SON DAKİKA
Hava Durumu

#Lojistik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gıda İhtisas OSB Bursa’ya değer katacak Haber

Gıda İhtisas OSB Bursa’ya değer katacak

Bursa Ticaret Borsası, son 13 yılda tarımsal ticaretten uluslararası pazarlara, dijital ürün piyasalarından laboratuvar altyapısına, mesleki eğitimden coğrafi işaretlere kadar hayata geçirdiği çok sayıda projenin yanı sıra, uzun süredir üzerinde çalıştığı iki makro projesini de kararlılıkla geliştirmeye devam ediyor. Borsa’nın geleceğe yönelik stratejik çalışmalarının iki önemli ayağını; üreticiden sanayiciye, teknolojiden lojistiğe, kalite ve depolamadan ihracata kadar gıda değer zincirinin bütününü aynı sistem içerisinde buluşturmayı amaçlayan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile Bursa’nın doğusunda yeni bir ekonomik ve sosyal çekim merkezi oluşturması hedeflenen Karapınar Projesi oluşturuyor. Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, iki projenin bugün ortaya çıkmış yeni fikirler olmadığını, uzun süredir yürütülen planlama, analiz ve değerlendirmelerin sonucu olarak şekillendiğini belirtti. Matlı, "13 yılda hep birlikte çok sayıda projeyi hayata geçirdik. Tarımsal ticaretin dijitalleşmesinden ihracata, laboratuvar yatırımlarından mesleki eğitime, coğrafi işaretlerden uluslararası temsile kadar Borsamızın faaliyet ve etki alanını genişlettik. Bütün bunları yaparken Gıda İhtisas OSB ve Karapınar projelerimiz üzerinde de uzun süredir çalışıyor, Bursa’nın geleceğine kalıcı değer bırakacak bu iki projeyi adım adım olgunlaştırıyoruz" dedi. Gıda İhtisas OSB: bir sanayi bölgesinden çok daha fazlası Bursa Ticaret Borsası’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı Gıda İhtisas OSB, yalnızca firmaların bir araya geleceği bir sanayi alanı değil, bütüncül bir gıda ekosistemi anlayışıyla geliştiriliyor. Üretim, işleme, depolama, soğuk zincir, ambalajlama, kalite, Ar-Ge, teknoloji, lojistik ve dış ticaretin birbirini tamamladığı bir yapı oluşturulması; üreticinin ürünü ile sanayicinin ihtiyacının daha güçlü biçimde buluşturulması ve tarımsal üretimin daha yüksek katma değere dönüştürülmesi hedefleniyor. Matlı, "Biz burada sadece fabrika alanları oluşturmaya çalışmıyoruz. Üreticinin, sanayicinin, tüccarın, ihracatçının, lojistiğin, teknolojinin ve bilginin aynı sistem içerisinde birbirini beslediği bir gıda ekosistemi kuruyoruz. Tarlada başlayan emeğin işlenmesini, markalaşmasını ve dünya pazarlarına ulaşmasını sağlayacak bütüncül bir yapı üzerinde çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Bursa’dan bölgeye, bölgeden yakın coğrafyaya Gıda İhtisas OSB için yürütülen çalışmalarda lokasyon tercihinin de yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, kurulması hedeflenen ekosistemin uzun vadeli gelişimi dikkate alınarak ele alındığını belirten Matlı, şehrin doğu aksının önemli lojistik ve üretim avantajlarına sahip olduğuna dikkat çekti. Bölgenin güçlü tarımsal üretim havzalarına, mevcut depolama ve soğuk hava tesislerine yakınlığı; demiryolu, havayolu, karayolu ve denizyolu bağlantılarıyla bütünleşebilecek konumu, Gıda İhtisas OSB’nin çok daha geniş bir coğrafyaya hizmet verebilmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Matlı, "Bu projeyi yalnızca Bursa’daki işletmelerin bugünkü ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi bölgesi olarak görmüyoruz. İlk aşamada Bursa ve çevresindeki tarımsal üretim ile gıda sanayisini güçlü bir sistem içerisinde buluşturmak, sonraki aşamalarda ise bölgemize ve yakın coğrafyaya üretim, ticaret, teknoloji, lojistik ve ihracat hizmeti verebilecek bir merkez oluşturmak istiyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın bu projedeki temel vizyonu budur" dedi. Üç yıldır sektörle birlikte çalışılıyor Gıda İhtisas OSB’ye yönelik çalışmaların uzun süredir devam ettiğini vurgulayan Matlı, projenin sektörün gerçek ihtiyaçları dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade etti. Yaklaşık üç yıldır sektör temsilcileriyle sürdürülen analiz, görüşme ve çalışmalar kapsamında projeye yönelik güçlü ilgi ve yatırım talebi ortaya çıktı. Matlı, "Biz önce projeyi ortaya koyup ardından sektör aramadık. Tam tersine, sektörümüzü dinledik, ihtiyaçları analiz ettik, firmalarımızın büyüme beklentilerini değerlendirdik. Gıda İhtisas OSB uzun süredir üzerinde çalıştığımız, sektörün talepleriyle olgunlaştırdığımız bir proje. Amacımız doğru yatırımı; doğru üretim, altyapı, teknoloji, lojistik ve pazar imkânlarıyla buluşturmak" diye konuştu. Bursa Ticaret Borsası, yıllar içerisinde oluşturduğu güçlü mali yapıyı yeniden sektörün ve bölgenin geleceğine yatırım olarak dönüştürmeyi hedefliyor. Gıda İhtisas OSB’nin