SON DAKİKA
Hava Durumu

#Pentagon

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Pentagon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pentagon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD’nin silah stoklarını yenilemesi 2030’u bulacak Haber

ABD’nin silah stoklarını yenilemesi 2030’u bulacak

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor;Tomahawk, Patriot ve THAAD gibi kritik sistemlerin savaş öncesi seviyeye dönmesi içinABD'nin en az 3 ila 5 yıla ihtiyacı olduğunu ortaya koydu. Dün yayımlanan analize göre, İran operasyonları sırasında sergilenen yoğun ateş gücü, ABDaskeri endüstrisini kapasite sınırlarını zorlamaya itti. Rapor, bu mühimmat açığının özellikle Pasifik’te Çin ile yaşanabilecek olası bir gerilimde"stratejik bir risk" oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Tomahawk stokları alarm veriyor CSIS verilerine göre, ABD ordusu İran’daki hedefleri vurmak için 1.000’den fazla Tomahawkseyir füzesi kullandı. Bu miktarın yerine konması için öngörülen tarih ise 2030 yılının sonu. Mevcut üretimkapasitesinin yıllık 200 adet civarında olduğu belirtilirken, dev savunma yüklenicisiRaytheon'un bu sayıyı 1.000’e çıkarmak için Alabama ve Arizona’daki tesislerini genişlettiğikaydedildi. Savunma sistemlerinde "zaman" yarışı İran füze ve dronlarına karşı etkili olan hava savunma sistemlerinde de durum benzer: THAAD: Envanterden eksilen 290 füzenin tamamlanması 2029 sonunu bulacak. Patriot: 1.000’den fazla füzenin ikamesi için 2029 ortası işaret ediliyor. "Sorun para değil, zaman" Trump yönetiminin gelecek yıl için teklif ettiği 1,5 trilyon dolarlık dev savunma bütçesi,mühimmat üretimini hızlandırmayı hedeflese de uzmanlar fiziksel kısıtlamalara dikkat çekiyor. CSIS raporunda yer alan, "Bugünün sorunu para değil; bu karmaşık sistemlerin inşa edilmesiiçin gereken zamandır" ifadesi, endüstriyel kapasitenin zorlandığını gösteriyor. Trump ve Pentagon’dan "hazırız" mesajı Eleştirilere ve raporlara rağmen Beyaz Saray ve Pentagon iyimserliğini koruyor. SavunmaBakanı Pete Hegseth, savunma sanayisindeki yatırımların kapasiteyi üç katına çıkaracağınısavunurken; Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, "Ordumuz, Başkan'ın seçtiği her yerde göreviniyapacak donanıma ve envantere sahiptir" açıklamasında bulundu. Kritik fark: Savaş tecrübesi vs. envanter sayısı Analiz, mühimmat eksikliğine rağmen ABD’nin bir avantajına dikkat çekiyor: Modern savaştecrübesi. ABD ordusunun son dönemde İran, Venezuela ve Husilere karşı aktif operasyonyürüterek gücünü kanıtladığı, öte yandan en son 1979’da savaşan Çin ordusunun butecrübeden yoksun olduğu vurgulanıyor. Uzmanlara göre bu "tecrübe makası", stoklar dolana kadar Çin’in Tayvan konusundakiadımlarını caydırabilecek en önemli unsur olmaya devam ediyor.

