SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mustafa Kemal Atatürk

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Mustafa Kemal Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Kemal Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi” Haber

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Çankırı’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Yıldızlar çamlara değer de geçer. Gün buradan başını eğer de geçer. Suları dizleri döver de geçer. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz. Dağları var, göklerde yeşil bir direk. Gölü var, dağlara düşmüş kocaman yürek. Yolu var içinde, gitsem gerek. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz.’ Ilgaz’ın eteğinde memleketini seven, vatanını seven, bayrağını seven, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seven can Çankırı hoş geldiniz. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. ‘Bundan sonra mitingler olacak mı?’ dediler. Dedim ki ‘Olacak.’ ‘Yeni yılda nerede olacak?’ dediler. Dedim ki ‘Çankırı’da olacak.’ Dediler ki ‘3 Ocak‘ta eksi üç derecede, karın altında miting mi olur?’ Dedim ki ‘Olmaz. Miting yaparsan olmaz. Oraya kim gitse o meydan dolmaz. Ama biz mitinge değil, adalet için eyleme geliyoruz, eyleme.’” dedi. Özel, şunları söyledi: “ÜLKESİNİ, BAYRAĞINI VE ATASINI SEVENLERE SELAM OLSUN” “Şimdi Çankırı‘yı birilerinin kalesi görenlere söylüyorum. Siyasette kale devri bitmiştir. Artık Çankırı, ne onun - ne bunun, kimsenin kalesi değildir. Çankırı, olsa olsa milletin kalesidir. ‘Bu meydan dolmaz’ diyenlere şunu söylüyorum: Evet, doğru. Son seçimde Çankırı’da bin 100 oy aldık. Şimdi o günden bugüne siyaseti göremeyenleri, Türkiye’deki değişim umudunu göremeyenleri, o günden bugüne bizim derdiyle dertlendiğimiz emeklinin sesini duymayanları, ezilen asgari ücretliyi görmeyenleri, unutulan köylüyü, çiftçiyi, mahvedilen hayvancılıkla uğraşanları ve hepsinin derdinden çok derdi olan esnafın halini görmeyenleri, bu meydanı görmeye davet ediyorum. Bu meydan açlığa, yoksulluğa, güvencesizliğe, her türlü adaletsizliğe meydan okumanın, itiraz etmenin, isyan etmenin ve dayanışmanın meydanıdır. Hoş geldiniz her biriniz. Bugün Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu’dan Ankara’ya uzanan istiklal yürüyüşünde istiklal yolunu koruyan Çankırı’dayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şapka devrimi için Kastamonu’ya giderken geldiği, şapkasını kaldırıp selamladığı, dönüşte onu bütün Çankırı’nın şapkalarıyla selamladığı bu güzel memleketteyiz. Selam olsun Çankırı’ya. Selam olsun ülkesine, bayrağını ve atasını sevenlere. Değerli Çankırılılar, biraz önce dedim. Çankırı’da son seçim bin 100 tane oy aldık. Bugüne kadar biz buranın belediyesini hiç kazanamadık. Ama dönüp de Çankırı’ya küsmedik, sırtımızı dönmedik, onu küçük görmedik. Sadece şunu dedik: ‘Bir kusur varsa bizdedir. Bir hata varsa bizdedir. Eksiklik varsa bizdedir.’ Şimdi emeği gören, emekçinin sesini duyan, emeklinin derdiyle dertlenen, hem mahkemedeki adaletsizliğe, hem gelir ve vergideki adaletsizliğe karşı çıkan, bütün haksızlıklara isyan eden, Kartalkaya’daki yangını da cüzdandaki ve mutfaktaki yangını da yüreğinde hisseden Çankırı’nın güzel insanına selam olsun.” “SEÇİLENLERE SEÇENDEN ÖTÜRÜ SAYGI GÖSTERİYORUZ” “Burada hiç belediye kazanmadık. Son milletvekilimiz Nuri Çelik Yazıcıoğlu’ydu. Allah gani gani rahmet eylesin. 50 yıldır vekilimiz yok burada bizim. Elbette hemşerileriniz var. Geçtiğimiz dönemlerde Kadir Gökmen Öğüt vardı. O da meydanda burada. Hemşeriniz Kadir Abi’ye bir alkış alalım. Ama bu meydana bakınca ben hem İl Başkanımız Galip Başkan’a, bütün ilçe başkanlarına, yöneticilere, yani baba evinin bacasını tüttürenlere bu meydan için teşekkür ediyorum. Önümüzdeki seçimde Çankırı’dan milletvekilimizi istiyorum artık. Tabii önceki rahmetli vekilimizi anmışken, il başkanımızla örgütümüze teşekkür etmişken birlikte çalıştığımız ve iki yıl önce kaybettiğimiz Fikret Başkan’ı da rahmetle anıyorum. Ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine saygılarımı sunuyorum. Biz buraya aday gösteriyoruz, milletvekilimiz seçilmiyor. Belediye seçimine giriyoruz, kazanamıyoruz. Ama seçilenlere seçenden ötürü saygı gösteriyoruz. ‘Millet onu seçti, ben tanımıyorum’ demiyoruz. ‘Millet onu seçti; darbe yapayım, hapse atılsın, hakaret edeyim, iftira edeyim’ demiyoruz. Demokrasi kazandığın seçimden sonra belli olmaz. Demokrat mısın, değil misin? O seçimi kaybettiğinde belli olur. İşte yıllarca iktidarda olup, hiç kaybetmeyip, bununla övünenler 31 Mart seçimlerinde tarihlerinde ilk kez ikinci parti olunca, 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti olunca, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazanınca