SON DAKİKA
Hava Durumu

#New York

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - New York haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, New York haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

San Diego’da camiye saldırı: 3 kişi yaşamını yitirdi, 2 saldırgan ölü bulundu Haber

San Diego’da camiye saldırı: 3 kişi yaşamını yitirdi, 2 saldırgan ölü bulundu

Olay, pazartesi günü San Diego saatiyle öğle saatlerinde, Türkiye saatiyle ise gece geç saatlerde meydana geldi. Scott Wahl, saldırının “nefret suçu” kapsamında soruşturulduğunu belirterek, olay yerinde nefret içerikli sembol ve işaretlerin tespit edildiğini söyledi. Olay nasıl gerçekleşti? Polis yetkililerinin verdiği bilgiye göre, saldırıdan yaklaşık iki saat önce şüphelilerden birinin annesi polise ulaşarak oğlunun intihar etmek istediğini, yanında birkaç silah ile otomobil bulunduğunu bildirdi. Polis ekipleri ilk olarak gencin okul çevresinde arama çalışması başlattı. Ancak kısa süre sonra “San Diego İslam Merkezi”nden silah sesleri geldiği ihbarı yapıldı. Polisin yalnızca 4 dakika içinde olay yerine ulaştığı ve caminin önünde 3 kişinin cansız bedenini bulduğu belirtildi. Güvenlik görevlisinin “kahramanca” müdahalesi Hayatını kaybedenlerden birinin, İslam merkezinin güvenlik görevlisi olduğu açıklandı. Polis, güvenlik görevlisinin saldırganlara karşı koyarak daha büyük bir katliamı önlediğini ve çok sayıda kişinin hayatını kurtardığını belirterek davranışını “kahramanca” olarak nitelendirdi. Diğer iki kişinin kimlikleri ise henüz resmi olarak açıklanmadı. Saldırganlar araçta ölü bulundu Saldırının ardından kaçan iki genç, camiden birkaç sokak uzaklıkta bir aracın içinde ölü bulundu. Polis, saldırganlarla güvenlik güçleri arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığını, gençlerin kendi silahlarıyla yaşamlarına son verdiğini açıkladı. Tepkiler peş peşe geldi Cami imamı: İbadethanelerin hedef alınması iğrenç bir saldırı Taha Hassan, camide bulunan tüm öğretmen ve çocukların güvende olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bir ibadethanenin hedef alınması son derece iğrenç bir saldırıdır. Dualarımız kurbanların aileleriyle birlikte.” Trump: Çok korkunç bir durum ABD Başkanı Donald Trump, saldırıyı “çok korkunç ve kötü bir durum” olarak değerlendirdi. New York Belediye Başkanı: Müslüman karşıtı şiddet Zohran Mamdani, saldırıyı “Müslümanlara yönelik şiddet” olarak nitelendirdi. ABD’nin büyük şehirlerinden birinin ilk Müslüman belediye başkanı olan Mamdani, New York’taki camilerin çevresindeki güvenlik önlemlerinin artırılacağını duyurdu. California Valisi: Nefrete yer yok Gavin Newsom ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Nefretin California’da yeri yoktur. İnananlara yönelik terör saldırılarını asla kabul etmeyeceğiz. San Diego’daki Müslüman toplumunun yanındayız.”

