SON DAKİKA
Hava Durumu

#Petrol

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık Haber

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık

İran’ın nüfuzlu askeri ve siyasi figürlerinden biri olan eski Devrim Muhafızları Komutanı MuhsinRizai, bir mülakatta ABD ve İsrail’in Ortadoğu stratejilerini değerlendirdi. Rizai, Washington ve Tel Aviv’in bölgesel çıkarlarının birbiriyle paralel olduğunu belirterek, heriki yönetimin de bölgede yeni bir sistem dayatmak için İran’ı saf dışı bırakmayı zorunlugördüğünü iddia etti. "İran var oldukça haritayı değiştiremezler" İran'ın mevcut konumunu koruduğu müddetçe bölge haritasının değiştirilmesinin "imkansız"olduğunu savunan Rizai, "Onlar, bölgede yeni bir düzen kurabilmek için öncelikle İran'ı ortadankaldırmaları gerektiğine inanıyorlar. Gazze, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılar, asıl büyükhedefleri olan İran'ı ele geçirmek için sadece birer başlangıçtı" ifadelerini kullandı. "Trump petrolün, Netanyahu toprağın peşinde" ABD ve İsrail’in çıkarlarının "petrol ve toprak" ekseninde birleştiğini öne süren Muhsin Rizai, şuiddialarda bulundu: "İsrail; Suriye'nin güneyi, Lübnan'ın güneyi ile Ürdün ve Irak'ın bir bölümünü kapsayan dahafazla toprağı işgal etme peşinde. Donald Trump ise öncelikle İran, Körfez ve Kafkasya'dakipetrol ve gaz kaynaklarını kontrol etmek istiyor. Trump’ın bu yaklaşımı Venezuela stratejisinebenziyor; oraya da sadece petrol için odaklanmıştı." Bölgesel iş birliği çağrısı İran'ın bu planların uygulanmasına izin vermeyeceğini kanıtladığını belirten Rizai, bölgeülkelerine dış müdahalelerden bağımsız bir güvenlik iş birliği çağrısı yaptı. Rizai, "Bölge ülkeleri küresel barış ve güvenliği korumak için kendi aralarında bir birlikoluşturmalı. Ancak birlikte hareket ederek adil ve eşitlikçi bir barışı tesis edebiliriz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği” temasıyla düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuştu. Zirvede Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyadan temsilcileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, etkinliğin ülkeler arası iş birliğine katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜRKİYE ENERJİ KÖPRÜSÜ KONUMUNDA” Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin enerji kaynaklarına sahip bölgeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve bölgesel istikrarın da merkezinde yer aldığını belirten Erdoğan, petrol ve doğal gazın stratejik önemini koruduğunu ifade etti. Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlere değinen Erdoğan, bu süreçlerin enerji arz güvenliğini doğrudan etkilediğini ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin diplomasi ve diyalog odaklı politikalarla krizlerin dışında kalmaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin güvenilir bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. “DOĞAL GAZ KAPASİTESİ 5 KAT ARTTI” Enerji alanındaki yatırımlara da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğal gaz giriş kapasitesinin 90 milyon metreküpten 495 milyon metreküpe yükseldiğini açıkladı. Türkiye’nin 39 ülkeden 50’den fazla şirketle doğal gaz tedarik eden büyük bir enerji altyapısına sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin günlük 9,5 milyon metreküpe ulaştığını belirten Erdoğan, yeni yatırımlarla bu rakamın artırılacağını söyledi. Şırnak Gabar’daki petrol keşfine de değinen Cumhurbaşkanı, buradaki üretimin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli katkı sağladığını ifade etti. Enerji, madencilik ve kritik mineraller alanında Türkiye’nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin artık bu alanlarda “oyun kurucu” bir aktör olduğunu söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yenilenebilir enerji yatırımlarına da dikkat çeken Erdoğan, “Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır” ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Zirve sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a merhum hattat Hasan Çelebi’nin kaleme aldığı bir eser takdim etti.

