SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mühendislik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Bosch'tan Sonra Bir Fabrikada Daha İşten Çıkarma Haber

Bursa'da Bosch'tan Sonra Bir Fabrikada Daha İşten Çıkarma

Bosch'un 2027 yılı sonuna kadar 1150 mavi yaka, 2030 yılına kadar ise 250 beyaz yaka çalışanla yollarını ayırmasının beklenmesi, Bursa'nın kalbi olan otomotiv sektöründe endişeyi artırırken, Bursa'daki bir başka dev Oyak Renault'ta 60 mühendisin işten çıkarılacağı yönündeki karar da kentteki sanayi çevrelerinde belirsizlik ve tedirginliği daha da derinleştirdi. MALİYET BASKISI HİNDİSTAN ROTASI Bursa otomotiv sanayisinde bir süredir devam eden maliyet artışları ve küresel pazar daralması, fabrikalarda zorunlu değişimleri de beraberinde getirdi. Bursada Bugün'ün edindiği bilgiye göre, Oyak Renault bünyesinde "satış sonrası mühendislik" biriminde görev yapan 60 mühendise, temmuz ayı sonu itibarıyla yolların ayrılacağı tebliğ edildi. HİNDİSTAN DAHA AZ MALİYETLİ GELDİ Bu kararın arkasındaki temel nedenin ise operasyonel maliyetleri düşürmek adına bu fonksiyonun Hindistan'a transfer edilmesi olduğu öne sürüldü. Hindistan'a kaydırılmasının sebebinin ise yıllık 1 milyon 200 bin dolarlık kar sağlaması olduğu öğrenildi. Öte yandan Renault Grubu'nun Türkiye'de mühendislik alanındaki yapılanmasına ilişkin 29 Nisan 2021 tarihinde yaptığı açıklama da yeniden gündeme geldi. O dönem Renault Grubu Satış Sonrasından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Hakan Doğu, Türkiye'de kurulan mühendislik ekibine ilişkin değerlendirmesinde, "Bu gelişme, otomobil ve aksesuar dünyasında çalışan Türk tedarikçilerimizin uluslararası pazarlara açılmasında önemli bir fırsat olacaktır" ifadelerini kullanmıştı. İŞTEN ÇIKARMALAR DİĞER BİRİMLERE SIÇRAR MI? Şu an için resmi bir açıklama gelmemiş olsa da fabrikadaki kulis bilgileri durumun sadece 60 kişiyle sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor. İşten çıkarma sürecinin yalnızca bu birimle sınırlı kalmayabileceği, farklı fonksiyonlarda da benzer adımların atılabileceğine yönelik endişelerin çalışanlar arasında gündeme geldiği belirtiliyor.

