SON DAKİKA
Hava Durumu

#Muhalefet

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üç Partinin Meclis Buluşması: Seçim İttifakı Sinyali Geldi Haber

Üç Partinin Meclis Buluşması: Seçim İttifakı Sinyali Geldi

Babacan, Arıkan ve Erbakan Meclis’te buluştu Çerçeve yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan bir araya geldi. Muhalefet kulisinde gerçekleşen buluşmada üç lider birlikte akşam yemeği yedi. Yemek sonrasında görüşme çay ve kahve sohbetiyle devam etti. Ali Babacan, buluşmanın ardından yaptığı değerlendirmede üç partinin Türkiye'nin sorunlarının çözümü konusunda çalışma yürüttüğünü belirterek, “Türkiye’yi seven, bu güzel ülke için çalışan, bir an önce sorunlarını çözsün, hak ettiği standartlara ulaşsın diye çabalayan siyasi partileriz” ifadelerini kullandı. Arıkan: Sürece şartlı “evet” dedik Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, görüşmede Türkiye'nin gündemindeki siyasi gelişmelerin yanı sıra yürütülen sürecin de değerlendirildiğini söyledi. Arıkan, Saadet Partisi olarak terörün sona ermesi ve Türkiye'de kan dökülmemesi konusunda geçmişten bu yana olumlu bir tutum sergilediklerini belirtti. Ancak sürecin yalnızca tek bir başlık üzerinden yürütülmesini eleştiren Arıkan, daha geniş kapsamlı bir toplumsal mutabakat gerektiğini savundu. Arıkan, iktidarın geçmişteki uygulamalarından dolayı bazı soru işaretleri taşıdıklarını belirterek, buna rağmen kutuplaşma yerine çözüm odaklı bir yaklaşımı tercih ettiklerini ve sürece “şartlı evet” dediklerini ifade etti. Erbakan'dan dikkat çeken ittifak açıklaması Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise üç parti arasındaki görüşmelerin fikir alışverişi ve istişare açısından önemli olduğunu söyledi. Erbakan, Türkiye'nin mevcut sorunlardan kurtulması ve “yaşanabilir bir Türkiye” hedefi doğrultusunda iktidar değişimine ihtiyaç olduğunu düşündüklerini belirtti. Üç parti arasında seçim ittifakı yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruya ise Erbakan'ın verdiği yanıt dikkat çekti. Erbakan, siyasi partiler arasındaki fikir alışverişinin ve ilişkilerin güçlü şekilde devam etmesi gerektiğini belirterek, “Gerekirse birtakım somut adımlar atmamız gerekebilir” dedi. Bu açıklama, DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi arasında ilerleyen süreçte daha kapsamlı bir siyasi iş birliği ihtimalinin gündemde olabileceği şeklinde değerlendirildi. Arıkan: Yeni yol arkadaşlarımızın sayısını artıracağız Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da seçim ittifakı konusunda kapıyı tamamen kapatmadı. Arıkan, Türkiye'deki seçim sistemine ve siyasi dengelere dikkat çekerek, iktidar olma hedefi doğrultusunda çalışmalar yürütmeleri gerektiğini söyledi. Üç parti arasındaki istişarelerin yoğunlaştırılacağını belirten Arıkan, “Aramıza katılacak yeni yol arkadaşlarımızın sayısını çoğaltmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı. Üç parti arasında yeni dönem mi başlıyor? Babacan, Arıkan ve Erbakan'ın TBMM'deki buluşması, muhalefet cephesindeki olası siyasi iş birlikleri açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. Tarafların açıklamalarında henüz resmen kurulmuş bir seçim ittifakından söz edilmezken, özellikle Erbakan'ın “somut adımlar” vurgusu ve Arıkan'ın yeni yol arkadaşlarına ilişkin açıklaması, üç parti arasındaki temasların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşabileceğine işaret etti. Parti liderlerinin önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği görüşmelerin, olası seçim iş birliklerinin kapsamı ve niteliği açısından belirleyici olması bekleniyor.