Trump: Xi, İran’a askeri yardım yapılmayacağını söyledi Haber

Trump: Xi, İran’a askeri yardım yapılmayacağını söyledi

Trump’ın Çin ziyareti kapsamında gerçekleşen görüşmede tarafların üzerinde uzlaştığı en önemli başlıklardan birinin Hürmüz Boğazı olduğu bildirildi. Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Washington ve Pekin, boğazın açık tutulması konusunda mutabakata vardı. İran’a yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni yönetim protokollerinin ardından bazı Çin gemilerinin geçişine izin verdiğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları da 13 Mayıs akşamından bu yana yaklaşık 30 geminin İran’ın izniyle Hürmüz’den geçtiğini açıkladı. “Xi, Hürmüz için yardım teklif etti” Trump, basına yaptığı açıklamada Çin lideri Şi’nin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda yardım teklif ettiğini söyledi. ABD Başkanı, “Xi bana İran’a askeri yardım yapmayacaklarını söyledi” ifadelerini kullandı. “İran’ın uranyumunu almayı tercih ederim” Trump, İran konusunda “çok fazla sabırlı olmayacağını” belirterek Tahran yönetimine yönelik sert mesajlarını yineledi. İran’ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin konuşan Trump, “Uranyum gömülebilir ama ben onu almayı tercih ederim” dedi. Trump ayrıca bunun bir “halkla ilişkiler başarısı” olacağını savundu. Çin’den Boeing’e 200 uçak siparişi Trump, Çin’in ABD’li uçak üreticisi Boeing’e 200 yeni uçak siparişi verdiğini de açıkladı. Bu anlaşmanın büyük istihdam yaratacağını belirten Trump, “Boeing 150 uçak bekliyordu ancak sipariş sayısı 200’e çıktı” dedi. Trump ayrıca Çin’in aşamalı olarak ticarete açılmaya hazırlandığını ve ABD’den daha fazla tarım ürünü ile petrol satın alacağını söyledi. Trump ve Xi Çin Komünist Partisi merkezini gezdi Trump ve Xi Cinping, görüşmeler kapsamında Çin Komünist Partisi’nin merkezi olarak bilinen bölgede bir araya geldi. İki lider resmi salonda düzenlenen çay seremonisine katıldıktan sonra öğle yemeğine geçti. Trump burada yaptığı açıklamada, “İran’da başkalarının çözemediği çok sayıda sorunu çözdük. İran’ın nükleer silaha sahip olmasını istemiyoruz, boğazların açık kalmasını istiyoruz” dedi. “Xi beni tebrik etti” Trump, ziyaretin son gününde Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda da Xi Cinping’in kendisini başarılarından dolayı tebrik ettiğini öne sürdü. Trump, Xi’nin geçmişte ABD’yi gerileyen bir ülke olarak değerlendirdiğini ancak mevcut yönetim döneminde ülkenin yeniden yükselişe geçtiğini savundu. ABD ekonomisinin güçlendiğini, yatırımların arttığını ve ordunun dünyanın en güçlü ordusu olduğunu söyleyen Trump, “Başkan Xi, kısa sürede elde edilen başarılar nedeniyle beni tebrik etti” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca Çin ile ilişkilerin daha güçlü hale geleceğini umduğunu belirtti. Trump: Çin Devlet Başkanı, İran meselesinde arabuluculuk yapmaya hazır ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, İran'la anlaşma ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Çin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, Fox News kanalından Sean Hannity'ye verdiği röportajda, Şi ile görüşmesini değerlendirdi. Trump, Çin Devlet Başkanı Şi'nin, hem İran'la anlaşmanın sağlanması hem de Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasını umduğunu söylediğini aktardı. ABD Başkanı, "Devlet Başkanı Şi, (İran'la) bir anlaşma yapılmasını istiyor. Kendisi bir teklifte de bulundu, 'Eğer herhangi bir şekilde yardımcı olabilirsem, yardımcı olmak isterim.' dedi. Kendisi, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını istiyor, bu kadar çok petrol satın alan herkesin onlarla (İranlılarla) bir tür ilişkisi olduğu açıktır ancak o, herhangi bir şekilde yardımcı olabilirse olmak istediğini belirtti" ifadelerini kullandı.

