SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Güvenlik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Milli Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Terörsüz Türkiye” için kaybedecek vaktimiz yoktu Haber

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Terörsüz Türkiye” için kaybedecek vaktimiz yoktu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gazi Meclis tarafından kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” sonrasında yazılı bir değerlendirme yaptı. Bahçeli, düzenlemenin Türkiye’nin terörle mücadele birikiminin ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin hukuki zemindeki sonucu olduğunu ifade etti. Bahçeli, Türkiye’nin terörden bütünüyle arındırılmasının yalnızca silahlı unsurların etkisiz hale getirilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, terörün yeniden ortaya çıkabileceği siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin de ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. “22 EKİM 2024’TE DİLE GETİRDİK” “Terörsüz Türkiye” iradesini ilk kez 22 Ekim 2024’te MHP Grup Toplantısı’nda dile getirdiğini hatırlatan Bahçeli, gelinen noktada zamanın kendilerini haklı çıkardığını söyledi. Türkiye’nin yakın coğrafyasında terör örgütlerinin ve vekalet unsurlarının bölgesel güç mücadelelerinde araçsallaştırıldığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin terör meselesini kendi milli iradesiyle nihai biçimde çözmesinin artık ertelenemez bir milli güvenlik meselesi olduğunu kaydetti. İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın karşılıklarıyla genişleyen çatışma ortamına da değinen Bahçeli, bölgesel bir çatışmanın kısa sürede farklı ülke ve cephelere yayılabileceğini ifade etti. Gazze, Lübnan ve İran eksenindeki gelişmelerin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirten Bahçeli, enerji arzı ve küresel ticaret açısından da risklerin ortaya çıktığını söyledi. “ÜNİTER YAPI MÜZAKERE KONUSU DEĞİLDİR” Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatmasının “hayati bir mesele” haline geldiğini vurgulayan Bahçeli, TBMM’de kabul edilen kanunun Terörsüz Türkiye hedefini hukuki bir zemine taşıdığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, milli egemenliği ve vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün herhangi bir müzakerenin konusu yapılamayacağını ifade etti. Bahçeli, kanunun öngördüğü hukuki mekanizmaların terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığının sona erdirilmesi, silah ve mühimmatın teslim edilmesi ve örgütsel komuta kabiliyetinin ortadan kaldırılmasının devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesinin ardından işletileceğine dikkat çekti. “KAYBEDECEK VAKTİMİZ YOK” Kanunun kabul edilmesiyle ulaşılan aşamanın bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu belirten Bahçeli, bundan sonraki hukuki ve idari süreçlerin hızla uygulanması gerektiğini söyledi. “Kaybedecek vaktimiz yoktur” diyerek kurumlar arasında herhangi bir yetki ve koordinasyon boşluğu oluşmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, terörün sona ermesiyle birlikte uzun yıllar terörün etkisi altında kalan bölgelerin yatırım, üretim, sanayi, tarım, turizm, eğitim ve istihdam imkanlarıyla buluşturulması gerektiğini belirtti. Devlet ile vatandaş arasındaki mesafelerin ortadan kaldırılmasının ve ortak vatandaşlık bağının güçlendirilmesinin terörün kalıcı tasfiyesinin somut sonuçları olacağını ifade eden Bahçeli, değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı: “Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye’nin bundan sonraki büyük yürüyüşünün başlangıç şartlarından biridir.”

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla Güvenlik Toplantısı gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bakan Çiftçi, toplantıda TBMM’de geniş bir uzlaşıyla kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” sonrasında, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülecek çalışmaların ele alındığını belirtti. “KAMU DÜZENİ VE MİLLÎ GÜVENLİK ZAFİYETE UĞRATILMAYACAK” Bakan Çiftçi, paylaşımında terörle mücadelede kararlılık mesajı vererek, “Silah bütünüyle devreden çıkacak, terör örgütü bütün unsurlarıyla tasfiye edilecek” ifadelerini kullandı. Kamu düzeni ve millî güvenliğin hiçbir şekilde zafiyete uğratılmayacağını vurgulayan Çiftçi, Türkiye’nin terörle mücadelede elde edeceği kazanımlarla enerjisini kalkınma, üretim, eğitim, istihdam ve vatandaşların refahına yönlendireceğini ifade etti. Bakan Çiftçi, milletin kardeşliğinin hiçbir terör örgütü veya “fitne odağı” tarafından sarsılamayacak kadar güçlü olduğunu belirterek, şehitlerin hatırasının, gazilerin onurunun ve devletin bekasının her adımda öncelik taşıyacağını kaydetti. “HİÇBİR TEHDİDE MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ” İçişleri Bakanı Çiftçi, milletin huzuruna, kardeşliğine ve millî güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha gösterilmeyeceğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın “huzurun ve millî dayanışmanın yüzyılı” olması için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz'den Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki Haber

