Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Müebbet Hapis

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Müebbet Hapis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müebbet Hapis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Osman Kavala kararı: Derhal serbest bırakılmalı, tazminat ödenmeli Haber

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Osman Kavala kararı: Derhal serbest bırakılmalı, tazminat ödenmeli

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osman Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtirken, manevi zarar nedeniyle tazminat ödenmesine de hükmetti. Büyük Daire’nin kararı Türkiye açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşıyor. AİHM 6 maddede ihlal tespit etti 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda birden fazla temel hak bakımından ihlal bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının etkili bir tahliye veya yeniden değerlendirme imkanı sunmamasını AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi. 5. madde bakımından ise Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde yönünden AİHM, Kavala’ya yöneltilen suçlamalar ile eylemleri arasında yeterli nedensellik bağlantısı kurulmadığını, bazı tanıkların dinlenmesine yönelik taleplerin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve yargılamanın bütünüyle açık bir adaletsizlik seviyesine ulaştığını değerlendirdi. Mahkeme ayrıca mahkumiyette kullanılan hukuki yorumun öngörülebilirlik şartını karşılamadığı gerekçesiyle AİHS’nin 7. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Kavala’nın sivil toplum faaliyetleri ile Gezi Parkı olayları kapsamındaki faaliyetlerinin ceza yargılamasında suç unsuru olarak değerlendirilmesinin ise ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. “En kısa sürede serbest bırakılmalı” AİHM, kararın uygulanması kapsamında Türkiye’nin ihlallerin sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu yükümlülüğü yerine getirmenin en uygun yolu, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması. Kararın uygulanıp uygulanmadığını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. AİHM ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülemeyen suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Kavala 2017’den bu yana cezaevinde Osman Kavala, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştı. Karar Mayıs 2020’de kesinleşmesine rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine taşındı. Komite, 2 Şubat 2022’de Türkiye hakkında AİHS’nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Türkiye’deki yargılama sürecinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te bu kararı onadı. Kavala’nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu. Dosya 16 Aralık 2025’te Büyük Daire’ye gönderildi ve 17 yargıçtan oluşan kurul önündeki duruşma 25 Mart 2026’da gerçekleştirildi. Karar Türkiye’deki mahkumiyeti otomatik olarak kaldırmıyor AİHM’nin ihlal kararı, Türkiye’deki ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM, ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden gerçekleştiren bir merci değil. Bununla birlikte AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanmasına ilişkin süreç Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilecek. Bu nedenle kararın ardından temel gündem, Türkiye’nin AİHM’nin belirlediği ihlalleri gidermek için hangi adımları atacağı ve Bakanlar Komitesi’nin uygulama sürecinde nasıl hareket edeceği olacak.

Resmi Gazete’de yayınlanan 7595 sayılı kanun ile Soruşturma ve cezalar ertelenebilecek Haber

Resmi Gazete’de yayınlanan 7595 sayılı kanun ile Soruşturma ve cezalar ertelenebilecek

PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı oluşumların silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanması, düzenlemenin uygulanmasının temel şartı olacak. Kanuna göre, kasten öldürme suçu ile bazı ağır suçlar kapsam dışında tutulurken, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen ve üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis veya müebbet hapis gerektiren suçlara ilişkin süreçler ise 10 yıl ertelenebilecek. Erteleme süresince dava zamanaşımı işlemeyecek. Bu süre içinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılarak soruşturma veya kovuşturmaya devam edilecek. Sürenin yeni bir suç işlenmeden tamamlanması halinde ise kovuşturmaya yer olmadığı veya davanın düşmesi kararı verilecek. MAHKUMİYETLERİN İNFAZINA DA ERTELEME Düzenleme, belirli şartlarla kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazını da kapsıyor. Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası alanlar ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek. Bu uygulamada da kasten öldürme ve 1 Haziran 2005’ten önce işlenen bazı ağır suçlardan verilen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kapsam dışında bırakıldı. BAŞVURU İÇİN 6 AY SÜRE Kanundan yararlanmak isteyenlerin, ilgili Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunmaları gerekecek. Sürecin takibi ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile ilgili üst düzey kamu görevlilerinden oluşacak bir Kurul tarafından yürütülecek. TBMM bünyesinde ayrıca bir İzleme Komisyonu oluşturulacak. Kanunla örgüt mensuplarının teslim ettiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, patlayıcı madde, araç, gereç ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması da hükme bağlandı. Söz konusu kanunun detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