ABD: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün daha uzatıldı Haber

ABD: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün daha uzatıldı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Washington'da 2 gündür süren İsrail-Lübnan 3. tur doğrudan müzakerelerine ilişkin açıklama yaptı. Sözcü Pigott, "ABD, 14-15 Mayıs tarihlerinde İsrail ile Lübnan arasında 2 gün süren son derece verimli görüşmelere ev sahipliği yaptı. Daha fazla ilerleme sağlanabilmesi için 16 Nisan'da ilan edilen ateşkes 45 gün daha uzatılacak." ifadesini kullandı. Pigott, müzakerelerin siyasi ayağının 2-3 Haziran'da yeniden başlayacağını ve 29 Mayıs'ta Pentagon'da her iki ülkenin askeri heyetlerinin katılımıyla güvenlik toplantısı yapılacağını belirtti. Dışişleri Sözcüsü, görüşmelerin, iki ülke arasında kalıcı barışın sağlanması ve karşılıklı egemenlik ve toprak bütünlüğünün tam olarak tanınmasına katkı sağlayacağına inandıklarını vurguladı. İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkes İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu. Lübnan Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, 2 Mart'tan bu yana ateşkes ilanına rağmen devam eden İsrail saldırılarında 2 bin 950'den fazla kişi hayatını kaybetti. Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar Haber

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar

Hurst, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Pentagon'un 2027 mali yılı için rekor düzeydeki bütçe talebiyle ilgili Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi Savunma Alt Komitesi'nde düzenlenen oturumda ifade verdi. Temsilciler Meclisi üyelerine ABD'nin İran'a karşı İsrail'le birlikte başlattığı savaşın bugüne kadar Pentagon bütçesine yansıyan maliyeti sorulan Hurst, bu rakamın "yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını" söyledi. Hurst, "(Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin) ifadesi sırasında bu rakam 25 milyar dolardı, ancak ortak personel ekibi ve mali işler ekibi bu tahmini sürekli olarak inceliyor ve bu nedenle şimdi 29 milyar dolara daha yakın olduğunu düşünüyoruz" dedi. Savaşın maliyetindeki 4 milyar dolarlık artışa açıklama getiren Hurst, "Bunun nedeni, güncellenmiş ekipman onarım ve değiştirme maliyetleri ile ayrıca personelin görevde kalmasını sağlamak için genel işletme maliyetleridir” diye ekledi. Ayrıca, söz konusu oturumda konuşan Savunma Bakanı Hegseth, İran'la savaşın maliyetine ilişkin daha resmi bir hesaplamayı Kongre'ye sunup sunamayacağı sorusuna, Pentagon'un bu konuda "ilgili ve gerekli olduğunda mümkün olduğunca bilgileri paylaşacağını" belirtti. Hegseth, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme veya geri çekme planlarıyla ilgili ise "Gerekirse (savaşı) yeniden tırmandırma planımız var, gerekirse geri çekilme planımız var. Varlıkları kaydırma planımız var" ifadelerini kullandı. ABD medyasındaki haberlerde, söz konusu maliyetin İran'ın füzelerle vurduğu ABD'nin bölgedeki üslerinde yapılacak onarım maliyetleri de eklendiğinde 40-50 milyar dolara çıkabileceğine dair yorumlara yer verildi. Hurst, nisan ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadesinde İran'a yönelik savaşın maliyetinin "yaklaşık 25 milyar dolar" olarak hesapladıklarını söylemiş ve bunun Ortadoğu'daki ABD üslerinde meydana gelen kapsamlı hasarın onarım maliyetini içermeyen düşük bir rakam olduğunu bildirmişti.

