerisinin "Lübnan’ın bölgesel kapsamlı ateşkese dahil edilmesini" öngördüğü kaydedildi. Fadlallah, "Savaş sadece İran'da değil, başta Lübnan olmak üzere tüm bölgede duracak. Lübnan makamları bu bölgesel korumadan yararlanmalı" çağrısında bulundu.

Trump'ın açıklaması petrol fiyatlarını geriletti, altın yatay seyretti Haber

Trump'ın açıklaması petrol fiyatlarını geriletti, altın yatay seyretti

Petrol fiyatlarında düşüş Asya piyasalarının açılmasının ardından Kuzey Denizi Brent petrolünün varil fiyatı yaklaşık yüzde 2 gerileyerek 109-110 dolar bandına indi. ABD ham petrolü olan Batı Teksas türü petrolün fiyatı da düşüş kaydetti. Petrol fiyatları gerilemesine rağmen yıl başına göre halen yaklaşık yüzde 80 daha yüksek seviyede bulunuyor. Bunun başlıca nedeni ise Ortadoğu’daki savaş nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki kriz. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, küresel enerji piyasalarında arz kesintisi endişelerini artırıyor. Trump pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah elde etmesini önleyecek bir anlaşmaya ulaşılması için “çok iyi bir fırsat” bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, askeri operasyonların durdurulduğunun duyurulmasının ardından geldi. Petrol fiyatları ise pazartesi günü son iki haftanın en yüksek seviyesine çıkmıştı. Trump’ın diplomatik çözüm ihtimaline işaret eden açıklamaları piyasadaki tansiyonu kısmen düşürdü. Tahvil piyasalarında baskı artıyor Yüksek petrol fiyatları ve artan enflasyon endişeleri, küresel tahvil piyasalarında da baskıya neden oldu. ABD’nin 30 yıllık devlet tahvilinin getirisi 1 baz puan yükselerek yüzde 5,13’e çıktı. Tahvil getirileri önceki işlem gününde 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Japonya’nın 30 yıllık devlet tahvilinin getirisi de pazartesi günü, bu tahvillerin 1999’da piyasaya sürülmesinden bu yana ilk kez rekor seviyeye yükseldi. “Piyasalar bunun gerçek bir yumuşama olup olmadığını izliyor” KCM Trade şirketinde piyasa analisti olarak çalışan Tim Waterer, Trump’ın açıklamalarının kısa vadeli baskıyı azalttığını ancak temel risklerin sürdüğünü söyledi. Waterer, piyasaların Trump’ın sözlerinin gerçek bir gerilim düşüşüne mi işaret ettiğini yoksa bunun yalnızca taktiksel bir duraklama mı olduğunu anlamaya çalıştığını belirtti. Analiste göre İran’ın son gelişmelere nasıl yanıt vereceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki tanker hareketliliğinin nasıl şekilleneceği, önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. İran-ABD hattında diplomasi trafiği İsmail Bekayi, Tahran’ın tutumunun Pakistan üzerinden ABD’ye iletildiğini doğruladı ancak ayrıntı paylaşmadı. Adının açıklanmasını istemeyen bir Pakistanlı yetkili ise İslamabad’ın iki taraf arasında yeni bir öneri sunduğunu ancak görüşmelerde ilerlemenin yavaş olduğunu ifade etti. Öte yandan İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Washington’un müzakereler sırasında İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları kaldırmayı kabul ettiğini öne sürdü. Ancak ABD’li bir yetkili bu iddiayı reddetti. Altın fiyatları yatay seyrediyor Altın fiyatları ise salı günü büyük ölçüde yatay hareket etti. Yatırımcılar bir yandan İran savaşına ilişkin gelişmeleri takip ederken diğer yandan ABD Merkez Bankası’nın para politikasına ilişkin mesajlarını bekliyor. Asya piyasalarının açılmasıyla birlikte altının ons fiyatı yüzde 0,1 gerileyerek yaklaşık 4 bin 550 dolara düştü. Altın pazartesi günü ise 4 bin 482 dolara kadar gerileyerek 30 Mart’tan bu yana en düşük seviyesini görmüştü. Taste Live danışmanlık şirketinden piyasa uzmanı İlya Spivak, piyasaların özellikle İran’daki savaşın hangi yöne evrileceğini anlamaya çalıştığını söyledi. Spivak ayrıca yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın önceki toplantısına ait tutanakların yayımlanmasını beklediğini belirterek, piyasaların bu belgelerde para politikasına ilişkin yeni mesajlar aradığını ifade etti. Fed toplantı tutanaklarının çarşamba günü yayımlanması bekleniyor.

