SON DAKİKA
Hava Durumu

#Savaş

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

ABD Başkan Yardımcısı Vance: Görüşmelerin devamı İran'a bağlı Haber

ABD Başkan Yardımcısı Vance: Görüşmelerin devamı İran'a bağlı

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile Pakistan'da yapılan görüşmelerde çok ilerleme kaydedildiğini ancak görüşmelerin devamı ve olası anlaşmanın İran’a bağlı olduğunu söyledi. ABD Başkan Yardımcısı Vance, Amerikan Fox News kanalına İran ile müzakerelere ilişkin açıklamada bulundu. Pakistan’daki İran heyetinin anlaşma sonuçlandırma yetkisine sahip olmadığını iddia eden Vance, ABD heyetinin bu nedenle oradan ayrıldığını öne sürdü. Vance, daha fazla görüşme olup olmayacağı ve nihayetinde bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı konusunda “bence top (karar) İran’ın sahasında” yorumunda bulundu. “İran'ın ekonomik olarak normal bir ülke olabilmesi için nükleer silah peşinde olmaması gerektiğini” savunan Vance, anlaşma sağlanamamasına rağmen görüşmelere ilişkin çok ilerleme kaydettiklerini söyledi. Vance, “Bazı iyi görüşmeler yaptık. Sanırım ilk kez İran hükümeti ile ABD hükümetinin bu kadar üst düzeyde görüştüğünü gördünüz.” dedi. - Pakistan'daki müzakerelerde anlaşmaya varılamamıştı ABD ve İsrail'in 28 Şubat’ta İran'a başlattığı saldırıların ardından bölge ülkelerine yayılan savaş, 8 Nisan'da ABD ile İran arasında ateşkesle sonuçlanmıştı. Washington ve Tahran yönetimleri, Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı. İran yönetimi ise müzakerelerde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğunu duyurmuştu.

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı Haber

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı

Rus tarafı, Kiev bu talepleri reddederse çatışmaların derhal yeniden başlayacağında ısrar ediyor. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, kararın artık Cumhurbaşkanı Zelenskyy'de olduğunu vurgulayarak, Ukrayna'nın Moskova'nın taleplerini kabul etmesi halinde barışın derhal sağlanabileceğini belirtti. Dmitry Peskov, 12 Nisan'da yayınlanan bir röportajda Rusya'nın çatışmayı sona erdirme olasılığına ilişkin pozisyonunu açıkladı. Şunları söyledi: "Sürdürülebilir barış, çıkarlarımızı güvence altına aldığımızda ve en başından beri belirlediğimiz hedeflere ulaştığımızda gelebilir. Bu, kelimenin tam anlamıyla bugün yapılabilir. Ancak Sayın Zelenskyy bu zaten apaçık olan çözümleri kabul etmelidir." Peskov ayrıca, taleplerin karşılanmaması halinde askeri operasyonların devam edeceği konusunda doğrudan bir uyarıda bulundu. Şunları ekledi: "Sayın Zelenskyy bu sorumluluğu üstlenecek cesareti göstermedikçe, ateşkes sona erdikten sonra da özel askeri operasyon devam edecektir." Başlangıçta sadece 32 saat sürmesi planlanan ve Cumartesi günü saat 16:00'dan Pazar günü sonuna kadar (Moskova saatiyle) geçerli olacak bu geçici ateşkes, halkın dini faaliyetlerini kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Ancak Rusya'nın kararlı tutumu göz önüne alındığında, bu anlaşmanın uzatılma olasılığı artık son derece düşük. Beşinci yılına giren savaşa kısa süreli bir sakinlik getirmesi beklenen ateşkese rağmen, savaş alanında binlerce ihlal kaydedildi. Bu ateşkes, Zelenskyy'nin önerisi üzerine geçen Perşembe günü Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından kabul edildi. Ancak, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, 12 Nisan sabahı saat 07:00 itibarıyla 2.299 ihlal kaydettiğini bildirdi. Bu ihlaller arasında 28 düşman saldırısı, 479 topçu bombardımanı, 747 insansız hava aracı saldırısı ve 1.045 FPV insansız hava aracı saldırısı yer alıyordu. Buna rağmen, Ukrayna bu dönemde füze veya güdümlü bomba saldırısı olmadığını doğruladı. Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı da Ukrayna güçlerine benzer suçlamalarda bulundu. TASS haber ajansının bir raporuna göre, Rusya, 11 Nisan saat 16:00 ile 12 Nisan saat 08:00 arasında Ukrayna silahlı birlikleri tarafından toplam 1.971 ateşkes ihlali kaydetti. Ateşkes döneminde silahlı çatışmalardaki artış, iki taraf arasında aşırı gerginlik ve güven eksikliğine işaret ediyor. 32 saatlik ateşkesin sona ermesiyle birlikte, büyük çaplı savaş tehlikesi yeniden belirirken, diplomatik çabalar henüz ortak bir zemin bulamadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor

Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı, "Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği" temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ICAPP Kadın Kolları’nı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Asya ülkelerinden kadın siyasi liderlerin yer aldığı kabulde, ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti’li bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları üyeleri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de hazır bulundu. Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara yönelik bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Asya genelinde kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek amacıyla, yürüttüğü anlamlı çalışmalarda ICAPP’e başarılar diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak yaklaşan yarım asra yakın siyasi hayatında kadınlarla birlikte yol yürümüş, yoldaşlık yapmış, dava arkadaşlığı yapmış bundan da her zaman iftihar etmiş, bir kardeşinizim. Bu sene 25. Kuruluş yıl dönümünü kutladığımız, AK Partimizin üzerinde yükseldiği sütunlardan bir tanesi de, kadın kollarımızdır. Kuruluşumuzdan beri girdiğimiz her sefer açık ara, ipi göğüslediğimiz tüm seçimlerde, en güçlü desteği kadınlardan gördük. Şunu bir kez daha tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Partimizin dünya siyaset literatürüne geçen başarılarında kadınları özel bir yeri oldu. Bu hareketi en fazla kadınlar bağrına bastı, ykadın8lar destekledi" diye konuştu. AK Parti’nin siyasi hareketinin içindeki kadınların rolüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti kadın kolları, Türkiye’nin en dinamik, ne donanımlı, en büyük kadın hareketi olarak, adını tarihe gururla yazdırdı. Kadınları siyasete aktif katılımını yürekten inanan devlet adamı olarak, ülkemiz adına Türk demokrasisi adına, bunlarla birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine özellikle büyük onur duyarak, yoluna devam ediyor. Kadın kollarımızın öncülüğünde kadın sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteği ile ülkemizdeki tüm kadınlar için tarihi nitelikli adımlar attık. Siyasette kadın temsil oranlarının arttırılmasından iş gücüne, kadına yönelik şiddetle mücadeleden hak ve özgürlük alanındaki reformlara pek çok alanda, ülkemizde büyük bir değişim gerçekleştirdik. Üzerinde titizlikle durduğumuz başlıklardan biri de, kadına yönelik şiddetin engellenmesiydi. Bu konudaki tavrımız şiddete sıfır tolerans olmuştur. 2012 yılında 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Daha sonra attığımız, çeşitli adımlarla kanunun uygulanmasını güçlendirdik. Öngörülen cezaları arttırdık, hassasiyetimizi çok net bir biçimde gösterdik. Bugün büyük bir memnuiyetle söylemek isterim ki, ülkemizde kadınlar her alanda daha çok iş, daha çok emek, daha çok katma değer üretiyor" dedi. Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin de parçası olduğu, Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların ve sıcak çatışmaların biri bitmeden maalesef diğeri başlıyor. Bunun da yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor. İsrail’in Gazze’de acımasızca katlettiği 72 binden fazla sivilin kahir ekseriyeti kadınlar ve çocuklar. Komşumuz Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca devam eden iç savaşta, en çok bedeli ödeyenler aynı şekilde kadınlar ve çocuklar oldu. Bir diğer komşumuz İran’ın maruz kaldığı saldırıların ilk kurbanı arasında kadınlar ve çocuklar bulunuyordu. Savaşın ilk günlerinde Minhap’ta bir okula düzenlenen hava saldırısında 165’in üzerinde masum çocuk, hayattan koparıldı. İsrail’in ateşkese rağmen lübnan’a karşı sürdürdüğü bombardıman ve işgal politikası yine en çok kadınlar ve çocukları mağdur ediyor. Bakınız, 2 Mart’tan bu yana israil’in sivil yerlere yönelik saldırıları sebebiyle 1.2 milyon Lübnanlı evlerine terk etmek mecburiyetinde kaldı. 1500’den fazla kardeşimiz aynı saldırılarda can verirken, 4700 kişi yaralandı. Ateşkesin ilan edildiği gün İsrail, 254 Lübnanlıyı barbarca katletti. Gözünü kin ve kan bürümüş soykırım şebekesi, her türlü insani değeri hiçe sayarak, hiçbir kural ve ilke tanımadan, günahsız kadınları ve yavruları, sivilleri öldürmeye, devam ediyor" şeklinde konuştu. İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizi vicdanımıza koyup, bu soruları kendimize cesaretle soralım. Sadece Filistinli mahkumlar için idam cezası getirmenin adı ‘Apartat’ değil midir, bunun adı hukukçu faşizme alet etmek değil midir? Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır? Bütün bunlar Filistin halkına karşı izlenen inkar, imha, baskı ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü değil midir? Elbette bu yapılanlar ayrımcılıktır, ırkçılıktır, 1994 yılında Güney Afrika’da yıkılan ‘Apartat’ rejiminin daha beterini İsrail’de, uygulamaya geçirmek demektir" diye konuştu.