hazımsızlığa başladılar ve saldırmaya başladılar. Seçtiğimiz Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu, 16 belediye başkanımızı, çok sayıda arkadaşımızı iftiralarla aldılar, gözaltı yaptılar, tutukladılar, hapislere koydular. Buradan Çankırı’nın güzel insanlarının vicdanına seslenerek, ki beni demin genç Yarenler karşıladı. Yaren meclisinin vicdanına seslenerek söylüyorum. Tayyip Erdoğan’ı yenmek suç değildir. Seçim kazanmak suç değildir. İktidar olmak istemek suç değildir. Bu ülke padişahlık değildir. Bu ülkede birilerinin dediği değil, milletin dediği olur. Son seçimlere ikinci kez bu kentin belediye başkanı seçtiği İbrahim Hakkı Esenbey’i, AK Parti’den Grup Başkanvekili Sayın Akbaşoğlu’nu, MHP’den Milletvekili Pelin Yılık hanımefendiyi sizler seçtiniz. Göreve geldiler. Onlara görevlerinde başarılar diliyorum. Demokrasi, seçilenin yönetmesidir. Onları seçen Karabük’e de Çankırı’ya da bundan sonraki seçimde karar değiştirip bizi seçerlerse saygı duyarız. Seçmezlerse yine saygı duyuyoruz. Demokrasi, kendin kazandığında övündüğün, kaybettiğinde hiçe saydığın bir yönetim biçimi asla olamaz.” “ÇANKIRI’NIN SORUNLARINI ÇÖZEN DE YOK, SÖYLEYEN DE” “Elbette belediye başkanı seçildi, iki partiden birer milletvekili var. Ancak bu şartlarda Çankırı’nın önemli bir sorunu var. O da şu: Sorunlarını çözen de yok, söyleyen de yok. Bir taraf AK Parti, bir taraf MHP olunca sorunlar birikiyor. Ama söyleyen de olmuyor. Örneğin Çankırı’nın en büyük sorunu küçülmek, göç vermek. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi ilk geldiğinde 270 bin olan Çankırı nüfusu, şu anda 196 bine düştü. Yani Türkiye 60 milyondan 86 milyona giderken ve yüzde 30’dan çok büyürken; burada, Çankırı’da yüzde 27’lik bir küçülme var. AK Parti geldiğinde Çankırı’da olan beş kişiden biri artık yok. Çankırı’nın nüfusu yüzde 27 azalmış. Peki neden azalmış? Hiç düşünen var mı? Hiç düşünmeye gerek yok. Sen Çankırı’nın öncelikle Makine ve Kimya Enstitüsü’nü kapatırsan, fabrikalarını kapatırsan, ilçelere açılan yüksek okullarını kapatırsan, cezaevini kapatırsan, huzurevini kapatırsan Çankırı’yı göçe zorlarsın. Çankırı’yı güçlendirecek yatırımları yapmadan sadece kapatarak, Çankırı’ya yatırım getirecek imkanları yaratmayarak, bırak yatırımı kendisi gelmek için yol kullanılacak, bağlantı yollarını, çevre yollarını 15 yıldır yapmayarak burada Çankırı’yı bir başına, çaresiz bıraktılar. Çankırı’nın çiftçisi, AK Parti geldiği gün bir kilogram buğday sattığında 6 litre mazot alıyordu. Bunu bütün çiftçiler biliyor, bütün çiftçi büyüklerim biliyor. Oysa bugün bir litre mazot almak için bir kilogram buğday satmak gerekiyor. Yani bir kilograma 6 litreden, bir kilograma bir litreye gelinmiş durumda. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak söz veriyoruz. İktidarımızda Çankırı’nın çiftçisi Gazi’nin dediği gibi yeniden olacak milletin efendisi.” “ARADA RANT YOK, İYİ VE HALKI SEVEN YÖNETİM VAR” “AK Parti, 24 yıldır iktidarda. Türkiye’yi nereden nereye getirdi. Bakın yoksullukta Avrupa birincisi. İşsizlikte Avrupa birincisi. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Yüksek faizde Avrupa birincisi. Yoksullukta Avrupa birincisi. Yani beş alanda birden birinci. Beş altın madalyası yok. AK Parti’nin kara düzeninin beş tane utanç madalyası var boynunda. Bakın geçtiğimiz hafta Edirne’deydim, serhat şehrindeydim, sınır kentindeydim. Edirneliler her hafta Yunanistan’a geçip oradan alışveriş yapıyorlar. Türkiye’de etin kilosu bin lira, Yunanistan’da 500 lira. Yani bir arabaya ya da biri otobüse doluşup karşıya geçip alışverişi oradan yapıp geliyor. Bin liralık eti Yunanistan’da 500 liraya alıyor. Bizde asgari ücret 500 Euro ama Yunanistan’da bin 400 Euro. Bizim üç katımız asgari ücret alıp yarı fiyatımıza et yiyebiliyorlar. Ben dün kendi memleketinde, Manisa’daydım. Burada da resimlerini açmışsınız, Allah razı olsun. Ferdi Zeyrek kardeşimin, Gülşah Durbay kardeşimi, evlatlarımızı kaybettiğimiz memleketimdeydim. Ferdi Başkan’ın Manisa’ya kazandırdığı ilk iş, halk mandıra açmaktı. Halk mandıraya uğradım. Fiyatları kontrol ettim. Sonra çıktım, oradaki açılışta söyledim ve herkes onayladı. Şimdi Çankırı kulağını açıp da dinlesin. Hani diyoruz ya ‘Türkiye’de et bin lira, Yunanistan’da 500 lira.’ Şimdi bunu dinleyin: Bugün Çankırı’da kasapta 950 lira, bin lira olan et Manisa’da Ferdi Zeyrek’in açtığı halk mandırada 550 lira. Bugün piyasada, Çankırı’da 600 lira olan kaşar peyniri, Manisa’da şu anda herkese satılıyor 230 liraya. Siyah zeytin, emsal siyah zeytin dışarıda 280 lira, halk mandırada 140 lira. Dört kap sıcak yemek lokantada 250 lira, kent lokantasında sadece 50 lira. Arada ne var? Arada rant yok. Arada ne var? İyi yönetim var. Halkı seven yönetim var. Buradan açıkça ifade ediyorum. Çankırı eti bin liraya değil; önce 500 liraya, sonra 300 liraya yemek istiyorsa çare bu iktidarı değiştirmektedir. Halk mandıralarını kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ni, halkın partisini iktidara getirmektir.” “İNANMAYAN O GÜNKÜ RAKAMLARA BAKSIN” “Bugün Çankırı’da emekliler, emekli maaşının kaç para olacağını bekliyorlar. En düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında olacak. 19 bin 800 lira civarında. Bu bir sefalet ücretidir. Buradan Çankırı’nın AK Partili, MHP’li emeklilerine söylüyorum. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 1,5 çeyrek altın alıyor. Emekli maaşını 22 bin lira yapsalar ancak 2 çeyrek altın alacak. AK Parti’den önce 8 çeyrek, AK Parti gelmiş; 2 çeyrek. Bu AK Parti’nin kara düzenidir, bu haksızlıktır. Bu, yıllarca çalışılan, alın teri dökülen, dirsek çürütülen, göz nuru harcanan ve devletin ‘Yeter, sen çalışma. Bugüne kadar sen bize baktın, şimdi çalışanlar sana bakacak’ dediği emekliye haksızlıktır, vefasızlıktır ve vicdansızlıktır. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar sizi bitirmiştir. Bu iktidarı bitirme vakti şimdi size gelmiştir. Meydandaki emeklileri görebilir miyim, el kaldırsınlar. Neredeyse Türkiye’deki en yüksek oran. En düşük emekli maaşı alanlar 16 bin 700 lira alanlar bir el kaldırsın. Neredeyse meydanın yüzde 75’i emekli, emeklinin de yüzde 75’i en düşük emekli maaşını alıyor. Bu katlanılabilecek bir durum değil. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; bu asgari ücrete de, bu en düşük emekli maaşına da sonuna kadar itiraz ediyoruz. Ve biz ne yapacağız onu söylüyorum. Biz iktidar olduğumuzda, bugünkü şartlarda en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Önce bir asgari ücret. Kimse şaşırmasın, olmadık bir şey söylemiyorum. AK Parti’nin geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. İnanmayan dönsün, o günkü rakamlara baksın. Bugün en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 60’ına getirildi. Bu yüzden en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Peki asgari ücret ne olacak? Hiç şüphe yok, bugünkü gibi açıklandığı gün, ki bu tarihte ilk kez oluyor, asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmıştır. Açlık sınırı 30 bin liranın üzerindedir, 28 bin lira asgari ücret açıklanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugünkü şartlarda, bugün olsa asgari ücret 39 bin lira olacak. Söz veriyoruz.” “ADALETSİZ VERGİ DÜZENİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” “Ayrıca adaletsiz vergi düzenini değiştireceğiz. Bunlar gibi vergiyi tabana değil, tavana yayacağız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alacağız. Bu meydan gibi hiç kazanamayanlardan hiç vergi almayacağız. Bakın bugün Türkiye, dünyanın en acımasız vergi sistemini uygulamaktadır. Bugün 100 liralık verginin 65 lirası en az dolaylı vergilerden, yani zengin - fakir ayırmayan, yani fabrikatörden de kapısındaki bekçiden de aynı vergiyi alan dolaylı vergilerle dönmektedir. Elektriğe, suya, telefona, yoğurda, pirince, zeytinyağına, çocuk bezine, multi milyarder de en gariban da aynı vergiyi ödemektedir. Bunun üstüne vergilerin geri kalan yüzde 23’ü gelir vergisinden, yani hepinizin - hepimizin daha eline almadan maaşlarından kesilen gelir vergisinden alınmaktadır. Geriye yüzde 11, yani çok kazanan üreticiden, çok kazanan ihracatçıdan, zenginden, holdingden, anonim şirketlerden aldıkları vergi yüzde 11’dir. Yoksuldan yüzde 89 vergi alan, zenginden yüzde 11 vergi alan AK Parti’nin kara düzeni gidecektir, gidecektir, gidecektir. Buradan Çankırı’dan sesleniyorum. Bir devri kapatmaya, yeni bir devri başlatmaya geliyoruz. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Vatan evlatlarının.” “YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ” “Tayyip Bey, yılın ilk gününde eksi 4 derece sıcaklıkta, karın altında Çankırı’da müzenin önündeki meydandayım. Meydan tıklım tıklım. Biz buradayız. Sıcak salonların adamı Erdoğan sen neredesin? Sen neredesin? Biz buradayız, millet için buradayız, yoksul için buradayız, emekli için, çalışan için buradayız. Gençlerin gelecek umudu için buradayız. Sıcak salonlardan çık, çık karşımıza. Erken seçim istiyoruz. İktidar istiyoruz. Adalet istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidara geldiğimizde herkesin insanca yaşayabileceği bir maaş almasını, eğer işi yoksa temel vatandaşlık maaşıyla eve giderken kimsenin eli boş gitmemesini, kasabın - manavın arka sokağından dolaşmasını, borcunu borçla kapatmamasını, kredi kartını öbüründen çekerek ceza gibi biriken borçlardan artık bunalmamasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının onurlu birer