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak' Haber

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak'

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD ve Çin’in İran’ın “asla nükleer silaha sahip olmaması” konusunda ortak tutum benimsediği belirtildi. Açıklamada ayrıca iki ülkenin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda da mutabakata vardığı ifade edildi. Beyaz Saray, Çin lideri Şi Cinping’in boğazın askerileştirilmesine ve geçişlerden ücret alınmasına karşı çıktığını aktardı. Açıklamada, Çin’in enerji tedarikinde Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak amacıyla daha fazla Amerikan petrolü satın almaya ilgi gösterdiği kaydedildi. Gündemde İran ve enerji güvenliği vardı Uluslararası basında yer alan haberlere göre görüşmenin ana gündem maddeleri arasında İran’ın nükleer programı, Körfez’de yükselen askeri gerilim ve enerji arz güvenliği yer aldı. Reuters ve The Guardian’ın aktardığına göre Washington yönetimi, Pekin’den İran üzerindeki etkisini kullanmasını isterken, Çin tarafı ise bölgede geniş çaplı bir savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin mesajlar ise piyasalarda yakından takip edildi. Son haftalarda bölgede artan gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının, diplomatik temasların ardından dengelenebileceği değerlendiriliyor. Ekonomik ilişkiler de masadaydı Trump’ın Pekin ziyareti, yalnızca İran ve Ortadoğu’daki gelişmeler açısından değil, ABD-Çin ilişkilerinin geleceği bakımından da kritik temaslardan biri olarak değerlendirildi. Görüşmelerde ticaret, teknoloji, enerji ve üretim alanlarında iş birliği ihtimallerinin ele alındığı belirtildi. Diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi Çin ile ekonomik gerilimi kontrollü biçimde azaltmayı hedeflerken, Pekin yönetimi de yeni yaptırım risklerini önlemek için daha esnek bir yaklaşım sergiliyor. Putin’in Çin ziyareti hazırlığı Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e gerçekleştireceği resmi ziyaretin hazırlıklarının büyük ölçüde tamamlandığını açıkladı. Peskov, ziyaret tarihinin ilerleyen günlerde duyurulacağını belirterek Moskova ile Pekin arasındaki stratejik iş birliğinin yeni dönemde daha da güçlenmesinin beklendiğini söyledi. Rusya ile Çin arasındaki enerji, savunma ve ticaret alanlarındaki yakınlaşma uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor.a

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi Haber

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, kırılgan ateşkesin uzatılması ve barış görüşmelerinin başlaması hedefiyle Washington’ın sunduğu son teklife İran’dan "o gece" yanıt beklediğini cuma günü açıklamıştı. Ancak Tahran'ın Pakistanlı arabuluculara henüz bir geri dönüş yapmadığı görülüyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise Türkiyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD yönetiminin güvenilirliğine dair şüphelerini açıkça dile getirdi. İranlı İSNA haber ajansının aktardığına göre Erakçi, "ABD güçlerinin Basra Körfezi'nde son günlerde gerilimi tırmandırması ve ateşkesi ihlal eden eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyetleri ve ciddiyeti konusundaki şüphelerimizi artırmıştır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda tanker krizi ve çatışma Cuma günü yaşanan sıcak bir gelişmede, bir ABD savaş uçağı İran limanlarına yönelik ablukayı deldiği gerekçesiyle İran bayraklı iki petrol tankerine ateş açarak gemileri durdurdu. İranlı bir askeri yetkili ülke basınına yaptığı açıklamada, İran Deniz Kuvvetleri'nin bu "Amerikan terörüne" misilleme ile karşılık verdiğini ve çatışmaların şimdilik durduğunu belirtti. Söz konusu gerginlik, cuma gecesi Hürmüz Boğazı'nda patlak veren krizin hemen ardından geldi. Tahran'ın, yabancı gemilerden "geçiş ücreti" almak amacıyla boğazı kontrol etme girişimleri Washington'ın sert tepkisine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip bu güzergahın Tahran tarafından kontrol edilmesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu vurguladı. Washington, 10 hafta önce başlayan çatışmalara kalıcı bir çözüm bulmak adına Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ateşkesin uzatılması teklifini iletmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, teklifin şu an "değerlendirme aşamasında" olduğunu kaydetti. Hark Adası açıklarında devasa petrol sızıntısı Körfez'deki askeri hareketliliğin yanı sıra çevresel bir felaket de kapıda. Uydu görüntüleri, İran'ın petrol ihracatındaki can damarı olan Hark Adası açıklarında 52 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa bir petrol sızıntısını ortaya çıkardı. (Orbital EOS) verilerine yansıyan sızıntının kaynağı henüz netleşmezken, İngiltere merkezli Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) sızıntının bölgedeki yıpranmış petrol altyapısındaki bir arızadan kaynaklanabileceğini belirtti. Riyad'dan ABD'nin askeri üs talebine ret Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak amacıyla geçen pazar günü bir deniz operasyonu duyuran, ancak müzakerelere şans tanımak için salı günü planı askıya alan Donald Trump'a bölgedeki müttefiklerinden de beklediği destek gelmedi. Suudi kaynaklara göre Riyad yönetimi, ABD'nin bu operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki askeri üsleri ve hava sahasını kullanma talebini geri çevirdi. Kaynaklar, Riyad'ın askeri bir müdahalenin durumu daha da karmaşıklaştıracağı ve çözüm getirmeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Lübnan'da ateşkese rağmen bombardıman Bölgedeki bir diğer kriz noktası olan İsrail-Hizbullah hattında da ateşkes pamuk ipliğine bağlı. Lübnan resmi medyası, üç haftadır yürürlükte olan ateşkese rağmen cumartesi günü başkent Beyrut'un güneyine İsrail tarafından üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Saldırıların, gelecek hafta Washington'da Lübnan ile İsrail arasında ilk kez yapılması planlanan ve Hizbullah'ın şiddetle karşı çıktığı doğrudan müzakerelerin arifesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor Haber