TBMM'de çocuklara ilişkin düzenleme: İlk iki madde kabul edildi, tartışmalı madde çıkarıldı Haber

TBMM'de çocuklara ilişkin düzenleme: İlk iki madde kabul edildi, tartışmalı madde çıkarıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin önemli düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmelerinde kritik bir aşamaya geçildi. "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin ilk iki maddesi Genel Kurul'da kabul edildi. Kabul edilen maddeler, bir yandan çocukların ateşli silahlara erişiminin önlenmesine yönelik yeni yaptırımlar getirirken, diğer yandan çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin mevcut hükümleri yeniden şekillendiriyor. Görüşmeler sırasında teklifin en çok tartışılan maddelerinden biri ise metinden çıkarıldı. Türk Ceza Kanunu'nda tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından yaş istisnasını 18'den 15'e indirmeyi öngören düzenleme, verilen önergeyle teklif kapsamından çıkarıldı. Çocuğun silaha ulaşmasına neden olana hapis cezası Genel Kurul'da kabul edilen ilk madde, ateşli silahların güvenli şekilde muhafaza edilmesine ilişkin yeni bir sorumluluk getiriyor. Buna göre, ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza eden ve bu nedenle bir çocuğun silaha ulaşmasına neden olan kişi, daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecek. Düzenlemenin temel amacı, çocukların silahlara erişiminin önlenmesi ve silah sahiplerinin muhafaza yükümlülüklerinin daha açık hale getirilmesi olarak öne çıkıyor. Özellikle çocukların bulunduğu ev ve yaşam alanlarında silahların güvenli şekilde saklanmasına ilişkin sorumluluğun artırılması, düzenlemenin dikkat çeken başlıklarından biri oldu. 12-15 yaş grubunun ceza sorumluluğu yeniden düzenleniyor Teklifin kabul edilen ikinci maddesi ise doğrudan çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin hükümleri kapsıyor. Buna göre, suçu işlediği sırada 12-15 yaş arasında bulunan çocukların, gerçekleştirdikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu doğmayacak. Bu durumda çocuklar hakkında hapis cezası yerine yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması öngörülüyor. Ancak mahkemenin, çocuğun gerçekleştirdiği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabildiğine ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğuna kanaat getirmesi halinde farklı bir ceza rejimi uygulanabilecek. Bu durumda suçun niteliğine göre belirlenen indirimli hapis cezaları gündeme gelecek. 15-18 yaş grubuna yönelik ceza aralıkları değişiyor Teklif kapsamında 15-18 yaş grubundaki çocuklar için de ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına ilişkin yeni ceza aralıkları belirlendi. Düzenlemenin bu bölümü, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar açısından uygulanacak ceza miktarlarının yeniden ele alınmasını içeriyor. Böylece çocukların yaş grupları arasındaki farklılıkların ceza uygulamasına daha belirgin şekilde yansıtılması amaçlanıyor. Hakimlere daha geniş takdir yetkisi Genel Kurul'da kabul edilen önergeyle mahkemelere bazı suçlar bakımından daha geniş değerlendirme yetkisi de tanındı. Buna göre, ağır yaralama suçlarının belirli türlerinde 15-18 yaş grubundaki çocuklara uygulanan yaş indiriminin uygulanmamasına mahkemeler karar verebilecek. Ayrıca 12-15 yaş grubundaki çocuklar açısından da bazı durumlarda bir üst yaş grubuna uygulanan ceza rejiminin uygulanmasına yönelik hakime takdir yetkisi verildi. Bu düzenleme, aynı yaş grubunda bulunan çocukların işledikleri fiilin niteliği ve olayın koşullarına göre farklı şekilde değerlendirilmesine imkan tanıyabilecek. Tartışmalı tekerrür maddesi tekliften çıkarıldı Genel Kurul görüşmelerinde dikkat çeken gelişmelerden biri de tekerrür hükümlerine ilişkin düzenlemenin tekliften çıkarılması oldu. İlk metinde, Türk Ceza Kanunu'ndaki tekerrür hükümlerinin uygulanmasında yaş istisnasının 18'den 15'e düşürülmesiöngörülüyordu. Ancak Genel Kurul'da verilen önergenin kabul edilmesiyle söz konusu madde teklif metninden çıkarıldı. Bu gelişme, kanun teklifinin görüşmeleri sırasında çocukların ceza sorumluluğu konusunda yapılan değerlendirmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Genel Kurul'da görüşmelere ara verildi Kanun teklifinin dördüncü maddesinin görüşmeleri sırasında Genel Kurul çalışmalarına ara verildi. Verilen aranın ardından komisyonun salonda yerini almaması üzerine birleşimin ertelenmesine karar verildi. Böylece teklifin kalan maddelerinin görüşülmesi sonraki birleşime kaldı. Düzenlemenin devamında ne olacak? TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ilk iki madde, çocukların ceza sorumluluğu ve ateşli silahların güvenli şekilde muhafaza edilmesi konusunda önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle 12-15 ve 15-18 yaş gruplarına yönelik farklı ceza rejimleri, mahkemelere tanınan takdir yetkisi ve çocukların silahlara erişimini engellemeye yönelik hapis cezası, teklifin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Buna karşılık tekerrür hükümlerinde yaş sınırını 18'den 15'e indirmeyi öngören düzenlemenin tekliften çıkarılması, kanun teklifinin kapsamı açısından önemli bir değişiklik oluşturdu. Teklifin kalan maddelerinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri ve yapılabilecek yeni önergeler, düzenlemenin nihai şeklini belirleyecek.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, 4 Ağustos Salı günü başlayacak haftalık çalışmalarında suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifini ele alacak. Haber

