SON DAKİKA
Hava Durumu

#Meclis

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Meclis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan 'ın 2026 sonbaharında seçim’ iddiası Haber

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan 'ın 2026 sonbaharında seçim’ iddiası

Bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye’nin ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Arıkan, Meclis gündemine gelmesi beklenen yeni varlık barışı düzenlemelerinin, 2026 sonbaharında yapılması planlanan bir baskın seçimin altyapısını oluşturduğunu savundu. “Gidişat baskın seçimi gösteriyor" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde verilen "erken seçim tartışmaları bitecek" vaadinin tutulmadığını hatırlatan Arıkan, Türkiye'de ciddi bir yönetim krizi yaşandığını vurguladı. Muhalefetin olası bir seçimden kaçmayacağını belirten Arıkan, iktidarın "seçime ihtiyaç yok" söylemlerine rağmen, gelişmelerin bir "baskın seçime" işaret ettiğini dile getirdi. "Kayıt dışı sermaye ile seçim ekonomisi hazırlığı" Varlık barışı düzenlemesini sert bir dille eleştiren Arıkan, yurt dışından gelecek kaynağın denetimsiz biçimde sisteme dahil edilmek istendiğini söyledi. Düzenlemenin içeriğine dair endişelerini paylaşan Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: “Yurt dışından gelecek olan paranın, altının nereden aldın diye sorulmadan kayıt altına alınması ve uzun bir dönem gelir vergisinden muaf tutulması planlanıyor. Bu düzenlemeyle dışarıdan gelecek parayla Türkiye'de bir sıcak para bolluğu oluşacağı ve ülkenin paraya boğulacağı hesabı yapılıyor." "Larry Fink’in talepleri anında karşılık buldu" Sürecin "işaret fişeğinin" BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyaretinde ateşlendiğini iddia eden Mahmut Arıkan, yerli esnafın ve çalışanların taleplerinin yıllardır görmezden gelindiğini savundu. Arıkan, "Fink'in Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası talepleri anında yerine getirilerek Meclis'e taşındı. Çıkacak bu uygulamayla piyasada sağlanacak geçici rahatlama, seçim ekonomisinin bir parçasıdır” görüşünü svundu.

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin Haber

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ile Dersim Milletvekili Ayten Kordu tarafından sunulan önergede, geçmişle yüzleşilmediği sürece benzer hak ihlallerini üreten zihniyetin engellenemeyeceği vurgulandı. Kürt Aleviliği hedef alındı Önergenin gerekçesinde, Dersim’in Osmanlı’nın son döneminden itibaren merkezi otorite tarafından “eşkıyanın yurdu” olarak damgalandığı ve siyasi itaat politikalarının hedefi haline getirildiği belirtildi. Kürt Aleviliğinin merkezi bir “mesele” olarak görülmesinin 1937-38 sürecinde topyekun bir tasfiye kararına dönüştüğü ifade edilen önergede; bölge halkının dili, inancı, kültürü ve toplumsal hafızasıyla birlikte hedef alındığı kaydedildi. Seyit Rıza’nın mezar yeri ve kayıp çocuklar Dersim Tertele’sinin Türkiye’de demokratik bir gelecek ve toplumsal barışın inşası için belirleyici bir nokta olduğu ifade edilen önergede, şu talepler öne çıkarıldı: Devlet arşivlerinin eksiksiz ve denetlenmeye açık bir şekilde kamuoyuna sunulması. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilip açıklanması. Ailelerinden koparılarak verilen “Dersim’in kayıp kızları” ve diğer çocukların akıbetinin aydınlatılması. Toplu mezarların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve toplumsal yüzleşme için somut adımların atılması. Önergede son olarak, “Geçmişle yüzleşilmediği sürece bu ihlalleri mümkün kılan zihniyetin yeniden üretilmesinin önüne geçilemez” denilerek Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması talep edildi.