temel vatandaşlık geliri almasını savunuyoruz. Çankırı, bu müjdeyi buradan Türkiye’ye haykırıyorum. Biz bu ülkede kardeşlik ve huzur olsun istiyoruz. Kavga değil, milletin sorunları çözülsün istiyoruz. Ama ne yazık ki AK Parti yönetimi bunu istemiyor. O gerginlik istiyor ki, yoksulluk konuşulmasın. O kavga istiyor ki, işsizlik konuşulmasın. O kutuplaşma istiyor ki, bu millet kucaklaşmasın, hep birlikte kurtuluşu aramasın. Bunun için 2026 yılının ilk mitinginde, Anadolu’nun bağrında ve bu Yarenler diyarında Yarenler Divanı’ndan bütün Türkiye’ye diyorum ki; Tayyip Erdoğan’ın kutuplaştırmasına inat kucaklaşma, düşmanlaştırmasına inat kardeşliğe, AK Parti’nin, MHP’nin seçmeni ile muhalefetin seçmeni omuz omuza vermeye, yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Yoksulluğu yenmeye.” “BİZ ANTİ EMPERYALİSTLERİN PARTİSİYİZ” “Yüzde 17,5 enflasyon hedefi ile yola çıkıp yüzde 30 enflasyonla yılı bitirenlere soruyorum. Bu yıl ne oldu? Savaşa mı girdik, ekonomiyi allak bullak edecek afet mi oldu? Ne oldu da bu yıl yüzde 15 enflasyon deyip, yüzde 17 enflasyon deyip, yüzde 30’a çıktı? Hedefin iki katına çıktı. Farkı bu milletin cebinden çıktı. Size söyleyeyim ne olduğunu. Bu ülkede maalesef 19 Mart’ta bir sivil darbe oldu. Ülkeyi seçimle kazanamayacağını görenler, geleceğin iktidarına darbe yapmaya, geleceğin Cumhurbaşkanına darbe yapmaya, Ekrem İmamoğlu’na darbe yapmaya kalkıştılar. İşte bütün kriz de buradan çıktı. Karşımızda darbe kendisine yapılınca ‘Koşun, yardım edin’ deyip, sonra sıkışınca rakibine darbe yapanlar var. Değerli Çankırılılar, bugün dünyanın öbür ucunda bir ülkede Venezuela’da ülkenin liderine ve eşine Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir operasyon yapıldı ve ülke dışına kaçırıldı. Buradan açıkça söylüyorum. Maduro seçimleri adil, güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında, Maduro yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan ‘Kardeşim Maduro’ diyordu. ‘Dostum Maduro’ diyordu. Bugün Erdoğan’ın her lafı yiyip sustuğu, randevu almak için Boeingler verdiği, randevu almak için kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği, randevu almak için oğluna Amerikan malına vergi indirimi, Çin malına vergi bindirimi teklif ettiği Erdoğan, Trump’ın Venezuela’ya darbesine, Maduro’yu alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Buradan herkes görsün ki; Erdoğan Maduro yanlış yaparken de, yanlışa ‘yanlış’ diyememiştir. Bugün yanlış Venezuela’ya yapıldığında, bugün Amerika birleşmiş milletler sistemini alt üst ettiğinde, bugün Amerika 400 yıl önce Vestfalya Antlaşması’dan beri ülkeler birbirinin sınırlarına saygılı olacak, iç işlerine karışmayacak, ulusal egemenliklerini tanıyacak, uluslararası hukuk dışında hiçbir ülke diğerine karışmayacak diye 400 yıllık kaideyi Trump ayaklarının altına alırken, Erdoğan korkusundan bir kelime edememektedir. Bir danışmanı tweet atmış, tweetini sildirdiler. Buradan Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum: Sen Trump’tan korkan, meşruiyeti onun Oval Ofisi’nde arayan, doğruya ‘doğru’ demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan bir siyasetin insanısın. Biz; Altıncı Filo’yu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, biz; geldiklerinde birileri kırmızı halı sererken düşman donanmasına bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyen anti emperyalistlerin partisiyiz. Buradan açıkça söylüyorum. Trump’a sığınanlara açıkça söylüyorum. Modern dünyanın bir parçası olmadan, haksızlıklara susarak, sadece göz yumarak Trump‘tan, Amerika’dan, İsrail’den korkarak iktidarda kalacaksan, olmaz olsun öyle iktidarınız. Eğer sizi orada oturtursak bize de yazıklar olsun. Bize de yazıklar olsun. Buradan Çankırı’dan, Anadolu’nun kalbinden dünyaya sesleniyorum: Trump’ın düzeni, dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada, Anadolu’da Trump’ın tepesine bineceği bir Cumhuriyet yoktur. Çünkü bu Cumhuriyet kanla, mücadeleyle kurulmuştur. Ne Trump’tan ne Amerika’dan korkumuz yoktur. Korkanlara yazıklar olsun.” “GÜYA KALENDİ ÇANKIRI, ‘İSTİFA’ DİYE İNLİYOR MEYDAN” “Değerli Çankırılılar eksi dört derecede, bu kalabalıkta sözü çok uzatmadan son olarak şunu söyleyeceğim: Çankırılıların vicdanına sesleniyorum. AK Parti’yi eleştirenlerin hapse atılması doğru mu? AK Parti’ye karşı seçim kazanmak suç mu? Bakın bir iddianame çıktı ve tel tel dökülüyor, bomboş. Bütün bir yaz boyunca attıkları, TRT’den, A Haber’den, TGRT’den attırdıkları bütün yalanlar boş çıktı, fos çıktı. Yazın öyle dünya kadar yalan yazılırken, biz diyorduk ki ‘Getirin iddianameyi. Yargılanmak için değil, yargılamak için o iddianameyi bekliyoruz.’ Şimdi iddianame çıktı, arkasında duran yok. Tayyip Bey yaz boyu arkadaşlarımıza ‘Hırsız’ dedi, ‘Yolsuz’ dedi, ‘İddianame çıksın, insan içine çıkamayacaklar’ dedi. 3 Ocak günü Çankırı’da eksi dört derecede insan içindeyim Tayyip Bey. Bakın ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ dedi. Son seçimde bin oy aldığımız memlekette on binlerle yüz yüzeyim. ‘Ailelerinin bile gözüne bakamayacaklar’ dedi, Tayyip Bey senin gözüne bakarak söylüyorum ki savcına güveniyorsan çık karşıma, TRT’den canlı yayınla. Hodri meydan. Nasıl olacak Tayyip Bey? Güya kalendi Çankırı. Kalende ‘İstifa’ diye inliyor memleket. Nerede adalet? Nerede cesaret? Haydi Tayyip Bey çık karşıma, getir sandığı. Görsün millet.” “CENAZE EVİNE SALDIRANI BU MİLLET GÖRÜYOR” “Dünyanın her yeri yangın yeri iken biz bu ülkede yan yana, hep beraber ve güçlü olmalıyız. İçeride kavgayı bitirmeli, insanlarımızı yoksulluktan kurtarmalıyız. Bunun yolu kutuplaşma yerine kucaklaşmaktır. Bakın yılbaşında bütün partilerin liderlerini aradım. Geçen yıl Tayyip Bey’i de aramıştım. Kazandığım seçimden sonra her bayram aramıştım. Ama bu sene 18 lideri aradım, bir tek onu aramadım. Çünkü biz yıllarca ‘İyilik’ dedikçe, ‘Kardeşlik’ dedikçe, ‘Bu ülkenin birliği’ dedikçe; biz evladımız Gülşahımızı defnederken kabir başındayken elinde mikrofon bize saldırıyordu. İyilikten anlamayan, yastan anlamayan… Devlet Bey 90 gün hasta yattı, 90 gün ağzımızı açıp laf etmedik. Hastaya ilişmeyiz, yas evine ilişmeyiz. Mateme saygı duyarız. Ama bu memleketin evladı olup da cenaze evine saldıranı, yas evine saldıranı, iyi günde - kötü günde birlikte olmayanı bu millet görüyor. Ama bir yandan o istiyor diye geçen sene Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerden birinci parti çıkınca ‘Gelin bu ülkede normalini yapalım, şehit cenazesinde el uzatmamak ne? Bizim Manisa’da AK Parti’nin mahalle başkanı ile CHP’nin mahalle başkanı cenazesini de birlikte kaldırıyor, düğününü de birlikte yapıyor’ demiştik. Bu millet tarafından takdir gördü ama Tayyip Bey tarafından tepki gördü. ‘Oylarımız düşüyor’ diye kavgaya sarıldı. Şimdi 2026 yılının ilk mitinginde açıkça söylüyorum. 2026 yılı, yeni bir siyasetin miladı olacak. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Başta muhalefet partileri. Her birisiyle el ele, omuz omuza, dayanışma içinde bu ceberrut, halden anlamayan, sadece kendini düşünen iktidarı değiştirmek için tüm muhalefetle kol kola, omuz omuza olacağız. Yetmez, Tayyip Bey istemiyor diye AK Partiliye düşman olacak değiliz. AK Parti’nin, MHP’nin seçmenleri ile de kucaklaşacağız. Tayyip Bey’e rağmen MHP ile de AK Parti’nin seçmenleri ile de en iyi diyalogları kuracağız. Onlara yoksulluktan birlikte kurtulmanın, işsizlikten birlikte kurtulmanın yollarını, çarelerini anlatacağız. Tayyip Bey istiyor diye, o hep iktidarda kalsın diye bu millet kavga edemez. Diyorlar ki ‘Ne olacak?’ Şu olacak: Tayyip Bey’e rağmen bu millet kucaklaşacak, bu millet iktidara yürüyecek. Biz kavga etmeye değil; bu ülkeyi iyileştirmeye, onarmaya, güçlendirmeye geliyoruz.” “2026, KİMSENİN KAYBETTİĞİ BİR YIL OLMAYACAK” “Bu memlekette onlar kavgayı büyüttükçe ekmek küçüldü. Biz birbirimize düşersek hepimizin sofrasından ekmek eksiliyor. Biz eksikleri tamam etmeye geliyoruz. Bu ülkede kavgadan iktidar çıkarmak isteyenlere, kavgayla iktidar sürdürmek isteyenlere inat biz barıştan refah, refahtan huzur, huzurdan hep birlikte kalkınma çıkaracağız. 2026 yılı, kimsenin kaybetmediği bir yıl olacak. Biz seçimi kazandığımızda kimse kendini kaybetmiş hissetmeyecek. Her görüşten bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum ki kutuplaşma Tayyip Erdoğan’ın talebidir, bizim değil. Kavga onun hesabına gelir, bizim değil. Elbette onun zulmüne boyun eğecek değiliz. Ona boyun eğmek yerine, başımı vermeyi göze alırım. Ona baş eğecek değiliz. Baş eğmek yerine baş veririz. Ama o istiyor diye milletle aramıza mesafe koyamayız. Bunun için Tayyip Bey’e karşı bir adım geri atmadan, ki atarsak bu milleti 100 yıl geriye götürecek. Tayyip Bey’e karşı bir kelime eksik konuşmadan, ki konuşursak bu milleti susturacak. Tayyip Bey’e karşı bir santim eğilmeden, ki eğilirsek bu millete diz çöktürecek. Ama o istiyor diye de kavga etmeden. Geçmişte ona oy vermiş, şimdi yokluk, yoksulluk çeken, işsiz kalmış, sıkıntıya düşmüş milyonlarla ona rağmen kucaklaşacağız. Bu yolda ben en çok size güveniyorum. Benimle birlikte bu yolculuğa var mısınız? Kapı kapı gezmeye, partinin programını anlatmaya, seçim vaatlerini anlatmaya var mısınız? Ekrem Başkan içeride. Onun yerine Cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Birlikte miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman Çankırı, haydi o zaman Anadolu, haydi güzel memleketim. Hep beraber yürüyelim. Yürüyelim arkadaşlar.”