Kosova Meclisi’nde Şok Anlar! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto Haber

Kosova Meclisi’nde Şok Anlar! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto

Kosova Meclisi’nde yeni Meclis Başkanı seçimi için düzenlenen oturum, muhalefet milletvekilinin Başbakan Albin Kurti’yi yumurta atarak protesto etmesiyle yarıda kaldı. Yaşanan gerginliğin ardından oturum ertelendi. Kosova’da siyasi kriz Meclis çatısı altında da etkisini göstermeye devam ediyor. 7 Haziran’da gerçekleştirilen erken genel seçimlerin sonuçlarının kesinleşmesinin ardından yeni Meclis Başkanı ve yardımcılarının belirlenmesi amacıyla Genel Kurul toplandı. Oturumda Başbakan ve Kendin Karar Al (Vetevendosje) Hareketi Genel Başkanı Albin Kurti’nin yaptığı konuşma sırasında tansiyon yükseldi. Muhalefetten Kurti’ye sert tepki Seçimlerden birinci parti olarak çıkan Vetevendosje’nin lideri Kurti, Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada hükümet kurumlarının oluşturulması için diğer siyasi partilerle görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Kurti’nin yeni Meclis Başkanı adayını sunmaması ve siyasi partilerle görüşmeler için daha fazla süre istemesi muhalefetin tepkisini çekti. Muhalefet partileri, Kurti’nin tutumunun anayasal sürece aykırı olduğunu savunarak hükümeti eleştirdi. Milletvekili yumurtaları Kurti’ye fırlattı Gerilimin yükseldiği sırada Kosova’nın Geleceği İçin İttifak (AAK) Milletvekili Time Kadrijaj, kürsüye gelerek çantasından çıkardığı yumurtaları Başbakan Albin Kurti’ye doğru fırlattı. Yumurtalı protestonun ardından Meclis salonunda milletvekilleri arasında kısa süreli arbede ve gerginlik yaşandı. Yaşanan olay nedeniyle yeni Meclis Başkanı seçiminin yapılması amacıyla gerçekleştirilen oturuma ara verildi ve toplantı ertelendi. Kurti: Bedel ödemeye hazırım Başbakan Albin Kurti, kendisine yönelik yumurtalı protestonun ardından yaptığı değerlendirmede, diğer siyasi partilerle görüşebilmek için bunun ödenmesi gereken bir bedel olması halinde söz konusu bedeli ödemeye hazır olduğunu ifade etti. Kosova’da yeni hükümetin ve Meclis yönetiminin oluşturulmasına ilişkin siyasi belirsizlik sürerken, partiler arasındaki görüşmelerin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor. Kosova 18 ayda üçüncü kez sandığa gitti Ülkedeki siyasi kriz son dönemde art arda seçimlerin yapılmasına neden oldu. Kosova’da 9 Şubat 2025’te genel seçim gerçekleştirildi. Ardından siyasi gelişmeler nedeniyle 28 Aralık 2025’te erken genel seçime gidildi. Albin Kurti liderliğindeki hükümet, 11 Şubat’ta Meclis’ten güvenoyu aldı. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin görev süresinin sona ermesinin ardından yaşanan siyasi süreçte de yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi konusunda sorunlar ortaya çıktı. Kosova Meclisi, anayasal süre içerisinde yeni cumhurbaşkanını seçememesi üzerine 29 Nisan’da feshedildi. Bunun ardından ülkede 7 Haziran’da yeniden erken genel seçim yapıldı. Ancak seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis’te de yönetimin belirlenmesi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı. Kosova Meclisi’nin yeni cumhurbaşkanını belirleyememesi halinde ülkede yeniden erken genel seçime gidilmesi ihtimali bulunuyor.

Sezgin Tanrıkulu'ndan Çerçeve Yasa Açıklaması: "Meclis'te 'Evet' Oyu Vereceğim" Haber

Sezgin Tanrıkulu'ndan Çerçeve Yasa Açıklaması: "Meclis'te 'Evet' Oyu Vereceğim"

