Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ruh Sağlığı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ruh Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ruh Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tayland’da okul saldırısı: 14 yaşındaki şüphelinin internet araştırmaları ortaya çıktı Haber

Tayland’da okul saldırısı: 14 yaşındaki şüphelinin internet araştırmaları ortaya çıktı

Tayland’da Debsirin Nonthaburi okulunda meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili soruşturmada dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. Polis, 14 yaşındaki şüphelinin saldırıdan önce yaklaşık 1-2 yıl boyunca internette şiddet içerikli ve silahlarla ilgili araştırmalar yaptığını belirledi. Saldırının ardından Tayland Eğitim Bakanlığı okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması için yeni bir plan açıkladı. Polis 17 kişiyi sorguladı Tayland polisi, 7 Ağustos'ta Debsirin Nonthaburi okulunda meydana gelen silahlı saldırının ardından soruşturmayı genişletti. İlk incelemelerde 17 kişinin ifadesine başvuruldu. Olay yerinde bulunan silah, boş kovanlar, cep telefonu ve bilgisayar gibi deliller üzerinde adli inceleme yapıldı. Polisin ilk değerlendirmelerine göre 14 yaşındaki şüpheli, saldırıdan önce uzun süre internet üzerinden şiddet içerikli konular ve silahlarla ilgili araştırmalar yaptı. Daha önce de okula silah getirmiş Soruşturma kapsamında şüphelinin aile hayatına ilişkin bazı ayrıntılar da ortaya çıktı. Anne ve babasının boşanmasının ardından uzun süredir baba tarafından dedesi ve ninesiyle yaşadığı belirtilen şüphelinin, geçen yıl internet üzerinden bir havalı tabanca sipariş ettiği ve bunu okula getirdiği aktarıldı. Söz konusu silahın daha önce bir öğretmen tarafından fark edilerek el konulduğu bildirildi. Bu ayrıntı, okul güvenliği ve öğrencilerin silahlara erişiminin önlenmesine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Saldırı öncesi internet araştırmaları inceleniyor Polis, şüphelinin yaklaşık bir ila iki yıl boyunca internet ortamında şiddet içerikli araştırmalar yaptığını ve özellikle silahlara ilgi gösterdiğini belirledi. Soruşturma kapsamında ele geçirilen elektronik cihazların incelenmesiyle, saldırı öncesindeki dijital faaliyetlerin daha ayrıntılı şekilde ortaya çıkarılmasının amaçlandığı bildirildi. Yetkililer ayrıca benzer olayların taklit edilmesi riskine karşı toplumun dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Eğitim Bakanlığı yeni güvenlik planı hazırladı Saldırının ardından Tayland Eğitim Bakanlığı da okullarda güvenliği artırmaya yönelik yeni önlemler açıkladı. Önümüzdeki üç ay içerisinde uygulanması planlanan güvenlik prosedürleri kapsamında öğrencilerin ruh sağlığı taramalarının artırılması ve yüksek riskli vakaların uzmanlara yönlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca okullarda acil durum tatbikatlarının yapılması, okul şiddetinin önlenmesine yönelik çalışmaların güçlendirilmesi ve okul girişlerindeki güvenlik kontrollerinin sıkılaştırılması planlanıyor. Ailelere dijital içerik uyarısı Taylandlı yetkililer, ailelere ve eğitim kurumlarına çocukların psikolojik durumlarının daha yakından takip edilmesi çağrısında bulundu. Çocukların yaşadıkları sorunları paylaşabilecekleri güvenli ortamların oluşturulmasının önemine dikkat çeken yetkililer, ebeveynlerin çocukların dijital ortamda karşılaştığı içerikleri de daha yakından takip etmesini istedi. Polis ise özellikle yasa dışı silah bulundurma veya kamu güvenliği açısından şüpheli davranışların erken aşamada bildirilmesinin benzer olayların önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. Soruşturma devam ediyor Debsirin Nonthaburi okulundaki saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Polis, olayın öncesine ilişkin dijital veriler, kullanılan silahın kaynağı ve şüphelinin çevresiyle ilgili bilgileri incelemeye devam ediyor. Yetkililer, olayın ardından yalnızca okul güvenliği değil, çocukların ruh sağlığı, dijital içeriklere erişimi ve silahlara ulaşmasının engellenmesi konularında da daha kapsamlı önlemler alınacağını açıkladı.

