SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mhp

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Mhp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mhp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz Haber

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz

Anahtar Partisi Genel Başkanı Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftar programında Ağıralioğlu’nun yanı sıra, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve partililer yer aldı. Programda konuşan Ağıralioğlu, muhalefet partilerini eleştirerek, “Muhalefet evlere şenlik. Böyle muhalefette olup muhalefeti konuşmayı sevmiyorum ben. Ama muhalefetin böyle olması siyaset kalitemizi bozuyor. Muhalefet doğru yapsa, iktidar doğruya mecbur oluyor. Anahtar Parti, Bursa’da sokak sokak geziyor, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) peşinizden geziyor. Nasılmış siyaset? Siz iftar yapıyorsunuz, iftar yapıyorlar. Esnaf geziyorsunuz, esnaf geziyorlar. Köylere gidiyorsunuz, köylere gidiyorlar. Niye? Kaliteli siyaset, rekabet oluşturan siyaset iktidarı sokağa indirir. Milletin yanına getirir.'' Muhalefetin sorumluluğunun olduğunu belirten Ağıralioğlu, şunları söyledi: “Memlekette bu kadar sorun var da, iktidar hala hata yaparak iktidarda kalıyorsa, muhalefetin, memleketin umutlarına dokunma sorunu var demektir. Muhalefet memleketi yönetme güveni veremiyor demektir. Muhalefet neyi bekleyeceğine milletini inandıramıyor demektir. Anahtar Parti kuruldu, onu da bozacağız. Artık muhalefet şöyle, muhalefet böyle, yok muhalefet onu yapamaz. Artık muhalefetin babası var burada. Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz. İşleri ne kolay Cumhuriyet’i bekleyecek kadro, çok söyledim söylüyorum alınganlık etmesinler; Cumhuriyet’i beklesin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP). Atatürk’ü devletinin düşmanlarına gülerken gördünüz mü ki siz, bu devletin düşmanlarıyla oturup kalkıyorsunuz . Atatürk’ü siz memleketini bölmek isteyenlerle oturup konuşurken gördünüz mü ki, siz bu bölücülerle oturup konuşuyorsunuz. Cumhuriyet’i bekleyecekseniz Cumhuriyet’in koordinatlarında, vatanın hangi koordinatlarda kurulduğunu en iyi bilen parti olduğunuzu söylüyorsanız, vatanı bekleyeceksiniz. Ay yıldızlı al bayrağı bekleyeceksiniz.” Sadece CHP’yi değil, AK Partiyi ve Milliyetçi Hareket Partisi'ni (MHP) de eleştirdiğini belirten Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, şöyle devam etti: “Dindarsanız, kalp kırmayacaksınız. Dindarsanız haram yemeyeceksiniz. Dindarsanız rüşvete müsaade etmeyeceksiniz. Dindarsanız adaletsizlik yapmayacaksınız. Dindarsanız israf etmeyeceksiniz. Dindarsanız sizin gibi düşünmeyenleri de kendi emanetiniz bileceksiniz. Dindarsanız 85 milyonun size emanet olduğunu asla unutmayacaksınız. Milliyetçisiniz. Milliyetçiyseniz sadece nutuk atmayacaksınız. Sadece bağırmayacaksınız. Yitip giden çocuklarınızı, beyin göçüne kaybettiğiniz evlatlarınızdan utanacaksınız. Milliyetçilik öyle milliyetçilik olacak. Irmaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Organize sanayi bölgelerinin arıtılmamış, topraklarımıza enjekte ettiği suları dert edeceksiniz. Milliyetçilik böyle milliyetçilik. Hava kirlenecek dert edeceksiniz. Sokaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Yaylalarınız, meralarınız boşalacak, dert edeceksiniz. Kendi çocuklarınız kumar bahis tezgahlarında yitip gidecek, milliyetçiliğiniz bundan utanacak. Böyle milliyetçilik. Cumhuriyetçiliğe de, milliyetçiliğe de, dindarlığa da mesuliyetlerini hatırlatıyorum. Hürmetsizlik etmek istemiyorum. Ama vazifelerini hatırlatmak istiyorum.” Türkiye’yi yönetmek için hazır olduklarını ifade eden Ağıralioğlu, “Devletin hizmetkarı, milletin hizmetkarı olmayı kendimize şeref bildik. Dolayısıyla biz Türk milletinin şerefli evlatlarıyız. Türk milletinin inancına, diline, dinine, imanına, vatanına, bayrağına, cumhuriyetine, ürettiği alın terinden arttırdığına her kuruşuna nezaret edecek ahlakta, ter temiz bir hareketiz. Anahtar Parti o yüzden Sayın Cumhurbaşkanı’nın gönül rahatlığıyla, hani ‘Bu muhalefete verilir mi?’ diye zaman zaman istihza ediyor ya, onu bu dertten kurtaracak olan bizleriz. Sayın Cumhurbaşkanım bilesin, nöbet yerimize yürüyoruz. Yaptığını yaparsın, kalanı sahipleniyoruz. Çözebildiğini çözersin, çözemediğini çözmeye söz veriyoruz” sözlerini aktardı.