Tanrıkulu'ndan dikkat çeken destek açıklaması Yeni Parti Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen kanun teklifine ilişkin tutumunu paylaştı. Tanrıkulu, teklifin hazırlanış sürecine ve muhalefetle yeterince paylaşılmamasına yönelik eleştirilerinin sürdüğünü belirtirken, TBMM Genel Kurulu'nda yasa teklifine destek vereceğini duyurdu. Özgür Özel'in açıklamasına atıfta bulundu Paylaşımında Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in değerlendirmelerine de değinen Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı: "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, partimizin tutumunu açıklamış ve tutumumuzda bir değişiklik olmadığını ifade etmiştir. Hazırlama sürecindeki usule ve içerik konusundaki eleştirilerime rağmen; şiddet, çatışma ve terör eylemlerini sonlandıracak bu yasaya Meclis Genel Kurulu'nda 'Evet' diyeceğim." Özgür Özel usule ilişkin eleştirilerini dile getirmişti Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de daha önce yaptığı açıklamada, kanun teklifinin metninin muhalefet partileriyle paylaşılmadan TBMM'ye sunulmasını eleştirmişti. Özel, sürece ilişkin usul eleştirilerini dile getirirken, partisinin temel siyasi yaklaşımında herhangi bir değişiklik olmadığını vurgulamıştı. Gözler TBMM Genel Kurulu'nda TBMM Başkanlığı'na sunulan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" önümüzdeki günlerde Genel Kurul gündeminde görüşülecek. Teklifin oylanması öncesinde siyasi partilerin ve milletvekillerinin açıklamaları kamuoyunda yakından takip edilirken, Tanrıkulu'nun "evet" yönündeki açıklaması da süreçle ilgili dikkat çeken değerlendirmeler arasında yer aldı.

Suat Kılıç’tan “çerçeve yasa” eleştirisi: “Belirsizliğe imza atmamız mümkün değil” Haber

