SON DAKİKA
Hava Durumu

#Otomotiv

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Otomotiv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ticaret Bakanlığı,Türkiye'nin ihracatı 7 ayda 161,6 milyar dolara ulaştı Haber

Ticaret Bakanlığı,Türkiye'nin ihracatı 7 ayda 161,6 milyar dolara ulaştı

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı ihracat verilerini açıkladı. Buna göre, Ocak-Temmuz döneminde Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 161 milyar 601 milyon dolara ulaştı. Bu dönemde 22 ilin ihracatı 1 milyar doların üzerine çıkarken, 54 ilde ihracat artışı kaydedildi. Temmuz ayında ihracat yüzde 2,9 artışla 25,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece Cumhuriyet tarihinin en yüksek Temmuz ayı ihracat değerine ulaşıldı. TEMMUZ AYINDA İHRACATIN ZİRVESİNDE İSTANBUL VAR Temmuz ayında iller bazında en yüksek ihracat performansını 5 milyar 846 milyon dolarla İstanbul gösterdi. İstanbul'u 3 milyar 389 milyon dolarla Kocaeli, 2 milyar 74 milyon dolarla İzmir, 1 milyar 771 milyon dolarla Bursa ve 1 milyar 328 milyon dolarla Tekirdağ takip etti. Temmuz ayında ihracatını geçen yılın aynı ayına göre en fazla artıran il ise 194 milyon dolarlık artışla Mersin oldu. Mersin'i 135 milyon dolarla İzmir, 129 milyon dolarla Antalya, 128 milyon dolarla Sakarya ve 121 milyon dolarla Gaziantep izledi. Bakanlık, Temmuz ayındaki toplam ihracat artışının yüzde 64,3'ünün Mersin, İzmir ve Antalya tarafından sağlandığını bildirdi. OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE ANKARA ÖNE ÇIKTI Yılın ilk 7 ayında ihracat artışına en fazla katkıyı 1 milyar 131 milyon dolarlık artışla Ankara yaptı. Ankara'yı 959 milyon dolarla Bursa, 590 milyon dolarla Kocaeli, 460 milyon dolarla Yalova ve 373 milyon dolarla Adana takip etti. Söz konusu üç ilin, Ocak-Temmuz dönemindeki toplam ihracat artışının yüzde 50,2'sini gerçekleştirdiği belirtildi. OTOMOTİV, MAKİNE VE ELEKTRİKLİ CİHAZLAR BAŞI ÇEKTİ Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Temmuz itibarıyla Türkiye'nin ihracatına en fazla katkı sağlayan sektör grupları motorlu kara taşıtları, kazanlar ve makineler ile elektrikli makine ve cihazlar oldu. Motorlu kara taşıtlarında Kocaeli, Bursa ve Sakarya; kazanlar ve makinelerde İstanbul, Bursa ve İzmir; elektrikli makine ve cihazlarda ise İstanbul, Kocaeli ve Ankara en fazla ihracat gerçekleştiren iller olarak öne çıktı. Bakanlık, 54 ilde ihracat artışı görülmesinin Türkiye'nin ihracat başarısının ülke geneline yayılan güçlü bir üretim ve ihracat ekosistemine dayandığını belirtti. Açıklamada, ürün ve sektör çeşitliliğinin ihracatın dayanıklılığını artırdığı vurgulanırken, yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve küresel rekabet gücü yüksek bir ihracat yapısının oluşturulmasının stratejik öncelik olmaya devam edeceği ifade edildi.

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek Haber

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek

Allianz Trade, metal sektörüne yönelik hazırladığı yeni araştırmasında küresel üretim görünümünü, yatırım eğilimlerini ve Türkiye'nin sektördeki stratejik konumunu mercek altına aldı. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörü küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaştı ve 2026 yılında da büyümesini sürdürecek. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir.