geliştirilmesinde Borsa’nın öz kaynak gücü önemli bir dayanak oluştururken, projenin ilerleyen aşamalarında ihtiyaçlar doğrultusunda farklı finansman modellerinin de değerlendirilmesi öngörülüyor. Matlı, "Biz Borsamızın kaynaklarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil, üyelerimize, sektörümüze ve bölgemize uzun yıllar değer üretecek kalıcı yatırımlara dönüştürmek istiyoruz" dedi. Karapınar projesinde de çalışmalar uzun süredir devam ediyor Bursa Ticaret Borsası’nın ikinci makro projesini ise Karapınar Projesi oluşturuyor. Borsa mülkiyetindeki alana ilişkin uzun süredir yürütülen çalışmalarla Bursa’nın doğusunda ticaret, yaşam, sosyal ve kültürel fonksiyonların birbirini tamamladığı; bulunduğu bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak nitelikli bir çekim merkezi oluşturulması hedefleniyor. Özer Matlı, "Karapınar da bugün gündeme getirdiğimiz yeni bir proje değil. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız, farklı boyutlarıyla değerlendirdiğimiz ve Bursa’ya en yüksek faydayı sağlayacak biçimde geliştirmeye gayret ettiğimiz ikinci makro projemiz. Burada da amacımız yalnızca bir gayrimenkul yatırımı yapmak değil; şehrin doğusuna uzun vadeli ekonomik ve sosyal değer kazandırmak" dedi. 13 Yılda ekosistemin taşları tek tek yerine konuldu Bursa Ticaret Borsası bu dönemde tarımsal ticaretin dijital dönüşümünde Türkiye Ürün İhtisas Borsası`nın A Grubu büyük hissedarları arasında yer aldı; Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu`nun kurucu ortaklarından biri oldu ve Marmara ÜPAK bünyesindeki borsalar arasında işlem hacminde ilk sıraya yükseldi. Tarımsal ürünlerde kalite ve standardizasyon için kurulan Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş., Bursa’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanan bir hizmet ağına dönüştürüldü. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Gıda UR-GE Projesi ile Bursalı firmalar Dubai, Romanya, Bulgaristan ve Japonya’da yeni pazarlarla buluşturulurken proje, 2026 yılında "En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi" ödülüne layık görüldü. Borsa’nın hamiliğini yürüttüğü ve Türkiye’ye rol model olan Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile geleceğin nitelikli insan kaynağına yatırım yapılırken; Bursa Pideli Köfte ve Bursa Havlusu’nun coğrafi işaretle tescillenmesiyle kentin yerel değerleri koruma altına alındı. Üyelerin mesleki gelişimini destekleyen dijital öğrenme platformu Bursa TB E-Akademi, Bursa’nın kültürel değerlerini ve markalarını geleceğe taşıyan Off The Record projesi ve farklı sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Borsa’nın hizmet ve faaliyet alanı daha da genişletildi. Bursa Ticaret Borsası uluslararası alanda ise Avrupa Ticaret Borsaları Birliği’nin (European Commodities Exchange) ilk ve tek Türk ticaret borsası olarak önemli bir temsil gücüne ulaştı. 36’ncılıktan 14’üncülüğe Bu kurumsal dönüşüm ekonomik göstergelere de yansıdı. Özer Matlı ve ekibinin göreve geldiği 2013 yılında yaklaşık 980 milyon TL olan yıllık tescil işlem hacmi, 2025 yılında 70 milyar 970 milyon TL’ye ulaştı. Bursa Ticaret Borsası aynı dönemde Türkiye’de faaliyet gösteren 117 ticaret borsası arasında işlem hacminde 36’ncı sıradan 14’üncü sıraya yükseldi. Matlı, "Bu sonuçların bizim için anlamı yalnızca Borsamızın büyümesi değil. Asıl önemli olan, güçlenen kurumsal kapasitemizi sektörümüzün ve Bursa’nın geleceğine hizmet eden yapılara dönüştürebilmek" dedi. Gıda İhtisas OSB: 13 yıllık birikimin yeni aşaması Başkan Özer Matlı, "Gıda İhtisas OSB, bugün ortaya çıkmış yeni bir proje değil; Bursa Ticaret Borsası’nın yıllardır tarım ve gıda alanında attığı adımların, geliştirdiği projelerin ve oluşturduğu kurumsal kapasitenin yeni ve daha ileri bir aşamasıdır" dedi. "TÜRİB ile tarımsal ticaretin dijital altyapısında yer aldık, Marmara ÜPAK ile ürün piyasalarındaki konumumuzu güçlendirdik, laboratuvarımızla kalite ve güven altyapısı kurduk, UR-GE ile firmalarımızı dünyaya taşıdık, Hamidiye ile insan kaynağına yatırım yaptık. Bunların her biri bugün kurmaya çalıştığımız gıda ekosisteminin farklı bir parçasıdır." "Bizim vizyonumuz yalnızca bir OSB kurmak değil. Bursa’dan başlayarak bölgemizin üretim gücünü aynı sistem içerisinde buluşturan, orta vadede yakın coğrafyaya da hizmet verebilecek güçlü ve sürdürülebilir bir gıda ekosistemi oluşturmak. Karapınar Projemizle de şehrimizin doğusuna yeni bir ekonomik ve sosyal değer kazandırmak istiyoruz." "13 yıldır olduğu gibi bugün de bir taraftan üyelerimizin ve sektörümüzün ihtiyaçlarına çözüm üretirken, diğer taraftan Bursa’nın ve bölgemizin geleceğine hizmet edecek projeler üzerinde çalışmaya devam ediyoruz."