Suat Kılıç’tan “çerçeve yasa” eleştirisi: “Belirsizliğe imza atmamız mümkün değil”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Kağıthane İlçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen MYK toplantısı sırasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıç’ın açıklamalarında en önemli başlık, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç kapsamında TBMM’ye getirilmesi beklenen çerçeve yasa teklifi oldu. Teklifin içeriğinin kamuoyundan gizlendiğini öne süren Kılıç, yalnızca sürecin taraflarının yasa hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia etti. “Milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor” Çerçeve yasa teklifine ilişkin eleştirilerini sürdüren Suat Kılıç, Meclis’te imzaya açılan metnin içeriğinin belirsiz olduğunu savundu. Kılıç açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “‘Yasa’ diyoruz ama çerçeve var, yasa yok. İktidarın Meclis gruplarında çerçeve için imza açıldı. Sayın milletvekilleri şimdilik boş kâğıda imza atıyor. Bu imzalar, teklifin komisyona sevkinde kullanılacak.” Kılıç, milletvekillerinin ve kamuoyunun teklifin detaylarını bilmediğini öne sürerek, “Milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor, millet de neye imza atıldığını bilmiyor” dedi. “Çerçeve var ama içi boş” Sürecin şeffaf yürütülmediğini savunan Kılıç, muhalefet partilerinin de teklifin içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Kılıç şöyle konuştu: “Çözüm süreci var, çerçevesi var ama yasası yok. Millet bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor. Ancak DEM Parti biliyor, Abdullah Öcalan biliyor ama biz bilmiyoruz. Meclis’teki muhalefet partileri bilmiyor.” Çerçeve metninin içeriğinin açıklanması gerektiğini belirten Kılıç, “Altına imza atılan, duvara asılan bu çerçevenin içi boştur. Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir” ifadelerini kullandı. “Milletin desteği için referandum yapılmalı” Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, söz konusu düzenlemenin referanduma götürülmesi gerektiğini de dile getirdi. Kılıç, hem muhalefetin hem de vatandaşların bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Hem çerçeve hem de yasa hakkında millet ve muhalefet acilen bilgilendirilmelidir. Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın ilk günden itibaren ifade ettiği üzere bu yasa, anayasa değişikliklerinde olduğu gibi referanduma götürülmeli ve aziz milletimizin desteği istenmelidir.” TBMM’ye sunulması beklenen çerçeve yasa teklifinin detayları ve Meclis’teki görüşme süreci önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasında partisinin kuruluş sürecini, siyasi hedeflerini ve yeni örgütlenme modelini anlattı. Kendilerini "iktidara yürüyen kadrolar" olarak tanımlayan Özel, "Kontrollü muhalefet olmayı, mağlubiyeti ve kendine çizilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiklerini" söyledi. "YENİ PARTİ'Yİ İKTİDAR OLSUN DİYE KURDUK" Konuşmasında kuruluş sürecine değinen Özel, vatandaşlarla yapılan görüşmelerin ardından yeni bir siyasi yol açma kararı aldıklarını belirtti. "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık" diyen Özel, "YENİ Parti'yi iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. Partinin kuruluş talimatını, adını ve bütçesini milletin belirlediğini savunan Özel, YENİ Parti'nin "tabanda kurulan, milletle birlikte hareket eden bir siyasi yapı" olacağını dile getirdi. Özel, partinin örgütlenme modelinde değişikliğe gideceklerini belirterek, mahalle ve ilçe meclislerinin siyasetin temel unsuru olacağını söyledi. Üyelerin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli siyasi karar süreçlerine dahil olacağını ifade eden Özel, 81 ilde il meclislerinin kurulacağını, politikaların bu yapılar üzerinden şekillendirileceğini kaydetti. Kadınlar, gençler, işçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin politika üretiminde aktif rol alacağını belirten Özel, "Yeni üyelerin siyasetin içinde kendini bulacağı dinamik bir model" hedeflediklerini söyledi. YENİ Partimizin ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/E1ImZjXHoN — Özgür Özel (@eczozgurozel) August 4, 2026 CHP'DEN İSTİFALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasında CHP'den istifa eden kişi sayısına ilişkin de açıklamalarda bulundu. 700 binin üzerinde istifadan haberdar olduklarını belirten Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerinden de yeni partiye katılım çağrısı aldıklarını ifade etti. Özel, farklı siyasi görüşlere sahip demokratları da YENİ Parti çatısı altında siyaset yapmaya davet etti. Partiye katılacak vatandaşların ilk kurultaya kadar "siyasi kurucular" olarak değerlendirileceğini söyleyen Özel, vatandaşları parti çalışmalarına katılmaya çağırdı. Özel, konuşmasının sonunda yeni siyasetin; demokrasi, katılım ve ortak gelecek hedefleri üzerine kurulacağını belirterek, "Yeni ve demokratik bir Türkiye geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz." mesajını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmeliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmeliyiz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Programı’na katılım sağladı. İl Danışma Meclisi'nin hem ülkeye, millete hem de İstanbul'a hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, organizasyonu düzenleyen AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve ekibine teşekkürlerini iletti. Kuruluş yıllarından bugüne kadar İl Başkanlığı çatısı altında büyük Türkiye mücadelesine ve güçlü Türkiye davasına