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor Haber

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor

Kadınlar arasında kurulan güvene dayalı arkadaşlıkların ruh sağlığı üzerinde önemli bir koruyucu etkisi bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, yetişkinlik döneminde duygusal ihtiyaçların önemli bir bölümünün arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla karşılandığını söyledi. İnsanların yaşam boyunca ilişki kurarak var olduğunu belirten Erol, güven duygusu, aidiyet hissi ve duygusal düzenleme becerilerinin ilk ilişkilerle geliştiğini, yetişkinlikte ise bu ihtiyaçların önemli ölçüde arkadaşlık bağlarıyla desteklendiğini ifade etti. Kadın arkadaşlıklarının; duyguların paylaşılması, zor yaşam olaylarıyla baş edilmesi ve psikolojik dayanıklılığın güçlenmesi açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erol, empatik dinleme ve karşılıklı destek içeren ilişkilerin stres dönemlerinde koruyucu rol oynadığını kaydetti. “HER ARKADAŞLIK RUH SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRMEZ” Güçlü sosyal desteğin depresyon ve anksiyete açısından önemli koruyucu faktörlerden biri olduğunu belirten Erol, güven duyulan bir arkadaşın varlığının yalnızlık hissini azaltarak kişinin yaşadığı yükü paylaşmasına yardımcı olduğunu söyledi. Ancak her arkadaşlığın olumlu etkisi olmadığını vurgulayan Erol, sürekli eleştiren, küçümseyen veya kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olan ilişkilerin psikolojik yükü artırabileceğine dikkat çekti. Erol, yetişkinlikte arkadaşlık kurmanın çocukluk dönemine göre daha zor hale gelebildiğini belirterek, yaşam sorumluluklarının artması, zaman kısıtlılığı ve geçmişte yaşanan güven sorunlarının yeni bağlar kurmayı zorlaştırabildiğini ifade etti. Buna rağmen yetişkinlikte kurulan arkadaşlıkların daha seçici ve derin ilişkiler olabileceğini dile getirdi. SOSYAL MEDYA KIYASLAMAYI ARTIRIYOR Sosyal medyanın kadınlar arasındaki kıyaslama eğilimini daha görünür hale getirdiğini belirten Erol, insanların doğal olarak kendilerini çevrelerindeki kişilerle karşılaştırdığını söyledi. Görünüş, kariyer, annelik, ilişki durumu ve yaşam tarzı gibi alanlarda oluşturulan ideal standartların kadınlarda rekabet ve yetersizlik hissini artırabileceğini aktaran Erol, yoğun kıyaslamanın çoğu zaman kişinin kendi değer algısıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Sağlıklı arkadaşlıkların rekabet yerine dayanışmayı ve birlikte gelişmeyi desteklediğini belirten Erol, ilişkilerde karşılıklı sınırların da önemli olduğunu vurguladı. Yakın arkadaşlıkların güçlü bir destek kaynağı olduğunu ancak her duygusal yükün arkadaşlık ilişkisi içinde taşınamayacağını söyleyen Erol, “Arkadaş, yaşamın içinde yanında yürüyen kişidir; psikolog ise bilimsel bilgi ve etik çerçeve içinde ruhsal süreçlere eşlik eden uzmandır” değerlendirmesinde bulundu. Erol, yoğun kaygı, depresyon, travma belirtileri, günlük işlevlerde belirgin bozulma veya intihar düşünceleri gibi durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler, siber alanda çocukların korunması çağrısında bulunuyor. Haber

Birleşmiş Milletler, siber alanda çocukların korunması çağrısında bulunuyor.

Sosyal medyanın ve çevrimiçi platformların hızla büyümesi, çocukların bilgiye erişmesi için birçok fırsat yaratırken, aynı zamanda güvenlik, gizlilik ve ruh sağlığıyla ilgili giderek daha karmaşık riskleri de beraberinde getiriyor. Bu gerçek ışığında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, hükümetleri dijital ortamda çocukları korumak için daha güçlü önlemler almaya çağırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 29 Mayıs'ta Almanya'nın Frankfurt kentinde yaptığı açıklamada, siber alanda çocukların korunmasının tüm ülkeler için acil bir öncelik haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Türk, meselenin sadece koruyucu önlemlerin uygulanmasında değil, aynı zamanda bu önlemlerin gerçekten etkili ve çocukların hak ve çıkarlarıyla tutarlı olmasının sağlanmasında da yattığını savundu. Volker Türk, “Çocukların çevrimiçi ortamda korunmasının güçlendirilmesi, sadece uygulanması değil, doğru bir şekilde uygulanmasını da sağlamamız gereken acil bir önceliktir” dedi. Ona göre, dijital ortam çocukların ve gençlerin hayatında giderek daha önemli bir rol oynuyor, bu nedenle koruyucu önlemlerin buna göre güncellenmesi gerekiyor. BM İnsan Hakları Ofisi, sorumluluğun yalnızca düzenleyici kurumlarda değil, teknoloji şirketlerinin kendilerinde de olduğunu savunuyor. Ofis, çevrimiçi platformları, olaylar meydana geldikten sonra riskleri ele almak yerine, çocuk güvenliği özelliklerini ürünlerinin tasarım ve işletim aşamalarından itibaren entegre etmeye çağırıyor. Bu çağrı, birçok ülkenin sosyal medyaya yönelik daha sıkı kontrolleri değerlendirdiği bir dönemde geliyor. Zararlı içerik, siber zorbalık, dolandırıcılık ve gençlerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerle ilgili endişeler, hükümetleri teknoloji platformları için hesap verebilirliği artıracak yeni yasal çerçeveler geliştirmeye yöneltiyor. Uzmanlar, dijital ortamda çocukların korunmasının önümüzdeki yıllarda küresel teknoloji yönetişiminin ana konularından biri olacağına inanıyor. Çocukların internette geçirdikleri süre arttıkça, asıl sorun artık çevrimiçi platformların düzenlenip düzenlenmemesi değil, bilgiye erişim, gizlilik ve genç neslin güvenliği arasında nasıl bir denge kurulacağıdır.

