Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Psikolojik Destek

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Psikolojik Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikolojik Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünal Üstel: Girne’deki gemi kazasında 239 kişi kurtarıldı: 132 kazazede hastaneye yatırıldı Haber

Ünal Üstel: Girne’deki gemi kazasında 239 kişi kurtarıldı: 132 kazazede hastaneye yatırıldı

21 ambulans ve 63 sağlık personeli bölgeye sevk edildi Başbakan Üstel, kazanın hemen ardından Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda sağlık ekiplerinin Girne Limanı’na yönlendirildiğini belirtti. Operasyonun ilk aşamasında 21 ambulans ve 63 personelin limana sevk edildiğini aktaran Üstel, olay yerinde 25 doktor ve 30 hemşirenin kazazedelere ilk müdahaleyi gerçekleştirdiğini ifade etti. Devlet, üniversite, askeri ve özel hastanelerin de eş zamanlı olarak alarma geçirildiği kaydedildi. Gemide bulunan 267 kişiden sağ kurtarılan 239 kişinin tamamının hastanelere ulaştırıldığını belirten Üstel, kazazedelerin gerekli muayene ve sağlık kontrollerinden geçirildiğini söyledi. Bu kişilerden 132’sinin ileri tetkik ve tedavi amacıyla hastanelerde yatırıldığı, 4 kişinin ise yoğun bakımda tedavi altına alındığı belirtildi. 139 hekim ve yaklaşık 200 sağlık çalışanı görev yaptı Üstel, kazanın ardından yürütülen sağlık çalışmalarında toplam 139 hekimin yanı sıra yaklaşık 200 hemşire ve sağlık çalışanının görev aldığını açıkladı. Kazazedelerin triyaj, ilk müdahale, hastanelere sevk ve tedavi süreçlerinin koordinasyon içinde yürütüldüğünü belirten Üstel, psikolojik destek çalışmalarına da dikkat çekti. Bu kapsamda 19 psikiyatri uzmanı ve 17 klinik psikologdan oluşan ekiplerin kazazedelere ve hayatını kaybeden ya da kayıp kişilerin yakınlarına destek verdiği bildirildi. Hastanede yalnızca 1 kazazedenin tedavisi sürüyor Üstel’in verdiği bilgilere göre, 5 Eylül itibarıyla kamu ve üniversite hastanelerinde tedavi gören 132 kazazededen 131’i taburcu edildi. Hastanede yatarak tedavisi devam eden bir kazazedenin sağlık durumunun ise hızla iyiye gittiği açıklandı. Ayrıca yoğun bakımda tedavi gören kazazedenin kalmadığı belirtildi. 13 kişi hayatını kaybetti, 15 kayıp için arama sürüyor Başbakan Üstel, deniz kazasında şu ana kadar 13 kişinin hayatını kaybettiğini, 15 kişiye ise henüz ulaşılamadığını açıkladı. Kayıp kişilerin bulunması amacıyla yürütülen arama çalışmalarının 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz sürdürüldüğü belirtildi. Üstel, kazanın ardından görev yapan devlet, özel sektör ve üniversite hastanelerindeki doktor, hemşire, sağlık çalışanı, psikolog ve ambulans ekipleri ile sürece destek veren sağlık kuruluşlarına teşekkür etti. KKTC devletinin kazazedeler, kayıp kişilerin aileleri ve yakınlarının yanında olmaya devam edeceğini ifade etti.