Yenişehirli Kadınlar Geçmişe de Geleceğe de Sahip Çıkıyor Haber

Yenişehirli Kadınlar Geçmişe de Geleceğe de Sahip Çıkıyor

Yenişehir Belediyesi, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ve Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 91. yıl dönümünde anlamlı bir farkındalığa imza attı. Belediye meclis toplantısı, kadın meclis üyeleri tarafından yönetildi; geçmişin öncü kadınları anıldı, eşit kent vizyonu vurgulandı. Yenişehir Belediye Meclisi Kadın ve Aile Çocuk Komisyonu’nun organize ettiği programda, kadınların kamusal hayattaki rolü, yerel yönetimlerdeki temsili ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu alandaki devrimci mirası ön plana çıktı. Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen program kapsamında Türkiye’nin ve dünyanın öncü kadınlarının fotoğraflarından oluşan sergi de açıldı. Meclis toplantısının ardından düzenlenen programda konuşan Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, katılımcıları“Kentimizin seçilmiş, emektar, güzel yürekli kadınları” sözleriyle selamladı. Mustafa Kemal Atatürk’ü“dünyanın en büyük devrimcisi” olarak tanımlayan Özyiğit, kadınların yönetimdeki gücüne dikkat çekti. Belediyedeki kadın yönetici oranını paylaşan Özyiğit, “Belediyemizin 28 müdürünün 16’sı kadın. Kadına bakış konusunda önemli bir noktadayız ancak bununla yetinmemeli, daha da ileri taşımak zorundayız.” dedi. Başkan Özyiğit, sözlerini “Atatürk’ün çizdiği aydınlık yolda yürümeye devam edin.”çağrısıyla tamamladı. MECLİS KÜRÜSÜNDE CUMHURİYETİN KADINLARI Yenişehir Belediye Meclisinin Aralık Ayı İkinci Olağan Toplantısını yöneten Meclis Üyesi Nazlı Hilbin Doğan ise“Mustafa Kemal Atatürk sayesinde, seçilmiş ve genç bir kadın olarak bugün burada oturabiliyorum.”dedi. Kadınların siyasal hayattaki kazanımlarının Cumhuriyetin en büyük miraslarından biri olduğunu vurgulayan Doğan, “Ulu Önder Atatürk’ün 91 yıl önce biz kadınlara tanıdığı seçme ve seçilme hakkı için bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum.”ifadelerini kullandı. “5 ARALIK, BİR DEVRİMİN TARİHİDİR” Kadın ve Aile Çocuk Komisyonu Başkanı Ülker Bulut da konuşmasında 5 Aralık 1934’ün tarihsel anlamına dikkat çekti. Bulut, “Bugün burada yalnızca bir tarihi anmak için değil, Cumhuriyetin kadınlara açtığı ufkun büyüklüğünü yeniden düşünmek için bir aradayız.” dedi.“5 Aralık 1934, bir takvim yaprağından ibaret değildir”diyen Bulut,“Bu tarih; yüzyılların sessizliğini yırtan, toplumun yarısını görünür, söz sahibi ve karar verici kılan bir devrimin adıdır.” sözleriyle konuşmasını tamamladı. MUHTAR ÇELİKTEN: “KADINLAR EL ELE VERDİĞİNDE ŞEHİRLER DEĞİŞİR” Programa katılan Bahçelievler Mahalle Muhtarı Gülcan Çelikten de dayanışma mesajı verdi. Çelikten, “Kadın muhtarlarımızla, seçilmiş kadınlarla ve onları destekleyen kadınlarla birlikte olmak büyük bir mutluluk.”dedi.“Kadınlar el ele verdiğinde sadece şehirler değil, ülke değişir.”vurgusu yapan Çelikten, “Şehrimizin daha güzel yarınlara ulaşacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. ÖNCÜ KADINLARA SAYGI Program, fuaye alanında açılan, Türkiye’den ve dünyadan öncü kadınların fotoğraflarının yer aldığı serginin gezilmesiyle sona erdi. Sergi, kadınların tarih boyunca verdikleri mücadelenin ve kazandıkları hakların toplumsal hafızada canlı tutulması açısından büyük ilgi gördü.

Papa 14. Leo ilk yurt dışı ziyareti kapsamında Türkiye'de Haber

Papa 14. Leo ilk yurt dışı ziyareti kapsamında Türkiye'de

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, göreve geldikten sonraki ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaparak Ankara’ya indi. Papa, Anıtkabir ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde resmi karşılama töreniyle karşılandı. 14. Leo'nun ziyareti, Türkiye’yi ziyaret eden 5. Papa olarak tarihe geçti. ANKARA (İGFA) - Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo, 27-30 Kasım tarihlerini kapsayan Türkiye ziyaretine bugün başladı. https://twitter.com/VaticanNews/status/1993991675073483244 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi davetlisi olarak gelen Papa, Esenboğa Havalimanı’nda Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da yer aldığı heyet tarafından karşılandı. Ziyaretin ilk durağı Anıtkabir oldu; ardından Beştepe’de gerçekleşen resmi karşılama töreni, Türkiye-Vatikan ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Papa XIV. Leo, Anıtkabir’e varır varmaz Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine kırmızı-beyaz güllerden oluşan çelenk bırakarak, bir dakikalık saygı duruşunun ardından Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. https://twitter.com/RTErdogan/status/1994001449332744629 Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından resmi törenle karşılanan Papa, Türkiye ile Vatikan bayrakları önünde tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi. İkili görüşmede Türkiye-Vatikan ilişkilerinin güçlendirilmesi, Filistin meselesi başta olmak üzere bölgesel ve küresel barış konuları ile Ortadoğu’daki gelişmeler ele alındı. Papa, Külliye’de ayrıca sivil toplum kuruluşları temsilcileri, diplomatik misyon şefleri ve resmi yetkililerle bir araya geldi. ZİYARETİN DEVAMI: İSTANBUL VE İZNİK’TE Bu arada Papa 14. Leo’nun üç ayaklı programı şöyle: İstanbul (27-29 Kasım): Saint Esprit Katolik Kilisesi’nde ruhani liderlerle buluşma, Sultanahmet Camii ziyareti, Volkswagen Arena’da halka açık ayin ve Fener Rum Patrikhanesi’nde Patrik Bartholomeos ile ekümenik dua. İznik (28 Kasım): Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü anısına Aziz Neophytos Bazilikası kalıntılarında Patrik Bartholomeos ile dua töreni. 30 Kasım’da Ermeni Apostolik Katedrali’ni ziyaret ettikten sonra Lübnan’a hareket edecek.

