Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuzey Afrika

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kuzey Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elon Musk'tan Ceuta'daki Göçmen Krizine Sert Tepki: "Avrupa Kendini İntihara Sürüklüyor" Haber

Elon Musk'tan Ceuta'daki Göçmen Krizine Sert Tepki: "Avrupa Kendini İntihara Sürüklüyor"

Ceuta'da Göç Baskısı Gündemin İlk Sırasına Yerleşti İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk kenti Ceuta, son günlerde yoğun düzensiz göç girişimleriyle karşı karşıya kaldı. Fas sınırında yaşanan hareketlilik nedeniyle güvenlik güçleri bölgede geniş çaplı önlemler alırken, sosyal medyada paylaşılan görüntüler uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Göçmenlerin sınır hattındaki çitlere yöneldiğini gösteren görüntüler kısa sürede milyonlarca kez izlenirken, konuya ilişkin en dikkat çekici yorumlardan biri Elon Musk'tan geldi. Elon Musk'tan "World War Z" Benzetmesi Sosyal medya platformu X'in sahibi Elon Musk, Ceuta'daki gelişmeleri değerlendirirken ilk olarak 2013 yapımı World War Z filminden bir sahneyi paylaştı. Paylaşılan görüntüde, binlerce zombinin büyük bir duvarı aşabilmek için üst üste tırmandığı sahne yer aldı. Musk paylaşımına, "Vay canına, İspanya'daki durum çılgınca görünüyor." ifadelerini ekledi. Daha sonra bunun bir metafor olduğunu belirten Musk, gerçek sınır görüntülerini paylaşarak, "Sadece şaka yapıyordum; gerçek video bu." yorumunu yaptı. Bu paylaşımlar kısa sürede dünya genelinde geniş etkileşim aldı. "Onlar Kelimenin Tam Anlamıyla İstilacı" Ceuta görüntülerinin paylaşılmasının ardından bir sosyal medya kullanıcısı yaşananları "bir düşman ordusunun istilası"olarak değerlendirdi. Musk ise bu yoruma, "Doğru. Onlar kelimenin tam anlamıyla istilacıdır." şeklinde yanıt verdi. Bu ifadeler sosyal medya platformlarında yoğun tartışmalara neden olurken, göç politikaları konusundaki farklı görüşleri yeniden gündeme taşıdı. "Avrupa Kendini İntihara Sürüklüyor" Yorumu Elon Musk, İspanya'nın iltica başvurusu yapan kişilere ilişkin uygulamalarını konu alan bir paylaşımı da yorumladı. Sığınma başvurularının sonuçlanmasına kadar kişilerin sınır dışı edilemediğine ilişkin değerlendirmeye atıfta bulunan Musk, Avrupa'nın göç politikalarını eleştirerek, "Avrupa kendini öldürüyor (intihar ediyor)." ifadelerini kullandı. Musk'ın bu açıklaması da kısa sürede binlerce kullanıcı tarafından paylaşıldı ve farklı görüşlerin dile getirildiği tartışmalara yol açtı. Tartışma ABD Siyasetine de Taşındı Ceuta'daki gelişmeler yalnızca Avrupa'da değil, ABD siyasetinde de gündem oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanlarından Stephen Miller, Ceuta'daki görüntüleri ABD'nin Meksika sınırındaki göç politikalarıyla karşılaştırdı. Miller, sosyal medya paylaşımında Demokratların göç politikalarını eleştirirken, Musk bu paylaşıma "Doğru." ifadesiyle destek verdi. Böylece Ceuta'daki gelişmeler, Avrupa'daki göç tartışmalarının yanı sıra ABD'deki siyasi tartışmaların da bir parçası haline geldi. Ceuta Neden Bu Kadar Önemli? Ceuta, Fas topraklarıyla çevrili olmasına rağmen İspanya'ya bağlı özerk bir kent olması nedeniyle Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki en kritik sınır noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Avrupa Birliği topraklarına kara yoluyla ulaşılabilen nadir noktalardan biri olması nedeniyle, düzensiz göçmenler açısından uzun yıllardır önemli geçiş güzergâhlarından biri konumunda bulunuyor. Bölgedeki göç baskısı zaman zaman artış gösterirken, İspanya güvenlik güçleri ile Fas makamları sınır güvenliğini sağlamak amacıyla ortak çalışmalar yürütüyor. Göç Politikaları Yeniden Tartışılıyor Ceuta'da yaşanan son gelişmeler, Avrupa'nın düzensiz göç politikalarının yeniden tartışılmasına neden oldu. Bir yanda sınır güvenliği ve kamu düzeninin korunması gerektiğini savunan görüşler öne çıkarken, diğer yanda uluslararası hukuk ve sığınma hakkı çerçevesinde insani sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini dile getiren değerlendirmeler yapılıyor. Uzmanlara göre, Akdeniz ve Kuzey Afrika hattındaki düzensiz göç hareketleri, Avrupa Birliği'nin önümüzdeki dönemde ortak göç politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Elon Musk'ın açıklamaları ise bu tartışmaları daha görünür hale getirirken, göç konusunun yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve insani boyutlarıyla da küresel gündemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Meta Açıklaması: Elon Musk, İspanya'nın Ceuta kentindeki düzensiz göç hareketine ilişkin yaptığı açıklamalarda Avrupa'nın göç politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Açıklamalar uluslararası tartışma yarattı.