TBMM'den 'egemenlik milletindir' vurgusu... Devlet erkanı Ata'nın huzurunda Haber

TBMM'den 'egemenlik milletindir' vurgusu... Devlet erkanı Ata'nın huzurunda

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'de düzenlenen törene katıldı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü dolayısıyla Meclis'teki Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un, Atatürk Anıtı'na kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşan çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile devlet erkanın da hazır bulunduğu törende Kurtulmuş, Misak-ı Milli Kulesi'nde Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, 23 Nisan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, bu özel günün hem milli egemenliğin ilanı hem de çocuklara armağan edilen eşsiz bir bayram olduğunu ifade etti. Çocuklara seslenen Kurtulmuş, “Bayram sizindir, Meclis sizindir, memleket sizindir. Geleceğimiz sizlerin omuzlarında yükselecektir” dedi. Mesajında egemenliğin millete ait olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, siyasetin ve Meclis’in de millet iradesiyle anlam kazandığını belirtti. Kurtulmuş ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106’ncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclis’in kurucu kadrolarını, şehitleri, gazileri ve geçmişten bugüne tüm milletvekillerini saygı ve minnetle andı. https://twitter.com/TBMMresmi/status/2047208471641387147 106. YIL RESEPSİYONU SAAT 18.00'DE Öte yandan 23 Nisan programı kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek TRT 48’inci Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği Gala Programı’na katılacak. Günün ilerleyen saatlerinde ise TBMM’nin 106’ncı açılış yıl dönümü dolayısıyla Meclis’te resepsiyon düzenlenecek. Saat 18.00’de gerçekleştirilecek programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi… Haber

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi…

İşte Gazeteci Yazar Mesut Demir’in köşe yazısı… İran Savaşı’nın gündemden düşüren APP plaka komedisi! Plaka Ahmet milletle dalga mı geçiyor? Türkiye’de trafik cezaları, İran Savaşı’nı gündemden düşürerek zirveye yerleşti. Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına birazdan değineceğim. Öncelik, APP plaka komedisi… Öyle bir ülke düşünün ki, bir trafik cezası ortaya çıkarılıyor. Cezanın detayı, içeriği, süsü biberini geçin… Böyle bir ceza sistemi ve rakamlarıyla ülke gündemine oturuyorsunuz. İran Savaşı olmasa, dünya gündeminin bile ilk sırasında yer alırsınız bu komediyle… Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Ahmet Çakır, basına demeç vererek diyor ki; “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” Hayırdır Ahmet Başkan, şaka mısın, milletle dalga mı geçiyorsun? Senin başkanı olduğun kurum, plakaları resmi olarak basmakla yükümlü kurum değil mi? Senin başkanı olduğun kurum, her plaka çıkarılmasından parayı indirmiyor mu? Şimdi kalkmışsın, “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” diyorsun. Bununla mı övünüyorsun? Ya da milletle dalga geçiyorsun? Bu adamı kim başkan yaptı, kim oy verdi Allah aşkına… Plaka Ahmet, çıkmış “Bu plakaya benden başkası basamaz, sadece ben basarım. Hem basma parası ödersin, hem de 4 bin lira ceza ödersin” diyor… Ramazan ayında Bursalıların aklınla ve ayarlarınla oynama Plaka Ahmet… Sen bence bugün istifa et ve o koltuğu boşuna işgal etme… Gelelim Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına… APP plakaya ceza fikri, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den mi çıktı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten mi çıktı? Merak ediyorum 85 milyon Türk Milleti gibi… Meclis’te onlarca milletvekilinden bir tanesi de çıkıp, “yaaa biz bu cezayı yeniden gözden geçirelim” demedi mi? Türkiye’de son 1 aydan buyana trafik cezaları komedisi yaşanıyor. Sosyal medyada milletin diline düştü bu plakaya ceza fikrini kim çıkardıysa… Maliye Bakanı sayın Şimşek… Devletin bütçe açığı varsa, tasarrufa TBMM’den başlayıp 600 olan milletvekili sayısını 100’e düşür ki Türkiye adam görsün… Nasıl olsa milletvekillerinin artık meclis üyeliğinden farkı yok. Vatandaş da artık milletvekillerine saygı göstermiyor. En azından vatandaşın boynuna nasıl, ne vergisi, ne cezası yüklesem diye düşünmezsin sayın Bakan… Benim kafamda soru işaretleri var bu durumla ilgili… Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ya intikam alıyor (Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türk Milleti’ni karşı karşıya getirerek) ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan bir daha seçilmesin diye dış güçlerle işbirliği yapıyor? Yoksa bu kadar komik cezalarda vatandaşın boynuna urgan dolandırılmaz. Sağlıklı ve esen kalın…