ULUTEK firması Zamia Kompozit'e inovasyon ve yeşil dönüşüm programında birincilik ödülü Haber

ULUTEK firması Zamia Kompozit'e inovasyon ve yeşil dönüşüm programında birincilik ödülü

Tarımsal atıkları yüksek katma değerli biyokompozit materyallere dönüştüren şirket, iklim kriziyle mücadeleyi hedefleyen ve sürdürülebilir teknolojiler üreten girişimleri destekleyen İnovasyon ve Yeşil Dönüşüm Programı (Innovation and Green Transformation - IGT) Finali’nde birincilik ödülüne layık görüldü. Tarımsal atıklar aracılığıyla çevre dostu, hafif ve yüksek performanslı hammaddeler üreten Zamia Kompozit; otomotiv, ambalaj, yapı malzemeleri ve 3D baskı teknolojileri gibi pek çok farklı sektöre sürdürülebilir alternatifler sunuyor. “TARIMSAL ATIKLARI ÖNEMLİ BİR KAYNAK OLARAK GÖRÜYORUZ” Zamia Kompozit Kurucusu Doç. Dr. İdris Karagöz, firmanın temel vizyonunun tarımsal atıkları yeniden ekonomiye kazandırmak olduğunu ifade etti. Fındık, ceviz, yer fıstığı, kestane ve pirinç kabuğu gibi atıkları yenilikçi metodlarla işlediklerini kaydeden Karagöz, “Biz tarımsal atıkları bir çevre problemi olarak değil, kıymetli bir kaynak olarak değerlendiriyoruz. Bu atıkları otomotiv, ambalaj, yapı malzemeleri ve eklemeli imalat gibi alanlarda değerlendirilebilecek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürme hedefiyle biyokompozit granül ve 3D baskı hammaddeleri geliştiriyor; tarımsal atıkları polimer sistemlerle birleştirerek çevre dostu, hafif ve dayanıklı materyaller üretiyoruz.” dedi. Zamia Kompozit’in Ar-Ge, girişimcilik ve sürdürülebilir malzeme teknolojileri alanında aldığı destekler ve elde ettiği ödüllerle büyüme ivmesini artırdığını belirten Doç Dr. Karagöz, “TÜBİTAK BİGG Programı desteğiyle şirketimizi kurduk ve geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde Küresel Temiz Teknoloji İnovasyon Türkiye Programı (GCIP) kapsamında ek yatırım desteği almaya hak kazandık. IGT Programı Finali’nde ise birincilik ödülü alarak çalışmalarımızı ulusal düzeyde taçlandırdık. Teknogirişim Rozeti almamız, marka tescil işlemlerimizi tamamlamamız ve TİM-TEB girişimcilik ekosistemine kabul edilmemiz büyüme yolculuğumuzda kritik adımlar oldu.” dedi. ‘ULUTEK EKOSİSTEMİ GELİŞİM SÜRECİNE KATKI SAĞLIYOR’ Akademik bilgi birikimini sanayinin gereksinimleriyle harmanlayarak Ar-Ge, ürün geliştirme ve ticarileşme süreçlerini tek çatı altında yürüttüklerini belirten Karagöz, ULUTEK Teknopark’ın sunduğu altyapı, mentorluk hizmetleri, yatırımcı ve sanayi ağlarının firma için değerli fırsatlar yarattığını vurguladı. Karagöz, “ULUTEK bünyesinde bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Teknopark ortamı sayesinde farklı sektörlerden girişimlerle iletişim kurma, stratejik iş birlikleri geliştirme ve yenilikçi projeler hayata geçirme şansı yakalıyoruz. ULUTEK’in girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıların, şirketimizin gelişiminde ve kazandığımız bu ödülde önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren AKP Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin üretim kapasitesini ve teknolojisini artırmaya yatırıma 'ÇED olumlu' kararı verdi. Haber

Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren AKP Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin üretim kapasitesini ve teknolojisini artırmaya yatırıma 'ÇED olumlu' kararı verdi.