Almanya’da okul saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti Haber

Almanya’da okul saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti

Saldırı, Brandenburg eyaletine bağlı Gosen-Neu Zittau kentinde bulunan bir okulda gerçekleşti. İlk belirlemelere göre saldırıda okulda görev yapan bir erkek ile 18 yaşındaki bir kız öğrenci hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren öğrencinin, gözaltına alınan 19 yaşındaki şüphelinin eski kız arkadaşı olduğu öne sürüldü. Polis ekipleri olayın ardından bölgede geniş çaplı çalışma başlatırken, saldırının hangi nedenle gerçekleştirildiği ve olayda hangi silahın kullanıldığına ilişkin soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Brandenburg Başbakanı: Korkunç bir saldırı Brandenburg Başbakanı Dietmar Woidke, olayın ardından yaptığı açıklamada saldırıyı “korkunç bir saldırı” olarak nitelendirdi. Woidke, hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunurken, saldırının Brandenburg genelinde büyük üzüntü ve sarsıntıya yol açtığını belirtti. Okulda öğrenci ve öğretmenlere psikolojik destek Brandenburg Eğitim Bakanlığı, saldırının öğrenciler ve okul çalışanları üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla psikolojik destek programı başlatıldığını açıkladı. Okul psikologlarının yanı sıra acil ruhani ve psikolojik destek ekiplerinin de bölgede görev yapacağı bildirildi. Olayın hemen ardından 8 ila 9 kişiden oluşan bir acil destek ekibinin okula giderek öğrenciler, öğretmenler ve diğer mağdurlarla görüştüğü belirtildi. Brandenburg Acil Destek Ekibi yetkililerinden Stefan Baier, ekiplerin temel amacının saldırıdan etkilenen kişiler için güvenli bir ortam oluşturmak olduğunu ifade etti. Saldırının gerçekleştiği kampüste özel bir okulun yanı sıra bir devlet ilkokulunun da bulunduğu öğrenildi. Eğitim Bakanlığı, özel okulun işletmecisine destek teklif edildiğini duyurdu. İlkokul öğrencileri için de psikolojik destek sağlanacağı belirtilirken, bazı çocukların aileleri tarafından teslim alınana kadar okulun spor salonunda destek ekiplerinin gözetiminde tutulduğu aktarıldı. Polisin saldırının tüm yönleriyle ilgili soruşturması devam ediyor.

Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (Bursa LÖDER), 24-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında "Anne Çocuk Umut ve Neşe Kampı" düzenledi. Haber

Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (Bursa LÖDER), 24-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında "Anne Çocuk Umut ve Neşe Kampı" düzenledi.

Bursa Ticaret Sanayi Odası’nın katkılarıyla gerçekleştirilen kamp organizasyonu için Bursa LÖDER Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş; Başkan Sayın İbrahim BURKAY’a ve Swissotel Uludağ Bursa ekibine teşekkürlerini sundu. Kamp süresince anneler; uzman hekimler, diyetisyenler ve psikologlarla buluşarak sağlık, beslenme ve psikolojik destek üzerine düzenlenen söyleşilere katılım sağladı. Yoga, nefes egzersizleri ve el sanatları çalışmalarıyla kişisel zaman yaratma fırsatı bulan annelere; çocuklar ve gençler ise yaş gruplarına uygun yaratıcı sanat, drama, takım çalışması, liderlik oyunları, iletişim ve özgüven atölyeleri, doğa yürüyüşleri, kutu oyunları ve çeşitli sosyal aktivitelerle dolu keyifli bir program sunuldu. Kampın en etkileyici bölümlerinden birini, çocukların dilek ve teşekkürlerini not ettikleri "Umut Ağacı" etkinliği ile ailelerin ortaklaşa yazdığı "Gelecekteki Bana Mektup" çalışması oluşturdu. Duygusallığın ön planda olduğu kapanış töreninde katılımcılara kamp madalyaları ve katılım belgeleri verildi. Bursa LÖDER Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, kampın sadece eğlenceden ibaret olmadığını; çocukların sosyal adaptasyonunu güçlendiren, annelerin deneyim aktarımlarıyla desteklendiği, umut ve dayanışma ruhunu pekiştiren kıymetli bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirtti. Üç gün boyunca sevgi, umut ve birlikteliğin ön planda olduğu Anne Çocuk Umut ve Neşe Kampı, katılımcılara unutulmaz anılar bırakarak tamamlandı. Bursa LÖDER, çocukların ve ailelerin motivasyonunu artıran bu tarz projeleri gelecek yıllarda da devam ettirmeyi amaçlıyor.

Vietnam'da Deniz Faciası: 62 Kişiyi Taşıyan Yolcu Gemisi Battı! Çin ile Ortak Arama Kurtarma Seferberliği Haber

Vietnam'da Deniz Faciası: 62 Kişiyi Taşıyan Yolcu Gemisi Battı! Çin ile Ortak Arama Kurtarma Seferberliği

