SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mısır

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan : ABD-İran arasında bir anlaşma her zamankinden daha yakın Haber

Hakan Fidan : ABD-İran arasında bir anlaşma her zamankinden daha yakın

Hürmüz Boğazı, nükleer müzakerelerin önüne geçti Türkiye'nin de destek verdiği arabuluculuk sürecine değinen Fidan, tarafların öncelikle HürmüzBoğazı'nın yeniden açılması meselesini çözüme kavuşturduğu takdirde nükleer görüşmeleregeçileceğini öngören bir yol haritası üzerinde mutabık kaldığını vurguladı. "Bu, nükleer dosyaların önüne geçen bir mesele haline geldi" diyen Fidan, boğazdakiablukanın hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, enerji ve gıda güvenliğibaşta olmak üzere uluslararası yansımalarının son derece ağır olduğunu söyledi. Fidan, ABD ileİran'ın çatışmayı sona erdirmesi halinde Gazze'ye yönelik barış görüşmelerinin de ivmekazanabileceğini ekledi. "İsrail'in peşinde olduğu şey güvenlik değil, daha fazla toprak" İsrailli siyasetçilerin Türkiye'yi "gelecekteki stratejik bir tehdit" olarak nitelendirmesine serttepki gösteren Fidan, Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan'daki işgal politikalarına dikkatçekerek şunları söyledi: "İsrail iç siyasetinde ne yazık ki bölgesel hedefleri yürütmek için sürekli bir düşmana ihtiyaçduyuluyor. Ancak herkes biliyor ki İsrail'in peşinde olduğu şey güvenlik değil, daha fazlatoprak." Fidan, "Uluslararası toplumun İsrail'in yalnızca bölgesel değil, küresel düzeni deistikrarsızlaştırmasını önlemesi gerekiyor" diyerek uluslararası toplumu harekete geçmeyedavet etti. Ortadoğu için "bölgesel platform" önerisi Kalıcı istikrarın ancak iş birliğine dayalı bir bölgesel yapıyla sağlanabileceğini savunan Fidan,Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkelerini kapsayabilecek bir platformönerdi. Fidan, şartlar normalize oldukça İran'ın da bu yapıya dahil olabileceğini, İsrail'in 1967sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde ise ileride platforma katılımının mümkünolabileceğini belirtti. "Bölgedeki tüm ülkeler birbirlerinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine bağlılıkgöstermelidir. Devletlerin önlerinde gerçek anlamda iş birliği başlatmaları için altın bir fırsatbulunuyor" diyen Fidan, İsrail'in güvenliğinin de böyle bir çözüm sürecinde bölge ülkelerincebüyük ölçüde destekleneceğini vurguladı. "Tüm hazırlıklarımızı Trump'ı ağırlayacak şekilde yürütüyoruz" Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine de değinen Fidan, Japonya, GüneyKore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ortaklarının liderlerini de ağırlamakistediklerini, bu konuda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalışıldığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılıp katılmayacağı sorusuna iyimser yaklaşan Fidan,Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son bir ay içinde Trump ile birden fazla görüşme gerçekleştirdiğinive Trump'ın bu görüşmelerin hiçbirinde zirveye gelmeyeceğine dair bir ifade kullanmadığınıaktardı. "Şu ana kadar tüm hazırlıklarımızı, bir bakıma Başkan Trump'ı ağırlayacak şekilde yürütüyoruz"diye konuşan Fidan, zirve öncesinde Hint-Pasifik ülkelerine davetlerin gönderilmesinin degündemde olduğunu kaydetti.