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği Haber

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği

İş birliğinin resmi imza töreni, Almanya’nın Wiesbaden şehrinde gerçekleştirildi. Bu iş birliği kapsamında Panasonic’in Isıtma, Havalandırma ve Klima (HVAC) çözümleri, TLC Klima’nın profesyonel ekibi ve güçlü servis altyapısı ile Türkiye’de kullanıcılarla buluşacak. Ortaklık, yalnızca bir distribütörlük anlaşmasının ötesinde, Türkiye iklimlendirme pazarında uzun vadeli büyüme ve değer yaratma hedefiyle konumlanıyor. Panasonic Klima, Türkiye’yi bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir merkez olarak konumlarken artan enerji verimliliği ihtiyacı, sürdürülebilir teknolojilere yönelim ve iklimlendirme talebindeki büyüme, bu iş birliğinin stratejik önemini daha da artırıyor. TLC Klima’nın yerel pazar uzmanlığı ile Panasonic’in global mühendislik gücünü bir araya getiren bu yapı satış kanallarının gelişmesi, servis altyapısının güçlenmesi ve ileri teknoloji çözümlerin daha geniş kitlelere ulaşması açısından önemli bir ivme yaratmayı hedefliyor. Uzun Vadeli Büyüme ve Değer Odaklı Yaklaşım İş birliği kapsamında split klima, VRF ve özellikle ısı pompası çözümleri odağında sürdürülebilir bir büyüme hedefleniyor. Kısa vadeli hacim artışından çok, kontrollü ve kalıcı bir pazar yapılanması oluşturulması öncelik olarak belirleniyor. Özellikle Avrupa’da güçlü bir üretim ve mühendislik altyapısına sahip olan Panasonic’in ısı pompası alanındaki uzmanlığının, Türkiye’de büyüyen enerji verimliliği ve düşük karbon dönüşümü ihtiyacına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Japon Mühendisliği ve Küresel Teknoloji Gücü 1958 yılından bu yana iklimlendirme teknolojileri geliştiren Panasonic, konutlardan ticari yapılara ve endüstriyel uygulamalara kadar farklı ihtiyaçlara yönelik HVAC çözümleri geliştiriyor. Akıllı kontrol sistemleri ve enerji yönetimi özellikleriyle desteklenen Panasonic HVAC çözümleri, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı konforunu odağına alan bir yaklaşımla tasarlanıyor. İmza törenine TLC Klima’yı temsilen Yönetici Ortağı Sema Tunar, Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Tunar, Mali İşler Direktörü Tolga Kubat ve Satış Direktörü Gökhan Külahi katılırken; Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri tarafında ise Genel Müdür Enrique Vilamitjana ile Genel Müdür Yardımcısı Yoshi Ishimura katılım sağladı. İmza töreni sonrasında Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri Genel Müdürü Enrique Vilamitjana: “Türkiye, büyüyen iklimlendirme pazarı ve enerji dönüşüm potansiyeli ile Panasonic için stratejik öneme sahip. TLC Klima ile başlattığımız bu iş birliğini yalnızca ticari bir ortaklık değil, uzun vadeli değer yaratma platformu olarak görüyoruz. Özellikle ısı pompası ve yüksek verimli çözümler odağında Türkiye’de güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. TLC Klima Yönetici Ortağı Sema Tunar ise iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “İklimlendirme sektöründe kullanıcı beklentileri her geçen yıl değişiyor. Enerji verimliliği, iç mekan hava kalitesi ve akıllı sistemler artık çok daha belirleyici hale geldi. Bu nedenle TLC Klima olarak teknoloji ve mühendislik gücü yüksek markalarla kurduğumuz iş birliklerini stratejik bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Panasonic Klima ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, Türkiye’de kullanıcıların daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerine erişimini artıracağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu iş birliğinin sektörün teknoloji dönüşümüne de katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” Uzun yıllara dayanan sektör tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren TLC Klima, konut projelerinden ticari yapılara ve endüstriyel tesislere kadar geniş bir uygulama alanına yönelik iklimlendirme çözümleri sunuyor. Son dönemde büyüyen ekipleri ve genişleyen teknik altyapısıyla faaliyetlerini daha da güçlendiren TLC Klima, üst segmentte güçlü mühendislik yaklaşımına sahip markalarla iş birliklerini artırmayı hedefliyor.

GE Aerospace ve TUSAŞ HÜRJET Programı İçin F404 Motorları Anlaşmasını Duyurdu Haber