Trump'tan Çin dönüşü Tayvan mesajı: 15 bin kilometre gidip savaşamam Haber

Trump'tan Çin dönüşü Tayvan mesajı: 15 bin kilometre gidip savaşamam

Trump, “Birinin bağımsız olmasını istemiyorum” ifadelerini kullanarak, ABD’nin Tayvan’a ilişkin mevcut politikasının değişmediğini savundu. Ancak açıklamanın zamanlaması, Trump’ın Pekin ziyaretinde Çin’in Tayvan konusundaki sert tutumuyla karşı karşıya kalmasının hemen ardından gelmesi nedeniyle dikkat çekti. Şi’den Trump’a Tayvan uyarısı Çin devlet medyasına göre Şi Cinping, Trump ile yaptığı görüşmede Tayvan meselesini “Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu” olarak nitelendirdi. Şi, meselenin yanlış yönetilmesi halinde iki ülkenin “karşı karşıya gelebileceği, hatta çatışmaya sürüklenebileceği” uyarısında bulundu. Trump ise dönüş yolunda gazetecilere, Şi ile Tayvan hakkında “çok fazla” konuştuklarını ancak ABD’nin Tayvan’ı savunup savunmayacağına ilişkin net bir cevap vermekten kaçındığını söyledi. Trump, Şi’nin Tayvan konusunda “çok güçlü hislere sahip olduğunu” belirterek, “Bağımsızlık yönünde bir hareket görmek istemiyor” dedi. “9 bin 500 mil gidip savaşmak istemiyorum” Trump, Fox News’e yaptığı açıklamada ABD’nin Tayvan için Çin’le savaşa girme ihtimaline mesafeli konuştu. “Biliyorsunuz, 9 bin 500 mil gidip savaşmamız bekleniyor. Ben bunu istemiyorum. Onların sakinleşmesini istiyorum. Çin’in de sakinleşmesini istiyorum” diyen Trump, Çin ile Tayvan arasında savaş öngörmediğini de söyledi. Trump, “Hayır, sanmıyorum. Bence iyi olacağız. Şi savaş görmek istemiyor” ifadelerini kullandı. Washington’ın Tayvan dengesi ABD, Tayvan’ı resmen bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ancak uzun yıllardır Tayvan’a savunma kapasitesi sağlamayı öngören yasal yükümlülükler çerçevesinde Ada’ya silah satışı yapıyor. Washington’ın geleneksel politikası, Çin’in “tek Çin” iddiasını diplomatik olarak dikkate almak, ancak Tayvan’ın güvenliğini de dolaylı biçimde desteklemek üzerine kurulu. Trump’ın açıklaması ise bu hassas denge içinde Tayvan’a verilen desteğin sınırları konusunda yeni soru işaretleri yarattı. 11 milyar dolarlık silah satışı belirsiz Trump yönetimi geçen yıl Tayvan’a gelişmiş roket sistemleri ve çeşitli füzeleri içeren yaklaşık 11 milyar dolarlık silah satış paketi açıklamıştı. Çin bu karara sert tepki göstermişti. Trump, söz konusu satışın devam edip etmeyeceğine yakında karar vereceğini belirtti. Şi ile bu konuyu “çok ayrıntılı” konuştuklarını söyleyen Trump, Tayvan yönetimiyle de görüşebileceğini ima etti. Ancak ABD başkanlarının Tayvan lideriyle doğrudan görüşmesi alışılmış bir diplomatik adım değil. Böyle bir temasın Pekin’le ciddi gerilime yol açabileceği belirtiliyor. Tayvan’dan temkinli cevap Tayvan Dışişleri Bakan Yardımcısı Chen Ming-chi, Trump’ın sözlerinin tam olarak ne anlama geldiğinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi. Chen, ABD’nin Tayvan’a silah satışlarının Amerikan yasaları çerçevesinde güvence altına alındığını vurguladı. Tayvan Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada da ABD silah satışlarının bölgesel tehditlere karşı ortak caydırıcılığın parçası olduğu ifade edildi.