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'den 'konkordato' vurgusu Haber

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'den 'konkordato' vurgusu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de işletmelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunların konkordato ve iflas kararlarına yansıdığını belirterek, son yıllardaki verilerin reel sektörde yaşanan sıkıntının boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Konkordatoyu, “Bir şirket, firma, işyeri ya da şahsın borçlarını ödeyemediği için mahkeme denetimi altında alacaklılarla anlaşarak borç yapılandırması talebinde bulunması” olarak tanımlayan Gürer, mahkemeler tarafından son 8 yıllık süreçte toplam 25 bin 753 konkordato başvurusunun sonuçlandırıldığını belirtti. Şahıs başvuruları dışında doğrudan şirketleri ilgilendiren konkordato kararlarının 15 bin 297’ye ulaştığını ifade eden Gürer, özellikle 2026 yılına ilişkin rakamların dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “2026 yılının ilk 7 ayında 3 bin 529 konkordato kararı alındı. Bu sayı, 2024 yılının tamamında alınan 3 bin 497 kararı daha yılın ilk 7 ayında geride bıraktı” dedi. 7 AYDAKİ KONKORDATO SAYISI ÖNCEKİ YILLARIN TAMAMINI GERİDE BIRAKIYOR 2026 yılının ilk 7 ayında 1167 geçici mühlet, 918 kesin mühlet, bin 146 ret, 171 iflas ve 127 tasdik kararı olmak üzere toplam 3 bin 529 konkordato kararı alındığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının henüz ilk 7 ayında alınan kararların önceki yılların tamamıyla kıyaslandığında tablo daha net görülüyor. 2026 yılının ilk 7 ayında alınan 3 bin 529 konkordato kararı, 2024 yılının 12 ayının tamamında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktı.” Gürer, 2026 yılındaki rakamların 2022 ve 2023 yıllarıyla karşılaştırıldığında da ciddi bir artış yaşandığını belirterek, “2026 yılının ilk 7 ayında ulaşılan konkordato başvuru rakamı, 2022 yılında 1.587, 2023 yılında 1.516 olan konkordato kararlarının iki katından fazla” ifadelerini kullandı. İFLAS KARARLARI DA ARTIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konkordato başvurularındaki artışın yanı sıra iflas kararlarının da dikkat çekici boyuta ulaştığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 ayında 55 olan iflas kararı, 2025’in aynı döneminde 126’ya, 2026 yılının ilk 7 ayında ise 171’e ulaştı” dedi. Ömer Fethi Gürer, konkordato taleplerinin reddedilme oranındaki artışa da dikkat çekerek, “2026 yılında konkordato başvurularının reddedilme oranında artış var. Toplam kararların yüzde 32,4’ünün, yani 1.146 kararın, konkordato talebi reddedildi” diye konuştu. Bu durumun borçlarını çevirmekte zorlanan şirketler açısından kaygıları artırdığını ifade eden Gürer, konkordatonun yalnızca başvuru yapan firmayı değil, o firmayla ticari ilişki içerisinde bulunan diğer işletmeleri de etkilediğini söyledi. “Konkordato ilan eden her ana firma, kendisine mal ve hizmet sağlayan diğer KOBİ’lerin ve alt yüklenicilerin de bu süreçten etkilenmesine yol açıyor” diyen Gürer, zincirleme bir ekonomik sorun oluşabileceği uyarısında bulundu. İNŞAAT, TEKSTİL VE İMALAT SEKTÖRLERİ ÖNE ÇIKIYOR Konkordato başvurularında inşaat, tekstil, giyim, imalat ve sanayi sektörlerinin öne çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Verilere göre 564 firma ve şahısla inşaat sektörü konkordato listesinin başında yer alıyor. Tekstil sektöründe 419, giyim sektöründe ise 92 firma konkordato sürecinde bulunuyor. Metal ürün imalatında 166, mobilyada 126, plastik sanayisinde 94, makine üretiminde 90, alüminyum sektöründe 80 ve ambalaj sektöründe 79 firmanın konkordato başvurusunda bulundu” şeklinde konuştu. Tarım, gıda ve lojistik sektörlerinde de sorunların bulunduğuna dikkat çeken Gürer, “Gıda sektöründe 139, tarımda 119, nakliyede 94, akaryakıt istasyonlarında 94 ve sebze-meyve toptancılığında 68 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğu görülüyor” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapı malzemelerinde 87, elektronik cihazlarda 85, inşaat malzemeleri satışında 85, otelcilikte 80 ve enerji sektöründe 78 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğunu da belirtti. Konkordato başvurularının yalnızca büyükşehirlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Gürer, üretimin yoğun olduğu farklı illerde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti. Verilere göre İstanbul’un 1.616 başvuruyla ilk sırada yer aldığını belirten Gürer, İstanbul’u 678 başvuruyla Ankara, 304 başvuruyla İzmir, 280 ile Kocaeli ve 254 ile Bursa’nın takip ettiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, diğer illerdeki rakamları ise şöyle sıraladı: “Tekirdağ’da 165, Antalya’da 169, Denizli’de 141, Konya’da 133, Balıkesir’de 107, Mersin’de 94, Gaziantep’te 93, Adana’da 88, Hatay’da 86, Muğla’da 76, Manisa’da 75, Sakarya’da 73, Eskişehir’de 68, Afyon’da 64 ve Isparta’da 51 firmanın konkordato talebi dikkat çekiyor.” HER KAPANAN İŞYERİ, ÜRETİM VE İSTİHDAM KAYBI DEMEKTİR Reel sektörün yaşadığı sorunların çözümü için yeni adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, işletmelerin borçlarını çevirebilmesinin ve üretimin sürdürülebilmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, “İşletmelerin borçlarını çevirebilmesi, üretimin sürdürülebilmesi ve istihdam kayıplarının önlenebilmesi için başta borç yapılandırması ve sicil affı olmak üzere, reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni düzenlemeler de yapılmalıdır” dedi. “Her kapanan işyeri hem üretim azalması hem de işsizliğin artması demektir” diyen Gürer, ekonomik sorunların yalnızca şirket sahiplerini değil, çalışanlardan tedarikçilere kadar geniş bir kesimi etkilediğini vurguladı. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki işletmelerin korunmasının ekonomik bağımsızlık açısından da önemli olduğunu belirterek, “Özellikle yabancılara satılan şirketler ile ülke markalarının dünya markası olmasının önü kesilmektedir” ifadelerini kullandı. HER İŞYERİ BU ÜLKE İÇİN BİR AŞ, İŞ, EKMEK KAPISIDIR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, işletmelerin yalnızca ticari kuruluşlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek “Şirketler, firmalar, işyerleri ve her dükkân bu ülke için bir aş, iş, ekmek kapısıdır. Her kapıda sorun, herkesin yaşamını bir şekilde olumsuz etkiliyorsa, genele yansıyacak sorunları aşmanın yolu çözüm yaratmaktan geçmektedir.” diye konuştu. Ekonomide yaşanan sorunların giderek daha geniş bir kesimi etkilediğini belirten Gürer, çözüm üretme sorumluluğunun ülkeyi yönetenlerde olduğunu söyledi. Gürer, “Bu bağlamda ülke yönetenlerin sorumluluğu çözümü üretmekten geçmektedir. Uygulanan ekonomik modelin beklenen çözümü yaratamadığı görülüp farklı arayışlarla çare üretimine yönelinmelidir” dedi. Gürer, konkordato ve iflas rakamlarının yalnızca ekonomik tabloda yer alan sayılar olmadığını, her bir rakamın arkasında çalışanlar, aileler, üreticiler, tedarikçiler ve işletmeler bulunduğunu belirterek, reel sektörün daha fazla yara almaması için acil ve kapsamlı ekonomik tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: Türkiye’nin hizmet ihracatı 122,6 milyar dolarla rekor kırdı Haber

