Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lübnan

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Konuşmasına, geçen hafta Nepal’de meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileterek başladı. Türkiye’nin çatışmaların çözümünde sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla aşılması gerektiğini ifade etti. “Şanghay İşbirliği Örgütü çok kutuplu düzenin önemli bir unsuru” Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 3,5 milyar insanı ve yaklaşık 35 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini belirten Erdoğan, teşkilatı yükselen ve çok kutuplu dünya düzeninde önemli bir yapı olarak gördüklerini söyledi. Türkiye’nin örgütle her alandaki iş birliğini geliştirmeye çalışacağını ifade eden Erdoğan, teşkilatın barış ve istikrarın yanı sıra güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulması ve enerji arz güvenliği konularında da önemli roller üstlenebileceğini dile getirdi. Erdoğan, Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Projesi ile uyumlu hale getirilmesini arzuladıklarını ve teşkilat bünyesindeki iş birliğine önem verdiklerini kaydetti. COP31 için Antalya daveti İklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi hedeflediğini belirten Erdoğan, 11-12 Kasım tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan ülke temsilcilerini Antalya’da görmekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Gazze ve Lübnan’daki gelişmelere dikkat çekti Bölgedeki çatışmalara da değinen Erdoğan, İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze ve Lübnan’da yaşanan can kayıplarına dikkat çekti. Saldırgan politikaların bedelinin yalnızca çatışma bölgelerinde değil, tüm coğrafyada hissedildiğini söyledi. Erdoğan ayrıca Suudi Arabistan ve Pakistan ile hayata geçirilen Mekke Savunma İttifakı’nın, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık anlayışıyla barış ve istikrara katkı sunmasını beklediklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda, Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını Kırgızistan’dan devralacak Pakistan’a başarı dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız”