Cezayir'de Orman Yangını Felaketi: 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Binlerce Hektar Alan Kül Oldu Haber

Cezayir'de Orman Yangını Felaketi: 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Binlerce Hektar Alan Kül Oldu

Cezayir'de etkili olan aşırı sıcak hava dalgası ve peş peşe çıkan orman yangınları büyük bir felakete yol açtı. Ülkenin farklı bölgelerinde devam eden yangınlarda 6 kişi yaşamını yitirirken, 100'den fazla kişi dumandan etkilenerek hastanelerde tedavi altına alındı. Yetkililer, yüksek sıcaklıkların ve şiddetli rüzgarların yangınların hızla büyümesine neden olduğunu belirtirken, ekiplerin alevlerle mücadelesi devam ediyor. Cezayir'in kuzeydoğu, orta ve batı kesimlerindeki 19 vilayette etkili olan yangınlar, özellikle yoğun ormanlık alanların bulunduğu Kabiliye bölgesinde ciddi hasara neden oldu. 159 Yangından 141'i Kontrol Altına Alındı Cezayir Sivil Savunma ekiplerinden yapılan açıklamada, ülke genelinde çıkan 159 orman yangınından 141'inin kontrol altına alındığı bildirildi. Yetkililer, 18 noktadaki yangının ise tamamen söndürülebilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Yangın söndürme çalışmalarına çok sayıda ekip katılırken, bölgedeki zorlu hava koşulları müdahaleleri güçleştirdi. Hava sıcaklıklarının bazı bölgelerde 49 dereceye kadar yükselmesi ve kuvvetli rüzgarların etkili olması, alevlerin kısa sürede geniş alanlara yayılmasına neden oldu. Kabiliye Bölgesi En Fazla Etkilenen Yerlerden Biri Oldu Yangınlardan en büyük zararı gören bölgelerin başında başkentin doğusunda bulunan Kabiliye bölgesi geldi. Dağlık yapısı ve geniş ormanlık alanlarıyla bilinen bölgede çok sayıda yerleşim yeri yangın tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Yetkililer, özellikle kırsal alanlarda yaşayan vatandaşların güvenli bölgelere tahliye edildiğini ve ekiplerin yerleşim alanlarına ulaşan alevleri kontrol altına almak için yoğun çaba harcadığını belirtti. 100'den Fazla Kişi Hastaneye Kaldırıldı İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Annaba vilayetine bağlı Seraidi beldesinde yalnızca bir gün içinde dumandan etkilenen 100'den fazla kişinin hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Yangınların etkili olduğu bölgede en az 150 evin kullanılamaz hale geldiği açıklandı. Can kayıplarının yanı sıra çok sayıda kişinin evlerinden ayrılmak zorunda kalması, felaketin boyutunu artırdı. Yangınlarda Büyük Çevresel Kayıp Yaşandı Resmi verilere göre, 1 Mayıs 2026'dan bu yana Cezayir genelinde 3 bin 719 yangına müdahale edildi. Bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 148 oranında arttığı belirtildi. Yangınlarda şimdiye kadar 1.666 hektardan fazla tarım arazisi, ormanlık alan ve meyve bahçesi zarar gördü. Yetkililer, yaşanan felaketin 2021 yılından bu yana ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük çevre felaketlerinden biri olduğunu ifade etti. Kundaklama İhtimali Araştırılıyor Cezayirli yetkililer, yangınların ortaya çıkmasında aşırı sıcaklıkların ve iklim değişikliğinin önemli rol oynadığını açıkladı. Bununla birlikte bazı yangın noktalarında kundaklama ihtimali üzerinde de duruluyor. Başkentteki bir mahkemenin, Konstantin vilayetinde "kasten orman yakma" suçlamasıyla 4 kişi hakkında işlem başlattığı bildirildi. Cezayir yasalarına göre bu suçun cezasının 30 yıla kadar hapis veya müebbet hapis olabileceği belirtildi. Binlerce Personel Yangınlarla Mücadele Ediyor Cezayir hükümeti, yangınları kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir seferberlik başlattı. Bu kapsamda 11 bin sivil savunma personeli, 500 itfaiye aracı ve 9 askeri uçağın mücadele çalışmalarında görevlendirildiği açıklandı. Ekipler, hem devam eden yangınları söndürmek hem de yeni yangınların çıkmasını önlemek için bölgelerde çalışmalarını sürdürüyor. Irak'tan Cezayir'e Destek Mesajı Yaşanan felaketin ardından Irak Dışişleri Bakanlığı, Cezayir halkı ve hükümetine taziye mesajı gönderdi. Açıklamada, yangınlarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileğinde bulunulurken, Cezayir'e destek mesajı verildi. Sıcak Hava Dalgası Bölge Ülkelerini Etkiliyor Cezayir'deki aşırı sıcak hava dalgası yalnızca bu ülkeyi değil, Kuzey Afrika'nın diğer ülkelerini de etkiliyor. Komşu ülkeler Tunus ve Fas'ta da yüksek sıcaklıklar nedeniyle orman yangınları ve enerji kesintileri yaşandığı bildirildi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun süreli hale geldiğine dikkat çekerken, Akdeniz havzasındaki ülkelerin orman yangınlarına karşı daha kapsamlı önlemler alması gerektiğini vurguluyor.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur. Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile İftar Programı’nda yaptığı konuşmada, Çanakkale ruhundan eğitimin önemine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin taşıdığı anlamı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale’dir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili, Balkanlar, Kafkaslar ve Kuzey Afrika vardır” ifadelerini kullandı. Eğitimin bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir milleti büyük yapan sadece kazandığı zaferler değil, aynı zamanda iyi yetişmiş, özgüven sahibi fertleridir. Güçlü bir Türkiye hedefi, ancak iyi eğitim almış insan kaynağıyla mümkündür” dedi. Son 23 yılda eğitim alanında önemli reformlar hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’yi “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak en önemli kaldıraçlardan birinin nitelikli ve milli bir eğitim sistemi” olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli… pic.twitter.com/ZTfx5avFCD — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026 Öğretmenlere yönelik şiddet konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda net bir duruş sergileyerek, “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmenlerimize karşı şiddete asla toleransımız yoktur, olmayacaktır. Bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyoruz.” dedi. Erdoğan, öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapabilmesi için gerekli tüm adımların atılacağını belirterek, Türkiye Yüzyılı hedefini birlikte inşa edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz."