Vietnam, son yılların en ciddi deniz kazalarından biriyle sarsıldı. Vietnam Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı resmi açıklamaya göre, Khoi Nguyen 18 isimli yolcu gemisi Güney Çin Denizi'nde seyri sırasında olumsuz hava şartlarına yakalanarak battı. Gemide bulunan 62 kişi için başlatılan arama kurtarma çalışmaları, Vietnam ve Çin'in koordinasyonuyla devam ediyor. Yetkililer, kazanın ardından bölgeye çok sayıda deniz aracı, helikopter ve kurtarma ekibi sevk ederken, çevrede bulunan balıkçı tekneleri de çalışmalara destek veriyor. Vietnam Dışişleri Bakanlığı kazayı doğruladı 26 Temmuz tarihinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Vietnam Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pham Thu Hang, kazaya ilişkin son bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Hang, Vietnamlı yetkililerden alınan resmi verilere göre, Khoi Nguyen 18 isimli geminin Güney Çin Denizi'nde kötü hava koşulları nedeniyle battığını belirterek, olayın hemen ardından kapsamlı bir kriz yönetim sürecinin başlatıldığını ifade etti. Yetkililer, kazanın nedenine ilişkin teknik incelemelerin de sürdüğünü bildirirken, önceliğin kayıp kişilere ulaşmak olduğunu vurguladı. Deniz ve hava unsurları seferber edildi Kazanın ardından Vietnam Sahil Güvenliği, Deniz Kuvvetleri, yerel kurtarma ekipleri ve sivil savunma birimleri hızla bölgeye yönlendirildi. Operasyona yalnızca Vietnam ekipleri değil, Çin tarafından gönderilen kurtarma gemileri ve helikopterler de katıldı. Ayrıca kazanın meydana geldiği noktaya yakın bölgelerde bulunan ticari gemiler ile balıkçı teknelerine de arama faaliyetlerine destek çağrısı yapıldı. Yetkililer, deniz yüzeyi ve çevresindeki geniş alanın sistematik şekilde tarandığını, hava koşullarının zaman zaman operasyonları zorlaştırmasına rağmen çalışmaların kesintisiz sürdüğünü açıkladı. Çin'den hızlı destek geldi Vietnam Dışişleri Bakanlığı, Çin makamlarının kazanın ardından kısa sürede harekete geçtiğini duyurdu. Çin'in gönderdiği kurtarma gemileri ve helikopterlerin operasyonlara önemli katkı sağladığı belirtilirken, iki ülkenin ekipleri arasında sürekli bilgi paylaşımı yapıldığı ifade edildi. Sözcü Pham Thu Hang, yaptığı açıklamada Çin yönetimine teşekkür ederek şu değerlendirmede bulundu: "Çinli yetkililere arama kurtarma çalışmalarında Vietnam'a sağladıkları hızlı destekten dolayı teşekkür ediyoruz. İki ülkenin kayıp vatandaşlara ulaşılması konusunda yakın iş birliğini sürdürmesini bekliyoruz." Uzmanlar ise uluslararası iş birliğinin özellikle deniz kazalarında arama alanının genişletilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Balıkçı tekneleri de çalışmalara katıldı Resmi ekiplerin yanı sıra bölgede faaliyet gösteren çok sayıda balıkçı teknesi de arama kurtarma çalışmalarına destek veriyor. Denizi iyi tanıyan yerel balıkçıların, akıntılar ve hava koşulları konusunda ekiplerle bilgi paylaşımında bulunduğu belirtilirken, bazı teknelerin arama faaliyetlerinde aktif görev aldığı bildirildi. Yetkililer, denizdeki tüm sivil unsurların koordinasyon merkezine bağlı olarak hareket ettiğini ve güvenlik kurallarına uygun şekilde operasyonlara katıldığını açıkladı. Aileler anbean bilgilendiriliyor Vietnam hükümeti, gemide bulunan yolcuların aileleriyle sürekli iletişim kurulduğunu açıkladı. Kazanın ardından kriz masası oluşturulurken, ailelere düzenli olarak arama kurtarma çalışmalarındaki son durum hakkında bilgi veriliyor. Psikolojik destek ekiplerinin de devreye alındığı belirtilirken, kurtarılan vatandaşların sağlık kontrollerinin yapılması ve güvenli şekilde kıyıya ulaştırılması için tüm hazırlıkların tamamlandığı ifade edildi. Güney Çin Denizi'nde hava koşulları risk oluşturuyor Uzmanlara göre Güney Çin Denizi, özellikle muson dönemlerinde aniden değişebilen hava koşulları nedeniyle deniz ulaşımı açısından yüksek risk taşıyor. Şiddetli rüzgarlar, yüksek dalgalar ve görüş mesafesinin kısa sürede düşmesi, bölgede seyreden gemiler için ciddi tehlikeler oluşturabiliyor. Denizcilik otoriteleri, hava durumu uyarılarının yakından takip edilmesi ve gerekli durumlarda seferlerin ertelenmesinin benzer kazaların önlenmesi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Soruşturma çok yönlü yürütülüyor Vietnamlı yetkililer, kazanın kesin nedeninin belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir teknik soruşturma başlattı. İlk değerlendirmelerde olumsuz hava koşullarının kazada etkili olduğu belirtilse de geminin teknik durumu, seyir kayıtları, mürettebatın aldığı kararlar ve meteorolojik veriler detaylı şekilde incelenecek. Arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasının ardından hazırlanacak resmi raporun kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Yetkililer, önceliklerinin halen denizde kayıp olduğu değerlendirilen kişilere ulaşmak olduğunu belirterek, Vietnam ile Çin'in koordineli operasyonlarının sonuç alınana kadar devam edeceğini bildirdi.