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak Haber

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak

İsrail vatandaşı olan eski casus Jonathan Pollard, İsrail’in yakın gelecekte Türkiye ve Mısır’asaldırabileceğini öne sürdü. İsrail merkezli haber kuruluşu Arutz Sheva için bir podcast programında konuşan Pollard,İsrail'in İran'dan sonra Ortadoğu'da yeni savaşlara hazırlıklı olması gerektiğini savundu. Pollard, "Türklerle işimizin, İranlılarla olduğu kadar kolay olacağından pek emin değilim"ifadelerini kullandı. Middle East Eye'ın haberine göre sözlerini daha da ileri taşıyan eski casus, "Bir sonraki savaşahazırlıklı olmak zorundayız, bu savaş muhtemelen Türkiye ve Mısır’a karşı olacak. Fırtınayaklaşıyor" dedi. Suriye detayı Pollard ayrıca, “Suriye'de yönetimi devralan Türkiye destekli geçici hükümetin, İsrail güçleritarafından işgal altında tutulan güney bölgelerini geri almasına izin verilmemesi gerektiği”konusunda Tel Aviv'i uyardı. Pollard, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda İsrail'in fiilen "Türklerle sınırkomşusu" haline geleceğini iddia etti. 1984 yılında ABD'nin devlet sırlarını İsrail'e sattığı gerekçesiyle 30 yıl hapis yatan Pollard, 2015yılında serbest bırakılmasının ardından ABD'den ayrılarak İsrail'e yerleşmişti. İsrail'e taşındıktan sonra ülke vatandaşlığını da alan Pollard, o günden bu yana İsrail UlusalGüvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in yakın bir dostu ve destekçisi olarak biliniyor. On yıllık ilişkiler Gazze sonrası koptu Hem Mısır hem de Türkiye, onlarca yıl boyunca İsrail ile diplomatik ve resmi ilişkilere sahip olsada, bu bağlar son yıllarda Gazze'de yaşanan soykırım nedeniyle giderek gerildi. Türkiye, 1949 yılında İsrail Devleti'ni tanıyan Müslüman çoğunluklu ilk ülke olmuş ve iki ülkemodern tarihlerinin büyük bir bölümünde güçlü güvenlik ve ticaret bağlarını sürdürmüştü. 2010 yılında İsrail güçlerinin Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinedüzenlediği ve gemideki 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği baskından bu yana ilişkilerhep gergin bir seyir izledi ve Ankara, İsrail'in Filistinlilere yönelik muamelesine yönelikeleştirilerinin dozunu artırdı. İlişkileri onarmak adına Eylül 2023'te atılan son adım; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun New York'ta ilk kez bir araya gelmesini sağlamıştı. Bu yakınlaşma, bir sonraki ay gerçekleşen 7 Ekim Hamas saldırıları ve ardından İsrail'inGazze'ye başlattığı saldırılar sonrası koptu. Siyasetçilerin söylemleri de sertleşiyor O günden bu yana her iki ülkenin siyasetçileri arasındaki söylemler giderek sertleşti. Hatta eskiİsrail Başbakanı Naftali Bennett, geçtiğimiz mart ayında yaptığı bir açıklamada Türkiye'yipotansiyel olarak "bir sonraki İran" şeklinde nitelendirmişti. Mısır ise iki ülke arasında geçmişte yaşanan bir dizi savaşa rağmen, 1979 yılından bu yanaİsrail ile imzaladığı barış antlaşmasına ve diplomatik ilişkilerine bağlı kalmaya devam ediyor. Pollard son olarak İsrail'in Mısır veya Türkiye ile savaşa girmemesini "umduğunu" belirtti fakathemen ardından manidar bir uyarıda bulunarak, "Umut, Pandora'nın Kutusu'ndan çıkan soniblistir" sözlerini söyledi.

Trump'ın 'İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme denemesi soğuk karşılanıyor Haber

Trump'ın 'İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme denemesi soğuk karşılanıyor

Amerikan internet sitesi Axios'ta yer alan bir rapora göre, Ortadoğu ülkelerindeki yetkililerDonald Trump'ın çağrısını ciddiye almadı. Rapora göre bu ülkeler, Trump'ın yalnızca Tahran ileyürüttüğü müzakerelerde İran'a taviz verebileceğinden endişe duyan "sertlik yanlısıCumhuriyetçi" destekçilerini yatıştırmak istediğini düşünüyor. İsmini açıklamayan bir Körfez diplomatı, Amerikan sitesine yaptığı açıklamada, "Bu sadeceöfkeli kitleyi sakinleştirmek için kullanılan zekice bir taktik" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda eski bir ABD'li yetkili, bazı Arap ülkelerinin Trump'ın bu talebini "zehirli bir hap"olarak gördüğünü ve talebin reddedilmesinin beklendiğini belirtti. Buna karşılık Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Trump'ın hamlesine destek vererek İbrahimAnlaşmaları'nın büyük ekonomik faydalar sağladığını ve Washington ile Tahran arasındaki olasıbir barış anlaşmasının tamamlayıcısı olabileceğini ifade etti. Donald Trump, Pazartesi günü Truth Social platformu üzerinden emir kipi içeren bir dille;Pakistan, Mısır, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan'ın anlaşmayı imzalamasını ve İsrail ilenormalleşme sürecine girmesini talep etmişti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn 2020'den beri anlaşmanın üyesi olsa da Suudi Arabistaniçin durum daha farklı. Bir Körfez yetkilisi, "Riyad'ın tutumu değişmezdir; biz yalnızca Filistin-İsrail sorunu için iki devletli çözümü destekliyoruz" dedi. En sert tepki ise Pakistan'dan En sert tepki ise Pakistan'dan geldi. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, ülkesinin buanlaşmaya katılmasını tamamen reddederek, "Bu bizim temel inançlarımıza aykırıdır"açıklamasında bulundu. Eski ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney, Körfez ülkelerinin şu an iki ateşarasında kaldığını; Trump'ı öfkelendirmeden kendi stratejik çıkarlarını savunmaya çalıştıklarınıdüşünüyor. Her ne kadar Trump Orta Doğu için yeni bir harita çizmek istese de gözlemciler, "Filistinmeselesinin" İbrahim Anlaşmaları'nın genişlemesi önündeki en büyük engel olmaya devamettiğine inanıyor. Ayrıca Tahran ve Washington'un atacağı her adımın, bölge güvenliği ve enerjipiyasaları üzerinde doğrudan etkisi olacağı öngörülüyor.