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: Türkiye’nin hizmet ihracatı 122,6 milyar dolarla rekor kırdı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker ve yönetim kurulu üyelerini Bakanlıkta kabul etti. Görüşmede, hizmet ihracatçılarının sektörel talepleri, gelecek dönemde yürütülecek çalışmalar ve iş birliği imkanları ele alındı. Hizmet ihracatçıları ayrıca sektörler bazında 2026 yılının ilk 7 aylık gerçekleşmelerini Bakan Bolat’a sundu. Toplantıda, küresel gelişmeler doğrultusunda Hizmet İhracatı Strateji Belgesi’nin yenilenmesi konusunda da çalışma başlatılması kararlaştırıldı. HİZMET İHRACATINDA 122,6 MİLYAR DOLARLIK REKOR Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 122,6 milyar dolarlık hizmet ihracatına ulaşarak tarihi rekor kırdı. Hizmet ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 4,6 artarken, 2025 yılı için belirlenen 121 milyar dolarlık hedef de aşıldı. Türkiye, küresel hizmet ihracatı sıralamasında 22’nci sıraya yükselirken, uluslararası hizmet ticaretinden 63,5 milyar dolarlık ticaret fazlası elde etti. Türkiye bu rakamla dünyada en yüksek hizmet ticareti fazlası sağlayan 6’ncı ülke oldu. Türkiye'nin dünya hizmet ihracatından aldığı pay da 2002'deki yüzde 0,89 seviyesinden 2025'te yüzde 1,28'e çıktı. TURİZM İLK SIRADA 2025 yılında hizmet ihracatının en önemli kalemlerinden biri turizm oldu. 63,9 milyon ziyaretçi ağırlayan Türkiye, turizmden 65,2 milyar dolar gelir elde etti. Türkiye, yabancı ziyaretçi sayısında dünyada 4’üncü, turizm gelirinde ise 5’inci sırada yer aldı. Lojistik ve taşımacılık sektörü 42,4 milyar dolarlık ihracata ulaşırken, Türkiye bu alanda dünyanın en fazla ihracat yapan ülkeleri arasında 9’uncu sırada yer aldı. Eğitim ve sağlık hizmetlerinden 6,2 milyar dolar, bilişim ve yazılım sektöründen ise 5,5 milyar dolar ihracat geliri sağlandı. TÜRK DİZİLERİ KÜRESEL PAZARDA BÜYÜYOR Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin hizmet ihracatındaki diğer güçlü alanlara da dikkat çekildi. Yaklaşık 767 bin metrekare kapalı fuar alanı kapasitesine sahip Türkiye’nin Avrupa’da 6’ncı, dünyada 9’uncu sırada bulunduğu belirtildi. Yurt dışı müteahhitlik sektörünün bugüne kadar 138 ülkede 567,8 milyar dolarlık proje üstlendiği, Türk dizi ve film sektörünün ise yaklaşık 1 milyar izleyiciye ulaştığı bildirildi.

One Piece ve Naruto ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş etti: Japonya'da şaşırtan olay Haber

One Piece ve Naruto ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş etti: Japonya'da şaşırtan olay

