SON DAKİKA
Hava Durumu

#Osmanlı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın fethinin 700’üncü yılında Osmangazi’de Türkçe konuşuldu Haber

Bursa'nın fethinin 700’üncü yılında Osmangazi’de Türkçe konuşuldu

Bursa’nın Türk dili, edebiyatı ve kültürel birikimini geçmişten geleceğe taşımak amacıyla organize edilen panel, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirildi. Panelde Türkçenin tarihsel gelişimi, Balkanlar’daki etkisi ve kültürel mirasa katkıları akademik yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. Hatice Şahin moderatörlüğünde düzenlenen panele, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Doç. Dr. Hasene Aydın, Dr. Ayla Hafız Küçük Usta, Prof. Dr. Lindita Xhanarı ve Uzman Belgin Aksu konuşmacı olarak katıldı. Panelde, Türkçenin 4’üncü yüzyıldan günümüze uzanan tarihçesi, Balkan dillerinde kullanılan Türkçe kelimeler ile Türk Dil Kurumu’nun Türkçenin gelişimine sunduğu katkılar ele alındı. Katılımcılar, Türkçenin yalnızca bir iletişim dili değil, aynı zamanda kültürel kimliğin ve medeniyet birikiminin en önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekti. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında bu paneli düzenlediklerini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın “Fethin 700’üncü yılında Bursa Türkçeyi konuşuyor. Türkçenin geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. Orhangazi’nin Bursa’yı fethetmesinin ardından, hem Türkçeyi bu coğrafyada etkin kılmak hem de Selçuklu ile Osmanlı medeniyetinin izlerini yaşatmak adına Türkçe en önemli araçlardan biri olmuştur. 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmed Bey’in yayımladığı fermanda, ‘Bundan sonra dergahta, divanda, bargahta ve meydanda Türkçe kullanılacaktır’ denilmiştir. Türkçe, 700 yıl boyunca zaman zaman yabancı dillerin etkisi altında kalsa da varlığını ve gücünü korumayı başarmıştır. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk Dil Kurumu’nu kurarak Türkçeye büyük önem vermiştir. Atatürk, Türkçeyi yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; milli egemenliğin, bağımsızlığın ve bir medeniyetin ilelebet yaşatılabilmesinin en önemli unsurlarından biri olarak görmüştür. Bu anlayış doğrultusunda Türkçeye yönelik çok değerli yatırım ve hizmetlerde bulunmuştur. Bu sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “BİZLER BU ŞEHRİN EMANETİNİ OMUZLARIMIZDA HİSSEDİYORUZ” Böylesine kadim bir başkente hizmet vermekten gurur duyduklarını belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci, Atatürk’ün, ‘Türk dili, Türk milletinin kalbidir, beynidir, vicdanıdır’ sözü, dil ile milletin varoluşu arasındaki bağı en güçlü şekilde ortaya koyduğunu ifade ederek, "Bursa gibi bir irfan şehrinde, Atatürk’ün izinde Türkçeyi konuşmak, tartışmak ve gelecek nesillere taşımak bizim için önemli bir sorumluluktur. İşte bu nedenle ilk panelimizin adını ‘700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor’ olarak belirledik.” dedi. Balkanlarda 4’üncü yüzyıldan itibaren Türkçenin konuşulmaya başlandığını belirten Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi Başkanı Ayla Hafız Küçük Usta ise, yaptığı konuşmada, “Bursa, çok önemli bir Balkan şehridir. Türkçe, Bursa’da kullanılmaya başlanmadan yaklaşık 600 yıl önce Balkanlarda konuşuluyordu. Hunlarla birlikte 4’üncü yüzyıldan itibaren farklı Türk kavimlerinin bölgeye gelmesiyle Türkçe yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, Osmanlı döneminde ise bu süreç daha da güçlenmiştir. 4’üncü yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadar bölgede Ogur Türkçesi kullanılmıştır. Daha sonra Kıpçakların etkisiyle Kıpçak Türkçesi yaygınlaşmıştır. Osmanlılarla birlikte Oğuz Türkçesinin bölgeye gelmesiyle ise Türk lehçeleri büyük ölçüde standartlaşmış ve Oğuz Türkçesi hakim dil haline gelmiştir.” dedi. “BALKAN DİLİNDE TÜRKÇENİN ÖNEMLİ ETKİLERİ GÖRÜLÜYOR” Tiran Üniversitesi’nde 25 yıldır Balkan dillerinde Türkçenin etkisi üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Lindita Xhanarı, Osmanlıların Balkanlara veda etmiş olsa da Balkan dilleri Türkçeden gelen kelimelere hiçbir zaman veda etmediğini ifade ederek, "Günümüzde 8 Balkan dilinde Türkçenin önemli etkileri görülüyor. Bu etki yalnızca geçmişten miras kalan kelimelerle sınırlı değil; bugün bile özellikle Türk dizilerinin etkisiyle Türkçe kökenli birçok kelime aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Sırpça, Boşnakça, Makedonca, Romence, Bulgarca, Yunanca ve Arnavutça üzerine yaptığımız incelemelerde, Sırpça ve Boşnakçada 8 ila 9 bin arasında Türkçe kökenli kelime bulunduğunu gördük. Diğer Balkan dillerinde ise günlük yaşamda kullanılan Türkçe kelime sayısı 3 ila 5 bin arasında değişiyor. Bir Balkan evine girdiğinizde yorgan, yastık, çarşaf, perde, dolap, yatak ve kilim gibi pek çok eşyanın adının hala Türkçe kelimelerle ifade edildiğini görebilirsiniz” diye konuştu. Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ise Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani’siyle başlayan Şemseddin Sami’yle devam eden bir geleneğin öncüsü böyle bir etkinlikte bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı Haber