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak Haber

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak

ABD medyasına göre Trump, Pentagon ve Beyaz Saray’a ait gizli savaş bilgilerini yayımladıkları gerekçesiyle bazı gazeteciler hakkında sert adımlar atılmasını istedi ve bu kapsamda telefonlara ve iletişim kayıtlarına el konulmasını talep etti. Yetkililer, söz konusu bilgilerin “ulusal güvenlik sırları” olduğunu savundu. Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD Adalet Bakanlığı Vekili Todd Blanche, medya kaynaklarının ortaya çıkarılması için tüm yasal yolların kullanılacağına dair güvence verdi. Trump’tan İran savaşına ilişkin rahatsızlık Trump’ın öfkesinin, 23 Şubat’ta yayımlanan bir haber sonrası arttığı belirtildi. Haberde, ABD’li General Dan Caine’in Trump’ı İran ile savaşın uzun süreceği ve ciddi riskler taşıdığı konusunda uyardığı, ancak Trump’ın bu uyarıdan sadece beş gün sonra operasyonları başlattığı iddia edildi. “Savaş odası” bilgileri ve New York Times gerilimi Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump özellikle New York Times gazetesine tepki gösteriyor. Gazetenin 7 Nisan’da yayımladığı bir haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı İran’a yönelik saldırılara ikna etmeye çalıştığı ve ABD istihbaratının “rejim değişikliği” planlarına şüpheyle yaklaştığı iddia edilmişti. Gazetecilere gözaltı tehdidi Trump, bir basın toplantısında gazetecilere açık şekilde tehditte bulunarak, “Gidip medya şirketlerine şunu söyleyeceğiz: Bu ulusal güvenlik meselesi. Ya kaynaklarınızı açıklarsınız ya da hapse girersiniz” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı da bu açıklamalara destek vererek gerekirse gazetecilerin evlerinde arama yapılabileceğini söyledi. Medya ile gerilim tırmanıyor Trump’ın medya ile ilişkisi 2016’dan bu yana gerginliğini korurken, son dönemde bu gerilim “yanlış haber” tartışmasından çıkarak “hainlik” suçlamalarına kadar uzandı. Haberde, mevcut Adalet Bakanlığı düzenlemelerinin gazetecileri koruduğu ancak Todd Blanche’ın bu kuralları gevşettiği ifade edildi. ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın küresel enerji krizine yol açtığı belirtilirken, Trump’ın yaklaşan seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol altına almak istediği yorumuna yer verildi.

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor Haber

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor

The Jerusalem Post’un haberine göre konuya yakın kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önünde Kürtleri suçladığını ancak perde arkasında İran rejimine karşı Kürt liderliğinde bir ayaklanmanın desteklenmesi fikrine onay vermediğini doğruladı. Mossad’ın rejimi devirmeye yönelik plan önerdiği iddiası Haberde, yabancı kaynakların daha önce İsrail İstihbaratı Mossad’ın İran rejimini devirmeye yönelik bir plan önerdiğini aktardığı belirtildi. Buna göre plan, ABD ve İsrail’in İran güçlerine yönelik bombardımanlarının ardından kitlesel protestoların büyümesi ve buna paralel olarak rejimin zayıflatılmasını öngörüyordu. Aynı kaynaklara göre Türkiye’nin de Trump yönetimine baskı yaparak bu seçeneğin hayata geçirilmemesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. İsrailli üst düzey isimler Trump’ı ikna etmeye çalıştı The Jerusalem Post’un daha önce yayımladığı haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mossad Direktörü David Barnea ve İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder’in üst düzey ABD’li savunma yetkilileriyle görüşmeler yaptığı aktarılmıştı. Haberde, bazı görüşmelerin video konferans yöntemiyle doğrudan Trump’ın katılımıyla gerçekleştirildiği ve İsrailli yetkililerin ABD Başkanı’nı savaşa daha aktif şekilde dahil olmaya ikna etmeye çalıştığı belirtilmişti. Pentagon Kürt planına baştan karşı çıktı Habere göre ABD Savunma Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Kürt ayaklanması planına en başından itibaren karşı çıktı. Kaynaklar, Pentagon’un bu yaklaşımının ve diğer bazı etkenlerin Trump’ın da plana mesafeli durmasına yol açtığını aktardı. Trump Kürtlere silah verildiğini kabul etti Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamada Kürtlere silah sağlandığını açık şekilde kabul ettiği belirtildi. Ancak Trump daha sonra Kürtlerin ayaklanmadığını öne sürerek onları eleştirdi. Haberde, Trump’ın neden bu iddiayı gündeme getirdiğinin net olmadığı ifade edilirken, ABD Başkanının İran’daki İslam Cumhuriyeti rejiminin iktidarda kalması konusunda sorumluluk üstlenmek istemediği yorumuna yer verildi.