Japonya'da manga dünyasının en popüler serileri arasında yer alan One Piece ve Naruto ürünleri üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen sıra dışı bir dolandırıcılık vakası gündeme geldi. Tokyo Metropol Polis Departmanı, bir restoran çalışanı olan 32 yaşındaki Yoşida Mayu hakkında, bir ticari işletmenin faaliyetlerini dolandırıcılık yoluyla engellediği gerekçesiyle işlem başlatıldığını açıkladı. İddialara göre Yoşida, manga yayıncısı Shueisha Inc.'in çevrim içi alışveriş platformundan yaklaşık 10 aylık dönemde 2 bin 100'den fazla sipariş verdi. Ancak siparişlerin parasını ödemek yerine farklı yöntemlerle iptal edilmesini sağladı. Olayın dikkat çeken noktalarından biri ise şüphelinin aynı işlemi yüzlerce farklı hesap üzerinden gerçekleştirmesi oldu. 238 farklı hesap kullandığı iddia edildi Polis soruşturmasında Yoşida'nın siparişleri gerçekleştirmek amacıyla tam 238 farklı hesap kullandığı ileri sürüldü. İddianameye göre şüpheli, Temmuz 2024 ile Mayıs 2025 arasındaki dönemde Shueisha'nın internet mağazasında One Piece ve Naruto temalı çok sayıda ürün sipariş etti. Ancak ürünlerin bedellerini son ödeme tarihine kadar ödemediği ve bu nedenle siparişlerin sistem tarafından otomatik olarak iptal edilmesini beklediği belirtildi. Bazı siparişlerde ise kapıda ödeme yöntemini tercih ettiği, ürünler teslim edilmek üzere gönderildiğinde paketleri kabul etmediği öne sürüldü. Bu yöntem sayesinde siparişlerin tamamlanmadan iptal edildiği ve ürünlerin yeniden satışa sunulmasının geciktiği ifade edildi. İptal edilen siparişlerin değeri 4,3 milyar yeni aştı Olayın boyutunu ortaya koyan en dikkat çekici detay ise siparişlerin toplam değerine ilişkin oldu. Japonya'daki ulusal basında yer alan bilgilere göre, Yoşida tarafından verilen ancak daha sonra iptal edilen siparişlerin toplam tutarının 4,3 milyar yeni, yani yaklaşık 27,2 milyon dolar seviyesini aştığı kaydedildi. Buradaki rakamın şüphelinin gerçekten ödediği para değil, sipariş verilip sonrasında iptal edilen ürünlerin toplam değeri olduğu belirtildi. Bu durum, tek başına doğrudan 4,3 milyar yenlik bir ürün hırsızlığı anlamına gelmese de şirketin stok yönetimi, satış planlaması ve lojistik operasyonları üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu değerlendiriliyor. Shueisha: "Büyük mali kayıp yaşandı" One Piece ve Naruto gibi dünya çapında milyonlarca hayrana ulaşan serilerin yayıncısı olan Shueisha Inc., olayın şirket açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu açıkladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, ürünlerin geçici olarak stokta tükenmesi, gerçek müşterilerin satın alma fırsatlarını kaybetmesi ve teslimat şirketlerine yapılan ödemelerin aksaması gibi çeşitli nedenlerle önemli miktarda mali kayıp meydana geldiği bildirildi. Özellikle sınırlı sayıda üretilen veya yüksek talep gören ürünlerde sahte ya da gerçek olmayan siparişlerin oluşturulması, şirketlerin stok yönetimini doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle olay yalnızca siparişlerin iptal edilmesiyle sınırlı bir e-ticaret problemi olarak değil, dijital satış sistemlerinin kötüye kullanılması açısından da dikkat çekiyor. "Animeyi seviyorum" diyerek savunma yaptı 32 yaşındaki Yoşida, polise verdiği ifadede suçlamaları kabul etti. Şüphelinin eylemlerinin arkasında maddi kazançtan ziyade farklı bir motivasyon bulunduğunu söylediği aktarıldı. Yoşida'nın, günlük hayatında biriken stres nedeniyle bu davranışlara yöneldiğini belirttiği ve animeye genel olarak ilgi duyduğunu söylediği ifade edildi. Şüphelinin, ürünleri sipariş etmenin kendisine arzularını tatmin etme duygusu verdiğini söylediği aktarıldı. Ancak soruşturma makamlarının değerlendirmesinde, yüzlerce farklı hesap kullanılması ve aynı yöntemin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle olayın münferit bir alışveriş davranışının ötesine geçtiği görülüyor. E-ticaret platformlarında yeni güvenlik tartışması Japonya'da yaşanan olay, çevrim içi alışveriş platformlarının sipariş doğrulama sistemlerini de gündeme taşıdı. Özellikle çok sayıda hesap üzerinden verilen ve sürekli iptal edilen siparişler, satıcıların stoklarını gerçek müşteriler için kullanılamaz hale getirebiliyor. Kapıda ödeme seçeneğinin kötüye kullanılması ise yalnızca satıcıyı değil, kargo ve lojistik şirketlerini de etkiliyor. Uzmanların bu tür olayların ardından hesap doğrulama, sipariş sıklığı, ödeme davranışları ve şüpheli iptal oranlarının daha yakından takip edilmesini önerdiği belirtiliyor. Soruşturmanın sonucu bekleniyor Tokyo Metropol Polis Departmanı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Yoşida hakkında "ticari işletmeyi dolandırıcılıkla engelleme" suçlaması yöneltildi. Şüphelinin suçlamaları kabul ettiği belirtilirken, olayın hukuki boyutunun yargı sürecinde netleşmesi bekleniyor. Japonya'da gündem olan olay, popüler manga ürünlerine yönelik yoğun talebin yanı sıra e-ticaret sistemlerinin kötüye kullanılması halinde şirketlerin karşı karşıya kalabileceği operasyonel ve finansal riskleri de gözler önüne serdi.

Başkan Vekili Şahin Biba: Bursa'nın geleceğini bütüncül anlayışla vatandaşlarımızın konforunu ve güvenliğini esas alarak hazırlıyoruz dedi. Haber