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren AKP Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin üretim kapasitesini ve teknolojisini artırmaya yönelik hazırladığı proje için beklenen karar açıklandı. Bursa Valiliği, 80 milyon 550 bin TL bütçeli yatırıma 'ÇED olumlu' kararı verdi. Bursa'nın Nilüfer ilçesinde otomotiv yan sanayii alanında üretim yapan AKP Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin kapasite artırımı projesinde kritik eşik aşıldı. Bursa Valiliği, Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nde (HOSAB) yer alan tesis için hazırlanan "Kataforez (KTL) ve Toz Boyama Ünitesi İlavesi" projesine 'ÇED Olumlu' kararı verdi. DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞIYOR Mercedes-Benz, Ford Otosan ve Alstom gibi küresel devlerin iş ortağı olan şirket, 80 milyon 550 bin TL bütçeli proje kapsamında, tesise 142,96 metreküp havuz hacmine sahip yüzey işlem, kataforez kaplama ve toz boyama üniteleri eklenecek. Mevcut durumda sac metal şekillendirmeye dayalı kaporta parçaları, otobüs kapakları, akaryakıt depoları ve traktör kabinleri üreten firma, bu yatırımla parçalara uzun süreli korozyon koruması, yüksek mekanik dayanıklılık ve estetik görünüm kazandıracak. 100 KİŞİYE YENİ İSTİHDAM KAPISI Proje, istihdamda da artış sağlayacak. Halihazırda 150 personelin çalıştığı fabrikada, yeni ünitenin faaliyete geçmesiyle birlikte 100 kişiye daha ilave istihdam sağlanacak. Böylece tesisteki toplam çalışan sayısı 250'ye ulaşacak. ÇED sürecinin olumlu sonuçlanmasının ardından şirketin çalışmalarına hızla başlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi iş arayanlar ve işverenler için, İş Ofisi’nin yeni web sitesini hizmete sundu Haber

Nilüfer Belediyesi iş arayanlar ve işverenler için, İş Ofisi’nin yeni web sitesini hizmete sundu

Nilüfer Belediyesi, kentteki istihdamı desteklemek ve insan kaynağını doğru fırsatlarla buluşturmak amacıyla İş Ofisi’nin yeni web sitesini hizmete sundu. İş arayan vatandaşlar ile nitelikli personel arayan firmaları dijital ortamda bir araya getiren platform, işe alım süreçlerine büyük bir hız ve kolaylık kazandıracak. Ücretsiz üyelik imkanı sunan site üzerinden kullanıcılar, anında profil oluşturarak, kariyer destek hizmetlerinden faydalanabilecek ve iş rehberi içeriklerine kolayca ulaşabilecek. Dijitalleşme adımıyla hizmet ağını genişleten Nilüfer Belediyesi İş ve Meslek Edindirme Bürosu, kurulduğu 2005 yılından bu yana edindiği tecrübeyi yeni platformlara aktarıyor. Bugüne kadar 80 bin 295 başvuru alan ve adayların yetkinlikleri doğrultusunda 16 bin 76 kişinin istihdam edilmesini sağlayan merkez, yeni web sitesiyle bu başarıyı daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Yeni sistem üzerinden yapılacak eşleştirmelerin, bugüne kadar olduğu gibi otomotiv, tekstil, hizmet, güvenlik ve eğitim gibi kentin öncü sektörlerine taze bir kan sağlaması bekleniyor. Web sitesine kayıt olan başvuru sahipleriyle yakından ilgilenen ofis yetkilileri, sistemdeki güncel ilanlar üzerinden adayların bilgi ve becerilerine en uygun eşleştirmeleri yapıyor. Bu sayede firmaların emek ve zaman kaybı yaşamadan aradıkları doğru personele ulaşması sağlanıyor. İstihdamın yanı sıra eğitime de büyük önem veren merkez; İŞ-KUR, KOSGEB, üniversiteler, OSB’ler ve meslek odaları gibi birçok paydaşla ortaklaşa mesleki kurslar düzenleyerek adayların donanımlarını artırmaya devam ediyor. SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UZUN VADELİ İSTİHDAM HEDEFİ Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, hizmete giren web sitesinin istihdam alanında önemli ve güvenilir bir köprü göreceğini belirtti. Nilüfer’i yalnızca yaşam kalitesi yüksek bir kent değil, aynı zamanda üretimin ve girişimin güçlendiği bir merkez olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kentin en büyük değerinin insan kaynağı olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, dijital platform üzerinden yürütülen danışman destekli süreç yönetimiyle adayların deneyimlerinin doğru pozisyonlarla eşleştirildiğini belirterek, amaçlarının yalnızca iş bulmak değil, sürdürülebilir ve uzun vadeli istihdam yaratmak olduğunun altını çizdi.

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek. Haber

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek.

Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, Karea markasıyla elektrikli mikromobilite pazarına hızlı bir giriş yaptı. “Bindiğin gibi değil” sloganıyla yollara çıkmaya başlayan Türkiye’nin yeni yerli otomobil markası Karea, ilk modeli olan Fit’i tanıttı. M0 segmentinin ilk otomobili olan Karea Fit, lansmana özel 699 bin liralık fiyatıyla dikkat çekiyor. Mart ayı itibarıyla ön siparişe açılan otomobil, nisan ayı başında da satışa sunulacak. Önümüzdeki 3 yıl içinde 3 yeni modelle ürün gamını genişletecek olan Karea, üretiminin yüzde 75’ini ihraç edebilmeyi hedefliyor. Otomotivde devir değişiyor! Otomotiv sektöründe içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara doğru bir değişim yaşandığını söyleyen Karea Proje Lideri Refik Diri, “Otomotivde asıl mesele üretim felsefesinin değişmesi, üretimin yalınlaşması. Artık müşteriye ürün dayatma zamanı geçiyor. Özellikle yeni kuşakların ulaşım çözümleri farklılaşıyor. Bugün müşteriyi her zamankinden daha fazla dinleme ve müşterinin isterlerine uygun ürün geliştirme zamanı” dedi. Şehirlerin değiştiğini, nüfus artışıyla birlikte metropoller oluşmaya başladığını ifade eden Refik Diri, şöyle devam etti: “Ve doğal olarak ulaşım sorunu öne çıkmaya başladı. Toplu taşıma ulaşım sorununun çözümüne yetmiyor, metropoller ne kadar organize olsa da yetmiyor. Bunun yanında ikinci değişen, müşteri. Otomobil bizim zamanımızda bir statü aracıydı. Yeni kuşak araç sahipliğini bizim kadar istemiyor. Yeni kuşağın istediği ulaşım sorununun çözülmesi. Bu da artık statükoyu zorlamaya başladı. Burada değişim başladı, artık müşteriyi dinlemek gerek. Dünyada araç kullanım mesafesi günlük ortalama 12-13 kilometre. Ve bu kullanım sürecinde araç içindeki insan sayısı 1,4 ortalamada. Genelde sürücüsünü taşıyan 1,5-2 ton ağırlığında araçlarla geziyoruz şehirlerde. Bunun da mühendislik içeren en uygun çözüm olmadığı kesin. Evet şehirler, müşteriler değişiyor dedik, üçüncüsü ise teknolojik değişim. İçten yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş yıllardır konuşuluyor. Bu oluyor, olacak, elektrikli araçlar toplam araçlar içindeki payını her geçen gün artıracak. Ancak buradaki asıl değişim, otomotiv sektörünü ilgilendiren değişim aslında motorun değişmesi değil. Elektrikli araçlar, üretmesi daha kolay, daha az parçadan oluşan, daha az bakım gerektiren, dolayısıyla otomotivin alışageldiği dinamikleri çok değiştiren bir yapıya sahip. Kısacası otomotivde üretim felsefesi değişiyor” dedi. Bisikletten lüks segment otomobillere kadar tüm sektörü incelediklerini vurgulayan Refik Diri, “Sadece fiyattan bahsedersek, 600-700 bin lirayla 1.3-1.4 milyon lira arasında fiyatı olan binek araç arzı neredeyse sıfır. Bu boşluğa bir ürün hazırlamaya karar verdik. Sonuçta projeye 2020 yılında başladığımızda, ilk iş olarak yaklaşık 8 ay süren bir pazar araştırması yaptırdık ve Türkiye’de araç kullanıcılarının oldukça detaylı bir şekilde ne istediğini öğrendik. Ondan sonra ürünümüzü, isteneni şöyle tanımladık; şehrin ulaşım sorununu çözecek, müşterinin beklentisini karşılayacak, yalın üretim felsefesiyle üretilecek bir elektrikli araç. Konu elektrikli araç olunca, Çin’deki otomotiv ve elektrikli araç know-how’una göz diktik. Pandemi döneminde gidemediğimizden Çin’de bir danışmanlık firmasıyla çalıştık. İlk işimiz mühendislik için iş ortağı bulmaktı. Hem Türkiye’de hem Çin’de iş ortakları aradık. Ülkemizdeki mühendislik firmaları daha çok ağır ticari araçta yetkinler. Çin’deyse binek araç yetkinliği yüksek. Bu