Pentagon 80 yıllık gizli UFO dosyalarını erişime açtı Haber

Pentagon 80 yıllık gizli UFO dosyalarını erişime açtı

1940’lı yıllara kadar uzanan raporları içeren bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın şubat ayında verdiği talimatın ardından geldi. Pentagon, halk arasında UFO olarak bilinen ancak resmi literatürde "Tanımlanamayan Anormal Fenomenler" (UAP) olarak adlandırılan dairesel nesneler ve gizemli hava olaylarına ilişkin 160’tan fazla dosyayı kamuoyuyla paylaştı. Bugün yapılan açıklamada, bu belgelerin yayınlanmasının Amerikan halkının şeffaflık talebi doğrultusunda gerçekleştirildiği vurgulandı. Savunma Bakanı Hegseth: Gerçekleri görme zamanı geldi ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, belgelerin yayınlanmasına ilişkin yaptığı açıklamada, konunun uzun süredir spekülasyonlara ve şüphelere yol açtığını belirterek, "Artık Amerikan halkının gerçekleri kendi gözleriyle görme zamanı gelmiştir" ifadelerini kullandı. Dosyalarda neler var? 1947’den 2023’e gizemli gözlemler Havacılık tarihinin en tartışmalı dönemlerine ışık tutan bu belgeler, 1947 yılındaki meşhur "uçan disk" gözlemlerine dair resmi tutanaklardan, Hava Kuvvetleri İstihbaratı’nın 1948 tarihli "çok gizli" ibareli "uçan daire" raporlarına kadar uzanan geniş bir arşivi kapsıyor. Sadece geçmişe değil, yakın tarihe dair gizemli olayları da barındıran dosyalarda, 2023 yılında üç farklı federal ekibin gökyüzünde içinden daha küçük kırmızı kürelerin ayrıldığı "turuncu bir küre" gördüklerine dair verdikleri çarpıcı resmi ifadeler de dikkat çeken detaylar arasında yer alıyor. Trump ve Obama arasında "uzaylı" polimiği Belgelerin ifşası, siyasi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Başkan Donald Trump, geçtiğimiz şubat ayında halkın yoğun ilgisini gerekçe göstererek federal kurumlara bu dosyaları açma talimatı vermişti. Trump, bu süreçte eski Başkan Barack Obama’yı da hedef alarak, Obama’nın katıldığı bir podcast programında uzaylılar için "Onlar gerçek" diyerek gizli bilgileri ifşa ettiğini öne sürmüştü. Trump, Obama’nın bu açıklamaları yapmaması gerektiğini savunurken, kendi inancına dair "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" yorumunu yapmıştı. Kanıt mı, yoksa ileri teknoloji mi? Pentagon yetkilileri, yayınlanan belgelere rağmen dünya dışı yaşamın varlığına dair henüz bilimsel bir kanıt bulunmadığının altını çiziyor. Mart 2024’te yayınlanan bir önceki raporda, çoğu gözlemin aslında meteoroloji balonları, casus uçaklar veya uydular olduğu sonucuna varılmıştı.