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz'den Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Aday Adayı Namık Kemal Oğuz, Edirne’den Türkiye’ye gerçekleştirilen ayçiçeği, pirinç ve çeltik ithalatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Edirne İl Genel Meclisi Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu’nun raporuna göre, 1 Ocak-17 Temmuz tarihleri arasında Edirne’deki sınır kapılarından Türkiye’ye 90 bin 300 ton ayçiçeği ile 18 bin 400 ton pirinç ve çeltik ithal edildiğini belirten Oğuz, rakamların Edirne’nin tarımsal üretimdeki konumu açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “ÜRETİCİ MALİYETLERİN ALTINDA EZİLİYOR” Edirne’nin Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ve çeltik üretiminde önde gelen illerinden biri olduğunu vurgulayan Oğuz, artan üretim maliyetlerinin çiftçiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki artışa dikkat çeken Oğuz, “Bir tarafta toprağını işlemek için büyük mücadele veren üreticimiz, diğer tarafta ise binlerce ton ithal ürün var. Bu tabloyu görmezden gelmemiz mümkün değildir” dedi. Üreticilerin emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Oğuz, bu durumun çiftçilerin giderek üretimden uzaklaşmasına neden olduğunu savundu. “TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Tarımın yalnızca ekonomik bir konu olmadığını, aynı zamanda gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlık açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Oğuz, Edirne’yi Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olarak nitelendirdi. Üreticinin ürününün değer bulması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve gençlerin tarıma yönlendirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, tarımsal üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, silahsızlanma sürecinin denetlenebilir ve kalıcı olması gerektiğini belirtti Haber

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, silahsızlanma sürecinin denetlenebilir ve kalıcı olması gerektiğini belirtti

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Teklif kapsamında atılacak her adımın tarihi sorumluluk taşıdığını ifade eden Kılıç, CHP’nin yaklaşımının silahsızlanmanın gerçek, doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olması yönünde olduğunu söyledi. Teklifin yürürlüğe girmesi için terör örgütü PKK/KCK’nın ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son verdiğinin, silah ve mühimmatların teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi şartlarının öngörüldüğünü hatırlatan Kılıç, sürecin kapsamlı bir güvenlik yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini belirtti. Grup Başkanvekilimiz Sevda Erdan Kılıç: "Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de İstanbul Sözleşmesi’nin yaşaması, devam etmesi ve atılan o imzanın korunması için elimizden gelen mücadeleyi verdik; bundan sonra da bu mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz." pic.twitter.com/D9WE8M9dP2 — CHP ???????? (@herkesicinCHP) August 6, 2026 “SİLAHLARIN SUSMASI BARIŞIN BAŞLANGICIDIR” Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemelerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade eden Kılıç, yalnızca silahların susmasının kalıcı barış için yeterli olmayacağını söyledi. Kılıç, “Silahların susması, barışın başlangıcıdır ama kendisi değildir. Aynı anda hukuk devleti de güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı. Toplumsal güvenin sağlanmadan kalıcı bir barış ortamının oluşamayacağını belirten Kılıç, CHP’nin teklif üzerindeki imzasının tüm hükümleri koşulsuz kabul ettiği anlamına gelmediğini vurguladı. Kılıç, “İmzamız açık bir çek değil, devlet ciddiyetiyle üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur” diyerek, teklifin komisyon ve Genel Kurul süreçlerinde gerekli gördükleri değişiklikleri gündeme getireceklerini söyledi. EKONOMİ ELEŞTİRİSİ Konuşmasında ekonomik gelişmelere de değinen Kılıç, Türkiye’deki enflasyonun vatandaşın günlük yaşamında ağır şekilde hissedildiğini savundu. Kiraların artık temel gider olmaktan çıkıp maaşların önemli bir bölümünü oluşturan bir yük haline geldiğini belirten Kılıç, fiyatların düşmediğini, yalnızca artış hızının yavaşladığını ifade etti. Ekonomi yönetimini eleştiren Kılıç, enflasyonun yalnızca para politikalarından değil; üretim sorunları, vergi düzeni, kentleşme politikaları ve kurumlara duyulan güven kaybı gibi birçok etkenden kaynaklandığını öne sürdü.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi Haber

