SON DAKİKA
Hava Durumu

#Nato

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz Haber

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze için oluşturulacak Barış Kurulu’nun ilk toplantısına ilişkin soruya, davet aldıklarını ve Türkiye’nin toplantıya katılacağını belirterek yanıt verdi. Toplantının Ramazan ayının ilk gününe denk gelmesi nedeniyle Türkiye’yi Hakan Fidan’ın temsil edeceğini ifade etti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göreGazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanmasının önemine vurgu yapan Erdoğan, “Gazze meselesi insanlığın vicdan sınavıdır. Amaç ateşkesi kalıcı hâle getirmek, insani yardımları kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her girişime destek vereceğiz” dedi. “AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ” Türkiye’nin NATO faaliyetlerindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biri olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin zamanının geldiğini söyleyen Erdoğan, “Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurulacaksa bunun Türkiye’siz oluşturulması yetersiz bir çaba olacaktır. Türkiye’yi dışlayan tutumlar mantıklı değildir. Umarım Türkiye olmadan Avrupa’nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kuramayacağını artık herkes anlamıştır” ifadelerini kullandı. “YENİ ANAYASA İÇİN HENÜZ TAKVİM YOK” Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik nefret söylemi ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin soruya ise henüz net bir takvim bulunmadığını söyledi. “Anayasa konusunda henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz” diyen Erdoğan, Mihalgazi’de verilen mücadelenin önemine dikkat çekerek, yerel yönetimlere desteklerinin süreceğini belirtti.

Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda Haber

Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda

AK Parti Sözcüsü Çelik'in konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Geçen hafta biliyorsunuz geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin katılımıyla Hatay'da düzenlenen törenle 455 bininci afet konutu teslim edilmişti. Bu tabii dünya çapında büyük bir gayretin neticesidir. Yapılmaz denilen işler yapılmıştır. En son yaptığımız değerlendirmeden sonra tabii o kadar çok hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman neredeyse 10 yıllar içerisinde olabilecek olaylar bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye'nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye'nin etrafına baktığımızda Rusya-Ukrayna savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kerelerde barışın yapılmasıyla ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece yıpratıcı can alıcı saldırılar karışılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin katil şebekesi tarafından Gazze soykırımlarıyla ilgili bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda. Bununla ilgili bir müzakerede sonuç alınacak mı yoksa herhangi bir şekilde yeni bir saldırı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye'nin Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü bir kere daha bu şoklar karşısında bu meydan okumalar karşısında Türkiye'nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor. Zaten bu çerçevede bu seneki Davos toplantısı bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada başbakanının konuşması biliyorsunuz çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi, yeni bir döneme geçileceğinden bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Özellikle Batı'da Rusya-Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar bol miktarda zikredilirken, zikredilen bu kuralların referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart hatta çifte standartın ötesinde iki yüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze'deki Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu iki yüzlülük aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu. Tabii bu çerçevede Birlemiş Milletler'in işlevsizleşmesinden bahsediliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa dünya beşten büyüktür dediğinde çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sesszlik olmuştu. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya beşten büyüktür sözünün aslında küresel düzenin iki yüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu iki yüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktasayda hemen hemen büyün mekanizmaların çalışamaz hale geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusu yapanların konuşmalarının özeti dünya beşten büyüktür sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Tüm bunun içerisinde tabii en önemli konu geliyor kilitleniyor dünyanın içinde bulunduğu halde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor. NATO bundan sonra nasıl devam edecek, Atlantik ilişkilerde ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler nasıl yürüyecek, Avrupa güvenlik mekanizması kurulabilecek mi kurulamayacak mı derken yine bu tartışmaların merkezinde Türkiye var. Ve tüm bu tartışmaların merkezinde Cumhurbaşkanımızın tüm bu süreçlerde nasıl bir diplomasi ortaya koyacağı var. Güvenliğin başka bir boyutu da önümüzdeki dönemlerde Davos'ta yoğun bir şekilde tartışıldı. Yapay zekanın ortaya çıkmasıyla kitlelerin işsiz kalması, robotik hayatın güçlenmesiyle gerçek insan hayatının giderek daha zora girmesi karşısında karşılaşılacak siyasalar sorunlar sosyal sorunlar herkesin gündeminde oluyor. Bugün o yüzden Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken ne zaman bir masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor."