Trump-Merz gerilimi tırmanıyor: ABD, Almanya'dan 5 bin askerini çekecek Haber

Trump-Merz gerilimi tırmanıyor: ABD, Almanya'dan 5 bin askerini çekecek

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Amerikan güçlerinin Avrupa'dan ve dolayısıyla Almanya'dan çekilmesi öngördüğümüz bir durumdu. Biz Avrupalılar olarak kendi güvenliğimizi sağlama konusunda artık daha büyük bir sorumluluk üstlenmeliyiz" ifadelerini kullandı. Gerilimin merkezinde "İran" var Washington'ın bu kararının perde arkasında, ABD Başkanı Donald Trump ile Almanya Şansölyesi Friedrich Merz arasında İran savaşı konusunda yaşanan derin görüş ayrılıkları yatıyor. Şubat ayı sonunda İran'a karşı başlatılan savaşta diplomatik çabaların çıkmaza girmesinin ardından Trump, Avrupalı müttefiklerine yönelik eleştirilerinin dozunu artırmıştı. ABD Başkanı, Avrupa ülkelerini savaşta ülkesine yeterli desteği vermemekle suçluyor. Pazartesi günü Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in, "Amerikalıların İran'a karşı net bir stratejisi yok" diyerek Tahran'ın dünyanın bir numaralı süper gücünü "köşeye sıkıştırdığını" söylemesi ipleri iyice germişti. Merz'e Salı günü yanıt veren Trump, Şansölye'yi hedef alarak, "İran'ın nükleer silaha sahip olmasını normal karşılıyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor" ifadelerini kullanmıştı. Merz ise bu sert sözlere doğrudan yanıt vermekten kaçınarak, Perşembe günü "Avrupa ile ABD arasında güvenilir bir ortaklık" çağrısı yaptı. Kısmi çekilme 1 yıl içinde tamamlanacak Washington'ın, Almanya'daki toplam 36 bin askerinin yaklaşık yüzde 15'ini çekmeyi planladığı bu adım NATO'yu da harekete geçirdi. Cumartesi günü bir açıklama yapan NATO Sözcüsü, ABD askerlerinin Almanya'daki varlığına ilişkin kararın ayrıntılarını netleştirmek üzere ABD makamlarıyla koordinasyon halinde olduklarını bildirdi. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise askeri çekilme işleminin "önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde" tamamlanabileceğini öngördüklerini aktardı. Ticaret savaşı kapıda: Hedef Alman otomotiv sektörü İran meselesiyle tırmanan diplomatik kriz, ticari bir boyut da kazandı. ABD Başkanı Trump, Cuma günü dolaylı yoldan Almanya'yı hedef alarak Avrupa Birliği'nden (AB) ithal edilen otomobillere uygulanan gümrük vergisini "önümüzdeki hafta" yüzde 25'e çıkaracağını duyurdu. 27 üyeli birlikte onay süreci henüz tamamlanmamış olsa da Trump, AB'yi geçen yaz varılan ticaret anlaşmasına sadık kalmamakla itham ediyor. Konuya ilişkin AFP'ye konuşan AB'nin Washington Elçisi, birliğin olağan hukuki prosedürlere uygun hareket ettiğini ve Washington'a verilen taahhütlere bağlı kalındığını belirtti. Elçi ayrıca, ABD'nin anlaşma maddelerine uymaması halinde "AB'nin çıkarlarını korumak için tüm seçeneklerin masada olduğu" uyarısında bulundu. Trump'ın gümrük vergisi tehdidi hayata geçerse, bu durumdan en büyük zararı Alman otomotiv sektörünün devleri görecek. Cumhuriyetçi ABD Başkanı, daha önce de Mercedes ve BMW gibi şirketleri yıllardır Amerikalıları "sömürmekle" suçlamıştı.

Pentagon: İran Savaşı’nın faturası: 60 günde 25 milyar dolar Haber

Pentagon: İran Savaşı’nın faturası: 60 günde 25 milyar dolar

Pentagon Sayman Vekili Jules Hurst, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nde yaptığı sunumda, harcamaların temel kaynağının yoğun mühimmat kullanımı, operasyonel giderler ve ekipman değişimleri olduğunu belirtti. Savaşın henüz ilk altı gününde 11,3 milyar dolar harcandığı bilgisini hatırlatan yetkililer, çatışmaların ekonomik boyutunun netleşmesiyle birlikte Beyaz Saray üzerinden Kongre’den ek bütçe talep edileceğini ifade etti. Öte yandan, savaşın maliyeti sadece askeri harcamalarla sınırlı kalmayıp, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle küresel çapta artan akaryakıt fiyatları üzerinden de sivil ekonomiyi doğrudan etkilemeye devam ediyor. Siyasi cephede ise Başkan Donald Trump, enerji sektörü temsilcileriyle bir araya gelerek İran limanlarına uygulanan ablukayı ve bu durumun Amerikalı tüketiciler üzerindeki etkilerini hafifletme yollarını tartıştı. Trump, müzakerelerin tıkanması üzerine İran’a yönelik sert uyarılarını yinelerken, savunma uzmanları bölgedeki Amerikan askeri üslerinin ve ekipmanlarının kamuoyuna açıklanandan çok daha ağır hasar aldığını, bunun da milyarlarca dolarlık ek onarım maliyeti doğurabileceğini öngörüyor. Savaşın bu hafta 60 günlük süreyi aşacak olması, ABD yasaları gereği askeri güç kullanımı için Kongre onayını zorunlu kılarak süreci kritik bir eşiğe taşıyor.