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından kentlerin ve mimarlığın günümüz çevresel, sosyal, ekonomik ve teknolojik dönüşüm süreçleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi amacıyla 24-25 Nisan tarihlerinde Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen 29. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi kapsamındaki “Yerel Yönetimler Vizyon Projeler” oturumuna konuşmacı olarak katıldı. Yerli ve yabancı pek çok akademisyenin bulunduğu, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın da yer aldığı oturumda bir sunum gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi’de hayata geçirilmesi planlanan projeleri paylaştı. “BURSA’DAKİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ YARISINDAN FAZLASI OSMANGAZİ’DE” Oturumda yaptığı konuşmada Bursa’nın kalbi olan Osmangazi’de, köklü tarihsel ve kültürel mirası anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, şöyle konuştu; “Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişiyle Bursa; Bitinya’dan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı’ya, oradan da Cumhuriyet dönemine uzanan çok katmanlı bir medeniyet birikimine sahiptir. Bu zengin mirasın merkezinde ise Osmangazi yer almaktadır. Bugün yaklaşık 1 milyona yaklaşan nüfusu, 136 mahallesi ve 9 bine yakın sokağıyla Osmangazi, bin 725 kilometrelik yol ağıyla yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin de en büyük ilçelerinden biri olup, nüfus bakımından 5’inci sırada yer almaktadır. Aynı zamanda Bursa, taşınmaz kültür varlığı sayısında Türkiye genelinde İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından 4’üncü sıradadır. Şehrimizde bulunan 2 bin 505 taşınmaz kültür varlığının yarısından fazlası Osmangazi sınırları içerisinde yer almaktadır. Sivil mimari örnekleri de dahil edildiğinde bu sayı 5 binlere kadar ulaşmaktadır.” “HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ TÜM FAALİYETLERİ 9 ANA BAŞLIK ALTINDA TOPLADIK” Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Başkan Aydın “Bizler de bu bilinçle hareket ediyor, tarihin ve kültürün başkenti olan Bursa’yı, özellikle de Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Osmangazi’de güçlü bir tema kurgusu oluşturduk. Hayata geçirdiğimiz tüm faaliyetleri 9 ana başlık altında topladık. Bunlar; Osmanlı, sanat, mimari, alışveriş, nefes, gastronomi, ahilik, zamanın ruhu ve inanç temalarıdır. Bu yaklaşımı görünür kılmak adına logomuzu Osmangazi Meydanı’na yerleştirdik. Amacımız, Osmangazi’de neler olup bittiğini herkesin yalnızca bu ana başlıklara bakarak anlayabilmesi ve zihninde net bir çerçeve oluşturabilmesidir. Bu temaları somut bir deneyime dönüştürmek için tarihi İpek Yolu aksını yeniden canlandırdık.” ifadelerini kullandı. “HEDEFİMİZ OSMANGAZİ’DEKİ 2 BİN 500’E YAKIN TARİHİ YAPIYI GELECEK NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE AKTARMAK” Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini kaydeden Başkan Aydın, sunumunda şunları kaydetti: “Projemize Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nden başlıyoruz. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 600 bin ziyaretçiyi ağırlayan bu müze, Bursa’nın fethini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Buradan devam ettiğimizde Kayhan bölgesinde gastronomi durağına ulaşıyoruz, Bursa’nın meşhur pideli köftesiyle ziyaretçileri karşılıyoruz. Ardından Abdal Meydanı’nda tahinli pide ve simit gibi yerel lezzetlerle bu deneyimi zenginleştiriyoruz. Sonrasında çarşı bölgesinde alışveriş durağına geçiliyor. Hemen ardından inanç teması kapsamında Bursa Ulu Cami, Osmangazi Türbesi, Orhangazi Türbesi ve Üftade Hazretleri Türbesi ziyaret ediliyor. Bu aks, Hisar Arkeopark ile devam ediyor ve son olarak Romangal’da tamamlanıyor. Böylece Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin, Osmangazi’de yaya olarak 3-4 gün geçirebileceği, dolu dolu bir kültür ve tarih rotası oluşturmuş olduk. Osmangazi’nin tarih içerisindeki yeri ve konumundan hareketle, ‘Bursa’nın Kalbi Osmangazi’ dedik. Çünkü bu bölge, şehrin kültürel ve tarihsel hafızasının en yoğun şekilde hissedildiği merkezdir. Burada öncelikli olarak öne çıkardığımız değer, sahip olduğumuz zengin kültürel mirası korumak ve yaklaşık 2 bin 500’e yakın tarihi yapıyı gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır. Bu yılki mottomuz ‘700 yıldır buradayız.’ İnşallah, nice 700 yıllar boyunca da burada olmaya devam edeceğiz. Ancak bizim asıl hedefimiz, sadece varlığımızı sürdürmek değil; bu eşsiz tarihi mirası daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha fazla ziyaret edilebilir hale getirerek geleceğe taşımaktır. Bu doğrultuda, Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Restorasyon çalışmaları süren Bursa Muradiye (2. Murad) Camii 'nde 600 yıllık sır Haber