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, 4 Ağustos Salı günü başlayacak haftalık çalışmalarında suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifini ele alacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, haftalık mesaisine 4 Ağustos Salı günü başlayacak. Genel Kurul'un gündem maddeleri arasında, çocuklara yönelik kritik düzenlemeler getiren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi yer alıyor. Söz konusu teklifle, 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını tamamlamamış bireylerin işledikleri suçlar neticesinde alacakları cezalara ilişkin yeni düzenlemeler planlanıyor. Buna göre; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Yapılan düzenleme ile 15-18 yaş arasındaki çocukların kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında, yaş indiriminin uygulanmaması hususunda hakime takdir yetkisi verilmesi; 12-15 yaş grubundaki çocuklarda ise bir üst yaş grubuna ait ceza hükümlerinin işletilebilmesi hedefleniyor. Teklif çerçevesinde, ateşli silahların gereken dikkat ve özenle saklanmaması nedeniyle çocukların silaha ulaşmasına sebebiyet veren kişilere yönelik yaptırımlar getiriliyor. Başka bir suçun oluşmadığı hallerde, bu kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanabilecek. Çocuk Koruma Kanunu'ndaki bazı tanımlamalarda da değişikliğe gidilecek. "Suça sürüklenen çocuk" ibaresi yerine "adli süreçteki çocuk" ifadesi getirilecek. Ayrıca, çocuk hakkında kamu davası açılması durumunda, bu bilginin Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın ilgili birimlerine bildirilmesi kararlaştırılıyor. Teklifle birlikte, ceza sorumluluğu olmayan çocuklara yönelik "yönlendirme tedbirleri"nin oluşturulması ve 15 yaşını doldurmamış çocuklar için sosyal inceleme yapılmasının zorunlu kılınması planlanıyor. TBMM'nin resmi internet sitesindeki bilgilere göre Genel Kurul'da ayrıca, Türkiye ile Kırgızistan arasında uluslararası karayolu taşımacılığına dair anlaşmayı güncelleyen protokolün onaylanmasına ilişkin kanun teklifi de ele alınacak. Diğer yandan, salı ve çarşamba günleri Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları icra edilecek.