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti. Haber

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti.

Bu ziyaret, Kral III. Charles'ın saltanatı sırasında, Amerika'nın İngiliz egemenliğinden bağımsızlığını ilanının 250. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle özellikle önemliydi. Daha da önemlisi, bu ziyaret, yirmi yıl sonra bir İngiliz hükümdarının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olup, iki uzun süreli müttefik arasında önemli bir diplomatik dönüm noktası anlamına geliyordu. Ziyaret, iki ülke arasındaki "özel ilişkinin" 1956'daki Süveyş Kanalı krizinden bu yana en düşük seviyesinde olduğu bir dönemde gerçekleşti. ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşla ilgili derin anlaşmazlıklar, Başkan Donald Trump'ın İngiliz hükümetinin saldırıyı desteklememesinden duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirmesine yol açmıştı. Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla'yı karşıladı. ABD'nin İran meselesinde İngiltere'ye destek vermemesine karşılık olarak Falkland Adaları üzerindeki İngiltere'nin hak iddiasına verdiği desteği yeniden gözden geçirebileceğini açıklayan bir Pentagon iç yazışmasıyla bu anlaşmazlık daha da belirginleşti. Ancak, İngiliz Başbakanı Keir Starmer hükümeti, ittifakın geleceğini güçlendirmek için bu ziyarete büyük umutlar bağlıyor. İngiltere'nin ABD Büyükelçisi Christian Turner, ziyaretin iki ülke arasındaki ortak tarihi, fedakarlıkları ve ortak değerleri vurgulayacağını ve özünde İngilizlere özgü "Sakin kal ve ilerlemeye devam et" sloganını teyit edeceğini belirtti. Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla, Washington'a varır varmaz Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump ile özel bir çay partisi verecekler. Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly şunları söyledi: "Başkan Trump, Kral Charles'a her zaman büyük saygı duymuştur ve ilişkileri, Başkanın geçen yıl Birleşik Krallık'a yaptığı tarihi ziyaretin ardından daha da güçlenmiştir." Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla Beyaz Saray'ı ziyaret etti. Başkan Trump bizzat kralın ziyaretinin transatlantik ilişkilerin onarılmasına "kesinlikle" yardımcı olabileceğini iddia etti. Geçtiğimiz hafta sonu Beyaz Saray Muhabirleri Derneği resepsiyonunda yaşanan silahlı saldırı, etkinliğin üzerine karanlık bir gölge düşürmüştü. Ancak Buckingham Sarayı, güvenlik endişelerini gözden geçirdikten sonra gezinin planlandığı gibi devam edeceğini doğruladı. Olayla ilgili olarak Saray, Kral'ın "Başkanın, First Lady'nin ve tüm konukların zarar görmediğini öğrenmekten son derece rahatladığını" belirtti. Kral III. Charles'ın ziyareti sırasında ABD Kongresi'ne hitap etmesi bekleniyor ve bu, tarihte bunu yapan ikinci İngiliz hükümdarı olacak. Heyetin programında ayrıca Beyaz Saray'da bir akşam yemeği ve 11 Eylül 2001 saldırılarının kurbanlarını anmak için New York'a bir ziyaret de yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.