SON DAKİKA
Hava Durumu

#Medeniyet

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Medeniyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medeniyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mustafa Dündar 'Hüdavendigar Buluşmaları'nın konuğu oldu Haber

Mustafa Dündar 'Hüdavendigar Buluşmaları'nın konuğu oldu

Toplantının konuk konuşmacısı Kuzey Makedonya’nın Tetova (Kalkandelen) Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Üsküp Ensar Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Baki, Türkiye ile Balkanlar ve Kuzey Makedonya ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hüdavendigar Mahallesi Osmangazi Camii Toplantı Salonu’nda düzenlenen Hüdavendigar Buluşmaları’nın Ağustos ayı toplantısına, AK Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Türkiye-Kuzey Makedonya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ahmet Kılıç, Bursa Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Başkanı ve AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, 22. Dönem Bursa Milletvekili Şevket Orhan ile Kuzey Makedonya Bursa Fahri Konsolosu Halil Bedzeti ve Hüdavendigar Buluşmaları platformu üyeleri katıldı. Buluşmanın açılış konuşmasını yapan önceki dönem Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, 2024 yılı Aralık ayından bu yana düzenli olarak gerçekleştirdikleri Hüdavendigar Buluşmaları’nda güncel ulusal ve uluslararası gelişmeleri Bursa perspektifinden değerlendirdiklerini söyledi. Başkan Dündar, “Bursa'nın geçmişinden aldığı birikimi geleceğe taşıma hedefiyle, fikir üretmeye ve ortak akıl oluşturma çalışıyoruz. Bu toplantımızda da Türkiye ile Balkanlar ve Kuzey Makedonya ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulunmak amacıyla Tetova (Kalkandelen) Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Üsküp Ensar Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Baki’yi ağırlıyoruz” dedi. Lise ve üniversite öğrenimini Bursa’da yaptığını, 12 yıl yaşadığı Bursa’da olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Baki, “Bursa demek, Üsküp, Saraybosna, Manastır, Kırçova, Prizren, Priştina, İşkodra, İskeç, Gümülcine, Selanik, Kavala demektir. Bu şehirler adeta bir coğrafyanın içinde Osmanlı Devleti'nin serpiştirdiği birer medeniyet kaleleridir. Bursa demek Balkanlar ve Batı Trakya demektir” şeklinde konuştu. Bursa'nın Balkanlar ve Batı Trakya ile yakın ilişkilerinin günümüzde de devam ettiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Baki, “Yani Rumeli, Balkanlar, Türkiye'siz, Anadolu'suz olmaz, Hamdolsun son yıllarda başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurumları olarak Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) aracılığıyla ve tabii ki Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi gibi yerel yönetimlerin çalışmalarıyla ilişkilerimiz devam ediyor. Bursa belediyelerinin destekleriyle Balkanlar’daki Türk ve Osmanlı eserleri yenilendi. Bu ilişkileri sürdürülebilir hale getirmek büyük önem taşıyor. Bu noktada hizmetlerin akamete uğramaması gerekiyor” dedi. Hüdavendigar Buluşmaları’na katılan AK Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Türkiye-Kuzey Makedonya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ahmet Kılıç da “Biz öyle bir medeniyetiz ki, Adiyatik Denizi'nden Çin Seddi’ne kadar çok büyük bir coğrafyada ecdadımız varlığını sürdürmüş. Türkiye şu anda Balkanlar’da faaliyette bulunan kurumlarıyla ve firmalarıyla bölgede ekonomik olarak çok güçlü. Bunu arttırarak devam ettirmeliyiz ve daha güzel işleri de hep beraber yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. Toplantının sonunda Hüdavendigar Buluşmaları’na öncülük eden Mustafa Dündar tarafından Kuzey Makedonya’nın Tetova (Kalkandelen) Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Üsküp