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz Haber

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz

The Telegraph gazetesinde bugün yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerin İran savaşına destek vermeyi reddetmesinin ardından ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendirdiğini söyledi. The Telegraph’a verdiği mülakatta ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendiren Trump, ABD'nin savunma anlaşmasından çekilmesi konusunun artık sadece bir düşünce aşamasında olmadığını belirtti. Çatışma sonrası ABD'nin ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorulan Trump, konunun "yeniden değerlendirilme aşamasını geçtiğini" söyledi. Trump, "NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Onların kağıttan bir kaplan olduğunu her zaman biliyordum; bu arada Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullandı. NATO müttefikleri isteksiz bir tavır sergiliyor İran'ın küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir rota olan Hürmüz Boğazı'nı haftalardır fiilen kapalı tutması; enerji akışını bozup, petrol ve gaz fiyatlarını artırarak küresel resesyon endişelerini tetiklerken; NATO müttefikleri boğazın yeniden açılmasına yardım etme konusunda isteksiz bir tavır sergiliyor. Desteğin eksikliğini anlamanın güç olduğunu ifade eden Trump, "Orada olmamalarının ötesinde, buna inanmak gerçekten zordu. Büyük bir satış pazarlığı da yapmadım. Sadece 'Hey' dedim, biliyorsunuz, çok fazla ısrar etmedim. Bunun otomatik olarak gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Trump sözlerini şöyle sürdürdü: "Ukrayna dahil her yerde otomatik olarak oradaydık. Ukrayna bizim sorunumuz değildi. Bu bir testti ve onlar için oradaydık, her zaman da yanlarında olurduk. Ama onlar bizim yanımızda olmadı.” Birleşik Krallık'a da değinen Trump, Başbakan Keir Starmer'ı ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa katılmayı reddettiği için eleştirdi ve Kraliyet Donanması'nın kabiliyetleri hakkında şüphelerini dile getirdi. İngiliz savaş gemisi filosunun durumuna atıfta bulunan Trump, "Bir donanmanız bile yok. Çok yaşlısınız ve çalışmayan uçak gemileriniz vardı" dedi. İngiltere’nin tutumuna eleştiri İngiltere Başbakanı'nın savunma harcamalarını artırması gerekip gerekmediği sorulduğunda Trump, ona tavsiyede bulunmayacağını, Starmer'ın "ne istiyorsa onu yapabileceğini" söyledi. Ayrıca Starmer'ın enerji maliyetlerini yükselttiğini iddia ettiği rüzgar enerjisine odaklanmasını da eleştirdi. Beyaz Saray, savaş konusunda müttefiklere yönelik artan bir hoşnutsuzluk dile getirirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio NATO'yu "tek yönlü bir yol" olarak tanımladı ve müttefikleri ABD'nin üslere erişimini engellemekle suçladı. Rubio, Washington'ın savaştan sonra NATO üyeliğini "yeniden inceleyebileceğini" söylerken, Trump da Rubio'nun bu tavrı almasından "memnun olduğunu" belirtti.a

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

İran'daki savaşa karşı çıkan İsraillilerin sayısı giderek artıyor. Haber

İran'daki savaşa karşı çıkan İsraillilerin sayısı giderek artıyor.