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor

Birleşik Arap Emirlikleri, 28 Nisan'da, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olmak üzere, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) ve OPEC+ ittifakından resmen çekildiğini duyurdu. Bu karar, 1967'de Abu Dabi Emirliği'nin örgüte katılmasıyla başlayan ve 1971'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin birleşik bir ulus olarak kurulmasından önce gerçekleşen yaklaşık altmış yıllık üyeliği sona erdiriyor. Birleşik Arap Emirlikleri, altmış yıllık üyeliğin ardından OPEC'ten ayrılma kararı aldı. Fotoğraf: SB Mintel Bu olay, Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra OPEC'in üçüncü büyük petrol üreticisi olan ve günlük 4,8 milyon varile kadar üretim kapasitesine sahip Birleşik Arap Emirlikleri'nde şok etkisi yarattı. Ancak bu ani bir şok değildi; aksine, uzun süredir biriken çelişkili çıkarların sonucuydu. Son on yılda Abu Dabi, sessiz ama kararlı bir şekilde petrol ve doğalgaz altyapısına büyük yatırımlar yapma stratejisi izledi. Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) aracılığıyla ülke, petrol sahalarını modernize etmek ve üretim kapasitesini artırmak için 150 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Hedefleri açık: 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim seviyesine ulaşmak. Ancak, OPEC çerçevesinde yer almasına rağmen, BAE sürekli olarak küresel petrol fiyatlarını korumayı amaçlayan üretim kesintileriyle karşı karşıya kaldı. OPEC kotaları, BAE'nin üretimini genellikle günlük 2,9 ila 3,2 milyon varil arasında tutuyor. Bu da BAE'nin büyük yatırımlar yaptığı yaklaşık 2 milyon varillik üretim kapasitesinin atıl durumda kaldığı anlamına geliyor. Dramatik bir ekonomik dönüşüm geçiren bir ülke için, böylesine büyük bir finansal kaynağı "dondurmak" kabul edilemez bir yük haline gelir. Abu Dabi, özellikle Net Sıfır 2050 planını uygulamak ve petrol dışı ekonomisini çeşitlendirmek için önemli miktarda sermayeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mevcut fiyat seviyesini korumak için ulusal çıkarları feda etmenin uzun vadeli vizyonuyla artık uyumlu olmadığını kabul etmektedir. Ayrıca, BAE'nin lojistik haritasındaki konumu da önemli ölçüde değişti. Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden jeopolitik güvenlik sorunlarının ortasında, BAE Hint Okyanusu kıyısında Fujairah limanını proaktif bir şekilde geliştirdi. Batıdaki sahalardan doğudaki sahalara petrol taşıyan bir boru hattı sistemi, Hürmüz Boğazı'nın hassas sularından geçmeden günde yaklaşık 1,5 milyon varil petrolü doğrudan ihraç etmelerine olanak tanıyor. Ulaşım yolları üzerindeki bu özerklik, önemli bir rekabet avantajı yaratmakta ve OPEC'in ortak dağıtım kurallarına uymayı kısıtlayıcı hale getirerek Asya'daki stratejik ortaklarla uzun vadeli tedarik sözleşmeleri imzalama konusunda esneklikten yoksun bırakmaktadır. Ortak ülkelere petrol ihracatını artırma özgürlüğü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin birlikten ayrılma kararının yürürlüğe girmesinin hemen ardından, en doğrudan etki fiyatlandırma mekanizmalarında ve arz akışlarında meydana gelen değişiklik oldu. Üretim kesintisi anlaşmalarına artık bağlı olmayan BAE, başta Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere, petrolünün %90'ından fazlasını Orta Doğu'dan ithal eden başlıca müşterilerinin gerçek talebine göre üretimini ayarlamakta özgürdü. Bu özgürlük, BAE'nin yenilenebilir enerjinin yükselişi nedeniyle giderek daha rekabetçi hale gelen enerji piyasasında müşterilerini elde tutmak için daha esnek finansal ve indirim araçları kullanmasına olanak tanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri Enerji Bakanı Suhail Mohamed al-Mazrouei. Fotoğraf: YouTube Uluslararası piyasalardan gelen tepki, daha istikrarlı bir arz beklentisiyle karışık bir temkinlilik oldu. Başlıca petrol borsalarında, yatırımcılar BAE'den gelebilecek potansiyel arz fazlasını yeniden hesaplarken, Brent ve WTI ham petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalar yaşandı. Ancak, büyük bir satış dalgası yerine, piyasada enerji ittifaklarında bir yeniden yapılanma yaşanıyor gibi görünüyor. OPEC üretiminin yaklaşık %10'unu oluşturan bir üreticinin ayrılması, örgütün fiyatları manipüle etme yeteneğini önemli ölçüde zayıflatıyor. OPEC artık küresel ham petrol üretiminin %30'undan daha azını kontrol ediyor; bu da Viyana'daki üretim kesintisi duyurularının ağırlığını eskisine göre daha az belirleyici kılıyor. Asya'daki büyük petrol tüketen ülkeler hızla yeni yaklaşımlar benimsedi. ADNOC ile yapılan vadeli işlem sözleşmelerinin, nakliye ve depolama konusunda daha uygun şartlarla yeniden müzakere edilmesi muhtemel. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujairah limanındaki stratejik konumu, onu Hint Okyanusu'nda güvenli, dev bir "yakıt istasyonu" haline getiriyor. Bu durum, bölgesel istikrarsızlık nedeniyle artan nakliye sigorta maliyetlerini düşürmeye yardımcı olmakla kalmayıp, Doğu Asya sanayi ekonomileri için enerji güvenliğini de sağlamaktadır. Açıkça görüldüğü üzere, BAE'nin ayrılması, birliğin idari önlemleriyle yapay olarak yüksek tutulan fiyatlar yerine, arz istikrarı ve işlem şeffaflığının önceliklendirildiği bir piyasa senaryosunu tetiklemiştir. Bu, düzenlenmiş petrol piyasaları döneminin sonu mu? Uzun vadede, BAE'nin kararı uluslararası enerji yönetişim yapısı için dikkate değer bir emsal teşkil etmektedir. Bu karar, geleneksel petrol kartelleri aracılığıyla yürütülen piyasa yönetimi modelinin, üye devletlerin kaynakları bireysel olarak optimize etme eğilimi karşısında giderek cazibesini kaybettiğini göstermektedir. Bu çözülme, mutlaka şiddetli bir petrol fiyat savaşına yol açmaz, ancak tekelci fiyat düzenlemesi döneminin sonunu işaret eder. Petrol piyasası, arz ve talebin doğal yasalarının daha baskın bir rol oynadığı "yeni bir normale" doğru kaymaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten ayrılması birçok yeni zorluğu beraberinde getiriyor ve küresel enerji piyasası için yeni oyun kuralları belirleyebilir. Fotoğraf: Finance with JC OPEC için, BAE'nin çekilmesi örgütün sonu değil, kolektif kontrol modelinden daha merkezi olmayan ve çok kutuplu bir petrol piyasası yapısına geçişi işaret eden kritik bir dönüm noktasıdır. OPEC'in etkisi azalacak, ancak ortadan kaybolmayacak. Bu, Al Jazeera ile görüşen birçok bağımsız uzmanın da paylaştığı değerlendirmedir. Ancak, yüksek finansal disipline ve modern üretim kapasitesine sahip bir üye olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması, OPEC'in güvenilirliği ve uygulama gücü için büyük bir darbe anlamına geliyor. Blok zorlu bir ikilemle karşı karşıya kalacak: diğer üyelerin bütçelerine fayda sağlayacak bir seviyede petrol fiyatlarını nasıl tutacak ve aynı zamanda Irak veya Kuveyt gibi üretimi artırmak isteyen ülkelerden gelebilecek bir "ayrılık" dalgasını nasıl önleyecek? Toplumsal birlik ile ulusal çıkarlar arasındaki çizgi her zamankinden daha kırılgan hale geliyor. Bu ayrışma, geçmişteki geniş ama çoğu zaman çatışmalarla dolu ittifak yerine, benzer düşüncelere sahip birkaç üreticiye odaklanan daha küçük bir OPEC yapısına yol açabilir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu olay Körfez ülkelerinin petrol sonrası bir geleceğe hazırlanmasını yansıtıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, küresel talep yüksek kalırken, yeşil enerjiye ve ileri teknolojiye geçiş için sermaye biriktirmek amacıyla "kara altın" kaynaklarını en üst düzeyde kullanmayı tercih etti. Bu, dinamik ekonomik düşünceyi yansıtan ve artık geleneksel siyasi taahhütlerle sınırlı olmayan pragmatik bir hamledir. Petrol artık tek jeopolitik silah olmadığında, uluslar halklarına en büyük ekonomik faydayı sağlayan ve sürdürülebilir gelecek gelişimlerini güvence altına alan yolu önceliklendireceklerdir. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten çekilmesi, Körfez jeopolitik yapısındaki derin bir ayrılığın da somut bir işaretidir. Bu, sadece dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve hala OPEC'e hakim olan Riyad ile Abu Dabi arasındaki bir ayrılık değil, aynı zamanda kendi "ulusal çıkarlarını" tanımlamada daha özgüvenli ve bağımsız bir Birleşik Arap Emirlikleri'nin ortaya çıkışıdır.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel,  ABD'yi uyardı. Haber