Ensar Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Baki’ye teşekkür plaketi takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'yi ileriye gençlik taşıyacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'yi ileriye gençlik taşıyacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park'ta gerçekleştirilen TÜGVA Yaz Okulları Finali Programı'na katılarak hitapta bulundu. Konuşması sırasında vakıf üyelerini ve tüm katılımcıları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin dört bir yanındaki çocuklara ve gençlere sevgi ve selamlarını iletti. Yeditepe'nin kardeşçe gülümsediği, Boğaz'ın mavi rüzgârlarıyla serinlediği ve fetih ruhunun kalplerde yaşadığı güzel İstanbul'da, renkli bir çiçek bahçesini anımsatan bir ortamda buluştuklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan; geleceğin, sevginin, aydınlığın ve umudun temsilcisi olan gençlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN YOL BAŞÇILARI, 'TEKNOFEST KUŞAĞI' YİNE YERİ GÖĞÜ İNLETİYOR" Gençlerin gözlerindeki ışıltıya dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı'nın mimarları maşallah yine heyecanı, coşkusu ve tutkusuyla göz dolduruyor. Büyük ve güçlü Türkiye'nin öncüleri, TEKNOFEST kuşağı maşallah yine yeri göğü inletiyor. Sizleri böyle neşeli ve coşkulu görmek bizleri çok mutlu ediyor. Bu muhteşem tablo ve muazzam manzara için her birinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Organizasyon için TÜGVA'ya şükranlarını sunan ve ev sahipliğinden dolayı Galatasaray Spor Kulübü yöneticilerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu stadyumu her biri farklı renkte 70 bin çiçekle süsleyen, bu renkli organizasyonda emeği geçen tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum. Buradan gönül coğrafyamızda ve dünyanın dört bir yanında bizleri izleyen, dualarını esirgemeyen, kalpleri bizimle atan tüm gençlere selamlarımı gönderiyorum. Gazze'de, Batı Şeria'da ve Lübnan'da, İsrail'in zalim saldırıları altında yaşam mücadelesi veren tüm yavrularımızı, Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerinizi yürekten selamlıyorum. Rabb'im onlara yardımcı olsun; Türkiye'deki kardeşlerinin yüreklerinin onlarla birlikte çarptığını buradan vurgulamak istiyorum." Gençlere seslenmeye devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili evlatlarım, öncelikle burada bir hakikati tüm kalbimle söylemek istiyorum. Sizin şu coşkunuzu ve enerjinizi anlatmaya inanın kelimeler yetersiz kalır. Bu güzelliğinizi ve berraklığınızı ne şair söze ne de mısraya dökebilir. Sizin bu samimiyetinizi, imanla çarpan kalplerinizi ve toplu vuran yüreklerinizi en mahir ressam bile resmedemez. Rabb'im sizlerden razı olsun" şeklinde konuştu. TÜGVA'nın yöneticileri, mensupları, profesyonel ve gönüllü eğitmenleriyle beraber gurur verici işlere imza atmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Unutmayın, 'İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür/İmansız olan paslı yürek sinede yüktür'. Millî ve manevi değerlerine sıkıca sarılan, potansiyelinin farkında olan, şuurlu, onurlu, bilgili ve özgüveni yüksek bir gençliğin yetişmesi adına TÜGVA canla başla çalışıyor. Geleneksel sporlardan takım oyunlarına, bilim ve eğitim programlarından kültür sanat etkinliklerine, doğa kamplarından sivil toplum çalışmalarına kadar gençlerimize her alanda değer katan, yeni ufuklar açan ve onları güçlü bir geleceğe hazırlayan çok mühim çalışmalar yürütülüyor." Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGVA tarafından bu yıl düzenlenen yaz okullarında 700 binden fazla katılımcıya ulaşarak yeni bir rekor kırıldığını ifade etti. Vakfın bu sene 1,5 milyonun üzerinde gencin hayatına temas ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGVA'nın Türkiye'nin en büyük gençlik hareketi haline geldiğini belirtti. "81 VİLAYETİMİZDE, 625 İLÇEMİZDE 400 BİNİ AŞKIN GÖNÜLLÜSÜYLE TÜGVA AİLEMİZİ CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" Altı hafta süren TÜGVA yaz okullarında yaklaşık 460 bin öğrencinin Kur'an-ı Kerim eğitimini tamamladığını, 232 bin öğrencinin tecvit eğitimi aldığını ve 387 binden fazla gencin Osmanlıca derslerine katılım sağladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Yüz binlerce öğrencinin zengin içerikli eğitim, spor, kültür ve sanat faaliyetleriyle kendilerini geliştirme imkanı bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaz okullarındaki etkinliklerle yeni dostluklar kuruldu. Çocuklarımız farklı alanlarda bilgi, görgü ve tecrübe edindi. Evlatlarımız kimi zaman yarıştı, kimi zaman uyum içinde çalıştı. En önemlisi de geçmişten gelen zengin mirasın farkına vardı. Görüyorum ki oldukça dolu bir program geçirmişsiniz. Her yönüyle verimli, başarılı ve faydalı bir yaz okulu olmuş. Maşallah, barekallah diyorum. Cenabı Allah sizleri nazarlardan korusun" dedi. Türkiye'nin istikbaline yön verecek gençleri fedakarlıkla eğiten ve onlarla yakından ilgilenen tüm hocaları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "81 vilayetimizde, 625 ilçemizde 400 bini aşkın gönüllüsüyle faaliyetlerini sürdüren TÜGVA ailemizi canı gönülden kutluyorum" ifadelerini kullandı. Gençliğin milletin atardamarı olduğunu vurgulayan ve bu konunun altını çizmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Atardamar, kalbin pompaladığı kanı tüm vücuda nasıl ulaştırıyorsa, gençlik de toplumun enerjisini, ideallerini ve hedeflerini geçmişten geleceğe taşır. Bu damar ne kadar güçlü ve sağlıklı olursa, millî bünyemiz de o kadar sıhhatli olur. Geçmiş, bugün ve gelecek bu damar sayesinde aynı çizgide buluşur. Gençlerimiz için özveriyle çalışan TÜGVA'mız, işte bu denli hayati bir vazifeyi layıkıyla yerine getirmektedir. Türkiye'nin hayrına olan her işe kulp takmaya çalışanlar, tam da bu sebeple TÜGVA'nın önünü kapatmak istiyorlar. Milletimizi asırlık düşlerine ulaştıracak her girişime engel olmaya çalışanlar, bu yüzden TÜGVA'yı hedef alıyorlar. Gençlerimiz, kıtaları ipek bir kumaş gibi işleyen ecdadını anlamasın, tarih ve medeniyet kodlarıyla tanışmasın diye uğraşanlar, tam da bu nedenle TÜGVA'yı hazmedemiyorlar." "NE YAPARLARSA YAPSINLAR KARŞIMDAKİ ŞU GENÇLİĞİN ÖNÜNE SET ÇEKEMEZLER" TÜGVA gibi kıymetli kuruluşların, sayısı az ancak sesi çok çıkan bir kesimin hedefi olmasının nedenlerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sizlere baktıkça gururlanmak yerine öfke nöbetleri geçirmelerinin sebebi, karşımızdaki bu muazzam manzaradır. Sizlerin dik duruşunuz, özgüveniniz, değerlerinize sahip çıkmanız ve burada olduğu gibi birbirinize kardeşçe sarılmanızdır. Varsın rahatsız olsunlar. Allah'ın izniyle nehri tersine akıtamazlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, şu gençliğin önüne set çekemezler. Bu ülkenin gençlerini ruh köklerinden ve inanç değerlerinden koparmaları mümkün değildir. Geçmişte yaptıkları gibi bu milletin tertemiz evlatlarını kirli hesaplarına ve oyunlarına alet edemezler. O günler geride kaldı. O karanlık günler artık eski Türkiye'de kaldı. Biz gençlerimizi, kıymetli yavrularımızı asla yalnız bırakmayız. Türkiye'nin aydınlık geleceğini birkaç kendini bilmeze teslim etmeyiz. Tek bir evladımızın dahi ümitsizliğe düşmesine asla müsaade etmeyiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere yönelik sözlerini, "Sizler tarihe yön vermiş, bilime ve sanata istikamet çizmiş, çağlar açıp kapatmış bir milletin evlatlarısınız" diyerek sürdürdü. Gençlere; cihana hükmetmiş, üç kıtada at koşturmuş kahraman bir ecdadın torunları olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler bugün de vicdanı, merhameti ve mazlumlara sahip çıkmasıyla tüm insanlığa örnek olan bir ülkenin çocuklarısınız. Hepiniz Türk milleti gibi yüce, Türkiye Cumhuriyeti gibi itibarlı bir devletin gençlerisiniz. 