Bursa Osmangazi Belediye Meclisi'nde Şubat ayı oturumu tamamlandı Haber

Bursa Osmangazi Belediye Meclisi'nde Şubat ayı oturumu tamamlandı

Bursa'da Osmangazi Belediyesi Şubat ayı meclis toplantısı meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın başkanlığındaki meclis toplantısında, mahalle sorunları, kentsel dönüşüm, afet hazırlıkları ve Ramazan ayı hizmetleri konuşuldu. Osmangazi Belediyesi tarafından meclis toplantı salonunda Şubat ayı meclis toplantısı düzenlendi. Düzenlenen toplantıya meclis üyeleri tarafından yoğun katılım sağlandı. Osmangazi Meclisi'nde gündem maddeleri öncesinde parti grup sözcülerine söz hakkı verildi. AK Parti Grup Sözcüsü, Güneybayır Köyü’ndeki toplu taşıma eksiklikleri ve mahallelerdeki yol ve kaldırım sorunlarına değindi. Ayrıca Ramazan ayı öncesinde belediye hizmet ve destek programları hakkında bilgi talep etti. CHP Grup Sözcüsü ise Lozan Mübadelesi’nin 103. yılı ve 2023 Kahramanmaraş depreminin yıl dönümüne dair değerlendirmelerde bulunarak, Osmangazi’deki Afet Koordinasyon Merkezi ve Afet Köyü projeleri hakkında bilgi verdi. Grup sözcüsü konuşmada ayrıca, Nusaybin’deki Türk bayrağı saldırısını kınayarak, şehitleri ve milli direniş liderlerini de anmayı ihmal etmedi. Yerel mecliste MHP Grup Sözcüsü ise, Uludağ’daki teleferik arızasına değinerek vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti ve otellerin denetim durumlarıyla ilgili soru önergesi sundu. Ayrıca kentsel dönüşüm projelerinin aşamalarını sordu ve Osmangazi’deki katı atık bedellerine dair adil bir düzenleme çağrısında bulundu. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, grup sözcülerinin eleştirilerine yanıt vererek, ilçedeki otel denetimleri, kentsel dönüşüm projeleri ve afet hazırlıkları hakkında bilgi verdi. Osmangazi'de bulunan 21 otelle ilgili olarak, geçen yıl yaşanan yangının ardından Bakanlık, Valilik ve İtfaiye Daire Başkanlığı’nın uyarıları doğrultusunda kapsamlı denetimler gerçekleştirildiğini anımsatan Başkan Aydın, Yangın Yönetmeliği'ne ve mevzuata uygun olmayan tesisler hakkında mühürleme ve ruhsat iptali işlemleri uyguladıklarını söyledi. "Tanınan süre içerisinde 16 otel eksiklerini gidererek yeniden faaliyete geçti, eksiklerini tamamlayamayan 5 otel ise halen kapalıdır" diyen Başkan Aydın, "Denetimlerimiz düzenli şekilde devam etmektedir. Kentsel dönüşüm, hepimizin bildiği gibi en öncelikli konularımızdan biridir. Çiftkurtlar bölgesinde yaklaşık 15 bin metrekarelik bir alanda yürüttüğümüz dönüşüm çalışmasında vatandaşlarımızın rıza oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Projeye başlamamız için tek engel, Bakanlıkla imzalanması gereken protokol sürecidir. Bu protokol tamamlandığı anda hızlı bir şekilde ihaleye çıkacak, 24 ay içerisinde projeyi tamamlamayı hedefleyeceğiz. Biz hazırız, vatandaşımız hazır; sürecin hızlanmasını bekliyoruz. Altıparmak bölgesinde ise Büyükşehir Belediyesi ve akademik odalarla birlikte yürütülen geniş kapsamlı bir dönüşüm süreci bulunmaktadır. Burada da proje yarışması ve onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından ilerleme sağlanacaktır. Bürokratik süreçler zaman alsa da, biz çözüm üretmek ve iş yapmak için tüm temasları sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu. Başkan Aydın, Katı Atık Bedeli’nin yasal bir zorunluluk olduğunu, temizlik hizmetlerinin sürdürülebilirliği için kullanıldığını açıkladı. Deprem sonrası yürütülen yeniden inşa süreçlerini ve sahadaki devlet varlığını vurgulayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Afetlere hazırlık konusunda ise mahallelerimize afet ve acil durum müdahale istasyonları kurduk. Bu alanlarda temel ihtiyaçlardan acil ekipmanlara kadar her türlü donanım bulunmaktadır. Gönüllülerimize ve okullarımıza yönelik eğitimler veriyoruz. Yıl sonuna kadar bu istasyonların sayısını önemli ölçüde artırmayı hedefliyoruz. İlçemizde şu an 59 adet toplanma alanı mevcuttur. Bizim anlayışımız nettir: Bahane üretmek değil, çözüm üretmek. Bürokratik engellerle karşılaşsak da, vatandaşımızın güvenliği ve geleceği için çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz.” diye konuştu. Toplantıda ayrıca 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem sırasında asker ve özel harekât polislerinin sahadaki müdahalesi üzerinden yaşanan tartışmalara da değinildi. Görüşmeler sonrasında meclis gündem maddeleri de oy birliğiyle kabul edildi.