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD'yi uyardı.

Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Küba'yı bir şekilde ele geçirme" planlarına ilişkin son açıklamalarına karşılık olarak, bu sözleri saldırgan ve tarihe saygısızlık olarak nitelendirdi. Küba'nın barışsever bir millet olduğunu ancak asla tehdit altında kalmasına veya saldırgan planlar karşısında pasifleşmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Ayrıca, 60 yıldan fazla süren abluka karşısında Küba halkının gösterdiği direnci övdü. Ayrıca, iki ülke arasındaki umut vadeden tıbbi işbirliği örneklerini de açıkladı; bunlar arasında saygın bir Amerikan tesisinde Küba akciğer kanseri aşısının klinik denemelerinin yapılması veya Amerikalı Alzheimer hastalarının Küba ilaçlarıyla tedavi edilmesi yer alıyor. Giderek kötüleşen enerji durumuyla ilgili olarak, Rusya'dan insani yardım amacıyla gelen petrol tankerlerinin önemli olduğunu ancak ülkenin aylık ihtiyacının yalnızca üçte birini karşıladığını kabul etti. ABD'nin uyguladığı yıkıcı enerji ablukasının ortasında Küba, yerli ham petrol üretimini artırarak, ağır petrolü rafine etmek için bilimsel ve teknolojik gelişmeleri uygulayarak ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor. Küba lideri, ABD yönetimiyle bir anlaşmaya varılması olasılığına ilişkin olarak, diyaloğun mümkün ancak son derece zor olduğunu belirtti. Küba'nın her zaman saygı, eşitlik ve birbirlerinin iç işlerine karışmama temelinde medeni komşuluk ilişkileri kurmaya hazır olduğunu vurguladı.