Bu yıl “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak, Peygamberimizden Bize Miras Merhamet” temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası'nın açılış programı, İstanbul'daki Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve çok sayıda davetli katıldı. Programda tasavvuf musikisi dinletisi sunulurken, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Mevlid-i Nebi Haftası için hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Mevlid-i Nebi Haftası Programı’nda konuştu: "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze’de, uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Sadece Filistin’de milyonlarca kardeşimiz; en temel… pic.twitter.com/LH83qLCTcJ — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 28, 2026 “Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümü hayırlara vesile olsun” Konuşmasına Mevlid-i Nebi Haftası'nı kutlayarak başlayan Erdoğan, Hazreti Muhammed'in doğumunun insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme değindi. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün Türkiye, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, Peygamber Efendimizin dünyaya gelişinin insanlığın inanç ve ahlak anlayışında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Peygamber sevgisinin nesiller boyunca aktarılan en değerli miraslardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bu sevginin Türk milletinin kültüründe, edebiyatında ve sanatında güçlü biçimde yer aldığını söyledi. “Peygamber sevgisi milletimizin kültüründe yaşamaya devam ediyor” Erdoğan, Anadolu'da gülün Hazreti Muhammed'in sembolü olarak kabul edilmesine ilişkin örnekler vererek, Peygamber sevgisinin halk kültüründeki yansımalarına dikkat çekti. Yunus Emre, Süleyman Çelebi ve Fuzuli gibi isimlerin eserlerinde Resulullah'a duyulan sevgi ve bağlılığın güçlü şekilde işlendiğini ifade eden Erdoğan, milletin manevi hafızasında naatların ve Mevlid-i Şerif'in özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi. “Güzel ahlakı hayatımızın merkezine koymalıyız” Peygamber Efendimizin örnek ahlakının Müslümanlar için yol gösterici olması gerektiğini belirten Erdoğan, Kur'an ve sünnetin rehberliğinde güzel ahlakın hayatın her alanında uygulanması çağrısında bulundu. Erdoğan, aile hayatından iş yaşamına, toplumsal ilişkilerden tabiatla kurulan bağlara kadar her alanda ahlaki değerlerin esas alınması gerektiğini söyledi. Çocukların ve gençlerin Peygamber Efendimizin örnek şahsiyetiyle tanıştırılmasının önemine işaret eden Erdoğan, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Gazze ve bölgedeki savaşlara dikkat çekti Konuşmasının önemli bölümünü Filistin ve bölgedeki gelişmelere ayıran Erdoğan, Gazze, Lübnan, Sudan ve Somali başta olmak üzere birçok bölgede insanların savaş ve istikrarsızlıkla mücadele ettiğini söyledi. Gazze'de sivillerin, çocukların, kadınların ve yardım çalışanlarının saldırılarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Erdoğan, İsrail hükümetinin politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savundu. Erdoğan, siyonizmin yayılmacı hedeflerine yönelik eleştirilerinin yalnızca Türkiye'nin çıkarları açısından değil, bölgedeki tüm halkların güvenliği ve insanlık değerleri açısından yapıldığını ifade etti. “Dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor” Uluslararası toplumun Gazze ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmeler karşısında yeterli tepki göstermediğini belirten Erdoğan, geçmişte yaşanan büyük insanlık trajedilerine yönelik sessizliğin ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Soykırım şebekesinin kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor.” Müslüman ülkelerin dışarıdan gelecek desteklere güvenerek sorunlarını çözemeyeceğini ifade eden Erdoğan, İslam dünyasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini dile getirdi. “Güçlü ve caydırıcı olmak zorundayız” Erdoğan, Müslüman ülkelerin hak ve hukuklarını birlikte savunması, bölgede barış ve güvenliği ortak şekilde inşa etmesi gerektiğini belirtti. “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” diyen Erdoğan, İslam dünyasının güçlü, caydırıcı ve dayanışma içinde hareket eden bir yapı oluşturmasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin hem kendi içinde hem de İslam dünyasında ittifakları güçlendirmeye ve anlaşmazlıkları azaltmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, birlik ve beraberlik mesajı verdi. “Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir” Ümmet-i Muhammed'in yeniden birlik içinde hareket etmesini arzu ettiklerini ifade eden Erdoğan, Müslümanların omuz omuza vererek geleceğe yürümesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin kendi içinde de 86 milyon vatandaşın kardeşliğini ve ortak kader anlayışını güçlendirmeye çalıştığını belirterek, Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerin Peygamber Efendimizin örnek ahlakının ve İslam dünyasındaki birlik anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sunmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefinin önemine dikkat çekerek, siyasi tartışmaların Türkiye’yi uzun yıllardır meşgul eden terör sorununun çözümüne yönelik çabalara gölge düşürmemesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, söz konusu sürecin yalnızca iktidar ve ittifakın meselesi olmadığını belirterek, “Bu mesele, bir devlet meselesidir; 86 milyonun ortak meselesidir” ifadelerini kullandı. Medya kuruluşları ve gazetecilere de çağrıda bulunan Erdoğan, daha fazla reyting ve etkileşim amacıyla hayati bir konunun tartışmalı hale getirilmemesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda (#MalazgirtZaferi) bulundu: "Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.… pic.twitter.com/dzYU9pIAE7 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 25, 2026 “TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASINI SADECE TÜRK MİLLETİ BELİRLER” “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” vizyonunun yanı sıra Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarı önceleyen dış politikasının bazı çevreleri rahatsız ettiğini savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgedeki tüm toplumlar için barış ve kalkınma istediğini belirtti. Son dönemde kendisine ve Türkiye’ye yönelik kampanyaları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları bölgedeki bazı planların bozulmasının oluşturduğu tepkinin yansıması olarak nitelendirdi. “Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dost ve kardeş ülkeleri desteklemeyi sürdüreceğini ifade etti. Bölgesel barış için mücadeleden geri adım atmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler; milletten başka hiçbir aktör Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez” dedi. “BÖLGEMİZİN TAMAMINDA BARIŞ İSTİYORUZ” Türkiye’nin bölge politikasının temelinde barış, adalet, istikrar ve huzurun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, gizli bir ajanda veya niyetlerinin olmadığını söyledi. Türkiye’nin hedefinin çevresinde bir “sulh iklimi” oluşturmak ve bölgenin her karışında adalet, güvenlik ve refahı tesis etmek olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak, Lübnan ve Filistin’in yanı sıra Körfez, Afrika, Balkanlar ve Kafkasya’ya kadar uzanan geniş coğrafyaya dikkat çekerek, Türkiye’nin bu bölgelerde tarihi ve kültürel bağların güçlendirilmesi için çalıştığını söyledi. Erdoğan, açıklamasını Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrar hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceğini belirterek tamamladı.