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi Haber

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde evinin teras katındaki pencereden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" adıyla tanınan şarkıcı Gül Tutun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olayın planlı şekilde gerçekleştirildiği öne sürülerek, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Savcılık: Ölüm planlı şekilde gerçekleştirildi İddianamede, Gül Tut'un olay gecesi Çınarcık'taki evinde, kızına ait odanın penceresinden yaklaşık 18 metre yükseklikten beton zemine düştüğü belirtildi. Adli Tıp incelemesine göre sanatçının, kafa ve omurga kırıkları ile çoklu iç organ yaralanmalarına bağlı gelişen iç kanama nedeniyle yaşamını yitirdiği kaydedildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda olayın kaza sonucu meydana gelmediği, planlanarak işlendiği kanaatine vardı. Toksikoloji raporu: Zehirlenme bulgusuna rastlanmadı Hazırlanan iddianamede, Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildiği ancak kullandığı ilaçların ölümcül seviyede olmadığı ifade edildi. Toksikoloji raporunda, zehirlenmeye bağlı bir ölümün söz konusu olmadığı, ölümün yüksekten düşmeye bağlı travmalar nedeniyle gerçekleştiği vurgulandı. "Malkata" şarkısıyla odaya çağrıldığı öne sürüldü Savcılık dosyasına göre olay gecesi, sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in arkadaşı Sultan Nur Ulu'dan annesinin çok sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını açmasını istediği belirtildi. İddianamede, müziği duyan Gül Tut'un banyodan çıktıktan sonra kızının odasına geldiği, burada kısa süre dans edip eğlendiği, şarkının ise maktulü olayın gerçekleşeceği odaya çekmek amacıyla özellikle seçildiği iddia edildi. Ses kaydı incelemesi dikkat çekti Dosyada yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi bilirkişi raporunda, olay anına ait ses kayıtlarının ayrıntılı şekilde incelendiği belirtildi. Raporda, düşmeden hemen önce genç bir kadın sesinin alaycı ve neşeli bir tonla "Hadi görüşüürüüüz" dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözlerin sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e ait olduğu kanaatine ulaştı. İddianamede ayrıca sanığın annesini iki eliyle kalçasından kavrayarak ayaklarını yerden kaldırdığı ve pencereden aşağı attığı öne sürüldü. Tanık ifadesi değişti Olay sırasında odada bulunan Sultan Nur Ulu'nun ilk ifadesinde Gül Tut'un alkollü halde dengesini kaybederek düştüğünü söylediği, ancak daha sonra ifadesini değiştirerek olayın farklı gerçekleştiğini anlattığı belirtildi. İddianameye göre Ulu, son ifadesinde Gülter'in annesini iki eliyle kaldırarak pencereden attığını söyledi. Savcılık ayrıca, tanığın avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde "gerçekleri anlatacağını" söylemesini de ifadesini destekleyen önemli deliller arasında gösterdi. Mesaj kayıtları iddianamede yer aldı Savcılık, sanığın olaydan aylar önce annesi hakkında attığı mesajlara da iddianamede yer verdi. Dosyaya göre Gülter'in çeşitli mesajlaşmalarda; "Bıktım bu annemden" "Gebersin" "Bu kadın ölsün" "Ölmüyor, ne zaman?" "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler kullandığı öne sürüldü. Bu yazışmaların tasarlama unsurunu destekleyen önemli deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. Olay sonrası davranışlar da dosyaya girdi İddianamede, olayın ardından Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun İstanbul'da kaldıkları bir otelde yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığı, yapılan telefon görüşmelerinde sanığın tanığı tehdit ettiği yönünde değerlendirmelere de yer verildi. Savcılık ayrıca sanığın telefonunu değiştirmesi, cihazını fabrika ayarlarına döndürmesi ve bazı mesajların silinmesini istemesini de delilleri gizleme girişimi olarak dosyaya ekledi. Diğer sanık hakkında da hapis talebi Savcılık, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak yakın akrabayı öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise soruşturma sürecinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle "yalan tanıklık" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi halinde sanıklar önümüzdeki günlerde Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak.