GE Aerospace ve TUSAŞ HÜRJET Programı İçin F404 Motorları Anlaşmasını Duyurdu

GE Aerospace (NYSE:GE) ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) bugün, HÜRJET uçaklarına güç vermek üzere GE Aerospace F404 motorları için bir anlaşma yapıldığını duyurdu. HÜRJET platformu için önemli bir dönüm noktasını temsil eden bu anlaşma; programın etki alanını genişletmesi ve gelecekteki varyantlarını geliştirmesi sürecinde teknik ve operasyonel desteğin devamlılığını güvence altına alırken, GE Aerospace’in gelişmiş askeri hava aracı programları için güvenilir bir itki sistemi ortağı olma rolünü güçlendiriyor. Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu yaptığı açıklamada “HÜRJET Jet Eğitim Uçağı, TUSAŞ’ın havacılık ve savunma kabiliyetleri açısından ileriye dönük önemli bir eşiği temsil ederken, bu anlaşma da program açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. GE Aerospace ile uzun yıllara dayanan iş birliğimiz, HÜRJET’in modern, güvenilir ve küresel ölçekte rekabetçi bir eğitim platformu olarak başarısını destekleyen kritik itki kabiliyetlerini sağlamaya devam etmektedir. Bu anlaşma, vizyonumuzu ve endüstriyel yetkinliklerimizi daha da pekiştirmektedir,” dedi. Anlaşmanın stratejik önemine vurgu yapan GE Aerospace Savunma ve Sistemler Küresel Satış ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rita Flaherty, “Türk Havacılık Uzay Sanayii'nin gelişmiş askeri hava araçları için bir itki sistemi ortağı olarak GE Aerospace'e duyduğu güvenden ve HÜRJET programının kazandığı giderek artan ivmeden onur duyuyoruz. HÜRJET küresel sahnede yerini alırken Türk Havacılık Uzay Sanayii'ni desteklemekten ve Türkiye'nin savunma ve havacılık ekosisteminde kilit bir aktör olarak süregelen yükselişine katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz,” dedi. HÜRJET, dünya çapında ileri seviye eğitim ve muharip uçaklarında yaygın olarak kullanılan, muharebe şartlarında kendini kanıtlamış ve son derece yüksek güvenilirliğe sahip bir platform olan GE Aerospace F404 motorundan güç almaktadır. Bu uçak; gelişmiş aviyonikler, yüksek performans ve yeni nesil çözümler arayan hava kuvvetleri için operasyonel esneklik sunarak modern eğitim görevi gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmıştır. F404 motorlu uçakların on altı ulusun envanterinde bulunması ve halihazırda sipariş durumunda olması, bu turbofan motorunun kendi sınıfındaki çok yönlü motorlardan biri olarak konumunu ve dünya genelinde hava kuvvetleri uygulamaları için rüştünü ispatlamış bir tercih olduğunu yansıtmaktadır. 1985 yılında GE Aerospace ve Türk Havacılık Uzay Sanayii arasında kurulan bir ortak girişim şirketi olan TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI), bölgenin en başarılı havacılık ortaklıklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu güçlü temelin üzerine inşa edilen süreçte Türk Havacılık Uzay Sanayii, HÜRJET’in sektörde rekabetçi, ileri seviye jet eğitim uçağı platformuna dönüşmesinde merkezi bir rol oynamıştır. 2024 Farnborough Airshow ve 2025 IDEF’te imzalanan iki Mutabakat Zaptı, bu genişleyen iş birliğinin zeminini hazırlamış ve bu sözleşmenin imzalanmasına doğrudan katkıda bulunmuştur. GE Aerospace ile TUSAŞ, Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16 filosuna güç veren F110 motorlarına kadar uzanan yaklaşık kırk yıllık stratejik bir ortaklığa sahiptir. Bu güçlü ortaklık, GE Aerospace F110 motorlarıyla güçlendirilen KAAN ve F404 motorlarıyla güçlendirilen HÜRJET dahil olmak üzere birçok havacılık ve savunma programını kapsamaktadır. GE Aerospace, 60 yıldır Türkiye’nin güvenilir bir ortağıdır. İstanbul, Ankara ve Gebze’deki ofis ve tesisleriyle GE Aerospace’in Türkiye’deki 500’den fazla çalışanı ile ülke genelindeki 3100’den fazla ticari ve savunma motorundan oluşan kurulu filoyu desteklemektedir. Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki yüksek nitelikli mühendisler, GE Aerospace’in yeni motor programları, yazılım geliştirme ve katmanlı imalat gibi küresel mühendislik çalışmalarına katkıda bulunarak ülkenin gelişmiş bir havacılık merkezi olma konumunu desteklemektedir. GE Aerospace’in Türk Havacılık Uzay Sanayii ile ortak girişimi olan TEI, GE Aerospace ve ortakları için yüzlerce motor bileşeni üreterek küresel tedarik zincirine önemli katkılar sağlamaktadır.

