SON DAKİKA
Hava Durumu

#Motivasyon

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Motivasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Motivasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!  Haber

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor! 

Kıskançlık duygusunun yoğunluğu arttığında ve sürekli hale geldiğinde ilişkileri zedeleyebildiğini ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumlar kıskançlığı artıran önemli faktörlerdir.” dedi. Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Aydın, sosyal medyanın da bu duyguyu tetiklediğine dikkat çekti. Aydın ayrıca, doğru yönetildiğinde kıskançlığın, kişisel gelişim için bir motivasyon kaynağına dönüşebileceğini kaydetti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi. Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu! Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi. Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu. Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor! Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi. Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu. İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır! İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi: “Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.” Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor! Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi. Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi. Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar! Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı. Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir! Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi. Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir! Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.”

Ankara Demirspor 0-1 Bursaspor, Haftaya Şampiyonluk Bursa da Haber

Ankara Demirspor 0-1 Bursaspor, Haftaya Şampiyonluk Bursa da

Bursaspor Lig’in 32. Haftasında deplasmanda Ankara Demirspor ile karşı karşıya geldi. Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu'nda oynanan karşılaşmadan 1-0'lık galibiyetle ayrıldık. Takımımızın golünü 16. dakikada Halil Akbunar kaydetti. Takımımız bu sonuçla puanını 74'e yükseltti. Mustafa Er “Tek bir adımımız kaldı! Kazanılan galibiyetten dolayı mutlu olduklarını ifade eden Er, taraftarın oluşturduğu atmosferin takım üzerinde büyük bir motivasyon yarattığını söyledi. Deneyimli teknik adam, karşılaşmanın özellikle ilk yarısında istedikleri oyunun uzağında kaldıklarını vurguladı. Golden sonra 15 dakikalık bölümde rakibin oyuna ortak olduğunu belirten Er, bu süreçte basit pas hataları yaptıklarını, baskı organizasyonunda kopukluk yaşadıklarını ve temaslı oyundan uzaklaştıklarını dile getirdi. Bu bölümde rakibin kalelerinde alışık olmadıkları sayıda şut bulduğunu ifade eden genç teknik adam, bu durumun detaylı şekilde analiz edileceğini söyledi. İkinci yarıya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mustafa Er, 45 ile 70. dakikalar arasında skoru çok daha farklı bir noktaya taşıyabilecek net fırsatlar yakaladıklarını ancak bunları değerlendiremediklerini belirtti. Buna rağmen rakibe çok net gol pozisyonları vermediklerini ifade eden Er, oyunun belirli bölümlerinde kontrolü kaybettiklerini kabul etti. Karşılaşmanın son bölümünde ise takımın skor koruma psikolojisine girdiğini söyleyen Er, taraftar desteğiyle kazanılması gereken önemli bir galibiyet aldıklarını dile getirdi. Oyunun bazı bölümlerinde iyi performans sergilediklerini ancak bazı anlarda kendi standartlarının altında kaldıklarını belirten tecrübeli çalıştırıcı, bu dalgalanmanın tribünlere de yansıdığını ifade etti. Bursaspor taraftarının oyuna hakim bir kitle olduğunu vurgulayan Mustafa Er, “Bu şehir futbolu çok iyi biliyor. Taraftarımız oyuna göre tepki veriyor. Bu da bizim sorumluluğumuzu artırıyor” dedi. Oyuncularının iyi niyetinden ve mücadelesinden memnun olduğunu belirten Er, şampiyonluk hedefinin oluşturduğu baskının performansı zaman zaman etkilediğini söyledi. Bursaspor’un bulunduğu ligin zorluk derecesine dikkat çeken genç teknik adam, kulübün büyüklüğünün de ekstra bir sorumluluk yüklediğini ifade etti. Ankara Demirspor’un genç ve dinamik bir ekip olduğuna değinen Mustafa Er, buna rağmen kazanmanın çok değerli olduğunu vurguladı. Takımın şampiyonluk yolunda son bir adımının kaldığını belirten Er, bu süreci hızlıca geride bırakıp önlerindeki maça odaklanacaklarını söyledi. Karşılaşma içerisinde yaptığı oyuncu değişikliklerine de değinen Er, skor avantajına rağmen oyuna müdahale ettiklerini ve kazanırken öz eleştiri yapmanın önemli olduğunu dile getirdi. Mustafa Er son olarak, önümüzdeki hafta oynanacak mücadelede taraftarla birlikte şampiyonluğu kutlamak istediklerini belirterek, “İnşallah çok güzel bir atmosferde kazanarak hep birlikte bu başarıyı taçlandıracağız” ifadelerini kullandı. STADYUM: Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu HAKEMLER: Mehmet Terece, Eren Özçelik, Halil Aslandağ ANKARA DEMİRSPOR: Ali Taha Demir, Furkan Işıkdemir, Eralp Aydın, Berk Yiğit Karadağ, Leon Madi Eckhard Çalışkan, Furkan Emre Ünver, Batuhan Süer, Kadir Subaşı, Deniz Yaşar, Mehmet Aslanboğa, Tolunay Artuç YEDEKLER: Kerem Yusuf Ersunar, Hasanege Akdoğan, Ahmet Nas, Muhammed Raşid Kocaman, Abdul Malik Yılmaz, İsa Halidi, Orkun Ustaoğlu, Kerem Hakan Vapuruoğlu, Atakan Dama, Mehmet Albayrak TEKNİKDİREKTÖR: Abdul Fettah Kaldırım BURSASPOR: Kerem Matışlı, Rahmetullah Berişbek, Ertuğrul Ersoy, Taha Batuhan Yayıkçı, Barış Gök, Sefa Narin (46′ Eyüp Akcan), Soner Aydoğdu (84′ Musa Çağıran), Halil Akbunar, İlhan Depe (74′ Hakkı Türker), Emir Kaan Gültekin (46′ Baran Başyiğit ), Ertuğrul İdris Furat (66′ Salih Kavrazlı) YEDEKLER: Anıl Atağ, Hamza Gür, Emir Kayacık, Talha Yünkuş, Musa Çağıran, Eyüp Akcan, Salih Kavrazlı, Hakkı Türker, Muhammet Zeki Dursun, Baran Başyiğit TEKNİK DİREKTÖR: Mustafa Er SARI KARTLAR: 21′ İlhan Depe / 28′ Berk Yiğit Karadağ, 57′ Tolunay Artuç GOLLER: 16′ Halil Akbunar