Başlangıçta, ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü askeri harekata karşı protestolar, Tel Aviv ve diğer büyük şehirlerde yalnızca birkaç düzine katılımcıyı çekti. Yaklaşık bir ay sonra, protestoların ölçeğinde artış belirtileri görülmeye başlandı, ancak yine de bir önceki yıl Gazze savaşına karşı on binlerce kişinin katıldığı büyük çaplı gösterilere kıyasla çok daha düşük seviyede kaldı. 28 Mart'taki protestolara, Standing Together, Peace Now ve Women Wage Peace gibi sol örgütlerin yanı sıra birçok eski milletvekili de katıldı. Savaş zamanı güvenlik düzenlemeleri uyarınca, İran ve Lübnan'dan gelen günlük füze saldırıları nedeniyle İsrail, 50 veya daha fazla kişinin bir araya gelmesini yasaklıyor. Düzenleyen bir grubun temsilcisi, protestoların izinsiz yapıldığını söyledi. Tel Aviv'de güvenlik güçleri kalabalığı dağıtmak için güç kullandı; bu olayda birkaç kişi yere düştü ve en az bir kişi boğularak öldürüldü. Başlangıçta en az dört kişinin tutuklandığı bildirilmişti, ancak polis daha sonra şehirde yasa dışı toplanma suçundan toplam 13 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Hayfa'da polis, yolu kapatmak ve kolluk kuvvetlerinin emirlerine uymamak suçlamasıyla beş kişinin daha tutuklandığını bildirdi. İsrail'de İran'a karşı askeri harekata kamuoyu desteği yüksek seviyede kalmaya devam ediyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün 27 Mart'ta yayınladığı bir ankete göre, İsrail Yahudilerinin %78'i savaşı desteklerken, Arap topluluğunda bu oran sadece %19. Ancak, karşı çıkanların oranı Mart ayı başındaki %4'ten şu anda %11,5'e yükseldi.

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi.  Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi. Haber

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi. Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi.