Cezayir parlamentosu, Fransız sömürge yönetimini suçlu ilan etti Haber

Cezayir parlamentosu, Fransız sömürge yönetimini suçlu ilan etti

Cezayir parlamentosu, Kuzey Afrika devletinin Fransa tarafından sömürgeleştirilmesini suç ilan eden ve özür ve tazminat talep eden bir yasayı oybirliğiyle kabul etti. Devlet televizyonunun bildirdiğine göre, yasa ayrıca sömürgeciliğin yüceltilmesini de suç kapsamına alıyor. Oylama, iki ülke arasındaki giderek gerginleşen diplomatik ilişkilerin son işareti olup, bazı gözlemciler ilişkilerin Cezayir'in 63 yıl önce bağımsızlığını kazanmasından bu yana en düşük seviyede olduğunu söylüyor. “Ulusal hafızamız silinemez” AFP’nin aktardığına göre milletvekilleri, oylama sırasında Cezayir bayrağının renklerinde eşarplar takarak “Yaşasın Cezayir” sloganları attı. Meclis Başkanı İbrahim Boughali, devlet ajansı APS’ye yaptığı açıklamada, yasanın “Cezayir’in ulusal hafızasının silinemeyeceği ve pazarlık konusu yapılamayacağına dair açık bir mesaj” taşıdığını söyledi. Yasa metninde Fransa’nın sömürge döneminde neden olduğu “trajediler” nedeniyle “yasal sorumluluk” taşıdığı vurgulanırken, “tam ve adil” tazminatın “Cezayir devleti ve halkının devredilemez hakkı” olduğu ifade edildi. Metinde ayrıca nükleer denemeler, yargısız infazlar, fiziksel ve psikolojik işkence ile kaynakların sistematik yağmalanması sömürge suçları arasında sayıldı. Tarihle hesaplaşma ve tazminat talebi Fransa’nın 1830’dan 1962’ye kadar süren sömürge yönetimi, toplu katliamlar, zorunlu sürgünler ve 1954-1962 arasındaki kanlı bağımsızlık savaşıyla sonuçlanmıştı. Cezayir, bu süreçte 1,5 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirtirken, Fransız tarihçiler ölü sayısını yaklaşık 500 bin olarak veriyor. Cezayirli milletvekilleri ayrıca, Fransız ordusunun 1830’da Cezayir’i işgal ettikten sonra sökerek Fransa’ya götürdüğü ve bugün Brest kentinde bulunan, “Baba Merzoug” olarak bilinen 16. yüzyıla ait bronz topun iadesini de talep ediyor. Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, yasal bir çerçevenin iade sürecinin “bir lütuf ya da jest” olarak sunulmasının önüne geçeceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.