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın Haber

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısına ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Bahçeli, saldırının Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirterek İsrail yönetiminin bölgesel güvenlik açısından giderek daha büyük bir tehdit oluşturduğunu savundu. Bahçeli, Türkiye’nin İsrail’le savaş arayışında olmadığını ancak ülkenin egemenlik haklarının ihlal edilmesine ve milli güvenliğine yönelik tehditlere de kayıtsız kalmayacağını vurguladı. “TÜRKİYE’NİN SABRINI SINAMAKTAN VAZGEÇİN” İsrail’in Suriye sahasındaki faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya yönelik girişimleri ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden politikalarının yakından takip edildiğini belirten Bahçeli, İsrail yönetimine şu mesajı verdi: “Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan ve ülkemizin millî güvenlik alanlarına müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden vazgeçilmelidir.” Bahçeli, Türkiye’nin barış iradesinin zafiyet, itidalinin ise acziyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU Suriye’nin etnik, dini ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasına yönelik girişimlerin bölgeyi daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyeceğini belirten Bahçeli, Suriye’nin güçlü, egemen ve toprak bütünlüğünü koruyan bir devlet yapısına kavuşmasının bölge ülkelerinin yararına olduğunu kaydetti. Bahçeli, İsrail’in Suriye’de kalıcı işgal alanları oluşturmasının, fiili sınırları değiştirmesinin veya tampon bölgeleri genişletmesinin Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu bildirdi. “İSRAİL’İN ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ ZORUNLULUK” İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesinin ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini savunan Bahçeli, bunun İsrail devletinin veya halkının ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; uluslararası hukuka aykırı politikaların siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçlarla sınırlandırılması gerektiğini belirtti. Bahçeli ayrıca İsrail’e yönelik uluslararası yaptırım mekanizmalarının işletilmesi, ekonomik ve diplomatik baskının artırılması ve İsrail’e koşulsuz destek veren ülkelerin politikalarını gözden geçirmesi çağrısında bulundu. ORTA DOĞU İÇİN YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ ÖNERİSİ Bahçeli açıklamasında, bölgesel barışın sağlanması amacıyla bir dizi öneri de sıraladı. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki iş birliğinin genişletilmesini savunan Bahçeli, daha kapsamlı bir “İslam Barış Gücü” oluşturulmasını önerdi. Ayrıca ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin dahil olacağı bir “Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi” kurulmasını, Birleşmiş Milletler himayesinde Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı düzenlenmesini ve bölgesel güvenlik ilkelerini ortaya koyacak bir “Ankara Deklarasyonu” yayımlanmasını teklif etti. Bahçeli, ateşkeslerin denetlenmesi için BM çatısı altında uluslararası gözlem misyonu kurulması ve kalıcı diplomatik temas sağlayacak bir “Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu” oluşturulması gerektiğini de ifade etti. FİLİSTİN İÇİN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÇAĞRISI Filistin meselesinin Orta Doğu’daki güvenlik mimarisinin merkezinde bulunduğunu belirten Bahçeli, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını ve iki devletli çözümün uluslararası toplum tarafından desteklenmesini savundu. Bahçeli, İsrail’in Gazze, Suriye ve Lübnan’daki faaliyetlerinin yanı sıra İran’la yaşanan gerilim, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs eksenindeki gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda İsrail’e yönelik sert mesajını yineleyen Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında geri adım atmayacağını belirtti. Bahçeli, “Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur” ifadelerini kullandı.