Rutte: Avrupa, ABD desteği olmadan kendini savunamaz Haber

Rutte: Avrupa, ABD desteği olmadan kendini savunamaz

Rutte, Pazartesi günü Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, "Eğer birileri burada tekrar Avrupa Birliği'nin veya bir bütün olarak Avrupa'nın ABD olmadan kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin. Yapamazsınız. Biz yapamayız. Birbirimize ihtiyacımız var." dedi. NATO Genel Sekreteri, Avrupa ülkelerini, "gerçekten tek başlarına yapmak istiyorlarsa" savunma harcamalarını yüzde 10'a çıkarmaları gerekeceği konusunda uyardı ve milyarlarca avroya mal olacak kendi nükleer kapasitelerini geliştirmeleri gerekeceğini ekledi. "Bu senaryoda, özgürlüğümüzün nihai garantörü olan ABD nükleer şemsiyesini kaybedeceksiniz. Yani, iyi şanslar." dedi. Bu açıklamalar, Başkan Donald Trump'ın Grönland'ın ABD mülkiyetine geçmesi yönündeki taleplerini sürdürmesinin ve ardından İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada Arktik adasını ilhak etmek için güç kullanımını açıkça reddetmesinin ardından, Avrupa ve Batılı müttefikleri için inişli çıkışlı bir haftanın ardından geldi. NATO Genel Sekreteri, Trump'ı Arktik güvenliği konusunu gündeme getirdiği için övmeye devam etti ve başkanın savunmasının salondaki birçok kişiyi muhtemelen rahatsız edeceğini kabul etti. "Bence haklı. Arktik bölgesiyle ilgili bir sorun var. Kolektif güvenlik sorunu var, çünkü bu deniz yolları açılıyor ve Çinliler ve Ruslar giderek daha aktif hale geliyor." dedi. Rutte, Grönland meselesiyle ilgili olarak ileride iki çalışma alanı olacağını belirtti. Birincisi, NATO'nun Arktik'in savunması için daha fazla kolektif sorumluluk üstlenmesini, Rusya ve Çin'in bölgeye hem askeri hem de ekonomik olarak erişimini engellemesini içerecektir.