Trump’tan İran'uranyum zenginleştirmesi’ne ilişkin açıklama Haber

Trump’tan İran'uranyum zenginleştirmesi’ne ilişkin açıklama

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile sağlanan ateşkesin ardından AFP’ye verdiği özel mülakatta iddialı açıklamalarda bulundu. Trump, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarını durdurmak için belirlediği mühletin dolmasına sadece bir saat kala gelen ateşkesi, Amerikan tarafı için büyük bir başarı olarak tanımladı. "Yüzde 100 zafer" AFP muhabirinin "Zafer mi ilan ediyorsunuz?" sorusuna Trump, "Tam ve mutlak bir zafer. Yüzde 100. Bu konuda hiçbir şüphe yok," yanıtını verdi. İran tarafının da ateşkesi kendi lehine bir kazanım olarak sunmasına ve anlaşmanın detaylarına ilişkin soru işaretlerine rağmen Trump, oldukça iyimser bir tablo çizdi. Uranyum ve 15 maddelik plan İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetiyle ilgili soruları yanıtlayan Trump, nükleer malzemenin herhangi bir barış anlaşmasının parçası olacağını vurguladı. Detay vermekten kaçınan Trump, "Bu konu mükemmel bir şekilde halledilecek, aksi takdirde uzlaşmazdım" dedi. Trump, Truth Social üzerinden daha önce yaptığı açıklamada İran'ın 10 maddelik "uygulanabilir" bir teklif sunduğunu belirtmişti. AFP’ye yaptığı son açıklamada ise çıtayı yükselterek, "Şu an 15 maddelik bir işlem sürecimiz var ve bunların çoğunda uzlaşma sağlandı. Bakalım neler olacak, sonuca varacak mıyız göreceğiz" ifadelerini kullandı. Çin'in rolü ve Pekin ziyareti Trump, İran’ın masaya oturmasında Çin’in ikna edici bir rol oynadığına inandığını söyledi. Pekin’in Tahran üzerindeki etkisine değinen Trump, "Öyle olduğunu duyuyorum," diyerek Çin'in arabuluculuktaki payını teyit etti. Bu gelişme, Trump’ın Mayıs ayı ortasında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapacağı kritik zirve öncesine denk geliyor. Daha önce Nisan ayı başında yapılması planlanan bu ziyaret, Trump tarafından "İran savaşını yönetmek için Washington'da kalması gerektiği" gerekçesiyle ertelenmişti. Belirsizlikler sürüyor: “Bekleyip göreceksiniz” Ateşkes, ABD ve İsrail’in bir aydan fazla süren yıkıcı saldırılarının ve Pakistan’ın arabuluculuk çabalarının ardından geldi. Ancak özellikle Hürmüz Boğazı’nın petrol trafiğine yeniden açılması konusundaki düzenlemeler henüz netleşmiş değil. Trump, anlaşmanın bozulması durumunda İran'ın sivil enerji santralleri ve köprülerini hedef alma tehdidine geri dönüp dönmeyeceği sorusuna ise, "Bunu yaşayıp göreceksiniz" yanıtını vermekle yetindi. Pekin, İran'ın en büyük petrol alıcısı ve yakın müttefiki olmasının yanı sıra Körfez ülkeleriyle de güçlü ekonomik bağlara sahip. Uzmanlar, Çin’in bölgedeki gerilimi düşürme çabasının stratejik enerji çıkarlarıyla örtüştüğüne dikkat çekiyor. Donald Trump'ın AFP ile yaptığı soru-cevap röportajı: AFP: İran ile bugün varılan barış anlaşmasından sonra zafer ilan edebilir misiniz? TRUMP: Evet, tam ve kapsamlı bir zafer. Yüzde 100. Bundan en ufak bir şüphe yok. AFP: Birçok şey hala çözülmemiş gibi görünüyor, örneğin Hürmüz Boğazı ile ilgili durum nedir? TRUMP: Bilmiyorum. Birçok nokta var. Çoğu üzerinde anlaştığımız 15 maddelik bir anlaşmamız var. Bakalım ne olacak. Bakalım bu gerçekleşecek mi. AFP: Ya anlaşma olmazsa? Önceki tehditlerinize geri dönecek misiniz? TRUMP: Bunu öğrenmek için beklemeleri gerekecek. AFP: Bir sorum daha var, Sayın Başkan. Çin, İran'ı anlaşmaya katılmaya ikna etmede rol oynadı mı? TRUMP: Bunu duydum, evet. Evet, rol oynadılar. AFP: Peki ya uranyumun akıbeti? TRUMP: En iyi şekilde ele alınacak, aksi takdirde anlaşmayı kabul etmezdim. AFP: Çok iyi. Sorabilir miyim; bu nasıl olacak? TRUMP: Anlaşmayı kabul etmezdim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.