Burhanettin Duran’dan Netanyahu’ya Tepki: “Türkiye Bu Oyunlara Gelmeyecek” Haber

Burhanettin Duran’dan Netanyahu’ya Tepki: “Türkiye Bu Oyunlara Gelmeyecek”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye’ye ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Duran, Netanyahu’nun tehdit ve suçlamalarının siyasi kaygılardan kaynaklandığını savunarak, “Netanyahu gibi figüranların barış ve istikrarı baltalama oyunlarına gelmeyecek tecrübeye sahibiz” mesajını verdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bir mülakatta Türkiye ve Suriye hakkında yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duran, Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye’ye yönelik tehdit ve suçlamalarının İsrail yönetiminin uluslararası alanda giderek artan yalnızlığının göstergesi olduğunu savundu. Duran: Netanyahu’nun söylemleri sonuç vermiyor Netanyahu’nun “hayali tehditler ve düşmanlar” oluşturarak uluslararası kamuoyunu etkilemeye çalıştığını belirten Duran, bu yaklaşımın artık beklenen karşılığı bulmadığını ifade etti. Duran, İsrail’in Gazze, Suriye ve Lübnan’daki politikalarına yönelik uluslararası tepkilerin arttığını belirterek, Netanyahu’nun iç siyasi hesaplarla Türkiye karşıtı söylemleri öne çıkardığını öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, Netanyahu’nun yaklaşan seçimler ve iç politikadaki kaygıları nedeniyle Türkiye karşıtlığını siyasi bir araç olarak kullandığını savundu. Duran ayrıca İsrail siyasetindeki aşırı sağ partiler arasındaki rekabetin bölge ülkelerine yönelik söylemleri daha da sertleştirdiğini belirtti. “İsrail’in algısı tarihteki en düşük noktalardan birinde” Duran, İsrail’in Gazze’den Suriye ve Lübnan’a kadar yürüttüğü saldırgan politikaların ülkenin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini söyledi. İsrail hükümetindeki bazı isimlerin açıklamalarının ve yerleşimci şiddetine yönelik tutumun da bu algıda etkili olduğunu savunan Duran, Netanyahu yönetiminin bölge ülkelerini çeşitli suçlamalarla hedef alarak kendi politikalarının oluşturduğu tepkiyi başka aktörlere yönlendirmeye çalıştığını ileri sürdü. Duran, Türkiye’nin de bu söylemlerde hedef haline getirildiğini belirterek, uluslararası kamuoyunda İsrail politikalarına yönelik farkındalığın giderek arttığını söyledi. “Netanyahu bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor” Burhanettin Duran, Netanyahu yönetiminin siyasi geleceğini güvence altına almak amacıyla bölgesel gerilimleri artırabilecek politikalar izlediğini öne sürdü. Türkiye’nin dış politikasının barış ve istikrarı öncelediğini belirten Duran, Netanyahu gibi aktörlerin bölgedeki istikrarı bozma girişimlerine Türkiye’nin izin vermeyeceğini ifade etti. Duran, açıklamasında Türkiye’nin kendi vatandaşlarının ve bölgedeki dost ülkelerin huzurunu korumak konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Netanyahu ne söylemişti? İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Üssü’ne yönelik saldırıyla ilgili açıklamasında, operasyonun Türkiye’ye mesaj vermek amacı taşıdığını belirtmişti. İsrail yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı ve Suriye yönetimine verdiği desteğin İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturduğunu savunuyor. Türkiye ise İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri ve saldırılarına yönelik eleştirilerini sürdürüyor.

Milli Savunma Bakanlığı, İsrail’in Suriye’deki Hava Üssü’ne yönelik saldırısını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Haber

Milli Savunma Bakanlığı, İsrail’in Suriye’deki Hava Üssü’ne yönelik saldırısını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısı, TEKNOFEST Mavi Vatan’a ev sahipliği yapan Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirildi. TCG Koçhisar’da düzenlenen toplantıda Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve sınır güvenliği faaliyetlerine ilişkin son verileri paylaştı. 3 PKK’LI TESLİM OLDU Tuğamiral Aktürk, geçtiğimiz hafta 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu bildirdi. Hudutlarda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 588 kişi yakalandı. Yakalananlar arasında 4 terör örgütü mensubunun bulunduğu belirtildi. Böylece 1 Ocak’tan bu yana hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 8 bin 530’a yükseldi. Yasa dışı geçişi engellenen 1.059 kişiyle birlikte, yıl başından bu yana engellenen kişi sayısının ise 46 bin 577 olduğu açıklandı. "TÜRK ASKERİ HEYETİ BULUNMUYORDU" Toplantının ardından gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bakanlık, İsrail’in Suriye’deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısını da değerlendirdi. Açıklamada saldırının Suriye’nin istikrarına, güvenliğine ve birlik ve bütünlüğüne zarar vermeye yönelik olduğu belirtilerek, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı. İsrail, imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan’ın güneyindeki saldırılarına ve askerî faaliyetlerine devam etmekte; Suriye’ye yönelik son saldırılarıyla da bu ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve birliğini hedef almaktadır.#MillîSavunmaBakanlığı pic.twitter.com/kiaZee9cKV — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) August 20, 2026 Bakanlık saldırı öncesinde veya saldırı sırasında Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’nde herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını duyururken, Suriye ve bölgenin huzur ve istikrarı için İsrail’in bu tür saldırılara son vermesi ve uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin Suriye’nin “tek ordu” ilkesi çerçevesinde kendi altyapısını ve askeri kapasitesini oluşturma faaliyetlerine destek vermeyi sürdüreceklerini duyurdu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Terörsüz Türkiye” için kaybedecek vaktimiz yoktu Haber