Başkan Vekili Şahin Biba: Bursa'nın geleceğini bütüncül anlayışla vatandaşlarımızın konforunu ve güvenliğini esas alarak hazırlıyoruz dedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından hayata geçirilen ve Türkiye'nin ilk entegre KOBİ ekosistemi olan TEKNOSAB KOBİ OSB'nin tanıtım lansmanına katılım sağladı. Merinos Atatürk Kültür Kongre Merkezi'nde, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde düzenlenen programa; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin ile iş dünyasının önde gelen isimleri iştirak etti. “BURSA’NIN MAYASINDA ÖNCÜ OLMAK VAR” Bursa'nın sanayi, ticaret, turizm ve tarım alanlarında ülkenin parlayan yıldızlarından biri olduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, “Şehrimiz, Türkiye'nin kalkınma sürecinde en etkili lokomotiflerden biri olma özelliğini koruyor. Zira Bursa'nın özünde üretmek, öncü adımlar atmak ve ilkleri başarmak yer alıyor. Ülkemizin ilk organize sanayi bölgesi burada kurulmuş, yerli otomobilimiz TOGG Gemlik'ten dünyaya merhaba demiş ve yüksek teknoloji odaklı TEKNOSAB yine Bursa'da yükselmişti. KOBİ OSB projesi ile Bursa, bu öncü geleneğine çok güçlü bir halka daha eklemiş oluyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. “KOBİ OSB GÜÇLÜ BİR VİZYONUN ÜRÜNÜDÜR” TEKNOSAB KOBİ OSB'nin, şehir merkezinde dağınık konumda faaliyet gösteren, genişleme alanı bulmakta güçlük çeken küçük ve orta ölçekli işletmeler ile esnafı modern ve planlı bir çatıda buluşturacak stratejik bir hamle olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, “Günümüz ekonomisinin temel gereklilikleri; üretimi daha verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi hale getirmektir. KOBİ OSB, tam olarak bu vizyonla şekillenmiştir. Yılların tecrübesiyle, kentin öncelikleri ve sektörlerin talepleri titizlikle analiz edilerek oluşturulmuş bir projedir. En önemlisi de ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle ortaya çıkmış olmasıdır; bu yönüyle proje çok daha değerlidir” dedi. Bursa'nın sanayi ve ticari gücünün yanı sıra; doğal güzellikleri, tarihi dokusu, turizmi ve tarımıyla çok özel bir kent olduğuna değinen Başkan Vekili Şahin Biba, “Bu bilinçle, şehrin gelişimini planlarken sanayi alanlarının yanı sıra esnafımızın kalkınmasını, verimli topraklarımızı, tarihi mirasımızı ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini önceliklendiriyoruz. Bizim için gerçek kalkınma; doğru lokasyonda üretmek, planlı büyümek ve çevreyi koruyarak gelecek nesillere yaşanabilir bir Bursa miras bırakmaktır. Bu doğrultuda ulaşım ve turizm master planlarımızı, hemşehrilerimizin konfor ve güvenliğini merkeze alarak hazırlıyoruz. Aynı şekilde 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışmalarımızı da bütüncül bir yaklaşımla yürütüyoruz. KOBİ OSB projesinin de lojistik, ulaşım, doğru arazi kullanımı ve çevreci üretimin harmanlandığı stratejik bir şehircilik adımı olduğuna inanıyorum” diye ekledi. “YENİ BAŞARI HİKAYELERİNİN ÖNÜ AÇILACAK” Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleri ve BTSO'nun vizyonuyla hayata geçen KOBİ OSB'nin; liman, demiryolu ve otoyol bağlantılarıyla entegre, sürdürülebilir ve modern bir üretim modeli sunduğunu belirten Başkan Vekili Biba, “Özellikle 1 bin ile 5 bin metrekare arasında alan ihtiyacı olan KOBİ'lerimizin kapasite artırımlarına, yeni yatırımlara, istihdam ve ihracat artışına büyük katkı sağlanacaktır. Planlı sanayi bölgelerinde işletmelerimiz altyapı sorunlarıyla uğraşmak yerine tüm enerjilerini üretime, yatırıma ve katma değere ayıracaklar. KOBİ OSB, büyümek isteyen işletmelerimiz için yeni bir kapı olacak; yeni yatırımların ve başarı hikayelerinin önünü açacaktır” ifadelerini kullandı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'a, yönetim ekibine ve katkı sunan tüm oda temsilcilerine teşekkür eden Başkan Vekili Şahin Biba, “BTSO bünyesindeki 70 meslek komitesinin sektör ihtiyaçlarını ve gelecek hedeflerini gündeme taşıması, Bursa için projeler üretmesi ortak aklın kurumsallaşması adına çok kıymetlidir. Şehrimizin üretimine ve istihdamına değer katan tüm temsilcilerimize teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yatırımın ve üretimin her zaman yanındayız. Bugüne kadar üstlendiğimiz tüm sorumlulukları yerine getirdik, bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. KOBİ OSB projesinin Bursa'mıza, iş dünyasına ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi. Organizasyon, yapılan konuşmaların ardından anı plaketlerinin takdimi ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın detaylı proje sunumu ile tamamlandı.