Gökbey'e uçuşa elverişlilik sertifikası Haber

Gökbey'e uçuşa elverişlilik sertifikası

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk havacılığının önemli projelerinden biri olan T625 Gökbey Genel Maksat Helikopteri için kritik bir sürecin daha tamamlandığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, hava aracı, motor ve pervane tasarımı ile performansını kapsayan uçuşa elverişlilik sertifikasının, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’e takdim edildiğini belirtti. Söz konusu sertifikanın, Türkiye’nin yerli ve millî havacılık alanındaki yetkinliğinin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Uraloğlu, bu gelişmenin sektörde ulaşılan seviyeyi ortaya koyduğunu ifade etti. #Canlı | Gökbey Helikopteri Motor ve Pervane Tasarımının ve Performansının Uçuşa Elverişlilik Sertifikası Teslim Töreni | Ankara https://t.co/lQpg7sW234 — Abdulkadir URALOĞLU (@a_uraloglu) March 17, 2026 Bakan Uraloğlu açıklamasında, “Bu belge; yerli ve millî havacılık kabiliyetlerimizin ulaştığı seviyenin güçlü bir göstergesidir. Türkiye, kendi göklerinde kendi mühendisliğiyle yükselmeye devam ediyor” ifadelerine yer verdi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, milli imkân ve kabiliyetlerle geliştirilen GÖKBEY'in tasarım, üretim, test ve sertifikasyon süreçlerinde ulaştığımız mühendislik seviyesini ve kurumsal yetkinliğimizi ortaya koyan önemli bir eşik olduğunu ifade etti. Türkiye'de ilk kez döner kanatlı bir hava aracının sertifikasyonu başarıyla gerçekleştirildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Görgün, uluslararası standartlara uygun sertifikasyon ile GÖKBEY’in küresel pazarlardaki rekabet gücü artırıldığını, GÖKBEY ile elde edilen birikim, gelecekteki platformlar için güçlü bir referans altyapısı oluşturduğunu söyledi. Sivil tip sertifikasıyla birlikte başta sağlık alanı olmak üzere farklı sivil kullanım alanlarının önü açıldığını belirten Prof. Dr. Görgün, bu sertifkasyonla yerli motor TS1400 entegrasyonu ile kabiliyetlerin daha da ileri taşınmasının hedeflendiğini kaydetti. Prof. Dr. Görgün, bu başarının başta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz ve TUSAŞ olmak üzere kamu, sanayi ve akademinin eşgüdüm içinde yürüttüğü kararlı çalışmaların somut bir neticesi olduğunu vurguladı.

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek. Haber

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek.

Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, Karea markasıyla elektrikli mikromobilite pazarına hızlı bir giriş yaptı. “Bindiğin gibi değil” sloganıyla yollara çıkmaya başlayan Türkiye’nin yeni yerli otomobil markası Karea, ilk modeli olan Fit’i tanıttı. M0 segmentinin ilk otomobili olan Karea Fit, lansmana özel 699 bin liralık fiyatıyla dikkat çekiyor. Mart ayı itibarıyla ön siparişe açılan otomobil, nisan ayı başında da satışa sunulacak. Önümüzdeki 3 yıl içinde 3 yeni modelle ürün gamını genişletecek olan Karea, üretiminin yüzde 75’ini ihraç edebilmeyi hedefliyor. Otomotivde devir değişiyor! Otomotiv sektöründe içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara doğru bir değişim yaşandığını söyleyen Karea Proje Lideri Refik Diri, “Otomotivde asıl mesele üretim felsefesinin değişmesi, üretimin yalınlaşması. Artık müşteriye ürün dayatma zamanı geçiyor. Özellikle yeni kuşakların ulaşım çözümleri farklılaşıyor. Bugün müşteriyi her zamankinden daha fazla dinleme ve müşterinin isterlerine uygun ürün geliştirme zamanı” dedi. Şehirlerin değiştiğini, nüfus artışıyla birlikte metropoller oluşmaya başladığını ifade eden Refik Diri, şöyle devam etti: “Ve doğal olarak ulaşım sorunu öne çıkmaya başladı. Toplu taşıma ulaşım sorununun çözümüne yetmiyor, metropoller ne kadar organize olsa da yetmiyor. Bunun yanında ikinci değişen, müşteri. Otomobil bizim zamanımızda bir statü aracıydı. Yeni kuşak araç sahipliğini bizim kadar istemiyor. Yeni kuşağın istediği ulaşım sorununun çözülmesi. Bu da artık statükoyu zorlamaya başladı. Burada değişim başladı, artık müşteriyi dinlemek gerek. Dünyada araç kullanım mesafesi günlük ortalama 12-13 kilometre. Ve bu kullanım sürecinde araç içindeki insan sayısı 1,4 ortalamada. Genelde sürücüsünü taşıyan 1,5-2 ton ağırlığında araçlarla geziyoruz şehirlerde. Bunun da mühendislik içeren en uygun çözüm olmadığı kesin. Evet şehirler, müşteriler değişiyor dedik, üçüncüsü ise teknolojik değişim. İçten yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş yıllardır konuşuluyor. Bu oluyor, olacak, elektrikli araçlar toplam araçlar içindeki payını her geçen gün artıracak. Ancak buradaki asıl değişim, otomotiv sektörünü ilgilendiren değişim aslında motorun değişmesi değil. Elektrikli araçlar, üretmesi daha kolay, daha az parçadan oluşan, daha az bakım gerektiren, dolayısıyla otomotivin alışageldiği dinamikleri çok değiştiren bir yapıya sahip. Kısacası otomotivde üretim felsefesi değişiyor” dedi. Bisikletten lüks segment otomobillere kadar tüm sektörü incelediklerini vurgulayan Refik Diri, “Sadece fiyattan bahsedersek, 600-700 bin lirayla 1.3-1.4 milyon lira arasında fiyatı olan binek araç arzı neredeyse sıfır. Bu boşluğa bir ürün hazırlamaya karar verdik. Sonuçta projeye 2020 yılında başladığımızda, ilk iş olarak yaklaşık 8 ay süren bir pazar araştırması yaptırdık ve Türkiye’de araç kullanıcılarının oldukça detaylı bir şekilde ne istediğini öğrendik. Ondan sonra ürünümüzü, isteneni şöyle tanımladık; şehrin ulaşım sorununu çözecek, müşterinin beklentisini karşılayacak, yalın üretim felsefesiyle üretilecek bir elektrikli araç. Konu elektrikli araç olunca, Çin’deki otomotiv ve elektrikli araç know-how’una göz diktik. Pandemi döneminde gidemediğimizden Çin’de bir danışmanlık firmasıyla çalıştık. İlk işimiz mühendislik için iş ortağı bulmaktı. Hem Türkiye’de hem Çin’de iş ortakları aradık. Ülkemizdeki mühendislik firmaları daha çok ağır ticari araçta yetkinler. Çin’deyse binek araç yetkinliği yüksek. Bu çalışmaların sonucunda; bugün