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Terörsüz Türkiye” için kaybedecek vaktimiz yoktu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gazi Meclis tarafından kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” sonrasında yazılı bir değerlendirme yaptı. Bahçeli, düzenlemenin Türkiye’nin terörle mücadele birikiminin ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin hukuki zemindeki sonucu olduğunu ifade etti. Bahçeli, Türkiye’nin terörden bütünüyle arındırılmasının yalnızca silahlı unsurların etkisiz hale getirilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, terörün yeniden ortaya çıkabileceği siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin de ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. “22 EKİM 2024’TE DİLE GETİRDİK” “Terörsüz Türkiye” iradesini ilk kez 22 Ekim 2024’te MHP Grup Toplantısı’nda dile getirdiğini hatırlatan Bahçeli, gelinen noktada zamanın kendilerini haklı çıkardığını söyledi. Türkiye’nin yakın coğrafyasında terör örgütlerinin ve vekalet unsurlarının bölgesel güç mücadelelerinde araçsallaştırıldığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin terör meselesini kendi milli iradesiyle nihai biçimde çözmesinin artık ertelenemez bir milli güvenlik meselesi olduğunu kaydetti. İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın karşılıklarıyla genişleyen çatışma ortamına da değinen Bahçeli, bölgesel bir çatışmanın kısa sürede farklı ülke ve cephelere yayılabileceğini ifade etti. Gazze, Lübnan ve İran eksenindeki gelişmelerin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirten Bahçeli, enerji arzı ve küresel ticaret açısından da risklerin ortaya çıktığını söyledi. “ÜNİTER YAPI MÜZAKERE KONUSU DEĞİLDİR” Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatmasının “hayati bir mesele” haline geldiğini vurgulayan Bahçeli, TBMM’de kabul edilen kanunun Terörsüz Türkiye hedefini hukuki bir zemine taşıdığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, milli egemenliği ve vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün herhangi bir müzakerenin konusu yapılamayacağını ifade etti. Bahçeli, kanunun öngördüğü hukuki mekanizmaların terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığının sona erdirilmesi, silah ve mühimmatın teslim edilmesi ve örgütsel komuta kabiliyetinin ortadan kaldırılmasının devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesinin ardından işletileceğine dikkat çekti. “KAYBEDECEK VAKTİMİZ YOK” Kanunun kabul edilmesiyle ulaşılan aşamanın bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu belirten Bahçeli, bundan sonraki hukuki ve idari süreçlerin hızla uygulanması gerektiğini söyledi. “Kaybedecek vaktimiz yoktur” diyerek kurumlar arasında herhangi bir yetki ve koordinasyon boşluğu oluşmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, terörün sona ermesiyle birlikte uzun yıllar terörün etkisi altında kalan bölgelerin yatırım, üretim, sanayi, tarım, turizm, eğitim ve istihdam imkanlarıyla buluşturulması gerektiğini belirtti. Devlet ile vatandaş arasındaki mesafelerin ortadan kaldırılmasının ve ortak vatandaşlık bağının güçlendirilmesinin terörün kalıcı tasfiyesinin somut sonuçları olacağını ifade eden Bahçeli, değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı: “Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye’nin bundan sonraki büyük yürüyüşünün başlangıç şartlarından biridir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmelidir” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmelidir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’e verdiği mülakat İngilizce ve Arapça olarak yayımlandı. Mülakatta Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve istikrara ilişkin yaklaşımı öne çıkarken, Erdoğan’ın özellikle Mekke Ortak Savunma Anlaşması üzerinden bölge ülkelerinin kendi güvenlik mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğine yönelik mesajları dikkat çekti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı “Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmelidir” anlayışının, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında atılan adımın temel yaklaşımını oluşturduğu belirtildi. “BİRİMİZİN GÜVENLİĞİ HEPİMİZİN GÜVENLİĞİDİR” Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef alan bir bloklaşma olmadığı, aksine barış, istikrar, dayanışma ve kolektif caydırıcılığı esas alan stratejik bir iradeyi temsil ettiği ifade edildi. Türkiye’nin bölgesel vizyonunda dışarıdan dayatılan çözümler yerine bölgesel sahiplenmenin, gerilim yerine diplomasinin, çatışma yerine diyaloğun ve ayrışma yerine iş birliğinin öne çıktığı vurgulandı. Körfez’den Hürmüz’e, Lübnan’dan Suriye’ye uzanan geniş coğrafyada Türkiye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygıyı esas alan bir bölgesel düzeni savunduğu belirtildi. Açıklamada, güvenlik, kalkınma ve refahın birlikte güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilirken, Türkiye’nin bölgesinde edilgen bir aktör olmadığı, barışın tesisi için inisiyatif alan ve sorumluluk üstlenen bir ülke olduğu ifade edildi. Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonun, Orta Doğu’nun geleceğinin çatışma ve istikrarsızlık yerine barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek iradesiyle şekillenmesi çağrısı taşıdığı belirtilerek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel barış için yapıcı diplomasi yürütmeyi sürdüreceği kaydedildi.