21. yüzyıla Türkiye'nin imzasını atacak vizyoner bir nesilsiniz. Yarınlarımızın en sağlam emanetçileri ve en büyük güç kaynağımızsınız" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin güçlü, dirayetli ve öz güvenli olmalarını, hiçbir şart altında başkalarına boyun eğmemelerini ve kendilerine inanmaktan vazgeçmemelerini tavsiye etti. Gençlere bilgili, cesur ve vizyon sahibi olmalarını; adaleti, vicdanı, merhameti ve hikmeti elden bırakmamalarını öneren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerden büyük düşünmenizi ve büyük hayaller kurmanızı istiyorum. Hedefiniz yıldızlar olsun, belirlediğiniz amaçlara doğru yılmadan ve yıkılmadan yürüyün. Bu toprakların yegâne ümidinin sizler olduğunu unutmayın. Şu an Filistin için dualar edildiğini, Asyalı ve Afrikalı çocukların kalbinin sizinle çarptığını hatırlayın. Türk-İslam dünyasında aynı ufka baktığınız, aynı idealleri paylaştığınız milyonlarca kardeşiniz olduğunu unutmayın" dedi. "BU GENÇLİK, TÜRKİYE’NİN TEKNOLOJİDE BAŞLATTIĞI ATILIMI ÇOK DAHA İLERİYE TAŞIYACAK DONANIMLI BİR GENÇLİKTİR" Usta şair Abdurrahim Karakoç'un, "Kirli karanlıkları yırtacak nur olun siz. Susayan yüreklere yağmur olun siz. Çamur sıçratanlara bakıp çamurlaşmayın, halk mayası taşıyan helal hamur olun siz" dizelerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her birinizin gelecekte Türkiye'nin onurunu artıracağınıza ve Türkiye Yüzyılı'nın sancaktarları olacağınıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu da unutmayın sevgili gençler, Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sizlere baktıkça ülkemizin geleceği adına heyecan duyuyorum. Her birinizle gurur duyuyor, sizlere sonsuz güveniyorum. Rabbim sizleri korusun; yolunuz, bahtınız ve ufkunuz açık olsun" dedi. Merhum Prof. Dr. Ali Fuad Başgil'in başarıya giden yolun irade ve çalışkanlıktan geçtiğine dair, "Az bilgili, hatta bilgisiz insanlardan muvaffak olanlar çok görülür. Fakat zayıf iradeli insanlardan başarılı olmuş ve çok yükselmiş tek bir misal gösterilemez. İrade terbiyesi ve nefis mücadelesinin en ahlaki ve insani ifadesi ise çalışmaktır. Tembellik her türlü ahlaksızlığın anası, çalışkanlık da temiz bir başarının, yüksek ahlakın, ruh ve beden sağlığının en temel şartı, en feyizli kaynağıdır" sözlerini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Evet, buradaki TÜGVA gençliği tam da böyle bir gençliktir. Çalışkanlığı, iradesi ve sürekliliğiyle Türkiye'yi her alanda çok daha ileriye taşıyacak bir kuşaktır. Bu gençlik, Türkiye'nin bilim ve teknolojide başlattığı hamleyi çok daha ileriye taşıyacak donanıma sahiptir. Bizler de yarınlarımıza yön verecek sizlerin en iyi şekilde yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Eğitimden teknolojiye, spordan kültür ve sanata her alanda hayallerinizi gerçekleştirebilmeniz için gereken her şeyi yapıyoruz. İnşallah daha uzun yıllar sizin için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun." TÜGVA Yaz Okulları finalinin hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öğrenci ve öğretmenlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Yaz tatilinizin geri kalanını sevdiklerinizle huzur, mutluluk ve neşe içinde geçirmenizi temenni ediyorum. Ailelerinize, kardeşlerinize ve arkadaşlarınıza benden selamlar iletin. Yaz okulu boyunca kurduğunuz dostlukları sürdürün. Tebessüm ve sevinç yüzünüzden eksik olmasın. Tekrar görüşmek dileğiyle hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, sağlıcakla kalın" diyerek sözlerini tamamladı.