Epstein dosyasında Fransa’da 10 yeni mağdur ortaya çıktı Haber

Epstein dosyasında Fransa’da 10 yeni mağdur ortaya çıktı

"Sessiz kalmayın" çağrısı yanıt buldu RTL radyosuna açıklamalarda bulunan Paris Başsavcısı Laure Beccuau, şubat ayında mağdurlara yönelik yaptıkları "konuşma ve şikayetçi olma" çağrısının ardından yaklaşık 20 kişinin başvuru yaptığını belirtti. Başsavcı Beccuau, "Bu başvuruların bir kısmı zaten bildiğimiz isimlerdi ancak yaklaşık 10 kişi daha önce dosyalarımızda hiç yer almayan, tamamen yeni mağdurlar" ifadelerini kullandı. Dijital veriler ve telefon kayıtları mercek altında Fransız müfettişler, Ocak ayında ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan yeni soruşturma dosyalarının ardından çalışmalarını derinleştirdi. Başsavcı Beccuau, Epstein’a ait bilgisayarların, telefon kayıtlarının ve adres defterlerinin titizlikle incelendiğini vurguladı. Mağdurların ifadelerinde geçen her ismin tek tek araştırıldığını belirten Beccuau, davanın çözümü için "uluslararası adli işbirliğinin" hayati önem taşıdığını söyledi. Henüz hiçbir şüpheli sorgulanmadı 2019 yılında New York’taki hücresinde ölü bulunan Epstein’ın Paris’teki lüks dairesi, ölümünden kısa bir süre sonra Fransız polisi tarafından mühürlenmiş ve aranmıştı. Soruşturmanın insan ticareti boyutuna odaklandığını belirten Başsavcılık, mağdurların bir kısmının yurt dışında olması nedeniyle ifade alma süreçlerinin uluslararası koordinasyonla yürütüldüğünü bildirdi. Öte yandan Beccuau, şu ana kadar şebeke ile bağlantılı olduğu düşünülen olası şüphelilerden hiçbirinin henüz resmi olarak sorgulanmadığını açıkladı.

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti. Haber

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti.

Bu ziyaret, Kral III. Charles'ın saltanatı sırasında, Amerika'nın İngiliz egemenliğinden bağımsızlığını ilanının 250. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle özellikle önemliydi. Daha da önemlisi, bu ziyaret, yirmi yıl sonra bir İngiliz hükümdarının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olup, iki uzun süreli müttefik arasında önemli bir diplomatik dönüm noktası anlamına geliyordu. Ziyaret, iki ülke arasındaki "özel ilişkinin" 1956'daki Süveyş Kanalı krizinden bu yana en düşük seviyesinde olduğu bir dönemde gerçekleşti. ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşla ilgili derin anlaşmazlıklar, Başkan Donald Trump'ın İngiliz hükümetinin saldırıyı desteklememesinden duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirmesine yol açmıştı. Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla'yı karşıladı. ABD'nin İran meselesinde İngiltere'ye destek vermemesine karşılık olarak Falkland Adaları üzerindeki İngiltere'nin hak iddiasına verdiği desteği yeniden gözden geçirebileceğini açıklayan bir Pentagon iç yazışmasıyla bu anlaşmazlık daha da belirginleşti. Ancak, İngiliz Başbakanı Keir Starmer hükümeti, ittifakın geleceğini güçlendirmek için bu ziyarete büyük umutlar bağlıyor. İngiltere'nin ABD Büyükelçisi Christian Turner, ziyaretin iki ülke arasındaki ortak tarihi, fedakarlıkları ve ortak değerleri vurgulayacağını ve özünde İngilizlere özgü "Sakin kal ve ilerlemeye devam et" sloganını teyit edeceğini belirtti. Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla, Washington'a varır varmaz Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump ile özel bir çay partisi verecekler. Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly şunları söyledi: "Başkan Trump, Kral Charles'a her zaman büyük saygı duymuştur ve ilişkileri, Başkanın geçen yıl Birleşik Krallık'a yaptığı tarihi ziyaretin ardından daha da güçlenmiştir." Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla Beyaz Saray'ı ziyaret etti. Başkan Trump bizzat kralın ziyaretinin transatlantik ilişkilerin onarılmasına "kesinlikle" yardımcı olabileceğini iddia etti. Geçtiğimiz hafta sonu Beyaz Saray Muhabirleri Derneği resepsiyonunda yaşanan silahlı saldırı, etkinliğin üzerine karanlık bir gölge düşürmüştü. Ancak Buckingham Sarayı, güvenlik endişelerini gözden geçirdikten sonra gezinin planlandığı gibi devam edeceğini doğruladı. Olayla ilgili olarak Saray, Kral'ın "Başkanın, First Lady'nin ve tüm konukların zarar görmediğini öğrenmekten son derece rahatladığını" belirtti. Kral III. Charles'ın ziyareti sırasında ABD Kongresi'ne hitap etmesi bekleniyor ve bu, tarihte bunu yapan ikinci İngiliz hükümdarı olacak. Heyetin programında ayrıca Beyaz Saray'da bir akşam yemeği ve 11 Eylül 2001 saldırılarının kurbanlarını anmak için New York'a bir ziyaret de yer alıyor.