katkı sunan tüm yöneticileri ve yol arkadaşlarını şükranla andığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat eden kardeşleri için Allah'tan rahmet diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan; İstanbul İl Teşkilatı'nın, belediyelerin, meclis üyelerinin, kadın ve gençlik kollarının tam bir özveriyle, bayrak yarışı ruhuyla şehre ve davaya hizmet etmeyi sürdürdüğünü vurgulayarak, "Gönülleri kazanmak ve gönül köprüleri kurmak adına çıktığımız bu kutlu yolda üye sayımızı artırarak, büyüyerek ve güçlenerek ilerliyoruz. Mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı ve site site çalışarak Türkiye Yüzyılı'nı milletimizle el ele inşa ediyoruz" şeklinde konuştu. Hızla artan şehirleşme ile beraber "Her site bir teşkilat" vizyonuyla komşuluk bağlarını kuvvetlendiren, gönüllere dokunan yeni nesil teşkilatçılık modellerini öncelikle İstanbul'da uygulamaya başladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Duayenlerimizin tecrübesi ile gençlerimizin dinamizmini birleştirdiğimiz bu değerli faaliyetlerin sonuçlarını bizzat gözlemliyoruz. Partimize olan teveccüh artış göstermeye devam ediyor. AK Parti, Türk siyasetinin çekim ve cazibe merkezi olma özelliğini daha da pekiştiriyor. Özellikle yeni üye seferberliğimizin, başta İstanbul olmak üzere ülke genelindeki teşkilatlarımıza taze bir heyecan kattığını görüyoruz. Üye sayısı bakımından Türkiye'nin açık ara birinci partisiyiz. Geçen ay paylaşılan verilere göre üye sayımız 11 milyon 710 bine ulaştı. Son 6 ay içerisinde 166 bin 612 kardeşimizi daha saflarımıza kattık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin İstanbul teşkilatının üye kazanımı konusunda adeta lokomotif görevi gördüğünü belirtti. Son 15 aylık süreçte yalnızca İstanbul'da AK Parti'ye 253 bin yeni üye kazandırdıklarını, böylece şehirdeki toplam üye sayısının 2 milyon 198 bine yükseldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan; en fazla yeni üye kaydeden ilçelerin sırasıyla Beyoğlu, Ataşehir, Kartal, Fatih ve Zeytinburnu olduğunu açıkladı. "Durmak yok, yola devam" vurgusunu yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan 253 bin yeni üyeye "hoş geldiniz" diyerek, teşkilata katılımlarından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu üyelerin partiye kazandırılmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkürlerini sundu. “HİÇBİR AYRIM YAPMADAN HER BİR VATANDAŞIMIZI AYNI MUHABBETLE BAĞRIMIZA BASIYORUZ” Üye seferberliğinde 39 ilçe arasından ilk beşe giren teşkilatları tebrik ederek başarılarının devamını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma sizler gibi azimli ve inanmış yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime her zaman şükrettiğimi burada bir kez daha belirtmek istiyorum" dedi. Sadece sayısal verilerle değil, toplumsal temsil kabiliyetiyle de ülkenin en büyük siyasi hareketi olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "86 milyonun tamamına aynı pencereden bakıyor, hiçbir ayrım gözetmeksizin her bir vatandaşımızı aynı sevgiyle kucaklıyoruz. Bu nedenle 'AK Parti bir Türkiye kitabıdır' diyoruz. Burada herkes için bir sayfa, her hikâye için bir yer var. 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken siyasi çizgimizi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik" ifadelerini kullandı. Çeyrek asırdır bu ilkeler doğrultusunda siyaset yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu belirtmek isterim ki AK Parti'nin kapıları, millete sevdalı olan ve hizmet aşkıyla yanıp tutuşan herkese sonuna kadar açıktır. Bu çatı altında Türkiye merkezli siyaset yapmak ve ülkemize hizmet etmek isteyen her bir vatandaşımıza yerimiz vardır. Türkiye Yüzyılı hedefinde ilkelerimizi benimseyen herkesle bir olmak, omuz omuza yürümekten şeref ve bahtiyarlık duyarız. Yolunu ayırana uğurlar olsun dediğimiz gibi, yolumuza katılanlara da hoş geldin der, onları bağrımıza basar, Allah izin verirse mezara kadar yol arkadaşlığı yaparız" şeklinde konuştu. AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümünü 14 Ağustos'ta Ankara'da büyük bir mitingle kutlayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Milletimize hizmetle geçirdiğimiz bu 25 yıla baktığımızda gördüğümüz şudur ki; AK Parti yıldan yıla büyüyen, güçlenen ve Türk siyasetinde bir yıldız gibi parlayan bir partidir. AK Parti kendisiyle birlikte Türkiye'yi de büyüten, ülkemizin küresel itibarını yükselten ve gücüne güç katan bir yapıdır. Aynı zamanda Türk siyasetine kalite katan, sadece pratiği değil paradigmayı da değiştiren devrimci bir partidir. Kim ne söylerse söylesin, AK Parti'nin farkı ve vizyonu budur. Ahlaki ve psikolojik üstünlük işte bu çatı altındadır." Program kapsamında AK Parti ailesine katılan belediye başkanları ve meclis üyelerine "Hoş geldiniz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilçelerine hizmet yolunda her zaman destekçileri olacaklarını belirtti. “GÜNDEMİMİZDE, TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİYLE ÜLKEMİZİN YARIM ASIRLIK SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMA GAYRETİ VAR” Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, AK Parti ve Cumhur İttifakı'na yönelik artan ilginin nedenini anlamak için derin analizlere gerek yok. Muhalefet cephesinde son günlerde yaşanan tartışmaların niteliği bile bunu anlamaya yeterlidir. Bizim gündemimizle onlarınki arasında uçurumlar var. Biz Türkiye'yi çevre çatışmalarından uzak tutmaya çalışırken, onlar kendi içlerinde kavga ediyorlar. Biz küresel ölçekte itibarımızı yükseltmeye