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor Haber

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor

Dünya kamuoyu, ateşkesin devam edip etmeyeceğini beklerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dikkat çeken bir açıklama yaparak “Ukrayna’daki savaş sona yaklaşmış durumda” dedi. Putin’in bu açıklaması, barış ihtimaline yönelik beklentileri artırdı. Rus lider ayrıca ilk kez Avrupa ile müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulundu ve Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’i uygun bir arabulucu olarak gösterdi. Ancak Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi milletvekili Yevgeny Fedorov, savaşın sona ermekten hâlâ çok uzak olduğunu savundu. “ABD savaşın bitmesini istemiyor” Fedorov, Washington yönetiminin tutumuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin Ukrayna savaşını sona erdirmek gibi bir niyeti yok. Onlar bu savaş üzerinden kendi güvenlik sorunlarını çözmeye çalışıyor. Özellikle Rusya’nın jeopolitik olarak zayıflatılmasını ve stratejik silah tehdidinin ortadan kaldırılmasını hedefliyorlar. Rusya’nın her an ABD’yi vurabilecek kapasitedeki silahlarından endişe ediyorlar. Bu nedenle ABD’nin savaşı bitirmek için ciddi çaba göstereceğini düşünmek safça olur.” Rusya’dan Avrupa’daki Ukrayna şirketleri listesi Putin’in Avrupa Birliği ile görüşme çağrısından önce, Rusya Savunma Bakanlığı 8 Avrupa ülkesini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarını üreten Ukraynalı şirketlerin Avrupa’daki şubelerinin adreslerine yer verildi. “Yakın zamanda gerçek ilerleme beklemiyorum” MGIMO Üniversitesi öğretim üyesi ve diplomat Igor Istomov da mevcut süreçte uzun süreli bir ateşkes ihtimali görmediğini söyledi. Istomov, “Rusya savaşın temel nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ancak ne Kiev yönetimi ne de Avrupa’daki müttefikleri ve destekçileri Rusya’nın pozisyonunu kabul etmeye hazır görünüyor. Bu nedenle yakın gelecekte müzakere sürecinde gerçek bir ilerleme beklemiyorum” dedi. Rusya Devlet Başkanı’nın danışmanlarından Yuri Ushakov ise barışın önündeki en büyük engellerden birinin Donbas meselesi olduğunu açıkladı. Ushakov, şu anda Ukrayna kontrolünde bulunan bazı Donbas bölgelerinin Rusya’ya bırakılmasının Kiev tarafından reddedildiğini belirtti.

Joe Kent: ‘Trump Kürtlere öfkeleneceğine yanlış bilgi verenlere odaklansın’ Haber

Joe Kent: ‘Trump Kürtlere öfkeleneceğine yanlış bilgi verenlere odaklansın’

İran’a karşı başlatılan savaş sürecinde görevinden istifa eden isimlerden biri olan Kent, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Washington’u savaşa çekmek için gerçekçi olmayan senaryolar sunduğunu savundu. Joe Kent açıklamasında, “Başkan Trump öfkeli çünkü İsrailliler ona Kürtlerin ve diğer İranlı muhaliflerin silahlandırılmasıyla İran rejiminin hızla devrileceği yönünde bir hayal sattı. Ancak bu plan sahadaki gerçeklere değil, temennilere dayanıyordu” dedi. “Kürtler ABD’nin kritik ortakları” Kent, Kürt güçlerinin hedef alınmasına karşı çıkarak, onların ABD’nin terörle mücadeledeki en önemli ortaklarından biri olduğunu vurguladı. “Başkan Trump, öfkesini kritik terörle mücadele ortaklarımız olan Kürtlere değil, bizi bu savaşa sürüklemek için kendisine yanlış bilgiler veren İsrailli yetkililere yöneltmeli” ifadelerini kullanan Kent, İsrail’in temel hedefinin İran rejimini tek başına devirmek değil, ABD’yi doğrudan savaşın içine çekmek olduğunu savundu. “İsrail’in amacı ABD’yi savaşa sokmaktı” Eski ABD’li yetkili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İsrail her zaman İran rejimini ABD olmadan deviremeyeceğini biliyordu. Bu nedenle Washington’u savaşın içine çekmeleri gerekiyordu. İran hakkında bize verilen istihbaratlar da bu hedef doğrultusunda sunuldu.” Kent ayrıca Trump’ın yakın çevresini de eleştirerek, “Başkan’ın ekibi, İsrail’in asıl hedefini görmekte başarısız oldu ve Başkan’a gerekli bağlamı sunamadı” dedi. İran savaşı sırasında istifa etmişti Joe Kent, İran’a yönelik savaşın başlamasının ardından Washington’daki güvenlik bürokrasisinde yaşanan görüş ayrılıkları sırasında görevinden ayrılmıştı. Kent’in özellikle rejim değişikliği hedefli stratejilere ve bölgesel silahlı gruplar üzerinden yürütülen planlara karşı çıktığı iddia edilmişti. Kent’in son açıklamaları, ABD’de İran savaşı, İsrail’in etkisi ve Kürt grupların bölgedeki rolü üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump : Kürtlere silah vermediğimizi söyleyen yetkililer yanılıyor Donald Trump, bugün (12 Mayıs) Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrıldığı sırada basın 'ın sorularını yanıtladı. Rûdaw muhabiri Trump’a, "Sayın Başkan, dün Kürtlere silah verdiğinizi ve onların da bu silahları aldığını söylediniz. Ancak bir ABD’li askeri yetkili Kürtlere silah verilmediğini söylüyor, Kürt taraflar da silah almadıklarını belirterek bunu reddediyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?" sorusunu yöneltti. Trump, verdiği kısa ve net cevapta, "O yetkililer yanılıyor" ifadesini kullandı.