Restorasyon çalışmaları süren Bursa Muradiye (2. Murad) Camii 'nde 600 yıllık sır

Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümünün kutlandığı günlerde, 600 yıllık tarihi havuzun ortaya çıkarılması heyecanlandırdı. 600 yıl önce Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırılan ve uzun yıllardır gün yüzünde olmayan havuzun ortaya çıkarılması, kentin tarihine ışık tutarken büyük bir sevinçle karşılandı. Muradiye (2. Murad) Camii İmam Hatibi Muhammet Lütfi Taşci; "Sultan 2. Murat Hantarafından yaptırdığı bir havuz bugün ortaya çıkmıştır. Osmanlı tarihimize, geçmiş tarihimize ve Bursa'mızın hafızasına yepyeni bir hizmet gerçekleşmiş, yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bunun onurunu, gururunu, sevincini, heyecanını yaşıyoruz. Belki de bir anlamda Tevbe Suresi'nin 18. ayeti kerimesinin muhatabı olmanın da şerefini yaşıyoruz. Buyuruyor ya Rabb'imiz, 'Şüphesiz ki mescitleri ancak Allah'a iman edenler, namazlarını kılanlar, zekâtlarını verenler, Allah'tan layıkıyla korkanlar imar ederler' buyuruyorlar ya. İşte bugün camimizin bir bölümü, 600 sene evvel ortaya çıkan bir havuz ve camimizin etrafındaki drenaj ve kalem işçiliği ve çeşitli hizmetlerin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir hizmet zaman dilimini yaşıyoruz. Cenabı Allah'a sonsuz hamd ediyoruz" dedi. "Bu hizmetlerin oluşumunda elbette ki öncelikle Bursa Valisi Erol Ayyıldız'a, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır'a, Osmangazi İlçe Müftüsü Mehmet Uzun'a, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Erdal Çetindağ'a, Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız'a, Bursa Müzeler Müdürü Ahmet Türkmenoğlu'na, akademisyenlerimize, üniversitelerden burada bilimsel çalışma yapanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." "RİVAYETLE BAŞLADIK, GERÇEK OLDU" Titizlikle yürütülen çalışmaları anlatan restorasyon şirketi yetkilisi Selim Haşlak, ise "Ocak ayının 19'unda yer teslimi yapılarak işe başladık. O gün bugündür çalışmalarımız burada ve dışarıda devam ediyor. Burada ilk aşamada rivayetle birlikte bir süreç başladı. Diğer Camilerde olduğu gibi burada bir havuzun olma ihtimalinden bahsedilerek bize yer teslimi yapıldı. Biz de o gün çalışmaya başladık. Görüldü ki gerçekten öyle bir havuz varmış bulduk. Allah bize nasip etti. Altı yüz yıllık bir havuz. Bulduğumuz kalıntılara göre, havuz sekizgen yapıda olup çini bordürlerle çevrilmiştir. Şu an çalışmalarımız devam ediyor" dedi. "ÇALIŞMALAR TABHANE BÖLÜMLERİNDE SÜRÜYOR" Haşlak, "Şu an sağlı, sollu, tabhane dediğimiz bölümlerin yükseltisine göre devam etmekteyiz. Araştırmalarımız havuz ile tabhane kodu arasındaki bağlantı yönünde ilerlemektedir. Şu an zaten sağ tabhanemizdeki yükseltinin kalıntısı bulunmuştur. Oraya doğru çalışmamız devam etmektedir. Bursa Koruma kurulumuzun almış olduğu kararlar doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "ARAŞTIRMALAR KÜTÜPHANELERDEN BAŞLADI" Yer teslimiyle birlikte yaptıkları ilk çalışmanın kütüphanelerdeki bilgileri araştırmak olduğunu belirten Haşlak, "Bu rivayet ne kadar doğrudur, ne kadar gerçeğe yöneliktir anlayabilmemiz için, kütüphanelerde iki gün araştırma yaptık. Seyyahların, araştırmacıların ve sanat tarihçilerin vs. kaynaklarından elde ettiğimiz ipuçları doğrultusunda çalışmamızı başlattık. Mesela kubbenin üzerindeki havalandırma ve aydınlatma