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı Haber

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi: “Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23’üncü dönem programına katılan ve sertifika almaya hak kazanan kardeşlerimi huzurlarınızda gönülden kutluyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Siyaset ve Liderlik Okulu ortaya koyduğu faaliyetler açısından adından sıkça söz ettiren bir konumdadır. Türklerde bilginin ana dayanağı Türk Töresi’dir. Töre, bir toplumun kolektif tecrübesiyle şekillenen; hayat tarzı, insan anlayışı ve evren algısının toplamını temsil eden bilgelik manzumesidir. Bilgece kararlar alabilmek için bir meşruluk zemini gerekir ve Türk Töresi bu zemini sağlar. Türk düşünce mirasında bilgi, ancak erdem ve ahlakla birleştiğinde gerçek değerini bulur. Bilgelik bir kibir değil, aksine bir tevazu pratiğidir. Bilge kişi, bilgisini toplumun yararına kullanan ve olaylar karşısında dirayetli davranan bir rehberdir. Diyebiliriz ki Türklerde bilgi, hayattan kopuk bir malumat yığını değil; töre ile şekillenen, bilgelik ile uygulanan ve dil ile kuşaktan kuşağa aktarılan canlı bir kültürel mirastır. Bütün politikalarımızı; güçlü devlet, huzurlu millet anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz. Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikrî tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur. Milletin derdiyle dertlenmeyen, menfaatiyle sevinmeyen, acısıyla kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir. Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların, yaptıkları siyaset değil, olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir. 21. yüzyılda dünya farklı bir yöne gitmekte, dünya düzeni yeniden şekillenmektedir. Dünya düzeni yeniden şekillenirken Batı ve Doğu’nun değerler sistemi çatışmakta, bu gidişat bütün milletleri büyük bir öngörülemezliğin içine doğru sürüklemektedir. Bugün teknolojik ve bilimsel bağlamda geliştiği somut olan batılı sistemin çöküşünden bahsedilmektedir. Bu çöküşün belli nedenlerle ve belirli koşullarda gerçekleştiği kesindir. Rusya-Ukrayna çatışması ve Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı olması, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve ortaklaşa katliamlara imza atmaları, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve güvensizliğin parantezine almıştır. Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bugünkü dünya sisteminin aktörlerinin, idealize ederek batı dışı dünyaya dayatmaya çalıştıkları değerleri sömürü düzenlerini devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaları, bu değerleri içi boş, sadece kavramsal gerçekliği olan ama ameli karşılığı bulunmayan retoriğe dönüştürmüştür. Batı, “ötekisi” olarak gördüğü bütün toplumları daha fazla sömürmek için “kültürel ve moral değerler” ile oynamıştır. Onları tarihsel bağlarından koparmış ve kendi zenginliklerini devam ettirmeye hizmet edecek bir yaşam biçimine mahkûm etmiştir. Batı, batı dışı milletleri kendi çıkarları doğrultusunda kategorize etmekten, tanımlamaktan da geri kalmamıştır. Bugün, az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler şeklinde kalıplaşan tanımlamalar tam anlamıyla batılı akılla yapılan sınıflandırmanın ürünüdür. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır. Soğuk savaş döneminde bu tanımlamalar Batı açısından oldukça düşük maliyetle sürdürülebilen bir düzen üretmiş iken bugün astarı yüzünden pahalı gelmiş ve çok maliyetli bir sürece dönüşmüştür. 21. yüzyılın belirsizliğe tutsak olmuş dünya durumu, henüz çökmese de derin bir krizde olduğu aşikar olan Batı hegemonyasının eski alışkanlıklarını devam ettirme çabasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Batı Avrupa ve ABD’nin temsil ettiği klasik sanayileşmiş ülkelerin küresel sermayeden aldığı pay düşmekte, dolayısıyla bu durum dünyanın ekonomik pastasından alınan payı da batı dışı dünya lehine değiştirmektedir. Batının halen özellikle “düşünce ve dil” üretimi noktasında hegemonyasını devam ettirme çabaları görülse de iktisadi gelişmelerin bu dil ve düşünceyi havada bırakacağı muhakkaktır. Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir. Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür. Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır. Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir. Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir. Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, “çözümsüz”, “imkânsız”, gibi kavramlarla bakmıyoruz. Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur. Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz. İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız. Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz. Kendilerini çıkmaz içinde görenler, sürekli olarak içinde bulunduğumuz çağda zamanın hızla aktığından ve böylesi koşullarda çeşitli sorunlara kalıcı çözümler üretilemeyeceğinden bahsediyorlar. Zamanın hızlı aktığı kuşkusuz bir gerçekliktir. Lakin zamanın hızlı akması başka, yönsüz ve hedefsiz akması bambaşka bir şeydir. Yön ve hedefin tayini hamasetten uzak değerlendirmelerin konusu kılınmalı, tarihte birçok defa başarıldığı gibi tekrar “Türkçe bir dünya kurumanın eşiğinde olduğumuz bilinmelidir”. Bunun adı “Türk ve Türkiye Yüzyılıdır” ve tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada gerçekleşen her olay sonuçları itibariyle sadece bölge ile sınırlı kalmayacak ve bütün dünyayı etkileyecektir. Bu coğrafya yüzlerce devletin beşiğini sallamış ve salasını vermiştir. Bu tarihin herkese tembihi, şüphe götürmez bir gerçekliğidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya büyük imparatorluklar coğrafyasıdır, anılar ve tarih burada çok güçlüdür. Bunun aksini iddia edenler, tarihle ve Türk ile kavga etmeyi göze almalıdır.”