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı Haber

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı

İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yeni bir mesaj gönderdi. Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölgeülkelerinden sürece katılmalarını istedi. "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak yada hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek"diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'nadikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahimAnlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın"kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi. İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikleArap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu. Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı biranlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasınınsüreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşmaolacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda aceleetmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak Haber

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak

Donald Trump sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bugün Beyaz Saray’da çok sayıda ülkenin lideri ile görüştüğünü ifade den Trump şunları söyledi: “Beyaz Saray’daki Oval Ofis’teyim; az önce Suudi Arabistan’dan Veliaht Prens Muhammed bin Selman El Suud, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Muhammed bin Zayed El Nahyan, Katar Emiri Tamim bin Hamad bin Al Sani, Katar Başbakanı Muhammed Bin Abdulrahman bin Jassim bin Caber Al Sani ve Bakan Ali al-Thawadi, Pakistan’dan Mareşal Asim Münir, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife ile İran İslam Cumhuriyeti ve barışa ilişkin bir Mutabakat Zaptı ile ilgili her konuda çok iyi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. “Hürmüz Boğazı açılacaktır” Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti ve listede adı geçen diğer çeşitli ülkeler arasında nihai hale getirilmek üzere bir anlaşma üzerinde büyük ölçüde uzlaşmaya varıldı. Ayrıca, İsrail Başbakanı Bibi Netanyahu ile de bir görüşme yaptım ve bu görüşme de aynı şekilde çok iyi geçti. Anlaşmanın son aşamaları ve detayları şu an görüşülmekte olup kısa süre içinde duyurulacaktır. Anlaşmanın diğer birçok maddesine ek olarak, Hürmüz Boğazı açılacaktır. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!”

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada? Haber

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada?

IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi. Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi. Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti. Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi. Yalnızca 3 ekonomi trilyon dolar bandını aştı Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı. Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı. Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi. IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü. "Çeşitlendirilmiş ekonomi büyümeyi sürdürülebilir kılıyor" Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti. Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti. IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü. Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti. IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle: Ülke GSYH Türkiye 1.640 Endonezya 1.539 Suudi Arabistan 1.389 Birleşik Arap Emirlikleri 622 Malezya 516 Bangladeş 511 Mısır 430 Pakistan 408 Kazakistan 360 Cezayir 317 İran 300 Irak 265 Katar 217 Fas 194 Özbekistan 182 Kuveyt 173 Umman 117

ABD, yüz binlerce ithalatçıya rekor bir meblağ olan 170 milyar dolarlık gümrük vergisini iade etmeye hazırlanıyor. Haber

ABD, yüz binlerce ithalatçıya rekor bir meblağ olan 170 milyar dolarlık gümrük vergisini iade etmeye hazırlanıyor.