Dervişoğlu: Türkiye’nin güncel bir ulusal deprem eylem planı yok Haber

Dervişoğlu: Türkiye’nin güncel bir ulusal deprem eylem planı yok

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Dervişoğlu, yaşanan yıkımın yalnızca doğal afetle açıklanamayacağını, ihmaller ve denetimsizliklerin sonuçları ağırlaştırdığını söyledi. Türkiye’de 2012–2023 yıllarını kapsayan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın süresinin dolduğunu belirten Dervişoğlu, halen yürürlükte yeni bir planın bulunmadığını ifade etti. Dervişoğlu, bu durumu “yönetim sorumluluğunun terk edilmesi” olarak nitelendirdi. İstanbul ve Marmara Bölgesi için beklenen depremin bilimsel bir gerçek olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, bu risk karşısında güncel bir eylem planı olmamasının ihmalkârlık olduğunu söyledi. Musavat Dervişoğlu bu kapsamda İYİ Parti olarak TBMM’ye Meclis Araştırma Önergesi sunduklarını, ancak önergenin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini dile getirdi. Konuşmasında kalkınma ve nüfus yoğunlaşmasına da değinen Dervişoğlu, Türkiye’de nüfus ve ekonominin birkaç büyük şehirde toplandığını belirterek bunun hem güvenlik hem de kalkınma açısından sürdürülemez olduğunu savundu. “Anadolu’ya yeniden yerleşmeliyiz” çağrısında bulunan Dervişoğlu, üretim, sanayi, tarım ve yatırımların ülke geneline dengeli biçimde yayılması gerektiğini söyledi. Ekonomi başlığında ise kamu kaynaklarının yanlış kullanıldığını öne süren İYİ Parti lideri Dervişoğlu, enerji ihaleleri ve çeşitli düzenlemeler üzerinden milyarlarca dolarlık kamu zararı oluştuğunu iddia etti. Dervişoğlu, enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamı arasındaki farkın bilinçli bir tercih olduğunu savunarak, ekonomik güvenin zedelendiğini ifade etti. Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Suriye, PKK/YPG ve bölgesel gelişmelere değinen Dervişoğlu, terörle mücadelenin askeri kararlılık ve devlet ciddiyetiyle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Dervişoğlu, Türkiye’nin dış politikasında ideolojik ve kısa vadeli yaklaşımlar yerine rasyonel ve öngörülebilir bir çizgi izlemesi gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda Türkiye’nin temel sorununun plansızlık ve sorumluluktan kaçış olduğunu dile getiren Dervişoğlu, İYİ Parti’nin “önleyen, planlayan ve hesap veren bir devlet anlayışı” savunduğunu ifade etti.