odaklanmışken, onlar Ankara'da siyasi çekişmelerle vakit kaybediyorlar. Gazze'den Lübnan'a, Somali'den Sudan'a her sorunu çözmek için uğraşırken, onlar kendi sorunlarına dahi çözüm üretemiyorlar. Biz plan ve proje üretip milletimizin derdine derman olurken, onlar sadece gerilim ve polemik üretiyorlar." Kendi gündemlerinde Körfez'i Avrupa'ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi'nin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Onların gündeminde kimin hain veya proje olduğuyla ilgilenmek varken; bizim gündemimizde Terörsüz Türkiye süreciyle ülkemizin yarım asırlık sorunlarını çözme gayreti vardır. Onlar internet hesaplarını ve bina bölüşme hesapları yaparken, biz Türkiye'nin geleceğini inşa ediyoruz" dedi. Bölgedeki krizlerin muhalefetin umurunda olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Laf düzeyinde ülkeyi yönetmek istiyorlar ama gündemlerinde Türkiye yok. Ekonomi, şehircilik veya dış politikada ufkumuzu açacak hiçbir önerileri bulunmuyor. Biz ise tüm zorluklara rağmen Türkiye'yi kalkınma yolunda tutarak insanımızın sorunlarına çözüm aramaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un trafikle beraber en kritik meselelerinden birinin kentsel dönüşüm olduğunu dile getirdi. Şehirdeki çarpık kentleşmeye dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmek siyasetin ötesinde bir millî güvenlik meselesidir. Bu vizyonla, şu an ülkede yapılan her iki kentsel dönüşümden birini İstanbul'da gerçekleştiriyoruz. Riskli yapıları hızla yenileyerek şehri daha güvenli hale getiriyoruz. Bugüne dek yaklaşık 1 milyon bağımsız bölümü yeniledik. 'Yarısı Bizden' kampanyasıyla 377 bin konutun dönüşümü sürüyor. Ayrıca sosyal konut projelerimizle dar gelirli vatandaşlarımızın yaşam alanlarını iyileştiriyoruz" ifadelerini kullandı. “KİRALIK SOSYAL KONUT UYGULAMAMIZIN İLK ADIMINI, İSTANBUL'DA 15 BİN KİRALIK SOSYAL KONUTLA ATIYORUZ” "Ev Sahibi Türkiye" projesi ile İstanbul'a 100 bin sosyal konut kazandıracaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Kiralık sosyal konut uygulamamızın ilk adımını İstanbul'da 15 bin konutla atıyoruz. Eylül ayı itibarıyla kiralamalar başlayacak. Noter huzurunda kura yöntemiyle, adil ve şeffaf bir şekilde hak sahipleri belirlenecek. Bu konutlar piyasa rayiç bedellerinin altında kiralanacak. Kira sözleşmeleri üç yıllık olacak; süre sonunda bakım ve tahliye süreçlerinin ardından konutlar yeni ihtiyaç sahiplerine devredilecek. Bu sayede on binlerce ailemize nefes aldırmış olacağız. İstanbullu hemşehrilerime hayırlı olsun." "Bir diğer müjdemiz ise esnaf ve sanatkârlarımıza yönelik hazine destekli işletme kredilerinin limitini 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltiyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım kredisi limitlerinin de 2,5 milyon liradan 3,5 milyon liraya çıkarıldığını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, samimi bir temennisini paylaşarak şöyle devam etti: "Muhalefetin de bizim vizyonumuzu paylaşması ve Türkiye'nin hayrına olacak konularda bizimle ortak hassasiyet göstermesi en büyük arzumuzdur. Millet ve dünya değişirken AK Parti ve Cumhur İttifakı kendisini yenilerken, muhalefetin yerinde sayması ülkemize yakışmamaktadır." Milletin gündeminden kopuk bir muhalefetin ülkeye fayda sağlamayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suç örgütleri ve rant şebekeleriyle bağını koparamayan, dış güçlere sırtını dayayan bir anlayış Türk demokrasisine katkı sunamaz. Tüm siyasi kanatların artık Türkiye'nin standartlarına yükselme vakti gelmiştir. Türkiye hepimizin ortak yuvasıdır. Millî çıkarlar söz konusu olduğunda ortak zeminde buluşmak hepimiz için millî bir ödevdir" şeklinde konuştu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİMİZİ HERHANGİ BİR YOL KAZASI OLMADAN BUGÜNE KADAR GETİRMEYİ BAŞARDIK" Terör meselesinin çözümü için kritik bir süreç başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecini herhangi bir aksama olmadan bugüne kadar taşıdık. 40 yıldır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen, on binlerce canımıza mal olan bu sorunun çözülmesine dair toplumda güçlü bir talep var. Ekonomik maliyeti 2,3 trilyon doları bulan bu meselenin kalıcı olarak çözülmesini istiyoruz. Bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, siyaset kurumunun da desteğiyle başaracağımıza inanıyorum" dedi. Süreçteki mutabakatın heba edilmemesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "MHP ile birlikte ilk günden itibaren yapıcı ve samimi bir duruş sergiledik. Çözümsüzlüğü değil, çözümü savunduğumuzu net bir şekilde gösterdik. Gazi Meclisimize gelecek yasal düzenlemeyle sürecin ivme kazanmasını bekliyoruz. Bu meseleyi tüm partilerimizin katkısıyla hal yoluna koymalıyız. Elbette risklerin farkındayız; süreci istismar etmek isteyenlere, iftira ve karalamalarla engel olmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Sabır ve sağduyuyla süreci menziline ulaştıracağız. Hedefimiz, terör engelini kaldırıp Türkiye'yi huzur ve kardeşlik içinde geleceğe hazırlamaktır" diye ekledi. Partililerine daha yoğun bir çalışma çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Önümüzdeki haftadan itibaren yaz boyunca her vatandaşa ulaşalım ve bu süreci detaylarıyla anlatalım. Terörün 2,3 trilyon dolarlık ağır faturasını, bu sorun çözüldüğünde neler kazanacağımızı ve 40 yıllık bu karanlık parantez kapandığında gelecek huzuru anlatalım. Sizlere güveniyorum; kapı kapı dolaşarak çok çalışmanızı bekliyorum. Rabbim yolumuzu açık etsin."