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak" Haber

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin sert açıklamalarda bulunarak, Kazma Dağı bölgesinin yakın zamanda hedef alınacağını söyledi. Trump, İran'ın söz konusu bölgeye santrifüj taşıdığına dair herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtirken, bölgeye yönelik olası bir saldırının gündemde olduğunu ifade etti. Beyaz Saray'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda Washington yönetiminin tutumunun değişmediğini vurguladı. "İran nükleer silah sahibi olamayacak" İran'ın nükleer silah geliştirmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini belirten Trump, Tahran yönetiminin nükleer çalışmalarını yeniden başlatması halinde ABD'nin karşılık vereceğini söyledi. Trump, "İran nükleer faaliyetlerini yeniden başlatmaya çalışırsa nükleer tesislerini tekrar vururuz. Eğer saldırmasaydık bugün nükleer silaha sahip olurlardı." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik baskının devam edeceğini belirterek, Washington'un bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydetti. "Hürmüz Boğazı'nda abluka sürüyor" Trump, İran'a yönelik ekonomik ve askeri baskının devam ettiğini savunarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere de değindi. İran limanlarıyla ilgili iddialarda bulunan Trump, "Hiçbir gemi İran limanlarına giremiyor ve oradan çıkamıyor." dedi. İran'ın çatışmalar nedeniyle büyük zarar gördüğünü öne süren Trump, ülkenin eski durumuna dönmesinin uzun yıllar alacağını iddia etti. Kızıldeniz ve Husilere uyarı Trump, Yemen'deki Husilere yönelik de mesaj verdi. Kızıldeniz'deki deniz ulaşımının engellenmesine izin vermeyeceklerini belirten ABD Başkanı, bölgedeki ticari gemi geçişlerinin tehdit edilmesi halinde Washington'un harekete geçeceğini söyledi. Trump, "Kızıldeniz'i kapatırlarsa gerekeni yaparız." diyerek ABD'nin uluslararası deniz yollarının güvenliği konusunda kararlı olduğunu ifade etti. Lübnan'a destek mesajı Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, ABD'nin Lübnan'a desteğinin devam edeceğini söyledi. Hizbullah konusunda da açıklama yapan Trump, "Cumhurbaşkanı isterse Hizbullah ile de konuşurum. Ben herkesle konuşurum." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin azaltılması için yürütülen diplomatik girişimlere destek verdiklerini belirtti. Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hedef kalıcı barış Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise ABD arabuluculuğunda yürütülen sürecin iki ülke arasındaki düşmanlık halini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Avn, bölgesel istikrar ve barışın sağlanması için Washington yönetimiyle iş birliğinin sürdürüleceğini ifade etti. Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında yeni bir askeri operasyon ihtimaline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.