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma Haber

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma

Küçük Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden görüldü Kilis’te büyük yankı uyandıran Gina Mercimek cinayeti davası, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden mahkeme gündemine geldi. 9 yaşındaki Gina Mercimek, 4 Nisan 2023 tarihinde okuldan çıktıktan sonra evine dönmemiş, ailesinin yaptığı aramalar sonuç vermeyince durum polise bildirilmişti. Arama çalışmalarının genişletilmesi üzerine ekipler, küçük kızın cansız bedenini mahallede bulunan bir su kuyusunda bulmuştu. Yapılan incelemelerde Gina’nın boynuna briket bağlanarak kuyuya atıldığı ve cinsel istismara maruz kaldıktan sonra öldürüldüğü belirlenmişti. Cansız bedeni su kuyusunda bulunmuştu Polis ekiplerinin yaptığı çalışmalarda, Gina’nın kaybolduğu bölgedeki bazı kişiler mercek altına alınmıştı. Küçük kızın yakınlarının şüpheleri üzerine inceleme yapılan evlerden birinin bahçesindeki su kuyusunda arama gerçekleştirilmiş ve Gina’nın cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayın ardından ev sahibi Hüseyin Boğuç ile arkadaşı Azittin Altınöz gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sanıklar hakkında “canavarca hisle insan öldürme”, “çocuğun cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Yargıtay kararı sonrası süreç yeniden başladı Yerel mahkeme tarafından yapılan ilk yargılamada sanıklardan Hüseyin Boğuç hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, Azittin Altınöz ise beraat etmişti. Ancak Gina Mercimek’in ailesinin karara itiraz etmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonucunda yerel mahkemenin kararını bozdu. Yüksek mahkeme, beraat eden sanığın da cezalandırılması gerektiği yönünde değerlendirme yaparken, diğer sanık hakkında verilecek cezanın da en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti. Bu kararın ardından dava yeniden görülmeye başlandı. İki sanığın tutukluluk hali devam edecek Kilis 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yeniden yargılama duruşmasına sanıklar, cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada Gina Mercimek’in ailesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık Hüseyin Boğuç, önceki savunmalarını tekrar ederek suçlamaları kabul etmedi ve beraatini talep etti. Diğer sanık Azittin Altınöz de suçsuz olduğunu öne sürerek tahliye istedi. Mahkeme heyeti, her iki sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verdi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Aile avukatından açıklama: Hukuk mücadelemiz sürecek Duruşmanın ardından Gina Mercimek’in ailesinin avukatı Sümeyye Gökçe açıklamalarda bulundu. Gökçe, yerel mahkemenin kararına karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirterek, Yargıtay’ın bozma kararının önemli olduğunu ifade etti. Gökçe, “Yerel mahkeme kararına itiraz ettik. Yapılan itirazlar sonucunda Yargıtay, beraat eden sanığın da cezalandırılması ve diğer sanığa verilecek cezanın en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti” dedi. Yeniden başlayan yargılama kapsamında her iki sanık hakkında da tutuklama kararının sürdüğünü belirten Gökçe, davanın bir sonraki duruşmasının 2 Ekim tarihinde görüleceğini açıkladı.

Cezayir'de Orman Yangını Felaketi: 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Binlerce Hektar Alan Kül Oldu Haber

Cezayir'de Orman Yangını Felaketi: 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Binlerce Hektar Alan Kül Oldu