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt Haber

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yeni partinin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerine sert sözlerle karşılık verdi. Uçum’un yaşanan siyasi gelişmeleri “siyasi magazin” olarak nitelendirmesine tepki gösteren Emir, açıklamalarını “atanmışlığın kibri” olarak değerlendirdi ve tartışmanın asıl adresinin seçim sandığı olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, YENİ Parti’nin kuruluş sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu oluşumun CHP içerisindeki ayrışmanın bir sonucu olduğunu savunmuştu. Uçum, söz konusu gelişmenin Türkiye siyaseti açısından önemli bir dönüşüm anlamına gelmediğini ileri sürerek, yaşananları “kişisel veya grupsal ajandalar üzerinden gelişen bir ayrışma” olarak yorumlamıştı. Uçum ayrıca CHP’nin bu süreçle birlikte kendi içinde bir “temizlenme sürecine” girdiğini ifade etmiş ve yeni partinin özgün bir siyasi perspektif oluşturamayacağını iddia etmişti. Murat Emir’den Sandık Vurgusu YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Uçum’un sözlerine tepki gösterdi. Emir, yeni partiye yönelik küçümseyici ifadelerin siyasi kaygının göstergesi olduğunu savundu. Emir açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. ‘Siyasi magazin’ diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa, bekleriz.” Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. “Siyasi magazin" diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa,… https://t.co/cwYxFqdHU0 — Murat Emir (@muratemir_dr) July 26, 2026 Emir’in açıklamasında özellikle seçim vurgusu dikkat çekerken, siyasi partilerin ve aktörlerin gerçek karşılığının halkın oyuyla belirleneceğini ifade ettiği görüldü. Uçum: “Yeni Parti Özgün Bir Politika Üretemez” Mehmet Uçum ise değerlendirmesinde YENİ Parti’nin kuruluşunu CHP’den ayrılan yeni bir siyasi yapı olarak ele aldı. Türkiye siyasetinde geçmişte yaşanan parti ayrışmalarına değinen Uçum, bazı istisnalar dışında bu tür bölünmelerin kalıcı siyasi etkiler oluşturmadığını savundu. Uçum, yeni oluşumun bir dünya görüşü veya ideolojik farklılık üzerinden ortaya çıkmadığını, daha çok kişisel ve grupsal nedenlerle şekillendiğini öne sürdü. Açıklamasında CHP içindeki kongre süreçleri ve yerel yönetimlere ilişkin tartışmalara da değinen Uçum, ayrışmanın temelinde siyasi bir perspektif farkı olmadığını iddia etti. Yeni Parti Tartışması Siyasetin Gündeminde YENİ Parti’nin kuruluşu, muhalefet içerisindeki dengeler ve Türkiye siyasetinin geleceği açısından tartışılmaya devam ediyor. Parti temsilcileri yeni oluşumun farklı bir siyasi anlayışı temsil ettiğini savunurken, eleştiren kesimler ise partinin CHP’den ayrılan bir yapı olduğu görüşünü dile getiriyor. Siyasi çevrelerde başlayan tartışma, yalnızca yeni partinin politik çizgisi üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye’de muhalefet alanındaki yeniden yapılanma süreci üzerinden de değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde YENİ Parti’nin teşkilatlanma çalışmaları, kamuoyu desteği ve seçim performansı, partiye yönelik değerlendirmelerin en önemli belirleyicileri olacak. Türkiye siyasetinde partilerin kalıcı etkisi ise geçmiş örneklerde olduğu gibi sandıktaki karşılığıyla ölçülecek.