görevi yapan açıklık en büyük işaret oldu" "BENZER ÖRNEKLER BURSA'DA VAR" Bundan başka Bursa'da Yeşil Cami'de, Birinci Murat'ta örneklerinin olduğunu belirten Haşlak, "Bu iki ters T planlı camide de bunların mevcut olduğu örnekleriyle teşkil etmektedir. Normal şartlarda bu imaret yapıldığı zaman, bizim yaptığımız araştırmalara göre, sanat tarihi hocalarımızın yorumlarına göre, ilk yapıldığı zaman bir cami statüsünde değil, bir sosyal alan niteliğinde yapılmıştır. Bu imaret tabhaneler, havuz, mescit ve dinlenme odalarından oluşmaktadır. Havuz, tabhanelerde sohbet eden dervişlerin seslerinin karışmaması, seslerin ibadet edenleri ve odalarda dinlenenleri rahatsız etmemesi için ses yalıtım görevi yapmıştır. Ayrıca akustik ve dinlendirme özelliği taşımaktadır" dedi. "YER ALTINDA KANAL SİSTEMİ DE BULUNDU" Haşlak yaptığı açıklamada şu cümlelere de yer verdi; "Yapılacak olan imalatlarımız arasında caminin çevresinin drenaj imalatları da bulunmaktadır. Bu drenaj imalatlarının kazı çalışması sırasında caminin temelinde, doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan kanallar olduğunu gördük. Şu an koruma kurulumuz ve diğer üye hocalarımız, bunun ne yönde olduğu konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Yani bir havalandırma kanalı mı? Yoksa zemin suyu tahliye kanalı mı? Yada ısıtma sistemini sağlayan su kanalı mı? veya temele uygulanmış olan bir hatıl sisteminden dolayı yapılan bir kanal mı? Bununla ilgili araştırmalar netleşince kesinlik kazanacaktır." Muradiye Camisi'nin restorasyon sebebiyle ibadetlere kapalı olduğu ve çalışmaların kısa sürede tamamlanıp yeniden havuzlu olarak ibadete açılacağı kaydedildi.

Kuruluştan bugüne Bursa'nın hafızasında kadın izleri Haber

Kuruluştan bugüne Bursa'nın hafızasında kadın izleri

Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir program hazırlandı. Kent Tarihi Araştırmaları ve Arşiv Şube Müdürlüğü tarafından ‘Osmanlı Kuruluş Döneminde Vakıf Kuran Kadınlar’ isimli bir panel düzenlendi. Prof. Dr. Mustafa Kara moderatörlüğünde, Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan ve Dr. Öğr. Üyesi Sezai Sevim'in katılımıyla gerçekleştirilen panelde, vakıf kültürü üzerinden kadınların şehir yaşamına, sosyal dayanışmaya ve kurumsal yapıya katkıları ele alındı. Katılımcılar, Bursa’nın tarihine ve vakıf geleneğine farklı bir perspektiften bakma şansı yakaladı. Panelin ardından konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, kentleri güçlü kılan şeyin yapılar veya mekanlardan çok kültürel hafıza ve dayanışma kültürü olduğunu söyledi. Bursa’nın tarihi, kültürü ve köklü medeniyet birikimiyle ülkenin en özel kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Saldız, “Kadınların kent yaşamına, sosyal dayanışmaya ve kurumsal yapıya sunduğu katkıyı ele alan bu söyleşi, son derece anlamlı. Geçmişi doğru okumak, bugünü daha sağlam temeller üzerine kurmamıza ve geleceğe daha güçlü ve daha bilinçli yürümemize katkı sunacaktır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ sözü de günün anlamını güçlü şekilde ortaya koymaktadır. Bu değerli programa katkı sunan akademisyenlerimiz ve kıymetli hocalarımızı yürekten kutluyorum” dedi. Panelin sonunda katılımcılara hediye takdim edilirken program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı vefat etti. Haber

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı vefat etti.