Davutoğlu: Bayram ikramiyeleri her geçen yıl eriyor Haber

Davutoğlu: Bayram ikramiyeleri her geçen yıl eriyor

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına şehit pilot Binbaşı İbrahim Bolat için rahmet dileyerek başlayan Davutoğlu, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı da vefat yıl dönümü dolayısıyla andı. Davutoğlu, Ramazan programlarına ve emeklilerle yapılan buluşmaya ilişkin “Ramazan ayı vatandaşlarımızla birlikte samimi ortamlarda iftarlar ve sahurlarla geçiyor. Geçtiğimiz hafta ilk Ramazan iftarını emeklilerimizle yaptık. Emekliler iftarımız çok duygusal bir ortamda geçti. Bugünkü şartlarda emekliler gördükleri o belli bir hayat standardının gerisine düşmenin onur çilesini yaşıyorlar. Dertleri bir değil, iki değil. ‘Ben bu dünyadan torun sahibi olmadan gitmekten korkuyorum’ diyen bir emekliyle konuştuk. Evlenemiyorlar çünkü işleri yok. Evlenemiyorlar çünkü evlenecekleri eşlerine iyi bir hayat kuracaklarına inanmıyorlar” dedi. Bayram ikramiyesi tartışmasına değinen Davutoğlu, ikramiyelerin değer kaybına ilişkin şu öneriyi yaptı: “Bayram ikramiyeleri her geçen yıl eriyor. Bayram ikramiyesinde bir maaş ek zam verilmezse adil bir bayram ikramiyesi verilmiş sayılmaz. Buna bayram ikramiyesi de denmez.” Komisyon raporuna ilişkin değerlendirmesinde Davutoğlu, raporun içeriğini yeterli bulmadığını belirtirken, iyi niyet gerekçesiyle raporu engellememeyi tercih ettiklerini söyledi. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin sözleri üzerinden değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, Meclis’in devreye girmesi ve diplomatik adımlar atılması gerektiğini savunarak “Türkiye’den gür bir ses çıkmadı. Meclis’te bir genel görüşme, ortak bir açıklama olmadı. Büyükelçiler sıradan insanlar değildir, Amerikan Büyükelçisini Ankara’da Dışişleri’ne çağırmak gerekiyor. Sayın Erdoğan, Trump’a bir mektup yazmalı. Bu büyükelçi orada durdukça ilişkiler gözden geçirilmeli. Gazze Barış Kurulu toplantılarına katılmayacağız denmesi lazım.” açıklamasını yaptı.