Bir araştırmada, insanların gece yarısı hayatı neden sürekli olarak daha kötü bulduklarını ortaya koyuyor. Haber

Bir araştırmada, insanların gece yarısı hayatı neden sürekli olarak daha kötü bulduklarını ortaya koyuyor.

University College London tarafından yürütülen UCL COVID-19 Sosyal Çalışma projesinden elde edilen verilere göre, bilim insanları 2020 ile 2022 yılları arasında 49.000'den fazla yetişkinden alınan yaklaşık bir milyon anket yanıtını analiz etti. Bu, gün boyunca ruh sağlığındaki dalgalanmalar üzerine yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor. Basit "iyi veya kötü ruh hali" yaklaşımının aksine, bu çalışma ruh sağlığını altı spesifik göstergeye ayırıyor: depresyon belirtileri, kaygı, mutluluk düzeyi, yaşam memnuniyeti, yaşamda anlam duygusu ve yalnızlık hissi. Bu ayrım, psikolojik yaşamın karmaşıklığını daha doğru bir şekilde yansıtmaya yardımcı oluyor. Sonuçlar net bir eğilim gösterdi: Sabahları insanlar daha az depresyon ve kaygı belirtisi gösterdi ve kendilerini daha mutlu ve hayattan daha memnun hissettiler. Tersine, gün geceye doğru ilerledikçe bu göstergeler azaldı ve gece yarısı civarında en düşük seviyelerine ulaştı. Londra Üniversitesi Koleji'nin İngiltere'de 49.000'den fazla yetişkin üzerinde yaptığı geniş kapsamlı bir araştırma, ruh sağlığının genel olarak sabah saatlerinde en iyi, gece yarısında ise en kötü durumda olduğunu göstermiştir. İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da, sonuçların tutarlılığı araştırmacıların özellikle dikkatini çekti. Sabah ve gece yarısı arasındaki fark, negatif belirtiler için %10'a kadar, pozitif göstergeler için ise yaklaşık %15'e kadar standart sapmaya ulaşabiliyordu. Dikkat çekici noktalardan biri, tüm faktörlerin eşit derecede dalgalanmamasıdır. Hayatın anlamlılığı duygusu gün boyunca en dramatik şekilde değişirken, yalnızlık duygusu neredeyse sabit kaldı; bu da yalnızlığın geçici bir duygu olmaktan ziyade daha uzun süreli bir durum olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma ayrıca haftanın gününü de inceledi ve yaygın yanlış algıları çürüten sonuçlar buldu. "Pazartesi sendromu" yerine, mutluluk ve memnuniyet düzeyleri iş haftasının başında ve sonunda biraz daha yüksekti. Ancak, fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. En belirgin fark, hafta içi ve hafta sonu arasındaki günlük ritimde yatmaktadır. Hafta sonlarında duygular daha yoğun bir şekilde dalgalanır; sabah zirveye ulaşır, gün ortasında azalır, akşam tekrar yükselir ve gece yarısında dibe vurur. Öte yandan, hafta içi günler sabit bir programın etkisiyle daha istikrarlı olma eğilimindedir. Mevsimsel faktörler de önemli bir rol oynar. İlkbahar, yaz ve sonbaharda insanlar kışa göre daha az depresyon ve kaygı yaşarlar ve genellikle daha yüksek mutluluk seviyelerine sahiptirler. Bununla birlikte, "sabah daha iyi, gece daha kötü" kuralı mevsimler boyunca değişmeden kalır. Bilim insanları bunun nedeninin vücudun sirkadiyen ritminde yattığına inanıyor. Enerji ve stres tepkileriyle bağlantılı olan kortizol hormonu, uyandıktan kısa bir süre sonra zirveye ulaşır ve akşama doğru kademeli olarak azalır. Buna ek olarak, serotonin, dopamin, vücut sıcaklığı ve yorgunluk seviyeleri gibi faktörler de zihinsel durumu şekillendirmeye katkıda bulunur. Ancak biyolojik faktörler her şeyi açıklamıyor. Hafta içi ve hafta sonu arasındaki farklılıklar, iş, günlük rutinler ve etkileşimler gibi sosyal faktörlerin de ruh halini önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Bu ruh hali dalgalanması tamamen rastgele değildir, aksine doğal biyolojik ritimlerin, özellikle kortizol hormonu üretim döngüsünün yanı sıra yaşam tarzı ve sosyal alışkanlıkların bir kombinasyonundan oluşur. Çalışmanın verileri, özellikle önemli psikolojik değişimlerin yaşandığı çalkantılı bir dönem olan COVID-19 pandemisi sırasında toplandı. Bu durum sonuçları etkilemiş olabilir, ancak aynı zamanda insanların krizlere nasıl uyum sağladığına dair de fikir vermektedir. Daha da önemlisi, çalışma ruh sağlığı sorunlarını "sadece uyuyarak atlat" tavsiyesine indirgemiyor. Yazarlar, depresyon, kaygı veya yalnızlığın sadece zamanla çözülemeyeceğini vurguluyor. Bununla birlikte, duyguların doğal bir ritmi olduğunu anlamak, insanların zorluklara daha hafif bir gözle bakmalarına yardımcı olabilir. Gece geç saatlerde olumsuz düşünceler bunaltıcı hale geldiğinde, bu sadece kişisel bir sorun değil, aynı zamanda biyolojik saatinizin bir parçası da olabilir. Ve bazen yapılacak en iyi şey, işlerin aslında daha hoş hale geldiği ertesi sabaha kadar beklemektir.