Cumhuriyet tarihinin yetiştirdiği en önemli tarihçilerden biri olarak bilinen Prof. Dr. İlber Ortaylı, 79 yaşında hayata veda etti. Uzun süredir hastanede tedavi gören Ortaylı, Türkiye’nin yakın ve Osmanlı tarihine ilişkin çalışmaları, akademik birikimi ve halka yönelik tarih anlatımıyla geniş bir kesim tarafından tanınıyordu. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi Ortaylı, tarih alanındaki akademik çalışmaları ve televizyon programlarıyla genç kuşaklara tarih bilincini aşılamış, kültürel mirasın ve tarihî bilgilerin toplumla buluşmasında önemli bir rol oynamıştı. Ölümü, Türkiye akademi ve kültür dünyasının yanı sıra her kesimde derin bir üzüntü yarattı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Çok üzgünüm… Tarihimizi bizlere sevdiren, yeri asla dolmayacak olan kıymetli İlber Ortaylı hocamızı kaybettik. Bu ülkeye kattığın her şey için sonsuz teşekkürler Hocam. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun" paylaşımında bulundu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, "Ülkemizin yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olan, tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Değerli hocamızın bilgisi, sohbeti ve tarihimize kattığı eşsiz değer her zaman hafızalarımızda kalacak. Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm ülkemize başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun" dedi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Bazı insanlar sadece yaşadıkları döneme değil, geleceğe de iz bırakır. İlber Ortaylı böyle bir isimdi" diyerek, geride bıraktığı ilim, düşünce ve kültür mirasıyla daima hatırlayacağımız Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti. "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi Ortaylı; tarihi anlatmanın ötesinde düşünmeyi, sorgulamayı ve kültürel mirasa saygıyı öğreten müstesna bir ilim insanıydı" diyen Adalet Bakanı Akın Gürlek ise paylaşımında, "Eserleri ve fikirleriyle hafızalarda yaşamaya devam edecek olan İlber Ortaylı Hocamız, bıraktığı kıymetli mirasla geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüyle hatırlanmaya devam edecektir. Merhum Ortaylı’ya Allah’tan rahmet; kıymetli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun" ifadelerini kullandı. PROF. DR. İLBER ORTAYLI KİMDİR? 1947 Avusturya/Bregenz doğumludur. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul ve Ankara'da tamamlamıştır. 1965'te Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olmuştur. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü bitirmiştir. Daha sonraları Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Orientalistik okumuştur. Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesi'nde Prof. Halil İnalcık ile yapmıştır. 1978’de A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” adlı tezi ile doktora derecesi almıştır. 1979’da “Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla doçent, 1989 yılında da profesör olmuştur. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus Üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yapmış, seminerler ve konferanslar vermiştir. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16. yüzyıl ila 19. yüzyılı Osmanlı tarihi ve Rusya tarihi ile ilgili makaleleri yayımlanmıştır. 1989-2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002’de Galatasaray Üniversitesi'ne, 2 yıl sonra da Bilkent Üniversitesi'ne geçmiştir. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevine atanmıştır. Halen de bu görevini yürütmektedir. Şu anda Galatasaray Üniversitesi'nde de tarih dersleri vermektedir. İlber Ortaylı ayrıca Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir. Türkçe, Osmanlıca, Kırım Tatarca, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Latince, Yunanca, Rusça, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça bilmekteydi.