Hantavirüs gemisinde neler oluyor? Gemi Avrupa'ya yaklaşırken yolcular konuşuyor Haber

Hantavirüs gemisinde neler oluyor? Gemi Avrupa'ya yaklaşırken yolcular konuşuyor

Altmışlı yaşlarında emekli bir çift olan Julia ve Roland, dış raporların önerebileceğinden çok daha sakin bir durumu anlatıyor. "Gemide panik yok" diye yazıyorlar ve durumu "aşırı dramatize etmeye gerek olmadığını" ekliyorlar. Onlara göre, yeni bir vaka tespit edilmedi ve diğer üç Fransız yolcunun yanı sıra turistlerin ve mürettebatın geri kalanı için koşullar sabit kalıyor. Yeni şüpheli vaka bildirilmiş olsa da. Çift, enfekte yolcuların tahliyesinin ardından "önemli bir psikolojik yükün kalktığını" söylüyor. Toplamda üç kişi öldü ve enfekte beş kişi daha önce tahliye edildi. Gemideki yaşamın "neredeyse normal" kaldığını açıklıyorlar. Yolcular, küçük gruplar halinde ve uzaktan da olsa, ortak alanlarda maske zorunlulu olarak etkileşime girebiliyorlar. Yemekler yemek alanında katı mesafe kuralları altında servis edilir. Ayrıca Fransız yetkililerin aktif olarak dahil olmaya devam ettiğini vurguluyorlar. "Gemideki tüm Fransız vatandaşlarına ulaşan ve psikolojik destek de dahil olmak üzere acil durum iletişim hatları sağlayan bakanlığın kriz birimiyle temas halindeyiz" diye yazdılar. Julia ve Roland mesajlarında bunun lüks bir yolculuk değil, ornitologları, tarihçileri, coğrafyacıları, botanikçileri ve hatta balinalar ve astronomi uzmanlarını bir araya getiren bilimsel ve tutku odaklı bir keşif gezisi olduğunu da vurguluyor. 1 Nisan'da Cape Verde'ye giden Ushuaïa'dan kalkan gemi, şimdi kalan yolcuların demirlemesi ve tahliyesine başlaması beklenen Tenerife'ye doğru ilerliyor.

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!  Haber

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor! 

Kıskançlık duygusunun yoğunluğu arttığında ve sürekli hale geldiğinde ilişkileri zedeleyebildiğini ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumlar kıskançlığı artıran önemli faktörlerdir.” dedi. Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Aydın, sosyal medyanın da bu duyguyu tetiklediğine dikkat çekti. Aydın ayrıca, doğru yönetildiğinde kıskançlığın, kişisel gelişim için bir motivasyon kaynağına dönüşebileceğini kaydetti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi. Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu! Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi. Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu. Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor! Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi. Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu. İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır! İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi: “Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.” Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor! Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi. Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi. Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar! Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı. Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir! Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi. Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir! Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.”