çalışmaların sonucunda; bugün tüm fikri mülkiyet hakları bize ait olan modelimiz sayesinde ülkemize Çin’den çok değerli know-how transferi gerçekleştirdik. Bu projeyi ülkemize sorumluluğumuz olarak görüyorum ve bunun Türkiye’ye çok önemli değer katacağını, bu alanda zamanla çok girişimin olacağından da eminim” diye konuştu. Geçen yılın sonunda Gebze’de deneme üretimlerine başladıklarını belirten Karea Proje Lideri Refik Diri şunları söyledi: “Mart ayı itibarıyla seri üretime geçtik. Şu anda yerlilik oranımız yüzde 32 ve bir yıl içinde yüzde 50’yi aşacağımızı rahatlıkla görebiliyoruz. Binek araçlar M1 kategorisinde yer alıyor. Bizim aracımız ise L kategorisine yerleşmiş durumda. Biz aracımızın L kategorisi olmasını doğru değerlendirmiyoruz ama regülasyon olarak, sonuçta bir araç üretmek istiyorsanız, satmak istiyorsanız Avrupa Birliği Tip onayına ihtiyacınız var, regülasyon olarak biz aracımızı L7eCP yani elektrikli binek araç olarak regüle ettik. Hem o Tip onayı testlerinden çok hızlı şekilde geçmemizden hem pazardaki diğer L7’lerden çok daha farklı olduğumuzdan çok iyi biliyorum, biz L7 değiliz, biz M0 diyebileceğimiz bir alandayız. Bu M0 şu anda boş ve eminim önümüzdeki yıllarda birçok yeni firma bu alanda ürün geliştirecek ve pazara bizimle birlikte girecekler. Dolayısıyla biz burayı çok büyük bir fırsat penceresi olarak görüyoruz ve otomobil dünyası da bence bu yönde çok değişecek. Dediğim gibi şehir istiyor, müşteri istiyor. M0 segmentinin ilk markasını Karea’nın ideal şehir aracı Fit ülkemize hayırlı olsun”. açıklamasını yaptı. Karea Fit, şehir içi mobiliteyi yeniden tanımlamak üzere geliştirilen kompakt boyutları ve verimli elektrikli güç aktarım sistemiyle dikkat çekiyor. 2631 mm uzunluğa, 1498 mm genişliğe ve 1621 mm yüksekliğe sahip olan araç, dar şehir sokaklarında kolay manevra kabiliyeti sunarken 4 metrelik dönüş yarıçapıyla pratik bir sürüş deneyimi sağlıyor. Kompakt boyutlarına rağmen 184 litrelik bagaj hacmi sunan Karea Fit, günlük kullanımda alışverişten kısa şehir içi yolculuklara kadar farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kullanım alanı sağlıyor. Aracın elektrikli güç aktarma sistemi 12 kW gücünde motor ve 96 V mimariye sahip LFP (Lityum Demir Fosfat) batarya teknolojisi üzerine kuruluyor. Yaklaşık 9,98 kWh kapasiteye sahip olan batarya paketi ise şehir içi kullanım senaryolarına uygun olarak tek şarjla yaklaşık 135 kilometre menzil sunacak şekilde geliştirildi. Bununla birlikte, yerleşik şarj sistemi sayesinde batarya seviyesi yüzde 20’den yüzde 80’e 2 saat içinde doldurulabiliyor. Maksimum 90 km/saat hıza ulaşabilen Karea Fit, yalnızca şehir içi ulaşım için değil, aynı zamanda köprü ve otoyol kullanımına da uygun altyapısıyla şehir içi ve çevresindeki ulaşım ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasarlandı. Sürüş güvenliği ve konforu da aracın geliştirme sürecinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda ön ve arka akslarda kullanılan bağımsız McPherson süspansiyon sistemi şehir içi yol koşullarında dengeli bir sürüş karakteri sunarken, ön ve arka disk fren sistemi güvenli frenleme performansı sağlıyor. Elektrikli destekli direksiyon sistemi ise manevra kabiliyetini artırırken, geri görüş kamerası, merkezi kilit ve elektrikli ön camlar gibi donanımlar da günlük kullanım konforunu destekliyor. Kompakt yapısı, düşük enerji tüketimi ve pratik kullanım özellikleriyle Karea Fit, şehir içi mobilite için yeni ve erişilebilir bir elektrikli ulaşım alternatifi sunmayı hedefliyor.