Özgür Özel: Suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek Haber

Özgür Özel: Suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından olağanüstü toplanan MYK'ya başkanlık etti. Yaklaşık 5 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gün. Bugüne nasıl geldiğimiz kısaca özetlemek isterim. Hikayemiz Mayıs 2023'te başladı. Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik, tüm Türkiye istekliydi. Ancak o seçimi kazanamadık. En büyük sorumluluk CHP'deydi. Millet o gün partimizden bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. CHP'nin özeleştiri yapması lazımdı ve milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Bu duygu durumu içinde biz CHP değişmelidir dedik. Sonra görevi hep birlikte üstlendik. Aday dahi olmayacağımızı, 60 imza dahi bulamayacağımızı söylediler. Bütün Türkiye'yi, il kongrelerini gezdik. Dediler ki delegeleri ikna edemezsiniz. Dedik ki 'O delegeyi saçını kestirdiği berberi, apartmandaki öğrenci, torunu, eşi ikna edecek'. Delegelerimize 'En güvendiğinizle konuşun, kurultaya öyle gelin' dedim. Kurultayda 'Delege sokağın sesini dinle' diye bağırıldı. Delege de bu sesi dinledi, değişime karar verdi. O kurultaydan sonra bizim sevincimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Bana 'Sana devlet geldi mi?' diye sordular. İcazet almadan değişim olmazmış. “Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak” Kimseden icazet almadan değişebileceğini bütün Türkiye'ye ve dünyaya gösterdik. Bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece bize savaş açmaya niyetlenmişler. Önümüzde seçimlere dört ay vardı. 1 Nisan'da felaket, kayıp bekleyenler, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak diyenler, o akşam televizyonda en büyük yerel seçim başarısını gördüler. AK Parti'nin kara düzenine, müesses nizama esas çomağı da orada soktuk. Bunu görmeyen bilmeyen yaşamayan var mı? Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek. Bizim suçumuz günahımız bu. “Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum” Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybedince milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri kurultayı kazanmamızı, diğerleri yerel seçimleri kazanmamızı hazmedemedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. 19 Mart'ta darbeye kalkıştılar. Ekrem İmamoğlu 14 aydır hapiste. Bize sağdan soldan 'Ekrem'i bırak, Ankara'ya dön, partinin başında otur' dediler. Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum. Kontrollü muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Bugün gelinen noktada, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı belirleme, kendini aday göstermeme, en doğru adayı bulurum deme suçundan da saldırı altındayım. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim benden iyisi yoktu. Mesele ne Özgür Özel meselesi, ne de kurultayda göreve gelenlerin şahsi meselesidir. 19 Mart'ta geleceğin Cumhurbaşkanına, 21 Mayıs'ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Resmi rakamlarla göre bu kararla yarım saatte verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Erdoğan milleti adaysız partisiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içinde. Şunu herkes bilsin ki, CHP de Özgür Özel de kendisini savunmanın peşinde değildir. CHP, Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandığa umut bağlamış milyonları savunmak durumundadır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. “Yarın YSK'ya başvuracağız” Biz bugün ilk itirazımı tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay'a yaptık. Yarın da YSK'ya başvuracağız. Başvuruların en acil şekilde ele alınarak YSK'nın siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz. Bu gecenin bir felaket gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü ifade etmek isterim. Bir yanda boş bir sokak, koşturan muhterisler, diğer tarafta partisine sahip çıkanlar. Muhalefet partileri bu akşam tarihe geçmiştir. Şanlıurfa Barosu'nun ilk açıklamayı yapması ve peşi sıra yapılan açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin açıklamaları bu geceyi matem gecesinden umut gecesine dönüştürmüştür. CHP bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Buradayız, bu darbeye karşı sonuna kadar direneceğiz. sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, bir arada olmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum. Yarın aklıselimin hakim olmasını ümit ediyorum. CHP'yi savunmak rekabetçi bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Müesses nizamın makbul partisi olmak yerine her şeyi göze almışız. Sadece ve sadece milletimizden yetki ve destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız. Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Kararın YSK tarafından nasıl yorumlanacağını göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bize verilen bayrağı yere bırakmayacağız. O bayrak elimizde, ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayacağız. Millete borcumuz var. Ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayacağız." Genel Merkezimizde açıklama yapıyorum. https://t.co/d7ysDBPKkZ — Özgür Özel (@eczozgurozel) May 21, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.