Trump neden İran'daki savaşın 'bittiğini' söyledi? Haber

Trump neden İran'daki savaşın 'bittiğini' söyledi?

Trump, savaşa ilişkin açıklamasını Kongre'ye sunmak için son tarih olan 1 Mayıs'ta ABD Kongre liderlerine yazdığı mektupta, 8 Nisan'da ilan edilen ve daha sonra ABD tarafından süresiz olarak uzatılan iki haftalık ateşkesin ardından İran'la hiçbir çatışma yaşanmadığını belirtti. Bu, ABD'nin hâlâ büyük bir güçle İran'a deniz ablukası uyguladığı ve bölgesel ve uluslararası sularda İran bağlantılı gemilere el koyduğu gerçeğine rağmen, Trump'ın "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanca eylemler sona erdi" şeklindeki açıklamasının temelini oluşturmaktadır. ABD ordusunun İran'a saldırı düzenlemeye hazırlandığı bildiriliyor. Fotoğraf: CENTCOM 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı'na göre, ABD Başkanı askeri harekâtı yalnızca 60 gün süreyle yürütebilir, ancak birliklerin geri çekilmesi sırasında "ABD Silahlı Kuvvetlerinin güvenliğiyle ilgili kaçınılmaz askeri gereklilik" gerekçesiyle Kongre'den yetki isteyebilir veya 30 günlük bir uzatma talep edebilir. Başkan Trump, İran'daki savaş hakkında ABD Kongresi'ni resmi olarak ancak 28 Şubat'taki ilk hava saldırısından yaklaşık 48 saat sonra bilgilendirdi; bu da 1 Mayıs'tan 60 gün öncesine denk geliyor. Süre dolmaya yaklaşırken, ABD'li yetkililer ve analistler, başkanın bu süreyi aşmaya çalışacağını tahmin ediyor. Üst düzey bir yetkili Perşembe günü yaptığı açıklamada, yönetimin savaş yetkileri için belirlenen sürenin geçersiz olduğu yönünde bir görüşe sahip olduğunu söyledi. Hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az farkla çoğunluğa sahip olan ve Trump'la aynı çizgide bulunan Cumhuriyetçi üyeler de, çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan herhangi bir karara neredeyse oy birliğiyle karşı çıktılar. ABD Anayasası, savaş ilan etme yetkisinin yalnızca Kongre'ye ait olduğunu, başkana ait olmadığını belirtir; ancak bu hüküm kısa vadeli operasyonlar veya acil bir tehdide karşı koyma durumları için geçerli değildir. Dolayısıyla, çatışmalar devam ederse, ABD hükümeti yasa koyuculara yeni bir 60 günlük döngünün başladığını söyleyebilir. ABD'de her iki partiden başkanlar, Kongre'nin 1973'te Savaş Yetkileri Yasası'nı kabul etmesinden bu yana çatışmaları yürütürken bunu defalarca yaptılar. Trump, Kongre'ye yazdığı mektupta, çatışmanın çözülemeyebileceğini de kabul etti. İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ve silahlı kuvvetleri için "önemli bir tehdit" olmaya devam ettiğini söyledi. ABD-İsrail koalisyonu ile İran arasındaki savaş, çoğunluğu İran'da olmak üzere binlerce insanın hayatına mal oldu, yüz milyarlarca dolarlık hasara yol açtı ve küresel piyasaları sarsarak enerji sevkiyatlarını aksattı ve küresel tüketici fiyatlarını yükseltti. Anketler, bu savaşın Amerikan halkı arasında popüler olmadığını gösteriyor; Kasım ayındaki ara seçimlere ve gelecek yıl ABD Kongresi'ni hangi partinin kontrol edeceğine sadece altı ay kaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.