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz Haber

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada terörsüz Türkiye sürecine ve komisyon raporuna değindi. Terörsüz Türkiye sürecinin ilk günlerini hatırlatan Babacan, şunları söyledi: “Terörsüz Türkiye sürecinin gündeme geldiği ilk günlerde biz sözlerimize şöyle başlamıştık: ‘Barış savaştan iyidir.’ ‘Diyalog çatışmadan iyidir’ demiştik. ‘Yeter ki bu ülke bu sorunu çözsün; biz değil elimizi, gerekirse bedenimizi taşın altına koyarız’ diye de eklemiştik. O günden bu yana, tam 1 yıl 4 ay geçti. Sürece katkı sunacak her zeminde yer aldık. Siyasetin, Meclis’in ve demokratik zeminin yanında durduk; durmaya da devam edeceğiz inşallah. Geçtiğimiz hafta komisyon raporu oylandı ve yayınlandı. Böylesine zor bir konuda ortak bir metin kaleme almak elbette kıymetlidir. Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek zorundayız: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” Kayyım uygulamaları ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde Babacan “Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde raporda zikredilen iradeyi değerli buluyoruz. Ama sadece bir ifade yeterli değil. Bu konunun sağlam hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekir. İdari vesayeti azaltan, demokratik meşruiyeti güçlendiren açık ve net bir çerçevenin oluşturulması gerekir. Öte yandan, yüksek yargı kararlarının uygulanmaması gibi, hukuka olan güveni zedeleyen işler devam ederse, toplumun devlete olan güveni de boşa çıkmış olur. Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçip haklarında takipsizlik veya beraat kararı verildiği halde hala KHK mağduriyeti yaşayanlar varsa, sürece olan güveni pekiştiremezsiniz. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortadayken uygulama yoksa, hangi hukuk devletinden söz edilebilir?” sorusunu sordu. “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına ilişkin Babacan, “Kamuoyuna yansıyan ‘Casperlar’ adlı silahlı suç örgütü soruşturmasında çok çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Aralarında polis memurlarının, bir zabıt katibinin ve bir gümrük muhafaza memurunun da bulunduğu toplam 14 kamu görevlisi, suç örgütüne yardım ettikleri ve adli kayıtları sızdırarak haksız menfaat sağladıkları iddiasıyla tutuklandı. Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat ve menfaat ilişkisine girdiğinin tespit edilmesi, yargı ve kolluk açısından çok vahim bir durumdur. Kamu görevi yürüten kişiler bir suç örgütünün hiyerarşisi içinde hareket etmişse burada yalnızca bireysel bir yozlaşma değil, kurumsal bir güvenlik zafiyeti vardır. Devlet yönetimi bu türden sızmaları kaldırmaz, kaldıramaz. Bu kamu görevlileri hangi mekanizmalar üzerinden bilgi paylaştı? Denetim mekanizmaları niçin zamanında alarm vermedi? Bu tür örgütler bürokrasi ve siyasetle ilişki içinde hareket eder” dedi. Filistin’deki gelişmelere de değinen Babacan, “Gazze’de tam iki yıl süren bir soykırımına şahit olduk. Gazze’de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yapıların yüzde 90’ı kullanılamaz hale geldi. Ateşkes işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemelidir. Netanyahu’nun dünya kamuoyuna meşru bir aktör olarak tekrar sunulmaya çalışıldığı hiçbir platforma Türkiye destek vermemelidir. Nihai hedef olan iki devletli çözümü riske sokacak her türlü girişimin karşısında Türkiye kararlılıkla durmalıdır. Kudüs’te ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin durumu yakından izlenmelidir” diye konuştu.