Türkiye'nin sanayi devinden Bursa'ya büyük yatırım! Taşınma için geri sayım başladı Haber

Türkiye'nin sanayi devinden Bursa'ya büyük yatırım! Taşınma için geri sayım başladı

Bursa'nın Gemlik ilçesinde faaliyet gösteren Borusan Birleşik Boru Fabrikaları, üretim altyapısını güçlendirecek kapsamlı bir proje hazırladı. Gemlik'teki tesislerde yapılması planlanan Boru Üretim Hattı Revizyonu ve İlave Fosfatlama/Yüzey Temizleme Hatları projesi için ÇED süreci resmen başladı. Planlanan yatırım ile İstanbul Halkalı ve Bursa'daki diğer tesislerde bulunan üretim hatları, makine ve ekipmanlar Gemlik kampüsüne taşınacak. Projenin tamamlanmasıyla Gemlik, otomotiv, inşaat ve endüstri sektörlerine hizmet veren entegre, yüksek verimli ve stratejik bir üretim merkezi haline gelecek. İSTİHDAM ARTACAK, KAPASİTE YÜKSELECEK 24 ay içerisinde aşamalı olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırım kapsamında tesise yeni yüzey işlem, yıkama, pas temizleme ve boru üretim hatları eklenecek. Mevcut 725 kişilik kadroya 75 personel daha eklenerek toplam çalışan sayısı 800 kişiye ulaşacak. Atıksu Arıtma Tesisi kapasitesi günlük 300 metreküpten 450 metreküpe çıkarılacak. 20 bin metrekarelik alanda çatı yenileme çalışmaları yapılacak. KARARLAR HIZLI ALINACAK Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde 50 yıldır aralıksız olarak ilk 100'de yer alan Borusan Boru, bu yatırımla üretim süreçlerini tek bir çatı altında toplama hamlesiyle operasyonel verimliliği hedefliyor. Farklı bölgelerde yürütülen faaliyetlerin Gemlik kampüsünde entegre edilmesiyle birlikte, şirket içinde hızlı kararlar alınacak.

BTÜ’den sanayide karbon avı!  Şehirlerdeki karbondioksit gazını azaltacak hamle Haber

BTÜ’den sanayide karbon avı! Şehirlerdeki karbondioksit gazını azaltacak hamle

Sanayiden kaynaklanan karbon salımını azaltmaya yönelik dikkat çekici bir çalışma Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) geldi. Üniversitenin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü akademisyenleri, fabrikaların bacalarından çıkan karbondioksit gazını daha verimli şekilde yakalayacak yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Dr. Öğretim Üyesi Gözde Geçim’in yürütücülüğünü üstlendiği “Taylor Akış Rejiminde Çalışan Mini Ölçekli Vorteks Mikserler ile Yüksek Verimli CO₂ Yakalama Süreçlerinin Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye değer bulundu. Projede Doç. Dr. Ertuğrul Erkoç ve Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Özekmekçi araştırmacı olarak yer alıyor. BÜYÜK KOLONLARA KÜÇÜK AMA ETKİLİ ALTERNATİF Projede geliştirilecek mini ölçekli vorteks mikser sistemi sayesinde gaz ve sıvı daha etkili şekilde temas edecek. Böylece fabrikaların bacalarından çıkan ve iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden biri olan karbondioksit gazının daha hızlı, daha etkili ve daha düşük enerji tüketimiyle yakalanması mümkün olacak. Yeni teknolojinin, bugün sanayide yaygın olarak kullanılan büyük ve maliyetli kolon sistemlerine göre daha kompakt, ekonomik ve verimli bir alternatif sunması hedefleniyor. Bu sayede hem sanayi tesislerinin işletme maliyetlerinin azaltılması hem de çevreye verilen zararın düşürülmesi amaçlanıyor. BURSA SANAYİSİNE KATKI SAĞLAYACAK Proje yürütücüsü Dr. Öğretim Üyesi Gözde Geçim, geliştirilecek yöntemin özellikle sanayisi yoğun olan Bursa için önemli kazanımlar sağlayabileceğini belirtti. Enerji, otomotiv, tekstil ve kimya gibi sektörlerde karbon salımının azaltılmasına katkı sunmayı hedeflediklerini ifade eden Geçim, çalışmanın Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda da önemli bir adım olacağını vurguladı. “SANAYİMİZİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK” Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise üniversite olarak çevre odaklı ve sürdürülebilir projelere büyük önem verdiklerini söyledi. Çağlar, “Bilimsel bilgi üretmenin yanı sıra bu bilgiyi sanayinin hizmetine sunmayı sorumluluk olarak görüyoruz. Akademisyenlerimizin geliştirdiği bu proje hem çevresel etkileri azaltacak hem de sanayimizin daha verimli ve rekabetçi üretim yapmasına katkı sağlayacak” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.