MHP Genel Sekreteri Büyükataman 'Terörsüz Türkiye'yi Bursa'dan değerlendirdi Haber

MHP Genel Sekreteri Büyükataman 'Terörsüz Türkiye'yi Bursa'dan değerlendirdi

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, Bursa İl Başkanlığı'nda 2025 yılı değerlendirmelerini paylaştı. "Terörsüz Türkiye" hedefi, PKK'nın fesih süreci ve ekonomik zorluklar ele alındı. Bahçeli'nin liderliği ve millî ahlâk reformu vurgulandı. MHP Bursa İl Başkanlığı tarafından, MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın katılımıyla geniş kapsamlı bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada 2025 yılı boyunca yürütülen siyasi faaliyetler, “Terörsüz Türkiye” hedefi, bölgesel ve küresel gelişmeler, ekonomi ve sosyal meseleler ele alındı. Büyükataman, MHP’nin hem sahada hem de devlet politikaları düzeyinde üstlendiği rolü detaylarıyla anlattı. “2025, MHP AÇISINDAN MÜCADELE VE ÇALIŞMA YILI OLDU” Konuşmasına 2025 yılının değerlendirmesiyle başlayan İsmet Büyükataman, Milliyetçi Hareket Partisi’nin yıl boyunca yoğun bir tempo ile çalıştığını vurguladı. “Her Şeyden Önce Türkiye” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Büyükataman, ülkenin ve milletin menfaatlerini merkeze alan bir siyaset yürüttüklerini ifade etti. Büyükataman, MHP’nin köklü geçmişine yakışır bir inanmışlık ve disiplinle ülke meselelerini ele aldığını, Türkiye’ye yönelen tehditlerin doğru analiz edildiğini ve bu tehditler karşısında ülkücü duruştan taviz verilmediğini söyledi. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin liderliğine özel bir vurgu yapan Büyükataman, Bahçeli’nin “Benim aklım hep Türkiye’dir” sözünün MHP’nin tüm politikalarının temelini oluşturduğunu belirtti. Parti kadrolarının bu anlayış doğrultusunda millet ve devlet için gece gündüz çalıştığını ifade etti. MHP’nin siyaseti masa başında değil, sahada yaptığını dile getiren Büyükataman, vatandaşla birebir temas kurmayı temel bir görev olarak gördüklerini söyledi. Milletten kopuk, şahsi ve siyasi çıkarları ülke menfaatlerinin önüne koyan anlayışı reddettiklerini vurgulayan Büyükataman, MHP’nin her dönem milli vicdanın siyasetteki karşılığı olduğunu kaydetti. MİLLİ BİRLİK VE DAYANIŞMA BULUŞMALARI 2025 yılı boyunca düzenlenen “Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik” temalı Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmalarına değinen Büyükataman, bu programlarla Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşlarla bir araya geldiklerini söyledi. Bu buluşmalarda milletin görüş ve taleplerinin dinlendiğini, hem Türkiye’de hem de bölgede yaşanan gelişmelerin anlatıldığını ifade eden Büyükataman, Terörsüz Türkiye hedefinin Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanının desteğiyle devlet politikası haline geldiğini vurguladı. “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleri ile “Derdiniz Derdimizdir” sohbet programlarının kapsamını paylaşan Büyükataman, 24 Ekim 2025’ten bu yana Türkiye genelinde 81 il ve 963 ilçede toplam 76 bin 544 program gerçekleştirildiğini açıkladı. Bursa özelinde ise 17 ilçede 1601 program yapıldığını belirten Büyükataman, bu ziyaretlerde vatandaşların evlerine misafir olunduğunu, esnafla birebir temas kurulduğunu ve sorunlara çözüm üretmek için gayret gösterildiğini ifade etti. BÖLGESEL VE KÜRESEL TEHDİTLER MASADA Konuşmasında dünya ve bölge gündemine geniş yer ayıran Büyükataman, 2025 yılının küresel krizlerin derinleştiği bir yıl olduğunu söyledi. Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve emperyalist politikaların Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik saldırılarını sert sözlerle eleştiren Büyükataman, bu saldırıların Siyonist barbarlığın geldiği noktayı gözler önüne serdiğini ifade etti. Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Büyükataman, SDG/YPG’nin bir terör örgütü olduğunu vurguladı. Bu yapının Kürt vatandaşlarla ilişkilendirilmesinin zehirli bir dil olduğunu belirten Büyükataman, Kürt kardeşlerin terör örgütleriyle hiçbir şekilde özdeşleştirilemeyeceğini söyledi. Fırat’ın doğusunun da terörden tamamen arındırılması gerektiğini dile getiren Büyükataman, Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda taviz vermeyeceğini vurguladı. “TERÖRLE PAZARLIK YOK, TAVİZ YOK” Terörle mücadelede kararlı mesajlar veren Büyükataman, son terörist silah bırakıncaya kadar mücadelenin süreceğini ifade etti. Terör ve terör yandaşlığının bir çıkmaz sokak olduğunu söyleyen Büyükataman, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne yurt içinde ne de yurt dışında terörün varlığına tahammül etmeyeceğini belirtti. 2025 yılının en önemli gelişmelerinden birinin PKK’nın kendini feshettiğini açıklaması olduğunu belirten Büyükataman, bunun hiçbir pazarlık yapılmadan sağlandığını söyledi. Buna rağmen muhalefetin bu süreci sulandırmaya çalıştığını savunan Büyükataman, özellikle CHP ve İYİ Parti’ye sert eleştiriler yöneltti. Toplumda artan şiddet, uyuşturucu ve sanal bahis tehlikesine dikkat çeken Büyükataman, çocukların ve gençlerin korunmasının hayati önemde olduğunu ifade etti. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin “Milli Ahlak Reformu” çağrısına vurgu yapan Büyükataman, aileler, eğitim kurumları ve sivil toplumun ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan konuşmasında ekonomik sorunlara da değinen MHP'li Büyükataman, enflasyon, hayat pahalılığı ve kira artışlarının vatandaşları zorladığını ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ekonomi üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirten Büyükataman, önümüzdeki süreçte toparlanma ve alım gücünde artış beklendiğini dile getirdi.