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama Haber

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Geçtiğimiz hafta raporun neredeyse oybirliği ile kabul edilmesinden sonra bugün bu komisyona destek veren siyasi partilerimizin sayın genel başkanlarını ziyaret etme kararı aldık. Sabahleyin Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi ziyaret ettim, bugün de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Özgür Özel Bey’i ziyaret ettim. Gayet güzel bir görüşme oldu. Öncelikle bir kere daha huzurlarınızda Sayın Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden komisyonda bulunan arkadaşlara komisyon çalışmalarına verdikleri destek dolayısıyla çok teşekkür ediyorum. Gerçekten samimi bir şekilde bu sürecin başından itibaren destek verdiler ve Türkiye demokrasi bakımından örnek bir çalışmayı yüz akıyla tamamlamış olduk. Bu kadar farklı siyasi kanaatlere sahip olan milletvekili arkadaşlarımız aynı masa etrafında bir araya gelerek neredeyse hiç seslerini birbirine karşı yükseltmeden meseleleri konuştular, tartıştılar. Türkiye’nin farklı kesimlerinden, çok farklı kanaatlere ve siyasi oryantasyonlara sahip 137 kişi geldi, bunları dinledik ve sonuçta müzakereler sonucunda bütün partilerin ortaklaştığı bir rapor ortaya çıkmış oldu. Siyasi partilerimiz kendi tutum belgeleri mahiyetindeki raporlarını da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundular. Raporda, raporun ekinde de siyasi partilerin raporları yer almış oldu. Çatışma çözümleri bakımından örnek olacak bir çalışma ortaya konulmuş oldu. Üçüncü bir göze ihtiyaç duyulmaksızın, başka birisinin moderatörlüğüne ihtiyaç duyulmaksızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milli iradenin tecelligahı olan, Türkiye demokrasisinin kalbi olan bu kutsal mekânda siyasi partiler farklı görüşlerle bir araya geldi ve ortak bir metni Türk kamuoyuyla buluşturmuş oldular. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonra ümit ediyorum ki kısa bir süre içerisinde özellikle altıncı ve yedinci bölümde dile getirilen somut teklifler yine siyasi partiler tarafından ele alınacak ve Meclisimizin Genel Kurulu’nda yasama faaliyetlerine başlanacaktır. Artık Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin ilk asrının neredeyse yarısını meşgul etmiş olan terör sarmalının geride kalmasını ve Türkiye’nin bir daha asla o günlere dönmemesini temenni ediyorum. Bu çerçevede milletimizin tamamına yakınının verdiği desteğin siyasi temsilcileri olarak komisyonda büyük destek veren bütün siyasi partilerimize, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Sayın Genel Başkanı’na ve komisyonda yer alan milletvekili arkadaşlara katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu, hep beraber Türkiye’de demokrasinin başarısıdır; komisyona katkı veren partilerimizin ortak başarısıdır.” CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kurtulmuş, Meclis Başkanımız olarak bu önemli süreçte komisyona bizzat başkanlık etti. İlk toplantıda da söylemiştim; biz bu komisyonun başkanının herhangi bir partiden ya da dönüşümlü olması yerine Meclis Başkanı tarafından yürütülmesini ve onun güvencesinde yürütülmesinin önemine vurgu yapmıştık. Bugün de içeride, Sayın Kurtulmuş’un bize yaptığı teşekkür üzerine, bu süreçteki yönetimi ve uzlaşı kültürüne yaptığı liderlik için kendisine teşekkür ettim. Komisyona girme evresinde en çok merak edilen konu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumuydu ve çok şiddetli tartışmalar vardı. O gün büyük bir özgüvenle şunu söylemiştik: Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin kurucu partisidir, bugün ana muhalefet partisidir, son seçimlerin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun. Biz kimseye hesap veremeyeceğimiz, bilhassa şehit ailelerinin ve gazilerin yüzüne bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız. Ama mesele tarihi olarak çok önemlidir ve çözülmelidir. Zaman zaman ‘CHP komisyonda devam edecek mi?’ soruları soruldu. Hep aynı yanıtı verdik: Türkiye’de kardeşin kardeşin kanını akıttığı, anaların gözyaşlarının aktığı bir süreç duracaksa, Türkiye’ye barış gelecekse ve bunun en büyük katkısı olağanüstü bir kalkınma imkânı olacaksa; hem Türklere hem Kürtlere hem Türkiye’de yaşayan herkesin yarınlarına katkı sağlayacaksa; evlatlarımıza, torunlarımıza çatışma ve kavga değil zenginlik ve refah devredeceksek bu meselenin çözülmesi için herkes elini taşın altına koymalıdır dedik. Bundan sonraki süreçte de hepimiz süreci takip edeceğiz ve sonuçlandırılması için elimizden gelen katkıyı yapmaya devam edeceğiz. Raporumuzun altıncı ve yedinci maddelerinin gecikmeden ve birlikte hayata geçirilmesi önemlidir. Altıncı madde sorunun çözümüne yönelik düzenlemeleri, yedinci madde ise demokratikleşme adımlarını içermektedir. Raporda da altı çizildiği gibi peş peşe değil, iç içe bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç başarıya ulaştığında Türkiye hem terör sorunundan kurtulmuş hem de başta yargı kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı olmak üzere; tutuksuz yargılamanın esas olması ve raporda yer alan önemli demokratikleşme adımlarının atılmış olması sağlanmış olacaktır. Bu güvencenin takipçisi olmak çok önemlidir. Süreç başarıya ulaştığında kaybedeni olmayacak, kazananı Türkiye olacaktır. Türkiye’nin kazandığı bir yerde katkı koymak hepimizin görevidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.