Kamala Harris, 2028'de Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına yeniden aday olmayı düşünüyor Haber

Kamala Harris, 2028'de Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına yeniden aday olmayı düşünüyor

Bu açıklama, rakibi Donald Trump'a yenilgisinin ardından Demokrat Parti içinde yeni liderler bulma konusunda giderek büyüyen tartışmaların ortasında geldi. Rahip Al Sharpton tarafından kurulan bir insan hakları örgütü olan Ulusal Eylem Ağı'nın toplantısında konuşan Harris, Sharpton'dan gelecekteki adaylık planlarıyla ilgili doğrudan bir soru aldı. 10 Nisan'da New York'ta düzenlenen bir etkinlikte kalabalığın coşkulu destek tezahüratları arasında Harris şunları söyledi: "Yapabilirim, yapabilirim. Düşünüyorum, düşünüyorum." Ayrıca, 2028'de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak görev yapmaya en uygun kişinin kim olduğuna bağlı olarak aday olmayı düşüneceğini vurguladı. Harris daha önce Başkan Joe Biden'ın yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştı, ancak 2024 seçimlerini hem halk oylamasında hem de Seçmenler Kurulu oylamasında ezici bir zafer kazanan Donald Trump'a kaybetmişti. Başkan Yardımcısı olmadan önce, ABD Senatörü ve Kaliforniya Başsavcısı olarak görev yapmış olması nedeniyle kapsamlı siyasi deneyime sahipti. Ancak başkanlığa giden yolu pürüzsüz değildi; 2020'de Demokrat Parti'nin adayı olma girişimi de başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Harris'in hâlâ önemli bir etkisi olsa da, 2028 kampanyası seçmenlerden önemli engellerle karşılaşabilir. Son anketler, birçok seçmenin Demokrat Parti'nin 2024 yenilgisinin ardından büyük bir kadro değişikliğinden geçmesini istediğini gösteriyor. Ekim 2025'in başlarında Harris, 2028 seçimlerinde aday olup olmayacağına henüz karar vermediğini belirtmişti. Ancak siyasetçi, önemli engellerle karşılaşacağı yönündeki iddiaları reddetti. Bu Ulusal Eylem Ağı konferansı, Pennsylvania Valisi Josh Shapiro, eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg ve Illinois Valisi JB Pritzker gibi birçok potansiyel Demokrat adayı da bir araya getirerek, gelecekte şiddetli bir iç rekabetin yaşanacağına işaret etti.