Bursa Nilüfer'de eğitimciler unutulmadı Haber

Bursa Nilüfer'de eğitimciler unutulmadı

Bursa'da Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde eğitimcilerle bir araya geldi. Öğretmenlerin sadece ders veren değil, hayatlara dokunan kişiler olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Öğrencilerimize verdiğiniz her emek, Nilüfer’in geleceğinde bir şiire dönüşüyor” dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla ilçe genelindeki okullara ziyaretler gerçekleştirdi. Baise Gazioğlu Bosut Ortaokulu, Sadettin Türkün Ortaokulu ve Barış Anadolu Lisesi’ni ziyaret eden Başkan Şadi Özdemir, öğretmenlerin bu özel gününü kutladı. Ziyaretlerde Başkan Şadi Özdemir’e, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Ali Ekber Can da eşlik etti. “HER EMEK GELECEĞİN ŞİİRİNE DÖNÜŞÜYOR” Başkan Şadi Özdemir, ziyaretlerinde, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutladı. Öğretmenliğin, insanların hayatı boyunca unutamadığı izler bırakan kutsal bir meslek olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Belediyeler olarak bizler şehir kuruyoruz ama geleceği kuran sizsiniz. Bizler yollar yapıyoruz ama yolu gösteren sizsiniz. Şiir, sözü kalbe ulaştırır. Sizin öğrencilerinize verdiğiniz her emek, her sabır, her dokunuş da aslında birer mısra. Ve bütün bu mısralar, Nilüfer’in geleceğinde büyük bir şiire dönüşüyor. Bugün, o şiirin gerçek sahipleri olarak hepinize yürekten teşekkür ediyorum.” Okul yöneticileri ve öğretmenlerin taleplerini tek tek dinleyen Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin eğitime verdiği önemi yineledi. Nilüfer Belediyesi olarak özellikle okul arsası üretimi ve okulların fiziki ihtiyaçlarının karşılanması noktasında büyük bir özveriyle çalıştıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, ziyaretler sırasında öğrencilerle de sohbet etti.

Bursa Osmangazi'de Başkan Aydın'dan 24 Kasım'a özel anlamlı ziyaretler Haber

Bursa Osmangazi'de Başkan Aydın'dan 24 Kasım'a özel anlamlı ziyaretler

Bursa'da Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla geleceğin mimarları olan öğretmenleri yalnız bırakmayarak çeşitli okul ve kurum ziyaretlerinde bulundu. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenleri okullarında ziyaret ederek onların özel gün sevincine ortak oldu. Yetiştirdikleri öğrencilerle ülkenin geleceğine yön veren öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlamak için Rahmiye Malcıoğlu İlkokulu ile Zübeyde Ana Kreş ve Gündüz Bakım Evi’ne giden Başkan Aydın, burada görev yapan eğitimcilerle günün önemini paylaştı. Program süresince sınıfları da dolaşan Aydın, öğrenciler ve öğretmenlerle uzun uzun sohbet ederek onların taleplerini yakından dinleme fırsatı buldu. Bunun yanı sıra emekli öğretmen olan annesi Meral Aydın’ı da unutmayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, annesinin elini öperek Öğretmenler Günü’nü kutladı. Tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladığını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Öğretmenlerimiz, geleceğimizi şekillendiren çocuklarımızı ileri medeniyetler seviyesine taşıyacak en önemli fertlerdir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlere verdiği önem, bizim için de daima yol göstericidir. Bugün gerçekleştirdiğimiz okul ziyaretleriyle bu anlayışı yaşatmak istedik” dedi. Ziyaretlerin sonunda Başkan Aydın, öğretmenlere 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle çiçek ve çeşitli hediyeler takdim etti.

'Bursa Kestane Şekeri'ne AB’den coğrafi tescil Haber

'Bursa Kestane Şekeri'ne AB’den coğrafi tescil

Bursa Kestane Şekeri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) girişimleriyle Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili aldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Bursa Kestane Şekeri’mizin adını dünyaya taşıması; üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sağlayacak" dedi. BTSO, Bursa’nın geleneksel lezzetlerini uluslararası ölçekte markalaştırmak amacıyla coğrafi işaret tescil çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar yurt içinde yedi farklı ürünün tescil sürecine öncülük eden BTSO, AB’den coğrafi işaret tescili alınması konusunda da önemli ilerlemeler kaydetti. Yapılan çalışmalar sonucunda Bursa Siyah İnciri, Gemlik Zeytini ve Bursa Şeftalisi’nin ardından Bursa Kestane Şekeri de kentin AB’den tescil alan dördüncü ürünü oldu. BURSA KESTANE ŞEKERİ TESCİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın coğrafi yapısı, tarımsal üretimi, tarihi ve kültürel çeşitliliği ile geleneksel ürünler bakımından Türkiye’nin en zengin şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Sahip oldukları değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini ifade eden Burkay, “Bu doğrultuda şehrimize özgü geleneksel ve yöresel ürünler için coğrafi işaret tescili alma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bursa Kestane Şekeri için yürüttüğümüz Avrupa Birliği Coğrafi İşaret Tescil sürecini başarıyla tamamladık. AB Komisyonu, yaptığımız başvuruyu uygun bularak resmi tescili gerçekleştirdi. Bu tescil, kestane şekerinin kökeni, üretim yöntemi ve kültürel bağlarıyla Bursa’ya ait olduğunu tüm dünyaya belgelemiştir.” dedi. Coğrafi işaret tescilinin yerel üreticiye ve ülke ekonomisine önemli katma değer sağlayacağını vurgulayan Burkay, "Bu tescil, kestane şekerinin doğru koşullarda üretilmesini güvence altına alırken, ulusal ve uluslararası tanıtımını da güçlendirecek. Bursa Kestane Şekeri’mizin dünya çapında bilinirliğinin artması, üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sunacaktır. Kentimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Bursa Kestane Şekeri, kestane meyvesinin kabuklarının soyulup şurup içinde pişirilerek şekerlendirilmesiyle elde edilen geleneksel bir üründür. Bursa’da 1900’lü yılların başından bu yana meşhur Şekerciler Çarşısı’nda kestane şekeri üretimi yapılmaktadır. O dönemlerde Ankara’dan Bursa’ya gelen heyetlerin dönüşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kestane şekeri götürdükleri de bilinmektedir. Uzun yıllar boyunca kestane şekerinin üretim merkezi Bursa, AB tescili ile bunu belgelemiş oldu.