Ünlü Tarihçi İlber Ortaylı Yoğun bakımda Haber

Ünlü Tarihçi İlber Ortaylı Yoğun bakımda

Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın ailesi ünlü tarihçinin Instagram hesabından yaptığı paylaşımla Ortaylı'nın yoğun bakımda tedaviye alındığını duyurdu. Yapılan açıklamada ünlü tarihçinin sağlık durumunun stabil olduğu belirtildi. İlber Ortaylı'nın ailesi tarafından yapılan açıklama: İlber Ortaylı’nın beş gündür yoğun bakımda tedavisi devam etmektedir. Durumu stabildir. Alanında çok iyi bir ekip tarafından büyük bir özenle takip edilmektedir. İyi dileklerinizin ve dualarınızın yardımcı olacağını umuyoruz. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ekim 2025'te yaşadığı ciddi bir sağlık sorunu ne idi ? (Mino Grip/Enfeksiyon) nedeniyle yoğun bir tedavi süreci geçirmiş ve "önceki rahatsızlıklarına benzemeyecek kadar ağır" geçtiğini belirtmiştir. Geçmişte tansiyon, böbrek rahatsızlıkları ve katarakt ameliyatı gibi sağlık sorunları yaşadığı bilinen Ortaylı, bir süre izole bir yaşam sürmüştür. İlber Ortaylı Hakkında 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya'nın Bregenz şehrinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etti. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesinde tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu. Akademik kariyeriİlber Ortaylı, Yunanistan'ın Prevezeşehrinde düzenlenen İkinci Uluslararası Tarih ve Kültür Sempozyumu'nda; Eylül 2009. 1970 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Burada Şerif Mardin, Halil İnalcık, Mümtaz Soysal, Seha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray'ın öğrencisi oldu. Ayrıca sınıf arkadaşları arasında Zafer Toprak, Mehmet Ali Kılıçbay ve Ümit Arslan da vardı. Viyana Üniversitesi'nde Slav ve Doğu Avrupa dilleri hakkında öğrenim gördü.[2]Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesinde Halil İnalcık ile yaptı. "Tanzimat sonrası mahallî idareler" başlıklı tezi ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 1974 yılında doktor, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla 1979'da aynı Fakültede doçent oldu. 1982 yılında üniversitelere uygulanan siyasi yaptırımlara tepki olarak görevinden istifa etti. Budönemde Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus'ta ders, seminer ve konferanslar verdi. 1989'da Türkiye'ye dönerek profesör oldu ve 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin idare tarihi anabilim dalının başkanlığını yaptı. 2002 yılında Galatasaray Üniversitesine, iki yıl sonra ise Bilkent Üniversitesine konuk öğretim üyesi olarak geçti. Şu anda Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türk Hukuk Tarihi derslerini vermektedir.[2] Galatasaray Üniversitesi senatosu üyesidir. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Hukuk Tarihi Anabilim Dalı üyesidir ve aktif olarak ders vermektedir. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü oldu. Yedi yıl bu görevde kalan Ortaylı, 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu ve görevi Ayasofya Müzesi Müdürü Haluk Dursun'a devretti. Ortaylı, eski Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Ahmet Belada ile, 2016. Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesidir. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bakanlık danışmanı oldu. Tarih Vakfı ve Afet İnan ailesinin iş birliğiyle iki yılda bir verilen Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü'nün 2004 yılındaki sahipleri İlber Ortaylı'nın da içinde bulunduğu jüri tarafından belirlenmiştir.2009 yılında İzmir Kitap Fuarı'na katılmıştır. Millî Saraylar Daire Başkanlığının Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlediği "Vefatının 150'nci yılında I. Abdülmecit ve dönemi" başlıklı uluslararası sempozyumun açılış ve kapanış oturumlarına katılmıştır. Ortaylı, ileri seviyede Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca,[ Farsça ve iyi seviyede Latince bilmektedir. Katıldığı bir televizyon programında bilgisayar kullanmadığını, başkalarının yanlış bilgilerle biyografisini yazdığını ve bundan büyük rahatsızlık duyduğunu dile getiren Ortaylı, orta seviyede Sırpça, Hırvatça, Boşnakça bildiği iddialarını yalanlamıştır.

Heritage İstanbul 2026 için geri sayım Bursa’dan başladı... Kültürel miras vizyonu paylaşıldı Haber