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu Haber

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu

Türkiye'nin enerji sektöründeki uluslararası yatırımlarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Irak'ın en önemli hidrokarbon bölgelerinden biri olan Kerkük sahalarının yeniden geliştirilmesi projesinde ortaklık hakkı elde etti. BP ile yapılan anlaşma kapsamında TPAO, projeyi yürütecek olan BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinde yüzde 15 pay sahibi olacak. Anlaşma, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlenen törenle imzalandı. Törene Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katıldı. İmzaları Türkiye adına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem, BP adına ise BP Upstream İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew McAuslan attı. Erdoğan: "Enerji ortaklığı açısından tarihi bir adım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında Kerkük anlaşmasını değerlendirdi. Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde etmesinin iki ülke arasındaki enerji ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını açtığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur" ifadelerini kullandı. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülkenin hedefinin daha kapsamlı ve uzun vadeli bir enerji iş birliği modeli oluşturmak olduğunu söyledi. Erdoğan ayrıca, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgedeki gelişmeler nedeniyle stratejik öneminin arttığını belirterek, Türkiye ve Irak'ın enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında iş birliğini artıracağını ifade etti. TPAO için küresel büyüme hedefinde kritik adım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Kerkük anlaşmasının TPAO'nun uluslararası büyüme vizyonu açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Türkiye'nin milli enerji şirketini küresel ölçekte daha etkin bir oyuncu haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Bayraktar, anlaşmanın bu stratejinin önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti. Bayraktar, "Bu anlaşmayla Türkiye, BP ile birlikte Kerkük'teki sahalara ortak oldu. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız bu proje, Türkiye Petrollerini günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirme hedefimiz açısından en önemli adımlardan biridir" dedi. Kerkük'te üçlü konsorsiyum kurulacak Yeni ortaklık yapısıyla Kerkük sahalarının geliştirilmesi için üç büyük enerji şirketinin yer aldığı bir konsorsiyum oluşturulacak. Konsorsiyumdaki hisse dağılımı şöyle olacak: BP: Yüzde 43 ConocoPhillips: Yüzde 42 TPAO: Yüzde 15 BP, projede lider ortak olarak faaliyetlerini sürdürecek. Yeni ortaklık modeliyle Kerkük sahalarında üretimin artırılması, mevcut rezervlerin daha etkin kullanılması ve yeni yatırımların gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Yaklaşık 3 milyar varillik rezerv hedefleniyor Proje kapsamında Kerkük bölgesindeki önemli petrol ve doğal gaz sahaları yeniden geliştirilecek. Çalışmaların kapsadığı başlıca sahalar şunlar: Baba Gurgur Avana Bay Hasan Cambur Xabbaz İlk aşamada bu sahalarda 3 milyar varilden fazla petrol eşdeğeri hidrokarbon kaynağının ekonomiye kazandırılması planlanıyor. Bölgenin mevcut rezervlerinin yanı sıra yeni arama potansiyeline sahip olduğu da değerlendiriliyor. Kerkük sahaları halen Irak'ın North Oil Company (NOC) ve North Gas Company (NGC) şirketleri tarafından işletiliyor. Yeni anlaşmayla birlikte mevcut yapı korunurken, ilerleyen dönemde operasyonların yeni ortaklık modeliyle yürütülmesi planlanıyor. BP: Türkiye ile uzun yıllara dayanan iş birliği güçleniyor BP Üst Yöneticisi Meg O'Neill, TPAO ile uzun yıllara dayanan stratejik iş birliklerinin bulunduğunu belirtti. O'Neill, Hazar Bölgesi başta olmak üzere 30 yılı aşkın süredir devam eden ortaklığın Kerkük projesiyle yeni bir aşamaya taşındığını ifade etti. BP CEO'su, ConocoPhillips ile oluşturulan ortaklık sayesinde Kerkük'ün yeniden geliştirilmesi sürecine güçlü şekilde girileceğini belirterek, bölgenin Irak'ın uzun vadeli enerji hedefleri açısından büyük potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Türkiye-Irak enerji hattında yeni dönem Türkiye ve Irak arasındaki enerji iş birliği yalnızca petrol alanıyla sınırlı kalmayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve Irak Elektrik Bakanı Ali Saadi Vehib ile yaptığı görüşmelerde petrol, doğal gaz ve elektrik altyapısı konularını ele aldı. Bayraktar, iki ülke arasındaki enerji altyapısının tam kapasiteyle değerlendirilmesi konusunda ortak irade bulunduğunu açıkladı. Analiz: Kerkük ortaklığı Türkiye'nin enerji stratejisinde yeni sayfa açıyor TPAO'nun Kerkük projesine ortak olması, Türkiye'nin sadece enerji ithalatçısı konumundan çıkarak uluslararası üretim süreçlerinde daha fazla rol alma hedefinin önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor. Kerkük gibi dünyanın en önemli petrol bölgelerinden birinde yer almak, TPAO'nun teknik kapasitesini ve uluslararası deneyimini artırırken, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından da stratejik avantaj sağlayabilir. Uzmanlara göre proje, Türkiye-Irak ilişkilerinde ekonomik bağları güçlendirecek ve Kalkınma Yolu Projesi ile birlikte bölgesel enerji ve lojistik dengelerinde önemli etkiler oluşturabilecek.

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor Haber

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor

Türkiye ile Irak arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek önemli gelişmeler yaşandı. Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından iki ülke arasında beş ayrı mutabakat zaptı imzalandı. Enerji, ulaştırma, eğitim, gençlik ve sınai mülkiyet alanlarını kapsayan anlaşmalar, Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerin merkezinde ise bölgesel ticaret yollarını değiştirmesi beklenen Kalkınma Yolu Projesi yer aldı. İmza töreninde kısa süreli tereddüt yaşandı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen imza töreni sırasında kısa süreli bir hareketlilik yaşandı. Kalkınma Yolu Projesi kapsamında imzalanacak ulaştırma anlaşması için Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni'nin ilk etapta imza atmadığı görüldü. Törende yaşanan tereddüdün ardından Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin bakanıyla kısa bir görüşme yaptığı ve anlaşmanın imzalanması yönünde talimat verdiği öne sürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın törende "Beş anlaşma değil miydi?" şeklindeki sözleri üzerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da sahneye geldiği görüldü. Yaşanan kısa görüşmenin ardından imza süreci tamamlandı. Türkiye ve Irak makamlarından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Kalkınma Yolu Projesi için kritik imzalar Yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye ve Irak arasında ulaştırma alanında iki önemli mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan belgeler şöyle: Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat zaptı Doğal kaynaklar karşılığında Irak içerisinde ulaştırma altyapısının geliştirilmesine ilişkin çerçeve mutabakat zaptı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, imzaların ardından yaptığı açıklamada, anlaşmaların iki ülke arasındaki ulaştırma bağlantılarını güçlendireceğini belirtti. Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgesel refah ve istikrara katkı sağlayacak ortak bir vizyon olduğunu ifade etti. Ali Zeydi: "Ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye ziyaretinin yalnızca diplomatik bir temas olmadığını, iki ülke arasındaki tarihi bağların güçlendirilmesi anlamına geldiğini söyledi. Zeydi, Türkiye ile Irak'ın ortak bir medeniyet ve coğrafyayı paylaştığını belirterek enerji, ulaştırma, su ve eğitim alanlarında iş birliğinin artırılacağını ifade etti. Kalkınma Yolu Projesi'ne özel önem veren Zeydi, projeyi ekonomik bir bağlantı hattı olarak nitelendirdi. Zeydi açıklamasında, "Doğa bize iki nehir verdi, biz Kalkınma Yolu ile üçüncü nehrimizi, yani ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Irak Başbakanı ayrıca Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı yapabilecek kapasiteye sahip olduklarını belirtti. Erdoğan: Kalkınma Yolu her zamankinden önemli hale geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, bölgesel gelişmelerin Kalkınma Yolu Projesi'nin önemini artırdığını söyledi. Körfez bölgesinin dünya pazarlarına Irak üzerinden bağlanmasını hedefleyen projenin stratejik bir niteliğe sahip olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Irak'ın istikrarını kendi güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Erdoğan, bölgenin savaş ve çatışmalarla değil; kalkınma, refah ve istikrarla anılması gerektiğini vurguladı. Enerjide yeni ortaklık dönemi Türkiye-Irak görüşmelerinde enerji alanındaki iş birliği de önemli başlıklardan biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde ettiğini belirterek bunun enerji alanında tarihi bir adım olduğunu söyledi. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülke arasında daha kapsamlı bir enerji iş birliği modelinin hedeflendiğini ifade etti. Irak'ın günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı önerisine ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, bu kapasitenin Türkiye'nin enerji ihtiyacı açısından önemli olduğunu belirtti. Beş farklı alanda mutabakat imzalandı Erdoğan ve Zeydi'nin görüşmelerinin ardından toplam beş mutabakat zaptı imza altına alındı.Anlaşmalar şu başlıklardan oluştu:Eğitim ve akademik iş birliği Gençlik ve spor alanlarında ortak çalışmalar Sınai mülkiyet alanında iş birliği Fişhabur-Ovaköy hattında demiryolu ve karayolu taşımacılığı Irak'ta ulaştırma altyapısının geliştirilmesi Kalkınma Yolu Türkiye-Irak ticaretini dönüştürebilir Uzmanlara göre Kalkınma Yolu Projesi, yalnızca iki ülke arasındaki ulaşımı geliştiren bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarında önemli bir alternatif oluşturabilecek stratejik bir girişim olarak görülüyor. Basra Körfezi'nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan proje, enerji taşımacılığı, lojistik ve bölgesel ticaret açısından büyük önem taşıyor. Türkiye-Irak zirvesinde atılan imzalar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha kapsamlı bir ortaklığa dönüşmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