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi Haber

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla sunulan tezkerede, Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde meydana gelen deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarına karşı, 2008-2021 yılları arasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının alındığı belirtildi. Bu çerçevede TBMM’nin 10 Şubat 2009 tarihli kararı ile, TSK unsurlarının söz konusu bölgede görev yapması için bir yıl süreyle izin verildiğinin hatırlatıldığı tezkerede, bu sürenin son olarak 4 Şubat 2025’te bir yıl daha uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, şu açıklamalara yer verildi: "TSK deniz unsurlarının konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin güvenliğinin etkin biçimde korunması, uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle ortak mücadele operasyonlarına aktif katkı sağlanması, belirtilen bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, TSK deniz unsurlarının operasyonel etkinliğinin ve bölgeye yönelik tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik ulusal politikanın desteklenmesi ve BM sistemi içindeki rolümüz ve görünürlüğümüzün güçlendirilmesi temin edilmiştir." Tezkerede, Türkiye’nin, deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadelede uluslararası işbirliğini geliştirmeye önem verdiği, bu alandaki çabaları en başından itibaren desteklediği ve BM, NATO, Avrupa Birliği ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılım sağladığı belirtildi. Türkiye’nin, BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı çerçevesinde kurulan Somali Açıklarındaki Deniz Haydutluğuyla Mücadele Temas Grubu’nun çalışmalarına kurucu üye olarak katıldığı hatırlatıldı. TSK deniz unsurlarının, 2009-2016 yılları arasında yürütülen NATO’nun Okyanus Kalkanı Harekatı’na ve 2009 yılından itibaren Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde oluşturulan Birleşik Görev Kuvveti-151’e (CTF-151) dönemsel olarak firkateyn veya korvet ile katıldığı belirtilen tezkerede, Türkiye’nin, 2009-2025 yılları arasında 7 kez CTF-151 Komutanlığı görevini üstlendiği, 24 Temmuz 2024 tarihinde yedinci kez devraldığı söz konusu komutayı 22 Ocak 2025’te devrettiği bildirildi. Tezkerede, Somali’nin BM Genel Sekreteri’ne talebi üzerine Aden Körfezi Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadeleye ilişkin BM Güvenlik Konseyi tarafından daha önceki kararların devamı niteliğinde bir kararın 2022 yılı ve sonrasında çıkarılmadığı ifade edildi. BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı temelinde uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve deniz terörizmiyle mücadele operasyonlarının Somali kara suları dışındaki bölgede devam ettiği bilgisine yer verilen tezkerede, bu operasyonlardan AB’nin Atalanta Harekatı’nın görev süresinin AB Konseyi’nin 16 Aralık 2024 tarihli kararıyla 28 Şubat 2027’ye kadar uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, Türkiye’nin de dahil olduğu Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde CTF-151 faaliyetlerine devam ettiği bildirildi. TBMM’nin 4 Şubat 2025 tarihli kararı doğrultusunda TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerdeki görevlendirme süresinin 10 Şubat 2026 tarihinde sona ereceği belirtilen tezkerede, şu ifadelere yer verildi: "Uluslararası barış ve istikrarı tehdit eden ve ulusal çıkarlarımızı da olumsuz etkileyen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele yönündeki uluslararası çabalara ülkemiz tarafından etkin bir şekilde destek verilmesi ve bölgede seyir emniyetinin sağlanmasına katkıda bulunulması, uluslararası ve ulusal sorumluluklarımızın bir gereği olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda, ülkemizin de tarafı olduğu Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme başta olmak üzere ilgili uluslararası anlaşmalar ve teamüller çerçevesinde 934 sayılı TBMM kararında belirlenen ilke ve esaslar da dikkate alınarak bahsi geçen bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele ortak operasyonlarına destek verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu mülahazalarla, gereği, kapsamı ve zamanı Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmek üzere, TSK deniz unsurlarının bölge ülkelerinin kara suları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre gerçekleştirilmesi için Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince TBMM’nin son olarak 4 Şubat 2025 tarihli ve 1440 sayılı kararıyla verilen izin süresinin 10 Şubat 2026 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması hususunda gereğini bilgilerinize sunarım." Tezkere, AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol oyları ile kabul edilirken, DEM Parti ‘hayır’ oyu verdi.