Heritage İstanbul 2026 için geri sayım Bursa’dan başladı... Kültürel miras vizyonu paylaşıldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına özel “Heritage İstanbul 2026” basın toplantısı düzenlendi. Kültürel miras alanının önemli uluslararası buluşmalarından biri olan Heritage İstanbul 2026 için geri sayım başladı. Tanıtım toplantısı, kentin simge mekânlarından Muradiye El Yazmaları Müzesi’nde gerçekleştirildi. Heritage İstanbul Proje Başkanı Osman Murat Akar, organizasyonun Türkiye’de kültürel miras alanında düzenlenen en kapsamlı etkinliklerden biri olduğunu belirtti. Fuarın yalnızca akademik çalışmaları değil; restorasyon, müzecilik, kütüphanecilik ve arkeoloji gibi alanların ekonomik ve ticari boyutlarını da kapsadığını ifade eden Akar, kamu, özel sektör ve sivil toplumun bir araya geldiği güçlü bir platform oluşturduklarını söyledi. Kültür mirası alanının dünyada hızla gelişen bir sektör haline geldiğini dile getiren Akar, özellikle restorasyon, müzecilik, kütüphanecilik ve arkeoloji gibi alanlarda uluslararası ölçekte önemli bir endüstri oluştuğunu söyledi. Türkiye’de bu alanın gelişiminin 1990’ların sonu ve 2000’li yılların başında hız kazandığını belirten Akar, Heritage İstanbul’un da bu gelişime katkı sunan bir organizasyon olduğunu dile getirdi. 2015’ten bu yana düzenlenen organizasyonun bu yıl 9'uncu kez gerçekleştirileceğini aktaran Akar, İstanbul’daki ana etkinliklerin yanı sıra Abu Dabi ve Semerkant gibi merkezlerde de bölgesel iş birliklerinin geliştirildiğini kaydetti. 10 BİN ZİYARETÇİ HEDEFİ Her yıl yaklaşık 8 bin ziyaretçiyi ağırlayan fuarda bu yıl 10 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Organizasyonda 130-140 katılımcı firma ve kamu kurumu ile 30’dan fazla sivil toplum kuruluşunun yer alması bekleniyor. Uluslararası katılımın da güçlü olacağını belirten Akar; Rusya Kültür Bakanlığı’nın 30 müzeyle pavilyon kuracağını, Arnavutluk Kültür Bakanlığı ve BAE’den Şarja Emirliği Kültür Departmanı’nın da katılım sağlayacağını açıkladı. İtalya, Fransa ve Almanya’dan firmaların da fuarda yer alacağı bildirildi. ULUSLARARASI KONUŞMACILAR FUARDA YER ALACAK Konferansların Heritage İstanbul’un en önemli bölümlerinden biri olduğunu söyleyen Akar, her yıl yüzlerce kişinin katıldığı oturumların büyük ilgi gördüğünü belirtti. Bu yıl da yurt içi ve yurt dışından önemli isimlerin organizasyonda yer alacağını ifade eden Akar, Abu Dabi’deki Louvre Abu Dhabi’den eski direktör Yusuf El-Kuri’nin konuşmacılar arasında olduğunu söyledi. Ayrıca kültürel mirası yeniden yorumlayan çalışmalarıyla tanınan heykeltıraş Edoardo Tresoldi’nin de etkinliğe katılacağını belirten Akar, Şarja Emirliği’nden kültür yetkilileri ve uluslararası kurum temsilcilerinin de konferanslarda yer alacağını kaydetti. İslam İşbirliği Teşkilatı Kültür ve Turizm Dairesi Başkanı Mahmut Erol Kılıç’ın da konuşmacılar arasında olacağı ifade edildi. BAŞKAN BOZBEY: “2026 BURSA İÇİN TARİHİ BİR YIL” Toplantıda konuşan Mustafa Bozbey, 2026’nın Bursa’nın fethinin 700. yılı olması nedeniyle kent için özel bir anlam taşıdığını vurguladı. 1326’da Osmanlı’nın Bursa’yı fethederek başkent yapmasının yalnızca askeri değil, aynı zamanda medeniyet yürüyüşünün başlangıcı olduğunu belirten Bozbey, kentin çok katmanlı tarihsel mirasına dikkat çekti. BURSA’NIN KÜLTÜREL MİRASI VE DÜNYA DEĞERİ Bursa’nın tarihi mirasının uluslararası alanda da önemli bir değere sahip olduğunu belirten Bozbey, kentin kültürel varlıklarının **UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığını hatırlattı. Ulu Cami’den Yeşil Külliye’ye uzanan mimari mirasın yanı sıra vakıf kültürü, ipek ticareti ve geleneksel sanatların da Bursa’nın kültürel kimliğini oluşturduğunu söyleyen Başkan Bozbey, Karagöz geleneğinden el sanatlarına ve mutfak kültürüne kadar uzanan somut olmayan mirasın da kentin güçlü hafızasını yansıttığını dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin fetih yılını yalnızca anma etkinlikleriyle sınırlı tutmadığını belirten Bozbey, yıl boyunca kapsamlı bir program yürüttüklerini söyledi. Bu kapsamda 2 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenecek fuar kapsamında “Beylikten İmparatorluğa: Başkentlerde Osmanlı Mirası” başlıklı bir panel gerçekleştirileceğini açıkladı. Panelde Bursa, Edirne ve İstanbul’un başkentlik mirasının tarihsel süreklilik ve kültürel miras perspektifiyle ele alınacağı ifade edildi. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu’nun üstleneceği ve farklı paydaşların katılımıyla geçmişten geleceğe uzanan ortak bir vizyonun tartışılacağı belirtildi. Bozbey, Bursa’nın müzecilik alanında önemli bir organizasyona da ev sahipliği yapacağını açıkladı. Avrupa’nın saygın müzecilik platformlarından birinin 2027 yılı toplantısı ve ödül töreninin Bursa’da gerçekleştirileceğini belirten Bozbey, bu organizasyonun kentin uluslararası görünürlüğüne ve turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını ifade etti. DEDE KORKUT YAZMASI VE KÜLTÜREL BELLEK Toplantının yapıldığı Muradiye El Yazmaları Müzesi’nde sergilenen Dede Korkut Oğuznameleri yazmasının kültürel bellek açısından büyük değer taşıdığını belirten Bozbey, bu eserden ilhamla hazırlanan “Sözün İzinde: Dede Korkut’un Kadim Mirasına Yolculuk” sergisinin ziyaretçilerle buluştuğunu ifade etti. BURSA BIÇAK KÜLTÜRÜ VE YENİ MÜZE Bursa’nın yaşayan zanaatlarının da kültürel miras vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirten Bozbey, 2025 yılında Bursa Bıçak Müzesi’nin kente kazandırıldığını söyledi. Aynı yıl düzenlenen Bursa Bıçak Festivali ve fuarıyla hem ustaların hem de geleneksel üretim kültürünün ulusal ve uluslararası alanda daha görünür hale geldiğini ifade etti. Konuşmasının sonunda kültürel mirasın yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe karşı bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Bozbey, Bursa’nın tarihine sahip çıkan, kültürünü üreten ve dünyayla buluşturan bir kent olarak yoluna devam edeceğini belirtti. Bozbey ayrıca kültürel miras çalışmalarına katkı sunan tüm kurumlara, akademisyenlere, sanatçılara ve paydaşlara teşekkür etti