Melania Trump: Epstein ile ilgili yalanlar bugün sona ermeli Haber

Melania Trump: Epstein ile ilgili yalanlar bugün sona ermeli

ABD First Lady’si Melania Trump, sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada, kendisini Jeffrey Epstein ile ilişkilendiren iddiaları sert sözlerle reddederek, bu yöndeki “yalanların bugün sona ermesi gerektiğini” söyledi. Melania Trump açıklamasında, hakkında ortaya atılan iddiaların itibarını zedelemeye yönelik olduğunu belirterek, “Benimle Epstein arasında bağ kuran yalanlar bugün sona ermeli. Hakkımda yalan söyleyen kişiler etik standartlardan, tevazudan ve saygıdan yoksundur” ifadelerini kullandı. Trump, Epstein ile hiçbir zaman arkadaş olmadığını vurgulayarak, eşi Donald Trump ile birlikte zaman zaman aynı sosyal davetlerde bulunmuş olabileceklerini ancak bunun New York ve Palm Beach’te sosyal çevrelerin örtüşmesinden kaynaklandığını belirtti. Açıklamasında, Epstein ya da Ghislaine Maxwell ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını ifade eden Trump, Maxwell’e gönderdiği e-postanın yalnızca sıradan bir nezaket mesajı olduğunu kaydetti. Trump, söz konusu yazışmanın “önemsiz bir nottan ibaret” olduğunu söyledi. Melania Trump ayrıca Epstein’ın mağdurlarından biri olmadığını, Epstein’ın kendisini Donald Trump ile tanıştırmadığını ve eşiyle 1998 yılında New York’ta düzenlenen bir partide tesadüfen tanıştığını belirtti. Bu tanışmanın kendi kitabı MELANIA’da ayrıntılı şekilde yer aldığını ifade etti. Trump, Epstein ile ilk kez 2000 yılında eşiyle birlikte katıldığı bir etkinlikte karşılaştığını ve o dönemde Epstein’ın suç faaliyetlerinden haberdar olmadığını vurguladı. Sosyal medyada dolaşan fotoğraf ve iddiaların sahte olduğunu belirten Trump, kamuoyuna “inandığınız bilgileri dikkatle değerlendirin” çağrısında bulundu. Melania Trump, adının Epstein soruşturmaları kapsamında hiçbir mahkeme belgesinde, mağdur ifadesinde veya FBI kayıtlarında yer almadığını da belirterek, Epstein’ın özel uçağına binmediğini ve özel adasını ziyaret etmediğini söyledi. Hakkındaki iddiaların siyasi ve maddi kazanç elde etmek isteyen kişiler tarafından yayıldığını savunan Trump, avukatlarıyla birlikte bu iddialara karşı hukuki mücadele yürüttüğünü belirtti. Trump, bu kapsamda bazı kişi ve kuruluşların kamuoyu önünde özür dilemek ve iddiaları geri çekmek zorunda kaldığını ifade etti. Melania Trump açıklamasının sonunda ABD Kongresi’ne çağrıda bulunarak, Epstein mağdurlarına yönelik kamuya açık bir oturum düzenlenmesini istedi. Trump, “Her kadının, isterse, kamuoyu önünde yeminli şekilde hikayesini anlatma fırsatı olmalı. Ancak o zaman gerçeğe ulaşabiliriz” ifadelerini kullandı.

Trump karşıtı 'No Kings' protestoları Amerika Birleşik Devletleri genelinde yeniden alevlendi. Haber

Trump karşıtı 'No Kings' protestoları Amerika Birleşik Devletleri genelinde yeniden alevlendi.