tüm fikri mülkiyet hakları bize ait olan modelimiz sayesinde ülkemize Çin’den çok değerli know-how transferi gerçekleştirdik. Bu projeyi ülkemize sorumluluğumuz olarak görüyorum ve bunun Türkiye’ye çok önemli değer katacağını, bu alanda zamanla çok girişimin olacağından da eminim” diye konuştu. Geçen yılın sonunda Gebze’de deneme üretimlerine başladıklarını belirten Karea Proje Lideri Refik Diri şunları söyledi: “Mart ayı itibarıyla seri üretime geçtik. Şu anda yerlilik oranımız yüzde 32 ve bir yıl içinde yüzde 50’yi aşacağımızı rahatlıkla görebiliyoruz. Binek araçlar M1 kategorisinde yer alıyor. Bizim aracımız ise L kategorisine yerleşmiş durumda. Biz aracımızın L kategorisi olmasını doğru değerlendirmiyoruz ama regülasyon olarak, sonuçta bir araç üretmek istiyorsanız, satmak istiyorsanız Avrupa Birliği Tip onayına ihtiyacınız var, regülasyon olarak biz aracımızı L7eCP yani elektrikli binek araç olarak regüle ettik. Hem o Tip onayı testlerinden çok hızlı şekilde geçmemizden hem pazardaki diğer L7’lerden çok daha farklı olduğumuzdan çok iyi biliyorum, biz L7 değiliz, biz M0 diyebileceğimiz bir alandayız. Bu M0 şu anda boş ve eminim önümüzdeki yıllarda birçok yeni firma bu alanda ürün geliştirecek ve pazara bizimle birlikte girecekler. Dolayısıyla biz burayı çok büyük bir fırsat penceresi olarak görüyoruz ve otomobil dünyası da bence bu yönde çok değişecek. Dediğim gibi şehir istiyor, müşteri istiyor. M0 segmentinin ilk markasını Karea’nın ideal şehir aracı Fit ülkemize hayırlı olsun”. açıklamasını yaptı. Karea Fit, şehir içi mobiliteyi yeniden tanımlamak üzere geliştirilen kompakt boyutları ve verimli elektrikli güç aktarım sistemiyle dikkat çekiyor. 2631 mm uzunluğa, 1498 mm genişliğe ve 1621 mm yüksekliğe sahip olan araç, dar şehir sokaklarında kolay manevra kabiliyeti sunarken 4 metrelik dönüş yarıçapıyla pratik bir sürüş deneyimi sağlıyor. Kompakt boyutlarına rağmen 184 litrelik bagaj hacmi sunan Karea Fit, günlük kullanımda alışverişten kısa şehir içi yolculuklara kadar farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kullanım alanı sağlıyor. Aracın elektrikli güç aktarma sistemi 12 kW gücünde motor ve 96 V mimariye sahip LFP (Lityum Demir Fosfat) batarya teknolojisi üzerine kuruluyor. Yaklaşık 9,98 kWh kapasiteye sahip olan batarya paketi ise şehir içi kullanım senaryolarına uygun olarak tek şarjla yaklaşık 135 kilometre menzil sunacak şekilde geliştirildi. Bununla birlikte, yerleşik şarj sistemi sayesinde batarya seviyesi yüzde 20’den yüzde 80’e 2 saat içinde doldurulabiliyor. Maksimum 90 km/saat hıza ulaşabilen Karea Fit, yalnızca şehir içi ulaşım için değil, aynı zamanda köprü ve otoyol kullanımına da uygun altyapısıyla şehir içi ve çevresindeki ulaşım ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasarlandı. Sürüş güvenliği ve konforu da aracın geliştirme sürecinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda ön ve arka akslarda kullanılan bağımsız McPherson süspansiyon sistemi şehir içi yol koşullarında dengeli bir sürüş karakteri sunarken, ön ve arka disk fren sistemi güvenli frenleme performansı sağlıyor. Elektrikli destekli direksiyon sistemi ise manevra kabiliyetini artırırken, geri görüş kamerası, merkezi kilit ve elektrikli ön camlar gibi donanımlar da günlük kullanım konforunu destekliyor. Kompakt yapısı, düşük enerji tüketimi ve pratik kullanım özellikleriyle Karea Fit, şehir içi mobilite için yeni ve erişilebilir bir elektrikli ulaşım alternatifi sunmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.