Bursa'nın Fetih Mirası Yeniden Hayat Buluyor Haber

Bursa'nın Fetih Mirası Yeniden Hayat Buluyor

Osman Gazi’nin oğlu ve Orhan Gazi’nin kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılan ve Bursa’da Osmanlıların ilk camisi olarak kabul edilen Alaüddin Paşa Camii’nin haziresi, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek tekrar gün yüzüne çıkarılıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve yaşatılması için kent genelindeki hazire ve tarihi kabirlerin bakım ve onarım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bursa’nın Fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında Hisar bölgesinde inşa edilen ve Osmanlı’nın ilk camisi olma özelliğini taşıyan Alaüddin Paşa Camii’nin haziresindeki tarihi mezar taşları günümüze kazandırılıyor. GİZLİ HAZİNE ORTAYA ÇIKARILDI Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı Tarihi Kültürel Miras Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan işlemlerle, yıllar içinde doğal etkenler ve çevresel koşullar nedeniyle görünmez hale gelen mezar taşları uzman ekipler tarafından titizlikle ortaya çıkarılıyor. Osmanlı dönemine ait mezar taşlarının bulunduğu alanın bakım ve onarımları, mezarların özgün yapısına sadık kalınarak gerçekleştiriliyor. Mezar taşlarındaki kitabeler ve süslemeler ise detaylı şekilde kayıt altına alınıyor. Alaüddin Paşa Camii haziresinin özgün dokusu korunarak, ziyaretçiler için daha nitelikli ve bilinçli bir ziyaret alanı oluşturulması hedefleniyor. “HAZİREYİ OLDUĞU GİBİ ORTAYA ÇIKARDIK” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de Alaüddin Paşa Camii’ni ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Günümüzden tam 700 yıl önce Bursa’nın fethinin ardından inşa edilen caminin Bursa tarihi açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gerçekleştirdiğimiz uygulamayla hazireyi olduğu gibi ortaya çıkardık. Arkadaşlarımız yoğun bir çalışma yürüttü. Alanda dönemin önemli insanlarının mezarları da bulunuyor. Hem büyüklerin hem de çocukların mezarları var. Bu kıymetli mezar taşları caminin haziresinde yeniden gün yüzüne çıkarıldı” dedi. “BU ESERLERE SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU” Hazirede ortaya çıkarılan mezarların hem korunacağını hem de gelecek kuşaklara aktarılacağını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Bu tür değerlerimiz çocuklarımıza anlatacağız. Hikâyesini oluşturarak gelen misafirlerimizle paylaşacağız. Bu eserlere sahip çıkmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu. Alaaddin Mahalle Muhtarı Emine Aytekin, Osmangazi Mahalle Muhtarı Abdullah Aksoy ve Alacahırka Mahalle Muhtarı Cevdet Kurtuluş ise, tarihin yeniden ayağa kaldırmasından büyük memnuniyet duyduklarını belirterek emeklerin dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.