ABD’de Donald Trump yönetimini ikinci yılına girilirken, ülke tarihini sarsan dev bir protesto dalgası yaşandı. 50 eyaletin tamamında eş zamanlı olarak sokağa dökülen milyonlarca kişi, Beyaz Saray’a bu sloganla seslendi: “No Kings” . Yaklaşık 9 milyon kişinin katıldığı tahmin edilen gösteriler, ABD tarihindeki en kitlesel eylemlerden biri olarak kayıtlara geçti. Etkinliğe katılan Senatör Bernie Sanders da vatandaşların ülkenin geleceğini şekillendirmedeki rolünü vurgulayarak demokratik ilkelerin korunması çağrısında bulundu. Büyük çaplı gösteriler yalnızca Minnesota ile sınırlı kalmadı; New York, Los Angeles, Philadelphia, Dallas ve Washington, D.C. dahil olmak üzere birçok şehirde de kaydedildi. Dikkat çekici bir şekilde, bu etkinliklerin yaklaşık üçte ikisi büyük şehirlerin dışında gerçekleşti ve bu da hareketin giderek artan etkisini gösterdi. Dallas'ta protestocular ve karşı protesto grupları arasında çeşitli çatışmalar yaşandı. Güvenlik ve düzeni sağlamak amacıyla kolluk kuvvetleri çok sayıda tutuklama gerçekleştirdi. Reuters/Ipsos anketine göre, Başkan Donald Trump'ın onay oranı şu anda %36 seviyesinde olup, Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana en düşük seviyesinde bulunuyor. Bu arada, Cumhuriyetçiler protestoları eleştirerek, bazı aşırı görüşlerin güçlendirildiğini savundular ve muhalif politikacıların hareketi açıkça desteklemesinden endişe duyduklarını dile getirdiler. Gözlemciler, protesto dalgasının, Amerika Birleşik Devletleri'nin yıl sonundaki ara seçimlere hazırlık dönemine girdiği ve geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti'nin kalesi olarak kabul edilen bölgeler de dahil olmak üzere birçok eyalette siyasi kampanyaların arttığı işaretlerinin görüldüğü bir dönemde gerçekleştiğine inanıyor. Washington'da protesto gösterisine katılan 45 yaşındaki Morgan Taylor, Trump'ın İran'daki askeriharekatına öfkelendiğini belirterek, bunu "anlamsız bir savaş" olarak nitelendirdi. "Kimse bize saldırmadı. Orada olmamıza gerek yoktu" dedi. “Kral Yok” hareketi Haziran 2025'te başlatıldı ve hızla ülke geneline yayıldı. Protestolar, organizatörlerin ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarına karşı harekete geçilmesi çağrısında bulunduğu bir ortamda gerçekleşti; bu çatışma dördüncü haftasına girmişti. Hollywood’un efsane aktörü Robert De Niro, New York’taki eylemlerin sembol ismi oldu. Ünlü oluncu meydanları dolduran yüz binlere, şu sözlerle hitap etti: ABD’de Trump yönetimini ikinci yılına girilirken, ülke tarihini sarsan dev bir protesto dalgası yaşandı. 50 eyaletin tamamında eş zamanlı olarak sokağa dökülen Yaklaşık 9 milyon kişi, Beyaz Saray’a bu sloganla seslendi: “No Kings” Robert De Niro, eylemlerin sembol ismi oldu. pic.twitter.com/FW5sl59ICC — 724.guncelhaber (@724guncelhaber) March 30, 2026 “Her lanet olası günde yeni ve çılgın bir şey oluyor. Ama bugün farklı! Çünkü ülke genelinde; şehirlerde, kasabalarda, fabrikalarda ve çiftliklerde milyonlarca insan bir araya gelip tek bir ağızdan haykırıyor: KRALA HAYIR!”

New York 'taki LaGuardia Havalimanı'nda yolcu uçağı ile itfaiye aracı çarpıştı, 2 ölü var Haber

New York 'taki LaGuardia Havalimanı'nda yolcu uçağı ile itfaiye aracı çarpıştı, 2 ölü var