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi Haber

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla sunulan tezkerede, Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde meydana gelen deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarına karşı, 2008-2021 yılları arasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının alındığı belirtildi. Bu çerçevede TBMM’nin 10 Şubat 2009 tarihli kararı ile, TSK unsurlarının söz konusu bölgede görev yapması için bir yıl süreyle izin verildiğinin hatırlatıldığı tezkerede, bu sürenin son olarak 4 Şubat 2025’te bir yıl daha uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, şu açıklamalara yer verildi: "TSK deniz unsurlarının konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin güvenliğinin etkin biçimde korunması, uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle ortak mücadele operasyonlarına aktif katkı sağlanması, belirtilen bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, TSK deniz unsurlarının operasyonel etkinliğinin ve bölgeye yönelik tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik ulusal politikanın desteklenmesi ve BM sistemi içindeki rolümüz ve görünürlüğümüzün güçlendirilmesi temin edilmiştir." Tezkerede, Türkiye’nin, deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadelede uluslararası işbirliğini geliştirmeye önem verdiği, bu alandaki çabaları en başından itibaren desteklediği ve BM, NATO, Avrupa Birliği ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılım sağladığı belirtildi. Türkiye’nin, BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı çerçevesinde kurulan Somali Açıklarındaki Deniz Haydutluğuyla Mücadele Temas Grubu’nun çalışmalarına kurucu üye olarak katıldığı hatırlatıldı. TSK deniz unsurlarının, 2009-2016 yılları arasında yürütülen NATO’nun Okyanus Kalkanı Harekatı’na ve 2009 yılından itibaren Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde oluşturulan Birleşik Görev Kuvveti-151’e (CTF-151) dönemsel olarak firkateyn veya korvet ile katıldığı belirtilen tezkerede, Türkiye’nin, 2009-2025 yılları arasında 7 kez CTF-151 Komutanlığı görevini üstlendiği, 24 Temmuz 2024 tarihinde yedinci kez devraldığı söz konusu komutayı 22 Ocak 2025’te devrettiği bildirildi. Tezkerede, Somali’nin BM Genel Sekreteri’ne talebi üzerine Aden Körfezi Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadeleye ilişkin BM Güvenlik Konseyi tarafından daha önceki kararların devamı niteliğinde bir kararın 2022 yılı ve sonrasında çıkarılmadığı ifade edildi. BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı temelinde uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve deniz terörizmiyle mücadele operasyonlarının Somali kara suları dışındaki bölgede devam ettiği bilgisine yer verilen tezkerede, bu operasyonlardan AB’nin Atalanta Harekatı’nın görev süresinin AB Konseyi’nin 16 Aralık 2024 tarihli kararıyla 28 Şubat 2027’ye kadar uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, Türkiye’nin de dahil olduğu Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde CTF-151 faaliyetlerine devam ettiği bildirildi. TBMM’nin 4 Şubat 2025 tarihli kararı doğrultusunda TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerdeki görevlendirme süresinin 10 Şubat 2026 tarihinde sona ereceği belirtilen tezkerede, şu ifadelere yer verildi: "Uluslararası barış ve istikrarı tehdit eden ve ulusal çıkarlarımızı da olumsuz etkileyen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele yönündeki uluslararası çabalara ülkemiz tarafından etkin bir şekilde destek verilmesi ve bölgede seyir emniyetinin sağlanmasına katkıda bulunulması, uluslararası ve ulusal sorumluluklarımızın bir gereği olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda, ülkemizin de tarafı olduğu Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme başta olmak üzere ilgili uluslararası anlaşmalar ve teamüller çerçevesinde 934 sayılı TBMM kararında belirlenen ilke ve esaslar da dikkate alınarak bahsi geçen bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele ortak operasyonlarına destek verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu mülahazalarla, gereği, kapsamı ve zamanı Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmek üzere, TSK deniz unsurlarının bölge ülkelerinin kara suları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre gerçekleştirilmesi için Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince TBMM’nin son olarak 4 Şubat 2025 tarihli ve 1440 sayılı kararıyla verilen izin süresinin 10 Şubat 2026 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması hususunda gereğini bilgilerinize sunarım." Tezkere, AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol oyları ile kabul edilirken, DEM Parti ‘hayır’ oyu verdi.

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor Haber

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor

Trump, Cuma günü BBC'den gelen bir soruya yanıt olarak gazetecilere, "Ülkelerin mülkiyete sahip olması gerekir ve mülkiyeti savunursunuz, kiralamaları değil. Ve Grönland'ı savunmak zorundayız" dedi. "Kolay yoldan" veya "zor yoldan" yapacağız" diye ekledi. Beyaz Saray, yönetimin NATO üyesi Danimarka'nın yarı özerk bölgesini satın almayı düşündüğünü, ancak zorla ilhak seçeneğini de dışlamadığını yakın zamanda açıklamıştı. Danimarka ve Grönland, bölgenin satılık olmadığını söylüyor. Danimarka, askeri müdahalenin transatlantik savunma ittifakının sonunu getireceğini belirtmişti. En seyrek nüfuslu bölge olmasına rağmen, Grönland'ın Kuzey Amerika ve Arktik arasında yer alması, füze saldırıları durumunda erken uyarı sistemleri ve bölgedeki gemilerin izlenmesi için elverişli bir konumda olmasını sağlıyor. ABD Başkanı, Grönland'ın ABD ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını defalarca dile getirdi ve kanıt olmadan "her yerinde Rus ve Çin gemileriyle dolu" olduğunu iddia etti. ABD, Grönland'ın kuzeybatı ucundaki Pituffik üssünde halihazırda 100'den fazla askeri personeli daimi olarak konuşlandırmış durumda; bu tesis, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ABD tarafından işletiliyor. Danimarka ile mevcut anlaşmalar uyarınca, ABD Grönland'a istediği kadar asker getirme yetkisine sahip. Ancak Washington'da gazetecilere konuşan Trump, kira sözleşmesinin yeterli olmadığını söyledi. "Ülkeler dokuz yıllık veya hatta 100 yıllık anlaşmalar yapamazlar." dedi ve mülkiyete sahip olmaları gerektiğini ekledi. "Çin halkını seviyorum. Rus halkını seviyorum." dedi Trump. "Ama onları Grönland'da komşu olarak istemiyorum, bu olmayacak." "Ve bu arada NATO'nun da bunu anlaması gerekiyor." diye ekledi ABD başkanı. Danimarka'nın NATO müttefikleri -başlıca Avrupa ülkeleri ve Kanada da dahil olmak üzere- bu hafta "ilişkileriyle ilgili konularda yalnızca Danimarka ve Grönland'ın karar verebileceğini" teyit eden açıklamalarla Danimarka'ya destek verdi. Arktik güvenliği konusunda ABD kadar istekli olduklarını vurgulayan ülkeler, bunun ABD de dahil olmak üzere müttefikler tarafından "topluca" başarılması gerektiğini söyledi. Ayrıca "egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı da dahil olmak üzere BM Şartı'nın ilkelerinin korunması" çağrısında bulundular.