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü. Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü.

Bu dönüş, gemilerinin 11 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nda bir saldırının hedefi olmasının ardından yaşanan korkunç bir yolculuğun sonunu işaret ediyor. Ancak, üç meslektaşlarının hala kayıp olması nedeniyle, yeniden bir araya gelmenin sevinci tam değil. Tayland'daki havaalanına gelen denizcilerin görüntüleri. Tayland bayraklı Mayuree Naree gemisi, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bir limandan ayrıldıktan sonra Basra Körfezi su yolunda seyrederken saldırıya uğradı. Umman Donanması, olaydan sonra 20 mürettebat üyesini derhal kurtardı. İran Devrim Muhafızları, Liberya bayrağı taşıyan bir başka gemiyle birlikte bu gemiye de saldırdıklarını, çünkü bu gemilerin daha önceki uyarıları dikkate almadığını iddia etti. 16 Mart sabahı erken saatlerde Suvarnabhumi Havalimanı'na indikten hemen sonra, denizciler bekleyen medyaya röportaj vermeden yetkililer tarafından hızla uzaklaştırıldı. Umman Donanması, 11 Mart'ta meydana gelen olayın ardından bu 20 denizciyi derhal kurtardı. Geminin sahibi Precious Shipping, mürettebat için tıbbi kontroller ve ruh sağlığı değerlendirmeleri de dahil olmak üzere sosyal destek hizmetleri sağlamayı taahhüt etti. Şirketin şu anki önceliği, kayıp üç mürettebat üyesini arama çalışmalarına devam etmektir. Geçen haftaki bilgilere göre, bu üç kişinin saldırıdan sonra en ağır hasar gören bölge olan makine dairesinde mahsur kaldığı düşünülüyor. Bu acil durum ışığında, Tayland Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Bayan Maratee Andamo, ülkenin hâlâ mahsur kalanları kurtarmak için diğer iki ülkeden aktif olarak yardım aradığını doğruladı.

Dijital Cihazlar Hafızayı Sessizce Tehdit Ediyor. Haber

Dijital Cihazlar Hafızayı Sessizce Tehdit Ediyor.