Bu adım, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Şubat ayında Başkan Donald Trump'ın acil durum yetkilerini kullanarak uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi ve bu da ülkenin tarihindeki en büyük bütçe indirimlerinden birinin önünü açtı. Uluslararası Ticaret Mahkemesi'nin kararına göre, ABD hükümeti yaklaşık 330.000 ithalatçıya 170 milyar dolara kadar vergi ve faiz iadesi yapmak zorunda. Bu iadenin boyutu çok büyük; daha önce Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında gümrük vergisine tabi olan 53 milyondan fazla ithalat beyannamesini kapsıyor. Bu yoğun iş yükünü ele almak için, Gümrük ve Sınır Koruma (CBP), aşamalı bir yaklaşım kullanarak Konsolide Beyanname Yönetimi ve İşleme (CAPE) adlı bir araç geliştirdi. İlk aşamada, sistem basit ve yakın tarihli ithalat beyannamelerine ilişkin evrak işlemlerine öncelik verirken, daha karmaşık iade senaryoları sonraki aşamalarda ele alınmaktadır. Gümrük ve Sınır Koruma Teşkilatı (CBP), bu zorluğun üstesinden gelmede şeffaflığı ve verimliliği sağlamak amacıyla CAPE uygulamasının ilerleyişi hakkında mahkemeleri sürekli olarak bilgilendirdiğini belirtti. CAPE'nin 1. Aşaması şu anda belirli tasfiye edilmemiş beyanlar ve tasfiyeden sonraki 80 gün içinde yapılan belirli beyanlarla sınırlıdır. Bu, ABD yönetiminin son yıllardaki tartışmalı ticaret politikalarının olumsuz sonuçlarını gidermek için atılmış önemli bir yasal adım olarak görülüyor. Gümrük vergilerinin geri ödenmesi çalışmaları sürerken, Başkan Donald Trump, Avrupa'yı hedef alan yeni gümrük vergileri tehdidiyle küresel ticaret gerilimlerini bir kez daha tırmandırdı. Trump, 10 Nisan'da sosyal medyada, Avrupa Birliği'nin (AB) Amerikan mallarına yönelik engellerini kaldırmaması halinde, AB'den ithal edilen tüm otomobillere %20 oranında gümrük vergisi uygulama planını duyurdu. Başkan Donald Trump şunları söyledi: "Avrupa Birliği'nin uzun zamandır Amerika Birleşik Devletleri'ne ve büyük şirketlerine ve işçilerine uyguladığı gümrük vergileri ve ticaret engellerine dayanarak, eğer bu vergiler ve engeller yakında kaldırılmazsa, Amerika Birleşik Devletleri'ne ithal ettikleri tüm arabalara %20 gümrük vergisi uygulayacağız. Onları burada üretelim!" Trump'ın açıklaması, AB'nin Washington'ın ithal alüminyum ve çeliğe uyguladığı gümrük vergilerine karşılık olarak yaklaşık 3,3 milyar dolarlık ABD malına misilleme gümrük vergisi uygulamasından sadece birkaç saat sonra geldi. Avrupa gümrük vergileri, Harley-Davidson motosikletlerine %25, Levi Strauss & Co. kot pantolonlarına ve burbon viskisine uygulanan vergiler de dahil olmak üzere siyasi açıdan sembolikürünleri hedef aldı. AB gümrük vergilerine tabi mallar listesi, mısır, pirinç ve portakal suyundan kozmetik ürünlerine, teknelere ve çeliğe kadar yaklaşık 200 ürünü içeriyordu. Trump'ın tehdidinin hemen ardından, Volkswagen, Daimler ve BMW gibi büyük otomobil üreticilerinin hisseleri Frankfurt piyasasında değer kaybetti. Bu durum, ABD ile Avrupa'daki geleneksel müttefikleri arasındaki ekonomik ilişkileri sarstı.