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanımı sürecinde sahte belgeler kullanıldığı iddialarına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 16 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda sahte ekspertiz raporları düzenleyerek yabancı uyruklulara usulsüz vatandaşlık sağladığı değerlendirilen 72 şüphelinin yakalandığıbelirtildi. Soruşturmanın, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı başvurularında kullanılan gayrimenkul değerleme raporları ve ilgili belgelerdeki usulsüzlükler üzerine başlatıldığı ifade edildi. 6 bin 134 kişinin vatandaşlık işlemi iptal edildi İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde çok sayıda usulsüz işlemin tespit edildiğini açıkladı. Buna göre, sahte veya muvazaalı işlem gerçekleştirdiği belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgeleri iptal edildi. Bu kapsamda yatırımcıların aile bireyleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararının kaldırıldığıbildirildi. Ayrıca vatandaşlık aldıktan sonra yapılan güvenlik incelemelerinde kamu düzeni ve milli güvenlik açısından uygun olmadığı değerlendirilen işlemler de mercek altına alındı. Bu kapsamda 263 yatırımcı ve ailelerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlığının geri alındığı açıklandı. Bakanlığın verilerine göre toplamda: 1.413 yatırımcının işlemi iptal edildi veya geri alındı Aile bireyleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin Türk vatandaşlığı sonlandırıldı Söz konusu işlemlerin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. 2026 yılında da iptal işlemleri sürdü İçişleri Bakanlığı açıklamasında, vatandaşlık denetimlerinin devam ettiği vurgulandı. 11 Şubat 2026 tarihinden bu yana yapılan incelemeler sonucunda: 443 yatırımcı ve aile bireylerinden oluşan 1.358 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi 7 kişinin vatandaşlığı ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındı Bakanlık, yatırım yoluyla vatandaşlık süreçlerinde denetim mekanizmalarının çok yönlü şekilde işletildiğini belirtti. "Personelimizle ilgili ihmal tespit edilmedi" Açıklamada, operasyon kapsamında ortaya çıkarılan usulsüzlüklerin vatandaşlık başvuruları öncesinde hazırlanan belgelerdeki sahteciliklerden kaynaklandığı ifade edildi. İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev alanına ilişkin herhangi bir ihmal veya zafiyet tespit edilmediğini açıkladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Suç teşkil eden tüm usulsüzlükler adli makamlara bildirilmiş olup, milli güvenliği ve kamu düzenini koruma anlayışıyla her türlü illegal yapı ve usulsüzlükle mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir." Vatandaşlık başvurularında yeni denetim süreci Yetkililer, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanım süreçlerinde hem ekonomik şartların hem de güvenlik kriterlerinin ayrıntılı şekilde incelendiğini belirtiyor. Sahte belgelerle vatandaşlık elde etmeye yönelik girişimlerin tespit edilmesi halinde gerekli hukuki işlemlerin uygulanacağı, denetimlerin bundan sonraki süreçte de devam edeceği bildirildi.

İçişleri Bakanlığı, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli verileri paylaştı. Haber

İçişleri Bakanlığı, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli verileri paylaştı.