New York İtfaiye Teşkilatı (FDNY), New York’un en yoğun havalimanlarından biri olan LaGuardia'nın pistinde pazar gecesi geç saatlerde bir kaza meydana geldiğini duyurdu. Montreal-New York seferini yapan yolcu uçağı, iniş sırasında pistteki uçak bir yer aracıyla çarpıştı. Faciada uçağın kaptan pilotu ve yardımcı pilotu olmak üzere 2 kişi hayatını kaybederken, havalimanı uçuşlara kapatıldı. Yetkililer, olayda en az 2 kişinin de yaralandığını bildirdi. ABD medyasının soruşturmaya yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre kaza, Jazz Aviation (Air Canada Express) tarafından işletilen Bombardier CRJ-900 tipi yolcu uçağı, yerel saatle 23:40 sıralarında 4 numaralı piste inişini tamamlamak üzereyken meydana geldi. Uçak, o sırada pistte başka bir acil duruma müdahale etmek için seyir halinde olan New York ve New Jersey Liman İşletmesi'ne (Port Authority) ait bir yer aracına çarptı. Liman İşletmesi, kazaya karışan aracın polis memurları tarafından kullanılan bir "uçak kurtarma ve yangın söndürme aracı" (ARFF) olduğunu teyit etti. Air Canada yolcu uçağı kaza sonrası pistte duruyor, 23 Mart 2026. İlk belirlemelere göre, araçta bulunan bir çavuş ve bir polis memurunun vücutlarında kırıklar olduğu ancak durumlarının stabil olduğu öğrenildi. Uçaktaki diğer yolcular arasında başka bir ciddi yaralanma bildirilmedi. Kaynaklar, çarpışma anında uçağın inişini tamamlamak üzere olduğunu ve yaklaşık 48 km/sa (30 mph) hızla ilerlediğini belirtti. Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB), çarpışmayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatmak üzere bölgeye bir uzman ekip (go team) gönderildiğini duyurdu. Jazz Aviation, 8646 sefer sayılı uçakta ön yolcu listesine göre 72 yolcu ve 4 mürettebat bulunduğunu açıkladı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yolcu uçağının kokpit kısmının havada kaldığı ve ön gövde alt kısmının paramparça olduğu görülüyor. FAA, acil durum nedeniyle LaGuardia Havalimanı'nın uçuşlara kapatıldığını ve tüm seferlerin durdurulduğunu bildirdi.

Maduro New York’ta hakim karşısına çıktı: Masumum Haber

Maduro New York’ta hakim karşısına çıktı: Masumum

Kısa süre önce Venezuela'da ABD tarafından yürütülen bir operasyonla ele geçirildikten sonra New York'a getirilen Nicolas Maduro, bugün ilk defa mahkemenin önüne çıktı. Federal bir mahkemede gerçekleşen oturumda Maduro, kendisine yöneltilen narko-terörizm suçlamalarını reddederek, "Hâlen Venezuela'nın meşru lideriyim" ifadelerini kullandı. Dört ağır suçlama, tek yanıt: Masumum New York'taki Federal Mahkeme'de sıkı güvenlik tedbirleri altında yapılan duruşmada 63 yaşındaki Maduro; narko-terörizm, kokain kaçakçılığı komplosu ve ağır silah bulundurma ile suçlandı. Bir tercüman aracılığıyla mahkeme heyetine hitap eden Maduro, "Ben bir suçlu değilim, ben saygın bir devlet adamıyım. Ülkemin devlet başkanlığı görevim hâlâ devam ediyor" diyerek mahkeme ve ABD'nin yargı yetkisini dolaylı yoldan tanımadığını ifade etti. Eşi Cilia Flores de suçsuz olduğunu savundu Maduro ile birlikte tutuklanan eşi Cilia Flores de duruşmada yer aldı. Flores, kendisine yöneltilen suçlamaların dayanaksız olduğunu belirterek suçsuz olduğunu ifade etti. Mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmanın 17 Mart 2026 tarihinde yapılmasına karar verdi. "Kartel ortaklığı" iddiası ABD Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Maduro; Meksika'nın ünlü Sinaloa ve Zetas kartelleri, Kolombiya'daki FARC isyancıları ve Tren de Aragua çetesi ile küresel bir kokain ağı oluşturmakla suçlandı. Bu ağın ABD'ye tonlarca uyuşturucu soktuğu iddiaları öne sürülüyor. "Petrol rezervleri için tezgahlanan bir oyun" Duruşma öncesi ve sonrasında Maduro yanlısı çevrelerden gelen açıklamalarda, yargılamanın hukuki değil siyasi motiflerle yapıldığı belirtildi. The New York Times'ın haberine göre, Maduro, duruşma salonundan ayrılırken "Ben bir savaş esiriyim." ifadesini kullandı. Maduro'yu mahkemede Wikileaks'in kurucusu Julian Assange'ın avukatı Barry Pollack temsil etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.