Küresel gösterge petrol olan Brent petrol, Pazartesi sabahı %3'ten fazla artarak varil başına 116 doları aştı. Bu son yükseliş, küresel gösterge petrol fiyatını, fiyatların kısa süreliğine varil başına 119 dolara ulaştığı 19 Mart'tan bu yana en yüksek seviyesine taşıdı. İran, ABD ordusunun gelişini beklediklerini hazır olduğunu söylüyor. Bu artış, İran'ın ABD'nin kara işgaline hazır olduğunu açıklamasının ardından geldi; Parlamento Başkanı, Tahran'ın bölgesel müttefiklerini "yakmak" ve "cezalandırmak" için ABD birliklerinin gelişini beklediği uyarısında bulunmuştu. ABD ordusunun İran'a saldırı düzenlemeye hazırlandığı bildiriliyor. Fotoğraf: CENTCOM ABD ordusunun açıklamasına göre, ABD Ortadoğu'ya binlerce deniz piyadesi konuşlandırdı ve iki dalgadan ilki geçen Cuma günü bir amfibi hücum gemisiyle bölgeye ulaştı. Washington Post, ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, Pentagon'un İran'da haftalarca sürecek kara operasyonlarına hazırlandığını, ancak Başkan Donald Trump'ın planı onaylayıp onaylamayacağının henüz belirsiz olduğunu bildirdi. Reuters ayrıca Pentagon'un kara kuvvetlerini de içerebilecek askeri seçenekleri değerlendirdiğini bildirdi. Kızıldeniz'den gelen ek bir tehdit. Yemen'deki Husi isyancılarının son dönemde çatışmalara dahil olması da petrol fiyatlarındaki artışa katkıda bulundu; zira çatışmalar Kızıldeniz üzerinden bölgedeki diğer su yollarını da etkilemeye devam edebilir. Bilindiği üzere, ABD ve İsrail ile yapılan önceki savaşlarda Husi milisleri, özellikle Orta Doğu ve çevresindeki bölgelerden dünyaya petrol ve diğer malların taşınmasında Hürmüz Boğazı kadar önemli bir rol oynayan Bab el-Mandeb Boğazı başta olmak üzere, bu deniz bölgesinden geçen birçok gemiye saldırmıştı. Hürmüz Boğazı'nın ardından Kızıldeniz'deki Bab el-Mandeb Boğazı da Orta Doğu çatışması nedeniyle tıkanma riskiyle karşı karşıya. Fotoğraf: GI Daha önce de bilindiği gibi, İran'ın ABD-İsrail savaşına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte birini sekteye uğratarak dünyayı son on yılların en büyük enerji krizine sürükledi. Savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatları yaklaşık %60 arttı; bu durum dünya çapında yakıt fiyatlarını yükseltti ve birçok ülkeyi enerji tasarrufu için acil önlemler almaya zorladı. Çatışmalar önemli ölçüde tırmandı. Çatışma ikinci ayına girerken, azalma belirtisi göstermedi. İsrail ordusu, Pazar akşamına kadar geçen 24 saat içinde, aralarında Tahran'ın da bulunduğu İran'ın orta ve batı bölgelerine 140'tan fazla hava saldırısı düzenlediğini ve balistik füze fırlatma rampaları ve füze depolama tesislerinin de bulunduğu hedefleri vurduğunu açıkladı. İran devlet medyası, saldırıların Mehrabad havaalanını ve kuzeydeki Tebriz şehrindeki bir petrokimya tesisini hedef aldığını bildirdi. 29 Mart'ta ABD ve İsrail'in saldırısının ardından Tebriz petrokimya tesisinde büyük bir yangın çıktı. Dünya Sağlık Örgütü direktörü, İsrail'in güney Lübnan'daki genişletilmiş askeri operasyonlarının, daha önce 51 sağlık çalışanının hayatını kaybetmesinin ardından "bir" sağlık çalışanının daha ölümüne yol açtığını söyledi. Yarı resmi Mehr haber ajansına göre, Pazar günü Tahran'da Katar'ın Al-Araby televizyon kanalının bulunduğu bir binaya saldırı düzenlendi. "Füze bize isabet etti. Tavan ve her şey üzerimize çöktü... Burada askeri hedef yoktu," dedi Al-Araby'nin kameramanı Mohammadreza Shademan. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın Cuma günü saldırıya uğradığını duyurduğu Hondab'daki ağır su tesisinin ağır hasar gördüğünü ve artık faaliyette olmadığını Pazar günü açıkladı. BM nükleer gözlem kuruluşuna göre, tesiste kamuoyuna açıklanan herhangi bir nükleer madde bulunmuyordu. Cephenin diğer tarafında ise, İsrail'in güneyinde, Beer Şeva kenti yakınlarındaki bir kimya fabrikası da İran'dan gelen çok sayıda saldırıyı püskürtmeye devam eden İsrail'in saldırılarında füze veya füze parçalarıyla vuruldu. Bunun üzerine yetkililer, bölgede "tehlikeli maddeler" bulunması nedeniyle sakinleri bölgeden uzak durmaları konusunda uyardı. Bir başka füze de, birçok askeri üsse yakın bir bölge olan Beer Şeva'daki yerleşim alanlarının yakınındaki açık bir alana isabet ederek 11 kişiyi yaraladı. İsrailli bir yetkili, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına devam edeceğini ve bu harekatı azaltma niyetinde olmadığını söyledi. Bu arada ABD'de, giderek daha da popülerliğini kaybeden savaş, Trump'ın Cumhuriyetçi partisi üzerinde baskı oluşturdu. Hafta sonu boyunca, ülke genelindeki birçok şehirde milyonlarca insan "Kral Yok" sloganıyla çatışmayı protesto etmek için sokaklara döküldü. Pakistan, çatışmayı sona erdirmek için görüşmeler yürütüyor. Artan gerilimler arasında Pakistan, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'daki çatışmayı sona erdirmek için önümüzdeki günlerde "anlamlı görüşmeler" yapmaya hazırlandığını belirtti. Bölge dışişleri bakanları arasındaki görüşmelerin ardından konuşan Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, bölgedeki çatışmaya hızlı ve kesin bir son verilmesi için olası seçeneklerin yanı sıra ABD ve İran arasında İslamabad'da yapılabilecek potansiyel görüşmeleri ele aldıklarını söyledi. "Pakistan, önümüzdeki günlerde iki taraf arasında devam eden çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmayı amaçlayan anlamlı görüşmelere ev sahipliği yapmaktan ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaktan onur duyacaktır," dedi. ABD ve İran'ın görüşmelere katılmayı kabul edip etmediği ise henüz belirsizliğini koruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.