DHL ve IAG Cargo'dan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Anlaşması Haber

DHL ve IAG Cargo'dan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Anlaşması

DHL Group, International Airlines Group’un (IAG) kargo operasyonlarından sorumlu birimi IAG Cargo ile sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF)* alanındaki iş birliğini önemli ölçüde genişlettiğini duyurdu. Yeni beş yıllık anlaşma, 2025 yılındaki bir önceki yenilemeyle birlikte, Londra Heathrow Havalimanı’nda yaklaşık 240 milyon litre SAF kullanımını mümkün kılacak ve British Airways uçuşlarında taşınan DHL Express kargolarının yaşam döngüsü sera gazı emisyonlarını azaltacak. DHL Express, yılda yaklaşık 40 milyon litre katkısız SAF (neat) kullanımına karşılık gelen Scope 3 emisyon azaltımlarından faydalanacak. Bu miktar, 2025 yenilemesiyle birlikte toplamda 640.000 ton CO₂e yaşam döngüsü emisyon azaltımına karşılık geliyor. Söz konusu anlaşma, IAG Cargo ağı içerisinde DHL Express taşımalarının neredeyse tamamına atfedilen yakıtı kapsıyor. Bu iş birliğinde kullanılan SAF, Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonu (ISCC) tarafından sertifikalandırılıyor. SAF, kullanılmış yemeklik yağ gibi kaynaklardan üretiliyor ve yerine geçtiği fosil jet yakıtına kıyasla yaşam döngüsü boyunca yaklaşık yüzde 90 oranında sera gazı emisyonu azaltımı sağlıyor. İş birliği, ayrıca DHL Global Forwarding (DGF) ile IAG Cargo arasında imzalanacak ek bir çerçeve sözleşmesiyle desteklenecek. Bu adım, Group’un sürdürülebilir yakıtlara güvenilir ve çeşitlendirilmiş erişimini güçlendiren birimler arası stratejisini daha da güçlendiriyor. Genişletilen bu DGF çerçevesi, DHL Group genelinde toplam emisyon azaltım hacmini yaşam döngüsü emisyonu bazında 1 milyon tonun üzerine çıkarma potansiyeli taşıyor. Bu yaklaşım, emisyon azaltım hizmetlerine yönelik artan talebi karşılamada Grup’un kapasitesini güçlendirirken, sürdürülebilir yakıt temelli lojistik çözümler pazarının büyümesini de destekliyor. Aynı zamanda DHL’in müşterilerine uzun vadeli, güvenilir ve geleceğe dönük sürdürülebilirlik çözümleri sunma taahhüdünü pekiştiriyor. IAG Cargo ile güçlendirilen bu ortaklık, havacılık kaynaklı yaşam döngüsü sera gazı emisyonlarını azaltma yönünde ortak bir kararlılığı yansıtıyor. Müşterilerin taşımacılık kaynaklı emisyonlarını azaltmaya yönelik güvenilir ve uzun vadeli çözümler aradığı bir dönemde, SAF’a istikrarlı ve öngörülebilir erişimin sağlanması giderek daha kritik hale geliyor. Bu iş birliği, DHL Express ve DGF genelinde tutarlı ve yüksek kaliteli lojistik hizmetleri sunma kapasitesinin temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. DHL Express Küresel Ağ Operasyonları ve Havacılıktan Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Travis Cobb konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu anlaşma, sektörde SAF kullanımında kararlı iki paydaşın güçlerini birleştirdiğinde nelerin mümkün olduğunu gösteriyor. Ana ticaret hatlarından birinde yaşam döngüsü emisyonlarını azaltma kapasitemizi önemli ölçüde artırırken, sektörler arası iş birliklerinin somut emisyon azaltımlarına nasıl katkı sağlayabileceğini de ortaya koyuyor.” IAG Cargo Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkanı Camilo Garcia Cervera ise şunları ifade etti: “DHL ile uzun yıllara dayanan güçlü bir iş birliğimiz var. Küresel ticaretin sürekliliğini sağlarken daha sürdürülebilir hava kargo çözümleri geliştirmek için birlikte çalışmaya devam etmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu tür ortaklıklar, sürdürülebilir havacılık yakıtının ölçeklenmesi açısından kritik önem taşıyor.” Bu anlaşmalar, DHL’in 2030 yılına kadar hava taşımacılığında sürdürülebilir havacılık yakıtı kullanım oranını yüzde 30’a çıkarma hedefini destekliyor. Uzun vadeli SAF anlaşmaları, dünya genelindeki müşterilere daha düşük emisyonlu hava taşımacılığı çözümlerini sürdürülebilir şekilde sunabilmek için gerekli altyapının oluşturulmasına katkı sağlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.