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor Haber

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor

Yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Filistin topraklarında, İsrail ile Hamas arasındaki yoğun çatışmalar geçici olarak azaldı. Ancak, Hamas'ın silahsızlandırılması, uzun süredir devam eden kontrolünün sona erdirilmesi, uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve büyük ölçekli yeniden yapılanmanın başlatılması da dahil olmak üzere anlaşmanın birçok temel maddesi henüz uygulanmadı. İnsani durum son derece vahim olmaya devam ediyor; yardımlar yalnızca İsrail'in kontrolündeki sınırlı bir güzergah üzerinden ulaşıyor. Gazze halkı çoğunlukla çadır kamplarında veya harap binalarda barınarak son derece kötü koşullarda yaşamaya devam ediyor. Filistinli mülteciler ateşkes anlaşmasının ardından evlerine döndü. Daha önce, ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki ABD girişimli Barış Konseyi, yalnızca Gazze sorununu değil, küresel çatışmaları da ele almak için 7 milyar dolar taahhüt etmişti. Ancak, ilk toplantısından sadece dokuz gün sonra ABD ve İsrail, İran'a bir saldırı başlattı. Konsey henüz yeniden toplanmadı ve Hamas'ın silahsızlanma önerisine ilişkin yanıtını bekliyor. Mart ayında BM Güvenlik Konseyi önünde konuşan Barış Konseyi Direktörü Nickolay Mladenov, dünyayaGazze'yi unutmamaları konusunda uyarıda bulundu. Bölgenin iki seçeneği olduğunu savundu: ya savaşa geri dönmek ya da yeni bir başlangıç ​​yapmak. Aslında, ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen, Gazze'deki durum, çatışmaların şiddetindeki azalma dışında, büyük ölçüde değişmeden kaldı. Beş uluslararası yardım kuruluşunun 9 Nisan'da yayınladığı bir rapor, ABD tarafından önerilen 20 maddelik ateşkes planının insani açıdan başarısız olduğunu gösteriyor. Rapora göre, Mart ayının ilk iki haftasında Gazze'ye giren yardım kamyonlarının sayısı %80 azaldı, buna karşılık temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları keskin bir şekilde arttı ve tıbbi tahliyeler neredeyse tamamen durdu. Gazze sakinleri umutsuzluklarını dile getirmeye devam ediyor. Bazıları yaygın kirlilik ve hastalıktan bahsederken, yaşamda herhangi bir iyileşme belirtisi görülmüyor. Büyük çaplı çatışmalar azalmış olsa da, birçok bölgede hala hava saldırıları ve silahlı çatışmalar yaşanıyor. Gazze sağlık yetkililerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen altı ayda, 9 Nisan itibarıyla 738 kişi hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023'te çatışmaların başlamasından bu yana öldürülen Filistinlilerin toplam sayısı ise 72.317'dir. ABD-İsrail ve İran çatışmasının başlamasından bu yana Gazze'ye yönelik uluslararası ilgi azaldı ve ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik baskı düştü. İnsani yardım kuruluşları, Gazze'deki yardımlarda ilerlemenin genellikle yalnızca ABD'den gelen güçlü diplomatik baskı yoluyla sağlanabildiğini, ancak bu baskının sürekli olarak sürdürülmediğini belirtiyor. ABD'nin yanı sıra Mısır ve Katar gibi önemli arabulucular da İran'daki savaşın sonuçlarına odaklanıyor. Bu arada, Lübnan'daki artan gerilimler, Gazze'ye uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırma olasılığını daha da zorlaştırıyor. Endonezya da dahil olmak üzere barış gücü gönderme sözü veren birçok ülke, son günlerde Güney Lübnan'da üç askerinin öldürülmesiyle kayıplar yaşadı ve bu durum, yakın gelecekte Gazze için uluslararası güçlerin seferber edilmesi olasılığı konusunda endişeleri artırdı.

Wall Street Journal (WSJ) : Türkiye, Mısır ve Pakistan, müzakere masası için çabalıyor Haber

Wall Street Journal (WSJ) : Türkiye, Mısır ve Pakistan, müzakere masası için çabalıyor

ABD basını, Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın, savaşı durdurmak veya ateşkes sağlamak amacıyla İran'ı ABD ile müzakere masasında bir araya getirmek için çaba gösterdiğini bildirdi. Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Türkiye, Mısır ve Pakistan'dan arabulucular, savaşı durdurmak ya da geçici bir ateşkes sağlamak amacıyla girişimlerini sürdürüyor. Kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile telefon görüşmeleri yaptıklarını, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini belirtti. Türkiye ve Mısır'ın olası müzakerelere ev sahipliği yapması için İstanbul ve Katar seçeneklerini değerlendirdiğini ifade eden kaynaklar, Katar'ın ABD ve Ortadoğu ülkeleri tarafından kendisine teklif edilen arabulucu rolüne karşı çıktığını öne sürdü. Kaynaklar, İranlı yetkililerin taleplerinden taviz vermeyi reddettiğini ve geçici ateşkes karşılığında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da dahil çeşitli önerileri geri çevirdiğini belirtti. Ayrıca kaynaklar, İran'ın ABD'nin savaşı sona erdirmeye yönelik taleplerini kabul edilemez bulduğunu ve ABD'li yetkililerle Pakistan'ın başkenti İslamabad'da görüşmeyi reddettiğini aktardı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.