Bursa Osmangazi'de 10 Kasım’da duygu dolu anma Haber

Bursa Osmangazi'de 10 Kasım’da duygu dolu anma

Osmangazi Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sevdiği türküleri seslendirerek, Bursalı sanatseverlere duygu dolu anlar yaşattı. BURSA (İGFA) - Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87’nci yılında, Osmangazi Belediyesi tarafından sevdiği ezgiler eşliğinde anıldı. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen anlam ve özlem dolu etkinlikte Rüştü Şentürk şefliğindeki Osmangazi Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Ulu Önder Atatürk’ün dinlediği türkülerin performansını sergiledi. Dinletiye CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Berna Esentürk, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Osmangazi Belediyesi Meclis üyeleri Burak İleri ve Cemile Yılgör, Osmangazi Muhtarlar Derneği Başkanı Burhan Mandacı ve çok sayıda Bursalı katıldı. DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan dinletide, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan özleme dair kısa videolar paylaşıldı. Yaklaşık 50 kişiden oluşan Osmangazi Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, 6 kişilik saz ekibi ve 12 solistiyle birlikte Atatürk’ün sevdiği ‘Fikrimin İnce Gülü’, ‘Mani Oluyor’, ‘Kimseye Etmem Şikayet’ gibi pek çok türküyü seslendirdi. ‘Efem’ adlı türküde sahneye gelen Osmangazi Belediyesi Halk Dansları ekibi ise zeybek oynadı. Etkinliğe yoğun katılım gösteren Bursalılar duygu dolu anlar yaşarken, bazı vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Vatandaşlar, bu özel gece için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti. Osmangazi Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Şefi Rüştü Şentürk, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnet ile andıklarını belirterek, “Ata’mız, büyük bir lider. Üzgünüz ama önemli olan fikirlerinin izinde, onun yolunda ilerlemek. Dolayısıyla bizler de bunu yapmaya çalışıyoruz” dedi. Etkinliğin ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, koro adına solist Zübeyde Aydın’a çiçek takdim etti.

Mudanya, Atatürk’ü özlem ve saygıyla andı Haber

Mudanya, Atatürk’ü özlem ve saygıyla andı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikal edişinin 87. yılında Mudanya’da düzenlenen tören ve etkinliklerle anıldı. İlçe genelinde gerçekleştirilen anma programlarına protokol üyeleri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bursa'nın Mudanya ilçesinde 10 Kasım törenleri, İskele Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Saat 09.05’i gösterdiğinde sirenler çaldı ve Mudanyalılar iki dakikalık saygı duruşunda bulunarak Ulu Önder’e olan bağlılıklarını gösterdi. Törenlere Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Aydoğan, protokol üyeleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen anma programında öğrenciler, Atatürk’ü şarkılar, şiirler ve gösterilerle andı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Ahmet Rüştü Anadolu Lisesi Müdürü Saadet Sönmezoğlu, Atatürk’ün milletine ve ülkesine duyduğu sevgiyi anlattı. Mudanya Ahmet Rüştü Anadolu Lisesi ve Emine Örnek Eğitim Kurumları öğrencilerinin hazırladığı etkinlikler ise izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Şiir ve müzik dinletisinin ardından sahnelenen “Son Bakış” adlı tiyatral gösteri, özgürlük ve bağımsızlığa sevdalı Atatürk’ün bir ulusun kaderini değiştiren hikayesini aktardı. Gösteri, izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

Bursa'da 10 Kasım'a özel iki ayrı sergi Haber

Bursa'da 10 Kasım'a özel iki ayrı sergi

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 87. yıl dönümünde ‘Atatürk ve Cumhuriyet’in Işığında’ ve ‘Ebedi Şefin Ardından Manşetlerde Yankılanan Veda’ adlı sergilerle Ata’yı andı. Başkan Mustafa Bozbey, serginin cumhuriyet değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasındaki önemine vurgu yaptı. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediyesi, 10 Kasım etkinlikleri kapsamında Atatürk’ü anmak için iki sergi düzenledi. ‘Atatürk ve Cumhuriyet’in Işığında’ ve ‘Ebedi Şefin Ardından Manşetlerde Yankılanan Veda’ sergileri, hem sanatsal hem de tarihi bir bakış açısıyla ziyaretçilerle buluştu. Sergi açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 10 Kasım'ın bir yas günü değil anma günü olduğunu ifade ederek, "10 Kasım her 10 Kasım değil. Her an, her zaman 365 gün bu ülke insanının her bireyinin Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda Cumhuriyet'e sahip çıkmanın hissetmesi ve gelecek kuşaklara aktarması ve Cumhuriyetimize zarar verecek her davranışa karşı mücadele edecek bir anma günü" dedi. Kent Konseyi'nde Ressamlar Çalışma Grubu'nun hazırlamış olduğunu Atatürk ve Cumhuriyet ışığında resim sergisinin önemine vurgu yapan Başkan Bozbey, "Bu serginin burada bugün olmasının bir anlamı var. 2 Şubat 1938 tarihinde Atatürk bu fabrikayı açmış ve faaliyete geçirmek için Bursa’da bulunmuştur. Atatürk’ü anma ile ilgili her etkinliği anlamı daha büyük ve anlamlıdır. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 87. yıl olmasına rağmen Anıtkabir’de gördüğümüz toplumun her kesiminden çok farklı insanın Atatürk’e koşmaları ve anıt’a koşmalarını duygulu bir şekilde izledim. Geleceğe olan inancım daha da arttı" diye konuştu. Atatürk’ün fikirlerini yaşatmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın herkesin sorumluluğu olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, "Bursa açısından bakıldığında Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Bursamızı aklın bilimin sporun ve sanatın kenti olması için çalışıyoruz. Bizler artık bu kenti santın ve sporunda merkezi konumuna getirmek zorundayız. Biz ancak o zaman geleceğe biraz daha güvenle bakabilecek duruma geleceğiz. Topyekün bunların birlikte olduğu bir anlayış ile bu kenti gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğundayız" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.