2025’in Sinsi Krizi: “Sessiz Çatlama” Haber

2025’in Sinsi Krizi: “Sessiz Çatlama”

Son yıllarda iş dünyasında sıkça gündeme gelen sessiz istifa kavramının ardından çalışanların yaşadığı yeni bir kriz dikkat çekiyor: “sessiz çatlama.” Çalışanlar işlerini sürdürüyormuş gibi görünse de finansal baskılar, tükenmişlik ve duygusal yıpranma nedeniyle içten içe kırılmalar yaşıyor. Bu durum hem çalışanların ruh sağlığını hem de kurumların sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Sessiz Çatlamanın Sessiz Alarmı Son zamanlarda çalışanların iş yerinde yaşadıkları stres durumu çalışanların sağlık durumlarında ciddi sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Stres, endişe, öfke ve üzüntü, iş yerinde iyilik ve ruh sağlığının azalmasına yol açıyor; özellikle tükenmişlik sendromunu beraberinde getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tükenmişliği, başarılı bir şekilde yönetilememiş kronik iş yeri stresinden kaynaklanan bir sendrom olarak yorumluyor. TalentLMS tarafından yakın bir zamanda 1.000 çalışanla gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yarısından fazlası (%54), iş yaşamında sessiz çatlama deneyimi yaşadıklarını belirtiyor. Bu sonuç, sessiz çatlamanın artık yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, iş dünyasında giderek yaygınlaşan ve dikkatle ele alınması gereken bir olgu haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırma, sessiz çatlamanın çoğunlukla finansal stres ve iş yerindeki duygusal tükenmişlikten kaynaklandığını ortaya koyuyor. Çalışanlar, maaşlarının yaşam standartlarını karşılamada yetersiz kaldığını ve iş yükünün sürekli arttığını hissediyor. İş değiştirmenin ve istifa etmenin mali durumunu düzeltmeyeceği bilinci de umutsuzluğu arttırıyor. Bu durum, hem çalışan sağlığı hem de iş yeri verimliliği için uyarıcı bir işaret olarak değerlendiriliyor. Sessiz çatlama çoğu zaman fark edilmesi güç bir durum olsa da etkileri oldukça derin hissedilen bir durum olarak göze çarpıyor. Çalışanlar, giderek artan yorgunluk ve motivasyon kaybıyla birlikte iş dışında da enerjilerinin tükendiğini hissediyor. Çalışanların günlük yaşamda basit aktiviteler yapması bile zorlayıcı hale gelirken aynı zamanda sürekli bir gerilim, endişe veya huzursuzluk duygusu taşımaya başladıkları görülüyor. Kısa vadede iş performansını hemen etkilemeyen sessiz çatlama, uzun vadede hem çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını hem de iş yerindeki genel verimliliği ciddi şekilde tehdit eden görünmez bir kriz haline geliyor. Kendini belli etmeden ilerleyen bu süreç, fark edilip önlem alınmadığında iş yeri bağlılığı ve çalışan memnuniyetini olumsuz yönde etkiliyor. AVİTA Çalışan Destek Programı Klinik Psikolog Fahriye Nasırzade sessiz çatlamayla ilgili şu açıklamalarda bulundu; “Sessiz çatlama, yalnızca yorgunluk ya da stress durumuyla açıklanamaz. Bu, insanın anlamla olan bağının kopmasıdır. İşin, emeğin ve yaşamın anlamını yitirdiğimizde; üretkenlik, aidiyet, motivasyon gibi kelimeler birer maske haline gelir. Sessiz çatlama’yı modern çağın en tehlikeli psikolojik krizlerinden biri olarak görüyorum. Çünkü görünmez bir şekilde ilerler. Tabiri caizse kimse çığlık atmaz, kimse kapıyı çarpıp gitmez. Ama birey her gün biraz daha tükenir, biraz daha kendinden ve olaylardan uzaklaşır. Bu nedenle artık kurumların “sessiz istifa”dan ötesine bakması gerekiyor. Çalışanların yalnızca performansını değil, duygusal varlığını, finansal yükünü, psikolojik dayanıklılığını da anlaması gerekiyor. Çünkü iyilik hâli, sadece bireysel bir mesele değil; kurumun sürdürülebilirliğini belirleyen en güçlü yatırımdır. “Sessiz çatlama, sadece yorgunlukla açıklanabilecek bir durum değildir; bu, insanın anlam duygusunun sessizce sarsılmasıdır. Çalışan, görünürde işlevini sürdürürken iç dünyasında çatırdamaya başlar. Uzun süren stres, finansal baskılar ve duygusal yorgunluk birleştiğinde kişi artık sadece işini değil, kendini de taşımakta zorlanır. Bu dönemde kurumlar için en kritik farkındalık, çalışan performansını değil insanın ruhsal bütünlüğünü izlemektir. Çünkü sessiz çatlamalar fark edilmediğinde yalnızca birey değil, kurumun da sesi kısılır.” Yönetimsel Kopukluk Sessiz Çatlamayı Derinleştiriyor Çalışan deneyiminde yönetimin rolü oldukça kritik. Araştırmalar, yöneticilerin çalışanları destekleme becerisinin iş yeri mutluluğu ve verimliliği üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ortaya koyuyor. TalentLMS araştırmasına göre genel olarak çalışanların %62’si yöneticilerinin endişelerini dinlediğini belirtirken, %20’si bu konuda olumsuz düşünüyor. Sessiz çatlama yaşayan çalışanlar arasında ise bu oran çok daha çarpıcı: %47’si yöneticilerinin kendilerini dinlemediğini ifade ediyor. Bu veriler etkisiz yönetim ile kalıcı mutsuzluk arasında net bir bağ olduğunu gösteriyor. İş dünyasında empati ve aktif dinleme yetenekleri, çalışanların motivasyonunu ve bağlılığını artırmak için her zamankinden daha önemli hale geliyor. Çalışan Destek Programı ve İş Yeri Kültürü Kurumlar, sessiz çatlamanın olumsuz etkilerini azaltmak için kapsamlı önlemler alıyor. İş yeri kültürünü güçlendirmek, eğitim, finansal ve psikolojik destek programları sunmak, esnek çalışma seçenekleri sağlamak ve düzenli geri bildirim mekanizmaları kurmak bu sürecin temel taşlarını oluşturuyor. Uzmanlar, bu uygulamaların çalışanların motivasyonunu artırarak iş yerinde sürdürülebilir bir mutluluk ve bağlılık sağladığını vurguluyor. Sessiz çatlama göz ardı edildiğinde hem çalışan hem de kurum için maliyetli bir kriz haline geliyor. Erken fark edilip önlem alındığında ise başarı ve verimlilik sürdürülebilir hale geliyor.

TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu’ndan farkındalık çağrısı Haber

TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu’ndan farkındalık çağrısı

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında basın açıklaması yaptı ve panel düzenledi. Etkinlikte, erkek şiddeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı çağrılar yapıldı. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde BAOB Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı, TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu Temsilcisi Gülsemin Ayyıldız okudu. Ayyıldız, yaptığı açıklamada, 2024 yılında Türkiye’de 40’ın üzerinde çocuğun ve 403 kadının erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybettiği, 259 şüpheli kadının ise adalet bulamadığını belirterek, kadına yönelik şiddetin toplumsal ve yapısal bir sorun olduğunu vurguladı. Şiddetin kökeninde ataerkil yapı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bulunduğu; kadınların evde, iş yerinde, sokakta ve dijital dünyada şiddetle karşılaştığı ifade edildi. Ekonomik krizler, yoksulluk ve kurumsal çürüme gibi faktörlerin erkek şiddetini beslediği aktarıldı. KADINLARIN TALEPLERİ VE ÇAĞRILARI: Şiddet faillerinin en ağır yaptırımlarla cezalandırılması, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulanması ve ekonomik şartlar halk lehine iyileştirilmesini isteyen kadınlar, "Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi zorunlu kılınmalı. Kadın dayanışması güçlendirilmeli; sığınma evleri, psikolojik destek ve ekonomik yardım mekanizmaları yaygınlaştırılmalı. Dijital nefret ve erkek şiddeti örgütlenmeleri takip edilmeli ve engellenmeli" taleplerini de sıraladı. Ayyıldız, kadınların talep ve çağrılarını “Susmayacağız, korkmayacağız, geri adım atmayacağız; birlikte aydınlık yarınlara yol alacağız! Yaşamak istiyoruz, yaşatacağız!” ifadeleriyle mesajını sonlandırdı. Basın açıklaması sonrasında TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Konferans Salonu’nda panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Kimya Mühendisi Meral Çoban’ın üstlendiği panelde, Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Bilgen Şentürk, Bursa Veteriner Hekimleri Odası’ndan Özlem Hasanoğlu ve Bursa Eczacılar Odası’ndan Gökçenay Derebaşı Hanlı konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kadınların meslek hayatında karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı. Etkinlik, kadına yönelik şiddete karşı farkındalık oluşturmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeyi amaçladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.