Bursa'nın fethinin 700’üncü yılında Osmangazi’de Türkçe konuşuldu Haber

Bursa'nın fethinin 700’üncü yılında Osmangazi’de Türkçe konuşuldu

Bursa’nın Türk dili, edebiyatı ve kültürel birikimini geçmişten geleceğe taşımak amacıyla organize edilen panel, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirildi. Panelde Türkçenin tarihsel gelişimi, Balkanlar’daki etkisi ve kültürel mirasa katkıları akademik yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. Hatice Şahin moderatörlüğünde düzenlenen panele, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Doç. Dr. Hasene Aydın, Dr. Ayla Hafız Küçük Usta, Prof. Dr. Lindita Xhanarı ve Uzman Belgin Aksu konuşmacı olarak katıldı. Panelde, Türkçenin 4’üncü yüzyıldan günümüze uzanan tarihçesi, Balkan dillerinde kullanılan Türkçe kelimeler ile Türk Dil Kurumu’nun Türkçenin gelişimine sunduğu katkılar ele alındı. Katılımcılar, Türkçenin yalnızca bir iletişim dili değil, aynı zamanda kültürel kimliğin ve medeniyet birikiminin en önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekti. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında bu paneli düzenlediklerini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın “Fethin 700’üncü yılında Bursa Türkçeyi konuşuyor. Türkçenin geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. Orhangazi’nin Bursa’yı fethetmesinin ardından, hem Türkçeyi bu coğrafyada etkin kılmak hem de Selçuklu ile Osmanlı medeniyetinin izlerini yaşatmak adına Türkçe en önemli araçlardan biri olmuştur. 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmed Bey’in yayımladığı fermanda, ‘Bundan sonra dergahta, divanda, bargahta ve meydanda Türkçe kullanılacaktır’ denilmiştir. Türkçe, 700 yıl boyunca zaman zaman yabancı dillerin etkisi altında kalsa da varlığını ve gücünü korumayı başarmıştır. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk Dil Kurumu’nu kurarak Türkçeye büyük önem vermiştir. Atatürk, Türkçeyi yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; milli egemenliğin, bağımsızlığın ve bir medeniyetin ilelebet yaşatılabilmesinin en önemli unsurlarından biri olarak görmüştür. Bu anlayış doğrultusunda Türkçeye yönelik çok değerli yatırım ve hizmetlerde bulunmuştur. Bu sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “BİZLER BU ŞEHRİN EMANETİNİ OMUZLARIMIZDA HİSSEDİYORUZ” Böylesine kadim bir başkente hizmet vermekten gurur duyduklarını belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci, Atatürk’ün, ‘Türk dili, Türk milletinin kalbidir, beynidir, vicdanıdır’ sözü, dil ile milletin varoluşu arasındaki bağı en güçlü şekilde ortaya koyduğunu ifade ederek, "Bursa gibi bir irfan şehrinde, Atatürk’ün izinde Türkçeyi konuşmak, tartışmak ve gelecek nesillere taşımak bizim için önemli bir sorumluluktur. İşte bu nedenle ilk panelimizin adını ‘700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor’ olarak belirledik.” dedi. Balkanlarda 4’üncü yüzyıldan itibaren Türkçenin konuşulmaya başlandığını belirten Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi Başkanı Ayla Hafız Küçük Usta ise, yaptığı konuşmada, “Bursa, çok önemli bir Balkan şehridir. Türkçe, Bursa’da kullanılmaya başlanmadan yaklaşık 600 yıl önce Balkanlarda konuşuluyordu. Hunlarla birlikte 4’üncü yüzyıldan itibaren farklı Türk kavimlerinin bölgeye gelmesiyle Türkçe yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, Osmanlı döneminde ise bu süreç daha da güçlenmiştir. 