İçişleri Bakanlığı, sahte ekspertiz raporları düzenlenerek yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılmasına yönelik usulsüzlüklere ilişkin yürütülen soruşturma hakkında yazılı açıklama yaptı. Bakanlık, 16 ilde gerçekleştirilen operasyonda sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen şebekeye yönelik operasyonda 72 şüphelinin yakalandığını bildirdi. 1.150 YATIRIMCININ UYGUNLUK BELGESİ İPTAL EDİLDİ Açıklamada, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma süreçlerinin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde yürütüldüğü belirtilerek, taşınmaz edinimi de dahil olmak üzere tüm yatırım türlerinde ilgili kamu kurumlarınca uygunluk belgesi düzenlendiği hatırlatıldı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde, muvazaalı veya usulsüz işlem yaptığı belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesinin iptal edildiği, aile fertleriyle birlikte 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiği ifade edildi. TOPLAM 6 BİN 134 KİŞİNİN VATANDAŞLIK KARARI KALDIRILDI Bakanlık, vatandaşlık kazandıktan sonra yapılan güvenlik incelemelerinde kamu düzeni ve milli güvenlik açısından sakıncalı görülen 263 yatırımcı ile aile fertleri dahil 743 kişinin vatandaşlık kararının geri alındığını açıkladı. Böylece bugüne kadar 1.413 yatırımcı ve aile fertleriyle birlikte toplam 6 bin 134 kişinin Türk vatandaşlığına ilişkin kararın iptal edildiği veya geri alındığı bildirildi. Öte yandan, 11 Şubat 2026 tarihinden itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 443 yatırımcı ve aile fertlerinden oluşan toplam 1.358 kişinin vatandaşlığının iptal edildiği, ayrıca milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle 7 kişinin vatandaşlığının geri alındığı kaydedildi. "BAŞVURU ÖNCESİ BELGELERDE SAHTECİLİK" İçişleri Bakanlığı, operasyona konu usulsüzlüklerin vatandaşlık başvurularından önce hazırlanan belgelerde gerçekleştirilen sahtecilik girişimlerinden kaynaklandığının altı çizildiği açıklamada Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmalinin bulunmadığı, tespit edilen tüm suç unsurlarının adli makamlara intikal ettirildiği belirtildi. Bakanlık, milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması amacıyla her türlü yasa dışı yapı ve usulsüzlükle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Sahte Değerleme/Ekspertiz Operasyonu ve Usulsüz Vatandaşlık İşlemleri Hakkında Basın Açıklaması 16 ilde sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağlayan şebekeye yönelik gerçekleştirilen operasyonda 72 şüphelinin yakalanması üzerine kamuoyunu bilgilendirme… — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 4, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği” temasıyla düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuştu. Zirvede Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyadan temsilcileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, etkinliğin ülkeler arası iş birliğine katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜRKİYE ENERJİ KÖPRÜSÜ KONUMUNDA” Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin enerji kaynaklarına sahip bölgeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve bölgesel istikrarın da merkezinde yer aldığını belirten Erdoğan, petrol ve doğal gazın stratejik önemini koruduğunu ifade etti. Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlere değinen Erdoğan, bu süreçlerin enerji arz güvenliğini doğrudan etkilediğini ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin diplomasi ve diyalog odaklı politikalarla krizlerin dışında kalmaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin güvenilir bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. “DOĞAL GAZ KAPASİTESİ 5 KAT ARTTI” Enerji alanındaki yatırımlara da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğal gaz giriş kapasitesinin 90 milyon metreküpten 495 milyon metreküpe yükseldiğini açıkladı. Türkiye’nin 39 ülkeden 50’den fazla şirketle doğal gaz tedarik eden büyük bir enerji altyapısına sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin günlük 9,5 milyon metreküpe ulaştığını belirten Erdoğan, yeni yatırımlarla bu rakamın artırılacağını söyledi. Şırnak Gabar’daki petrol keşfine de değinen Cumhurbaşkanı, buradaki üretimin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli katkı sağladığını ifade etti. Enerji, madencilik ve kritik mineraller alanında Türkiye’nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin artık bu alanlarda “oyun kurucu” bir aktör olduğunu söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yenilenebilir enerji yatırımlarına da dikkat çeken Erdoğan, “Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır” ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Zirve sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a merhum hattat Hasan Çelebi’nin kaleme aldığı bir eser takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.