Savunma sanayide yeni başarılara devam... ASFAT'tan yeni bir ilk, yeni bir başarı Haber

Savunma sanayide yeni başarılara devam... ASFAT'tan yeni bir ilk, yeni bir başarı

MSB’nin haftalık bilgilendirme toplantısında, yerli ve millî savunma sanayiindeki son gelişmeler paylaşıldı. Bayraktar KIZILELMA’nın dünyada bir ilki gerçekleştirdiği testten MİLDEN inşasına kadar birçok kritik gelişme duyuruldu. ASFAT ile NATO ve Avrupa Birliği üyesi Romanya’nın Savunma Bakanlığı arasında 1 adet Korvet (Light Corvette) ihracatına yönelik sözleşme de imzalandı. Türkiye, NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye ilk kez savaş gemisi ihracatını gerçekleştirdi. Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkân ve kabiliyetlerini artıran yerli ve millî savunma sanayi projelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, savunma sanayinin tüm alanlarında geliştirilen stratejik ürünlerle Türkiye’nin askeri gücünün her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek son bir haftalık gelişmeleri aktardı. MKE’DEN GENİŞ KAPSAMLI SİLAH VE MÜHİMMAT TESLİMATI Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ’nin muhtelif çap ve türlerde üretimini yaptığı silah ve mühimmatların TSK’ya teslimatının tamamlandığı bildirildi. KIZILELMA’DAN DÜNYA TARİHİNDE BİR İLK 29 Kasım’da gerçekleştirilen kritik test atışının savunma tarihinde bir dönüm noktası olduğu vurgulanırken, Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağı, ASELSAN üretimi MURAD AESA radarı ile hedefi tespit ederek, TÜBİTAK-SAGE’nin geliştirdiği GÖKDOĞAN görüş ötesi hava-hava füzesini ateşledi. KIZILELMA’nın havadaki hedefi başarıyla imha etmesi, dünyada bir ilk olarak kaydedildi. https://twitter.com/tcsavunma/status/1996509678550093945 ROMANYA’YA KORVET İHRACATI ASFAT ile Romanya Savunma Bakanlığı arasında 1 adet Light Corvette (hafif korvet) ihracatına yönelik sözleşme imzalandı. Törene Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet de katıldı. Anlaşma, Türkiye’nin deniz platformları ihracatındaki yükselen ivmesinin yeni bir göstergesi olarak değerlendirildi. TF-2000 SONRASI MİLDEN’DE İNŞA SÜRECİ BAŞLADI Milli Savunma Bakanlığı ayrıca; İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribinin ilk blok imalatına başlandığını, Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda ise Millî Denizaltı (MİLDEN) projesinin ilk test bloğu inşasının başladığını açıkladı. Söz konusu bu iki projenin Türkiye’nin denizlerdeki caydırıcılığını artıracak kritik adımlar arasında göstertildiğine dikkati çekildi. Öte yandan Bakanlık, MKE’nin tarihinde ilk kez Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayınlanan dünyanın en büyük 100 savunma şirketi listesine girmeyi başardığını duyurdu. Gelişme, Türkiye’nin savunma sanayiindeki küresel konumunun güçlendiğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.