4’üncü yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadar bölgede Ogur Türkçesi kullanılmıştır. Daha sonra Kıpçakların etkisiyle Kıpçak Türkçesi yaygınlaşmıştır. Osmanlılarla birlikte Oğuz Türkçesinin bölgeye gelmesiyle ise Türk lehçeleri büyük ölçüde standartlaşmış ve Oğuz Türkçesi hakim dil haline gelmiştir.” dedi. “BALKAN DİLİNDE TÜRKÇENİN ÖNEMLİ ETKİLERİ GÖRÜLÜYOR” Tiran Üniversitesi’nde 25 yıldır Balkan dillerinde Türkçenin etkisi üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Lindita Xhanarı, Osmanlıların Balkanlara veda etmiş olsa da Balkan dilleri Türkçeden gelen kelimelere hiçbir zaman veda etmediğini ifade ederek, "Günümüzde 8 Balkan dilinde Türkçenin önemli etkileri görülüyor. Bu etki yalnızca geçmişten miras kalan kelimelerle sınırlı değil; bugün bile özellikle Türk dizilerinin etkisiyle Türkçe kökenli birçok kelime aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Sırpça, Boşnakça, Makedonca, Romence, Bulgarca, Yunanca ve Arnavutça üzerine yaptığımız incelemelerde, Sırpça ve Boşnakçada 8 ila 9 bin arasında Türkçe kökenli kelime bulunduğunu gördük. Diğer Balkan dillerinde ise günlük yaşamda kullanılan Türkçe kelime sayısı 3 ila 5 bin arasında değişiyor. Bir Balkan evine girdiğinizde yorgan, yastık, çarşaf, perde, dolap, yatak ve kilim gibi pek çok eşyanın adının hala Türkçe kelimelerle ifade edildiğini görebilirsiniz” diye konuştu. Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ise Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani’siyle başlayan Şemseddin Sami’yle devam eden bir geleneğin öncüsü böyle bir etkinlikte bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

Fetih Sergisi 18 Mayıs'a kadar açık kalacak Haber

Fetih Sergisi 18 Mayıs'a kadar açık kalacak

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü nedeniyle Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü iş birliğiyle düzenlediği sergi açıldı. Hat, tezhip, minyatür ve ebru dallarında, 73 eserin yer aldığı ‘Fetih Sergisi’ 18 Mayıs tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Bursa Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki ( Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu) serginin açılışına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı, akademisyenler, öğrenciler, sanatseverler ve vatandaşlar katıldı. Fetih Sergisi’nin açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılının sadece bir tarih değil, aynı zamanda güçlü bir medeniyet idraki olduğunu belirterek, “Bursa’nın fethi; inançla, sabırla ve yüksek bir ideal uğruna verilen mücadelenin adıdır. Bizler de ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığımız 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, bu büyük mirası hemşehrilerimizle birlikte yeniden anlamayı ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyoruz. Tiyatrodan söyleşilere, sergilerden yarışmalara kadar çeşitli etkinliklerle tarihimize sadece bakmıyor, onu yaşıyor ve yaşatıyoruz. Yıldırım’ı kültür ve düşünceyle besleyen bir şehir haline getirme hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi. ‘RUHUNU KAYBETMEYEN ŞEHİR’ Bursa’nın tarihi, kültürü ve maneviyatıyla çok özel bir şehir olduğuna dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; “Bursa, 700 yıldır yaşayan, değişen, dönüşen, gelişen ama ruhunu kaybetmeyen bir şehirdir. Tarihi, kültürü, sanatı içinde barındıran köklü bir kenttir. Bizler bir toplumun ruhunun, kültür ve sanatla şekillendiğini biliyoruz. Kültür ve sanat; geçmişin izlerini taşır, bugünü anlamlandırır ve geleceğe yön verir. Bursa olarak her geçen gün zenginleşen bir kültürel hazineye sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bugünkü sergimizin de kentimiz için büyük bir zenginlik olduğuna inanıyorum. Bursa’nın 700 yıllık hafızası, sanatla yaşamaya devam edecek ve bizler bu hafızayı geleceğe taşımayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Sergide emeği geçen öğretim üyeleri ve öğrencilere teşekkür eden Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, “Zamanın ruhuna uygun, çok anlamlı ve güzel bir sergi oldu. Dilerim tüm Bursalılar bu sergiden yeterince istifade eder” dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı ise serginin büyük bir emeğin ve işçiliğin eseri olduğunu vurgulayarak, sergiye katkı veren herkese teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.