Özgür Özel: “Emekli artık zam değil; sandık istiyor” Haber

Özgür Özel: “Emekli artık zam değil; sandık istiyor”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Emeklinin yoksulluğa, sefalet ücretine, bu kara düzene itirazı var; seçim sandığına kadar kovalayacağız sizi” dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye ve dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya kalmış, en büyük kötülüğünü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz” dedi. Özel, şunları söyledi: “BURAYI GÖKÇEK AİLESİNDEN SÖKE SÖKE ALDIK” “Ankara’da, bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere yolu açık olsun, giden Mansur Başkanımız bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Kimden aldı burayı? Melih Gökçek ailesinden aldı. Burayı, bu mekanı uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip, burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul’da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı. O zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki ‘Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.’ Bakırköy’ün ortasında, Florya’da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Etrafında 12 villa. Dedi ki ‘Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili Belediye Başkanlarının. Bakırköy bizde, Bakırköy Belediye Başkanının haberi yok. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.’ Ekrem Başkan orayı görünce ve ‘Çıkın’ dediğinde, önce direndiler. ‘Televizyonları getiririm buraya, görürler’ deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye’nin en şüpheli, serveti şüpheli, kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, ‘Çağırsın savcı, anlatayım’ diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye’ye karışan, İstanbul’daki Bülent Arınç’ı duymuyor. Bülent Arınç'ı çağırsınlar. 10 yıldır niye çağırmıyorlar? ‘Her bildiğimi anlatırım’ dediğinde, ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.” “BURASI, TÜM EMEKLİLERE AÇIK” “Bu salon ve bu kampüse şimdi bambaşka ilaveler yapılacak, o kendilerine yaptıkları lüks odalar yerine. Bu kampüs ve bu salon tüm imkânlarıyla Türkiye’deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır. Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki ‘Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın, hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.’ Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz. Biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten; ‘Yahu emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil azaltan unsurlar’ diyerek, ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar. Bugün gelinen nokta yani eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önce, hani beğenmiyorlar ya önceki iktidarı, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu o iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız ama işte bugünlere yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki ‘Emekli 20 bin lira ile geçinecek.’ Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. Utanmayalım mı’ diyor bir de kendisi soruyor ‘Utanmayalım mı’ diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.” “ÜLKENİN ANA GÜNDEMİ; EMEKLİDİR, ASGARİ ÜCRETLİDİR, YOKSULLARDIR” “Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik.” “EMEKLİNİN CEBİNDEN HER AY 6 ÇEYREK ALTINI ÇALIYOR” “Siyaset, tarafını belirleme işidir. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İktidar gelir, bu kaynağı nereye kullanacağına karar verir. Bu iktidar geldi, geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,7 asgari ücret. Yani maaşın tamamının, yani 1,5 asgari ücretin fazlasını, 0,8’ini sizden aldı, 0,7’sini size bıraktı. Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum, diyor ki ‘Türkiye’yi geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, bana altın hesabı yapıyor. Sen o hesabı bırak’ diyor. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden 6 çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi 6 çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi.” “BİR SOSYAL KRİZ VE PATLAMA GELİYOR” “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. ‘Gelin bunu düzeltelim’ dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik. Burada iki arkadaşım yan yana oturuyor. Birisi Ulaş Karasu, Genel Başkan Yardımcımız. Emek Bürolarında görevi yeni üstlendi. Yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceden bu görevi yapan, şimdi gölge kabinesinde geleceğin Çalışma Bakanlığına hazırlanan ve sizin gündeminizi pozitif gündeminizi hazırlayan, bizden istenen yasa tekliflerini hazırlayan Gamze Taşcıer arkadaşımız oturuyor. Onun da Emek Bürolarına inanılmaz katkısı var. Emek bürolarına emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. İktidarımızdan önce daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık ve anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye’de sorun şu, asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip, belli sektörleri ve belli sayının altında personel çalıştıran küçük esnafı, KOBİ’leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki ‘Ya normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı? İşte 28, 29 bin liraya.’ Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz’da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki ‘Genel Başkanım, inanamazsınız…’ ‘Ne oldu’ dedim. Grup Başkanvekilim şöyle dedi telefonda, ‘Delirmiş bunlar.’ ‘Nedir’ dedim, ‘Bin lira vereceğiz’ diyorlar dedi. ‘Bin lira, 20 bin lira yapacağız’ dediler. “Bunun üzerine ‘Bir de kapatıp gidiyorlar’ dedi. ‘Vallahi onlar gitsin’ dedim.” “‘EMEKLİNİN ÖLÜM KALIM SAVAŞINDA MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’ DEDİM” “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920’de o Meclis’i kurdu, Cumhuriyet’in ilanından üç yıl önce. Ve günü geldi, memleketi kurtardı. Dönüp dediler ki, ‘Ne yapacaksınız?’ Dedi ‘Ne yapayım?’ Dediler, ‘İngiliz tipi krallık mı?’ O zaman çok popüler. ‘Amerikan tipi başkanlık mı?’ O zamandan var. ‘Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?’ Atatürk dedi ki; ‘Biz Ankara’da bir Meclis kurduk, millet o Meclis’te seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım’ dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara ‘Biz bu Meclis’te Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız, o Meclis’i Polatlı’dan top sesleri geldiğinde taşımamışız. Açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis’i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar’ dedim. Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz, Allah’tan kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes, ki günü gelmiştir, CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var. Biraz önce cümle içinde geçti, ‘Biz az değiliz, çoğunluğuz’ dedi. Emekli sayısı eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi, Gelecek, Saadet, DEVA bu ücreti ‘Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek’ dediler. İtiraz ediyorlar. Son Salı günü de Sayın Bahçeli ‘Sefalet ücreti’ dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak. Milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis’te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum eğer bu maaşa, ‘Sefalet maaşı’ diyen herkes oy verirse siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak. 30 milyon emekliye, yakınına, ailesine, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına ‘hayır’ deyip hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına ‘evet’ oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra.” “KUTU KOLA GİBİ EZDİLER EMEKLİYİ” “Bir yandan da şunu söyleyeyim, kaynak maynak diyorlar ya. Biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Hükümet Programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı, o atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinden, seçim kampanyamızda duyacaksınız. Zaten şu doğru, eskiden daha 2019’da en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Yani en aşağıda kutu kola gibi ezdiler böyle emekliyi. En aşağıda birleştirdiler, en aşağıda. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. Bunu bugünlerde bir 5510’u baştan, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz. Buradan şunu söyleyeyim. Orada vereceğimiz teklif; kalıcı, doğru, düzgün olan değil. Bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak.” “100-150 ŞİRKETE PARAYI BULUYOR, 30 MİLYON EMEKLİYE BULAMIYOR” “Buradan ilan ediyorum. Türkiye’de verginin yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani 20 bin vereyim dediği emekli ile 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90’ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğalgaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye’nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Yüzde 65 - 64. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, onu yapan, bunu yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak, bu salon verginin yüzde 80’ini verecek, Türkiye’nin en zenginleri yüzde 11’ini verecek. Bunu demin de birkaç büyüğümüz söyledi. Bu düzeninin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek. Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zam 60 milyar diyor. E doğru. Bize ne lazım? 650 milyar. Doğru. ‘Bulamam’ diyor. Nasıl bulamıyorsun? Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. O bir avuç, hani Beşli Çete veya 40 Haramiler, bilemedin 100 - 150 şirkete bu parayı buluyor. 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene ne yapmışlar? Bugün Sözcü gazetesinde var. Emekli için sosyal güvenlik desteği. Koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış faize vermiş. Faizcilere vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken, şu anda 4,9 milyon, 5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. “ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN” “Yani böyle kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Yani vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019’da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bin liraya. Biz durursak o vurmaya devam edecek. Herkes ezilene ve yok olana kadar. Allah’ı var; ben gittiğimiz meydanlara çağırıyorum, emekliler de geliyor, örgütleri de var geliyor. Pijamasıyla gelen de var, ‘Çıkardım oğlum, bunu giyindim’ diyen var. Emeklilere şunu söylüyorum; bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis’te uğraşacağız. Siz izleyeceksiniz, herkes izleyecek. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan, meydan; kaçtıkları yere kadar ve seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Duyduğum, dinlediğim bütün konuşmalardan özet şunu gördüm; artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis’te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum; artık onlar düşünsün. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti’nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni; emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum.”

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin, Maduro’yu iktidardan haksızca uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur" Haber

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin, Maduro’yu iktidardan haksızca uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Venezuela'daki gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu. Bahçeli "ABD'nin yaptığı hukuksuzluktur. 15 Temmuz ile birebir aynı" dedi. Bahçeli'nin CNN Türk'e gönderilen mesajı şöyle; MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin değerlendirmesini paylaştı Venezuela'da yaşanan gelişmeler ve Amerika'nın müdahalesiyle ilgili MHP Lideri Bahçeli'nin değerlendirmesidir; ABD'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahaleyle devlet başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma gerişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarındaysa bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016'da Türk milletinin iradesiyle netice alamayan Amerika, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunması daha doğru olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.