Akıllı Telefonlar, tabletler ve genel internet kullanımı, günlük yaşamın bir parçası haline gelirken kontrolsüz ve uzun süre kullanımı zihinsel sağlık üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılır oldu. Moodist Psikyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, son yıllarda literatürde sık sık yer bulmaya başlayan “dijital demans” kavramına dikkat çekerek özellikle çocuklar ve gençler için önemli riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor. Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan’a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor. Bu kişiler zamanla: unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başlıyor. Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan, çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor. Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sür elerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor. Ekran Süresi Beyni Nasıl Etkiliyor? Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Klinik Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor. Bu durum sonucunda: eleştirel düşünme becerileri zayıflıyor, yaratıcılık azalıyor, sorun çözme kapasitesi düşüyor. Ruhsal Değişimler ve Uyku Bozukluklarına Neden Oluyor Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan; “Dijital cihazlarla uzun süreli temas yalnızca bilişsel işlevleri değil, duygusal dengeyi de etkiliyor. Dijital demansa eşlik eden yaygın sorunlar arasında: ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik, artan stres düzeyi yer alıyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor.”diyor. Özcan, “Literatüre giren çalışmalarda çok fazla ekran süresine maruz kalan kişilerin beyninde gri madde ve beyaz madde hacminin değiştiğine, azaldığına ulaşılmıştır. Bu durum ise kişide farklı ruh sağlığı bozukluklarının gelişme olasılığını artırabilir. Yine kişide yeni anıların oluşumunu ve öğrenme yeteneklerini zayıflatabilir. Dijital Demans’dan Korunmak Mümkün mü? Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, dijital demansı önlemenin en temel yolunun dijital kullanımı kontrol altına almak olduğunu vurguluyor. Bu noktada öne çıkan önerileri Dijital Detoks adımlarından oluşuyor: Günlük ekran süresi sınırlandırılmalıDijital cihazlar için belirli kullanım saatleri oluşturulmalıTelefon ve tabletler uyku alanı dışında şarj edilmeli Bu küçük adımlar, dijital cihazlarla sağlıklı mesafe kurmayı kolaylaştırıyor. Dijital demansı önlemenin bir diğer yolu da beyni aktif tutan faaliyetlere yönelmekten geçiyor: bulmaca çözmek, kitap okumak, yeni bir beceri öğrenmek, dijital destek olmadan hafıza egzersizleri yapmak’da bilişsel rezervi güçlendiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan; konsantrasyonu artırmak için aynı anda birden fazla iş yapmak yerine tek göreve odaklanmanın ve akıllı telefonlardaki gereksiz bildirimleri kapatmanın zihinsel yükü azaltarak verimliliği arttırdığına dikkat çekiyor. Özcan, tüm çabalara rağmen ekran süresinin azaltılamaması durumunda bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor. Dijital cihaz kullanımını kontrol etmekte zorlanan bireylerin psikoterapi desteğine başvurması, sürecin sağlıklı şekilde yönetilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Geleceğin hemşireleri Mudanya'da sağlık için buluştu Haber

Geleceğin hemşireleri Mudanya'da sağlık için buluştu

Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, ruh sağlığı farkındalığı için "Stresle Baş Etme Yolları" standı açtı. Üniversiteli öğrencilerin "Mudanya'da sağlıkla buluşalım" projesi kapsamında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi'yle iş birliği içinde gerçekleştireceği temalı stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe erişime açık olacak. Her dört kişiden birinin yaşamının bir döneminde ruh sağlığı sorunları yaşadığı gerçeğinden hareketle Mudanya Üniversitesi, toplumun ruh sağlığına katkı sunmak için anlamlı bir projeye imza attı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer ve Öğr. Gör. Şeyma Erkuş’un yürüttüğü “Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği” dersi kapsamında, Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi ile iş birliği yapılarak sahil hattında tematik stant uygulamaları başlatıldı. İlk stant, “Gerginlikten Özgürlüğe: Stresle Baş Etme Yolları” temasıyla Mudanya sahilinde kuruldu. Vatandaşlara stresle baş etme yöntemleri, nefes egzersizleri ve temel sağlık ölçümleri sunularak birebir etkileşimli çalışmalar gerçekleştirildi. Katılımcıların olumlu geri bildirimleri, uygulamanın hem bireysel iyilik hâline hem de koruyucu ruh sağlığı yaklaşımına katkı sağladığını ortaya koydu. Toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermeyi ve sağlık hizmetlerini daha erişilebilir kılmayı amaçlayan proje kapsamında stantlar, 8 Ocak'a kadar her Perşembe 13.00 ile 15.00 saatleri arasında Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi önünde ziyaret edilebilecek. Yetkililer, tüm Mudanyalıları sağlıklı buluşmalara davet ederken, üniversite öğrencilerinin 11 Aralık Perşembe günü açacakları bir sonraki stantta “Ruh sağlığını korumada beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı” konularında bilgilendirme yapacaklarını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.