Gökhan Kırdar Bursaspor’a özel “Cendere” versiyonu yapacağını açıkladı. Video Galeri

Gökhan Kırdar Bursaspor’a özel “Cendere” versiyonu yapacağını açıkladı.

Bursapor taraftarıının efşane şovlarından "Cendere" nin bestecisi Müzisyen Gökhan Kırdar, Bursaspor - Güzide Gebzespor maçının ardından açıklamalarda bulundu. Kırdar, Bursaspor taraftarını heyecanlandıran bir projeyi de ilk kez duyurdu. Projenin sadece bir uyarlama olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Cendere'nin Bursaspor'a özel farklı bir versiyonunu hazırlıyoruz. Bursa'ya özgü tınılar, yerel enstrümanlar ve tribün ruhunu yansıtan detaylar olacak. Taraftarların enerjisini hissettiren özel bir çalışma hazırlamak istiyoruz. Umarım şampiyonluk kutlamalarına yetiştirebiliriz." Kırdar, tedavi gören Bursaspor amigolarından Selim. Kurtulan 'ada geçmiş olsun dileklerini iletti.    Kırdar, maç öncesinde Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu'nda sahne alarak unutulmaz bir atmosfer oluşturdu. Yeşil-beyazlı taraftarların büyük ilgi gösterdiği performansta, Kırdar'ın yıllardır geniş kitleler tarafından sevilen eseri Cendere, bu kez Bursaspor tribünlerinin atkı şovlarıyla birleşerek adeta marş havasına büründü. Daha önce tribünlerde sıkça çalınan ve taraftarla bütünleşen Cendere'nin Bursa'ya özel versiyonunun, tamamlanması halinde Bursaspor tribünlerinin yeni marşlarından biri olması bekleniyor. Projenin şampiyonluk hedefiyle ilerleyen yeşil-beyazlı camiaya ayrı bir motivasyon katması da hedefleniyor. #bursa #bursaspor #cendere #gökhankırdar

LÖSEV’den Lösemili Çocuklara Yılbaşı Partisi Haber

LÖSEV’den Lösemili Çocuklara Yılbaşı Partisi

LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlediği yılbaşı etkinlikleriyle lösemi ve kanser ile mücadele eden çocukların ve yetişkin hastaların yanında yer alıyor. Bu kapsamda, hastanede ve evde tedavisine devam eden çocuklar ve yetişkin kanser hastaları için özel etkinlikler düzenleniyor. Etkinliklerde, çocukların önceden belirlenen dilekleri yerine getiriliyor ve sürpriz hediyeler veriliyor. LÖSEV İstanbul’un her iki yakasında düzenlenen yılbaşı etkinlikleri, çocuklara unutulmaz anlar yaşattı. Avrupa Yakası’nda, Esenyurt Euro Park Otel’de gerçekleştirilen etkinlikte; İstanbul’un uzak ilçelerinin yanı sıra Tekirdağ’dan gelen çocuklar bir araya geldi. DJ eşliğinde şarkılar söylenip zumba dansı yapılırken, animasyonlar, oyunlar ile çocuklar doyasıya eğlendi.. İstanbul Anadolu Yakası’nda ise İstanbul Yelken Kulübü’nde düzenlenen “Yeni Yıla Merhaba” partisinde; İstanbul’daki çocukların yanı sıra Kocaeli ve Sakarya’dan gelen çocuklar ağırlandı. DJ eşliğinde gerçekleştirilen bubble show çocuklara keyifli anlar yaşatırken, sihirbaz gösterisi minik misafirleri adeta büyüledi. Gelecek yıldan dilekleri kağıtlara yazılıp ağaca asıldı. Etkinlik, yeni yıl pastasının kesilmesiyle taçlandı. LÖSEV yetkilileri konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Kanser, yaş ve sosyoekonomik statü fark etmeksizin herkesi tehdit eden küresel bir sorun haline geldi. Sağlıklıyken bile sevdiklerimizin ilgisine ve desteğine ihtiyaç duyarız. Ancak uzun soluklu bir mücadele gerektiren lösemi ve kanser gibi hastalıklarda moral ve motivasyon her şeyden önce gelir. Bu nedenle, yılbaşında da çocuklarımızı ve ailelerini yalnız bırakmıyoruz. Tedavisi devam eden çocuklarımızın yanı sıra hastalığı yenmiş olan çocuklarımızı ve gençlerimizi de bu coşkuya ortak ediyoruz. Bu sayede, çocuklarımız ve gençlerimiz büyük bir ailenin parçası olmanın verdiği dayanışma ruhuyla hastalığın olumsuz etkilerinden uzak kalabiliyor, umut dolu bir gelecek için mücadelelerine devam edebiliyor. Bu vesileyle, yıl boyunca desteklerini esirgemeyen tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyor, herkese sağlıklı ve mutlu bir yıl diliyoruz.”

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.