Cezayir'de etkili olan aşırı sıcak hava dalgası ve peş peşe çıkan orman yangınları büyük bir felakete yol açtı. Ülkenin farklı bölgelerinde devam eden yangınlarda 6 kişi yaşamını yitirirken, 100'den fazla kişi dumandan etkilenerek hastanelerde tedavi altına alındı. Yetkililer, yüksek sıcaklıkların ve şiddetli rüzgarların yangınların hızla büyümesine neden olduğunu belirtirken, ekiplerin alevlerle mücadelesi devam ediyor. Cezayir'in kuzeydoğu, orta ve batı kesimlerindeki 19 vilayette etkili olan yangınlar, özellikle yoğun ormanlık alanların bulunduğu Kabiliye bölgesinde ciddi hasara neden oldu. 159 Yangından 141'i Kontrol Altına Alındı Cezayir Sivil Savunma ekiplerinden yapılan açıklamada, ülke genelinde çıkan 159 orman yangınından 141'inin kontrol altına alındığı bildirildi. Yetkililer, 18 noktadaki yangının ise tamamen söndürülebilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Yangın söndürme çalışmalarına çok sayıda ekip katılırken, bölgedeki zorlu hava koşulları müdahaleleri güçleştirdi. Hava sıcaklıklarının bazı bölgelerde 49 dereceye kadar yükselmesi ve kuvvetli rüzgarların etkili olması, alevlerin kısa sürede geniş alanlara yayılmasına neden oldu. Kabiliye Bölgesi En Fazla Etkilenen Yerlerden Biri Oldu Yangınlardan en büyük zararı gören bölgelerin başında başkentin doğusunda bulunan Kabiliye bölgesi geldi. Dağlık yapısı ve geniş ormanlık alanlarıyla bilinen bölgede çok sayıda yerleşim yeri yangın tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Yetkililer, özellikle kırsal alanlarda yaşayan vatandaşların güvenli bölgelere tahliye edildiğini ve ekiplerin yerleşim alanlarına ulaşan alevleri kontrol altına almak için yoğun çaba harcadığını belirtti. 100'den Fazla Kişi Hastaneye Kaldırıldı İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Annaba vilayetine bağlı Seraidi beldesinde yalnızca bir gün içinde dumandan etkilenen 100'den fazla kişinin hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Yangınların etkili olduğu bölgede en az 150 evin kullanılamaz hale geldiği açıklandı. Can kayıplarının yanı sıra çok sayıda kişinin evlerinden ayrılmak zorunda kalması, felaketin boyutunu artırdı. Yangınlarda Büyük Çevresel Kayıp Yaşandı Resmi verilere göre, 1 Mayıs 2026'dan bu yana Cezayir genelinde 3 bin 719 yangına müdahale edildi. Bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 148 oranında arttığı belirtildi. Yangınlarda şimdiye kadar 1.666 hektardan fazla tarım arazisi, ormanlık alan ve meyve bahçesi zarar gördü. Yetkililer, yaşanan felaketin 2021 yılından bu yana ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük çevre felaketlerinden biri olduğunu ifade etti. Kundaklama İhtimali Araştırılıyor Cezayirli yetkililer, yangınların ortaya çıkmasında aşırı sıcaklıkların ve iklim değişikliğinin önemli rol oynadığını açıkladı. Bununla birlikte bazı yangın noktalarında kundaklama ihtimali üzerinde de duruluyor. Başkentteki bir mahkemenin, Konstantin vilayetinde "kasten orman yakma" suçlamasıyla 4 kişi hakkında işlem başlattığı bildirildi. Cezayir yasalarına göre bu suçun cezasının 30 yıla kadar hapis veya müebbet hapis olabileceği belirtildi. Binlerce Personel Yangınlarla Mücadele Ediyor Cezayir hükümeti, yangınları kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir seferberlik başlattı. Bu kapsamda 11 bin sivil savunma personeli, 500 itfaiye aracı ve 9 askeri uçağın mücadele çalışmalarında görevlendirildiği açıklandı. Ekipler, hem devam eden yangınları söndürmek hem de yeni yangınların çıkmasını önlemek için bölgelerde çalışmalarını sürdürüyor. Irak'tan Cezayir'e Destek Mesajı Yaşanan felaketin ardından Irak Dışişleri Bakanlığı, Cezayir halkı ve hükümetine taziye mesajı gönderdi. Açıklamada, yangınlarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileğinde bulunulurken, Cezayir'e destek mesajı verildi. Sıcak Hava Dalgası Bölge Ülkelerini Etkiliyor Cezayir'deki aşırı sıcak hava dalgası yalnızca bu ülkeyi değil, Kuzey Afrika'nın diğer ülkelerini de etkiliyor. Komşu ülkeler Tunus ve Fas'ta da yüksek sıcaklıklar nedeniyle orman yangınları ve enerji kesintileri yaşandığı bildirildi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun süreli hale geldiğine dikkat çekerken, Akdeniz havzasındaki ülkelerin orman yangınlarına karşı daha kapsamlı önlemler alması gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.